Dr. Öğr. Üyesi Necmettin Turinay danışmanlığındaki tezler
25 tez · TOBB Economics and Technology University
Türk edebiyatında İstanbul imgesinin teşekkülü (1930-1945)
Mütareke ve ilk Cumhuriyet yılları edebiyatında İstanbul'un olumsuz imajlarla anlatıldığı hatta arka plana itildiği görülür. Cumhuriyet döneminde Ankara'nın başkent olması ile dikkatler İstanbul'un üzerinden uzaklar ve böylece kuvvetli bir Anadolu edebiyatı başlar. Millî Mücadele döneminde işgal altında bulunan dışarıda kalan İstanbul ötelenirken, Ankara ve Anadolu ziyadesiyle ön plana çıkar. Fakat bu edebi algılama en fazla sekiz-on yıl devam eder. 1930'lardan sonra Bergson felsefesi ve Freud psikolojisinin devreye girmesi sonucunda İstanbul algılaması alt üst olur. Nitekim 1930 ortalarından itibaren İstanbul Türk edebiyatında tekrar merkeze oturmaya başlar. Dolayısıyla 1930'lardan itibaren şiir ve nesirler üzerinden İstanbul merkezli yeni bir edebiyat doğar. Başlangıçta Abdülhak Şinasi Hisar'ın hatıra metinleri ile harekete geçen bu duyarlık, Yahya Kemal'in 1930 ortalarında ve 1940 başlarında yazdığı şiirlerle döneme hâkim bir hava yaratır. Bunları A. Ş. Hisar'ın Boğaziçi Mehtapları ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'i gibi eserler takip eder. Bu gelişmeler ayrıca dönem şiirini ziyadesiyle etkisi altına alır. Dolayısıyla dönem edebiyatında İstanbul'u merkez alan, onu yücelten yeni bir duyarlılığın harekete geçtiği ortaya çıkar. Şiir, müzik, tarih ve tabiat gibi çeşitli unsurların iç içe geçmesi ile izah edilebilecek bu yeni algılama biçimi, hem edebiyatın içine girdiği yeni bir dönemi bize haber vermekte, hem de bugün bir hayli yaygınlaşmış bulunan şehir tefekkürünün arka planının tanınmasına fırsat vermektedir. Kültür, düşünce ve sanat hayatı açısından önem arz eden bu yeni algılamanın doğuşu, oluşumu ve gelişmesi tezin temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstanbul İmgesi, Mütareke ve Cumhuriyet Döneminde İstanbul, 1930-1945, Bergson.
Ahmet Hamdi Tanpınar ve edebiyat tarihi
Edebiyat tarihçiliği, daha ziyade edebî eserleriyle tanınan bir sanatkâr olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın farklı bir yönünü ortaya koymaktadır. Tanpınar'ın XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, yayınlandığı 1949 yılından bu yana devamlı ilgi gören ve otuzuncu baskısı yapılmaya hazırlanılan bir eserdir. Mütefekkir bir sanatkârın kaleminden çıktığı hemen hissedilen bu eser zengin içeriği ve devamlılığı esas alan bakış açısı ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Edebiyat tarihçiliği alanında önemi ve özgünlüğü hakkında hemen her çevrenin hemfikir olduğu bu eser, henüz tez seviyesinde müstakil bir çalışmaya konu edilmemiştir. Bazı bilimsel makalelerde farklı yönleriyle ele alınmış olan Tanpınar'ın edebiyat tarihi, ilk kez tez seviyesinde ve bir bütün olarak incelenecektir. Bu çalışma ile Tanpınar'ın edebiyat tarihçiliği topluca ele alınarak, ilgili eserin ön plana çıkan yanları ve özellikle de metodik tutumu değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Abdülhak Şinasi Hisar'ın deneme ve tenkitleri üzerine bir inceleme
Türk edebiyatında romancılığı ve hatıra yazarlığı ile tanınan Abdülhak Şinasi Hisar'ın Mütareke döneminde deneme ve tenkitler yazmaya başladığı bilinmektedir. Bu çalışmada Abdülhak Şinasi'nin deneme ve tenkitleri üzerine bir inceleme gerçekleştirilmeden önce onun bir münekkit olarak yazı hayatına başladığı dönemde öne çıkan eleştirmenlerle arasında ilgiler kurulmaktadır. Böylelikle Abdülhak Şinasi'nin edebî eserin "ruhuna nüfuzu" esas alan tenkit anlayışının dönemi içindeki özgünlüğüne dikkat çekilir. Buna ek olarak Hisar'ın hem tenkitçiliği hem de sanat anlayışı hakkında edebiyat ve sanat çevrelerinin değerlendirmelerine de yer verilerek Abdülhak Şinasi'nin eleştirmenliği iki farklı noktadan ele alınmaktadır. Ayrıca çalışmada Hisar'ın düşünce dünyasını şekillendiren Bergson felsefesinin deneme ve tenkitlerine yansımaları tespit edilerek Abdülhak Şinasi'nin tenkit anlayışı, romanın teorik meselelerine bakışı üzerinde de durulur. Bu bağlamda Hisar'ın tenkide, romana, şiir, tiyatro gibi sanatın türlü kollarına bakışı bir eseri tenkit ederken hangi noktalara dikkat ettiği hakkında değerlendirmeler yapılmaktadır.
