Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Durmuş
12 theses · Trakya University
Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde çocuklarda genel anestezi altında yapılan diş tedavilerinin retrospektif analizi
"Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde Çocuklarda Genel Anestezi Altında Yapılan Diş Tedavilerinin Retrospektif Analizi", Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Edirne, 2025. Amaç: Çalışmanın amacı; Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı'nda genel anestezi altında diş tedavileri gerçekleştirilen çocuk hastaların demografik ve dental verilerinin karşılaştırılması ve dental tedavilerin her açıdan etkili bir şekilde gerçekleştirilmesi için önerilerde bulunmaktır. Gereç ve Yöntemler: 2017-2024 yılları arasında Trakya Üniversitesi Çocuk Diş Hekimliği bölümünde tedavi görmüş 2-14 yaş aralığında 249 çocuk hasta dahil edildi. Hastaların sistemik hastalık durumu ve demografik özellikleri epikriz dosyalarından; uygulanan dental işlemler Metasoft sisteminden elde edilerek değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 27.0 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 249 hastanın %66,3'ü erkek; %33,7'si kız çocuklarından oluşmaktadır. Çocukların %43,8'i 0-5 yaş aralığında; %45'i 6-9 yaş aralığında; %11,2'si 10 yaş ve üzeri yaş grubundadır. Çalışmaya dahil edilen çocukların %51'inde en az bir sistemik hastalık bulunduğu; bu hastaların da %22,4' ünü otizm spektrum bozukluğunun oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sistemik hastalığı bulunan ve genel anestezi altında tedavi edilen çocukların yaş ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Çürük skorları incelendiğinde, sağlıklı grupta dmf-t skoru 10,92; DMF-T skoru 1,24 iken; sistemik hastalığın bulunduğu grupta dmf-t 9,33; DMF-T skoru ise 2,53 olarak tespit edilmiştir. Bütün hastalar için ortalama çekim sayısı 4,55; restorasyon sayısı 5,70; amputasyon tedavisi 0,96; kanal tedavisi 0,82 ve fissür örtücü 1,24 olarak bulunmuştur. Daimi dişte restoratif tedavi ve fissür örtücü uygulaması sistemik hastalığı bulunan grupta daha yüksek görülmüştür. Kanal tedavisi ise sağlıklı grupta daha fazla uygulanmıştır. Özellikle süt birinci molarlarda pulpal tedaviye oranla çekim daha fazla tercih edilmiştir. Daimi dişlere en fazla uygulanan tedavi ise restoratif tedavi olmuştur. Sonuç: Kapsamlı dental tedaviye ihtiyaç duyan çocuklarda diş tedavileri için genel anestezi kullanılmaktadır. Genel anestezi sayesinde tedaviler yüksek kalitede ve kısa sürede gerçekleştirilebilir ancak genel anestezi maliyeti yüksek ve komplikasyon riski bulunan bir tedavi şeklidir. Bu nedenle genel anestezi kararı alınırken ve dental tedaviler planlanırken hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve dental durumu özenle değerlendirilmelidir.
Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne başvuran çocuk ve genç hastalarda görülen odontojenik kistlerin retrospektif analizi
"Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne Başvuran Çocuk ve Genç Hastalarda Görülen Odontojenik Kistlerin Retrospektif Analizi", Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Edirne, 2025. Amaç: Bu çalışmanın amacı, Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne başvuran 0–18 yaş aralığındaki çocuk ve adölesan bireylerde görülen odontojenik kistlerin demografik ve radyolojik özelliklerini retrospektif olarak değerlendirmek; kistlerin cinsiyet, yaş grubu ve anatomik yerleşimlerine göre dağılımlarını analiz ederek, pediyatrik popülasyona ilişkin mevcut literatüre katkıda bulunmaktır. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, 2017–2024 yılları arasında Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne çeşitli nedenlerle başvuran ve kist tanısı alan 0–18 yaş grubundaki bireylerin radyografik görüntülerinin retrospektif olarak incelenmesiyle gerçekleştirildi. Histopatolojik olarak tanısı kesinleşmiş toplam 62 odontojenik kist olgusu değerlendirmeye alındı. Radyolojik incelemelerde konvansiyonel panoramik görüntüler (OPG) ve konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntüleri kullanılarak; lezyonların lokalizasyonu, morfolojisi, boyutları ve çevre yapılarla ilişkisi detaylı biçimde analiz edildi. İstatistiksel analiz SPSS 22.0 programı ile gerçekleştirildi. Bulgular: İncelenen 62 olgunun %56,5'i erkek, %43,5'i kadındır. Yaş dağılımı değerlendirildiğinde, kistlerin %50'si 13–18 yaş aralığında, %46,8'i 7–12 yaş aralığında, %3,2'si ise 0–6 yaş aralığındadır. Kist tiplerinin dağılımında radiküler kistlerin %53,2 ile en sık görülen lezyon olduğu; bunu %38,7 ile dentigeröz kistlerin, %8,1 ile odontojenik keratokistlerin izlediği saptandı. Anatomik lokalizasyon açısından lezyonların %61,3'ü mandibula posterior bölgede izlendi. Radyolojik analizlerde radiküler kistlerin boyutlarının daha küçük olduğu, odontojenik keratokistlerin ise geniş varyasyonlar gösterdiği gözlemlendi. Lezyonların büyük kısmı uniloküler morfoloji sergilemiş olup multiloküler yapılar sadece odontojenik keratokistlerde görüldü. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, çocuk ve genç yaş grubunda en sık görülen kist tipinin radiküler kist olduğunu ve lezyonların mandibular posterior bölgede yoğunlaştığını ortaya koymuştur. Çalışmada elde edilen veriler, pediyatrik popülasyonda odontojenik kistlerin anatomik ve radyolojik özelliklerine ilişkin önemli bilgiler sunmuş; tanı ve klinik farkındalık açısından literatüre katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Odontojenik kist, çocuk diş hekimliği, radiküler kist, dentigeröz kist, odontojenik keratokist, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi
Dental flor uygulamaları ve ebeveynlerin, çocuk diş hekimlerinin ve çocuk doktorlarının bakış açılarının ve yaklaşımlarının incelenmesi
"Dental Flor Uygulamaları ve Ebeveynlerin, Çocuk Diş Hekimlerinin ve Çocuk Doktorlarının Bakış Açılarının ve Yaklaşımlarının İncelenmesi" Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Edirne, 2025. Amaç: Çalışmada ebeveynlerin, pedodontistlerin ve pediatristlerin florür uygulamalarına ilişkin bilgi düzeylerini, tutumlarını ve yaklaşımlarını değerlendirmek amaçlanmıştır. Ebeveynlerin bilgi kaynakları, tereddüt nedenleri ve karar süreçleri; pedodontistlerin klinik yaklaşımları, iletişim stratejileri ve ebeveynlerle yaşadıkları deneyimler; pediatristlerin ise bilgi düzeyleri, yönlendirme pratikleri ve florür uygulamalarına yönelik yaklaşımlarını incelemek hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne başvuran 13 yaş altı çocukların ebeveynleri (n=385), Trakya Bölgesi'nde görev yapan pedodontistler (n=17) ve pediatristler (n=74) dahil edilmiştir. Üç farklı hedef grup için ayrı anketler hazırlanmış, nicel veriler SPSS 27.0 programı ile analiz edilmiş, açık uçlu sorular ise MAXQDA 24 programı kullanılarak tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Ebeveynlerin %43,4'ü çocuklarında florürlü diş macunu kullandığını, %39,9'u ise florür uygulamalarına dair endişe taşıdığını belirtmiştir. Florür konusunda bilgi kaynağı olarak en çok diş hekimleri (%65,1) belirtilmiş; bunu internet (%19,8) ve çocuk doktorları (%19,0) izlemiştir. Yanlış inanışların ve kaygıların özellikle internet ve sosyal çevre kaynaklı olduğu belirlenmiştir. Pedodontistlerin tamamı florürlü diş macunu ve topikal florür uygulamalarını önermiştir. Ancak öneri yaşlarının farklılık gösterdiği saptanmıştır. Pedodontistlerin %52,9'u ebeveynlerin florür karşıtlığının arttığını bildirmiş, %58,8'i bilgilendirmenin ebeveyn tutumlarını olumlu yönde etkilediğini ifade etmiştir. Pediatristlerin %49,3'ü topikal florür hakkında bilgi sahibi olmadığını, %56,1'i florürün diş çürüğünü önlediğini düşündüğünü belirtmiş, ancak yalnızca %23'ü yaşa uygun diş macunundaki florür oranını bildiğini ifade etmiştir. Pediatristlerin %44,6'sı diş hekimlerinin florür uygulamalarını desteklediğini, %43,2'si ise okullarda gerçekleştirilen florür uygulamalarını desteklediğini bildirmiştir. Sonuç: Bu çalışma, florür uygulamalarına yönelik bilgi ve tutumların ebeveynler, pedodontistler ve pediatristler arasında belirgin farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Ebeveynlerde florür konusundaki bilgi düzeyi ve güven algısı çok boyutlu olup farklı faktörlerden etkilenmekte; yanlış ya da çelişkili bilgiler tereddütlerin gelişmesine yol açmaktadır. Pedodontistler, florürün güvenliği ve etkinliği konusunda en yetkin grup olup yalnızca uygulayıcı değil, aynı zamanda ebeveynlere doğru bilgi aktararak yanlış inanışların giderilmesinde de kritik bir rol üstlenmektedir. Ancak pedodontistlerin florürlü diş macunu ve topikal florür önerilerinde görülen çeşitlilik, standart kılavuzların uygulamaya daha güçlü biçimde entegre edilmesi gerektiğini göstermektedir. Pediatristlerde tespit edilen bilgi yetersizlikleri, ebeveynlere doğru yönlendirme yapılmasını sınırlandırmakta ve koruyucu diş hekimliği hizmetlerinin etkinliğini olumsuz etkilemektedir. Florür uygulamalarının toplum genelinde benimsenebilmesi için ebeveynlerin doğru ve güvenilir kaynaklara erişimlerinin artırılması, pedodontistlerin bilgilendirmede etkili iletişim stratejileri geliştirmesi ve pediatristlerin bu alandaki bilgi düzeyleri ile yönlendirici rollerinin desteklenmesi gerekmektedir. Florür uygulamalarının toplumda benimsenmesi ve yaygınlaştırılması, üç grubun birbirini tamamlayan rolleri etkin biçimde yerine getirmesi ve iş birliği sağlamasıyla mümkün olacaktır. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn tutumları, florür, flor uygulamaları, pediatrist, pedodontist
