Prof. Tansel Türkdoğan danışmanlığındaki tezler
10 tez · Gazi University, Ankara Hacı Bayram Veli University
Güncel sanatta imge dönüşümleri
Güncel Sanatta İmge Dönüşümleri adlı bu çalışmada, imajlar ile çevrelenmiş yaşantımızda, sanatçı dünyasındaki imge yaratımının nasıl yapıt haline dönüştüğü sorgulanmıştır. Birinci bölümde, imgenin terimine yönelik terminoloji çalışması yapılmış ve imgeye eş değer diğer kavramlar arasında bağlantılar ve farklılıklar ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde; görme biçimlerinin gelişen teknoloji ile birlikte sosyal çevreden ve kültürlerden bağımsız bir şekilde biçimlenemeyeceği ve her imgenin kendine ait bir görme tarzı oluşu üzerinde durulmuştur. Bu çerçeve içerisinde, imge aktarımının, sanat ortamınında ve sanatçı için nasıl bir değişim gösterdiği ele alınmıştır. Sanatçının yaratım sürecinde yaşamı nasıl dönüştürdüğü ve imgeler üzerinden nasıl yeni bir biçimde bağlantı kurguladığı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, yaratım süreci üzerinden imgenin etkisi ile çalışmalar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. İmge 2. Sanatçı 3. Dönüşüm 4. Görme 5. Algı
Bir güncel sanat pratiği olarak ânı yaratma ve saklama: Belleğin inşası
"Bir Güncel Sanat Pratiği Olarak Ânı Yaratma ve Saklama: Belleğin İnşası" adlı bu çalışmada, insanın anlam arayışında, varoluşunda ve kendine bir kimlik inşa etmesinde belleğin rolü incelenmiştir. İnsan hatırlama edimi ile hayatına anlam katmakta ve deneyimler aracılığı ile oluşan belleğindeki anları şimdide yeniden yaratmaktadır. Geçmişin sürekliliği hatırlama ve unutma edimleri açısından varlığını korumakta ve hatırlama edimi ise bir nesne, tat veya koku gibi tetikleyiciler aracılığı ile sağlanmaktadır. Bellek üzerine çalışmalar özellikle modern dönemin tezatlıklarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Modernizmin hümanist anlayışının aksine yaşanan dünya savaşları ve Yahudi soykırımı neticesinde, modernizme olan güven sarsılmıştır. Modernizmin geçmişi yok sayarak sadece yeniye odaklı yapısı, moderne tepki olarak gelişen postmodernizmin geçmiş unsurları eklektik bir şekilde sunmasını ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmada, geçmişi yeniden oluşturma arzusunda olan sanatçının, hatırlama tetikleyicisi olan nesneler ve mekân aracılığı ile sunduğu sanatsal pratikler incelenmiştir. Uygulanan güncel sanat yapıtları ise sanatçının yaşantısından bir parçadır. Ortaya konan geçmişe dair kişisel ve toplumsal her imge, sanatçının kendi belleğinin izleridir.