Bir deneme yazarı olarak Mehmet Kaplan ve düşünce dünyası
Edebi tahlil ve tenkitleri ile Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan ve kırk beş yıllık yazı hayatına pek çok eser sığdıran Prof. Dr. Mehmet Kaplan'ın vefatına kadar geçen zaman zarfında süreli yayınlarda çok sayıda deneme yayımlaması, onun denemecilik yönünün ve beslendiği kaynakların üzerinde durmayı gerekli kılmaktadır. Akademisyenliği ve araştırmacılığı yanında üretken bir deneme yazarı olan Mehmet Kaplan, Fuad Köprülü, Ali Nihad Tarlan, Hilmi Ziya Ülken, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Türk düşünce ve sanat hayatında önemli bir yere sahip isimlerden edindikleri yanında, Alain başta olmak üzere Descartes, Valery, Hegel, Wellek gibi Batılı düşünürlerin tesiri ile de denemeciliğini şekillendirir. Ferdi ve toplumsal meselelerde kaleme alınan bu denemeler okuyucular üzerinde büyük bir tesir meydana getirirken, dil ve üslûp özellikleriyle de ayrıca dikkat çeker. Akademik sahada şimdiye kadar tahlil ve tenkitleri üzerinde durulan Mehmet Kaplan'ın genellikle tematik açıdan incelediği görülmektedir. Bununla birlikte onun denemeleri dönemiyle ilişkilendirilememiş; düşünürün etkilendiği isim ve eserler ışığında, yaşadığı değişim ve kırılmalar eşliğinde incelenmemiş, sanata bakışının bir edebî tür olan deneme ile ilişkisi tespit edilememiştir. Yaptığımız çalışmada Kaplan'ın tenkit ve tahlilleri yerine denemeciliği merkeze alınacak, temaları yanında metodik bir yol takip edilecektir. sonra doldurulacaktır
2000'ler dönemi Türk hikâyesine panoramik bakışlar
Türk edebiyatında 1980 darbesiyle birlikte kendi kabuğuna çekilen hikâye türünün, doksanların ikinci yarısından itibaren bazı açılımlara sahne olduğu dikkati çekmektedir. Doksanlardan günümüze uzanan süreçte özellikle de 2000'lerde hikâye alanında büyük değişmelerin yaşandığı, alan üzerinde çalışan hemen her eleştirmenin ortak kanaatidir. Nitekim "hikâye patlaması" ile Türk hikâyeciliğinde yepyeni bir döneme girilir. 2000'lerde yaşanan hikâye bolluğunu ve hikâyelerdeki değişimi, tek bir etkenle izah etmek yeterli değildir. Dolayısıyla 2000'ler dönemi Türk hikâyesi üzerine, önceki çalışmalardan daha kapsamlı bir okuma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan çalışmada 2000'li yıllarda önemli hikâye ödüllerini kazanan, hikâye dergilerinde yetişen ve ilgili türün gelişimine eleştirel çalışmalarıyla da katkıda bulunan hikâyecilerin eserleri üzerinde durulması uygun görüldü. 2000'ler hikâyesinin ruhunu temsil ettiği düşünülen on iki hikâyecinin eserlerine, anlatıcı hikâye karakterlerinin bakış açısı merkeze alınarak bir değerlendirme gerçekleştirildi. Ayrıca dönem içinde yaygın olan postmodern hikâye yönelimlerinin bütünlükçü bir bakış ile tespiti hedeflendi. Böylelikle, 2000'li yıllardaki hikâye atmosferinin ve ortak hikâye yönelimlerinin toplu bir panoraması çizildi. Anahtar Kelimeler: 2000'ler, Postmodern, Hikâye, Anlatıcı Karakter, Bakış Açısı.
Ülkü dergisi (1941-1946) inceleme-indeks
Dergiler, yayımlandıkları dönemin sosyal, siyasi, ekonomik koşullarının anlaşılmasını sağlayan önemli kaynaklar olduğu gibi sanat ve edebiyat alanlarında yönlendirici konumdadır. Basın yayın faaliyetlerinin kısıtlandığı 1940'lar Türkiye'sinde siyasi otoritenin yayın organı görevini üstlenen Halkevleri dergileri bu noktada öne çıkar. Bu bağlamda Halkevi yayınlarına öncülük eden Ankara Halkevi dergisi Ülkü, 1940'lar edebiyat ortamlarının anlaşılması için başvurulması gereken birincil kaynaklar arasında yer alır. Akademik yayınlara bakıldığında Ülkü'nün sıkça farklı disiplinlerde çalışıldığı fark edilmiş olup ikinci serisinin bibliyografyasının hazırlanmadığı görülmektedir. Bu çalışmada derginin üç farklı döneminden Ahmet Kutsi Tecer yönetiminde 1941-1946 yılları arasında yayımlanan 126 sayı "Düşünce Dünyası"; sanat, edebiyat, resim ve müzik odağında "Deneme ve Eleştiri"; hikâye, roman, piyes, şiiri kapsayan türler açısından incelenmiştir. İlgili dönemin çalışılmasında siyasi ve toplumsal olaylar edebiyattan bağımsız tutulamayacağı için süreli yayın farklı yönleriyle ele alınmıştır. Bütüncül kavrayışı kolaylaştıracağı düşüncesiyle "Kronolojik İndeks", "Yazar İndeksi" ve "Tür İndeksi" çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu araştırma ile Ülkü'nün kendi dönemine çeşitli açılardan etkilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ülkü, Halkevleri, Dergi, Ahmet Kutsi Tecer, 1940
1980 dönemi Türk romanında yenilik arayışları
