Theses supervised by Prof. Dr. Behice Erci
28 theses · İnönü University
Ergenlerin saldırganlık düzeyleri ile sosyal aktivitelere katılımları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, ergenlerin saldırganlık düzeyleri ile sosyal aktivitelere katılımları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı-ilişkisel olarak yapılmıştır.Araştırmanın evrenini Elazığ il merkezinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 11 genel liseden kura yöntemiyle seçilen, Karşıyaka lisesi, Hıdır Sever lisesi, Gazi lisesi ve Korgeneral Hulusi Sayın lisesi son sınıflarında eğitim gören 1049 öğrenci oluşturmaktadır. Belirlenen bu liselerde öğrencilerin tümünün araştırmaya alınması planlandığı için örneklemin büyüklüğü belirlenmemiş ve araştırmaya katılmayı kabul eden, 16-19 yaşları arasındaki 803 ergen ile araştırma tamamlanmış ve evrenin %76.5'ine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri sosyo-demografik bilgileri içeren form, sosyal işlevsellik ölçeğinin alt boyutları olan sosyal öncül etkinlikler ve boş zamanları değerlendirme ölçekleri ve saldırganlık ölçeği kullanılarak Nisan 2011- Haziran 2012 tarihleri arasında araştırmacı tarafından toplanmıştır. İstatistiksel değerlendirmede SPSS 20.0 paket programı, verilerin analizinde Anova, korelasyon ve t testi kullanılmıştır.Elde edilen verilere göre cinsiyet ve ergenin algıladığı aile gelir düzeyine göre saldırganlık açısından gruplar arasında istatistiksel olarak önemli fark olduğu saptanmıştır. Yine cinsiyet, kardeş sayısı, anne-babanın eğitim düzeyi, babanın mesleği ve ergenin algıladığı aile gelir düzeyine göre sosyal aktivitelere katılım açısından gruplar arasında fark olduğu saptanmıştır.Saldırganlık ile sosyal aktiviteler arasında istatistiksel olarak önemli bir ilişki olduğu, saldırganlık arttıkça sosyal aktivitelere katılımında arttığı saptanmıştır.Bu sonuçlar doğrultusunda; ergenlere yönelik olarak öfke kontrolü ve stresle başa çıkma stratejileri hakkında danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, ebeveynlere yönelik ise, ergenlerin sosyal aktivitelere yönlendirilmesi ve saldırganlığı önleme hakkında bilgi verilmesi için gerekli girişimlerde bulunulabilinir.Anahtar kelimeler: Ergen, sosyal aktivite, saldırganlık, hemşirelik
Yaşlıların istismar ve ihmal ile karşılaşma durumları ve etkileyen faktörler
ÖZETBu araştırma Malatya il merkezinde bulunan Taştepe, Göztepe, Kernek ve İstasyon Aile Sağlığı Merkezlerinde kayıtları bulunan 65 yaş üstü bireylerin istismar ve ihmal ile karşılaşma durumları ve etkili olan faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini %95'lik anlamlılık düzeyi ve 0.05 yanılgı payı ile olasılıklı örnekleme yöntemlerinden evreni bilinen örneklem büyüklüğü belirleme formülü kullanılarak belirlenen 451 yaşlı oluşturmuştur. Veriler Ekim 2011- Ocak 2012 tarihlerinde toplanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulmuş Sosyo-demografik Özellikler Formu, İstismar Değerlendirme Formu, Katz'ın Günlük Yaşam Aktiviteleri İndexi ve Yetişkinler İçin Algılanan Duygusal İstismar Ölçeği kullanılmıştır. Veriler tek yönlü varyans analizi, t testi, ki kare ve korelasyon ile analiz edilmiştir.Yaşlı bireylerin %1.3'ünün fiziksel istismar, %0.8'inin ekonomik istismar, %5.3'ünün her zaman ihmal edildikleri, %2.9'unun sıklıkla cinsel istismar, orta düzeyde duygusal istismar yaşadıkları belirlenmiştir. Yaşlı bireylerin her zaman yaşadıkları istismar düzeylerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Yaşı ileri olanların, kadınların, bekarların, eğitim seviyesi düşük olanların, ev hanımlarının, yaşlılık aylığı alanların, gelir düzeyini kötü olanların, ailesi parçalanmış olanların, kronik hastalığı olanların, aile ilişkilerini çok kötü olarak değerlendirenlerin, evin mülkiyeti eşinde olan veya kirada yaşayan yaşlı bireylerin daha fazla istismar edildikleri belirlenmiştir. Eşi ve çocukları ile birlikte yaşayan yaşlı bireylerin istismar düzeyinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bakım veren bireylerde ilaç-alkol kullanımı istismar oluşmasında bir risk faktörü olarak belirlenmiştir.Bu sonuçlar doğrultusunda yaşlı istismar ve ihmali konusunda hemşirelerin değerlendirme yapmaları, yaşlıyı ve aileyi çok iyi gözlemlemeleri, istismar konusunda bireyleri bilinçlendirmeleri, özellikle risk gruplarından biri olan yaşlı bireyleri bu konuda eğitmeleri, istismar ve ihmale uğrayan yaşlı bireylerin nereden yardım alabileceği konusunda danışmanlık yapmaları önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, İstismar, İhmal, Yaşlılar, Etkileşimli yaklaşım.
