Theses supervised by Doç. Dr. Kadriye Kobak
11 theses · Sakarya University
Çocukların dijital ağlar yoluyla işlediği suçlara dair yargıtay kararlarının analizi
Günümüzde internet ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, bireylerin dijital ortamlarda geçirdiği zaman artmış ve bu durum, çeşitli hukuki sorunları da beraberinde getirmiştir. Çocuklar, gençler ve yetişkinler dahil olmak üzere her yaştan birey, sosyal medya platformlarında aktif bir şekilde yer almakta, ancak bu platformlar aracılığıyla işlenen suçların mağduru ya da faili olabilmektedir. Özellikle son yıllarda, sosyal medya araçları ve internet siteleri üzerinden işlenen suç oranlarında ciddi bir artış yaşanmaktadır. Bu suçlar, doğrudan bilişim suçları veya dolaylı bilişim suçları olarak sınıflandırılmaktadır. Bu suçların, yetişkin bireyler arasında olduğu kadar, çocuklara karşı veya çocuklar tarafından yetişkinlere karşı hatta çocuklar arasında işlenmesi, dijital ortamın güvenliği açısından önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu çalışmada suça sürüklenen çocukların internet alışveriş siteleri, online bankacılık siteleri ve sosyal medya gibi dijital ağlarda işlenen dolandırıcılık, verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, hakaret, tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal, cinsel istismar gibi doğrudan ve dolaylı bilişim suçları, Yargıtay kararları çerçevesinde incelenmiştir. Bu araştırmanın kapsamını, Yargıtay Karar Arama internet sayfasında erişime açık olan kararlar ile özel bir içtihat programındaki Yargıtay Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu kararı oluşturmaktadır. Bu kararlar çocuklar tarafından dijital ağlarda işlenen suçlara dair 2016-2025 yılları arasındaki 34 adet Yargıtay kararı ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden "Doküman Analizi" yöntemi kullanılarak, seçilen kararlar detaylı bir şekilde incelenmiş, betimlenerek temalar oluşturulmuştur. Belirlenen temalara göre, suç özneleri, suç türleri, suç adresleri, mahkemeler, mahkeme kararları ile Yargıtay kararları, Maxqda (2024) programı kullanılarak yapılan kodlama tekniği ile analiz edilmiştir. Bu araştırma ile 12-18 yaş arası suça sürüklenen çocukların, dijital platformlarda çocuk veya yetişkinlere karşı işlediği suçların nasıl meydana geldiği, hangi suç türlerinin yaygın olduğu, bu suçlardan kimlerin mağdur olduğu, suça sürüklenen çocukların ne gibi adli yaptırımlarla karşılaştığı incelenerek, bu suçların önlenmesine, mağduriyetlerin azaltılmasına yönelik alınabilecek ek hukuki ve sosyal tedbirlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma sonucunda, incelenen 34 Yargıtay kararının 6 ana tema ve alt temalar yönünden analiz sonuçları tartışılmış, mevcut hukuki düzenlemelerin etkinliği değerlendirilmiş ve çocukların internet ortamında gerek suç işlemelerinin önlenmesine gerekse karşılaştıkları risklerin azaltılmasına yönelik öneriler sunulmuştur.