1980-1990 arası yıllar edebiyatımızda roman türünün gelişimi açısından önemli bir kırılma ve yenilenme dönemidir. İlgili dönemin romanlarına yönelik eleştirilerde, dönem romanlarının genellikle 12 Eylül 1980 askerî darbesi ile ilişkilendirildiği görülür. Bu tespit yanlış olmamakla birlikte, büyük eksiklikleri de barındırır. Dolayısıyla 1980'li yıllarda yaşanan kültürel ve toplumsal gelişmeler, yeni edebî anlayışlar üzerine daha derin bir okuma yapılmasını gerektirir. Yeni yeni görülmeye başlayan postmodernizm, büyülü gerçekçilik, varoluşçuluk, Erich Fromm okumaları, fantastik ve masalsı anlatımlar, çoklu bakış açılarının öne çıkması ve yeni bir eleştiri anlayışının devreye girmesi dönem romanını anlamak için oldukça önemlidir. Bütün bunların yanı sıra, yazma sürecinin romanın mevzusu hâline getirilmesi de dönem romanlarının öne çıkan göstergeleri arasında yer alır. Söz konusu felsefi ve edebî anlayışlar, dönem insanının gerçekliği farklı farklı algılamasına sebep olurken, gerçeğin bireye göre çeşitlenmesi sanatçıları yeni arayışlara sevk eder. Bu tür yenilikler romanlarda, anlatıcı ve bakış açısı tekniklerinde de kendini gösterir. Dolayısıyla dönem zihniyetinde ortaya çıkan bu dönüşümün romanlara yansıması, anlatıcı ve bakış açısı merkezli bir okuma ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada dönemin edebiyat ortamı, sanat ve edebiyat yıllıkları, öne çıkan ödüller, ayrıca yeni eleştiri tutumları bir arada incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1980 Romanı, Yenilik, Arayış, Anlatıcı, Bakış Açısı
Bir eleştirmen olarak Yaşar Nabi Nayır'ın Varlık ve Ulus'taki yazıları (1933-1940)
1930'lar dönemi sanat ve kültür hayatında Varlık dergisi ile öncü bir rol üstlenen Yaşar Nabi Nayır (1908-1981); şiir, piyes, hikâye ve roman türlerinde eserler kaleme almış çok yönlü bir isimdir. Edebî üretiminin yanı sıra, sanatçının 1926-1933 yılları arasında dönemin çeşitli süreli yayınlarında makaleler kaleme alması da dikkat çeker. Kurucusu olduğu Varlık dergisi ve 1934-1940 tarihlerinde yazar ve çevirmen olarak görev aldığı Ulus gazetesi; sanatçının edebiyat hayatını sürdürdüğü iki önemli yayın organı olarak öne çıkmaktadır. Akademik çalışmalara bakıldığında Varlık'ın farklı disiplinler açısından çalışıldığı, Yaşar Nabi'nin de dergi bağlamında daha ziyade yayıncı tarafıyla öne çıkarıldığı görülür. Sanatçıyı müstakil olarak inceleyen tezlerde ise yayıncı, şair ve yazar yanlarının merkeze alındığı fark edilir. 30'lu yıllarda yavaş yavaş şiir, piyes, hikâye ve roman türünden uzaklaşarak edebî eleştiri ve düşünce yazılarına ağırlık verdiği görülen Nayır'ın sanatkâr bir düşünür ve münekkit tarafının yeterince iyi anlaşılmadığının saptanması, yaptığımız tezin itici gücünü oluşturmaktadır. Yaşar Nabi'nin düşünce grafiğinin çıkarılmasında önemli bir yer tutan Ulus makaleleri üzerinde ciddiyetle durulmadığı ve ilgili yazıların bibliyografyaları çıkarılmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada Yaşar Nabi'nin 1933- 1940 yılları arasında Varlık ve Ulus'ta yayımlanan makaleleri, sanatçının en çok üzerinde durduğu türlerden yola çıkılarak incelemeye tâbi tutulmuştur. Yaşar Nabi'nin yayımlanmış eserlerini ve makalelerini kronolojik sıraya ve edebî türlerine göre sınıflandıran indeksler teze eklenmiştir. Bu çalışmada sanatçının akademik alanda ihmal edilen münekkit kimliğine özellikle dikkat çekilmek istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaşar Nabi Nayır, 1930'lar Dönemi Türk Edebiyatı, Varlık Dergisi, Ulus Gazetesi, Eleştiri
1980 dönemi Türk romanında yenilik arayışları
1980-1990 arası yıllar edebiyatımızda roman türünün gelişimi açısından önemli bir kırılma ve yenilenme dönemidir. İlgili dönemin romanlarına yönelik eleştirilerde, dönem romanlarının genellikle 12 Eylül 1980 askerî darbesi ile ilişkilendirildiği görülür. Bu tespit yanlış olmamakla birlikte, büyük eksiklikleri de barındırır. Dolayısıyla 1980'li yıllarda yaşanan kültürel ve toplumsal gelişmeler, yeni edebî anlayışlar üzerine daha derin bir okuma yapılmasını gerektirir. Yeni yeni görülmeye başlayan postmodernizm, büyülü gerçekçilik, varoluşçuluk, Erich Fromm okumaları, fantastik ve masalsı anlatımlar, çoklu bakış açılarının öne çıkması ve yeni bir eleştiri anlayışının devreye girmesi dönem romanını anlamak için oldukça önemlidir. Bütün bunların yanı sıra, yazma sürecinin romanın mevzusu hâline getirilmesi de dönem romanlarının öne çıkan göstergeleri arasında yer alır. Söz konusu felsefi ve edebî anlayışlar, dönem insanının gerçekliği farklı farklı algılamasına sebep olurken, gerçeğin bireye göre çeşitlenmesi sanatçıları yeni arayışlara sevk eder. Bu tür yenilikler romanlarda, anlatıcı ve bakış açısı tekniklerinde de kendini gösterir. Dolayısıyla dönem zihniyetinde ortaya çıkan bu dönüşümün romanlara yansıması, anlatıcı ve bakış açısı merkezli bir okuma ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada dönemin edebiyat ortamı, sanat ve edebiyat yıllıkları, öne çıkan ödüller, ayrıca yeni eleştiri tutumları bir arada incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1980 Romanı, Yenilik, Arayış, Anlatıcı, Bakış Açısı