Resim-sinema ilişkisi üzerine deneysel bir çalışma; Lacan'ın Aynasında Ben
Yüzyıllar boyunca insanın kendi ve yansıması arasındaki varlıksal bağda ayna en önemli nesne olmuştur. Yansıma ve bakış arasındaki bağ, kimliğin dışardan içeriye doğru oluştuğu varsayımından yola çıkılırsa, kişinin özne olma sürecinde ve kimlik kazanımı öteki'nin onayıyla paralellik içerir. Bu onayda iktidar ve kültürel yapının rolü de büyüktür.Bakış ve yansımada arasındaki bağ kadının kendine dair kimlik oluşumunda da etkili olmuştur. Zira günümüzde kadına dair kimliksel açılımlar ve toplumsal cinsiyet tartışması ile başlayan çalışmalar göstermiştir ki kadının kendine dair yansımasında gördüğü, öteki olarak eril kültürün arzuları doğrultusunda bir bakış ve bu bakışla şekillendirilmiş bir kadınlık imajıdır. Bu nedenle bu tezde kavramsal olarak ele alınan ana mesele öznellik sürecinde yansımanın ve öteki olarak eril kültürün onayıyla ilişkili kimlik-yansıma-bakış ilişkisi ve kadın olmanın bu süreçteki etkisidir.Sanat ise tarih boyunca kişinin varlıksal problemleri ve psikolojik arayışları adına başvurduğu bir ayna olmuştur. Özellikle resim yüzeyi olarak tuval, metaforik açıdan içsel bir ayna olarak nitelenebilir. Ancak çağımızda yapılan bilimsel buluşlar ve gelişen teknolojinin insan algısında yarattığı değişimlerle bakışın yönü tuval yüzeyinden perdeye çevrilmiştir. Yani günümüzde insanın içsel ihtiyaçları adına bakışını yönlendirdiği ayna resimden sinemaya dönüşmüştür. Ancak batı kültüründe görme ve anlama arasında var olan sıkı ilişki ve bu doğrultuda şekillenmiş resim sanatının yapısında barındırdığı geleneği, yeni oluşmaya başlayan bir görsel sanat olarak sinemaya da tesir etmiş ve yapısallığında önemli rol tutmuştur. Bu tez de ele alınan diğer bir meselede resim sinema arasındaki bağdır. Bu kapsamda her iki sanat arasında var olan ontolojik ve yapısal ilişki, sanatsal olarak yollarının kesiştiği ve ayrıştığı noktalar ve bu ilişki kapsamında yapılmış film örnekleri analiz edilmiştir.Tezin sanatsal uygulamaları ise öncelikle içsel ve dışsal bakış ve kimlik ilişkili yapılmış portrelerdir. Sanatsal yüzey ise bu portrelerin yansıdığı bir aynadır. Bu süreç, ayna-yansıma-bakış-benlik ilişkisini içeren ve postmodern dönemin argümanlarıyla yorumlanmış bir kısafilm çalışmasıyla sonlandırılmıştır. Yüzey çalışmalarından farklı olarak bu çalışmada, ses ve hareket faktörüne ihtiyaç duyulduğu için kamera araç olarak seçilmiş ve sinemasal bir dile başvurulmuştur. Her ne kadar araç olarak kamera kullanımı tercihinden ötürü sinemasal bir dil seçilse de, bu kısafilm çalışması temelinde resimsel bir düzenleme içeren ve amacında plastik kurguyu esas alan bir çalışmadır. Bu çalışmanın diğer bir amacı ise resim sinema ilişkisi için yapılan kuramsal araştırmada öğrenilenleri uygulama arzusudur.Sonuç olarak denilebilir ki bu tez teorisinde ve pratiğinde; ayna, yansıma ve benlik arasındaki ilişkinin postmodern dönemde yeniden yorumlanışı ve resim sanatının kamera aracılığıyla sinemasal bir dille yeniden yorumlanma çabasını amaç edinmiş ve bu amaç doğrultusunda hazırlanmış bir çalışmadır.