Dijital oyunlarda polis temsili
Gelişen teknoloji ile dijital oyunların yaşantımızdaki önemli bir yere sahip olması ve toplumun her yaş grubuna hitap etmesi de dijital oyun araştırmalarının önemini göstermektedir. Bu araştırmada ele alınan polislik, kolluk güçleri olarak isimlendirilen güvenlik kurumları arasındaki en köklü yapılanmadır. Dijital oyunlar çoğu zaman edebi metinlere benzer nitelikte olup onlarla çeşitli biçimlerde etkileşim halindedir. Araştırmacılar, oyunları ve oyunla ilgili unsurları incelemek amacıyla farklı yöntemler kullanmaktadır. Oyun analizi, insan-bilgisayar etkileşimi gibi iletişim araştırmalarının her alanında yaygın olarak tercih edilmese de; özellikle askeri birinci şahıs nişancı oyunlarındaki anlatı, rol yapma oyunlarındaki görevler ve klasik antik çağda geçen oyunlardaki karakterler gibi pek çok konuyu ele almaktadır. Önceki araştırmalara bakıldığında dijital oyunlarla ilgili çok çeşitli çalışmalar bulunmasına rağmen, dijital oyunlarda kişilerin, kurumların ve mesleklerin temsiline dair literatürde sınırlı sayıda çalışma yer almaktadır. Polislik mesleğinin temsili, dizi ve filmlerde incelenmiş olsa da dijital oyunlarda bu konuya yeterince yer verilmediği gözlemlenmiştir. Bu bilgiler ışığında, araştırmanın genel amacı dijital oyunlarda polis mesleğinin nasıl temsil edildiğini ortaya koymaktır. Çalışmada polis temsilinin yer aldığı video oyunları arasında Grand Theft Auto V, Contraband Police ve Police Simulator: Patrol Officers belirlenmiş; dolayısıyla amaçlı örneklem sınırlaması kapsamında yalnızca bu oyunlar incelenmiştir. Elde edilen veriler, Dijital Oyun Analizi Protokolü (DiGAP) doğrultusunda yürütülmesi gereken aşamaları düzenleyen metodolojik araç seti süreci çerçevesinde, nitel yöntem betimsel analiz kullanılarak incelenmiş; böylece polis temsiline ilişkin "iyi ve kötü polis ikilemi", "hukukun temsilcisi olarak polis", "polisin militarizasyonu ve şiddet", "otorite ve güç kullanımı", "polis karakterlerinin insanileştirilmesi" ile "toplum ve polis ilişkisi" kategorileri ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, dijital oyunlarda polisin temsiline dair iyi ve kötü polis ikileminin, özellikle Grand Theft Auto V ve Contraband Police video oyunlarında belirgin şekilde hissedildiği tespit edilmiştir. Aynı kategoride yer alan oyunlarda hukuki uygulamaların ihmal edildiği; polisin militarizasyonu ve şiddet kategorisinde ise her iki oyunda da militarizasyon ve şiddet sahnelerinin yer aldığı belirlenmiştir. Ayrıca, otorite ve güç kullanımında Grand Theft Auto V ve Contraband Police video oyunlarında aşırı bir uygulama gözlemlenmiştir. Polis karakterlerinin insanlaştırılması açısından ise her iki oyunda da polis karakterlerinin farklı şekillerde insanlaştırıldığı ve polis memurlarının sıklıkla çeşitli suç olaylarına karıştığı sonucuna varılmıştır. Toplum ve polis ilişkileri kategorisinde, Grand Theft Auto V ve Contraband Police video oyunlarında polis memurlarının vatandaşlara karşı orantısız ve haksız davranışlar sergiledikleri sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Police Simulator: Patrol Officers video oyununda polis görünümü; iyi ve kötü polis ikilemlerinin yaşanmadığı, hukukun uygun şekilde temsil edildiği, polisin militarizasyonunun ve şiddetinin daha az hissedildiği, otorite ve güç kullanımının orantılı olduğu, polis karakterlerinin daha insancıl davrandığı ve polis memurlarının toplumla olan ilişkilerinin güvene dayalı olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık, Grand Theft Auto V ve Contraband Police video oyunlarında bu görünümün yetersiz, orantısız ve dengeli olmadığı tespit edilmiştir.