Ülkü dergisi (1941-1946) inceleme-indeks
Dergiler, yayımlandıkları dönemin sosyal, siyasi, ekonomik koşullarının anlaşılmasını sağlayan önemli kaynaklar olduğu gibi sanat ve edebiyat alanlarında yönlendirici konumdadır. Basın yayın faaliyetlerinin kısıtlandığı 1940'lar Türkiye'sinde siyasi otoritenin yayın organı görevini üstlenen Halkevleri dergileri bu noktada öne çıkar. Bu bağlamda Halkevi yayınlarına öncülük eden Ankara Halkevi dergisi Ülkü, 1940'lar edebiyat ortamlarının anlaşılması için başvurulması gereken birincil kaynaklar arasında yer alır. Akademik yayınlara bakıldığında Ülkü'nün sıkça farklı disiplinlerde çalışıldığı fark edilmiş olup ikinci serisinin bibliyografyasının hazırlanmadığı görülmektedir. Bu çalışmada derginin üç farklı döneminden Ahmet Kutsi Tecer yönetiminde 1941-1946 yılları arasında yayımlanan 126 sayı "Düşünce Dünyası"; sanat, edebiyat, resim ve müzik odağında "Deneme ve Eleştiri"; hikâye, roman, piyes, şiiri kapsayan türler açısından incelenmiştir. İlgili dönemin çalışılmasında siyasi ve toplumsal olaylar edebiyattan bağımsız tutulamayacağı için süreli yayın farklı yönleriyle ele alınmıştır. Bütüncül kavrayışı kolaylaştıracağı düşüncesiyle "Kronolojik İndeks", "Yazar İndeksi" ve "Tür İndeksi" çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu araştırma ile Ülkü'nün kendi dönemine çeşitli açılardan etkilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ülkü, Halkevleri, Dergi, Ahmet Kutsi Tecer, 1940
Orhan Okay ve eserleri
Orhan Okay edebiyat tarihçiliği ve tenkitçiliğinin yanında önemli bir akademisyen ve düşünce adamıdır. Vefatına kadar geçen süre zarfında Yeni Türk edebiyatı alanına önemli bilimsel çalışmaların yanı sıra yüzlerce makale, tenkit ve denemeler, hatıra metinleri kazandırmıştır. Akademisyenliğinin dışında üretken bir yazar olan Orhan Okay, Nurettin Topçu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan gibi önemli isimlerden etkilenmiştir. Hocası Mehmet Kaplan'dan edindiği metodik tutuma bağlı kalarak bilimsel çalışmalarını şekillendirmiştir. Kaleme aldığı bilimsel metinler ve sanat verimleri okuyucular üzerinde tesir meydana getirirken, dil ve üslûp özellikleriyle de ayrıca dikkat çekerler. Akademik sahada şimdiye kadar yapılan çalışmalarda Orhan Okay'ın genellikle biyografisinin ve eğitim anlayışının incelendiği görülmektedir. Buna karşılık onun bilim ve sanata dair eserleri ve makaleleri özel olarak incelenmemiş; etkilendiği düşünür ve hocalar, yaşadığı değişim ve kırılmalar detaylı bir şekilde ele alınmamıştır. Yaptığımız çalışmada Orhan Okay'ın biyografisinin yanı sıra bilim ve sanat çalışmaları esas alınmış, onlar üzerinde yoğunlaşılmıştır.
Orhan Okay ve eserleri
Orhan Okay edebiyat tarihçiliği ve tenkitçiliğinin yanında önemli bir akademisyen ve düşünce adamıdır. Vefatına kadar geçen süre zarfında Yeni Türk edebiyatı alanına önemli bilimsel çalışmaların yanı sıra yüzlerce makale, tenkit ve denemeler, hatıra metinleri kazandırmıştır. Akademisyenliğinin dışında üretken bir yazar olan Orhan Okay, Nurettin Topçu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan gibi önemli isimlerden etkilenmiştir. Hocası Mehmet Kaplan'dan edindiği metodik tutuma bağlı kalarak bilimsel çalışmalarını şekillendirmiştir. Kaleme aldığı bilimsel metinler ve sanat verimleri okuyucular üzerinde tesir meydana getirirken, dil ve üslûp özellikleriyle de ayrıca dikkat çekerler. Akademik sahada şimdiye kadar yapılan çalışmalarda Orhan Okay'ın genellikle biyografisinin ve eğitim anlayışının incelendiği görülmektedir. Buna karşılık onun bilim ve sanata dair eserleri ve makaleleri özel olarak incelenmemiş; etkilendiği düşünür ve hocalar, yaşadığı değişim ve kırılmalar detaylı bir şekilde ele alınmamıştır. Yaptığımız çalışmada Orhan Okay'ın biyografisinin yanı sıra bilim ve sanat çalışmaları esas alınmış, onlar üzerinde yoğunlaşılmıştır.
