Theses supervised by Doç. Dr. Haluk Öner
11 theses · Bartın University
Seyhan Erözçelik'in şiirleri üzerine bir inceleme
Türk şiirinde 1980 Kuşağının önemli şairlerinden biri olan Seyhan Erözçelik, kuşak içerisinde deneysel edebiyata olan yatkınlığı, içerik, üslup ve şiir ahengi oluşturmadaki özgün yaklaşımları ile çağdaşlarından farklı görünmektedir. Türk şiir geçmişini ve geleneğini bütünlüklü bakışla bir esin kaynağı olarak değerlendirmiştir. Şiirin her şeyden önce bir dil işi olduğunu erken yaşında kavramış ve olgun bir tavır sergileyerek ilk şiir kitabı Yeis ile Tabanca'yla şiir dünyasına girmiştir. İlk şiir kitabından itibaren poetik tavrını da ortaya koyan bir şairdir. Şiirini sürekli yenileyen ve şiirde farklı okumaların kapılarını aralayan ne zaman k şiiri durağanlaştığında hemen yolunu değiştirip genişleten bir şairdir. Türk dilini seven en azından şiirlerinde dilin gelişmeye veya geliştirilmeye müsait olduğunu gösteren ve şiirlerinde özgün tavırla ele alan kuşağın önde isimlerinden biridir. Erözçelik'in kuşak içerisindeki farklı tutumunun yanında şiire getirdiği farklı tutumu bizi kendisinin eserlerine yöneltmiştir. Toplam 10 şiir kitabı bulanan Erözçelik'in şiirleri şiir inceleme yöntemleri dâhilinde dil, üslup, yapı ve tematik unsurlar çerçevesinde ele alınmış ve gerekli görülen yerlerde farklı disiplinlerden de yararlanılmıştır. Böylelikle Seyhan Erözçelik'in 1980 Kuşağı içerisindeki tutumu, şiire getirdiği yeni ve özgün bakışı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Seyhan Erözçelik, Şiir, Şair.
Nahid Sırrı Örik' in romanlarında kadın ve erkek karakterleri (cinsiyet) üzerine bir inceleme
Nahid Sırrı Örik, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Romanlarında kullandığı sıra dışı kadın ve erkek karakterlerle ön plana çıkmıştır. Türk toplumunun genelinde bilinen kadın ve erkek karakter tasvirlerini bir adım ileri götürmüştür. Kadın ve erkek tasvirleri kimi zaman yer değiştirmiştir. Bu çalışmada bilinen toplumsal cinsiyet rollerinin değişimi romanlardaki kadın ve erkek karakterler üzerinden ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Nahid Sırrı Örik; Kadın ve Erkek; Toplumsal Cinsiyet
Türk romanında anti-kahramanın oluşumu (Başlangıçtan 1950'ye kadar)
Türk Romanında Anti-kahramanın Oluşumu (Başlangıçtan 1950'ye Kadar) adlı bu tez, Türk romanında anti-kahraman olgusunun nasıl ortaya çıktığını ve hangi değişim aşamalarından geçerek 1950'li yıllara gelindiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle kavramsal bir çerçeve çizilmiştir. Bu çerçeve çizilirken anti-kahraman teriminin ne anlama geldiğinin anlaşılması için önemli olan kahraman olgusu üzerinde durulmuştur. Kahraman, anti-kahraman terimlerinin tanımları ve tarihi serüveni de anlatılmıştır. Kavramsal çerçeve çizildikten sonra Türk romanının ilk örneklerinden itibaren anti-kahraman özelliği taşıyan kahramanların kurgulandığı romanlar üzerinde durulmuştur. 1950'li yıllara kadarki süreç kronolojik olarak ele alınmıştır.