Dijital ebeveynlik farkındalığının belirlenmesi: Sakarya Büyükşehir Belediyesi SGM örneği
Teknolojinin hızlı gelişimi, iletişim süreçlerini dönüştürerek yeni medya araçlarının hayatımıza dahil olmasına ve iletişim alışkanlıklarının farklı bir boyuta taşınmasına neden olmuştur. TÜİK verilerine göre, Türkiye'de evden internet kullanım oranı %95 seviyesine ulaşmış; sosyal medya platformlarında geçirilen süre, Türkiye'yi bu alanda en yoğun kullanım oranına sahip ilk 20 ülke arasına yerleştirmiştir.Ancak dijital dünyanın sunduğu fırsatların yanı sıra, bilinçsiz ve kontrolsüz kullanım özellikle çocuklar açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Bu risklerin yönetilmesi ve çocukların dijital dünyaya sağlıklı bir şekilde entegre olmalarının sağlanması, ebeveynlere önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu bağlamda, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Adapazarı Sosyal Gelişim Merkezi'nde 219 ebeveynin katılımıyla, "Dijital Ebeveyn Farkındalığı" ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada, katılımcılara kişisel bilgi formu ile birlikte, 16 maddeden oluşan 5'li Likert tipi bir ölçek sunulmuş ve dört farklı alt boyut analiz edilmiştir. Nicel araştırma yöntemiyle elde edilen veriler, SPSS programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, ebeveynlerin olumsuz model olma ve dijital ihmal farkındalık düzeylerinin düşük, buna karşılık verimli kullanım ve risklerden koruma düzeylerinin yüksek olduğunu göstermiştir. Karşılaştırmalı analizlerde, babaların olumsuz model olma ve dijital ihmal düzeylerinin annelere kıyasla daha yüksek, annelerin ise verimli kullanım farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, çocukların ilgilerine yönelik sosyal ve kültürel etkinliklerin artırılması ve ebeveynlerin eğitim yoluyla dijital okuryazarlık ve farkındalık düzeylerinin geliştirilmesi gerektiği önerilmektedir.
Nuri Bilge Ceylan sinemasında yemek sahneleri üzerinden göstergebilimsel okuma
Sinema, toplumsal ve kültürel değerleri yansıtan güçlü bir sanat formu olarak kabul görmektedir. Bu noktada yemek de, sinemada hem biçimsel hem de anlamsal açıdan güçlü bir anlatım dili sunmaktadır. Özellikle yemek sahneleri bir kültürel göstergeler dizisi oluşturarak izleyiciyle kolayca iletişim kurmakta ve önemli mesajlar taşımaktadır. Sinemada yemek, bazen bir güç simgesi, bazen de bir çatışmanın, şiddetin ya da huzursuzluğun metni olarak karşımıza çıkmaktadır. Yemek, insanın hayatta kalabilmesi için bir gereklilik olmasının yanı sıra, neyin, kiminle, nasıl, ne zaman ve neden yenildiği soruları üzerinden toplumsal ve kültürel anlamlar da kazanmaktadır. Sinema da bu bağlamda; yemek sahneleri üzerinden, karakterlerin içsel dünyaları, toplumsal statüleri ve güç ilişkileri hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerindeki yemek sahneleri üzerinden imgeleri inceleyerek bu sahnelerin temsil ettiği Türk kültürüne ait; geleneksel öğelerin, sosyal yapının, aile ilişkilerinin ve bireysel kimliğin göstergelerini ortaya koymaktır. Araştırma boyunca çoğunlukla yemek sahnelerindeki Türk kültürünü oluşturan göstergelerin sembollerle mi aktarıldığı sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırmanın kapsamını ise; filmlerinde günlük yaşamın ayrıntılarına sıklıkla değinen bir yönetmen olması nedeniyle analiz için zengin içeriklere sahip olduğu düşünülen Nuri Bilge Ceylan'ın uzun metrajlı filmleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmada; Fransız göstergebilimci Roland Barthes'in nitel araştırma yöntemlerinden biri olan düzanlam ve yan anlam ayrımının gösterge-gösteren-gösterilen üçlüsünü içeren analiz metodolojisinden faydalanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda Nuri Bilge Ceylan'ın, Türk kültürüne dair bir çok imgeyi simgesel ve metinsel dille yansıttığı tespit edilmiştir. Özellikle yemek temalı sahnelerde hem karakterlerin iç dünyasını hem de toplumdaki cinsiyet rolleri, misafirperverlik ve sınıf farklılıkları gibi unsurları görünür kılan bulgular elde edilmiştir. Ayrıca Ceylan'ın ilk filminden günümüze kadar, zamanla anlatım biçiminin değiştiği; erken dönem filmlerinde sembolik anlatım öne çıkarken, sonraki filmlerinde yemek sahnelerinin daha çok diyaloglar üzerinden anlam kazandığı görülmüştür.