Hamilelikte ağız ve diş sağlığı ile ilgili youtube videolarının içerik analizi
ÖZET "Hamilelikte Ağız ve Diş Sağlığı ile İlgili YouTube Videolarının İçerik Analizi", Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Edirne, 2024. Giriş ve Amaç: Tez çalışmamızda, YouTube platformunda paylaşılan ''hamilelik döneminde ağız ve diş sağlığı'' ile ilgili içeriklerin yeterliliği ve güvenilirliği araştırıldı. Videolara gelen yorumların nitel ve nicel değerlendirmesi yapılarak kullanıcıların verdikleri tepkiler, sordukları sorular ve öneriler incelendi. YouTube platformundaki videoların, hamilelere yararlı olup olmayacağını ve bilgi edinme aracı olarak kullanılmasının doğruluğunu değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Dahil edilme kriterlerine uygun videolar belirlendikten sonra videolara ait parametreler kaydedildi. Bu parametreler ile etkileşim indeksi ve görüntülenme oranı hesaplandı. Videoların içeriği, rehberler doğrultusunda hazırlanan değerlendirme kriterleri ile analiz edildi ve Toplam İçerik Skoru hesaplandı. Videoların, DISCERN ve GQS ölçekleri kullanılarak kalite ve güvenilirlik analizleri yapıldı. Bu ölçeklerin skorları ile parametrelerin değerleri istatistiksel olarak analiz edildi. Ek olarak, videolara gelen yorumlar, MAXQDA programı kullanılarak incelendi ve hem nicel analiz hem tematik analiz gerçekleştirildi. Video yorumlarında en çok bahsedilen konuları bulmak amacıyla çeşitli kodlar kullanıldı ve temalar oluşturuldu. Bulgular: GQS skorları incelendiğinde; videoların %15,3'ünün yüksek kalite, %28,6'sının orta kalite, %56,1'inin düşük kalite gösterdiği tespit edildi. DISCERN ölçeğinin skorlarına göre; tüm videoların güvenilirlik skor ortalamasının 2,32 ± 1,04 olduğu tespit edildi. Sağlık kuruluşuna bağlı olmaksızın diş hekimleri/uzman diş hekimleri gibi bireysel sağlık çalışanları tarafından yüklenen videoların görüntülenme sayısının, görüntülenme oranının ve beğeni sayısının sağlık kuruluşlarına göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0,001). Videoların Toplam İçerik Skoru ortalamasının 3,34 olduğu belirlenerek, bilgi içeriğinin yetersiz olduğu görüldü. Uzun süreli videoların, paylaşım süresi kısa olan videolara kıyasla belirgin derecede daha yüksek DISCERN ve GQS skorlarına sahip olduğu gözlemlendi (p<0,001). Toplam içerik skoru ile videonun süresi (dk) arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görüldü (p<0,001). Uzun videoların; görüntülenme oranı, etkileşim indeksi, beğeni ve yorum sayısı daha fazla bulundu (p<0,050). Yorumların analizi değerlendirildiğinde; en fazla bahsedilen temanın ''bebeğine zarar geleceği korkusu'' olduğu görüldü (%39) ve bu tema içerisindeki tedavi yöntemleri alt temasının %84 ile en yüksek oranda bahsedildiği görüldü. Sonuç: YouTube, hamilelikte ağız ve diş sağlığı konusunda tam anlamıyla güvenilir bir bilgi kaynağı değildir, çünkü videoların çoğu zayıf kalitede içerik sunmaktadır. Bununla birlikte, mükemmel içerik barındıran videolar mevcuttur ve klinisyenler tarafından belirlenen güvenilir videolarının önerilmesi, gebelerin bu konuda bilgilendirilmesine yardımcı olabilir. Kullanıcıların etkileşimleri ve yorumları değerlendirildiğinde; bu konudaki video içeriklerinin rehberler doğrultusunda geliştirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: YouTube, hamilelerde ağız ve diş sağlığı, güvenilirlik, içerik analizi, tematik analiz
Hamilelikte ağız ve diş sağlığı ile ilgili youtube videolarının içerik analizi
