Prof. Dr. Mustafa Özateşler danışmanlığındaki tezler
10 tez · Dokuz Eylül University
Türkiye'de finansal serbestleşmenin bankacılık krizlerine etkileri
Bu çalışmada, Türkiye'de 1980 sonrası dönemde yaşanan finansal serbestleşmenin yine aynı dönem sonrası Türkiye'de yaşanan bankacılık krizlerinin oluşumunda etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, finansal serbestleşme ve uluslararası sermaye hareketleri kavramları anlatılmıştır. İkinci bölümde, Türkiye'de finansal serbestleşme süreci ve finansal serbestleşme sonrasında yaşanan bankacılık krizleri anlatılmış ayrıca finansal serbestleşmenin Türkiye ekonomisine etkileri genel boyutları itibariyle açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde, Türkiye'de finansal serbestleşme sonrasında bankacılık sektörü eğilimlerinin ne yönde geliştiği ve eğilimlerin neden olduğu bilanço dengesizliklerinin bankacılık krizlerine etkisi üzerinde durulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, Türkiye'de finansal serbestleşme ile beklenen olumlu sonuçların çok azına ulaşılmıştır.
Türkiye'de firmaların finansal desteklerinin ekonomik analizi
Firmalara destek veren kuruluşların arttığı ve firma desteklerinin toplumun daha geniş bir kesimi tarafından dile getirildiği görülmektedir. Firmalara destek veren kuruluşların sayısı artmasına rağmen, firma yöneticilerinin var olan desteklerle ilgili yeterince haberlerinin olmadığı veya yanlış ve eksik bilgilendirildikleri gözlemlenmektedir. Bu nedenle firmaların desteklerle ilgili farkındalıkları sorgulanmıştır. Bu durumdan ötürü firmalara destek veren kuruluşların yanı sıra firmaların üyesi bulundukları Oda ve borsaların, derneklerin, vakıfların ve benzeri sivil toplum örgütlerinin firma destekleriyle ilgili üyelerine bilgi vermeleri ve yeni destek programlarını hayata geçirebilmek için firmalarla veya firma desteği veren kurum/kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmaları gerekmektedir. Başta finansal destekler olmak üzere firmalara sunulan desteklere yer veren söz konusu çalışmada, en güncel destekleri sunma konusunda hassasiyet gösterilmiştir. Firmalara sunulan desteklerin içeriği her geçen gün değiştiği için, mevcut destekleri kapsamlı anlatmak yerine, destek veren kurum ve kuruluşları genel hatlarıyla tanıtmak, firmalara sunulan tüm desteklerle ilgili genel bir fikir vermek ve İzmir?deki firma yöneticilerinin ve çalışanlarının farkındalığını arttırmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: KOBİ?ler, Destekler, Destek Veren Kuruluşlar, Farkındalık, Firma Desteklerinin Etkinliği.
Birinci İzmir İktisat Kongresi ekonomik felsefesinin Türk ekonomisine yansımalarının analizi
Birinci İzmir İktisat Kongresi ATATÜRK'ün kurmak istediği TAM BAĞIMSIZ devlet olma mücadelesinin önemli bir basamağıdır. Ekonomik bağımsızlık olmazsa bir devletin tam bağımsız olamayacağını tarihten çıkardığı için milletinin alacağı ekonomik kararların kongrede saptanmasını istemektedir. Bu nedenle kongreden çıkan kararlar zamanla uygulanmıştır. Bu uygulamalar arasında geçici bir liberal dönemden sonra devletin öncülük yaptığı devletçi bir politika yanında özel teşebbüsü destekleyen eklektik bir Karma Ekonomi Modeli 1950 yılına kadar uygulanmış ve başarılı olmuştur.Bundan sonra ülkede liberal politikaların ağırlık kazanmasıyla devletin sahip olduğu ekonomik kuruluşlar özelleştirilerek ATATÜRKÇÜ devletçilik anlayışı ortadan kalkmıştır.Kurduğu Türkiye Cumhuriyetini koruma görevini de; TÜRK GENÇLİĞİNE emanet etmiştir.TÜRKİYE CUMHURİYETİ YAŞADIKÇA ATATÜRK DE YAŞAYACAKTIRVE ? TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET YAŞAYACAKTIR ?