Buket Uzuner'in romanlarında doğa
İnsanın doğa ilişkisi tarih boyunca bütünleşme, galip gelme, uyum, uyumsuzluk gibi pretikler üzerinden biçimlenmiştir. Son dönemlerde ise çoğunlukla bir taraftan doğanın varlığını önemseme diğer taraftan doğayı tahrip etme ile beliren paradoks göze çarpmaktadır. İnsanın, içinde bulunduğu doğal yaşam alanını günden güne yok edişi göz ardı edilemeyecek kadar önemli boyutlara ulaşmıştır. İnsan, iradesiyle diğer canlılardan üstün kılınmış olmasına karşın kendi hazin sonunu yine kendi iradesine sahip çıkmayarak getirecektir. Teknolojinin gelişmesi, nüfus artışı, ihtiyaçlara artan talep ve bireylerin psikolojik doyumsuzluğu hızlı bir kentleşme sürecinin başlangıcı olmuştur. Köyden kente göçler hız kazanmıştır. Bunun doruk noktası ise sanayi alanındaki gelişmelerdir. Ormanların tahribatı, hayvanların istismarı, doğanın bir mülk olarak görülmesi çevre sorunlarını ortaya çıkarmıştır. İnsanın doğayla kurduğu bu çarpık ilişkinin boyutları edebiyatın da öncelikli temalarından biri olmuştur. Edebiyatçılar, eserlerinde doğa ve doğadaki sorunları işleyerek okuyucuda çevre bilincini uyandırmayı amaçlamaktadır. Doğa yazınlarının edebiyattaki bu duruşları Çevreci Eleştiri (Ecocriticism) için etkili bir zemin olmuştur. Özellikle son dönemlerde doğa hassasiyetinin ön plana çıkarıldığı edebi eserlerin sayısı artmıştır. Doğa hassasiyetinin çevreci duyarlıkla dile getirilmesi edebi eserlerin zeminini teşkil ederken bu zemin üzerinde farklı toplumsal sorunlar da ele alınmaya başlamıştır. Tam bu noktada çevreci hassasiyetle örülmüş edebi eserlerde feminist anlayış da işlenmeye başlamıştır. Temelde kadın-erkek eşitliği tezi üzerinde yoğunlaşan feminizm, çok boyutlu bir kuramdır. Kadının toplumdaki yerini konumlandıran ataerkil zihniyetin ve bu zihniyeti doğuran etkenlerin karşı savunucusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadını geleneksel formlardan kurtarmaya yönelik hareket eden feminist kuram toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusundaki tabuları yıkmak için harekete geçen bir devinimdir. Geçmişten günümüze 'kadın' ve 'kadın hakları'nın muhafazası için çaba sarf eden feminist yaklaşım büyük bir yol kat etmiştir. Bu hareket kadını erkekten ayıran salt biyolojik farkları kadının aleyhinde kullanan erkil düşünceye başkaldırmış ve kadının bir numaralı yoldaşı olmuştur. Sosyolojik, politik ve etik alanlarda kadın özgürlüğü için mücadele eden feminist kuram pek çok harekete gebedir. Bu bağlamda çevreci eleştiriyi besleyen bir alan daha ortaya çıkmıştır. Bu alan doğa ve kadını özdeşleştiren ekofeminizmdir. Buket Uzuner de eserlerinde doğa hassasiyetini ele alan yazarlardan biridir. Yazarın bu hassasiyeti zaman zaman feminist bir çerçevede işlediği de görülür. Bu nedenle Buket Uzuner'in eserlerinde doğa ve kadın mevzularının birlikte ele alındığı da görülür. Bu çalışmada da Buket Uzuner'in romanları doğa temelinde incelenecektir. Bu temel üzerine inşa edilen çalışma, yazarın eserlerinde bu konuyu ele alırken üzerinde durduğu feminist bakış açısının da eklenmesiyle genişletilecektir. Çalışmamızın ilk bölümü giriş kısmıdır. Bu bölümde genel bir doğa tasarısından bahsedilmektedir. İkinci bölümde insan ve doğa arasındaki ilişki edebiyatla ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde, Buket Uzuner'in hayatı, sanatı ve eserleri ele alınacaktır. Dördüncü bölümde, yazarın romanlarındaki doğa unsurları tespit edilecektir. Çalışmamızın beşinci bölümünde ise ekoeleştirel bağlamda genel bir bakış sunulacaktır. Son olarak, bu bölümlerden yola çıkılarak sonuç bölümü hazırlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Buket Uzuner, çevreci eleştiri, doğa, ekofeminizm, Şamanizm.
