Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Deste
11 theses · İnönü University
Tedarik zinciri yönetiminde sürdürülebilirlik uygulamaları ve Malatya ili örneği
Tedarik zinciri yönetimi, hammaddede temininden nihai ürünün tüketiciye teslim edilinceye kadar olan süreçlerin yönetimi olarak tanımlanmaktadır. Hızla yükselen küreselleşmenin ve yoğun rekabetin yaşandığı günümüz dünyasında, işletmeler tedarik zinciri yönetimi yaklaşımını uygulayarak, değişen rekabet şartlarında müşteri taleplerine uygun, esnek bir üretimi gerçekleştirebilmek ve tedarikçilerden son müşteriye kadar uzanan zinciri yönetmeyi başarmak durumundadırlar. İşletmeler bu faaliyetleri gerçekleştirirken hem kendi varlıklarını hem de parçası oldukları ekosistemlerin devamlılığını sağlamak zorundadırlar. Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, bu süreçlerin; ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik kriterleri ile birlikte ele alınmasını ifade etmektedir. Tedarik zinciri yönetimi kapsamında, sürdürülebilirliğin üç boyutu olan ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik başlıklarının kapsamlı olarak ele alındığı bu tez çalışmasında; Malatya ili organize sanayilerinde faaliyet gösteren işletmeler araştırmanın odağıdır. Bu çalışma ile son yıllarda önemi hızla artan "sürdürülebilirlik" kavramını, tedarik zinciri yönetimi bağlamında ele alarak, literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı ile çalışma kapsamındaki işletmelerin, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi konusundaki engel ve algılarının tespit edilmesi, engel ve algı düzeylerinin, işletmelerin temel bazı özelliklerine göre dağılımında farklılık olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bu çalışma ile işletmelerin sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi algı ve engel düzeylerinin, işletmelerin; ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik performansları ile olan ilişkisi incelenmiştir. Son olarak araştırma konusu işletmelerin; ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik performansları arasındaki ilişki incelenmiştir. Böylelikle elde edilen verilerin, değerlendirme ve çözüm önerileri için kullanılması, hem de Malatya ili organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin sürdürülebilirlik yaklaşımlarını ortaya koyabilecek bir envanter oluşturulmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Hata önlemede Poka Yoke yöntemi: İş sağlığı ve güvenliği açısından bir işletme uygulaması
Üretim sistemlerini iyi planlamış ve teknolojik alt yapısı sağlam işletmelerde bile çeşitli nedenlere bağlı olarak bazı hatalar ortaya çıkabilmektedir. İşletmelerin birbirleriyle olan rekabetinden dolayı ortaya çıkabilecek olası hataların tespiti sonrasında hemen önlemler alınmalı ve hatanın yeniden ortaya çıkma durumu en aza indirilmelidir. Hataları ürün kalitesine etki eden hatalar ve iş sağlığı güvenliği açısından tehdit yaratabilecek hatalar olarak iki şekilde sınıflandırmak mümkündür. İş sağlığı ve güvenliği açısından düşündüğümüzde hataların insan sağlığını tehlikeye atabilecek çok ciddi kayıplara neden olabileceği ifade edilebilir. Bu nedenle hataların önüne geçip güvenli ve sağlıklı çalışma ortamını oluşturmak için işletmelerin gerekli önlemleri alması gerekmektedir. Bu noktada hata önleme tekniği olarak kullanılan poka yoke kavramı işletmeler için önemli bir araç olarak kullanılabilmektedir. Bu çalışmada Malatya Organize sanayinde faaliyet göstermekte olan cıvata fabrikasında iş sağlığı ve güvenliği açısından hataların önlenmesine yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma çerçevesinde öncelikli olarak işletmede yaşanan iş kazalarının tespitine yönelik bir inceleme yapılmıştır. İncelemede kaza tutanakları, düzeltici önleyici faaliyet tutanakları değerlendirilmeye alınmış ve işletme içerisinde gözlemler yapılmıştır. Elde edilen veriler çerçevesinde tekrardan ortaya çıkma olasılığı olan kazalar için olay yeri incelemeleri yapılmıştır. Hataları önlemeye yönelik olarak poka yoke yöntemi kullanılmıştır. Poka yoke yönteminin en önemli araçlarından olan sabit değer yöntemi, alarm(ikaz) yöntemi, ilişki yöntemi, hareket adımları yöntemi ve kontrol yöntemi kullanılarak hataları önlemeye yönelik çözümler üretilmiştir. Ayrıca tüm uygulama süreci bütün işletmeler tarafından uygulanabilecek bir formatta modellenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Kazaları, Poka Yoke
