Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Orhan

10 theses · Gaziantep University

Master'sOpen AccessTR

Terminologia anatomica ve terminologia neuroanatomica'da nervı craniales başlığı altında yer alan eponimlerin web of science'ta indekslenen yayınlarda kullanımlarının incelenmesi

Terminologia Anatomica (TA) ile Terminologia Neuroanatomica (TNA) anatomi terimlerinin standardizasyonunu sağlayarak bilgi alışverişini kolaylaştırır. Ancak literatürde, TA ve TNA'daki standart terimler ve eponimler dışında farklı yazılışlar da kullanılmaktadır. Bu çalışmada TA (1998) ile TNA (2017)'da "Nervi Craniales" başlığı altında yer alan eponimler ile bu eponimlerin Web of Science (WoS)'ta yer alan farklı yazılışlarının incelenmesi ve tercih edilme oranlarının değerlendirilmesi amaçlandı. Bu amaçla TA/TNA'da "Nervi Craniales" başlığı altında, eponime sahip olan 17 adet terim bulunduğu saptandı. Bu terimlerin Latince olarak 35 farklı yazılışının, İngilizce olarak 22 farklı yazılışının bulunduğu görüldü. Bu terimlere ait eponimlerin TA/TNA'da yer alan 29 yazılışı olduğu, WoS'ta TA/TNA'dakinden farklı 27 yazılışın bulunduğu belirlendi. WoS'ta yer alan yayınların konu, başlık ve özet alanları incelenerek bu terim ve eponimlerin WoS'ta kullanıldığı yayın sayısı belirlendi. 5 adet terime ait eponimlerin kullanılmadığı saptandı. İstatistiksel analiz yapılarak WoS'ta yer alan yayınlarda terimlerin Latince/İngilizceleri ile eponimlerin tercih edilme oranı ve kullanılan eponimlerin TA/TNA'ya uygunluğu saptandı. İncelenen yayınlarda büyük oranda terimlerin Latince/İngilizcelerinin tercih edildiği saptandı. 12 terime ait eponimin TA/TNA'ya uygunluk oranı %0 ile %100 arasında bulundu. Eponimlerin yazılışlarının tercih edilme oranlarının değişkenlik göstermesi, WoS'ta arama yaparken zorluk ve kısıtlılıklara neden olmaktadır. Kullanılan terimlerde standardizasyonun sağlanması, bilgi alışverişinin doğruluğu ve kolaylığı açısından önemlidir. Yapılan çalışmada elde edilen bulguların anatomik terimlerin ve eponimlerin standardizasyonu konusunda literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Literatürdeki karmaşayı önlemek ve optimal bilgi alışverişi sağlamak için standardizasyonla ilgili çalışmaların yapılması artırılmalıdır.

AnatomiEponimKraniyal sinirler+2
Vatfa Büşra Emek
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fetüslerde nervus peroneus superficialis'in incelenmesi

N. peroneus superficialis (NPS) bacağın ön-yan yüzünün distali ve dorsum pedis'in duyusal innervasyonuna önemli katkı sağlar. Sinirin fascia cruris'i (FC) deldikten sonraki dağılım patterni, FC'yi deldiği lokalizasyondaki farklılıklar iyatrojenik hasara neden olabilir. Bu çalışmada, fetüslerde NPS'nin bacaktaki duyu dallarının morfometrik ve morfolojik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 26 fetüse ait (gestasyonel yaşları 19-36 hafta, 15 kız ve 11 erkek) 52 alt ekstremite disseke edildi. NPS'nin FC'yi delerek yüzeyelleştiği noktadan ayak bileğine kadar olan seyri açığa çıkarılarak tiplendirildi ve morfometrik ölçümleri yapıldı. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi yapıldı. NPS'nin Tip A (%48.08), Tip B (%32.69) ve Tip C (%19.23) olmak üzere 3 dallanma patterni gösterdiği saptandı. Bu tiplerin %73.08'inin bilateral olduğu belirlendi. Olguların %19.23'ünde n. cutaneus dorsalis intermedius (NCDI) gelişmemiştir. Sinirlerin FC'yi delme seviyesi ortalama olarak NPS için 10.48±3.6 mm (min; 0-max; 19), n. cutaneus dorsalis medialis (NCDM) için 9.48±4.79 mm ve NCDI için 8±2.4 mm olarak tespit edilmiştir. NPS'nin %96.15 oranında bacağın distal 1/3'lük bölümünde, %3.85 oranında orta 1/3'lük bölümünde; NCDM ve NCDI ise %100 oranında bacağın distal 1/3'lük bölümünde FC'yi delmiştir. Bu çalışma NPS veya terminal dallarının dallanma patterni ve kılavuz noktalara ilişkin nicel verileri sağlar. NPS'nin dağılım patterninde farklılıklar, taraflar arasındaki asimetri ve FC'yi deldiği lokalizasyon sinir grefti veya diğer cerrahi uygulamalarda göz önünde bulundurulmalıdır. Bu çalışmanın fetüslerin NPS ile ilgili literatüre katkı sağlayacağı, ayrıca bu bilgilerin çocukluk döneminde de yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Fetüs, n. peroneus superficialis, varyasyon

