
387
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Uranil baskılı poli(pirolobenzometakrilamid-Co-metakrilik asit-Co-divinil benzen) pmdu polimerinin sentezi karakterizasyonu ve uranyum zenginleştirmede kullanımı
1-(2-Aminofenil)pirol ve metakriloil klorür ile elde edilen monomer ve metakrilik asit monomeri kullanılarak yeni bir uranil(UO22+) iyon baskılı polimer sentezlendi ve karakterize edildi. Sentezlenen imprinted polimer uranyumun katı faz ekstraksiyonu ile zenginleştirilmesinde adsorban olarak kullanıldı ve optimum deneysel şartlar belirlendi. PMDU imprinted polimeri için belirlenen şartlar: pH: 5, elüent türü: 3 M HClO4, elüent akış hızı: 1 mL.dk-1, örnek akış hızı: 1 mL.dk-1, elüent hacmi: 20 mL ve örnek hacmi: 750 mL olarak belirlendi. Uranyum ölçümleri ise UV-VIS Spektrometre ile yapıldı. Geliştirilen yöntemin gözlenebilme sınırı, zenginleştirme faktörü ve adsorpsiyon kapasitesi sırasıyla 0.95 µg.L-1, 37.5 ve 96.15 mg.g-1 olarak bulundu. Sentezlenen bu polimer, deniz suyu örneklerindeki U(VI) iyonunun ayırma ve zenginleştirmesinde kullanıldı. Aynı zamanda geliştirilen yöntemin doğruluk kontrolleri için standart referans madde (SRM) örneklerine uygulandı ve U(VI) iyonu kantitatif olarak tayin edildi.
Gelingüllü (Yozgat) barajındaki riprap malzemesinin jeomekanik özelliklerinin belirlenmesi
Riprap, toprak gövdeli barajların memba şevini korumak için yerleştirilen bir örtü tabakasıdır. Baraj gövdesinde riprap malzemesi olarak kullanılacak kayaçların fiziksel ve mekanik özelliklerinin belirli sınır değerleri sağlaması gerekir. Fiziksel ve kimyasal bozunmalar etkisiyle kayaçların mineralojik, fiziksel ve mekanik özellikleri değişmekte, başlangıçta riprap malzemesi için uygun sınırlar içerisinde olan fiziksel ve mekanik özellikleri bu sınırların dışına çıkabilmektedir. Sınırların dışına çıkan değerler baraj için problem oluşturmaktadır. Çalışma alanında karasal iklim hakim olduğundan, riprap olarak kullanılan kayaçlar yoğun donma-çözünme etkisindedir. Bu tez kapsamında, Gelingüllü barajı gövdesinde riprap malzemesi olarak kullanılan kayaçların jeolojik, fiziksel ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Blokların kenar zonlarının, özellikle sulu zonlardaki blokların (A, B, C) daha fazla killeşme, serisitleşme, hidrobiyotitleşme gösterdiği ve mikro çatlak içerdiği anlaşılmıştır. A zonundaki bloklar bozunma ve dalga etkisiyle yuvarlaklaşmıştır. Blokların kuru yoğunluk, su emme ve serbest basınç dayanımlarının ortalama değerleri tüm zonlarda kabul edilebilir sınırlar içindedir. Bununla birlikte, su etkisindeki A, B, ve C zonlarında bazı bloklarda mühendislik parametrelerinin sınır değerlerin dışına çıktığı gözlenmiştir. Kuru zonda (D) ise tüm parametreler kabul edilebilir sınırlar içinde kalmıştır. A, B ve C zonlarında blokların gözeneklilik değerlerinde artış gözlenmiştir. Gözenekliliğin artması, göl suyu ile temas halinde olan bu zonlardaki blokların, bölgeyi etkileyen ıslanma-kuruma ve donma-çözülme gibi fiziksel etkilerden daha fazla etkilenmesine sebep olacaktır. Bu da blokların parçalanmasını ve zayıflamasını hızlandıracaktır. Anahtar Kelimeler: Riprap, Gelingüllü barajı, toprak baraj, granit, Yozgat
Aktive edilmiş biyoadsorbanlar ile sulu çözeltilerden boyar madde adsorpsiyonu