Depolarda ürün atama problemlerinde çok kriterli karar verme yöntemlerinin kullanımı: Bir işletme uygulaması
Lojistik faaliyetlerinin etkinliğinde depolama süreçleri önemli bir yere sahiptir. Bu çerçevede, doğru yönetilemeyen depolama faaliyetlerinin işletmeler için zaman kaybı ve yüksek maliyetler oluşturabileceğini ifade etmek mümkündür. Dolayısıyla, işletmeler depolama şekillerini planlamayı, daha da önemlisi depo yönetimi algısını oluşturmayı başarmak zorundadırlar. Depolama alanlarında ki optimizasyon çalışmalarının giderek artması da depo yönetimi algısının olumlu sonuçları arasında gösterilebilmektedir. Depolama süreçlerindeki optimizasyon çalışmaları, ürün yükleme boşaltma işlemlerindeki iyileştirmeler ile etkili sonuçlar elde etmektedir. Bu çalışmada, bir işletmenin depo alanında ürün atama problemi için Çok Kriterli Karar Verme Teknikleri (ÇKKV) kullanılarak bir optimizasyon çalışması gerçekleştirilmiştir. Uygulama çerçevesinde, ilk olarak literatür taraması yapılmış olup tarama sonucunda değerlendirme kriterleri; kârlılık, müşteri duyarlılığı, popülerlik, ağırlık ve talep kriterleri şeklinde belirlenmiştir. ÇKKV teknikleri kullanılırken gerekli olan kriter ağırlıkları işletmede çalışan uzmanlarla odak grup görüşmeleri sonrasında oluşturulmuştur. Dikey boyutta yapılan sınıflandırma çalışması için ELECTRE TRI yöntemi, yatay boyutta yapılan sıralama çalışması içinde TOPSIS ve VIKOR yöntemleri uygulanmıştır. Bu tekniklerin kullanımı sonucunda mevcut depo alanı ve üretilen ürün özelliklerine en uygun optimum yerleşim şekli belirlenmiştir.
Bulanık çok kriterli karar verme teknikleri ile hata türü ve etkileri analizi: Bağlantı elemanları sektöründe bir uygulama
İşletmeler, müşteri memnuniyetlerini artırarak piyasadaki rakiplerin önüne geçmek için çeşitli stratejiler uygulamaktadırlar. Bu strateji çerçevesinde kullanılan yöntemlerden biri de ürün veya hizmetlerdeki hataların daha oluşmadan önce keşfedilmesini sağlayan Hata Türü ve Etkileri Analizi (HTEA) yöntemidir. HTEA yönteminde potansiyel hataların şiddeti, olasılığı ve keşfedilebilirliği belirlenerek puanlandırması yapılır. Ancak HTEA yönteminde, puanlanma sürecinde kullanılan ölçülerin kısıtlı yapısından dolayı daha hassas analiz gerektiren durumlarda yetersiz kalabileceğini ifade etmek mümkündür. Bu çalışmada, bağlantı elemanları sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede HTEA'nın klasik ölçeklendirme yönteminin dezavantajlarını ortadan kaldırmak için bulanık çok kriterli karar veme teknikleri ile bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulama çerçevesinde, işletmede belirlenen bir süreç incelenerek öncelikli olarak beyin fırtınası yöntemi ile potansiyel hatalar tespit edilmiştir. Belirlenen bu hatalar, ürün ve süreç kaynaklı olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Hataların değerlendirme sürecinde öncelikle klasik HTEA yöntemi ile analizler gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ise, DEMATEL yöntemi ile ağırlıklandırma yapılarak bulanık çok kriterli karar verme teknikleri ile analizler yapılmıştır. Analizlerde, bulanık VIKOR, bulanık TOPSIS, bulanık MOORA ve bulanık Gri İlişkisel Analiz (GİA) yöntemleri kullanılmıştır. Bu süreçte daha hassas ölçümler yapabilmek için bulanık yöntemler tercih edilmiştir. Ayrıca uygulanan yöntemlerin sonuçlarının farklılıklarından kaynaklanan hataların da en aza indirilebilmesi için beş yöntemin sonuçlarını dikkate alan bir model önerilmiştir.