Politikacıların Instagram'daki retorik stratejileri: 2024 Türkiye Yerel Seçim örneği
Bu tez, Antik Çağ'dan günümüze retorik tarihini inceleyerek, politik retoriğin dijital çağda sosyal medya platformları üzerindeki dönüşümünü ele almakta, retorik, siyasal iletişim ve dijitalleşme alanlarında yeni bir perspektif sunarak, politik söylem ve stratejilerin güncel toplumsal ve teknolojik dinamikler doğrultusunda nasıl evrildiğini incelemektedir. Çalışma, Türkiye'de 2024 Yerel Seçim dönemi kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları Murat Kurum ve Ekrem İmamoğlu'nun Instagram paylaşımlarını analiz ederek, politikacıların sosyal medyada kullandığı retorik stratejiler üzerine odaklanmaktadır. Retorik, etkili iletişim ve iknanın temel bir aracı olarak tarih boyunca siyasal iletişimde önemli bir yere sahip olmuştur. Dijitalleşmeyle birlikte ise retorik pratikleri sosyal medya platformlarında görsellik ve anlık etkileşim unsurlarıyla yeniden şekillenmiştir. Bu bağlamda çalışmada, sosyal medyanın Instagram platformunda politikacıların günümüzde retorik perspektifinde nasıl bir strateji geliştirdikleri, hangi ikna unsurlarını kullandıkları incelenmiştir. Araştırmanın amacı, dijitalleşen ve görselleşen dünyada politikacıların retorik stratejilerini ortaya koymaktır. Çalışma, politik söylemlerin ethos, pathos ve logos unsurlarını temel alarak, Teun Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, politikacıların günümüzde Instagram'da pathos yönelimli ve manipülasyona yönelik bir siyasal retorik stratejisi geliştirdiklerini göstermektedir.
Yeni medyada podcast anlatısı: Türkiye'de popüler podcastlerin içerik analizi
Bu araştırma, podcast mecrasının karakteristik özelliklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, Türkiye'de yayımlanan podcastlerde anlatı ve içerik biçimlerinin nasıl kurulduğunu betimlemek ve bu yapılara ilişkin örüntüleri sistematik olarak ortaya koymak amacıyla kodlama cetveli tasarlanmıştır. 5 Mayıs 2025 itibarıyla popüler listelerde yer alan 10 programdan seçilen 50 bölüm incelenmiş, içerik analiziyle geliştirilen çok boyutlu bir kodlama cetveli uygulanmıştır. Geliştirilen kodlama cetvelinin güvenirliği Cohen's Kappa κ=0,71 ile doğrulanmış; bu iyi düzeyde uyum, bulguların güvenilir biçimde yorumlanmasını sağlamıştır. Bulgular, mecranın "yakınlık" odaklı bir söylem üzerine kurulduğunu göstermektedir: konuşur tınısı, birinci kişi anlatım ve şimdiki zaman tercihleri yaygındır; duygusal ve mizahî ifade biçimleri dilsel ilişkiselliği güçlendirmektedir. Anlatım tekniğinde hikâyeleştirme ile düz anlatımın birlikte kullanılması, podcasti hikâye–bilgi hibritine yerleştirir. Bilgi atıflarında kişisel deneyim ile haricî kaynaklar birlikte kullanılır. Konu düzeyinde kişisel anlatılar merkezde konumlanırken, kamusal meseleler ve psikoloji/iyi yaşam başlıkları yardımcı katmanlar oluşturur. Üretim biçiminde tek sesli formatın ve 20–40 dakikalık akışın öne çıkması, taşınabilir dinleme ritmine uyumlu bir yapıdadır. Dinleyiciyle etkileşim çoğunlukla program içinden kurulan doğrudan hitaplarla sürdürülür. Reklamlarda sunucunun kendi sesiyle okuması ve içerikle uyum çok düşük olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak popüler Türkçe podcastler, radyo kökenli pratiklerin dijitalde yeniden aracılanmasıyla, ikincil sözlü kültürün yakınlık kiplerini ve Kullanımlar–Doyumlar perspektifinin eşlik/öğrenme/kimlik gereksinimlerini aynı akışta buluşturan özgün bir anlatı alanı üretmektedir.