Türkiye'de dış borçların ekonomik büyümeye etkilerinin analizi
Dış borçlanma özellikle ekonomik performansları düşük ve kaynak yetersizliğine sahip gelişmekte olan ülkelerin başvurduğu bir finansman yöntemidir. Gerek gelişmekte olan ülkelerin gerekse gelişmiş ülkelerin dış borçlanmaya giderek, ülke ekonomilerine bir ivme kazandırma çabalarına yıllar boyunca rastlanmıştır. Büyüme ve kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi noktasında yabancı kaynak kullanımı devreye girmekte, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler yüksek bütçe gerektiren sanayileşme girişimleri için borçlanmak durumunda kalmaktadırlar. Dış borçlanmanın üretken yatırımları finanse etmek amacıyla kullanılması halinde ulusal çıktı düzeyi üzerindeki olumlu etkisi, geri ödemelerin gerçekleştiği dönemlerde karşılıksız bir fon akışına neden olduğu için tersine dönmektedir. Ayrıca zamanında ödenemeyen borçlar, ekonomiye mali bir yük getirerek borç krizine yol açabilmekte ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar, ekonomik dengeleri dış şoklara karşı daha kırılgan hale getirebilmektedir.Literatürde dış borçlanma ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki tartışmalıdır. Yapılan ampirik çalışmaların büyük bir kısmında yüksek dış borca sahip ülkelerde dış borç ile ekonomik büyüme arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Bu çalışmada, dış borç ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye ekonomisi açısından ele alınmıştır. Çalışmada, Türkiye için 1980-2006 dönemine ait yıllık veriler kullanılmıştır. Bu çalışma, Türkiye'de dış borç ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi eşbütünleşme ve nedensellik analizlerini kullanarak 1980 -2006 arası dönem için incelemektedir.
Türkiye'de ticari bankacılık sektöründe aktif-pasif yönetimi'nin ekonomik analizi
Günümüzde küreselleşmeyle birlikte bankalar için giderek zorlaşan bir faaliyet ortamı söz konusudur. Çünkü 1980'lerden bu yana gerek ekonomik gerek siyasi anlamda coğrafi sınırlar artık keskinliğini giderek yitirmeye başlamıştır. Giderek bütünleşen, rekabetçi ve son derece volatil piyasalar ortaya çıkmıştır. Bankacılık kavramı da Dünya'da serbestleşme ve küreselleşme eğilimlerinin baş gösterdiği 1980'lerden beri kendi içinde değişim göstermiştir. İşte bunun sonucu olarak modern bankacılık ortaya çıkmıştır. Modern bankacılığın sahip olduğu en önemli araçlardan biri aktif-pasif yönetimidir. Bankalar açısından riskleri bir bütün olarak algılaması, banka içerisinde bankanın genel amaçlarına uygun ve sürekli yenilenen kararlar alması, aktif ve pasif miktarlarının yıllık planlara göre sürekli ayarlanması v.b yararları sayesinde aktif-pasif yönetimi günümüzde her bankanın izlediği bir yöntemdir. Aktif-pasif yönetimi bankalar açısından spread yönetimi, GAP, durasyon analizi gibi araç ve yöntemleri bünyesinde barındırmasından dolayı günümüzde bankalar açısından karlılık hedeflerini tutturmak için son derece gerekli hale gelmiştir. Dünya'daki gelişmelere paralel olarak Türk Bankacılık Sistemi'de imkanları ölçüsünde bu yeni yönteme ayak uydurmaya başlamıştır. Bankalarımız VaR gibi içsel ölçüm yöntemleri konusunda henüz istenen seviyeye ulaşamamakla beraber ağırlıklı olarak spread yönetimi, GAP, durasyon analizi gibi uygulanması daha kolay yöntemleri kullanmaktadırlar. Sonuç olarak küreselleşmenin bankalara biçtiği rolü iyi anlayan ve modern bankacılığa uyum sağlayan bankaların 21. yüzyıl Dünyası'nda küresel veya yerel(yurtiçi) çapta büyük bankalar haline geldiği görülmektedir.