Necmettin Halil Onan şiirlerinin tematik incelenmesi
Türk edebiyatında yenileşme döneminden itibaren farklı edebi anlayışlar kimi zaman eş zamanlı biçimde ortaya çıkmıştır. Bu anlayışın ortaya çıkmasında bazı sanatçıların öncülük rolünü üstlendikleri söylenebilir. Zirve şahsiyet olarak da değerlendirilen bu sanatçıların yanı sıra edebi anlayışların yaygınlaşmasını, devamını sağlayan sanatçılar da bulunmaktadır. Bu sanatçılar taşıyıcı vasfıyla edebi anlayışların görünür olmasını sağladıkları gibi edebiyat tarihinde yapılan değerlendirmeler için önemli malzemeler sunmaktadır. Necmettin Halil Onan da Millî Mücadele ve Cumhuriyet dönemlerinde Millî Edebiyat anlayışını yansıtan şiirleriyle edebiyat tarihinde taşıyıcı rolüyle yer alması gereken şairlerdendir. Bu bağlamda Necmettin Halil Onan'ın hayatı, sanat anlayışı ve şiirleri üzerine inceleme yapılması edebiyat tarihi incelemelerine katkı sunacaktır. Bu incelemelere ve edebiyat tarihi çalımalarına katkı sağlayacak ve çalışmamızın ek ısmında yer alan hususlardan biri de sanatçının Çakıl Taşları adlı eserinin Latin harflerine aktarılmasıdır. Çalışmamıza konu olan Necmettin Halil Onan şiirlerinin tematik incelemesi "Giriş" ve "Sonuç" bölümlerinin dışında iki ana başlıktan oluşmaktadır. Giriş bölümünde yenileşme dönemi Türk şiirinin yapısı panoramik olarak ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde Necmettin Halil Onan'ın yaşam öyküsü, eserleri ve sanat anlayışı ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde Necmettin Halil Onan şiirleri tematik açıdan incelemiş bu inceleme yapılırken Çakıl Taşları, Bir Yudum Daha adlı eserleri ve kitaplarına girmemiş şiirleri odakta olmuştur. Bu bölümde şiirlerin biçimsel incelemesinin yapılmamasını sebebi sanatçının biçimsel dinamiği benzer yaklaşımlarla kurmasıdır. Milli Edebiyat anlayışını devam ettirdiği şiirlerinde hece ölçüsünün sunduğu biçimsel olnakları kullanmış bu tercih, şiirlerinde tek tip bir form ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla çalışmamızda biçimsel incelemeyi alt başlıklarla ele alabileceğimiz çeşitlilik söz konusu olmamıştır. Sonuç kısmında ise eldeki sonuçlar değerlendirilmiş, Necmettin Halil Onan'ın şair kimliğinin Türk edebiyatındaki yeri hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bunların yanı sıra çalışmamızın ek kısmında şairin henüz Latin harflerine aktarılmamış Çakıl Taşları adlı şiir kitabı Latin harflerine aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çakıl Taşları, Necmettin Halil Onan, şiir incelemesi
Çirkinin estetiği ve Ahmet Hâşim şiirlerinin çirkinin estetiği bakımından incelenmesi
Araştırmamızda estetik düşüncesi içinde asırlardır tanımlanmayı ve incelenmeyi bekleyen çirkinlik kavramı ve çirkinliğin ortaya çıkış biçimleri, bu kavramın bir pratik olarak (aynı zamanda metin bağlamında) edebiyat eserlere nasıl yansıdığı Ahmet Hâşim'in şiirleri örneğinde incelenmiştir. Demokritos, Sokrates, Platon ve Aristoteles dönemindeki estetik fikirlerle başlayan süreçte Baumgarten'ın estetik kavramını kuramsal bir ölçekten değerlendirdiği ilk çalışmasından Karl Rosenkranz'ın çirkinliği bir estetik kategori olarak nitelendirmesine kadar geçen sürede çirkinlik, estetik felsefesi içerisinden ele alınan bir konu olmamıştır. Estetik, Kant'ın estetik yargı kavramını tanımlamasıyla özerkleşmiştir. Estetik çalışmalarda bu noktadan sonra süje ile obje arasındaki ilişki ve tutum, estetik yargıyı oluşturmuştur. Çalışmamızın birinci bölümünde estetik felsefesinin anahtar kavramları ile estetik kategoriler üzerinde durulmuştur. Tezimizin ikinci bölümünde modern Türk şiirinin kurucu isimlerinden olan Ahmet Hâşim'in hayatı biyografik, poetik ve psikolojik açıdan değerlendirilmiştir. Hâşim'in hayatındaki çirkinlik emarelerini ve bir takıntı haline getirdiği çirkinlik mevzuunu, çirkinliğin bir estetik unsur olarak eserlerindeki izdüşümlerini bu bölümde aradık. Arayışlarımız sırasında şair ve yaratım sürecine etki eden sosyal, ekonomik psikolojik temellere ulaşmaya çalıştık. Üçüncü bölümde ise estetik nesne olarak odağımıza aldığımız Ahmet Hâşim'in şiirlerinin biçimsel, anlamsal ve dilsel niteliklerini göz önünde tutarak çirkinlik estetiği ile kesişen noktalarını tespit etmeye çalıştık. Bunların yanında şiirlerde ortaya konan çirkinlik örneklerinin tespitine çalıştık Sonuç bölümünde ise nitel araştırma yöntemini benimsediğimiz çalışmamızda elde ettiğimiz sonuç ve bulgular üzerinde durduk. Nihai olarak Çirkinin Estetiği hakkında kapsamı genişleterek anlamaya ve çirkinliği hayatında bir tem haline dönüştürmüş Ahmet Hâşim'in şiirlerinde çirkinin estetiğini tatbik etmeye çalıştığımızı söyleyebiliriz.