Orhan Okay ve eserleri
Orhan Okay edebiyat tarihçiliği ve tenkitçiliğinin yanında önemli bir akademisyen ve düşünce adamıdır. Vefatına kadar geçen süre zarfında Yeni Türk edebiyatı alanına önemli bilimsel çalışmaların yanı sıra yüzlerce makale, tenkit ve denemeler, hatıra metinleri kazandırmıştır. Akademisyenliğinin dışında üretken bir yazar olan Orhan Okay, Nurettin Topçu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan gibi önemli isimlerden etkilenmiştir. Hocası Mehmet Kaplan'dan edindiği metodik tutuma bağlı kalarak bilimsel çalışmalarını şekillendirmiştir. Kaleme aldığı bilimsel metinler ve sanat verimleri okuyucular üzerinde tesir meydana getirirken, dil ve üslûp özellikleriyle de ayrıca dikkat çekerler. Akademik sahada şimdiye kadar yapılan çalışmalarda Orhan Okay'ın genellikle biyografisinin ve eğitim anlayışının incelendiği görülmektedir. Buna karşılık onun bilim ve sanata dair eserleri ve makaleleri özel olarak incelenmemiş; etkilendiği düşünür ve hocalar, yaşadığı değişim ve kırılmalar detaylı bir şekilde ele alınmamıştır. Yaptığımız çalışmada Orhan Okay'ın biyografisinin yanı sıra bilim ve sanat çalışmaları esas alınmış, onlar üzerinde yoğunlaşılmıştır.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve hikayeciliği
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türk edebiyatında romanlarıyla ün kazanmış biri olsa bile hikâye türünde de çok sayıda eserler vermiş bir sanatçıdır. İlk eserlerini İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından veren sanatçı, seksen beş yıllık ömründe Türk edebiyatının çeşitli dönemlerine şahit olmuş ve güçlü kalemi ile her türlü toplumsal gelişmeyi eserlerinde yansıtmaya çalışmıştır. Hikayecilik dönemi, İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'in ilanına kadar süren yazarın aynı zamanda Fecr-i Ati topluluğuna mensup olduğu da bilinmektedir. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı gibi gelişmeler sebebiyle Yakup Kadri'nin hem düşünceleri hem de edebi zihniyeti, buna paralel olarak da hikayeleri yavaş yavaş değişime uğrar. Hikayeciliğinin ilk yıllarında daha bireysel temaları işleyen Karaosmanoğlu, bilahâre Mütareke ve Milli Mücadele Dönemlerinde savaşın toplum üzerindeki tahribatına dair daha yeni hikayeler kaleme alır. Karaosmanoğlu'nun hem kendisinde hem de Türk edebiyatındaki değişimlerin izinin en rahat sürülebildiği metinler olan hikayeleri, bugüne kadar romanlarının gölgesinde kalmış ve bütüncül bir bakış açısıyla üzerinde tez seviyesinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Yakup Kadri'nin hikayeciliği dönem atmosferine bağlı olarak değerlendirilmiş ve hikayeleri toplu bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkinci Meşrutiyet Dönemi, Fecr-i Ati, Hikaye, Türk tarihi, Milli Mücadele Dönemi.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve hikayeciliği
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türk edebiyatında romanlarıyla ün kazanmış biri olsa bile hikâye türünde de çok sayıda eserler vermiş bir sanatçıdır. İlk eserlerini İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından veren sanatçı, seksen beş yıllık ömründe Türk edebiyatının çeşitli dönemlerine şahit olmuş ve güçlü kalemi ile her türlü toplumsal gelişmeyi eserlerinde yansıtmaya çalışmıştır. Hikayecilik dönemi, İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'in ilanına kadar süren yazarın aynı zamanda Fecr-i Ati topluluğuna mensup olduğu da bilinmektedir. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı gibi gelişmeler sebebiyle Yakup Kadri'nin hem düşünceleri hem de edebi zihniyeti, buna paralel olarak da hikayeleri yavaş yavaş değişime uğrar. Hikayeciliğinin ilk yıllarında daha bireysel temaları işleyen Karaosmanoğlu, bilahâre Mütareke ve Milli Mücadele Dönemlerinde savaşın toplum üzerindeki tahribatına dair daha yeni hikayeler kaleme alır. Karaosmanoğlu'nun hem kendisinde hem de Türk edebiyatındaki değişimlerin izinin en rahat sürülebildiği metinler olan hikayeleri, bugüne kadar romanlarının gölgesinde kalmış ve bütüncül bir bakış açısıyla üzerinde tez seviyesinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Yakup Kadri'nin hikayeciliği dönem atmosferine bağlı olarak değerlendirilmiş ve hikayeleri toplu bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkinci Meşrutiyet Dönemi, Fecr-i Ati, Hikaye, Türk tarihi, Milli Mücadele Dönemi.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve hikayeciliği
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Türk edebiyatında romanlarıyla ün kazanmış biri olsa bile hikâye türünde de çok sayıda eserler vermiş bir sanatçıdır. İlk eserlerini İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından veren sanatçı, seksen beş yıllık ömründe Türk edebiyatının çeşitli dönemlerine şahit olmuş ve güçlü kalemi ile her türlü toplumsal gelişmeyi eserlerinde yansıtmaya çalışmıştır. Hikayecilik dönemi, İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'in ilanına kadar süren yazarın aynı zamanda Fecr-i Ati topluluğuna mensup olduğu da bilinmektedir. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı gibi gelişmeler sebebiyle Yakup Kadri'nin hem düşünceleri hem de edebi zihniyeti, buna paralel olarak da hikayeleri yavaş yavaş değişime uğrar. Hikayeciliğinin ilk yıllarında daha bireysel temaları işleyen Karaosmanoğlu, bilahâre Mütareke ve Milli Mücadele Dönemlerinde savaşın toplum üzerindeki tahribatına dair daha yeni hikayeler kaleme alır. Karaosmanoğlu'nun hem kendisinde hem de Türk edebiyatındaki değişimlerin izinin en rahat sürülebildiği metinler olan hikayeleri, bugüne kadar romanlarının gölgesinde kalmış ve bütüncül bir bakış açısıyla üzerinde tez seviyesinde herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada, Yakup Kadri'nin hikayeciliği dönem atmosferine bağlı olarak değerlendirilmiş ve hikayeleri toplu bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkinci Meşrutiyet Dönemi, Fecr-i Ati, Hikaye, Türk tarihi, Milli Mücadele Dönemi.