Metaverse ortamlarında etik sorunların belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi
Metaverse kavramı gelişim aşamasında olmasına rağmen internet altyapısına sahip teknolojilerin ilerleyiş süreçlerini göz önünde bulundurduğumuzda yakın gelecekte metaverse, bireylerin gündelik yaşamlarında önemli bir yere sahip olacaktır. Etik sorunlar, yeni medya ortamlarında yaşandığı gibi metaverse platformlarında da meydana gelecektir. Yapılan çalışmada amaç metaverse konusunda akademik çalışmalar yapan uzmanların gerek gündelik yaşam pratiklerinden gerekse yaptıkları araştırmalardan hareketle metaverse ortamlarında yaşanabilecek etik sorunlara yönelik bir çerçeve çizilmesi ve ulaşılan etik sorunların metaverse konusunda bilgi sahibi olan, çalışmalar yapan ya da mevcut teknolojik altyapıya dayalı olarak deneyimleme imkanı bulmuş olan kullanıcıların yaklaşımları doğrultusunda önem derecelerinin tespit edilmesidir. Durum çalışması deseninin kullanıldığı araştırma, çalışmanın derinlemesine incelenmesi ve farklı veri kaynaklarının kullanılması için üç farklı adımda gerçekleştirilmiştir. Öncelikli olarak kavramsal bir temel oluşturmak amacıyla literatür taraması yapılmış, etik ve metaverse kavramlarına yönelik tanımlar ortaya konulmuştur. Elde edilen tanımlar sonucunda yarı yapılandırılmış görüşme formları hazırlanmış ve metaverse konusunda çalışmalar yapan akademisyenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılan görüşmeler sonunda etik sorunlar tespit edilmiş ve bu sorunlara kullanıcıların yaklaşımlarını tespit etmek için Q metodu uygulaması yapılmıştır. Çalışma sonucunda yakın gelecekte bireylerin yaşamlarında önemli bir yere sahip olması beklenen metaverse platformlarının kullanımı ile siber zorbalık, taciz, nefret söylemi, kişisel verilerin kullanılması başta olmak üzere birçok etik sorunun yaşanacağı, bu sorunların önlenebilmesi için öncelikli olarak bireylerin sistemleri daha bilinçli kullanmaları gerektiği ama mevcut platformların da verilerin toplanması, depolanması ve kullanılması konusunda şeffaf olmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların yeni medya kullanım deneyimlerinden ve metaverse konusunda elde ettikleri bilgi birikiminden hareketle ortam kurallarının olması, düzenli güvenlik güncellemelerinin olması, veri kullanımı konusunda bilgilendirmelerin olması, hukuki düzenlemelerin yapılması ve en önemlisi de bireylerin kendi etik değerlerine sahip olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
YouTube içeriklerinde hikâye anlatıcılığının multimodal analizi
İnsanlığın var olduğu andan itibaren iletişim ve etkileşim halinde olması yaşamın günlük olaylarının aktarımında dahi hikâyeleştirmeyi gerektirmektedir. Bununla birlikte tarih boyunca medya ortamlarının farklılaşması ve çeşitlenmesi hikâye anlatımını değiştirerek dönüşüme uğratmıştır. Teknolojik gelişmelerin dijitalleştirdiği günümüz dünyasında ise çok katmanlı olarak üretilebilen iletiler, yeni medya ortamlarında hikâye anlatımını değiştirip dönüştürürken bazı yapısal özelliklerini korumaya devam etmektedir. Dijital hikâye anlatımında farklı teknikler kullanılmasıyla korunan bu geleneksel yapıların dışına çıkılarak anlatım yolları çeşitlenmiş, daha çok