AnatomiFetüsNervus peroneus superficialis+1
Fatma Arslan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fetüslerde nervus facialis'in glandula parotidea'dan çıkan dallarının incelenmesi

N. facialis glandula parotidea'yı (GP) terk ettikten sonra mimik kaslarını innerve eder. Hasarında fasial paralizi görülen bu dalların dağılım paternleri değişkendir. Bu çalışmada, fetüslerde n. facialis'in GP'den ayrıldıktan sonraki dallarının morfolojik ve morfometrik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 15 fetüse ait (10 kız, 5 erkek) 30 taraf disseke edildi. N. facialis'in GP'den çıkan dalları açığa çıkarılarak incelendi ve elde edilen verilerin istatistiksel analizi yapıldı. N. facialis'in GP'den çıktıktan sonraki dal sayısı ve dalların lokalizasyonu farklı hatlar referans alınarak belirlendi. R. frontotemporalis (RFT) ve r. marginalis mandibularis (RMM) için belirlenen hatlar üzerinde tehlikeli bölgeler belirlendi. RFT'nin A hattının uzunluğunun %11 ilâ %49'u, B hattının uzunluğunun %16 ilâ %63'ü arasında hattı çaprazladığı saptandı. R. zygomaticus'un en sık B ve C hatları arasında olduğu r. buccalis'in en sık ductus parotideus'un aşağısında (%51.1) olduğu belirlendi. RMM'nin GP'den çıktıktan sonra dal sayısı temel alınarak yapılan sınıflandırma sonucunda 11 tip saptandı. En sık görülen paternin tip 1a (%40.7) olduğu belirlendi. RMM'nin a. facialis'i ve v. facialis'i çaprazlama yeri, mandibula alt kenarı uzunluğunun sırasıyla %24 ilâ %52'sinde ve %17 ilâ %49'unda olduğu belirlendi. R. cervicalis'in (RC) GP'den çıkış noktası en sık E hattının aşağısında (%91.1) saptanmıştır. RC'nin platysma'ya girdiği nokta en sık X hattının önünde (%92.5) saptandı. Bu çalışma n. facialis'in GP'den çıkan dallarının dallanma paterni ve referans noktalara göre nicel veriler sağlamaktadır. Sinir dallarının lokalizasyonunun belirlenmesi yüzde ve boyunda uygulanacak cerrahi uygulamalarda dikkate alınmalıdır. Bu çalışmanın fetüslerde n. facialis ile ilgili literatüre katkı sağlayacağı, çocukluk döneminde bu bölgeye uygulanan cerrahilerde yol göstereceği düşünülmektedir.

AnatomiFetüsMorfolojik özellikler+2
Berfin Tuğba Dikici
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Elde iki nokta diskriminasyonu duyusunun incelenmesi