Elazığ ilinde deprem risk analizi ile acil durum tesis yerlerinin seçimine yönelik matematiksel bir model önerisi
Afetler genellikle önceden tahmin edilememekle birlikte önemli maddi ve manevi kayıplara neden olan olaylardır. Bu noktada afetlere hazır olunması, afetlerin yol açacağı zararların azaltılması açısından çok önemlidir. Afetlere hazır olabilmek için doğru bir planlama ve koordinasyon gerekmektedir. Bu çalışmada, deprem bölgesinde yer alan Elazığ ilinde deprem risk analizi yapılmıştır. Ayrıca deprem risk analizi göz önünde bulundurularak acil durum tesis yerlerinin seçimi ve bu tesislere atanacak olan mahallelerin belirlenmesine yönelik matematiksel bir model önerisi geliştirilmiştir. Çalışma Elazığ ili merkez mahallelerine yönelik gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın birinci aşamasında, bulanık TOPSIS yöntemi kullanılarak Elazığ ili Merkez mahallelerinin deprem risk katsayıları belirlenmiştir. Bu noktada öncelikle alanında uzmanlardan oluşan bir karar verici grup belirlenmiştir. Belirlenen karar verici grup ile birebir görüşmeler yürütülmüş ve bir bölgenin deprem riskini belirleyen kriterler tespit edilmiştir. Kriterler belirlendikten sonra ise Elazığ ili için deprem risk analizi bulanık TOPSIS yöntemi adımları uygulanarak tamamlanmıştır. Yapılan risk analizi çalışmasından sonra ise bu katsayılar kullanılarak acil durum yardım merkezlerinin yerlerinin seçimi yapılmıştır. Matematiksel modelde, öncelikle küme kapsama modeli ile kabul edilebilir kapsama mesafesi içerisinde kurulacak en az sayıda tesis belirlenmiştir. Küme kapsama modelinden sonra ise önerilen p-medyan modeli ile mahallelerin deprem risk katsayıları da göz önünde bulundurularak bir önceki modelde belirlenen tesislere mahallelerin atamaları yapılmıştır. Önerilen iki aşamalı matematiksel model beş farklı senaryo için çözülmüş ve elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Ayrıca açılacak olan tesislere atanan nüfus sayısı göz önünde bulundurularak tesislerin kapasitelerine yönelik bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afetler, İnsani Lojistik, Deprem Risk Analizi, Bulanık TOPSIS, Küme Kapsama Problemi, P-Medyan Problemi
E-ticaret müşterilerinin lojistik hizmet kalitesi algılarının markadan kaçınma davranışına etkisi: İstanbul ili örneği
Bu çalışmanın amacı E-ticaret kullanıcılarının lojistik hizmet kalitesi algılarının markadan kaçınma davranışına etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Ayrıca, lojistik hizmet kalitesi algısının demografik özelliklere farklılık gösterip göstermediği ve markadan kaçınma davranışının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek çalışmanın amaçlarındandır. Bu amaç çerçevesinde 2023 yılı içinde 31 Mayıs- 12 Haziran 2023 tarihinde İstanbul ilinde yaşayıp E-ticaret sitelerinden alışveriş yapan 18 yaş ve üstü bireyler çalışmanın evreni olarak saptanmıştır. Evrenin tamamına ulaşmak zor ve maliyetli olduğundan örnekleme yoluna gidilmiştir. Tesadüfi olmayan kolayda örneklem yöntemiyle 517 kişiden veri toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 26.0 Paket Programına aktarılarak ilk olarak frekans analizi yapılarak katılımcıların özellikleri betimlenmiştir. Akabinde Lojistik Hizmet Kalitesi ve Markadan Kaçınma ölçeklerine Faktör Analizi yapılıp, ortaya çıkan boyutlar literatürden faydalanılarak isimlendirilmiştir. Lojistik