Güncel sanatta bir tema olarak korku
Bu çalışmada insanın geçmişten bugüne korku kavramı ile olan ilişkisi, toplumsal, siyasal, kültürel ve hatta bilimsel gelişmelerle paralel olarak ele alınmıştır. Korku bazı durumlarda iktidar ilişkileri temelinde değerlendirilirken bazı durumlarda salt bir psikolojik durum olarak ele alınmıştır. Korkunun oluşum nedenleri ve dönemsel olarak değişiklik gösteren bu nedenlerin sanat tarihindeki yansımaları, sanatın dilindeki değişim de göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir.Temelde teknoloji bağlamından yola çıkılarak, gözetim toplumu, savaş, çevresel tahribat gibi olgulara dair korkuların altı çizilmiş, felsefe, sosyoloji ve psikoloji alanında yapılmış çalışmalar aracılığıyla, sanat tarihinde bu konulara duyarlılık göstermiş sanatçıların yapıtları okunmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada güncel sanat yaklaşımları ve anlayışı temel alınmakla beraber korku temasının sanat tarihindeki yerini saptamak adına, geçmiş dönem sanatçılarının pek çoğunun eserlerinden referanslar alınmıştır. Korku temasının sanat tarihindeki yansımaları ele alınırken, yer yer edebiyat eserlerinden de yararlanılmış ve bu eserlerin günümüz toplumu üzerine yaptığı analizlerden faydalanılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünü korku ve onunla bağlantılı alt kavramlar oluşturmuştur. İkinci bölümde ise adı geçen alt kavramların yanı sıra gözetim toplumu, teknoloji, savaş, çevresel tahribatlar gibi konuların sanat tarihinden eserler üzerinden analizleri yapılarak sanatçı, kavram ve bağlam ilişkileri kurulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde yapılan uygulama çalışmalarında, sanat tarihinde örneklerine rastladığımız bu temalar, daha güncel bir dille işlenerek yorumlanmıştır.Çalışmanın sonunda problem olarak ele alınan korku kavramının diğer pek çok heyecan gibi sanatçının hayal gücünü son derece zorlayan veyaratıcılığı artıran yönü gözlemlenmiştir. Bununla birlikte özellikle günümüz sanatın kavramlar üzerinden ilerlediği görüşünden yola çıkıldığında uygulama çalışmaları korku bağlamına oturtulmuş ve adı geçen kavrama dair ortaya konan çalışmalar çok yönlü olarak analiz edilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Korku2.Sanat3.Gözetim4.Savaş5.Çevresel Tahribat
Bir Paradoks Olarak Videoda Anlam
Bir Paradoks Olarak Videoda Anlam? konulu sanatta yeterlik tezinde, deneysel video dilinin kendi argümanları kullanılarak videoda, görsel gerçeklik, hakikat, anlam, zaman ve süre gibi kavramlar felsefi ve sanatsal bir çerçevede sorgulanmıştır. Sorgulamalar kapsamında deneysel video filmleri çekilmiştir. Kısa ve deneysel olarak çekilen video filmlerinde, yaşamın içinden gerçek mekânlar ve kurgular oluşturularak montaj teknikleriyle sanatsal video film önermelerinde bulunulmuştur. Kapsam içerisinde, konuşma dilinin, düşünme kalıplarımızı ve kendimizi ifade etme aracı olarak iletişimin biricik nesnesi olması bağlamında sorgulanmıştır. Görsel gerçekliği oluşturan kavramlar, nesneler ve doğadan alınan ter türden görsellik kendi içerisinde bir diyalektik yapı sergilememektedir. Buna rağmen görmenin dil ile ilişkisinde görülenlere yine dil ile açıklık getirmek veya anlamlandırmak zorunda kalınması dilinin diyalektik yapısından kaynaklanmaktadır. Diyalektik düşünce, analiz yapma, karar verme ve sonunda eyleme geçme süreçleri çerçevesinde yer almasından dolayı, yaşantılanarak deneyimlenen her şeyi görsel gerçekliğe ve onun yanılsamalarına sıkı sıkıya bağlamaktan kurtarır. Görsel gerçeklik nesnel nitelikleri ile insanları yaşadıkları dünyanın maddi yapısına sıkı sıkıya bağlar. Bu bağlar neticesinde bir takım yargılarda bulunulur. Yargı bir sondur, fakat gerçekliğin karşısında onu sorgulayan ve başka bir dünyanın olanaklarını sergileyen sanat ve sanat yapıtları, bu gerçekliği ve onunu yanılsamalarını kendi dili ile sorgulayarak dönüştürür. Sanat yapıtlarının sorgulamaları, gerçekliğin üzerinden hakikati arayışı ile oluşmaktadır. Hakikat sanat alanında bir sonla değil, süreçle örtüştüğü için, tam olarak adlandırılamayan, her öznede farklılıklar gösteren, zengin ve çok dilli, anlamlı bir yapı sergiler. Yazı dilinin diyalektik yapısıyla birlikte görüntünün gerçeklikle olan ilişkisi bu çerçevede sorgulanarak sanatsal video önermelerinde bulunulmuştur. Hakikatin süreç ile olan ilişkisi çekilen deneysel videolardaki akıp giden görüntülerin süreç ve süreçlerin birbiri ile olan bağlantıları içerisinde sorgulanmıştır. Nesnel görüntünün arkasında yatan imgeyi ortaya çıkarabilmek amacıyla sanatın metaforik dili kullanılarak değişmeceli anlamlar ve görüntüler üzerinden, nesnelerin arkasında yatan hakikat olgusunun ortaya çıkarılması ve sorgulanması yapılmıştır. Çekilen deneysel video filmlerinde, dijital kamera ve teknikleri de bu sorgulama süreçleri içerisine dahil edilmiştir.