Zaman yönetimi eğitiminin yönetici hemşirelerin yönetsel stres ve yaşam doyumlarına etkisi
Amaç: Bu araştırma; yönetici hemşirelere verilen zaman yönetimi eğitiminin yönetici hemşirelerin yönetsel stres ve yaşam doyumları üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma, ön test- son test kontrol gruplu deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ve İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde, görev yapan tüm yönetici hemşireler oluşturmaktadır (N=119). Veriler, 15 Ocak 2020- 13 Nisan 2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın ön test verileri eğitim öncesinde, ara test verileri uygulamadan bir hafta sonra ve son test verileri ara testten bir ay sonra toplanmıştır. Deney ve kontrol grubunda veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Zaman Yönetimi Ölçeği, Yönetsel Stres Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Örneklemdeki deney grubuna alınan yönetici hemşireler üç gruba ayrılmıştır. Her grup için belirlenen eğitim süresi 4,5 saat olup, bu süre 45 dakikalık 6 seansa ayrılmıştır. Eğitim günaşırı olacak şekilde üç gün, her bir gün için 2 seans eğitim yapılmıştır. Verilerin analizi için; ortalama, standart sapma, ki kare, tekrarlayan ölçümlerde varyans analizi, Bonferroni testi ve bağımsız gruplarda t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Zaman yönetimi, yönetsel stres ve yaşam doyumu açısından; deney ve kontrol gruplarının ön test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark olmadığı; ancak zaman yönetimi eğitiminden sonra ölçülen ara ve son test puan ortalamalarında gruplar arasında istatistiksel olarak önemli fark olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Zaman yönetimi eğitiminin, yönetici hemşirelerin zaman yönetimi becerilerini ve yaşam doyumlarını arttırdığı, yönetsel streslerini azalttığı gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Zaman Yönetimi, Yönetsel Stres, Yaşam Doyumu, Yönetici Hemşire
Meleis'in geçiş teorisine göre uygulanan hemşirelik yaklaşımının yeni tanılı diyabet hastalarının öz yönetimine ve hastalığa uyumuna etkisi
Amaç: Bu araştırma, Meleis'in geçiş teorisine göre uygulanan hemşirelik yaklaşımının yeni tanılı diyabet hastalarının öz yönetimine ve hastalığa uyumuna etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma tek grup ön test son test yarı deneysel tasarım olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Turgut Özal Tıp Merkezi Endokrinoloji Polikliniklerine başvuran Malatya İl merkezinde ikamet eden ve son 5 ay içerisinde tip 2 diyabet tanısı konulan yetişkin bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 40 hasta oluşturmuştur. Veriler, 1 Temmuz 2020-15 Nisan 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Anket Formu, Diyabet Öz Yönetim Skalası ve Hastalığa Psikososyal Uyum-Öz Bildirim Ölçeği kullanılmıştır. Hastalara araştırmacı tarafından Meleis'in Geçiş Teorisi'ne göre uygulanan hemşirelik yaklaşımı 3 kez olacak şekilde bir programla gerçekleştirilmiş ve eğitim kitapçığı verilmiştir. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma ve bağımlı gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada hastalara yapılan girişim sonrası Diyabet Öz Yönetim Skalası toplam puanında olumlu yönde artma olduğu ve Hastalığa Psikososyal Uyum-Öz Bildirim Ölçeği toplam puanında olumlu yönde azalma olduğu ve puanlar arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Yeni tanılı diyabet hastalarına Meleis'in Geçiş Teorisi'ne göre uygulanan hemşirelik yaklaşımı, hastaların öz yönetimini ve hastalığa uyumunu artırmıştır. Anahtar Kelimeler: Hastalığa Uyum, Hemşirelik Yaklaşımı, Meleis'in Geçiş Teorisi, Öz Yönetim, Tip 2 Diyabet
Bilinçli farkındalık temelli bilgilendirici yaklaşımların hemodiyaliz hastalarında stresi azaltmaya ve semptomları yönetmeye etkisi
Amaç: Araştırma, hemodiyaliz hastalarında uygulanan bilinçli farkındalık temelli bilgilendirici yaklaşımların stresi azaltmaya ve semptomları yönetmeye etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve metot: Bu araştırma kontrol gruplu gerçek deneme modeli olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini; Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi'ne kayıtlı 160 diyaliz hastası oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi, yapılan güç analizi sonucunda 60 deney ve 60 kontrol grubunda olmak üzere toplam 120 hemodiyaliz hastası olarak belirlenmiştir. Deney grubuna, ön test uygulamasından sonra bilinçli farkındalık temelli stres azaltma programı uygulanmıştır. Veriler; hastalarla yüz yüze görüşme yöntemi ile veri toplama araçlarındaki bilgiler araştırmacı tarafından okunup verilen cevaplar işaretlenerek toplanmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizinde yüzde, frekans, kikare analizi, bağımsız gruplar için t testi, bağımlı gruplar için t testi testleri kullanılmıştır. Bulgular: Deney ve kontrol grubundaki hemodiyaliz hastalarının bilinçli farkındalık temelli bilgilendirici yaklaşımlar sonrası Algılanan Stres, Beck Anksiyete, Bilinçli Farkındalık Ölçekleri ve Diyaliz Semptom İndeksi son test puanları arasındaki farkın p<0.05 yanılgı düzeyinde önemli olduğu görülmüştür. Deney grubundaki hemodiyaliz hastalarının Algılanan Stres, Beck Anksiyete, Bilinçli Farkındalık Ölçekleri ve Diyaliz Semptom İndeksi ön test ve son test puanları arasındaki farklara ait t testi analizleri son testler lehine önemli bulunmuştur (p<0.001, p<0.01). Sonuç: Bilinçli farkındalık temelli bilgilendirici yaklaşımların deney grubundaki hastaların algılanan stres ve anksiyetelerini azalttığı, bilinçli farkındalık ve semptom yönetimi düzeylerini arttırdığı, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Diyaliz Semptom İndeksi son test puanları üzerinde etkili olduğu ve uygulanan programın deney grubunda olumlu etki sağladığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilinçli Farkındalık, Hemodiyaliz, Stres, Semptom, Hemşirelik
Sanayi alanında çalışan adölesanlar ile çalışmayan adölesanların benlik saygılarının ve yaşam kalitelerinin karşılaştırılması
Amaç: Bu araştırma; sanayi alanında çalışan adölesanlar ile çalışmayan adölesanların benlik saygıları ve yaşam kaliteleri açısından karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma tanımlayıcı-karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Mardin il merkezinde sanayide çalışan adölesanlar ve çalışmayan adölesanlar (14-19 yaş aralığında bireyler) oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise güç analizi ile %95 güven aralığında 0.05 yanılgı düzeyinde 0.4 etki büyüklüğünde 0.95 evreni temsil gücüyle 164 sanayi alanında çalışan ve 164 çalışmayan olmak üzere toplam 328 adölesan oluşturmaktadır. Evrenden örneklemin seçiminde olasılıksız gelişigüzel örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Kişisel özellikler formu, WHOQOL-BREF ve RBSE kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi, pearson korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır Bulgular: Çalışan adölesanların Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 80.20±12.08, RBSE puan ortalaması 9.56 ± 2.29 iken çalışmayan adölesanların yaşam kalitesi ölçeği puan ortalaması 83.70 ± 15.20, RBSE puan ortalaması 9.38±2.73 olarak bulunmuştur. Çalışmayan adölesanların cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve yaşadıkları yer ile yaşam kaliteleri veya benlik saygıları arasında önemli bir ilişkinin olmadığı belirlenirken (p>0.05), çalışan adölesanlarda çalışma yılı ve işin kişiye uygunluk durumuyla yaşam kalitesi arasında önemli bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Çalışan ve çalışmayan adölesanların yaşam kaliteleri ve benlik saygıları arasında farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmada çalışan adölesanların çalıştıkları işin kendilerine uygunluk durumu ve çalışma yılının artmasının yaşam kalitelerini etkilediği ve ayrıca çalışan ve çalışmayan adölesanların yaşam kalitesi ve benlik saygısı yönünden farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adölesan, Benlik saygısı, Yaşam kalitesi
Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların ebeveynlerine verilen pozitif psikoterapi temelli eğitimin stresle başa çıkma, anksiyete ve depresyon düzeyine etkisi
Otizm Spektrum Bozukluğuna Sahip Çocukların Ebeveynlerine Verilen Pozitif Psikoterapi Temelli Eğitimin Stresle Başa Çıkma Anksiyete ve Depresyon Düzeyine Etkisi Amaç: Bu çalışma Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların ebeveynlerine verilen Pozitif Psikoterapi temelli eğitimin stresle başa çıkma, anksiyete ve depresyon düzeyine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Materyal Metod: Araştırma ön test, son test kontrol gruplu yarı deneme modeli olarak OSB'li çocuğu olan 148 ebeveynle (74 deney-74 kontrol) yapılmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul edenler alınmıştır. Pandemi nedeniyle deney grubundan 10 kişi farklı zamanlarda çalışmaya katılmadığından, 14 kişide PP eğitimine devam etmek istemediği için deney grubu 50 kişi ile tamamlamıştır. Araştırmanın kontrol grubu, 6 kişi yer değişikliğinden dolayı, 10 kişide son teste katılmadığından kontrol grubu 58 ebeveynle tamamlanmıştır. Deney grubuna 8 oturumluk Pozitif Psikoterapi temelli eğitim yüz yüze olacak şekilde araştırmacı tarafından verilmiştir. Kontrol grubuna ise araştırmacı tarafından herhangi bir girişim olmamıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki kare, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan ebeveynlerin Pozitif Psikoterapi eğitiminden önce ön teste deney ve kontrol gruplarında stresle başa çıkma düzeylerinin düşük, anksiyete ve depresyon düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Pozitif Psikoterapi eğitimi sonrası deney grubundaki ebeveynlerin son testte stresle başa çıkma becerilerinde artma, anksiyete ve depresyon düzeylerinde düşme olduğu görülmüştür. Ayrıca deney ve kontrol gruplarındaki ebeveynlerin grup içi stresle başa çıkma, anksiyete ve depresyon puan ortalamalarının karşılaştırılması istatistiksel öneme sahip olduğu (p<0.05) ortaya çıkmıştır. Sonuç: Pozitif Psikoterapi temelli eğitimin Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip çocuğu olan ebeveynlerin stresle başa çıkma becerisinin artırmada, anksiyete ve depresyon düzeylerini düşürmede etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Anksiyete, Depresyon, Otizm Spektrum Bozukluğu, Pozitif Psikoterapi, Psikiyatri Hemşireliği, Stres.
Çözüm odaklı yaklaşımın aşı reddinin giderilmesine etkisi
Amaç: Bu çalışma, çözüm odaklı yaklaşımın aşı reddinin giderilmesine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma ön test- son test kontrol gruplu yarı deneme modeli olarak Kasım 2020 ile Mayıs 2021 tarihleri arasında uygulandı. Araştırmanın evrenini Bingöl ilinde yaşayan, 0-24 ay arasındaki bebeklerine aşı yaptırmak istemeyen 148 kadın ve erkek oluşturdu. Bireyler olasılıklı örnekleme yöntemlerinden basit rastgele örnekleme yöntemi ile örneklem grubuna seçildi, randomize olarak sıralandı. Deney grubunda toplam 43 kişi, kontrol grubunda 23 kişi ile araştırma tamamlandı. Araştırmada tanıtıcı bilgi formu ve Çocukluk Çağı Aşılarına İlişkin Ebeveyn Tutumları Ölçeği kullanıldı. Deney grubu, gruplara ayrıldı ve bir grup 8 kişi diğer gruplar 7 kişi olmak üzere toplamda 6 grup oluşturuldu. Her bir gruba, dört oturum çözüm odaklı yaklaşım danışmanlığı verildi. Her oturum yaklaşık 60-90 dk sürdü. Bulgular: Deney grubundaki ebeveynlerin çocukluk çağı aşıları hakkında ebeveyn tutumları ölçeği ön test puan ortalaması 25.76±3.08, son test puan ortalaması 16.69±3.81 bulunmuştur. Kontrol grubundaki ebeveynlerin ön test puan ortalaması 27.21±2.17, son test puan ortalaması 25.60±2.27 bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda iki ölçüm arasında istatiksel olarak önemli fark bulunmuştur. ÇOY uygulanmasından sonra çocukluk çağı aşıları hakkında ebeveyn tutumları ölçeği davranış alt boyutunda artış bulunurken tutum ve güvenlik alt boyutlarında önemli azalma görüldü (p<0.05). Sonuç: Çözüm Odaklı Yaklaşım Terapisi, ebeveynlerin aşıya yönelik tutum ve davranışlarını olumlu yönde değiştirmiştir. Anahtar Kelimeler: Aşı, Aşı Reddi, Çözüm Odaklı Yaklaşım, Hemşirelik.
Hareketli meditasyon egzersizinin yaşlıların depresyon ve uyku kalitesine etkisi
Amaç: Hareketli meditasyon egzersiz eğitiminin yaşlılarda depresyon düzeyi ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma ön test-son test kontrol gruplu gerçek deneme modeli olarak Mart 2021-Haziran 2022 tarihleri arasında yapıldı. Araştırma örneklemini Gaziantep ilinde yaşayan, 65 yaş ve üzeri 114 birey oluşturdu. Yaşlı bireyler, olasılıklı örnekleme yöntemlerinden basit rastgele örnekleme yöntemiyle örneklem grubuna seçildi, randomize olarak sıralandı. Deney grubunda toplam 58 kişi, kontrol grubunda 56 kişi ile araştırma tamamlandı. Araştırmada tanıtıcı bilgi formu, Katz Günlük Yaşam Aktiveteleri Ölçeği, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, Geriatrik Depresyon Ölçeği, Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Deney grubunda bireysel ve 4-6 kişiden oluşan egzersiz grubu oluşturuldu. Her bir gruba altı oturum hareketli meditasyon eğitimi danışmanlığı verildi. Her oturum yaklaşık 30-40 dk. sürdü. Bulgular: Deney grubundaki yaşlıların depresyon ölçeği ön test puan ortalaması 7.67±2.09, son test puan ortalaması 4.84±1.72; kontrol grubundaki yaşlıların ön test puan ortalaması 7.85±2.56, son test puan ortalaması 7.71±2.19 bulundu. Deney grubundaki yaşlıların Pittsburg Uyku Kalitesi ölçeği ön test puan ortalaması 9.44±3.41, son test puan ortalaması 7.37±2.60; kontrol grubundaki yaşlıların ön test puan ortalaması 9.00±3.62, son test puan ortalaması 8.62±3.41 bulundu. Hareketli meditasyon egzersiz eğitimi sonrası depresyon düzeyinde, Pittsburg Uyku Kalitesi ölçeği toplam puanında, öznel uyku kalitesi, uyku bozukluğu ve gündüz işlev bozukluğu alt boyutlarında önemli iyileşmeler bulundu (p<0.05). Sonuç: Hareketli meditasyon egzersizi yaşlı bireyin depresyon düzeyini azaltabilir ve uyku kalitesini iyileştirebilir. Bu sonuçlar hareketli meditasyon egzersizinin geleneksel tedavileri destekleyici bir yöntem olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Tai Chi Qigong Egzersizleri, Depresyon, Uyku Kalitesi, Hemşire.