Hulki Aktunç'un öykülerinin tematik olarak incelenmesi
Yazar Hulki Aktunç, 1960 sonrası Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. 1968-2011 yılları arasında geçen edebî yaşamında Türk edebiyatına roman, hikâye, deneme, şiir, sözlük ve söyleşi türlerinde önemli eserler kazandırmıştır. Yazarın "Gidenler Dönmeyenler", "Kurtarılmış Haziran", "Ten ve Gölge", Bir Yer Göstericinin Hayatı" ve "Güz Her Şeyi Bilir" olmak üzere toplam beş öykü kitabı vardır. Yazarla ilgili yapılan akademik çalışmaları incelediğimizde, hikâyelerinin tematik incelenmesi noktasında bütüncül ve detaylı bir çalışmanın olmadığını tespit ettik. Bu çalışmamızda bu eksikliği gidermeyi, Aktunç'un adı geçen eserlerini derinlemesine ve çok yönlü bir tematik çalışmayla değerlendirmeyi amaçlamaktayız. Ayrıca çalışmamızın bundan sonra yapılacak akademik çalışmalara kaynaklık edeceği inancındayız. Hulki Aktunç'un edebi yaşamını 1980 öncesi ve sonrası olmak üzere iki ana döneme ayırmak mümkündür. Bilhassa hikâyelerinden "Gidenler Dönmeyenler" (1976) ve "Kurtarılmış Haziran" (1977), 1980 öncesi döneme ait eserleridir. Bu eserlerde Aktunç, çoğunlukla toplumsal meselelere eğilirken, sınıf ayrımı, nefret suçu, çeşitli sebeplerle ötekileştirme gibi temalar üzerinde ısrarla durmuştur. Bu temaların odağında özellikle 6-7 Eylül olayları ve 15-16 Haziran işçi olayları vardır. 1980 sonrası döneme ait "Ten ve Gölge" (1985), "Bir Yer Göstericinin Hayatı" (1989) ve "Güz Her Şeyi Bilir" (1998) isimli eserlerinde ise daha çok kentli insanın yabancılaşması, yalnızlığı, aidiyetsizliği, gibi toplum kaynaklı bireysel meselelere değinmiştir. Ayrıca cinsellik, ölüm, doğaüstü olaylar gibi meseleleri de eserlerinde oldukça sıra dışı bir üslupla ele almıştır. Çalışmamıza öncelikle kapsamlı bir literatür taraması yaparak başladık. Yazarın roman, hikâye, şiir, deneme, söyleşi ve sözlük alanındaki çalışmalarını edindik. Ayrıca yazarın başta edebi dergiler olmak üzere çeşitli süreli yayınlardaki demeçlerini ve yazılarını derledik. Aktunç ve eserleri üzerine yazılan yazıların olduğu kaynaklardan da faydalandık. Daha sonra bu kaynaklardan konumuzla ilgili olanları tasnif ettik. Eserleri tema tespiti nazarıyla okuyup her hikâye ile ilgili ön notlar aldık. Akabinde oluşturduğumuz bu ön tespitleri tema başlıkları halinde bölümlere ayırdık. Sonuç olarak da tüm bu çalışmalarımızı tema başlıklarına göre ve belirli bir düzen halinde anlatma yoluna gittik. Tema tespitlerimiz esnasında çokça metin içi atıf yaparak tespitlerimizi desteklemeyi amaçladık. Tüm bu çalışmalarımız neticesinde yazarın 80 öncesi dönemde toplumsal meselelere, 80 sonrasında da bireysel konulara eğildiğini, anlatımlarında kalıpları yıkan dil özelliklerine başvurduğunu (kasıtlı olarak noktalama ve yazım hataları yapmak veya yeni kelimeler üretmek gibi) tespit ettik. Bu bağlamda yazarın öykülerini toplumsal ve bireysel temalar olmak üzere iki ana başlık altında inceledik. Sonuç bölümde ise çalışmamızı genel hatları ile değerlendirdik.