Sinir hasarının erken dönemde tanınması, tedavi giderlerini azaltmasının yanında iyileşme oranlarını da arttırmaktadır. Elde meydana gelen sinir hasarının tanısında yapılan nörolojik muayenenin bir parçası olan iki nokta diskriminasyonu (2ND) normal değerlerinin bilinmesi tanıyı da daha sağlıklı bir duruma getirecektir. Bu çalışmanın amacı, sağlıklı bireylerde elin palmar yüzünde 2ND değerlerini saptamak; cinsiyet, taraf, vücut kitle indeksi ve dominant el ile 2ND değerleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmaya, 100 erkek 100 kadın olmak üzere toplam 200 sağlıklı erişkin gönüllü katıldı. Elin palmar yüzünde 17 bölge belirlenerek 2ND değerleri saptandı, istatistiksel analizi yapıldı. Elin palmar yüzünde en küçük 2ND değeri her iki elde 2. parmağın distal falanksında saptandı. El dominansisi dikkate alınmadığında; sağ eli dominant bireylerin sol ellerinin 11 bölgesinin sağ ellerinden daha hassas olduğu tespit edildi. Sol eli dominant bireylerde, sol elde sadece 2 bölgenin sağ elden hassas olduğu saptandı. Kadınların sağ ellerinin 4 bölgesinin erkeklerden daha hassas olduğu, sol elde ise cinsiyet farkı olmadığı tespit edildi. Sağ elde 9 bölgede, sol elde ise 10 bölgede 2ND değerleri ile BMI arasında pozitif yönde çok zayıf korelasyon tespit edildi. Bireylerin eğitim durumu ile 2ND değerleri karşılaştırıldığında sağ elde 4, sol elde 3 bölgede istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edildi. Bu çalışmada, elin palmar yüzünde en hassas bölgelerin distal falankslar olduğu görüldü. Bu çalışma ile elde 2ND normal değer verilerinin, 2ND'nin normal değerlerini tespit etmek için yapılacak çalışmalara katkıda bulunacağını değerlendirmekteyiz. Anahtar Kelimeler: El dominansi, İki nokta diskriminasyonu

BaskınlıkDuyu sinirleriEl+7
Cevdet Yardımcı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Gluteal bölgede deri ve deri altı yağ dokusu kalınlığının incelenmesi: Intragluteal enjeksiyonda iğne ucu uzunluğunun yeterliliği

İntramüsküler (IM) enjeksiyonun etkinliği, ilacın doğrudan kas dokusuna uygulanmasına bağlıdır. Ancak deri altı yağ doku kalınlığının yüksek olması, sabit uzunluktaki iğnelerle yapılan IM enjeksiyonlarda başarısızlıkla sonuçlanabilmektedir. Bu durumda tedavi etkinliği azalmakta ve bu yüzden komplikasyon riski artmaktadır. Amacımız; IM enjeksiyonun uygulandığı gluteal bölgede iğne ucunun kasa ulaşıncaya kadar katetmesi gereken deri ve deri altı yağ dokusu mesafesini alt abdominal ve pelvik bilgisayarlı tomografi (BT) görüntülerinde belirlemektir. Retrospektif olan bu çalışmada 200 bireyde (98 kadın ve 102 erkek) dorsogluteal ve ventrogluteal bölgelerdeki deri ve deri altı yağ dokusu kalınlıkları ve toplam kalınlık (deri+deri altı yağ dokusunun toplam kalınlığı) bilateral olarak incelendi. Vücut kitle indeksi (VKİ) 3 gruba ayrıldı. VKİ 18,5 – 24,9 arası olan bireyler 'normal' (1. grup), 25 – 29,9 arası olan bireyler 'fazla kilolu' (2. grup) ve ≥ 30 olan bireyler obez (3. grup) olarak kabul edildi. VKİ'e göre dağılımları incelendi. Kadınlarda ve yüksek VKİ'ye sahip bireylerde dorsogluteal bölgede deri altı yağ dokusu kalınlığı ventrogluteal bölgeye göre yüksek bulundu. Ventrogluteal bölgede uygulanan IM enjeksiyon kadınların %30,6'sında erkeklerin % 81,4'ünde hedef kasa ulaşıldığı, dorsogluteal bölgede uygulanan IM enjeksiyon kadınların %5,1'inde erkeklerin % 47,1'inde hedef kasa ulaşıldığı saptandı. Dorsogluteal ve ventrogluteal bölgeler arasında deri altı yağ dokusu kalınlıklarının ve enjeksiyonun kasa ulaşma oranlarının anlamlı derecede farklılık gösterdiğini göstermiştir. Elde edilen sonuçların erişkinlere uygulanan IM enjeksiyonlar için uygun iğne uzunluğunun belirlenmesine yardımcı olacağını düşünüyoruz.