Sigara kullanan adölesanlarda bilişsel davranışsal terapi temelli psikoeğitimin madde kullanma eğilimine etkisi
Amaç: Bu araştırma, sigara kullanan adölesanlarda bilişsel davranışçı terapi (BDT) temelli psikoeğitimin madde kullanma eğilimine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal Metot: Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel bir çalışma modelidir. Araştırmanın örneklemi için yapılan Power analizi ile örneklem büyüklüğü 0.05 yanılgı ve 0.95 güven aralığında, 0.7 etki büyüklüğünde, 0.95 evreni temsil gücü ile 110 sigara kullanan adölesan birey (55 kontrol, 55 deney) olarak belirlendi. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu ile Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği (MKEÖ) kullanıldı. Deney grubuna 8 oturumluk bilişsel davranışçı terapi temelli psikoeğitim verildi. Kontrol grubuna ise herhangi bir eğitim programı uygulanmadı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki kare, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi uygulanmıştır. Bulgular: Deney ve kontrol grubundaki sigara kullanan adölesanlarda madde kullanma eğiliminin olduğu belirlendi. Deney grubundaki bireylerin eğitim öncesi MKEÖ toplam puan ortalaması 19.72±3.79 iken, eğitim sonrası 17.12±4.99' a inerek azaldığı görüldü. Son test madde kullanma eğilimi ölçeği toplam puan ortalamaları kontrol ve deney grupları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç: BDT temelli psikoeğitimin sigara kullanan adölesanlarda madde kullanma eğilimini azaltmada etkili olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Adölesan, bilişsel davranışçı terapi, madde kullanma eğilimi, psikiyatri hemşireliği, psikoeğitim.
Annelik rolü yeteneği kuramına göre ebeveynlere verilen eğitimin annelik rolü anne bebek ve baba bebek bağlanmasına etkisi
Amaç: Bu araştırma Annelik rolü yeteneği kuramına göre ebeveynlere verilen eğitiminin, annelik rolü, anne-bebek bağlanması, baba-bebek bağlanması üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal Metot: Araştırma, kontrol gruplu ön test-son test yarı deneme modeli olarak, Haziran 2021- Mayıs 2022 tarihleri arasında Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Serefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran primipar gebeler ve eşleri ile yürütülmüştür. Araştırmaya deney grubunda 54, kontrol grubunda 55 ebeveyn dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu, Prenatal Bağlanma Ölçeği, Anlamsal Farklılık Ölçeği (Anne Olarak Ben - Benim Bebeğim), Maternal Bağlanma Ölçeği, Pharis Özgüven Ölçeği, Doğum Öncesi Baba Bağlanma Ölçeği ve Baba Bebek Bağlanma Ölçeği kullanılmıştır. Hemşirelik yaklaşımı olarak deney grubuna Mercer'in Annelik Rolü Yeteneği Kuramı'na göre hazırlanan 4 oturumluk annelik kimlik gelişimi eğitimi verilmiştir. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki kare bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, Mann Whitney U testi ve Wilcoxon işaret testi kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynlere verilen eğitim sonrasında; annelerde Maternal Bağlanma, Pharis Özgüven ve Anlamsal Farkındalık -Anne Olarak Ben ölçeklerinden alınan puan ortalamalarının kontrol grubuna oranla istatistiksel açıdan önemli düzeyde artış sağladığı görüldü (p<0.05). Deney grubundaki babaların bağlanma ve özgüven düzeyinin daha yüksek ve puan ortalamalarındaki artışın istatiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Mercer Annelik Rolü Yeteneği Kuramı'na göre ebeveynlere verilen eğitim; annelerde annelik algısını, anne ve babalarda öz güven ve bağlanma düzeyini artırmıştır. Anahtar Kelimeler: Anneliğe Uyum, Bağlanma, Hemşirelik Yaklaşımı, Mercer Annelik Rolü Yeteneği Kuramı, Özgüven
Adölesanlarda akran zorbalığı ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma adölesanlarda akran zorbalığı ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Materyal ve Metot: Araştırma ilişkisel tanımlayıcı tiptedir. Araştırmanın evrenini Adıyaman ilinin Gerger ilçesinde farklı sosyoekonomik düzeylerdeki ortaöğretim okullarının 9, 10, 11 ve 12. sınıflarına devam eden öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise, güç analizi ile %95 güven aralığında 0.05 yanılgı düzeyinde 0.25 etki büyüklüğünde %95 evreni temsil gücüyle 394 adölesan belirlenmiştir. Verilerin toplanmasında Akran Zorbalığı Kurbanlarını Belirleme Ölçeği, Rösenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Akran Zorbalığı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler Mart 2022- Haziran 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 28 paket programında, frekans, yüzde dağılımı, ortalama, standart sapma, bağımsız gruplarda t testi, pearson korelasyon analizi ve Cronbach's alpha kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan kişilerin; %29.1'i zorbalığa maruz kalmaktadır. %24.9'u zorbalık uygulamaktadır. Zorbalığa maruz kalan ve kalmayan kişiler arasında Rosenberg benlik saygısı ölçeği puanları bakımından istatistiksel olarak farlılık bulunmaktadır (p<0.05). Zorbalık uygulayan ve uygulamayan kişiler arasında Rosenberg benlik saygısı ölçeği puanları bakımından istatistiksel olarak farklılık bulunmaktadır (p<0.05). Zorbalığı uygulama ve zorbalığa maruz kalma durumunun benlik saygısı arasında önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Bu çalışmada adölesanların akran zorbalığı ve benlik saygısı puan ortalamaları arasında anlamlı pozitif yönde düşük düzeyde önemli ilişkisi bulunduğu saptanmıştır (p<0.05). Adölesanların arkadaşlarına gerçekleştirdiği zorbalık seviyesinin artmasıyla benlik saygısı düzeyinin arttığı ve akran zorbalığına kurban olma durumunun artması ile benlik saygısının arttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Adölesanlar, Akran Zorbalığı, Benlik Saygısı
Teori temelli verilen diyabet yönetimi eğitiminin diyabetli okul çocuklarının kan glikoz düzeylerine ve yaşam kalitelerine etkisi