Dünyanın en ciddi sorunlarından biri olan su kirliliğine neden olan boyar maddeler çeşitli yöntemlerle, özellikle adsorpsiyon yöntemiyle sulardan uzaklaştırılabilir. Bu durum bilim dünyasını adsorpsiyonu daha etkin olarak kullanmanın yollarını aramaya zorlamaktadır. Özellikle yüzeyde tutma işlemini gerçekleştiren adsorban, adsorpsiyon sürecini etkileyen en önemli faktör konumunda bulunmaktadır. Çevre dostu, ekonomik, etkili ve verimli olarak kullanılabilecek bir adsorbana ulaşmak amacıyla yapılan bu çalışmada, Üniversitemizin Erdoğan Akdağ Kampüsünden topladığımız, bölgemizde de bolca bulunabilen ve ayrıca adsorpsiyon çalışmalarında bu amaçla kullanılmamış olan alıç meyvesinin çekirdeği adsorban olarak seçildi. Hedef kirletici olarak boyar maddelerden biri olan metilen mavisi kullanıldı. İşlenmemiş alıç çekirdeğinin adsorpsiyon kapasitesinin düşük olması nedeniyle alıç çekirdeği sülfürik asit (H2SO4) ile aktive edilerek yeni bir biyoadsorban hazırlandı. Aktivasyon işlemi farklı süre, sıcaklık, asit derişimi ve asit/örnek oranı değerlerinde yapılarak optimum aktivasyon koşulları belirlendi. Alıç çekirdeğinin aktivasyonu için optimum koşullar: 6 saatlik süre, 85 oC sıcaklık, 18,20 M asit derişimi ve asit/örnek oranı ise 5:1 olarak belirlendi. Optimum koşullarda hazırlanan biyoadsorbanın karakterizasyonu FTIR, SEM, BET, Bohem Titrasyonu ve yüzey pH'ı (pHpzc) teknikleri kullanılarak yapıldı. Geliştirilen biyoadsorban kullanılarak sulu çözeltilerden Metilen Mavisi (MM) giderimi araştırıldı. Adsorpsiyon çalışmaları kesikli metotla yapıldı ve adsorpsiyon üzerine pH'ın, başlangıç boya derişiminin, sürenin, ortam sıcaklığının ve adsorban miktarının etkileri araştırıldı. Ayrıca adsorpsiyon izotermleri ve kinetiği üzerinde çalışılarak uygun izoterm ve kinetik modeller belirlendi. Desorpsiyon çalışmaları (rejenerasyon) yapılarak, geliştirilen biyoadsorbanın tekrar kullanılabilirliği araştırıldı. Çalışmalar sonucunda Metilen mavisinin hem Alıç çekirdeği (AÇ) hem de sülfürik asitle aktive edilmiş alıç çekirdeği (SAÇ) üzerine adsorpsiyon izotermlerinin Langmuir izotermine daha uygun olduğu belirlendi. Biyoadsorbanların adsorpsiyon kapasitesi AÇ ve SAÇ için sırayla 49,50 mg/g; 151,52 mg/g olarak hesaplandı. Adsorpsiyon kinetiğinin ise her iki adsorban için de yalancı ikinci derece kinetik modele uygun olduğu görülmüştür. SAÇ'ın tekrar kullanılabilirlik çalışmalarında beş kez tekrarlanan çalışmalar sonucunda adsorpsiyon yüzdesinin 99,87'den 98,81'e düştüğü görüldü. Geliştirilen biyoadsorbanın (SAÇ) MM' nin sulu çözeltilerden uzaklaştırılmasında etkin bir adsorban olarak kullanılabileceği gözlendi.
Yakın halkalarda p-v-asallık
Bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmayla ilgili literatür bilgisi verilmiştir. İkinci bölümde, yakın halkalar ile ilgili temel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, yakın halkaların asal idealleri ve bu idealler arasındaki ilişkiler detaylı olarak incelenmiştir. Orijinal bir çalışmadan oluşan dördüncü bölümde, 3-asallık kavramı genişletilerek, yakın halkanın bir P ideali için P-3-asal ideal ve P-3-asal yakın halka kavramları tanımlanmıştır. Ardından P-3-asallığın; P-c-asallık, c-asallık ve 3-asallık ile ilişkileri araştırılmıştır. Beşinci bölümde, yakın halkanın bir P ideali için P-(sağ, sol) birim ve P-(sağ, sol) invers tanımları verilmiştir. Daha sonra bu kavramlarla ilgili bazı sonuçlar elde edilmiştir.