takip edilir olmak açısından kabul edilebilir sınırlar çerçevesinde biçimlenmiştir. Bu çalışma kapsamında yeni medya ortamlarından biri olan YouTube'ta üretilen içerikler, çok katmanlı metinlerin hikâye anlatımı açısından nasıl oluşturuldukları hikâye anlatıcılığındaki değişimin ortaya konması amacıyla, multimodal bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu platformda, hikâye anlatıcılığının unsurlarını içerdiği belirlenen Barış Özcan kanalında yer alan ilk video, en çok izlenen video ve en son yüklenen video örneklem olarak seçilerek araştırmaya dâhil edilmiştir. Çalışmada örneklem olarak belirlenen videoların tümünde hikâye anlatma bileşenlerini içerdiği bulgulanmıştır. Bu durumda bir YouTuber'ın tipik bir hikâye anlatıcısının temsili olarak da nitelendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, zaman içerisinde hikâye anlatımına ilişkin çekirdek modlarının alt modlarla çeşitlendiği, videoların giderek daha karmaşık bir montaj ve hikâye anlatımı içerdiği sonucuna varılmıştır. Bu durum içerik üretimi yapıldıkça sağlanan deneyimlerin profesyonelleşmeye sebep olmasından kaynaklandığı düşünülebilir.
Sosyal sermaye kavramı bağlamında Metaverse Evreni: Ulusal haberler üzerinden bir inceleme
İletişimin dijital ortama taşınması ile beraber başlayan iletişim süreçlerindeki köklü değişimler, bugün metaverse teknolojisiyle yeniden boyut değiştirmektedir. Araştırma dijital iletişimin gelişim sürecini ele aldıktan sonra metaverse kavramını ve onu oluşturan teknolojileri incelemektedir. İnternetin yerine geçeceği beklenen metaverse ortamında kurulan ve kurulacak olan iletişim şeklini inceleyen bu çalışma, inceleme biçimini iletişim ihtiyacının temelinde yatan sosyalleşme gereksiniminden almaktadır. Bu nedenle insanın kendisini ve çevresini anlamdırma serüvenindeki sosyalleşme ihtiyacı, sosyal sermaye kapsamında ele alınmış olup, sosyal sermayeye kaynaklık eden unsurlar yol gösterici olarak belirlenmiştir. Araştırmada nitel içerik analizi kullanılmış olup, Türkiye'de en çok ziyaret edilen beş ulusal gazete web sitesinden alınan 'metaverse' konulu haberler incelenmiştir. Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'in şirketinin adını 'Meta' olarak, vizyonunu da 'metaverse' olarak değiştirdiğini ilan ettiği 28.10.2021 günü ile onu takip eden bir yıllık sürede 'metaverse' anahtar kelimesiyle çıkan tüm haberler incelenmiştir. Dünya Bankası tarafından açıklanan sosyal sermayeye kaynaklık eden unsurlar belirlenerek, metaverse haberlerinde bu unsurlar aranmış ve metaverse ile sosyal sermaye arasındaki bağ kurulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda metaverse'ün sosyal sermayeye kaynaklık eden unsurları taşıdığı, bu nedenle de insanın en temel ihtiyacı olan sosyalleşme ve iletişim biçimlerinde belli başlı dönüşümlere yol açacağı belirlenmiştir. Şu ana kadar bildiğimiz dijital iletişimin aksine metaverse'teki en baskın unsur iletişimdeki mekan, mesafe ve zaman engelini ortadan kaldırıp bulunuşluk algısını vurgulamasıdır. Ayrıca metaverse ortamı iletişim biçimlerimizin yanısıra, eğitim, iş yapış modellerimiz, alışveriş, pazarlama ile oyun ve eğlence deneyimlerimizi de derinden etkileyecek bir teknoloji olarak görülmektedir.