Hizmet Kalitesi 1 boyuttan oluşmuş ve lojistik hizmet kalitesi olarak isimlendirilmiştir. Markadan Kaçınma 1 boyuttan oluşmuş ve markadan kaçınma olarak isimlendirilmiştir. E-ticarette Lojistik Hizmet Kalitesinin Markadan Kaçınmaya etkisini ölçmek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Analiz neticesinde e-ticaret sitelerinin aracılığıyla faydalanılan lojistik hizmet kalitesinin markadan kaçınmaya etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Demografik özelliklere göre lojistik hizmet kalitesinin ve markadan kaçınmanın farklılık gösterip göstermediğinin test etmek için T ve Anova testlerinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde lojistik hizmet kalitesinin cinsiyete göre farklılık gösterdiği; diğer demografik özelliklere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Markadan Kaçınmanın yaşa göre farklılık gösterdiği; cinsiyete, eğitim durumuna, gelir düzeyine, sık kullanılan e- ticaret sitesine, alışveriş sıklığına, kullanılan ödeme biçimine göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: e-ticaret lojistik hizmet kalitesi, markadan kaçınma, marka kaçınması, lojistik hizmet kalitesi
Mobilya üretiminde İSG sorunlarının çözümünde kısıtlar teorisi: Veri zarflama analizi temelinde bir uygulama
Sanayi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte, üretim süreçlerinde otomasyona geçişle ilgili son derece önemli ilerlemeler olmuştur. Bu ilerlemeler sonunda, büyük ölçüde insandan bağımsız sistemlerin kurulması aşamasına kadar gelinmiştir. Ancak bu ilerlemeler iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından yaşanan sorunları ortadan kaldırmamıştır. Sorunlar, bazı işletmelerde emek yoğun dönemdekine benzer şekilde yaşanmakta olup bazı işletmelerde de biçim değiştirmiş durumdadır. Bu çerçevede, İSG'nin halen işletmeler için hayati öneme sahip bir konu olduğunu ifade etmek mümkündür. Bu çalışmada, işletmelerde İSG sorunlarının çözümüne yönelik uygulamalı bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma, mobilya sektöründe faaliyet gösteren bir fabrikada bütün üretim süreçlerini kapsayacak şekilde yapılmıştır. Bu kapsamda, araştırma iki aşamalı olarak planlanmıştır. Birinci aşamada, üretim süreçleri içerisinde etkin olmayan bölümlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Veri Zarflama Analizi (VZA) tekniği kullanılmıştır. VZA için gerekli olan veriler, ergonomik ölçüm cihazları ve anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Veriler, VZA modellerinden girdi odaklı Charnes Cooper Rhodes (CCR) modeli ile teknik ölçüm yapılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, demir atölyesi ve mobilya üretim bölümü fabrikada iyileştirilmesi gereken birimler olarak tespit edilmiştir. İSG açısından etkin olmayan birimler belirlendikten sonra, ikinci aşamada, Kısıtlar Teorisi (KT) tekniği ile sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapılmıştır. Etkin olmayan birimlerdeki ana problemin işletmede İSG kültürünün eksik olmasından kaynaklandığı Mevcut Gerçeklik Ağacı (MGA) ile gösterilmiştir. Buharlaşan Bulut (BB) ile eksiklerin giderilmesine yönelik çözüm önerileri sunulmuş ve Gelecek Gerçeklik Ağacı (GGA) ile de sorunların çözümüyle gerçekleşecek durum ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Kısıtlar Teorisi, Süreç İyileştirme, Düşünce Süreçleri, Veri Zarflama Analizi.