Çağdaş soyut sanatta ontolojik temeller
Çağdaş Soyut Sanatta Ontolojik Temeller adlı bu araştırma, kavramsal soyutlaşmanın ontolojik varlık, ontolojik soyut, ontolojik estetik ve ontolojik fenomen özellikleri temel alınarak dört bölüm halinde yapılandırılmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde; ?Modernizmden Postmodernizme Toplumsal Dönüşüm Kültürü? adlı başlık altında öncelikle, modernite kavramıyla başlayan toplumsal modernleşme süreci temel alınarak, modernlik araştırmalarının dönemin bilimsel gelişmelerine göre sosyolojik bir teori olarak belirlenmesinden sonra postmodern toplum, postmodern durum ve postmodern felsefe ile ilgili görüş ve eleştirilere değinilmiştir.İkinci bölümde: Çağdaşlaşma Bağlamında ?Soyut?layıcı Eğilimler Açısından Modern ve Postmodern Sanat Sürecinde Biçimsel Yapılanma? adlı başlık altında; birinci bölümde temel bir referans olarak verilen modern ve postmodernizmin toplum bilimsel yapısıyla ilgili genel özetin ardından sanat alanında modernizmin gelişim evreleriyle bağlantı kurularak, çağdaş sanatta soyutun ele alınış biçimleri incelenmiş, bu anlamda ?çağdaş soyut? olarak nitelendirilebilecek değişken örnekler arasında yapılanma farklarının kavramsal doğrultuda sergilediği imgesel ve simgesel açılımlar saptanarak, kavramsal sanat adı altında postmodern kavramsal çevrimi hazırlayan post-sanat evrelerinin soyutla kurduğu ilişkiler temellendirilmiştir. Bu belirlemelerden hareketle, kavram, sanat ve kavramsal sanatta dil ve tasarım yoluyla yapısal yapı-kavramsal oluşum parametrelerinin ilişkilendirilmesinin ardından, kavramsal olguların ortaya çıkardığı göstergebilimsel eğilimleri ?felsefi? alana taşıyan Sanat ve Dil Grubu etkinlikleri incelenerek, sanatın felsefi ilişkilerdeki ontolojik yapısının fenomenolojik bir yaklaşımla araştırılması sürecine geçilmiştir.Üçüncü bölümde: ?Ontolojik Temellerde Çağdaş Soyut Sanat Felsefe İlişkileri ve Kavramsal Soyutlaşmada Ontolojik Teori? adlı başlık altında; soyutun ontolojik teorisi yapılandırılmaya çalışılmıştır. Burada öncelikle; ontolojik kuramlarla ilgili temel bilgiler verilmiş, daha sonra; soyutun içerik boyutunun ilgili olduğu fenomenoloji felsefesi, içeriksel boyuttan varlıksal boyuta doğru ontolojik soyut bir kavramsal birleşimle genişletilmiştir. Burada, fenomen felsefesi; kavramsal soyutlaşmanın içerik ve biçim nedeni açısından belirlenirken, ontolojik soyut evrensel özdek alanında metafizik bir bütünlükle ele alınmıştır. Sonraki aşamada, Roman İngarden ve Nicolai Hartmann'ın, figüratif sanatta olduğu gibi, soyut sanatın soyut bağlamda bir tabakalı yapı içeremeyeceği görüşünün eleştirisi analiz edilmeye çalışılmıştır. Ardından, bu bölümün son kısmında ise eleştirel yaklaşımlarda ileri sürülen ana ilkelerden yola çıkılarak Roman İngarden ve Nicolai Hartmann'ın teorilerine alternatif olması amacıyla deneysel bir öneri mahiyetiyle ?