ÖZET "Hamilelikte Ağız ve Diş Sağlığı ile İlgili YouTube Videolarının İçerik Analizi", Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Edirne, 2024. Giriş ve Amaç: Tez çalışmamızda, YouTube platformunda paylaşılan ''hamilelik döneminde ağız ve diş sağlığı'' ile ilgili içeriklerin yeterliliği ve güvenilirliği araştırıldı. Videolara gelen yorumların nitel ve nicel değerlendirmesi yapılarak kullanıcıların verdikleri tepkiler, sordukları sorular ve öneriler incelendi. YouTube platformundaki videoların, hamilelere yararlı olup olmayacağını ve bilgi edinme aracı olarak kullanılmasının doğruluğunu değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Dahil edilme kriterlerine uygun videolar belirlendikten sonra videolara ait parametreler kaydedildi. Bu parametreler ile etkileşim indeksi ve görüntülenme oranı hesaplandı. Videoların içeriği, rehberler doğrultusunda hazırlanan değerlendirme kriterleri ile analiz edildi ve Toplam İçerik Skoru hesaplandı. Videoların, DISCERN ve GQS ölçekleri kullanılarak kalite ve güvenilirlik analizleri yapıldı. Bu ölçeklerin skorları ile parametrelerin değerleri istatistiksel olarak analiz edildi. Ek olarak, videolara gelen yorumlar, MAXQDA programı kullanılarak incelendi ve hem nicel analiz hem tematik analiz gerçekleştirildi. Video yorumlarında en çok bahsedilen konuları bulmak amacıyla çeşitli kodlar kullanıldı ve temalar oluşturuldu. Bulgular: GQS skorları incelendiğinde; videoların %15,3'ünün yüksek kalite, %28,6'sının orta kalite, %56,1'inin düşük kalite gösterdiği tespit edildi. DISCERN ölçeğinin skorlarına göre; tüm videoların güvenilirlik skor ortalamasının 2,32 ± 1,04 olduğu tespit edildi. Sağlık kuruluşuna bağlı olmaksızın diş hekimleri/uzman diş hekimleri gibi bireysel sağlık çalışanları tarafından yüklenen videoların görüntülenme sayısının, görüntülenme oranının ve beğeni sayısının sağlık kuruluşlarına göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0,001). Videoların Toplam İçerik Skoru ortalamasının 3,34 olduğu belirlenerek, bilgi içeriğinin yetersiz olduğu görüldü. Uzun süreli videoların, paylaşım süresi kısa olan videolara kıyasla belirgin derecede daha yüksek DISCERN ve GQS skorlarına sahip olduğu gözlemlendi (p<0,001). Toplam içerik skoru ile videonun süresi (dk) arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görüldü (p<0,001). Uzun videoların; görüntülenme oranı, etkileşim indeksi, beğeni ve yorum sayısı daha fazla bulundu (p<0,050). Yorumların analizi değerlendirildiğinde; en fazla bahsedilen temanın ''bebeğine zarar geleceği korkusu'' olduğu görüldü (%39) ve bu tema içerisindeki tedavi yöntemleri alt temasının %84 ile en yüksek oranda bahsedildiği görüldü. Sonuç: YouTube, hamilelikte ağız ve diş sağlığı konusunda tam anlamıyla güvenilir bir bilgi kaynağı değildir, çünkü videoların çoğu zayıf kalitede içerik sunmaktadır. Bununla birlikte, mükemmel içerik barındıran videolar mevcuttur ve klinisyenler tarafından belirlenen güvenilir videolarının önerilmesi, gebelerin bu konuda bilgilendirilmesine yardımcı olabilir. Kullanıcıların etkileşimleri ve yorumları değerlendirildiğinde; bu konudaki video içeriklerinin rehberler doğrultusunda geliştirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: YouTube, hamilelerde ağız ve diş sağlığı, güvenilirlik, içerik analizi, tematik analiz
Hamilelikte ağız ve diş sağlığı ile ilgili youtube videolarının içerik analizi
ÖZET "Hamilelikte Ağız ve Diş Sağlığı ile İlgili YouTube Videolarının İçerik Analizi", Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Edirne, 2024. Giriş ve Amaç: Tez çalışmamızda, YouTube platformunda paylaşılan ''hamilelik döneminde ağız ve diş sağlığı'' ile ilgili içeriklerin yeterliliği ve güvenilirliği araştırıldı. Videolara gelen yorumların nitel ve nicel değerlendirmesi yapılarak kullanıcıların verdikleri tepkiler, sordukları sorular ve öneriler incelendi. YouTube platformundaki videoların, hamilelere yararlı olup olmayacağını ve bilgi edinme aracı olarak kullanılmasının doğruluğunu değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Dahil edilme kriterlerine uygun videolar belirlendikten sonra videolara ait parametreler kaydedildi. Bu parametreler ile etkileşim indeksi ve görüntülenme oranı hesaplandı. Videoların içeriği, rehberler doğrultusunda hazırlanan değerlendirme kriterleri ile analiz edildi ve Toplam İçerik Skoru hesaplandı. Videoların, DISCERN ve GQS ölçekleri kullanılarak kalite ve güvenilirlik analizleri yapıldı. Bu ölçeklerin skorları ile parametrelerin değerleri istatistiksel olarak analiz edildi. Ek olarak, videolara gelen yorumlar, MAXQDA programı kullanılarak incelendi ve hem nicel analiz hem tematik analiz gerçekleştirildi. Video yorumlarında en çok bahsedilen konuları bulmak amacıyla çeşitli kodlar kullanıldı ve temalar oluşturuldu. Bulgular: GQS skorları incelendiğinde; videoların %15,3'ünün