Hulki Aktunç'un şiirleri üzerine bir inceleme
Yazın hayatına 1970'li yıllarda başlayan Hulki Aktunç Modern Türk edebiyatının çok yönlü şahsiyetlerinden bir tanesidir. Türk edebiyatında şiir, öykü, roman, deneme, günlük ve sözlük gibi çeşitli türlerde eser veren Aktunç'un şiirlerinin tema, dil ve üslup özelliklerinin incelenmesi üzerine hazırlanan bu çalışmada Aktunç'un Sır Kâtibi (1989), Islıkla Tarihçe (1989), Adresim Aynalar (1991), Şarkılar (1992), İnsan Aşklarının Külüdür (1993), Istıraplar Ansiklopedisi (1994), Bir Şeyin Varoluşu (1999), Sönmemiş Dizeler (2009) ve Gültekin Emre ile ortak imzalı Opus (2012) adlı şiir kitapları esas alınmıştır. Çalışmada incelemeye esas alınan şiir kitaplarının yanı sıra Aktunç'un diğer eserleri ve kendisi üzerine yapılan bütün çalışmalar literatür taraması çerçevesinde göz önünde bulundurulmuştur. Yapılan araştırma ve taramalarda Hulki Aktunç'un Türk edebiyatı tarihi ve literatürü içerisinde öykücü ve romancı yönünün dikkate alınarak şairliğinin ve şiirlerinin gözden kaçırıldığı durumu tespit edilmiştir. Söz konusu bu durumun varlığı Aktunç şiirleri üzerine akademik düzeyde inceleme ve tespiti gerekli kılmıştır. Yapılan bu çalışma özellikle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı alanında görülen önemli bir eksikliği gidermek amacı ile hazırlanmıştır. 1980 sonrası şairleri içerisinde yer aldığı tespit edilen Aktunç'un şiirlerinin incelenmesiyle, hem şiirlerinin yapı özelliği ortaya konulmuş hem de şair olarak Aktunç'un Türk edebiyatı tarihi içerisindeki konumu belirginleştirilmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde Aktunç'un şiirlerini yayınlamaya başladığı dönemin edebiyat ortamı ve şiir anlayışı hakkında genel bilgiler verilmiş ve şairin bu dönem içerisindeki edebiyat ilişkisi tespit edilmiştir. İkinci bölümde, Aktunç'un hayat öyküsü şiirleri ve eserleri bağlamında ele alınmıştır. Bu bölümde elde edilen verilerin işlenirken Aktunç'un şairlik dünyasına ve şiirlerini inşa sürecine etki eden unsurların tespitine odaklanılmıştır. Üçüncü bölümde, Aktunç'un eserleri ile hayatı arasındaki güçlü bağ ortaya konulmuş, aynı zamanda eserler arası ilişkiye değinilmiş ve eserlerin tanıtımı gerçekleştirilmiştir. Özellikle şiir kitaplarının içeriği, şiirlerin sıralanışı konusunda ayrıntılı bilgilendirmeler yapılmıştır. Dördüncü bölüm, Aktunç'un şiir evreni üzerine çeşitli araştırmacıların tespitleri ve değerlendirmeleri bir araya getirilerek genel bir görünüm elde edilmiştir ve Aktunç şiirinin oluşum süreci aktarılmıştır. Beşinci bölümde tematik incelemeye tabii tutulan şiirler, altıncı bölümde yapı bakımından incelenmiştir. Yedinci bölümde ise şiirlerin dil ve üslup açısından özellikleri tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular neticesinde Aktunç'un şairliğine ve şiirlerine dair tespitler sıralanmıştır. Yapılan bu çalışma Aktunç'un 1970'li yıllarda başlayan edebi üretim sürecinin başlarında toplumcu söylemlere