Amaç: Bu araştırma, diyabetli okul çocuklarına hastalığın yönetimi konusunda verilen teori temelli eğitimin çocukların kan glikozu düzeyine ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal Metot: Araştırma öntest- sontest kontrol gruplu deneme modelinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Eğitim Araştırma Hastanesi ve Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi çocuk endokrin polikliniğinde kayıtlı 8-12 yaş 128 Tip 1 diyabetli çocuk oluşturmuştur. Evrenin tamamının araştırmaya alınması planlandığından örneklem büyüklüğü belirlenmemiştir. Evren listelenerek, tek sayılar deney, çift sayılar kontrol grubuna alınmıştır. Çocuklardan 62 deney, 64 kontrol grubunda olmak üzere örneklem oluşturulmuştur. Deney grubundan 1 çocuk yurt dışına taşındığından değerlendirmeye alınamamıştır. Veriler Haziran-Kasım 2018 tarihleri arasında toplanmış, verilerin toplanmasında Tanıtıcı Anket Formu, Diabetes Mellitus'lu Çocuklarda Yaşam Kalitesi Ölçeği Çocuk ve Ebeveyn Formu, Metabolik Kontrol Formu kullanılmıştır. Deney grubundaki çocuklar yaşlarına (8,9,10 ve 11,12) göre 8-12 kişilik 7 gruba ayrılmış, her gruba 4 günlük eğitim uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklara eğitim yapılmamıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, ki-kare, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Son test ölçümlerinde; Deney grubu Diabetes Mellitus'lu Çocuklarda Yaşam Kalitesi Ölçeği Çocuk Formu toplam puan ortalaması 73.3±10.8, Ebeveyn Formu toplam puan ortalaması 67.8±11.4; Kontrol grubu Diabetes Mellitus'lu Çocuklarda Yaşam Kalitesi Ölçeği Çocuk Formu toplam puan ortalaması 52.3±10.4, Ebeveyn Formu toplam puan ortalaması 47.6±11.4'dür. Gruplar arasındaki farkların istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p=0.000). Deney grubu HbA1c düzeyleri ortalaması 8.80±1.9; Kontrol grubu HbA1c düzeyleri ortalaması 8.9±2.0'dır. Gruplar arasındaki farkların istatistiksel olarak önemli olmadığı saptanmıştır (p=0.793). Sonuç: Tip 1 diyabetli çocuklara verilen teori temelli eğitim, hastaların yaşam kalitelerini arttırmış, HbA1c düzeylerinde azalma sağlamıştır. Anahtar kelimeler: Hasta Eğitimi, Diabetes Mellitus Tip 1, Yaşam Kalitesi, Hemşirelik, Kan Glikozu
Evde bakım alan hastaların bakım vericilerinin yaşam kaliteleri ve konfor düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Evde Bakım Alan Hastaların Bakım Vericilerinin Yaşam Kaliteleri ve Konfor Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Amaç: Bu araştırma evde bakım alan hastaların bakım vericilerinin yaşam kaliteleri ve konfor düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi hedefiyle yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma ilişkisel tanımlayıcı tiptedir. Araştırmanın evrenini Siirt İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Birimi'ne kayıtlı olan hastalara bakım veren 501 bakım verici oluşturmuştur. Örneklemi ise güç analizi ile %95 güven aralığında 0.05 yanılgı düzeyinde 0.98 evreni temsil gücüyle 341 bakım verici oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Hastalar İçin Tanıtıcı Özellikler Formu", "Bakım Veren Bireyler İçin Tanıtıcı Özellikler Formu", "Genel Konfor Ölçeği (GKÖ)" ve "SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (YKÖ)" kullanılmıştır. Veriler Ağustos 2018-Ekim 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 23.0 istatistik programı üzerinde, frekans ve yüzde dağılımı, aritmetik ortalama, Bağımsız gruplarda t testi, Kruskal-Wallis Korelasyon analizi ve Cronbach's alpha kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırmada bakım vericilerin %73.3'ü kadın ve %78.9'u evli oldukları, %28.7'si hastaların gelinleri oldukları, %81.5'inin herhangi bir işte çalışmadıkları, %26.7'sinin okuryazar olmadığı, %28.2'sinin ilkokul mezunu olduğu, %89.7'sinin daha çok fiziksel destek verdikleri belirlenmiştir. Cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, hasta ile yakınlık derecesinin ve çalışma durumunun yaşam kalitesi arasında önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Cinsiyetin, medeni durumun, eğitim düzeyinin, hasta ile yakınlık derecesinin ve sosyal güvencenin konfor düzeyi arasında önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Yaşam kaliteleri ve konfor düzeyleri puan ortalamaları arasında pozitif yönde orta düzeyde önemli bir ilişki saptandı (p<0.05). Anahtar kelimeler: Evde Bakım, Bakım Verici, Yaşam Kalitesi, Konfor Düzeyi
Karaciğer nakli olmuş hastaların bakım vericilerin bakım yükünün gündüz uykululuk durumuna etkisi
Amaç: Araştırma karaciğer nakli olmuş hastaların bakım vericilerinin bakım yükünün gündüz uykululuk durumuna etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve metot: Araştırma ilişkisel tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsünde en az 6 ay önce karaciğer nakli olmuş 1239 hastanın bakım vericileri oluşturmaktadır. Araştırma, Turgut Özal Tıp Merkezi‟nde Karaciğer Nakil Enstitüsü poliklinik ve servislerinde ocak-haziran ayları arasında 2019 yılında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise; güç analizi ile belirlenen 348 bakım verici oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen Katılımcı tanıtım formu, Zarit bakım yükü ölçeği ve Epworth uykululuk ölçeği kullanılmıştır. Verilerde yüzdelik dağılım, ortalama, ANOVA, bağımsız gruplarda t testi, ki-kare testi, pearson korelasyon ve regresyon analizi kullanılmış olup sonuçlar %95‟lik güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan karaciğer nakli olmuş bireylerin bakım vericilerinin Zarit Bakım Yükü Ölçeği puan ortalamasının 34.33± 14.03 olduğu ve Epworth Uykululuk ölçeğinin puan ortalamasının 6.63±4.54 olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgulara göre bakım vericilerin bakım yükünün şiddetli düzeyde olduğu ve bakım yükü ile gündüz uykululuk durumu arasında kuvvetli bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.01, r=0.30). Bakım vericilerin bazı tanıtıcı özelliği ile Zarit Bakım Yükü Ölçeği arasındaki istatiksel farkın (p<0.05) önemli olduğu ancak karaciğer nakli olmuş bireyin tanıtıcı özellikleri ile istatiksel farkın önemsiz olduğu bulunmuştur (p>0.05). Sonuç: Araştırmada karaciğer nakli olmuş bireylerin bakım vericilerinin bakım yükünün gündüz uykululuk durumunu etkilediği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Karaciğer nakli, Bakım yükü, Zarit Bakım Yükü Ölçeği, Epworth Uykululuk Ölçeği
Hemşirelik öğrencilerine el hijyeni ürünü destekli verilen el hijyeni eğitiminin kirkpatrick modeline göre değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerine el hijyeni davranışlarının kazandırılmasında ve el hijyenine ilişkin bilgi düzeylerinde artış sağlanmasında el hijyeni ürünü destekli eğitimin etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma tek grup ön test-son test yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma; Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 147 hemşirelik 4. sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Veriler Ocak-Şubat 2016 tarihleri arasında toplanmış ve verilerin elde edilmesinde Tanıtıcı Anket Formu, Bilgi Formu, El Yıkama Davranışını Planlı Davranış Modeli Açısından Değerlendirme Ölçeği ve El Yıkama Etkinliğini Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Hemşirelik öğrencilerine verilen ilk eğitim 6 bölümden oluşmuş ve her bölüm 40 dakika sürmüştür. İkinci eğitim ise ilk eğitim bittikten bir ay sonra özet olarak tekrar edilmiş ve 45'er dakika süren 3 bölümden oluşmuştur. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin el hijyeni eğitiminden en fazla memnun oldukları konuların eğitimci ve eğitimden elde edilen kazanımların olduğu tespit edilmiştir. Son test ölçüm verilerine göre; öğrencilerin bilgi puan ortalamalarının 15.20±3.68, el yıkama davranışı ölçeği puanlarının 138.69±11.86 olduğu saptanmıştır. Eğitim öncesi ve sonrası bilgi puanları ve ölçek puanları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p< 0.001). Araştırmaya katılan öğrencilerin ellerinin, %51.7 oranla avuç içi ve %49 oranla başparmak kısımlarının tamamen yıkandığı ve öğrencilerin eğitim sonucunda elde ettikleri bilgi ve becerileri yüksek oranda uygulayabildikleri tespit edilmiştir. Sonuç: Hemşirelik öğrencilerine verilen ürün destekli el hijyeni eğitimi, öğrencilerin bilgi düzeyini arttırmış ve el hijyeni davranışı kazandırılmasında etkili olmuştur. Anahtar Kelimeler: El hijyeni, Hemşirelik, Kirkpatrick modeli.
