Doç. Dr. Aysel Çoban danışmanlığındaki tezler
11 tez · Hacettepe University
Okul öncesi dönemde ebeveyn-çocuk ilişkisi ve çocukların psikolojik iyi oluşu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada okul öncesi dönemde ebeveyn-çocuk ilişkisi ve çocukların psikolojik iyi oluşu arasındaki ilişkinin aileye ve çocuğa ilişkin değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında ebeveynlerin ve öğretmenlerin değerlendirmelerine yer verilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye genelindeki resmi veya özel kreş, anasınıfı ve anaokullarında eğitim gören 3-6 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Çalışmadaki veriler "Ebeveyn ve Çocuk Kişisel Bilgi Formu'', "Öğretmen Kişisel Bilgi Formu'', "Çocuk-Anababa İlişki Ölçeği'' ve "Okul Öncesi Çocuklar İçin Sosyal Duygusal İyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği/PERİK'' ile toplanmıştır. Sonuçlar, çocuğun yaşı, cinsiyeti ve kardeş sayısı değişkenleri ile çocukların PERİK Ölçeği puanları arasında anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Kızların ve erkeklerin PERİK Ölçeğinin Duygusal İstikrar/Stresle Başa Çıkma boyutundaki puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark görülmüştür. 6 yaşındaki çocukların PERİK Ölçeği puanlarının en yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Kardeş sayısı arttıkça PERİK Ölçeği'nden alınan toplam puanların azaldığı görülmüştür. Ele alınan değişkenler ile ebeveyn-çocuk ilişkisi puanları arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuçlar, çocukların ebeveynleriyle olan ilişkisi ve psikolojik iyi oluşları açısından değerlendirilmiş; politika yapıcılara, araştırmacılara ve ailelere öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi dönemdeki çocukların günlük stres yaşantılarının öğretmen ve ebeveyn bakış açısıyla incelenmesi
Bu çalışma okul öncesi çocuklarının günlük stres yaşantılarının ebeveyn ve öğretmen bakış açısıyla incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmaya 5-6 yaşında olup okul öncesi eğitime devam eden çocuğa sahip 305 ebeveyn ve 5-6 yaş çocuklarının eğitimi ile ilgilenen 333 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Dönemdeki Çocukların Günlük Stres Yaşantıları Ölçeği (Ebeveyn ve Öğretmen Formu)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ölçek geçerlik güvenirlik çalışması için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi; kullanılan ölçeğin çeşitli değişkenler ile incelenmesi için pearson korelasyon katsayısı, t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırma için oluşturulan ölçeğin 3 boyutlu bir yapıdan oluştuğu, geçerli ve güvenilir olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantılarına yönelik algısının biyolojik ve sosyokültürel alt boyutlarda anlamlı bir şekilde farklılaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. Her iki alt boyutta da öğretmenlerin ebeveynlere göre çocuklarda daha fazla günlük stres yaşantısı algıladıkları saptanmıştır. Bunun yanında ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantısı puanları ile cinsiyet, yaş, baba eğitim düzeyi, gelir durumu arasında bir ilişki bulunamazken; sosyokültürel alt boyutta ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantısına ilişkin puanları çocuk sayısına göre farklılaşmaktadır. Bulgulara göre 3 çocuğa sahip ebeveynler, 2 veya tek çocuğa sahip ebeveynlere göre çocuklarında daha fazla stres algılamaktadır. Benzer şekilde ebeveynlerin biyoloji alt boyutunda çocukların günlük stres yaşantısına ilişkin puanları anne eğitim düzeyine göre farklılaşmaktadır. Lisans mezunu olan anneler çocuklarında, lise mezunu olan annelerden daha fazla stres algılamışlardır. Öğretmenlerin çocukların stres yaşantılarına yönelik algısı, deneyim yılı, yaş veya sınıftaki çocuk sayısına göre farklılaşmamaktadır.