sahipken 1980 sonrasında imgeci, modernist, avangart bir çizgide bireysel bir şiir inşa ettiği görülmüştür. Ayrıca, gelenek ile modernite arasında güçlü bir bağ kurduğu ve henüz ilk şiirlerinden itibaren özgün ve güçlü bir şiir dili inşa ettiği anlaşılmıştır. Özellikle 1980 sonrasında gelişen şiir ortamının üretken edebi kişiliklerinden birisi olan Aktunç'un vermiş olduğu her eserinde titiz bir dil işçiliğini takip ettiği, sadece şiir yazmakla kalmayıp şiire kuramsal yaklaşımlar sergilediği de tespit edilmiştir. Türk edebiyatı için "Delta Şiir" tanımlaması ile teorik tespitlerde bulunduğu görülmüştür. Bütün bu özellikleri ile bir kültür şiiri örneğini ortaya koyan Aktunç aynı zamanda bir saf şiir temsilcisidir. Aktunç'un şiirleri modern Türk şiiri içerisinde özgün bir yere sahiptir ve kendisinden sonra gelecek kuşaklar için de ufuk açıcı bir konumda bulunmaktadır. Yapılan bu çalışmanın Aktunç şiirleri üzerine dikkat çekmesi ve araştırmacıların Aktunç şairliğindeki birçok konuyu, daha farklı bakış açıları ile ele alacakları çalışmaları için de öncülük etmesi beklenmektedir.
Duygu Asena'nın hikâye ve romanlarında erkek kahramanlar
Bu çalışmada Duygu Asena'nın on üç hikâyesi ve bir masalının yer aldığı hikâye kitabı ve altı romanında yer alan erkek kahramanlar incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümü olan Giriş bölümünde toplumsal cinsiyet, erkeklik olgusu ve erkeklik rolleri üzerinde durularak kuramsal çerçeve oluşturulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde Duygu Asena'nın hayatı ve edebi kişiliği ile ilgili araştırma yapılmıştır ve sanatçının eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde yazarın Kadının Adı Yok, Aslında Aşk da Yok, Aynada Aşk Vardı, Aslında Özgürsün, Aşk Gidiyorum Demez, Paramparça romanlarında yer alan erkek kahramanlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Kahramanlar Hep Erkek adlı hikâye kitabında yer alan erkek kahramanlar da ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Erkek karakterler incelenirken eserlerde yer alan karakterlerin belirgin özelliklerine göre bir sınıflama yapılmış ve bu başlıklar altında karakterler ele alınmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde ise genel bir değerlendirme yapılmıştır. Erkek kahramanların ruhsal, fiziksel ve sosyal dünyaları irdelenmektedir. Medeni durumları, iş hayatları, olaylara bakış açıları, kadın kahramanların hayatları üzerinde nasıl bir etki yarattıkları, kadınlara karşı bakış açıları ve eserin kurgusundaki rolleri ayrıntılı bir şekilde irdelenmektedir. Feminist olarak değerlendirilen bir romancının eserlerinde erkek kahramanları ele alış şekli çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışma metin odaklı bir çalışma olmuştur. Çalışma bilimsel araştırma yöntemlerinden biri olan nitel araştırma metoduyla incelenmiştir. Literatür taraması, arşiv araştırması, doküman analizi yapılarak parçadan bütüne doğru ilerlenmiştir.