Adölesan dönemdeki üniversite öğrencilerinin mutluluk ve yaşamın anlamının akıllı telefon bağımlılığına etkisi
Amaç: Araştırma adölesan dönemdeki üniversite öğrencilerinde mutluluk ve yaşamın anlamının akıllı telefon bağımlılığına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma kesitsel olarak yapılmıştır.Araştırmanın evreni, Muş il merkezinde bulunan Muş Alparslan Üniversitesi'ne bağlı fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarının birinci sınıfında bulunun 1684 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, güç analizi ile belirlenen 720 öğrenci olarak belirlenmiştir. Veriler, Sosyo-Demografik özellikler formu, Oxford Mutluluk Ölçeği (OMÖ), Yaşamın Anlamı Ölçeği (YAÖ) ve Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (ATBÖ) kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi, pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Adölesanların OMÖ puan ortalamasının 106.49±18.89, YAÖ puan ortalamasının 51.56±11.65 ve ATBÖ puan ortalamasının da 100.13±29.54 olduğu tespit edilmiştir. Adölesan öğrencilerin cinsiyet, yaş, okunulan bölüm, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi ile mutluluk ve yaşamın anlamı arasında önemli bir ilişkinin olmadığı belirlenirken (p>0.05), adölesanların yaş, anne eğitim düzeyi, günlük akıllı telefon kullanma süresi ve günlük akıllı telefon kontrol sıklığı ile akıllı telefon bağımlılığı arasında önemli bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Araştırmada adölesan öğrencilerin mutluluk düzeyi ile yaşamın anlamı düzeyi arttıkça akıllı telefon bağımlılık düzeyinin azaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin mutluluk düzeyi arttıkça yaşamın anlamı düzeyinin de arttığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adölesan, Mutluluk, Yaşamın Anlamı, Akıllı Telefon Bağımlılığı
Ayaktan radyoterapi alan hastalara evde bakım veren aile bireylerinin bakım verme yükleri ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Ayaktan Radyoterapi alan hastalara evde bakım veren aile bireylerinin bakım verme yükleri ile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin incelenmesi Amaç: Ayaktan Radyoterapi alan hastalara evde bakım verenlerin bakım verme yükleri ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Materyal ve Metot: Araştırma, 01 Şubat 2017-01 Ocak 2018 tarihleri arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi Radyasyon Onkolojisi ve Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Birimlerinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini belirtilen hastanelerin Radyasyon Onkolojisi Birimlerine gelen hastaların bakım vericileri oluşturmuştur (n=231). Evrenin tümünün araştırma kapsamına alınması planlandığı için örnekleme yöntemine gidilmemiştir. Veriler bakım vericileri tanıtıcı bilgi formu, hasta bireyi tanıtıcı bilgi formu, Bakım Verme Yükü Ölçeği, Bakım Vericilerin Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Kruskal Wallis, Mann Withney-U, Bağımsız Gruplardan t Test, Tek yönlü ANOVA, Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bakım vericilerin Bakım Verme Yükü Ölçeği puan ortalamasının 42.83±13.76 olduğu ve bakım vericilerin tanıtıcı özelliklerinden, hastalığa ilişkin özelliklerinden ve yaşadıkları sorunlardan gelir durumu, çalışma durumu, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, hasta ile yakınlık derecesi, kronik hastalığa sahip olma durumu ve bakım verme süresine göre bakım verme yükü ölçeği puan ortalamasının istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bakım Vericilerin Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalamasının 85.00±18.00 olduğu ve bakım vericilerin tanıtıcı özelliklerinden, hastalığa ilişkin özelliklerinden ve yaşadıkları sorunlardan gelir durumu, çalışma durumu, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, hasta ile yakınlık derecesi, kronik hastalığa sahip olma durumu ve bakım verme süresine göre yaşam kalitesi ölçeği puan ortalamasının istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Bakım vericilerin bakım verme yüklerinin, tanıtıcı ve bakım vermeye ilişkin özelliklerinin ve yaşadıkları sorunların bakım verme yükü ve yaşam kalitesi üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kanser, Bakım Verici, Bakım Verme Yükü, Yaşam Kalitesi, Hemşirelik
Yetişkin bireylerde sağlık okuryazarlığının yeme davranışı ve sağlık algısı ile ilişkisinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, yetişkin bireylerin sağlık okuryazarlığının yeme davranışı ve sağlık algısı ile ilişkisini belirlemek amacıyla ilişkisel tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma, Malatya İl Merkezi'ne bağlı 10 Aile Sağlığı Merkezinde Ocak 2017 – Ocak 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Malatya İl Merkezi'ne bağlı 10 Aile Sağlığı Merkezi'nin hizmet verdiği bölgelerdeki 30-60 yaş grubunda olan bireyler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini, yapılan güç analizine göre 382 birey oluşturmuş olup araştırma 412 bireyle tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Anket Formu, Yetişkin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, Hollanda Yeme Davranışı Anketi ve Sağlık Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler; haftanın 5 iş günü mesai saatleri içerisinde Aile Sağlığı Merkezlerine gelen bireylere, yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, linear regresyon tekniği kullanılmıştır. Bulgular: Sağlık okuryazarlığı ile yeme davranışı ve sağlık okuryazarlığı ile sağlık algısı arasında istatistiksel açıdan pozitif doğrusal bir etki olduğu saptanmıştır. Ayrıca yaş ve eğitim düzeyinin sağlık okuryazarlığı üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Kilodan memnun olma durumu ve günlük öğün atlama durumunun yeme davranışı üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Eğitim düzeyi ve gelir durumunun sağlık algısı üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bu sonuçlar doğrultusunda bireylerin sağlık okuryazarlığı yükseltilerek yeme davranışları ve sağlık algıları geliştirilebilir.