İstanbul Halkevi Kültür Dergisi (1943 – 1946) inceleme dizin metin
1940'lı yılların Türkiye'sinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendine bağlı kuruluşlar vasıtası ile çeşitli dergiler yayınladığı görülmektedir. Bunların en dikkate değer olanı Halkevleri Genel Merkezi tarafından yayınlanan Ülkü dergisidir. Çeşitli illerde yayınlanan bu tür dergiler arasında, Ülkü kadar önemli bir başka dergi daha bulunmaktadır. O da İstanbul Eminönü Halkevi tarafından çıkarılan İstanbul Kültür'dür. Kültür ve sanat hayatının canlı olduğu bir ilde ve İkinci Dünya Savaşı gibi engebeli bir konjonktürde yayınlanan İstanbul Kültür dergisi, dönem ruhunun kavranması bakımından önemli bazı imkânlar sunmaktadır. İlgili derginin bir başka özelliği de, sanat ve edebiyat bölümlerinin Mehmet Kaplan tarafından yürütülüyor olmasıdır. Dolayısıyla Türkiye'nin çok partili siyasi hayata geçişi kadar, edebiyat ve sanat hayatındaki türlü evrilmeleri rahatlıkla izleyebildiğimiz İstanbul Kültür dergisinin, yüksek lisans tezi seviyesinde ele alınıp incelenebileceğini düşündük. Dergi üzerinde gerçekleştirdiğimiz detaylı inceleme dışında, orada yer alan her türlü yazılarla şiir ve hikâye gibi edebi metinlerin de indeksini hazırladık. Kronoloji, yazar adı ve edebi türe dayalı bu indekslerin ardından da, dergide yayınlanan Yeni Türk Edebiyatı ile ilgili metinler arasından seçtiğimiz örnekleri ayrı bir cilt haline getirmeyi uygun bulduk. Anahtar Kelimeler: Halkevi Dergileri, İstanbul, deneme, eleştiri, tahlil.
İstanbul Halkevi Kültür Dergisi (1943 – 1946) inceleme dizin metin
1940'lı yılların Türkiye'sinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendine bağlı kuruluşlar vasıtası ile çeşitli dergiler yayınladığı görülmektedir. Bunların en dikkate değer olanı Halkevleri Genel Merkezi tarafından yayınlanan Ülkü dergisidir. Çeşitli illerde yayınlanan bu tür dergiler arasında, Ülkü kadar önemli bir başka dergi daha bulunmaktadır. O da İstanbul Eminönü Halkevi tarafından çıkarılan İstanbul Kültür'dür. Kültür ve sanat hayatının canlı olduğu bir ilde ve İkinci Dünya Savaşı gibi engebeli bir konjonktürde yayınlanan İstanbul Kültür dergisi, dönem ruhunun kavranması bakımından önemli bazı imkânlar sunmaktadır. İlgili derginin bir başka özelliği de, sanat ve edebiyat bölümlerinin Mehmet Kaplan tarafından yürütülüyor olmasıdır. Dolayısıyla Türkiye'nin çok partili siyasi hayata geçişi kadar, edebiyat ve sanat hayatındaki türlü evrilmeleri rahatlıkla izleyebildiğimiz İstanbul Kültür dergisinin, yüksek lisans tezi seviyesinde ele alınıp incelenebileceğini düşündük. Dergi üzerinde gerçekleştirdiğimiz detaylı inceleme dışında, orada yer alan her türlü yazılarla şiir ve hikâye gibi edebi metinlerin de indeksini hazırladık. Kronoloji, yazar adı ve edebi türe dayalı bu indekslerin ardından da, dergide yayınlanan Yeni Türk Edebiyatı ile ilgili metinler arasından seçtiğimiz örnekleri ayrı bir cilt haline getirmeyi uygun bulduk. Anahtar Kelimeler: Halkevi Dergileri, İstanbul, deneme, eleştiri, tahlil.