Bir makara sarım makinasının modellenmesi, benzetimi ve gergi kontrolü
İplik veya tel gibi çapı boyuna oranla çok küçük malzemelerin üretimi sırasında veya üretimden sonra sarıldıkları büyük makaralardan daha küçük makaralara sarımı esnasında kopmadan veya zarar görmeden sarılabilmesi için gerginliğinin kontrol edilmesi gerekmektedir. Kullanım esnasında manyetik alan ve direnç gibi birçok özelliğinin optimum seviyede olması için küçük makaralara sarılan tellerin sarım gerginliğinin belirli bir değerde olması istenir. Ayrıca sarım sırasında gerginliğin malzemenin akma sınırından büyük bir değerde olması malzemenin plastik olarak şekil değiştirmesine ve telin çapının kopmadan küçülmesine sebep olmaktadır. Tel çapının küçüldüğü kısımda kesit alanı daralacak ve normal tel kesitinin taşıyabileceği akımdan daha az akımlara dayanmasına ve aşırı ısınmadan dolayı kopmasına sebep olacaktır. Bu çalışmada emaye kaplı bakır telin büyük makaradan küçük makaraya istenilen gerginlikte ve düzgün sarımı için tasarlanmış ve imal edilmiş sistemin bilgisayarla kontrolü teorik ve uygulamalı olarak incelenmiştir. Çalışma sonunda tatmin edici sonuçlara ulaşılmış ve çok sayıda grafikle verilmiş; ileriye yönelik çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Atık kızartma-nötralize atık kızartma yağından biyodizel üretiminin optimizasyonu ve yakıt özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, atık kızartma yağına (AKY) nötralizasyon işlemi uygulanarak nötralize atık kızartma yağı (NAKY) elde edilmiştir. Bu yağlardan transesterifikasyon yöntemi ile üretim parametrelerini (katalizör miktarı, alkol oranı, sıcaklık ve zaman) değiştirerek optimizasyon uygulanmış, atık kızartma yağı biyodizeli (AKYB) ve nötralize atık kızartma yağı biyodizeli (NAKYB) üretimleri gerçekleştirilmiştir. AKYB ve NAKYB üretim parametrelerinde katalizör miktarı; 0.25, 0.5, 0.75, 1, 1.25 gr olarak denenmiştir. Alkol miktarı; 10, 15, 20 25 ve 30 gr, sıcaklık değerleri; 30, 40, 50, 60, 700C ve zaman için 30, 45, 60, 75, 90dk olarak denenmiştir. AKYB için optimizasyon değerleri; katalizör miktarı 0.75, alkol miktarı 20 gr, sıcaklık değeri 500C, reaksiyon süresi 60dk ve reaksiyonun verimi %95.0182 olarak ölçülmüştür. NAKYB için optimizasyon değerleri; katalizör miktarı 0.50, alkol miktarı 20 gr, sıcaklık değeri 600C, reaksiyon süresi 60dk ve reaksiyon verimi %97.172 olarak ölçülmüştür. Yakıt özelikleri için; tüm yakıtların su içeriği değerleri, standart değerlerin biraz üzerinde çıkmıştır. AKYB ve NAKYB için viskozite, yoğunluk, parlama noktası değerleri standart değerler içerisinde çıkmıştır. AKYB üretimi ile AKY'nin viskozitesi %88.5, yoğunluğu ise %4.42 düşmüştür. NAKYB üretimi ile NAKY'nin viskozitesi %88.7, yoğunluk değeri ise %4.42 düşmüştür.
Yüzey baskılı doğal polimerlerle uranyum zenginleştirilmesi ve tayini
Bu çalışmada doğal bir adsorban olan koyun yününe metakrilik asit ve akrilonitril aşılanıp uranyum ve gluteraldehit kullanılarak yüzey baskılama işlemi gerçekleştirildi. Sentezlenen yüzey baskılı polimer uranyumun katı faz ekstraksiyonu ile zenginleştirilmesinde adsorban olarak kullanıldı ve optimum deneysel şartlar (pH: 5, elüent türü: 3 M HClO4, elüent akış hızı: 0.5 mL.dk-1, örnek akış hızı: 1 mL.dk-1, elüent hacmi: 20 mL ve örnek hacmi: 750 mL) belirlendi. Uranyum ölçümleri ise UV-VIS Spektrometre ile yapıldı. Geliştirilen yöntemin gözlenebilme sınırı, zenginleştirme faktörü ve adsorpsiyon kapasitesi sırasıyla 1.03 µg.L-1, 37.5 ve 90.09 mg.g-1 olarak bulundu. Sentezlenen bu polimer, deniz suyu örneklerindeki U(VI) iyonunun ayırma ve zenginleştirmesinde kullanıldı. Aynı zamanda geliştirilen yöntemin doğruluk kontrolleri için standart referans madde (SRM) örneklerine uygulandı ve U(VI) iyonu kantitatif olarak tayin edildi.