İnvaziv girişimler için kullanılan materyallerden oluşturulan oyuncaklar ile oyun oynama deneyiminin kanserli çocuklarda invaziv girişim ağrısına etkisi
Amaç: Bu araştırmada invaziv girişimler için kullanılan materyallerden oluşturulan oyuncaklar ile oyun oynamanın kanserli çocuklarda invaziv girişim ağrısına etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal Metot: Bu araştırma Ön test- Son test Kontrol gruplu gerçek deneme modeli olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde Çocuk Onkoloji kliniğinde yatan kanser tanısı konmuş 3-6 yaş grubu çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini bu evrenden power analizi ile belirlenen ve randomize örnekleme yöntemiyle seçilen 55 deney, 55 kontrol grubundan olmak üzere 110 hasta oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından Çocuk Onkoloji kliniğinde tedavi gören çocuklardan yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Veriler Mayıs 2016- Kasım 2017 tarihleri arasında toplanmış ve verilerin elde edilmesinde Tanıtıcı Anket Formu, Wong-Baker Ağrı Skalası kullanılmıştır. Araştırmacı deney grubundaki hastalar ile birlikte klinikte invaziv işlemler için kullanılan materyallerden oyuncaklar yapıp oyun oynamıştır. Kontrol grubundaki hastalara herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, ki-kare, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Son test ölçüm verilerine göre; deney grubunda Wong-Baker Ağrı Skalası toplam puan ortalaması 0.43±0.66, kontrol grubunun Wong-Baker Ağrı Skalası toplam puan ortalaması 3.34±0.77 olduğu saptanmıştır. Gruplar arasındaki puan ortalamaları farkının istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p=0.000). Sonuç: Invaziv girişimler için kullanılan materyallerden oluşturulan oyuncaklar ile oyun oynama deneyiminin, kanserli çocuklarda invaziv girişim ağrısını azalttığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çocuk, Ağrı, Kanser, Oyun, Invaziv Girişim
Roy adaptasyon modeline göre evde verilen bakımın multipl sklerozlu hastaların hastalığa uyumuna ve yaşam kalitesine etkisi
Amaç: Bu araştırma Roy Adaptasyon Modeline göre evde verilen bakımın Multipl Sklerozlu hastaların hastalığa uyumuna ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal Metot: Bu araştırma Solomon Dört Gruplu Deneme modeli olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Kliğine kayıtlı, Elazığ il merkezinde ikamet eden Multipl Skleroz tanısı konmuş 244 hasta oluşturmuştur. Evrenin tümünün araştırmaya alınması planlandığı için örneklem büyüklüğü belirlenmeyerek evrenin tümü araştırmaya alınmıştır. Hastalar randomize olarak sırayla deney grubu 1, kontrol grubu 1, deney grubu 2, kontrol grubu 2 ye alınarak her bir grupta 61 kişi yer alacak şekilde eşit dağıtılmıştır. Fakat deney 1 grubundan 1 kişi kendi isteğiyle araştırmadan ayrılmak istemesinden dolayı deney grubu 1, 60 kişi ile tamamlanılmıştır. Veriler Elazığ Fırat Üniversitesi Nöroloji Kliğine kayıtlı Multipl Skleroz tanısı konmuş hastalara araştırmacı tarafından evlerinde yüz yüze görüşme tekniğiyle Mayıs 2016- Şubat 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin elde edilmesinde Tanıtıcı Anket Formu, Hastalığa Psikososyal Uyum- Öz Bildirim Ölçeği ve Multipl Skleroz Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubundaki hastalara araştırmacı tarafından hastaların evlerinde ROY Adaptasyon modeline göre 6 haftada bir 3 kez hemşirelik bakımı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki hastalara herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, ki-kare, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Son test ölçüm verilerine göre; Deney 1 grubunun Hastalığa Psikososyal Uyum- Öz Bildirim Ölçeği toplam puan ortalaması 71.43±6.6, Deney 2 grubunun Hastalığa Psikososyal Uyum- Öz Bildirim Ölçeği toplam puan ortalaması ise 71.31±6.7 olduğu saptanmıştır. Deney 1 grubunun MS Yaşam Kalitesi Ölçeği toplam puan ortalaması 176.21±14.5, Deney 2 grubunun MS Yaşam Kalitesi Ölçeği toplam puan ortalaması ise 176.06±14.7 olduğu saptanmıştır. Gruplar arasındaki puan ortalamaları farkının istatistiksel olarak önemli olmadığı saptanmıştır (p>0.005). Sonuç: Roy Adaptasyon Modeline göre evde verilen bakım Multiple Sklerozlu hastaların hastalığa uyumunu sadece bazı alt boyutlarında arttırmış fakat toplamda ve yaşam kalitesinde ise arttırmamıştır. Anahtar kelimeler: Multipl Skleroz, ROY Adaptasyon Modeli, Yaşam Kalitesi, Hastalığa Uyum, Hemşire.