Çözümsel Hiyerarşik Yapı Sistemi? adı verilen ontolojik fenomenolojik bir ?kavramsal analiz teorisi? ortaya koyulmuştur.Dördüncü bölümde ise: ?Biçimlendirme Eğiliminde Psiko-Tipolojik Kavramsal Soyutlaşma ve Ontolojik Temellerde Analitik Biçimlendirme? adlı başlık altında; çağdaş soyut sanatın ontolojik teori yapısını temsil etmek üzere Çözümsel Hiyerarşik Yapı Sisteminde davranış bilimleri adı altında yer alan algı psikolojisinin etkilediği biçimlendirme eğilimlerinin, soyutun ontolojik yönüyle kurabileceği ilişkiler üzerinde durulmuştur. Bu anlamda soyutun ontolojik temellere göre yapılandırılması konusunda bir önceki aşamada öne sürülen potansiyel veriler Gestalt psikolojisindeki algı eğilimleriyle karşılaştırılarak ikon, ikonik biçim ve ikonik soyut adı verilen kavramların Çözümsel Hiyerarşik Yapı Sistemiyle olan bağıntısı açıklanmıştır. Bunu takiben son olarak da ana şemada yer alan Küresel Eksen Sisteminin oluşumu tanımlanarak, sistem üzerinde, kavramsal soyutlaşma adına üretilmiş modern ve postmodern içerikli yapıtlar dahil olmak üzere, özellikle bu araştırmayı temsil eden soyut resimler biçimsel açıdan analiz edilerek, planlanan süreçten sonuca doğru gidilmiştir.Anahtar Sözcükler: Modern, Postmodern, Toplumsal, Çağdaş, Soyut, Sanat, Felsefe, Hartmann, İngarden, Schumacher, Sol Lewitt, Kosuth, Duchamp, Kuramsal, Ontoloji, Varlık, Varolan, Fenomen, Fenomenoloji, Eleştiri, Metafizik, Kavram, Kavramsal, Kavramsallaşma, Biçim, İçerik, Biçimlendirme, İkon, İkonik, Algı, İmge, Simge, Analiz, Çözümsel, Hiyerarşik, Yapı, Yapısal, Küresel, Eksen, Sistem, Sistematik, Dilbilim, Gösterge, Göstergebilim, İlişkisel, Tasarım, Tümdengelim, Tümevarım, Psikoloji, Deneysel,
İktidar kavramı üzerinden görsel çözümlemeler
Sanat ilk insan kümelerinden başlayarak bugüne değin kat ettiği yollarda, her zaman etkililiğini korumayı bilmiştir. Bir toplumsal bellek niteliğini taşıyan sanat, girdiği dönemlerin sosyolojik, psikolojik ve ekonomik alanlar başta olmak üzere diğer alanlarında karakterlerinin şekillenmesinde etkili bir rol almıştır. Sanatın öncelikli olarak toplum ve birey nezdinde algı yaratma yeteneği, sanatı iktidarla ilişkilenmeye yönlendirmiştir. İktidarın büsbütün bir toplum üzerinde başat olma güdüsü, bu ilişkilenmeyi paradoksal olarak destekler niteliktedir. İktidar olgusunun kavramsal içeriğinin tek bir düzlemde sınırlandırılamaması, sanatla ilişkilenme tarzının da çeşitlenmesine neden olmuştur.İktidar kavramı üzerinden görsel çözümlemeler adlı çalışmamızda, iktidar olgusunun görsel sanatlar ile bağlantısının, tarihsel evrelerin karakteristik özelliklerine göre irdelemekteyiz. Tek başına geniş bir araştırma konusu olan iktidarın, kendi yaratım biçimlerini, dayandığı unsurları ve farklı düşüncelerin iktidara dair perspektiflerini çalışmamızın olgunlaşmasına katkı niteliğinde, araştırmamıza dahil etmekteyiz. Tarihsel süreçle beraber daha da karmaşık hale gelen iktidar olgusunun, modern dönemle beraber sanatla olan dirsek temaslarını, dönemin sanatçılarının belirli görsel çalışmalarıyla ifade etmeye çalışmaktayız. İnsanlığın var oluş sürecinde dönüm noktası olarak bilinen olayların iktidar ve sanat bağlantısı üzerinde incelemekte, yaşanan toplumsal krizlerin iktidarı ve sanatı nasıl etkilediğini araştırmamıza konu etmekteyiz.