Üretim süreçlerinde ergonomik riskler ve risk değerlendirme yöntemleri: Cıvata fabrikasında bir uygulama
Günümüzde insan üretim faktörlerinin en önemli parçası konumundadır. Bu nedenle, insanın işe işin insana uyumunu amaçlayan ergonomi üretim süreçlerinde verimliliğin artırılmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Özellikle emek yoğun işletmelerde, ergonomik faktörlerin dikkate alınmaması, çalışan verimliliğini olumsuz etkilemekle birlikte çalışanlarda kalıcı mesleki hastalıklara sebep olabilmektedir. Bu çerçevede işletmelerde ergonomik risklerin ortadan kaldırılması, çalışanların performans ve verimlilikleri üzerinde son derece önemlidir. Bu çalışmada, bir işletmede ergonomik risk değerlendirme yöntemleri kullanılarak süreçlerin analiz edilmesi ve çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Malatya 2. Organize Sanayiinde bağlantı elemanları sektöründe faaliyet gösteren bir fabrika uygulama yeri olarak seçilmiştir. Cıvata üretimi yapan fabrikada ana süreçlerden birisi olan tel çekme bölümü çalışmanın odak noktasını oluşturmuştur. Bu çerçevede öncelikle bölüm sorumlusu ve çalışanlarla derinlemesine mülakatlarla mevcut durum analizi gerçekleştirilmiş, yerleşim planı detaylı bir şekilde incelenmiş, fabrika ortamında aksiyon kameraları ile farklı açılardan, çeşitli zamanlarda yaklaşık 36 saat süreyle süreçlerin görüntü kaydı yapılmış ve tel çekiminde kullanılan makinelerin detaylı iş akış şemaları oluşturulmuştur. Çalışanların duruş pozisyonlarına ilişkin açı değerleri Dartfish paket programı yardımıyla hesaplanmıştır. Tüm bu elde edilen veriler çerçevesinde tel çekme bölümündeki çalışanların kas ve iskelet sistemlerinde zorlanmalara neden olabilecek 55 süreç literatürde sıkça kullanılan REBA, RULA ve QEC yöntemleri aracılığıyla analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda özellikle kalın çapta tel çekimi yapan makinedeki görevlerin büyük çoğunluğunun çok yüksek risk ve yüksek risk grubunda yer aldığı tespit edilmiştir. Ergonomik açıdan riskli olduğu tespit edilen görevler için iyileştirme önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergonomi, Ergonomik Risk, Ergonomik Risk Değerlendirme
Sağlık işletmelerinde malzeme yönetiminde uygun talep tahmin yönteminin belirlenmesine yönelik bir uygulama
Sağlık hizmetleri sistemindeki tıbbi malzeme talep miktarlarını doğru bir şekilde tahmin etmek, karar vericilerin hizmet ihtiyacını öngörmelerini ve zaman içinde kaynakları yönetme ve sarf malzemelerini satın alma konusunda bilinçli kararlar almalarını sağlamaktadır. Talep tahmini yöntemleri ile ilgili yapılan bu tez çalışmasında; ayrıntılı olarak ele alınan yöntemler, zaman serisi yöntemleridir. Çalışmada B rolü hastane grubu olan Samsun'da bir Kamu Hastanesinde ortopedi bölümünde en çok kullanılan dokuz çeşit malzemenin 2015-2018 dönemleri arasında gerçekleşen aylık talep verileri kullanılarak her bir tıbbi malzeme için en ideal talep tahmini yöntemi, Ortalama Mutlak Hata (OMHMAE), Ortalama Mutlak Yüzde Hata (OMHY-MAPE), Hata Kareleri Ortalaması (HKOMSE) ölçütleri dikkate alınarak Minitab 18 istatistik programı yardımıyla saptanmaya çalışılmıştır. Uygulama sonucunda her bir malzeme için en ideal talep tahmini yöntemi farklı olmakla birlikte genel olarak Basit Doğrusal Regresyon Yöntemi ve Toplamsal HoltWinters Yöntemlerinin (0,2-0,2-0,2) en uygun talep tahmini yöntemleri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Malzeme Yönetimi, Talep Tahmini, Zaman Serileri
Tedarik zinciri yönetiminde risk faktörlerinin, tedarik zinciri bütünleşmesine ve performansına etkisi: Yapısal eşitlik modellemesi ile İTOB OSB örneği