yüksek kalite, %28,6'sının orta kalite, %56,1'inin düşük kalite gösterdiği tespit edildi. DISCERN ölçeğinin skorlarına göre; tüm videoların güvenilirlik skor ortalamasının 2,32 ± 1,04 olduğu tespit edildi. Sağlık kuruluşuna bağlı olmaksızın diş hekimleri/uzman diş hekimleri gibi bireysel sağlık çalışanları tarafından yüklenen videoların görüntülenme sayısının, görüntülenme oranının ve beğeni sayısının sağlık kuruluşlarına göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0,001). Videoların Toplam İçerik Skoru ortalamasının 3,34 olduğu belirlenerek, bilgi içeriğinin yetersiz olduğu görüldü. Uzun süreli videoların, paylaşım süresi kısa olan videolara kıyasla belirgin derecede daha yüksek DISCERN ve GQS skorlarına sahip olduğu gözlemlendi (p<0,001). Toplam içerik skoru ile videonun süresi (dk) arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görüldü (p<0,001). Uzun videoların; görüntülenme oranı, etkileşim indeksi, beğeni ve yorum sayısı daha fazla bulundu (p<0,050). Yorumların analizi değerlendirildiğinde; en fazla bahsedilen temanın ''bebeğine zarar geleceği korkusu'' olduğu görüldü (%39) ve bu tema içerisindeki tedavi yöntemleri alt temasının %84 ile en yüksek oranda bahsedildiği görüldü. Sonuç: YouTube, hamilelikte ağız ve diş sağlığı konusunda tam anlamıyla güvenilir bir bilgi kaynağı değildir, çünkü videoların çoğu zayıf kalitede içerik sunmaktadır. Bununla birlikte, mükemmel içerik barındıran videolar mevcuttur ve klinisyenler tarafından belirlenen güvenilir videolarının önerilmesi, gebelerin bu konuda bilgilendirilmesine yardımcı olabilir. Kullanıcıların etkileşimleri ve yorumları değerlendirildiğinde; bu konudaki video içeriklerinin rehberler doğrultusunda geliştirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: YouTube, hamilelerde ağız ve diş sağlığı, güvenilirlik, içerik analizi, tematik analiz
Çocuklarda infiltratif anestezi öncesinde aromaterapi ve müzik kullanımının dental anksiyete ve ağrı üzerine etkileri
Giriş ve Amaç: Dental anksiyete çocuklarda sık görülen bir problem olup, diş tedavilerinden kaçınma, ağız hijyeninin ihmal edilmesi gibi sorunlara yol açarak yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, çocuklarda dental anksiyetenin erken teşhisi ve yönetimi çok önemlidir. Literatürde dental anksiyetenin azaltılması amacıyla önerilen farmakolojik olmayan ve farmakolojik çeşitli yaklaşımlar mevcuttur. Bu çalışmanın amacı, çocuklarda infiltratif anestezi öncesinde lavanta ile aromaterapi ve müzik kullanımının dental anksiyete ve ağrı üzerine etkilerini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız, Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Kliniği'ne rutin dental tedavi amacıyla başvuran ve dental tedavileri için lokal infiltrasyon anestezisi gereken, 6-12 yaş arası gönüllü 105 hasta ile gerçekleştirildi. Hastalar randomize olarak aromaterapi, müzik terapisi ve kontrol grubu olmak üzere üç gruba ayrıldı. Katılımcıların dental anksiyete düzeyleri, işlem öncesi ve işlem sonrasında uygulanan Çocuklar İçin Diş Hekimi Korku Tarama Ölçeği (CFSS-DS) ile değerlendirildi. Her grup için işlem öncesi, davranış yönlendirme tekniklerinin uygulanması sonrası ve işlem sonrası fizyolojik parametreler (kan basıncı, nabız, oksijen saturasyonu) ölçülüp kaydedildi. Anestezinin uygulaması sırasında her üç grupta da hissedilen ağrı "Wong Baker Ağrı Skalası" ve "FLACC Ağrı Değerlendirme Skalasının" birlikte kullanımı ile subjektif ve objektif olarak değerlendirildi. Bulgular: İşlem öncesi ve sonrası toplam CFSS-DS skorları kontrol ve aromaterapi gruplarında benzer bulunurken (p>0,05), müzik grubunda işlem sonrası skorların istatistiksel olarak anlamlı derecede düştüğü gözlendi (p<0,001). Kontrol grubunda işlem sonrası kalp atım hızı değerlerinin aromaterapi ve müzik gruplarından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla arttığı tespit edildi (p<0,05). Sistolik kan basıncı değerlerinde ise, işlem öncesi ile işlem sonrası ölçümler arasındaki değişim ve davranış yönlendirmesi sonrası ile işlem sonrası ölçümler arasındaki değişimlerin müzik ve aromaterapi gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha az olduğu belirlendi (p<0,001). Diğer parametrelerde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Müzik terapisi ve aromaterapi uygulamalarının çocuklarda dental anksiyete ve ağrıyı azaltmada yardımcı yöntemler olarak tercih edilebileceği, ayrıca müzik terapisinin aromaterapiden daha etkili olduğu bulunmuştur.