Çalışmamızın birinci bölümünde iktidar olgusunun kelime olarak ne olduğu, iktidarın kavram olarak içinde neleri barındırdığı ve iktidarla aynı anlamda kullanılan, güç ve otorite kavramları üzerinde durulmuştur. Michel Foucault'nun iktidarla ilgili görüşlerine yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde sanat ve iktidar ilişkilenmesi irdelenmeye çalışılmış, dinin sanat üzerindeki iktidarına, modern dönemle beraber kapitalizmin sanatla olan ilişkilenme tarzına, kapitalizmin sanatta marka oluşturma gayretlerine ve son olarak iktidar ve sanatın cinsiyet ve beden üzerindeki etkisine değinilmiştir. Üçüncü bölümde sanat ve iktidar ilişkilenmesi, yapılan görsel uygulamalarla farklı tekniklerle yorumlanmıştır. Sonuç olarak yapılan uygulamaların kavramsal olarak analizi gerçekleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler1-İktidar2-Sanat3-Otorite4-Kadın5- Güç
Şeffaflık kavramı üzerine görsel çözümlemeler
Bu çalışmam, kendini gösteren şeffaflık kavramının, tüm kompozisyonu nasıl etkilediği, resime nasıl derinlik kazandırdığı ve ilk bakışta görülemeyen bir dinamizmin, plastik biçimlemeler ile resmi nasıl bambaşka bir deneyime dönüştürdüğü üzerinedir.Şeffaflık kavramının, tinsel ve felsefi anlamından çok görsel çözümlemelere dayalı tekniklerle, resmin kendine özgü niteliğinin, algı boyutunda nasıl farklılıklara neden olabileceği üzerinde durulmuştur.Biçimin, rengin ve çizginin kompozisyonda sağladığı çeşitlilik ve bu kavramların, doğanın karşıtlıkları anlatılırken yüklendikleri roller üzerinde durulmuştur. Şeffaflık olgusunun hangi tekniklerle oluşturulabileceği ve tuvaldeki boşluk ve doluluk arasındaki dengenin resmi nasıl bir bütün olarak tuttuğu veya tutamadığı hakkında ipuçları verilmiş, türlü ışık oyunlarıyla resimde zaman, hareket, ritm ve kompozisyon bütünlüğünün nasıl kurulacağı sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır.Uygulama çalışmalarımı anlatırken ise, kompozisyonlarımda renk ve çizgilerle resimlerimin hikayelerini nasıl etkilemek istediğim anlatılmıştır. Her resmin bazen pastel, bazen coşkulu müdahalelerle sabırla ve hislerimi dışavurucak şekilde nasıl oluşturulduğu üzerinde durulmuştur.Anahtar Sözcükler1.Şeffaflık2.Biçim3.Renk4.Çizgi5.Boşluk
Disiplinlerarası sanat ve sanat eğitimine etkileri
Bu çalışma, Disiplinlerarası Sanat ve Sanat Eğitimine etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, kendini disiplinlerarasılık olarak ifade eden modelin sorgulanması, geçmişten günümüze disiplinlerarası sanatın önemi ve disiplinlerarası sanatın sanat eğitimine etkilerine yönelik yaklaşımların incelenmesi ile sanat eğitimcilerinin konuyla ilgili görüşlerine başvurulması alt amaçlar olarak belirtilmektedir. Bu araştırma, tarama yöntemi ile yapılmıştır.Yönteme ilişkin veriler, lıteratür taraması ve bilgi toplama formları ile elde edilmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubu, Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi ve Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesin'deki sanat eğitimcilerinden oluşmaktadır. Araştırmada, bilgi toplama formu ile elde edilen veriler, yüzde %, frekans, aritmetik ortalama ve standart sapmayı içeren betimsel istatistik tekniklerinden yararlanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına bakıldığında, 3 ve üzeri ortalamalar ile, günümüz