Sürdürülebilir kalkınmanın Türkiye ekonomisine uygulama olanakları
?Sürdürülebilir Kalkınma? günümüzde bütün Dünya ülkelerinin ekonomilerini uyumlulaştırmaya çalıştıkları bir kavramdır. Çevrenin korunması ve doğal kaynakların daha etkin kullanılmasıyla, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama olanağı azaltılmadan bugünkü neslin ihtiyaçları karşılanabilecektir. Ülkemizde de doğal kaynakların tahribatını en aza indiren, çevreye duyarlı bir ekonomik yapıya ihtiyaç vardır.Bir ülkenin sürdürülebilir kalkınma patikasında olup olmadığını belirleyebilmek ve doğru politikaları uygulayabilmesini sağlamak için, alternatif sürdürülebilir kalkınma göstergelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu göstergeler sayesinde somut ve gerçekçi hedefler belirlenerek tutarlı tedbirler alınabilir.?Uyarlanmış Net Tasarruflar?, Dünya Bankasınca geliştirilen ve ülkelerin zayıf sürdürülebilirlik açısından test edilmesi işlevi gören ekonomik bir sürdürülebilir kalkınma göstergesidir. Bu göstergeye göre, ?yurtiçi net tasarruflar? ve ?eğitim harcamaları? denklemin pozitif unsurları iken ?doğal kaynaklardan rantlar? ile ?CO2 zararı? negatif unsurları olmaktadır. Pozitif Uyarlanmış Net Tasarruflar ülkenin zayıf sürdürülebilirlik testinden geçtiğinin ispatıdır.Bu çalışmada Türkiye ve diğer seçilmiş bazı ülkelerin ekonomisi ?Uyarlanmış Net Tasarruflar Göstergesine? göre kıyaslanmış ve Ülkemizin sürdürülebilirlik açısından durumu belirlenmeye çalışılmıştır. Buna göre Türkiye'de ?Uyarlanmış Net Tasarruflar? pozitif olmakla kalmamakta ?Net Tasarrufların? da üstünde seyretmektedir. Bu da Türkiye ekonomisinin zayıf sürdürülebilirlik testinden geçtiğinin işaretidir. Çalışmada buna ek olarak Uyarlanmış Net Tasarruflar denkleminde yer alan bağımsız değişkenlere ait seriler ekonometrik olarak incelenerek bu serilerin 2015 yılına kadar ki öngörüleri yapılmıştır. Neticede Ülkemizin ileriki dönemlerde zayıf sürdürülebilirlik testinden geçeceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: 1) Türkiye Ekonomisi 2) Sürdürülebilir Kalkınma 3) Sürdürülebilirlik Göstergeleri 4) Uyarlanmış Net (Gerçek) Tasarruflar 5) Öngörü.
Türkiye-Avrupa Birliği ekonomik bütünleşmesi: Seçilmiş endüstrilerin endüstri-içi ticaret açısından karşılaştırılması
20. yüzyıl'da hızla artan küreselleşme eğilimlerine bağlı olarak ortaya çıkan ticaretin serbestleşmesi olgusunun etkisiyle dünya ülkeleri arasındaki siyasi, teknolojik bağların artması, ülkeler arasındaki menfaatler ölçüsünde ekonomik bütünleşme hareketlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.Ekonomik bütünleşme, bütünleşmeye dahil olan ülkelerin kendi aralarında gerçekleştirdiği dış ticaretin, bütünleşme dışındaki ülkelere karşı gerçekleştirdikleri dış ticaretten fazla olması ve diğer ekonomik birleşmeler karşısında rekabet gücünü artırıcı rol oynaması ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin bütünleşmeden yarar sağladığı rasyonalitesine dayanmaktadır.Bu çalışmanın amacı, Türkiye-Avrupa Birliği ekonomik bütünleşme sürecinde endüstri-içi ticaretin, ticaret yönlü bütünleşme üzerindeki etkisini incelemek ve bütünleşme sürecinin hızlandırıcı etkisini endüstri-içi ticaret üzerinden panel bulgular yardımıyla analiz etmektir. Bu bağlamda endüstri-içi ticaretin belirleyenlerinden hareketle Avrupa Birliği'nin ticaret yönlü ekonomik bütünleşmesini açıklayan endüstri-içi ticaretin belirleyenleri Türkiye'nin bütünleşme sürecinde endüstri-içi ticaretinin belirleyenlerini de açıklamaktadır.Sonuç olarak Türkiye'nin Gümrük Birliği sonrasındaki endüstri-içi ticaret bulguları 26 ülke ölçekli Avrupa Birliği ülkeleri ile birlikte değerlendirildiğinde, Gümrük Birliği sonrası endüstri-içi ticareti artarak birbirlerine yaklaşan birlik ülkeleri gibi Türkiye de endüstri-içi ticaret göstergelerine bağlı olarak ticarette bütünleşmeyi hak eder bir ülke konumundadır, denebilir.
Döviz kuru politikalarının ekonomik analizi (Türkiye örneği)
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Altın Standardı Sisteminin çöküşü, yoğun kambiyo kontrolleri ile farklı döviz kuru rejimlerinin uygulanmasını beraberinde getirmişti. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yürürlüğe konulan Bretton Woods sistemi ise sabit, fakat ayarlanabilir bir kur sistemi oluşturmuştu. Ancak sistemin çöküşü ile birlikte sabit kur sistemi terk edilerek çok sayıda farklı kur rejimi uygulanmaya başlandı. Ancak sistemin çöküşü ile birlikte döviz kur rejiminin seçimini belirleyen unsurlar ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin farklı yapısal özelliklerinin olası etkilerine ilişkin tartışmalar da artış gösterdi.Sermaye hareketlerinin bütün dünyada gittikçe serbestleştirilmesi, özellikle gelişmekte olan ülkelerde optimum döviz kuru rejiminin seçimini konuya ilişkin tartışmaların merkezine oturtmuş; sermaye hareketlerindeki sürekli artışlar, döviz kurlarının oluşumuna ilişkin yeni modellerin ve optimum para alanları teorisi ile ortaya konulmuş yaklaşımların yanı sıra yeni bazı yaklaşımların önünü açmıştır.Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye açısından optimum döviz kuru rejiminin hangisi olacağının araştırılması durumunda farklı döviz kuru sistemlerinin olası avantaj ve dezavantajları ile bu konudaki farklı görüşlerin değerlendirilmesi önem taşıyacaktır. Türkiye için en uygun döviz kuru rejiminin ampirik olarak test edilmesi amacıyla da optimum para alanları değişkenleri ile yeni bazı finansal değişkenler kullanılarak simülasyon yöntemi uygulanmıştır.