Okul öncesi dönemdeki çocukların günlük stres yaşantılarının öğretmen ve ebeveyn bakış açısıyla incelenmesi
Bu çalışma okul öncesi çocuklarının günlük stres yaşantılarının ebeveyn ve öğretmen bakış açısıyla incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmaya 5-6 yaşında olup okul öncesi eğitime devam eden çocuğa sahip 305 ebeveyn ve 5-6 yaş çocuklarının eğitimi ile ilgilenen 333 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Dönemdeki Çocukların Günlük Stres Yaşantıları Ölçeği (Ebeveyn ve Öğretmen Formu)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ölçek geçerlik güvenirlik çalışması için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi; kullanılan ölçeğin çeşitli değişkenler ile incelenmesi için pearson korelasyon katsayısı, t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırma için oluşturulan ölçeğin 3 boyutlu bir yapıdan oluştuğu, geçerli ve güvenilir olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantılarına yönelik algısının biyolojik ve sosyokültürel alt boyutlarda anlamlı bir şekilde farklılaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. Her iki alt boyutta da öğretmenlerin ebeveynlere göre çocuklarda daha fazla günlük stres yaşantısı algıladıkları saptanmıştır. Bunun yanında ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantısı puanları ile cinsiyet, yaş, baba eğitim düzeyi, gelir durumu arasında bir ilişki bulunamazken; sosyokültürel alt boyutta ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantısına ilişkin puanları çocuk sayısına göre farklılaşmaktadır. Bulgulara göre 3 çocuğa sahip ebeveynler, 2 veya tek çocuğa sahip ebeveynlere göre çocuklarında daha fazla stres algılamaktadır. Benzer şekilde ebeveynlerin biyoloji alt boyutunda çocukların günlük stres yaşantısına ilişkin puanları anne eğitim düzeyine göre farklılaşmaktadır. Lisans mezunu olan anneler çocuklarında, lise mezunu olan annelerden daha fazla stres algılamışlardır. Öğretmenlerin çocukların stres yaşantılarına yönelik algısı, deneyim yılı, yaş veya sınıftaki çocuk sayısına göre farklılaşmamaktadır.
Okul öncesi dönemdeki çocukların günlük stres yaşantılarının öğretmen ve ebeveyn bakış açısıyla incelenmesi
Bu çalışma okul öncesi çocuklarının günlük stres yaşantılarının ebeveyn ve öğretmen bakış açısıyla incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmaya 5-6 yaşında olup okul öncesi eğitime devam eden çocuğa sahip 305 ebeveyn ve 5-6 yaş çocuklarının eğitimi ile ilgilenen 333 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Dönemdeki Çocukların Günlük Stres Yaşantıları Ölçeği (Ebeveyn ve Öğretmen Formu)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ölçek geçerlik güvenirlik çalışması için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi; kullanılan ölçeğin çeşitli değişkenler ile incelenmesi için pearson korelasyon katsayısı, t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırma için oluşturulan ölçeğin 3 boyutlu bir yapıdan oluştuğu, geçerli ve güvenilir olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantılarına yönelik algısının biyolojik ve sosyokültürel alt boyutlarda anlamlı bir şekilde farklılaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. Her iki alt boyutta da öğretmenlerin ebeveynlere göre çocuklarda daha fazla günlük stres yaşantısı algıladıkları saptanmıştır. Bunun yanında ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantısı puanları ile cinsiyet, yaş, baba eğitim düzeyi, gelir durumu arasında bir ilişki bulunamazken; sosyokültürel alt boyutta ebeveynlerin çocuklardaki günlük stres yaşantısına ilişkin puanları çocuk sayısına göre farklılaşmaktadır. Bulgulara göre 3 çocuğa sahip ebeveynler, 2 veya tek çocuğa sahip ebeveynlere göre çocuklarında daha fazla stres algılamaktadır. Benzer şekilde ebeveynlerin biyoloji alt boyutunda çocukların günlük stres yaşantısına ilişkin puanları anne eğitim düzeyine göre farklılaşmaktadır. Lisans mezunu olan anneler çocuklarında, lise mezunu olan annelerden daha fazla stres algılamışlardır. Öğretmenlerin çocukların stres yaşantılarına yönelik algısı, deneyim yılı, yaş veya sınıftaki çocuk sayısına göre farklılaşmamaktadır.