Karamadazı (Kayseri) Skarn demir yatağının jeokimyasal özelliklerinin incelenmesi
İnceleme alanı, Yahyalı ilçesinin (Kayseri) yaklaşık 20 km kuzeybatısında yer almakta olup, çalışma Karamadazı demir yatağının jeokimyasal özelliklerinin incelenmesine dayanmaktadır. Bahsi geçen demir yatağı, Karamadazı Graniti ile Yahyalı istifinde yer alan Akbaş Formasyonu dokanağı boyunca gelişmiş bir skarn yatağıdır. Yatağın incelenmesi sırasında cevher örneklerinin ana oksit, eser element ve NTE analizleri yapılmış, NTE'ler kondrite göre normalize edilerek spider diyagramları çizilmiştir. Buna göre değer alınabilen tüm örnekler pozitif Eu anomalisi gösterirken, Ce anomalisi ise hem pozitif hem de negatif anomali sunmuştur. Pozitif Ce anomalisi hidrojenetik yataklarda gözlenirken negatif Ce anomalisi ise hidrotermal bir kökene işaret etmektedir. Cevher örneklerinde belirlenen pozitif Eu anomalisi, hidrotermal bir kökene işaret ederken, aynı zamanda hidrotermal çözeltiye deniz suyu karışımının da olduğunu ifade etmektedir. Bu çalışmaların yanında, cevher örneklerinde XRD, SEM-EDX analizleri yapılmış, cevher mikroskobisi çalışmaları ile de cevherleşme hakkında yeni bilgiler elde edilmiştir. Kalsit kristallerinde yapılan sıvı kapanım çalışmalarında ise çok sayıda ve değişik boyutlarda sıvı kapanımları gözlenmiştir. Bunun sonucunda cevherleşmeye ait ilk erime sıcaklıkları, son buz erime sıcaklığı ve homojenleşme sıcaklığı ölçülmüştür. Buna göre kalsit içerisindeki birincil kapanımlarda; 75C ile 160C arasında (n =30, ort = 136C) değişen homojenleşme sıcaklıkları ölçülürken, ikincil kapanımlarda ise 215C ile 240C aralığında bir homojenleşme sıcaklığı ölçülmüştür. Buna göre cevherleşmenin kısmen teletermal, daha çok epitermal ve mezotermal bir sıcaklıkta geliştiği söylenebilir
Pirazol ve kumarin yapılarını içeren yeni hibrit moleküllerin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, pirazol ve kumarin gibi iki biyoaktif çekirdeğin bir molekülde yer aldığı yeni hibrit bileşiklerin sentez ve karakterizasyon çalışmaları hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda aşağıdaki çalışmalar gerçekleştirildi. Tez çalışmamızda öncelikle asetofenon ile 4-kloroasetofenon bileşiklerinin N,N-Dimetilformamit-dimetilasetal (DMF-DMA) reaktifi ile olan reaksiyonlarından, dimetilamino grubu içeren α,β-doymamış karbonil bileşikleri (B) sentezlendi. B bileşiklerinin aromatik diazonyum tuzlarıyla 0 oC'de etkileştirilmesiyle aldehit grubu içeren C bileşikleri elde edildi. Daha sonra C bileşiklerinin etil 4-kloro-3-oksobütanoat reaktifi ile müteakip reaksiyonlarından pirazol halkası içeren β-ketoester bileşikleri (D) sentezlendi. Son basamakta, D bileşiklerinin salisilaldehit türevleriyle yapılan reaksiyonlarından kumarin ve pirazol halkaları içeren yeni hibrit bileşikler (E) elde edildi. Sentezlenen yeni bileşiklerin yapı analizleri elementel analiz, FTIR, NMR, HRMS yöntemleriyle gerçekleştirildi.
Ortogonal Serilerin Mutlak Genelleştirilmiş Hausdorff Toplanabilmesi Üzerine
Beş bölümden oluşan bu çalışmanın amacı ortogonal serilerin mutlak genelleştirilmiş Hausdorff toplanabilmesini incelemektir. Birinci bölümde toplanabilme teorisinin tarihsel gelişimi hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde bu çalışmada kullanılan temel tanım ve teoremler verildi. Üçüncü bölümde ortogonal serilerin mutlak genelleştirilmiş Nörlund toplanabilmesi ile ilgili teoremlerin ispatı veridi. Bu teoremleri ispatlamak için kullanılan lemma verildi. Dördüncü bölümde ortogonal serilerin mutlak genelleştirilmiş Hausdorff toplanabilmesi ile ilgili teoremlerin ispatı incelendi. Beşinci bölümde literatürde olmayan Fourier serilerinin mutlak genelleştirilmiş Nörlund toplanabilmesi ile ilgili bir teorem ispatlandı.