Gebe kadınların ebeveynlik öz-yeterliliklerinin prenatal uyumlarına etkisi
Araştırma gebe kadınların ebeveynlik öz yeterliliklerinin prenatal uyumlarına etkisini belirlemek amacıyla ilişkisel tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Malatya ili Toplum Sağlığı Merkezi'ne bağlı 10 Aile Sağlığı Merkezinde 11 Kasım 2013 – 30 Ocak 2015 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Malatya Toplum Sağlığı Merkezi'ne bağlı 10 Aile Sağlığı Merkezinin hizmet verdiği bölgedeki 1-3 yaş arası çocuğu ve gebeliğinin son trimesterinde olan 220 kadın oluşturmuştur. Evrenin tümünün araştırmaya alınması hedeflendiği için herhangi bir örnekleme yöntemi kullanılmamıştır. Araştırmaya 212 gebe kadın katılmış ve evrenin %95' ine ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan demografi özellikleri içeren tanıtıcı anket formu, prenatal kendini değerlendirme ölçeği, anne babalık becerilerinde özyeterlik ölçeği kullanılmıştır. Veriler; 25 Temmuz-1 Aralık 2014 tarihleri arasında haftanın 5 iş günü mesai saatleri içerisinde Aile Sağlığı Merkezlerine gelen gebe kadınlara, yüz yüze görüşme tekniğiyle araştırmacı tarafından sorular okunup cevapların kaydedilmesi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, Bağımsız gruplarda t testi, ANOVA ve Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada gebelerin prenatal uyum ve ebeveynlik öz yeterliklerinin orta düzeye yakın olduğu bulunmuştur. Prenatal kendini değerlendirme ile anne babalık becerilerinde öz yeterlik arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca gebe kadınların prenatal uyum ve anne babalık becerilerinde öz yeterlik düzeylerinde yaş, evlilik süresi, eğitim düzeyi, çalışma durumu, sosyal güvence durumu, gebeliği isteme durumu, çocuk sayısı, gebeliği hakkında bilgi alma durumunun, etkili olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda gebelerin ebeveynlik öz yeterlikleri artırılarak prenatal uyum geliştirilebilir. Anahtar kelimeler: Gebelik, Gebeliğe uyum, Prenatal kendini değerlendirme, öz-yeterlik.
Kemoterapi alan hastalara watson insan bakım modeline göre verilen bakımın yaşamın anlamı ve semptom yönetimine etkisi
Kemoterapi Alan Hastalara Watson İnsan Bakım Modeline Göre Verilen Bakımın Yaşamın Anlamı ve Semptom Yönetimine Etkisi Amaç: Bu araştırma, Watson İnsan Bakım Modeline göre verilen bakımın kemoterapi alan hastalarda yaşamın anlamı ve semptom yönetimine etkisini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Materyal Metot: Araştırma öntest- sontest kontrol gruplu gerçek deneme modelinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Malatya Devlet Hastanesi ve Turgut Özal Tıp Merkezi Onkoloji Polikliniğine bağlı gündüz tedavi ünitelerine başvuran Malatya il merkezinde ikamet eden, yetişkin kanserli hastalar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu evrenden power analizi ile belirlenen ve randomize örnekleme yöntemiyle seçilen 79 deney, 79 kontrol grubundan olmak üzere 158 hasta oluşturmuştur. Veriler Mart-Eylül 2015 tarihleri arasında toplanmış ve verilerin elde edilmesinde Tanıtıcı Anket Formu, Yaşam Tutum Profili Ölçeği, Genel Semptom Envanteri kullanılmıştır. Deney grubundaki hastalara araştırmacı tarafından hastaların evlerinde Watson İnsan bakım modeline göre 2 haftada bir 3 kez hemşirelik bakımı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki hastalara herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, ki-kare, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Son test ölçüm verilerine göre; deney grubunda Yaşam Tutum Profili Ölçeği toplam puan ortalaması 164.21±36.5, Genel Semptom Envanteri 55.06±13.19; kontrol grubunun Yaşam Tutum Profili Ölçeği toplam puan ortalaması 127.31±10.61, Genel Semptom Envanteri 136.91±16.20 olduğu saptanmıştır. Gruplar arasındaki puan ortalamaları farkının istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p=0.000). Sonuç: Kemoterapi alan hastalara uygulanan Watson İnsan Bakım Modeline göre uygulanan bakım, hastaların Yaşam Tutum Profilini etkileyerek yaşamın anlamını arttırmış ve kemoterapi alan hastaların semptom düzeylerini azaltmıştır.
Nedensel yükleme kuramı doğrultusunda verilen eğitimin hemşirelerin tıbbi hata nedenlerini belirlemelerine etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, hemşirelere verilen nedensel yükleme eğitiminin hemşirelerin tıbbi hatalarla ilgili doğru nedensel yüklemeler yapmalarına etkisini belirlemek için yapılmıştır. Materyal ve Metot: Ön test-son test kontrol gruplu gerçek deneme modeli olarak yapılan bu araştırmanın evrenini, Bingöl Devlet Hastanesinin ve Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesinin, yataklı tedavi birimlerinde görev yapan hemşireler oluşturmuştur (N=675). Araştırma örnekleminin oluşturulmasında güç analizi yapılmıştır ve örneklem büyüklüğü en az 176 hemşire olarak belirlenmiştir. (88 deney, 88 kontrol grubu) Hemşireler olasılıklı örnekleme yöntemlerinden basit rastgele örnekleme yöntemi ile örneklem grubuna seçilmiştir. Araştırma 80 hemşire deney, 80 kontrol grubu olarak tamamlanmıştır. Veriler, Ocak–Nisan 2016 tarihleri arasında toplanmıştır ve verilerin elde edilmesinde Kişisel Bilgi Formu ve Nedensel Boyutlar Ölçeği II kullanılmıştır. Deney grubundaki hemşirelere araştırmacı tarafından Nedensel Yükleme Kuramı doğrultusunda, "Hemşirelerin Tıbbi Hataların Nedenlerini Belirlemesi" konulu eğitim verilmiştir. Kontrol grubundaki hemşirelere herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki-kare, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve Cronbach Alpha Katsayısı kullanılmıştır. Bulgular: Deney ve kontrol grubu ön test puan ortalamalarının gruplar arası karşılaştırılmasında; Nedensel Boyutlar Ölçeği II'nin Nedensellik Odağı, Dışsal Kontrol ve İstikrar alt boyutlarının puan ortalamaları yönünden gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Deney ve kontrol grubu son test puan ortalamalarının gruplar arası karşılaştırılmasında; Nedensel Boyutlar Ölçeği II' nin Nedensellik Odağı, İstikrar ve Kişisel Kontrol alt boyutlarının puan ortalamaları yönünden gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p=0.005, p=0.000, p=0.002). Sonuç: Deney grubuna Nedensel Yükleme Kuramı doğrultusunda verilen eğitim sonrasında, hemşirelerin tıbbi hataların nedenlerine yönelik yaptıkları yüklemelerde tutarlılık olduğu (Nedensel Boyutlar Ölçeği II' nin alt boyutlarından Nedensellik Odağı alt boyutunun puanının artması, İstikrar alt boyutunun puanının azalması gibi) belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Hemşire, Nedensel Yükleme Kuramı, Tıbbi Hata Nedenleri.