Nüfuzlu pazarlama bağlamında Youtube'da gizli reklam kullanımı üzerine bir inceleme
Web 2.0 teknolojisiyle birlikte reklamcılık sektöründe gelişmeler meydana gelmiştir. Markalar, reklam çalışmaları için geleneksel reklam mecralarına alternatif olacak yeni mecralara yönelim göstermiştir. Dijital reklamlar geleneksel mecralara göre daha ekonomik, ölçülebilir ve modern bir yöntem olduğu için son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Bununla birlikle reklamın verimliliği söz konusu olduğunda; inandırıcılık, özgünlük veya yaratıcılık gibi olguların önemli olduğu görülmüştür. Reklam verenler alternatif reklam türleri kullanmaya başlamıştır. Bu reklam türlerinden biri de gizli/örtülü reklamdır. Gizli reklam ele alındığında kullanım alanlarında yaygın olarak video içerikler dikkat çekmektedir. Video tabanlı bir sosyal mecra olan YouTube, gizli reklam analizi açısından verimli içeriğe sahip bir mecra olarak kabul edilmektedir. YouTube mecrasında yapılan reklamlara bakıldığında bu reklamların YouTuber olarak adlandırılan takipçi sayısı yüksek ve kitleleri etkileme potansiyeline sahip kişi veya hesaplar yoluyla yapıldığı görülmektedir. Nüfuzlu veya etkileyen olarak da tanımlanan bu kişiler ile markaların kurduğu iş birliği nüfuzlu pazarlama olarak adlandırılmaktadır. Bu bağlamda çalışma boyunca YouTube üzerinden nüfuzlu pazarlama yoluyla gizli reklamların yapıldığı varsayımından yola çıkarak bu gizli reklamların neden ve nasıl yapıldığı sorularına cevap aranmıştır. Bu sorulara cevap bulunmak üzere Türkiye'de en çok takipçi sayısına sahip beş YouTube nüfuzlusunun paylaşmış olduğu son on video içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Analizler sonucunda YouTube'da gizli reklamların neden yapıldığı sorusuna; markalar, tüketiciler/izleyiciler ve nüfuzlular olmak üzere üç farklı açıdan bakılarak cevap bulunmuştur. Markalar; katılımcı sayısı oldukça yüksek olan YouTube mecrasının kitlesinden faydalanmak ve YouTube reklamlarının ölçülebilir olmasının sağladığı avantajlardan dolayı nüfuzlu pazarlama yoluyla YouTube üzerinden gizli reklamları tercih etmektedir. Nüfuzlular; halihazırda sahip oldukları kitleleri üzerinden maddi kazanç elde etmenin bir yolu olarak gizli reklamları markalar ile iş birliği içerisinde yapmaktadır. Tüketici açısından bakıldığında ise ilgi duyduğu bir nüfuzlunun deneyimlerinden fayda sağladığı düşüncesiyle gizli reklamları bilinçli veya bilinçsiz olarak izlemektedirler. Çalışmayı şekillendiren ikinci soru olan bu gizli reklamların nasıl yapıldığıdır. Bu noktada markanın istekleri doğrultusunda nüfuzluların kitlelerine ürün veya hizmeti bir deneyim gibi sunması ön plandadır. Analizler sonucunda nüfuzluların reklamı dikkat çekici bir hikâyeye entegre ederek kitlelerine sunduğu görülmektedir. Hikâyeye entegre edilerek sunulan ürün veya hizmet daha çok bir görüntü şeklinde kadraja getirilirken daha az bir oranda sesli olarak da bahsedilmektedir. Bunun yanında markalar, ürün veya hizmeti nüfuzlunun ürün veya hizmet ile ilişkisi açısından değerlendirerek iş birlikleri gerçekleştirmektedir. En çok ambalajlı ürün kategorisinde gizli reklam yapılırken reklamının yapılması yasaklı ürünlerin de gizli reklam vasıtasıyla reklamı yapıldığı görülmüştür. Çalışmada gizli reklamın neden ve nasıl yapıldığına dair elde edilen sonuçlar doğrultusunda literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Kuşak çalışmalarının sistematik analizi