Türkiye'de döviz kuru sistemleri ve politikalarının ihracata etkileri (1980-2004)
Yüksek Lisans TeziTürkiye'de Döviz Kuru Sistemleri ve Politikalarınınİhracata Etkileri (1980-2004)Serdar ÇİÇEKDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimleri Enstitüsüİktisat Anabilim DalıGenel İktisat ProgramıDöviz kurları ülke ekonomisinin dış dünya ile bağlarını kuran, çokönemli fonksiyona sahip bir araçtır. Döviz kurları ülke ekonomisini birçokkanaldan etkilemektedir. Ancak en önemli kanallardan biri dış ticaretüzerindeki etkisidir. Döviz kurları, dış ticareti özellikle ihracatı etkilemek içinkullanıldığında bu politikalar çok yönlü değerlendirilmelidir. Çünkü uygulananbu politikalar dış ticaret dışında diğer makro ekonomik değişkenleri deetkilemektedir.Uygulanan döviz kuru sistem ve politikalarının dış ticaret ve özellikleihracat üzerine etkisi, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlara, gelişenteknolojinin sayesinde küresel düzeyde oluşan ekonomik ve politik anlamdauluslararası ilişkiler tarafından da belirlenmektedir. İhracatı teşvik amacıylauygulanan politikalar arasında döviz kuru politikası, özellikle 1990 yılındanitibaren daha da etkili olan küreselleşme ve bilgi iletişim teknolojileriningelişmesiyle ülkeler arasındaki bağlılığın artması sonucu en etkin politika halinegelmiştir.Bu konuda yapılan birçok ekonometrik çalışma döviz kurlarının ihracatüzerindeki etkisinin belirsiz ve pek etkili olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Sadecedöviz kuru politikası tek başına ihracatı teşvik amacıyla kullanıldığında,uygulanan politika neticesinde beklenilen sonuç alınamaz. Bunun yanında diğerihracatı teşvik politikaları etkin bir şekilde kullanılmalı ve makro ekonomikanlamada tüm piyasalarda istikrar olmalı, bu piyasaların fonksiyonel işlerliğiivsağlanmalıdır. İhracatı teşvik amacıyla tüm bu politikalar birlikteuygulandığında ve bunları destekleyen tüm koşullar sağlandığında etkin sonuçalınacaktır.Anahtar Kelimeler: 1) Döviz Kuru 2) Döviz Kuru Sistemleri3) Döviz Kuru Politikaları 4) İhracat 5) Türkiyev
Ekonomik kalkınma sürecinde Türkiye`de sağlık sektörünün yeniden yapılanması
ÖZET Sağlık hizmetlerinden yararlanılması, yaşama hakkına bağlı olarak, temel insan haklarından biridir. Başarılı bir sağlık sistemi, toplumdaki bütün fertlerin bu hakkı kullanmasını sağlamalıdır. Mevcut kıt kaynaklarla bunun sağlanabilmesi, sağlık sektörüne tahsis edilen kaynakların etkin kullanılmasına bağlıdır. Ayrıca, 20. yüzyılın ikinci yansında sağlık harcamalarının giderek artması ve kalkınma kuramlarında beşeri sermayenin öne çıkması, sağlık sektörünün ekonomik önemini artırmıştır. Buna bağlı olarak, ekonomi bilimi yöntemlerinin sağlık sektörüne uygulandığı "sağlık ekonomisi" yeni bir disiplin olarak gelişmeye başlamıştır. Bu tezde, sağlık ekonomisinin bakış açısıyla, Türkiye sağlık sektörü değerlendirilmiştir. Birinci bölümde, sağlık sektörünün kapsamı ve temel özellikleri belirlenmiştir. İkinci bölümde, sağlık sektörüyle ekonomik kalkınma arasındaki karşılıklı ilişkiler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Türkiye sağlık sektöründe uygulanan politikalar ve örgütlenme biçimleri değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise, ekonometrik yöntemler de kullanılarak, Türkiye sağlık sektörünün ekonomik analizi yapılmıştır. Sonuç kısmında, yukarıdaki analizler ışığında Türkiye sağlık sektörün genel bir değerlendirmesi yapılmış ve sektörün yeniden yapılanmasına yönelik öneriler getirilmiştir.