Anne-babalık amaçları ile çocuğun mizacı, psikososyal davranışları, duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı, anne-babalık amaçları ile çocuğun mizacı, psikososyal davranışları, duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya amaçsal örnekleme yöntemi olan ölçüt örnekleme yoluyla seçilen, İzmir merkez ilçelerinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-78 aylık çocuklarının anne ve babaları katılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Amaçları Anketi, Çocuklar için Kısa Mizaç Ölçeği, Duygu Düzenleme Ölçeği ve Psikososyal Davranışlar Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Betimsel istatistik yöntemleri ile Pearson Korelasyon katsayısı analiz testi, t testi, Kruskal Wallis testi, ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, anne-babalık amaçlarında anne ve babaların eğitim düzeyine, anne-baba oluşuna, çocuğun cinsiyetine göre anlamlı bir fark yoktur. Kendine yönelme amaçları sosyoekonomik düzeye göre değişmemektedir. Sosyal beceri ve uyma amaçları sosyoekonomik düzeye göre değişmektedir. Annelerin aile yapısı ile anne-babalık amaçları arasında anlamlı fark yokken; babaların aile yapısı ile uyma amaçları arasında anlamlı fark vardır. 48-60 aylık çocukların anne-babaları ile 61-78 aylık çocukların anne-babalarının sosyal beceri amaçlarında anlamlı fark varken; diğer anne-babalık amaçlarının alt boyutları ve çocukların yaşları arasında anlamlı bir fark yoktur. Anne-babalık amaçları ile çocuğun sebatkarlık mizacı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki varken; tepkisellik ve sıcakkanlılık mizacı ile anlamlı bir ilişki yoktur. Anne-babalık amaçları ile çocuğun psikososyal davranışları arasında anlamlı bir ilişki varken; babaların sosyal beceri amaçları ile çocuğun psikososyal davranışları arasında anlamlı bir ilişki yoktur. Anne-babalık amaçları ile çocuğun duygu düzenleme becerileri arasında anlamlı bir ilişki yoktur.
36-72 aylık çocukların benlik kavramlarının incelenmesi: Türkiye – Almanya örneği
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de ve Almanya'da okul öncesi eğitim alan 36-72 aylık çocukların benlik kavramlarının incelenmesi ve çocukların benlik kavramı düzeyleri arasında anlamlı fark olup olmadığının belirlenmesidir. Çalışmaya Türkiye'den 433 çocuk, Almanya'dan 206 çocuk amaçlı örnekleme yöntemi içerisinde yer alan ölçüt örnekleme yöntemi ile dahil edilmiştir. Araştırmanın modeli, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelidir. Veriler Çocuklar İçin Benlik Kavramı Anketi (Okul Öncesi Versiyon) ölçme aracı yardımı ile toplanmıştır. Verilerin analizine başlamadan önce varsayımlar test edilmiş ve alt gruplarda normallik varsayımının sağlanmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle anlamlı farklılığın belirlenmeye çalışıldığı alt problemlerde karşılaştırma yapılacak grup sayısının iki olması durumunda Mann Whitney U testi, ikiden fazla olması durumunda ise Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda benlik kavramının alt boyutları olan becerilere yönelik ve bedensel benlik kavramı alt boyutlarının her ikisinde de çocukların elde ettikleri puanların ülkelere göre Türkiye lehine anlamlı farklılık gösterdiği ancak sosyal benlik kavramı alt boyutunda ülkelere göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Bunun yanı sıra, okul öncesi eğitim alan 36-72 aylık hem kız hem de erkek çocukların bedensel benlik kavramı düzeylerinin Türkiye'deki kız ve erkek çocuklar lehine anlamlı farklılık gösterdiği; becerilere yönelik benlik kavramı ve sosyal benlik alt boyutlarında ise ülkelere göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Ayrıca 36-48, 49-60, 61-72 aylık çocuklar arasında üç yaş grubu için de becerilere yönelik ve sosyal benlik kavramı alt boyutlarında çocukların düzeylerinin ülkelere göre anlamlı farklılık göstermediği, ancak bedensel benlik kavramı alt boyutunda 36-48, 49-60 ve 61-72 olmak üzere her üç yaş grubunda da Türkiye'deki çocuklar lehine anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur.