sanatçı ve sanat eğitimcilerinin sanatta disiplinlerarası yaklaşımın önemi ve gerekliğine yönelik görüş birliği içinde oldukları gözlemlenmektedir. Disiplinlerarasılığın, tarihten günümüze kadar ki süreç içerisinde, gelişerek, gittikçe önem kazandığı ve çağımızın sanat anlayışında yerini almakta olduğu söylenebilir. Sanat eğitimcilerin disiplinlerarası sanatın, sanat eğitimine etkisine yönelik görüşlerine bakıldığında ise, 4 ve üzeri ortalama puanlarla disiplinlerarası sanatın sanat eğitimine çok önemli etkileri olduğu görüşünde birleştikleri gözlemlenmektedir. Çünkü, Disiplinlerarası Sanat Eğitimi yolu ile, birey, her türlü yetenek ve IV gereksinimleri doğrultusunda kendisini ifade etme olanağı bulup, duyu dünyasını zenginleştirebilmektedir. Bu araştırma sonuçlarına göre, disiplinlerarası sanat eğitiminde program ve ortam boyutunun yeniden yapılanmasına yönelik öneriler getirilmiştir.
Sayılı seri bileşenlerde görüntü
"Sanat ve matematik" şeklinde veya ayrı ayrı tırnak içerisine alınan bir başlıkla ilk karşılaşma durumunda kişide, sonlu-sonsuz bir evrende asla bir araya getirilemeyecek iki farklı olgu izlenimi doğma olasılığı yüksektir. Üstelik bahis konusu bu iki olgu, sanat dünyası ve matematik dünyası şeklinde adlandırılarak sınırlar daha da keskinleştirilebilecektir. Böyle bir durumda dahi her iki dünyanın ayrıştığını söylemek ne kadar anlamlıdır? Her ikisi için bir yakınlık ve uzaklık ya da iç içe geçme halinden ne kadar söz edilebilir? Sanatta matematiğe veya matematikte sanata ilişkin bir analoji sağlamaya yönelik işaretler hiç bulunamaz mı? Dolayısıyla matematiğin ilk bileşeni sayıların Bayçu'nun resim serüveninde önemli bir yer edinmesi kaçınılmaz olarak bu gibi soruların yanıtlanma beklentisini artırmıştır. Bu kapsamda tez, matematiğin neyi kanıtladığı ve sanatın neyi anlattığı, aksi bir değerlendirmede "matematik neyi anlatır" ve "sanat neyi kanıtlar" olarak anlam kaymaları yaratan benzer başlıklar altında her iki dünyanın uygulayıcıları nezdinde tanımlanmaya başlanmasıyla süreç bir analoji sağlanıp sağlanamadığını incelemeye kadar uzanabilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde sanat ve matematiğe dair genel bir giriş yapılmıştır. Daha sonra matematik dünyasının her şeyin temeline yerleştiği, hem nesnenin azlık çokluğu ve yapılandırılmış bir evrenin çoğulluk ölçüsüne hem de kültürel ortamda gizemli veya matematik üstü güçlerin atfedilmesine anlam katan sayıya açıklama getirilerek ikinci bölüm tamamlanmıştır. Bedenin konumlandığı mekânda gözün anlama aleti olarak yakaladığı görünün, uzam ve zaman bağlamındaki dönüşümü; fotoğraf makinesi ve bilgisayar gibi teknik aygıtların, görü ve görüntüde anlam yitimlerine uğrattığı bir sürecin içerisinde, yeni bir mecranın bilgisayar sanatı ve dijital sanata evrilmesine kadar uzanan tartışma, tezin ana ekseni olarak üçüncü bölüme yerleştirilmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölüm ile birlikte resim serüveninin ikinci ve üçüncü bölüm ekseninde sayılı seri bileşenlere dönüşme süreci ve resim pratiğinde biçimlendirilmeye çalışılan bakışın, arayış ve yönelimleri açıklanmış; beşinci bölümde tez sonuçlandırılmıştır.