Tuğba Altunok
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Vertebrae cervıcales'in anatomik olarak incelenmesi

Servikal omurgada yapılan cerrahi işlemlerde temel hedef bölge anatomisine zarar vermeden, sinir ve damar yapılarına baskıyı azaltmak ve rijit fiksasyondur. Omurgaya yapılan cerrahi işlem sırasında omurilik hasarının oluşması durumunda yaşam kalitesini bozan ya da ölüme sebep olabilen komplikasyonlar gelişebilir. Güvenli bir cerrahi için vidanın vertebra'ya yerleştirildiği bölge ve vidanın kemiğin içerisine ne kadar gireceğini saptamak için bölge anatomisinin iyi bilinmesi önemlidir. Foramen transversarium'un boyutu ve şekli a. vertebralis'i etkileyerek; baş ağrısı, migren, bayılma atakları gibi durumları ortaya çıkarabilmektedir. Bu çalışmanın amacı servikal vertebra cerrahisinde kullanılmak üzere morfometrik ölçümler yapmak ve servikal vertebra'ların morfolojisini inceleyerek, temel ve klinik bilimlere katkı sağlamaktır. Bu çalışmada deformasyona uğramamış ve ölçüm parametrelerinin belirgin olduğu, cinsiyet ve yaşları bilinmeyen servikal vertebra'lar incelendi. Atlas, axis ve vertebrae cervicales III-VII'de toplam 50 parametre değerlendirildi. Bulgular istatistiksel olarak analiz edildi. Pedikül yüksekliğinin pedikül genişliğinden fazla olduğu tespit edildi. Servikal vertebra cerrahisinde kullanılan vidaların çaplarının büyük olması durumunda pedikül fraktürü sonucu implantın gevşemesi ya da komşu visseral yapılarda yaralanma gelişebilmekte, pedikülün genişliği, yüksekliği ve uzunluğu pedikül vidası yerleştirirken vidanın çapı ve boyunun belirlenmesinde önem arz etmektedir. Bu çalışmada elde edilen bilgilerin beyin cerrahisi, radyoloji ve ortopedi başta olmak üzere temel ve klinik bilimlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AnatomiForamen transversariumKemik ve kemikler+4
İrfan Küçükoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kraniyovertebral kavşaktaki kemik yapıların konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile incelenmesi

Kraniyovertebral kavşak (KVK) kafatası ile servikal omurga arasında anatomik bir geçiş bölgesidir. Baziler invaginasyon, atlantoaksiyal dislokasyon ve platibazi gibi KVK patolojilerinin değerlendirilmesinde kullanılan birçok kraniyometrik ölçüm tanımlanmıştır. Bu nedenle kraniyometrik ölçümlerin normal sınırlarının saptanması önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Anadolu'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki sağlıklı bireylerin Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) görüntülerinde KVK'ya ait kemik yapılarının morfometrik referans değerlerini belirleyerek literatüre katkı sağlamaktır. Bu amaçla 300 sağlıklı bireyin KIBT görüntüleri retrospektif olarak değerlendirildi. Bu görüntüler üzerinde midsagittal kesitte 16, koronal kesitte 2 parametre incelendi. Veriler cinsiyet ve yaşa göre karşılaştırıldı. Apex dentis'in, McGregor, Chamberlain, McRae, Fischgold digastrik, Fischgold bimastoid ve McRae hatlarına uzaklığı sırasıyla 0.31±3.22, 1.06±3.22, 5.30±1.59, 8.70±4.12, -5.15±4.86 ve 35.58±2.52 mm, clivus-kanal açısı 157.62±11.85°, atlantodental aralık 1.28±0.48 mm, posterior atlantodental aralık 19.54±2.24 mm, Welcher bazal açısı 130.83±6.29°, basion-aksiyal mesafe 4.01±1.83 mm, basion-dental mesafe 4.92±1.77 mm, Powers oranı 0.72±0.06, modifiye Ranawat metoduyla ölçülen mesafe 28.66±2.38 mm, Redlund-Johnell metoduyla ölçülen mesafe 35.11±4.09 mm kraniyoservikal tilt açısı 126.98±12.24° saptandı. Apex dentis McGregor ve Chamberlain hatlarına göre sırasıyla 102 (%36)'sinde ve 86 (%26)'sında üstünde, 129 (%46)'unda ve 170 (%57)'inde altında, 52 (%18)'sinde ve 42 (%14)'sindeyse aynı seviyede saptandı. Apex dentis olguların tamamında McRae hattının altında gözlendi. Olguların 284 (%98)'ünde Fischgold digastrik çizgisinin altında, 7 (%2)'sinde bu çizgiyle aynı seviyede, olguların 35 (%12)'inde Fischgold bimastoid çizgisinin altında, 233 (%82)'ünde üstünde, 17 (%6)'sinde bu çizgiyle aynı seviyede saptandı. Literatürde KVK'ya ait patolojilerin kraniyometrik değerleriyle ilgili fikir birliğinin olmadığı görülmektedir. Bu çalışmadaki sonuçların literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Normal değer aralığının belirlenmesi için farklı populasyonlar üzerinde daha fazla çalışma yapılması önerilmektedir.

AnatomiKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiOmurga+1
Sefkan Tanrisever
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Articulatio temporomandibularis'in konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinde morfometrik değerlendirmesi

Articulatio temporomandibularis'in (ATM) morfometrik ölçümleri; patolojilerin tanı ve tedavisinde, ortodontik tedavi aşamalarının değerlendirilmesinde ve yaşa bağlı eklem değişikliklerinin anlaşılmasında önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Güneydoğu Anadolu'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki ATM patalojisi bulunmayan bireylerin Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) görüntülerinde ATM'ye ait kemik yapıların morfometrik referans değerlerini belirleyerek literatüre katkı sağlamaktır. 171 bireyin KIBT görüntüleri retrospektif olarak değerlendirildi. Sagittal kesitte 18, koronal kesitte 12 ve transvers kesitte 5 olmak üzere toplam 35 parametre incelendi. Otuz dört parametrede processus condylaris, tuberculum articulare, fossa mandibularis, ramus mandibulae, arcus zygomaticus ve eklem aralığıyla ilgili ölçüm ve bir parametrede tiplendirme yapıldı. 22 parametrede cinsiyetler arasında, 6 parametrede eklem tarafları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı. Parametrelerin yaş ile korelasyonu incelendiğinde; 9 parametrede pozitif yönde çok zayıf bir ilişki, 1 parametrede pozitif yönde zayıf bir ilişki ve 2 parametrede negatif yönde çok zayıf bir ilişki olduğu saptandı. ATM patolojilerinin tanısında; tedavi öncesi ve sonrası ölçümlerin karşılaştırılmasında; ortognatik cerrahi işlemlerinin planlamasında; prostetik cihazların tasarımı ve geliştirilmesinde ATM'nin morfometrik değerlerinin bilinmesi önemlidir. Bu çalışmayla ATM morfometrisi ile ilgili referans değer aralıkları saptanarak literatüre katkı sağlanacağı düşünülmektedir.

AnatomiDiş hekimliğiKonik ışınlı bilgisayarlı tomografi+3
Elif Ayyıldız
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı insanlarda ve disk hernisi olan hastalarda medulla spinalis'in sonlanma seviyesinin manyetik rezonans görüntüleme yöntemi ile karşılaştırılması