Olumlu Ebeveynlik Programı'nın çocukların davranış problemlerine, ebeveynlerin disiplin yöntemlerine ve ebeveyn-çocuk ilişkisine etkisi
Olumlu Ebeveynlik Programı, çocukların ve ebeveynlerin kendi davranışlarını düzenlemelerine yardımcı olan uluslararası etkili bir ebeveynlik müdahalesidir. Bu araştırmada Olumlu Ebeveynlik Programı'nın, ebeveyn ve öğretmenlerinin öz bildirimlerine göre davranış problemleri gösteren 48-72 aylık çocukların davranış problemlerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca programın ebeveyn-çocuk ilişkisi ve ebeveynlerin disiplin yöntemlerine olan etkisini incelemek de araştırmanın diğer temel amacıdır. Karma yöntemle tasarlanmış çalışmaya deney (23 ebeveyn) ve bekleme grubunda (24 ebeveyn) yer almak üzere toplam 47 ebeveyn dahil olmuştur. Eğitim sonrasında çocukların davranış problemleri ve ebeveynlerin işlevsiz disiplin yöntemlerinde azalma; ebeveyn-çocuk ilişkisinde ise iyileşmeler meydana gelmiştir. Bununla birlikte ebeveynlik becerileri ve olumlu ebeveyn algısı, davranış problemleriyle baş etme stratejileri, ebeveyn yeterliliği, aile içi kurallar oluşturma ve uygulama, planlı olma ve çocukları ilgilendiren konularda eşler arası iletişimde olumlu anlamda değişimler görülmüştür. Bu etkilerin iki ay sonra yapılan izleme testlerinde de devam ettiği belirlenmiştir. Eğitimin sonunda ebeveynler Olumlu Ebeveynlik Programı'nın içeriği, materyalleri ve süresini olumlu şekilde değerlendirerek; programdan memnun kaldıklarını bildirmişlerdir. Ebeveynlerin değişimi sürdürmeye dair inançlarının olduğu ve edindikleri kazanımları günlük hayatlarına yansıtabildikleri hem nicel ölçümler hem de yapılan görüşmeler ve ev ziyaretleri aracılığıyla tespit edilmiştir. Bulgular, Olumlu Ebeveynlik Programı'nın evrensel bir ebeveyn müdahale programı olduğunu destekler niteliktedir bu nedenle Türkiye'nin farklı bölge ve illerinde programın yaygınlaştırılmasına yönelik ilgili paydaşlara öneriler sunulmuştur.
Olumlu Ebeveynlik Programı'nın çocukların davranış problemlerine, ebeveynlerin disiplin yöntemlerine ve ebeveyn-çocuk ilişkisine etkisi
Olumlu Ebeveynlik Programı, çocukların ve ebeveynlerin kendi davranışlarını düzenlemelerine yardımcı olan uluslararası etkili bir ebeveynlik müdahalesidir. Bu araştırmada Olumlu Ebeveynlik Programı'nın, ebeveyn ve öğretmenlerinin öz bildirimlerine göre davranış problemleri gösteren 48-72 aylık çocukların davranış problemlerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca programın ebeveyn-çocuk ilişkisi ve ebeveynlerin disiplin yöntemlerine olan etkisini incelemek de araştırmanın diğer temel amacıdır. Karma yöntemle tasarlanmış çalışmaya deney (23 ebeveyn) ve bekleme grubunda (24 ebeveyn) yer almak üzere toplam 47 ebeveyn dahil olmuştur. Eğitim sonrasında çocukların davranış problemleri ve ebeveynlerin işlevsiz disiplin yöntemlerinde azalma; ebeveyn-çocuk ilişkisinde ise iyileşmeler meydana gelmiştir. Bununla birlikte ebeveynlik becerileri ve olumlu ebeveyn algısı, davranış problemleriyle baş etme stratejileri, ebeveyn yeterliliği, aile içi kurallar oluşturma ve uygulama, planlı olma ve çocukları ilgilendiren konularda eşler arası iletişimde olumlu anlamda değişimler görülmüştür. Bu etkilerin iki ay sonra yapılan izleme testlerinde de devam ettiği belirlenmiştir. Eğitimin sonunda ebeveynler Olumlu Ebeveynlik Programı'nın içeriği, materyalleri ve süresini olumlu şekilde değerlendirerek; programdan memnun kaldıklarını bildirmişlerdir. Ebeveynlerin değişimi sürdürmeye dair inançlarının olduğu ve edindikleri kazanımları günlük hayatlarına yansıtabildikleri hem nicel ölçümler hem de yapılan görüşmeler ve ev ziyaretleri aracılığıyla tespit edilmiştir. Bulgular, Olumlu Ebeveynlik Programı'nın evrensel bir ebeveyn müdahale programı olduğunu destekler niteliktedir bu nedenle Türkiye'nin farklı bölge ve illerinde programın yaygınlaştırılmasına yönelik ilgili paydaşlara öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi dönemde çocuğun akran, ebeveyn ve öğretmen ilişkileri ile mizaç ve sosyal becerileri arasındaki ilişkiler
Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 46-72 aylık çocukların akran-öğretmen-ebeveyn ilişkileri ile mizaç değişkenleri ve sosyal becerileri arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ortaya koymaktır. Bu araştırma nicel araştırma yaklaşımıyla yapılandırılmış ve ilişkisel araştırma desenine göre uygulanmıştır. Araştırma, yordayıcı ilişkisel desende planlanmış ve veriler 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde toplanmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizinde değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiyi ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar sebatkârlık alt ölçeğinde cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğunu göstermiştir. Anne-baba olumlu ilişkisi sıcakkanlılık/utangaçlığı negatif yönde, sosyal beceri ise sıcakkanlılık/utangaçlığı pozitif yönde yordamaktadır. Ayrıca analiz sonuçları, anne-baba çatışma puanlarının sebatkârlığı anlamlı düzeyde ve negatif yönde yordadığını göstermiştir. Anne-baba çatışma puanlarının ritmikliği anlamlı olarak yordadığı ve mizaca ilişkin ritmiklik alt boyutunun negatif yönde yordayıcısı olduğu görülmüştür. Akran ilişkileri ve anne-baba çatışması birlikte tepkisellik alt boyutunu anlamlı olarak yordamıştır. Diğer bir sonuç ise akran ilişkileri ve anne-baba çatışmasının birlikte tepkisellik alt boyutunu anlamlı olarak yordadığıdır. Hiyerarşik regresyon analizinden elde edilen sonuçlara göre öğretmen-öğrenci yakınlık, akran ilişkileri ve akran saldırganlığının birlikte sosyal beceriyi anlamlı düzeyde yordadığını göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazındaki bulgular çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: akran ilişkileri, ebeveyn-çocuk ilişkisi, mizaç, okul öncesi dönem, öğretmen-çocuk ilişkisi, sosyal beceri
Okul öncesi dönem çocuklarının psikolojik sağlamlıkları ve duygusal zekaları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının psikolojik sağlamlıkları ve duygusal zekaları arasında ilişki olup olmadığını belirlemektir. Kar topu örnekleme yöntemi kullanılan araştırmaya, Ankara ilinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48- 72 ay arasında bulunan 251 çocuk dahil edilmiştir. Veriler toplanırken okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların psikolojik sağlamlıklarını ölçmek amacıyla Ersay tarafından geliştirilen Erken Çocuklukta Yılmazlık Ölçeği, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların duygusal zekalarını ölçmek amacıyla da Ulutaş tarafından geliştirilen Sullivan Öğretmenler İçin Çocukların Duygusal Zekasını Derecelendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çocukların psikolojik sağlamlıkları ve duygusal zekaları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda çocukların psikolojik sağlamlıkları ve duygusal zekalarını geliştirmede okullarda farkındalığın oluşturulması açısından öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim ve seminerlerin düzenlenebileceği, duygusal zeka ve psikolojik sağlamlığı güçlendirici program ve etkinliklerin okulların eğitim programına dahil edilebileceği önerisinde bulunulmuştur. Araştırmanın çocukların karşılaştığı zorluklar karşısında daha kolay toparlanabilme becerisi gösterebilmesi açısından psikolojik sağlamlığın ilişkili olduğu faktörleri belirlemede alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Okul öncesi dönemdeki çocukların akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeylerinin anne çocuk ilişkileri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesi dönemdeki çocukların akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeylerini anne-çocuk ilişkileri açısından incelemektir. Çalışmanın örneklemini Ankara ilindeki MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarından kartopu örnekleme yoluyla seçilen 4-6 yaş aralığındaki 200 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Çocuk-Ana Baba İlişki Ölçeği, Çocuk Davranış Ölçeği ve Sosyal Beceri Geliştirme Sistemi Derecelendirme Ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda çocuk-ana baba ilişki ölçeğinin çatışma alt boyutu puanları ile sosyal beceri ölçeğinin iş birliği ve öz denetim alt boyutları arasında anlamlı ve ters yönlü bir ilişki olduğu; olumlu alt boyutu ve toplam puanları ile sosyal beceri ölçeğinin sorumluluk alt boyutu arasında anlamlı ve ters yönlü ilişki olduğu bulunmuştur. Çocuk-ana baba ilişki ölçeğinin çatışma alt boyutu puanları ile çocuk davranış ölçeğinin saldırganlık alt boyutu puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal beceri ölçeğinin alt boyutları ve toplam puanlarında cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğu; çocuk davranış ölçeği aşırı hareketlilik alt boyutunda yaşa ve cinsiyete; asosyal ve dışlama boyutlarında ise cinsiyete göre anlamlı farklılık olduğu sonuçlarına varılmıştır. Çalışmanın sonucunda, annelerin çocuklarıyla kurdukları ilişkiler ile çocuklarının akran ilişkileri ve sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkiye göre araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler geliştirilmiştir.