Çocuklarda infiltratif anestezi öncesinde aromaterapi ve müzik kullanımının dental anksiyete ve ağrı üzerine etkileri
Giriş ve Amaç: Dental anksiyete çocuklarda sık görülen bir problem olup, diş tedavilerinden kaçınma, ağız hijyeninin ihmal edilmesi gibi sorunlara yol açarak yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, çocuklarda dental anksiyetenin erken teşhisi ve yönetimi çok önemlidir. Literatürde dental anksiyetenin azaltılması amacıyla önerilen farmakolojik olmayan ve farmakolojik çeşitli yaklaşımlar mevcuttur. Bu çalışmanın amacı, çocuklarda infiltratif anestezi öncesinde lavanta ile aromaterapi ve müzik kullanımının dental anksiyete ve ağrı üzerine etkilerini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız, Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Kliniği'ne rutin dental tedavi amacıyla başvuran ve dental tedavileri için lokal infiltrasyon anestezisi gereken, 6-12 yaş arası gönüllü 105 hasta ile gerçekleştirildi. Hastalar randomize olarak aromaterapi, müzik terapisi ve kontrol grubu olmak üzere üç gruba ayrıldı. Katılımcıların dental anksiyete düzeyleri, işlem öncesi ve işlem sonrasında uygulanan Çocuklar İçin Diş Hekimi Korku Tarama Ölçeği (CFSS-DS) ile değerlendirildi. Her grup için işlem öncesi, davranış yönlendirme tekniklerinin uygulanması sonrası ve işlem sonrası fizyolojik parametreler (kan basıncı, nabız, oksijen saturasyonu) ölçülüp kaydedildi. Anestezinin uygulaması sırasında her üç grupta da hissedilen ağrı "Wong Baker Ağrı Skalası" ve "FLACC Ağrı Değerlendirme Skalasının" birlikte kullanımı ile subjektif ve objektif olarak değerlendirildi. Bulgular: İşlem öncesi ve sonrası toplam CFSS-DS skorları kontrol ve aromaterapi gruplarında benzer bulunurken (p>0,05), müzik grubunda işlem sonrası skorların istatistiksel olarak anlamlı derecede düştüğü gözlendi (p<0,001). Kontrol grubunda işlem sonrası kalp atım hızı değerlerinin aromaterapi ve müzik gruplarından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla arttığı tespit edildi (p<0,05). Sistolik kan basıncı değerlerinde ise, işlem öncesi ile işlem sonrası ölçümler arasındaki değişim ve davranış yönlendirmesi sonrası ile işlem sonrası ölçümler arasındaki değişimlerin müzik ve aromaterapi gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha az olduğu belirlendi (p<0,001). Diğer parametrelerde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Müzik terapisi ve aromaterapi uygulamalarının çocuklarda dental anksiyete ve ağrıyı azaltmada yardımcı yöntemler olarak tercih edilebileceği, ayrıca müzik terapisinin aromaterapiden daha etkili olduğu bulunmuştur.
Çocuklarda infiltratif anestezi öncesinde aromaterapi ve müzik kullanımının dental anksiyete ve ağrı üzerine etkileri
Giriş ve Amaç: Dental anksiyete çocuklarda sık görülen bir problem olup, diş tedavilerinden kaçınma, ağız hijyeninin ihmal edilmesi gibi sorunlara yol açarak yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, çocuklarda dental anksiyetenin erken teşhisi ve yönetimi çok önemlidir. Literatürde dental anksiyetenin azaltılması amacıyla önerilen farmakolojik olmayan ve farmakolojik çeşitli yaklaşımlar mevcuttur. Bu çalışmanın amacı, çocuklarda infiltratif anestezi öncesinde lavanta ile aromaterapi ve müzik kullanımının dental anksiyete ve ağrı üzerine etkilerini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamız, Trakya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Kliniği'ne rutin dental tedavi amacıyla başvuran ve dental tedavileri için lokal infiltrasyon anestezisi gereken, 6-12 yaş arası gönüllü 105 hasta ile gerçekleştirildi. Hastalar randomize olarak aromaterapi, müzik terapisi ve kontrol grubu olmak üzere üç gruba ayrıldı. Katılımcıların dental anksiyete düzeyleri, işlem öncesi ve işlem sonrasında uygulanan Çocuklar İçin Diş Hekimi Korku Tarama Ölçeği (CFSS-DS) ile değerlendirildi. Her grup için işlem öncesi, davranış yönlendirme tekniklerinin uygulanması sonrası ve işlem sonrası fizyolojik parametreler (kan basıncı, nabız, oksijen saturasyonu) ölçülüp kaydedildi. Anestezinin uygulaması sırasında her üç grupta da hissedilen ağrı "Wong Baker Ağrı Skalası" ve "FLACC Ağrı Değerlendirme Skalasının" birlikte kullanımı ile subjektif ve objektif olarak değerlendirildi. Bulgular: İşlem öncesi ve sonrası toplam CFSS-DS skorları kontrol ve aromaterapi gruplarında benzer bulunurken (p>0,05), müzik grubunda işlem sonrası skorların istatistiksel olarak anlamlı derecede düştüğü gözlendi (p<0,001). Kontrol grubunda işlem sonrası kalp atım hızı değerlerinin aromaterapi ve müzik gruplarından istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla arttığı tespit edildi (p<0,05). Sistolik kan basıncı değerlerinde ise, işlem öncesi ile işlem sonrası ölçümler arasındaki değişim ve davranış yönlendirmesi sonrası ile işlem sonrası ölçümler arasındaki değişimlerin müzik ve aromaterapi gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha az olduğu belirlendi (p<0,001). Diğer parametrelerde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Müzik terapisi ve aromaterapi uygulamalarının çocuklarda dental anksiyete ve ağrıyı azaltmada yardımcı yöntemler olarak tercih edilebileceği, ayrıca müzik terapisinin aromaterapiden daha etkili olduğu bulunmuştur.