Kuşaklar ve kuşak farklılıklarını açıklayıcı çalışmalar akademik literatürde, popüler kültürde, iş hayatında, eğitimde büyük ilgi görmektedir. Özellikle günümüzde beş kuşağın da birlikte yaşadığı gerçeğinden hareketle kuşakları anlamak, farklılıkları ortaya koymak önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmada sosyal bilimler alanında kuşaklarla ilgili yapılan tez çalışmaları incelenerek, çeşitli alanlardaki değişimleri ortaya koymak hedeflenmiştir. Bu genel amaç ekseninde; yapılan tez çalışmalarının hangi disiplinlerde yoğunlaştığı, tercih edilen paradigmanın ne olduğu, hangi konularda ve disiplinlerde dağıldığı araştırılmıştır. Araştırmada nitel paradigma benimsenmiş ve doküman incelemesi esas alınmıştır. Elde edilen veriler ise sistematik analizi ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada, ayrıca PRISMA kılavuzundan faydalanılmıştır. Çalışmanın evrenini YÖK Ulusal Tez Merkezi tarafından 2014-2022 yıllarında yayınlanan tezler, çalışmanın örneklemini kuşaklar arasında yapılan 172 adet çalışma oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın sonuçlara göre doktora tezlerinin 28 adet ile %16,28'ini ve yüksek lisans tezlerinin 144 adet ile %83,72'sini oluşturduğu Türkçe olan çalışmaların 160 adet ile %93,02'si, İngilizce dilinde olan çalışmaların 12 adet ile %6,98'i olduğu ve yıllar itibari ile 2019 yılı tezlerin 36 adet ile %20,93'ünü, 2021 yılı tezlerin 36 adet ile %20,93'ü ve 2022 yılı tezlerin 44 adet %25,58'i olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışmaların yoğunlaştığı disiplinlere bakıldığında, Halkla İlişkiler bölümünün 41 adet çalışma ile %23,84'ünü, İletişim Bilimleri'nde 31 adet çalışma ile %18,02'sini ve Reklamcılık alanında 39 adet çalışma ile %22,67'sinin, olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaların tercih edilen araştırma yöntemleri ele alındığında, nitel yöntem ile 42 adet (%24,42), nicel yöntem ile 70 adet (%40,70) tezin yapıldığı tespit edilmiştir. Tezlerin genelde pazarlama, tüketici, satış gibi alanlarda yoğunlaştığı ortaya koyulmuştur. Yapılan çalışmaların yoğunlaştığı disiplinlere bakıldığında en fazla Halkla İlişkiler alanında olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, farklı alanlarda kuşaklar arası çalışmaların artması önem taşımaktadır. Gelecekte yapılacak araştırmaların, iş değerleri, iş tatmini ve örgütsel bağlılık veya pazarlama, marka ve tüketici araştırmalarından farklı olarak incelenmesi konuyla ilgili literatürü geliştirecek ve mevcut araştırmalar ışığında Türkiye'ye özgü ve kültürler arası geçişler üzerine yapılmasının faydalı olacağını söylenebilir.