Küreselleşen ticaret ortamında tedarik zinciri yönetimi alanında faaliyet gösteren işletmeler arasında rekabette güçlü olma çabası her geçen gün daha da artmaktadır. İşletmeler, küçük veya büyük birçok faaliyette bulunmakta ve bu faaliyetler tedarik zinciri içinde bir bütünün parçalarını oluşturmaktadır. İşletmeler ülke sınırları içinde, kendi imkânlarıyla az sayıda tedarikçi ile çalışmaktadır. Ancak günümüzde küreselleşme ve yaygınlaşan teknoloji sayesinde işletmeler çok daha uzun ve çok daha fazla halkaya sahip tedarik zincirlerini yönetmek zorunda kalmaktadırlar. Bu aşamada işletmelerin meydana gelebilecek riskli durumları önceden tahmin etmeleri gerekmektedir. Halen içinde bulunduğumuz Covid-19 salgın hastalığı Ağustos ayı itibariyle dünyada 25 milyondan fazla kişiye bulaşmış ve 850 binden fazla kişinin de ölümüne yol açmıştır. Devletlere ve işletmelere trilyonlarca dolara mal olmuştur. Bu riske karşı her hangi bir önlemi olmayan ve önlem almayan işletmelerin tedarik zincirleri kırılmıştır. Bu çalışmada tedarik zincirindeki risklerin, tedarik zincirinin bütünleşmesine ve performansına etkisi araştırılmıştır. Araştırma iki aşamalı olarak planlanmıştır. Birinci aşamada, risklerin önem derecesini belirlemek amacıyla yüz yüze görüşme yöntemiyle 71 işletmenin 216 yöneticisine ulaşılmış, 77 adet risk türü ifade olarak sorulmuş ve demografik faktörlerle risk algıları arasında ilişki T testi ve ANOVA ile incelenmiştir. Birinci aşamanın sonucunda risk faktörleri aldıkları puanlara göre sıralanmıştır. Covid-19 salgın hastalığının pandemi öncesi algısını vurgulamak bağlamında; yöneticilere puanlama yaptırılan risk faktörlerinin içerisinde salgın hastalık risk faktörü de olmasına rağmen yetirince puan verilmediği gözlemlenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, ilk aşamadan elde edilen risklerin sıralaması sonucunda geliştirilen yeni bir ölçek ile tedarik zincirinin bütünleşme ve performans seviyeleri ölçülmeye çalışılmıştır. Söz konusu ölçek 93 işletmenin 504 yöneticisine yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmış, demografik faktörler ile tedarik zincirindeki risklerin tedarik zinciri bütünlemesine ve performansına etkisi arasında ilişki olup olmadığına T testi ve MANOVA ile bakılmış ve araştırma modeli yapısal eşitlik modellemesi yol analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma yapılırken tez konusuyla ilgili olarak son 20 yılda yapılan 621 çalışma incelenmiş ve literatür değerlendirmesi bölümde yayın yılı, yayın türü, yayının yapıldığı sektör, yayında kullanılan yöntem ve yayının yapısal özelliklerine göre dağılımlarının ki-kare analizleri yapılmıştır. Ayrıca literatürden elde edilen veriler ışığında kavramsal araştırma modeli oluşturulmuştur. Araştırma sonuçları; genel olarak tedarik zincirindeki riskler ile tedarik zinciri bütünleşmesi ve performansı arasında negatif yönde anlamlı, tedarik zinciri bütünleşmesi ile tedarik zinciri performansı arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir.
Satış elemanı performansına etki eden faktörlerin araştırılmasına yönelik MalatyaPark alışveriş ve yaşam merkezinde bir uygulama
Pazarlama faaliyetlerinden biri olan satış, satış elemanı ile tüketiciyi bir araya getirmektedir. Bu çerçevede, satış elemanları tüketicilerin ihtiyaçlarını satın almaya dönüştüren kişiler olduğundan, satış elamanlarının gösterecekleri performans işletmenin başarısını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle satışçıların performanslarına etki eden faktörlerin belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu çalışma ile satış elemanlarının performansına etki eden faktörlerin belirlenmesine yönelik MalatyaPark Alışveriş ve Yaşam Merkezi'nde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği kullanılmıştır. Satış elemanlarının performansını etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik oluşturulan anket formunda, Satış performanslarını, çalışma koşullarının algılanışı ve iş yerine olan sadakatleri ölçmeye yönelik üç farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler, satış performansı ölçeği, performans ölçeği ve sadakat ölçeğidir. Analiz sonuçlarına bakıldığında, demografik özellikler içerisinde sadece gelir ve medeni durumun, mesleki özelliklerden; işe alım öncesi mesleki eğitim alanların ve yaptıkları işin kendileri için uygun iş olduğunu düşünenlerin, satış performansı üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kişisel Satış, Satış Performansı, MalatyaPark