Üç farklı diş fırçası tipinin plak azaltma etkinliğinin klinik olarak değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Dental plak diş yüzeylerinden rutin olarak temizlenmediği takdirde çürük, gingivitis, periodontitis gibi hastalıkların etyolojik faktörüdür ve diş yüzeyindeki birikintilerin temizlenmesi için en başarılı yöntemin diş fırçalama olduğu bilinmektedir. Günümüzde farklı dizaynda çeşitli diş fırçaları yardımıyla bu hedef gerçekleştirilmektedir. Çocuklarda ise yaşa bağlı olarak birtakım gelişimsel faktörler diş fırçalama etkinliğini etkileyebilmektedir. Çalışmamızda 7 yaş grubu çocuk popülasyonu ele alınarak 3 farklı fırça tipinin (manuel, üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçası) etkinliği incelenmiş olup çocukların gelişim düzeyleri bir anket yardımıyla ebeveynler tarafından bilgi alınarak incelenmiş ve kaldırılan plak miktarları ile kıyaslamalar yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma popülasyonumuz 7 yaşında 60 çocuktan oluşmakla birlikte; her çocuğun ilk seansta kullanacağı fırça tipi randomize olarak belirlendi. Çalışmamıza katılan çocukların ilk seans hangi fırçayı kullanacağı randomize olarak belirlendi. Seanslar birer hafta ara ile gerçekleştirilmiş olup her seans daimi 1. molar dişlerin bukkal ve lingual yüzeyleri ile mezial aproksimal bölgeleri boyayıcı ajan yardımı ile boyandıktan sonra fırçalama öncesi ve sonrası plak miktarları QHI ve API kullanılarak skorlanmıştır. Çocuklara kullanılacak olan diş fırçası tipinin kullanım şekli, sözel olarak bir model üzerinde anlatılarak öğretilmiş ve diş yüzeylerindeki boyaları çıkarması gerektiği anlatılmıştır. Ardından ayna karşısında herhangi bir müdahale yapılmaksızın katılımcıların dişlerini 2 dakika süre boyunca fırçalamaları sağlanmıştır. Çalışma sonunda tüm çocuklar tüm diş fırçası tiplerini deneyimlemiştir. Ebeveyn ve/veya bakıcıların, çocukların gelişim düzeylerinin kapsamlı bir şekilde incelenmesine olanak veren bir anket çalışmasına katılımı sağlanmıştır. İstatistiksel değerlendirmeler için IBM SPSS 23 Statistics programı kullanılmıştır ve alfa hata düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Başlangıç seansı diş fırçalama öncesi dental plak ölçümlerinde; cinsiyet, dominant el ve rutinde kullanılan diş fırçası ele alınarak gerçekleştirilen karşılaştırmalarda istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Aproksimal bölgeler ve düz yüzeylerde üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçasının, geleneksel manuel diş fırçasına göre dental plak kaldırma etkinliğinin daha üstün olduğu saptanmıştır. Kızlar, bazı düz yüzey ve aproksimal bölgede dental plağı erkeklere göre daha başarılı bir şekilde kaldırmış olmalarına rağmen cinsiyetler arası fırçalama becerisinde belirgin bir farklılık mevcut değildir. Ankette değerlendirilen kriterlerin diş fırçalama kabiliyetini etkilemediği görülmüştür. Sonuç: Manuel diş fırçasına kıyasla üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçalarının, dental plak kaldırma etkinliklerinin daha üstün olması ve kullanım kolaylıkları nedeniyle 7 yaş grubu çocuklar için tavsiye edilebilir alternatif diş fırçası modelleridir. Anahtar Kelimeler: Diş fırçası, dental plak, motor beceriler, çocuk, anket
Üç farklı diş fırçası tipinin plak azaltma etkinliğinin klinik olarak değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Dental plak diş yüzeylerinden rutin olarak temizlenmediği takdirde çürük, gingivitis, periodontitis gibi hastalıkların etyolojik faktörüdür ve diş yüzeyindeki birikintilerin temizlenmesi için en başarılı yöntemin diş fırçalama olduğu bilinmektedir. Günümüzde farklı dizaynda çeşitli diş fırçaları yardımıyla bu hedef gerçekleştirilmektedir. Çocuklarda ise yaşa bağlı olarak birtakım gelişimsel faktörler diş fırçalama etkinliğini etkileyebilmektedir. Çalışmamızda 7 yaş grubu çocuk popülasyonu ele alınarak 3 farklı fırça tipinin (manuel, üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçası) etkinliği incelenmiş olup çocukların gelişim düzeyleri bir anket yardımıyla ebeveynler tarafından bilgi alınarak incelenmiş ve kaldırılan plak miktarları ile kıyaslamalar yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma popülasyonumuz 7 yaşında 60 çocuktan oluşmakla birlikte; her çocuğun ilk seansta kullanacağı fırça tipi randomize olarak belirlendi. Çalışmamıza katılan çocukların ilk seans hangi fırçayı kullanacağı randomize olarak belirlendi. Seanslar birer hafta ara ile gerçekleştirilmiş olup her seans daimi 1. molar dişlerin bukkal ve lingual yüzeyleri ile mezial aproksimal bölgeleri boyayıcı ajan yardımı ile boyandıktan sonra fırçalama öncesi ve sonrası plak miktarları QHI ve API kullanılarak skorlanmıştır. Çocuklara kullanılacak olan diş fırçası tipinin kullanım şekli, sözel olarak bir model üzerinde anlatılarak öğretilmiş ve diş yüzeylerindeki boyaları