İstanbul Halkevi Kültür Dergisi (1943 – 1946) inceleme dizin metin
1940'lı yılların Türkiye'sinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendine bağlı kuruluşlar vasıtası ile çeşitli dergiler yayınladığı görülmektedir. Bunların en dikkate değer olanı Halkevleri Genel Merkezi tarafından yayınlanan Ülkü dergisidir. Çeşitli illerde yayınlanan bu tür dergiler arasında, Ülkü kadar önemli bir başka dergi daha bulunmaktadır. O da İstanbul Eminönü Halkevi tarafından çıkarılan İstanbul Kültür'dür. Kültür ve sanat hayatının canlı olduğu bir ilde ve İkinci Dünya Savaşı gibi engebeli bir konjonktürde yayınlanan İstanbul Kültür dergisi, dönem ruhunun kavranması bakımından önemli bazı imkânlar sunmaktadır. İlgili derginin bir başka özelliği de, sanat ve edebiyat bölümlerinin Mehmet Kaplan tarafından yürütülüyor olmasıdır. Dolayısıyla Türkiye'nin çok partili siyasi hayata geçişi kadar, edebiyat ve sanat hayatındaki türlü evrilmeleri rahatlıkla izleyebildiğimiz İstanbul Kültür dergisinin, yüksek lisans tezi seviyesinde ele alınıp incelenebileceğini düşündük. Dergi üzerinde gerçekleştirdiğimiz detaylı inceleme dışında, orada yer alan her türlü yazılarla şiir ve hikâye gibi edebi metinlerin de indeksini hazırladık. Kronoloji, yazar adı ve edebi türe dayalı bu indekslerin ardından da, dergide yayınlanan Yeni Türk Edebiyatı ile ilgili metinler arasından seçtiğimiz örnekleri ayrı bir cilt haline getirmeyi uygun bulduk. Anahtar Kelimeler: Halkevi Dergileri, İstanbul, deneme, eleştiri, tahlil.
Abdülhak Şinasi Hisar'ın deneme ve tenkitleri üzerine bir inceleme
Türk edebiyatında romancılığı ve hatıra yazarlığı ile tanınan Abdülhak Şinasi Hisar'ın Mütareke döneminde deneme ve tenkitler yazmaya başladığı bilinmektedir. Bu çalışmada Abdülhak Şinasi'nin deneme ve tenkitleri üzerine bir inceleme gerçekleştirilmeden önce onun bir münekkit olarak yazı hayatına başladığı dönemde öne çıkan eleştirmenlerle arasında ilgiler kurulmaktadır. Böylelikle Abdülhak Şinasi'nin edebî eserin "ruhuna nüfuzu" esas alan tenkit anlayışının dönemi içindeki özgünlüğüne dikkat çekilir. Buna ek olarak Hisar'ın hem tenkitçiliği hem de sanat anlayışı hakkında edebiyat ve sanat çevrelerinin değerlendirmelerine de yer verilerek Abdülhak Şinasi'nin eleştirmenliği iki farklı noktadan ele alınmaktadır. Ayrıca çalışmada Hisar'ın düşünce dünyasını şekillendiren Bergson felsefesinin deneme ve tenkitlerine yansımaları tespit edilerek Abdülhak Şinasi'nin tenkit anlayışı, romanın teorik meselelerine bakışı üzerinde de durulur. Bu bağlamda Hisar'ın tenkide, romana, şiir, tiyatro gibi sanatın türlü kollarına bakışı bir eseri tenkit ederken hangi noktalara dikkat ettiği hakkında değerlendirmeler yapılmaktadır.
Ahmet Hamdi Tanpınar ve edebiyat tarihi
Edebiyat tarihçiliği, daha ziyade edebî eserleriyle tanınan bir sanatkâr olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın farklı bir yönünü ortaya koymaktadır. Tanpınar'ın XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, yayınlandığı 1949 yılından bu yana devamlı ilgi gören ve otuzuncu baskısı yapılmaya hazırlanılan bir eserdir. Mütefekkir bir sanatkârın kaleminden çıktığı hemen hissedilen bu eser zengin içeriği ve devamlılığı esas alan bakış açısı ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Edebiyat tarihçiliği alanında önemi ve özgünlüğü hakkında hemen her çevrenin hemfikir olduğu bu eser, henüz tez seviyesinde müstakil bir çalışmaya konu edilmemiştir. Bazı bilimsel makalelerde farklı yönleriyle ele alınmış olan Tanpınar'ın edebiyat tarihi, ilk kez tez seviyesinde ve bir bütün olarak incelenecektir. Bu çalışma ile Tanpınar'ın edebiyat tarihçiliği topluca ele alınarak, ilgili eserin ön plana çıkan yanları ve özellikle de metodik tutumu değerlendirilmeye çalışılacaktır.