Ömer F. Oyal'ın romanlarında anlatım teknikleri
Ömer F. Oyal, Ömer F. Oyal, çeşitli dergilerde yazılar yazarak edebiyat dünyasına girmiştir. Romanlarının bazıları ödül alan Oyal, (Magda Döndüğünde, 2016 Ankara Üniversitesi Roman Ödülü; Zaman Lekeleri 2019 Notre-Dame de Sion Edebiyat Ödülü; Gemide Yer Yok, 2020 Yunus Nadi Roman Ödülünü, almıştır.) çağdaş Türk romanının temsilcileri arasındadır. Ömer F.Oyal'ın , dokuz romanı bulunmaktadır: (Sürgün Ruhun Rüya Defteri (2006), Gecelerin En Güzeli (2007), Önceki Çağın Akşamüstü (2012), Ferahlık Ânına Övgü (2013), Magda Döndüğünde (2015), Zaman Lekeleri (2018), Gemide Yer Yok (2019), Bahara Bir Hediye (2022), Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek Kişi (2024)), Romanlarının yanı sıra iki oyun (Uçmak-Hezarfen Ahmed Çelebi (2019), Cennetin Yarısı-Evliyâ Çelebi (2023)) ve bir inceleme (Keçi / Zanlı, Kurban, Cefakâr (2013)) kaleme almıştır. Toplam on iki tane yayımlanmış eseri olmasına rağmen yazar hakkında yapılan akademik çalışmalar nicel olarak çok azdır. Literatürde Ömer F. Oyal'ın eserleri üzerinde çok durulmadığı ve romanlarındaki anlatım teknikleri üzerine ayrıntılı ve müstakil bir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu eksiklik, çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışmada Ömer F. Oyal'ın romanlarında kullanılan anlatım teknikleri ele alınmıştır. Romanlarının olay örgülerini modern anlatım teknikleriyle oluşturan Ömer F. Oyal, romanlarında farklı anlatım tekniklerini kullanmıştır. Çalışma "Giriş, Birinci Bölüm: Ömer F. Oyal'ın Hayatı-Edebî Kişiliği-Eserleri, İkinci Bölüm: Ömer F. Oyal'ın Romanlarında Kullanılan Anlatım Teknikleri, Sonuç" olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde Tanzimat Edebiyatı'ndan günümüze değin Türk romanında anlatım tekniklerinin gelişimi ve değişiminden bahsedilmiştir. Birinci bölümünde, Ömer F. Oyal'ın hayatı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilerek eserleri tanıtılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, önce anlatım teknikleri detaylı bir şekilde açıklanmış sonra Ömer F. Oyal'ın romanlarından bu tekniklerin göründüğü metinler ortaya konmuştur. Sonuç bölümünde elde edilen bulgulardan yola çıkılarak romanlarda kullanılan anlatım teknikleri hakkında değerlendirmelerde bulunulmaktadır. "Ömer F. Oyal'ın Romanlarında Anlatım Teknikleri" adlı yüksek lisans tez çalışmamız yazarın sekiz romanı üzerinde yaptığımız teknik inceleme ile ortaya çıkmıştır. Bu çalışma hakkında çok fazla akademik çalışma yapılmamış bir sanatçı olan Ömer F. Oyal'ın romanlarını anlatım teknikleri bakımından mercek altına alıp sanatçının eserlerini yakından incelemektedir. Çalışmada, Bilimsel yöntem ve metotlardan biri olan nitel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Veri toplama yöntemi için öncelikle literatür taraması yapılmıştır.
Postmodern anlatım teknikleri açısından Hilmi Yavuz'un anlatıları
Bu doktora tezinin ana konusu Hilmi Yavuz'un anlatılarında kullanılan postmodern anlatım teknikleri ve bunların metin içerisindeki kullanımlarının nasıl ele alındığıdır. Tez, beş ana bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde; postmodernizmin tarihçesi hakkında bilgi verilmiştir. Bu kavramın ortaya çıkışı, tarihsel gelişimi, dünya ve Türk edebiyatında nasıl alımlandığı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde postmodernizm öncesi dönemde edebiyatın, özellikle 'roman' türünün geçirdiği evrimden söz edilmiştir. Postmodern edebiyatla ortaya çıkan 'anlatı' türü tanıtılmış, bu bağlamda Hilmi Yavuz'un görüşlerine yer verilmiştir. Ayrıca Fredric Jameson gibi kuramcıların dönemle ilgili düşünceleri aktarılmıştır. Üçüncü bölümde; Hilmi Yavuz'un biyografisi, edebî kişiliği ve eserleri ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; Hilmi Yavuz'un, anlatılarında 'anlatı' türü üzerinde nasıl durduğu ve bu tür hakkında neler düşündüğü anlatılarından alıntılar yaparak aktarılmıştır. Anlatılarında temel problem olarak ele aldığı "anlatıcı sorunsalı" üzerine Yavuz'un ne yapmaya çalıştığı, postmodernzimdeki 'şizofreni' kavramı üzerinden açıklanmıştır. Beşinci ve son bölümde ise Hilmi Yavuz'un; Taormina, Fehmi K.'nın Acayip Serüvenleri, Kuyu ve Saatine Bakan Adam anlatılarında kullanılan postmodern anlatım teknikleri, metinlerarasılık, parodi, pastiş ve üstkurmaca üzerinden örneklerle gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, postmodern anlatı, şizofreni, Hilmi Yavuz, postmodern anlatım teknikleri.