Medulla spinalis canalis vertebralis içerisinde önde ve arkada hafifçe yassılaşır ve koni şeklinde sonlanır. Santral sinir sistemi hastalıkları, meninges enfeksiyonları ve beyin omurilik sıvısının (BOS) incelenmesi gibi durumlarda lumbal ponksiyon yapılırken, bu bölgeye iğne ile girilmesi sırasında medulla spinalis sonlanma seviyesinin bilinmesi oldukça önemlidir. Medulla spinalis sonlanma seviyesinin (MSSS) yaş, cinsiyet, boy, ağırlık, vücut kitle indeksi ve çeşitli hastalıklarda farklı seviyelerde sonlanabileceği bildirilmiştir. Bu çalışmada lumbal bölgeye yapılacak anestezi, cerrahi, lumbal ponksiyon gibi işlemlerde komplikasyonların önlenebilmesi için MSSS'yi tespit etmek ve bu seviyenin cinsiyet, yaş, vücut kitle indeksi parametreleri ile ilişkisinin araştırılması planlanmıştır. Disk hernisinin MSSS'ye etkisi araştırılarak disk hernisi olan hastalarda MSSS'nin belirlenmesi ve sağlıklı insanlarla karşılaştırması amaçlanmıştır. Yapılan literatür taramasında bununla ilgili yeterli bilgiye tespit rastlanılamamıştır. Bu amaçla 191 sağlıklı ve 150 lumbal protrüze disk hernisi bulunan hasta bireyin lumbal MR görüntüleri retrospektif olarak değerlendirildi. Bu görüntülerde hem corpus vertebrae ve discus intervertebralis'e göre hem de processus spinosus'a göre bakılarak MSSS belirlenmiştir. Corpus vertebrae ve Dİ'ye göre MSSS sağlıklı insanlarda ve disk hernisi olan hastalarda en sık L1 corpus vertebrae'nın üst üçte biri seviyesinde saptanmıştır. Processus spinosus'a göre MSSS sağlıklı insanlarda ve disk hernisi olan hastalarda en sık L1 processus spinosus'ta saptanmıştır. Sağlıklı insanlar ile disk hernisi olan hastalarda MSSS'leri arasında anlamlı istatistiksel fark saptanmamıştır. Corpus vertebrae'ya göre ölçülen MSSS ile processus spinosus'a göre ölçülen MSSS arasında yüksek derecede anlamlı korelasyon saptanmıştır (p=0.001, r=0.853). Sağlıklı insanlarda yaş ve boy ile, disk hernisi olan hastalarda yaş ile MSSS arasında pozitif yönde zayıf anlamlı ilişki bulunmuştur. Bulgularımıza göre bu bölgede yapılacak olan lumbal ponksiyon, anestezi ve cerrahi gibi işlemlerde referans seviyenin L3 processus spinosus'un altındaki seviyeler alınması gerekir.

HernilerManyetik rezonans görüntülemeSpinal kord+2
Merve Kalındemirtaş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ramus mandibulae osteotomilerinde güvenli bölgenin saptanması

Bazı mandibular ve oklüzal patolojiler ortodontik tedavi ile düzeltilebilse bile daha iyi fonksiyonel ve kozmetik sonuçlar için dentofasiyal osteotomilere başvurulur. Ramus mandibulae'ye uygulanacak cerrahi girişimlerde, foramen mandibulae'den geçen damar-sinir yapılarının korunmasına, komplikasyonların azalmasına ve cerrahi işlemin başarı oranının artmasına yardımcı olacak güvenli bölgenin lokalizasyonunun bilinmesi önemlidir. Güvenli bölge, a. /v. /n. alveolaris inferior'a zarar vermeden osteotomi işlemi yapılabilen ramus mandibulae osteotomi alanıdır. Bu çalışmada, Anadolu'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki bireylerin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntülerinde ramus mandibulae'de güvenli bölgeyi saptamak, antilingula ve aksesuar foramen mandibulae varlığını araştırmak amaçlanmıştır. 300 bireyin KIBT görüntülerinde sagittal kesitte 5, transvers kesitte 4 parametre retrospektif olarak incelendi. Bu çalışmada toplam 9 parametre ölçülmüş olup, istatiksel analiz yapılmıştır. Ölçümler sonucu ramus mandibulae'de güvenli bölgenin üst bölümünü saptamak için foramen mandibulae ile incisura mandibulae arasındaki mesafenin incisura mandibulae ile mandibula alt sınırı arasındaki mesafeye oranı, arka bölümünü saptamak için foramen mandibulae ile ramus mandibulae arka kenarları arasındaki mesafenin ramus mandibulae ön ve arka kenarı arasındaki mesafeye oranı hesaplandı. Güvenli bölge, ramus mandibulae'nin %55 üst bölümü ile %49 arka bölümü olarak saptandı. Güvenli bölge sınırlarına dikkat edilerek yapılan ramus mandibulae osteotomilerinde damar-sinir hasarı en aza indirgenecektir. Ramus mandibulae osteotomilerinde her zaman bulunmayan antilingulanın kılavuz nokta olarak kullanımı güvenilir değildir. Elde edilen bulguların ramus mandibulae osteotomilerinde yol gösterici olacağı ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Foramen mandibulae, Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi, Ramus mandibulae osteotomisi

Foramen mandibulaeKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiMandibula+1
Fatma Sevmez
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00

Other supervisors