çıkarması gerektiği anlatılmıştır. Ardından ayna karşısında herhangi bir müdahale yapılmaksızın katılımcıların dişlerini 2 dakika süre boyunca fırçalamaları sağlanmıştır. Çalışma sonunda tüm çocuklar tüm diş fırçası tiplerini deneyimlemiştir. Ebeveyn ve/veya bakıcıların, çocukların gelişim düzeylerinin kapsamlı bir şekilde incelenmesine olanak veren bir anket çalışmasına katılımı sağlanmıştır. İstatistiksel değerlendirmeler için IBM SPSS 23 Statistics programı kullanılmıştır ve alfa hata düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Başlangıç seansı diş fırçalama öncesi dental plak ölçümlerinde; cinsiyet, dominant el ve rutinde kullanılan diş fırçası ele alınarak gerçekleştirilen karşılaştırmalarda istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Aproksimal bölgeler ve düz yüzeylerde üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçasının, geleneksel manuel diş fırçasına göre dental plak kaldırma etkinliğinin daha üstün olduğu saptanmıştır. Kızlar, bazı düz yüzey ve aproksimal bölgede dental plağı erkeklere göre daha başarılı bir şekilde kaldırmış olmalarına rağmen cinsiyetler arası fırçalama becerisinde belirgin bir farklılık mevcut değildir. Ankette değerlendirilen kriterlerin diş fırçalama kabiliyetini etkilemediği görülmüştür. Sonuç: Manuel diş fırçasına kıyasla üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçalarının, dental plak kaldırma etkinliklerinin daha üstün olması ve kullanım kolaylıkları nedeniyle 7 yaş grubu çocuklar için tavsiye edilebilir alternatif diş fırçası modelleridir. Anahtar Kelimeler: Diş fırçası, dental plak, motor beceriler, çocuk, anket
Üç farklı diş fırçası tipinin plak azaltma etkinliğinin klinik olarak değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Dental plak diş yüzeylerinden rutin olarak temizlenmediği takdirde çürük, gingivitis, periodontitis gibi hastalıkların etyolojik faktörüdür ve diş yüzeyindeki birikintilerin temizlenmesi için en başarılı yöntemin diş fırçalama olduğu bilinmektedir. Günümüzde farklı dizaynda çeşitli diş fırçaları yardımıyla bu hedef gerçekleştirilmektedir. Çocuklarda ise yaşa bağlı olarak birtakım gelişimsel faktörler diş fırçalama etkinliğini etkileyebilmektedir. Çalışmamızda 7 yaş grubu çocuk popülasyonu ele alınarak 3 farklı fırça tipinin (manuel, üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçası) etkinliği incelenmiş olup çocukların gelişim düzeyleri bir anket yardımıyla ebeveynler tarafından bilgi alınarak incelenmiş ve kaldırılan plak miktarları ile kıyaslamalar yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma popülasyonumuz 7 yaşında 60 çocuktan oluşmakla birlikte; her çocuğun ilk seansta kullanacağı fırça tipi randomize olarak belirlendi. Çalışmamıza katılan çocukların ilk seans hangi fırçayı kullanacağı randomize olarak belirlendi. Seanslar birer hafta ara ile gerçekleştirilmiş olup her seans daimi 1. molar dişlerin bukkal ve lingual yüzeyleri ile mezial aproksimal bölgeleri boyayıcı ajan yardımı ile boyandıktan sonra fırçalama öncesi ve sonrası plak miktarları QHI ve API kullanılarak skorlanmıştır. Çocuklara kullanılacak olan diş fırçası tipinin kullanım şekli, sözel olarak bir model üzerinde anlatılarak öğretilmiş ve diş yüzeylerindeki boyaları çıkarması gerektiği anlatılmıştır. Ardından ayna karşısında herhangi bir müdahale yapılmaksızın katılımcıların dişlerini 2 dakika süre boyunca fırçalamaları sağlanmıştır. Çalışma sonunda tüm çocuklar tüm diş fırçası tiplerini deneyimlemiştir. Ebeveyn ve/veya bakıcıların, çocukların gelişim düzeylerinin kapsamlı bir şekilde incelenmesine olanak veren bir anket çalışmasına katılımı sağlanmıştır. İstatistiksel değerlendirmeler için IBM SPSS 23 Statistics programı kullanılmıştır ve alfa hata düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Başlangıç seansı diş fırçalama öncesi dental plak ölçümlerinde; cinsiyet, dominant el ve rutinde kullanılan diş fırçası ele alınarak gerçekleştirilen karşılaştırmalarda istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Aproksimal bölgeler ve düz yüzeylerde üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçasının, geleneksel manuel diş fırçasına göre dental plak kaldırma etkinliğinin daha üstün olduğu saptanmıştır. Kızlar, bazı düz yüzey ve aproksimal bölgede dental plağı erkeklere göre daha başarılı bir şekilde kaldırmış olmalarına rağmen cinsiyetler arası fırçalama becerisinde belirgin bir farklılık mevcut değildir. Ankette değerlendirilen kriterlerin diş fırçalama kabiliyetini etkilemediği görülmüştür. Sonuç: Manuel diş fırçasına kıyasla üç yüzlü manuel ve şarjlı diş fırçalarının, dental plak kaldırma etkinliklerinin daha üstün olması ve kullanım kolaylıkları nedeniyle 7 yaş grubu çocuklar için tavsiye edilebilir alternatif diş fırçası modelleridir. Anahtar Kelimeler: Diş fırçası, dental plak, motor beceriler, çocuk, anket