Türk edebiyatında İstanbul imgesinin teşekkülü (1930-1945)
Mütareke ve ilk Cumhuriyet yılları edebiyatında İstanbul'un olumsuz imajlarla anlatıldığı hatta arka plana itildiği görülür. Cumhuriyet döneminde Ankara'nın başkent olması ile dikkatler İstanbul'un üzerinden uzaklar ve böylece kuvvetli bir Anadolu edebiyatı başlar. Millî Mücadele döneminde işgal altında bulunan dışarıda kalan İstanbul ötelenirken, Ankara ve Anadolu ziyadesiyle ön plana çıkar. Fakat bu edebi algılama en fazla sekiz-on yıl devam eder. 1930'lardan sonra Bergson felsefesi ve Freud psikolojisinin devreye girmesi sonucunda İstanbul algılaması alt üst olur. Nitekim 1930 ortalarından itibaren İstanbul Türk edebiyatında tekrar merkeze oturmaya başlar. Dolayısıyla 1930'lardan itibaren şiir ve nesirler üzerinden İstanbul merkezli yeni bir edebiyat doğar. Başlangıçta Abdülhak Şinasi Hisar'ın hatıra metinleri ile harekete geçen bu duyarlık, Yahya Kemal'in 1930 ortalarında ve 1940 başlarında yazdığı şiirlerle döneme hâkim bir hava yaratır. Bunları A. Ş. Hisar'ın Boğaziçi Mehtapları ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'i gibi eserler takip eder. Bu gelişmeler ayrıca dönem şiirini ziyadesiyle etkisi altına alır. Dolayısıyla dönem edebiyatında İstanbul'u merkez alan, onu yücelten yeni bir duyarlılığın harekete geçtiği ortaya çıkar. Şiir, müzik, tarih ve tabiat gibi çeşitli unsurların iç içe geçmesi ile izah edilebilecek bu yeni algılama biçimi, hem edebiyatın içine girdiği yeni bir dönemi bize haber vermekte, hem de bugün bir hayli yaygınlaşmış bulunan şehir tefekkürünün arka planının tanınmasına fırsat vermektedir. Kültür, düşünce ve sanat hayatı açısından önem arz eden bu yeni algılamanın doğuşu, oluşumu ve gelişmesi tezin temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstanbul İmgesi, Mütareke ve Cumhuriyet Döneminde İstanbul, 1930-1945, Bergson.
İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi (1953-1957) inceleme-dizin
Bilindiği gibi 1950'lerin başında Türkiye'deki siyasi ortam köklü şekilde değişir. Bu değişim toplumun pek çok alanı gibi kültür, sanat ve edebiyat ortamlarını da etkilemiştir. Örneğin çok partili dönemin başlaması ile sanat ve edebiyatta çok sesliliğin geliştiği ifade edilebilir. Özellikle genç kesimin çıkardığı çok sayıda dergi bu ortamı zenginleştirir. Ancak çıkan dergilerden pek çoğu da kısa sürede kapanır. Böyle bir ortamda İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi Mehmet Kaplan öncülüğündeki geniş kadrosu ile edebiyat ve fikir dünyasında dikkat çeker. Mümtaz Turhan, İbrahim Kafesoğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Sait Faik Abasıyanık, Âsaf Hâlet Çelebi, Tarık Buğra gibi sanat ve bilim alanının önemli isimleri derginin kaliteli içeriğinde pay sahibidir. Buna rağmen derginin akademik ortamda günümüze dek gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul Sanat ve Edebiyat, Kasım 1953'ten Şubat 1957'ye dek otuz dokuz sayı devam eder. Bu dönemde, ülkenin hemen her alanda tesiri altında kaldığı koşulsuz Batılılaşma fikrine alternatif getirmeye çalışır. Türk-İslam-Batı sentezi şeklinde ifade edilebilecek düşüncesini yalnız teklif etmekle kalmaz. Düşünce ve sanat alanındaki yazılı ve görsel metinleri ile bu yaklaşımı tatbik eder. Bu sayede İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi, Türkiye'nin modernleşme sürecinde izleri görülen söz konusu sentez teorisine Cumhuriyet sonrası dönemde canlı, yenilenmiş ve incelemeye değer bir örnek sunar. Anahtar Kelimeler: İstanbul Sanat ve Edebiyat, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan, 1950'lerde edebiyat ortamı, Turgut Atasoy.
İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi (1953-1957) inceleme-dizin
Bilindiği gibi 1950'lerin başında Türkiye'deki siyasi ortam köklü şekilde değişir. Bu değişim toplumun pek çok alanı gibi kültür, sanat ve edebiyat ortamlarını da etkilemiştir. Örneğin çok partili dönemin başlaması ile sanat ve edebiyatta çok sesliliğin geliştiği ifade edilebilir. Özellikle genç kesimin çıkardığı çok sayıda dergi bu ortamı zenginleştirir. Ancak çıkan dergilerden pek çoğu da kısa sürede kapanır. Böyle bir ortamda İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi Mehmet Kaplan öncülüğündeki geniş kadrosu ile edebiyat ve fikir dünyasında dikkat çeker. Mümtaz Turhan, İbrahim Kafesoğlu, Ahmet Kutsi Tecer, Sait Faik Abasıyanık, Âsaf Hâlet Çelebi, Tarık Buğra gibi sanat ve bilim alanının önemli isimleri derginin kaliteli içeriğinde pay sahibidir. Buna rağmen derginin akademik ortamda günümüze dek gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır. İstanbul Sanat ve Edebiyat, Kasım 1953'ten Şubat 1957'ye dek otuz dokuz sayı devam eder. Bu dönemde, ülkenin hemen her alanda tesiri altında kaldığı koşulsuz Batılılaşma fikrine alternatif getirmeye çalışır. Türk-İslam-Batı sentezi şeklinde ifade edilebilecek düşüncesini yalnız teklif etmekle kalmaz. Düşünce ve sanat alanındaki yazılı ve görsel metinleri ile bu yaklaşımı tatbik eder. Bu sayede İstanbul Sanat ve Edebiyat dergisi, Türkiye'nin modernleşme sürecinde izleri görülen söz konusu sentez teorisine Cumhuriyet sonrası dönemde canlı, yenilenmiş ve incelemeye değer bir örnek sunar. Anahtar Kelimeler: İstanbul Sanat ve Edebiyat, Mehmet Kaplan, Mümtaz Turhan, 1950'lerde edebiyat ortamı, Turgut Atasoy.