Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Olcay Akyıldız

11 theses · Boğaziçi University

DoctorateOpen AccessTR

Canavarların vaatleri: Türkçe feminist spekülatif kurmacaya musallat olanlar

Bu çalışma, Canavar Çalışmaları (Monster Studies) ve Musallat-Bilim (Hauntologies) alanlarında öne çıkan çeşitli kuramlar ve tartışmalar doğrultusunda, 20.yy'ın başından günümüze uzanan tarihsel süreçte, Türkçe feminist spekülatif kurmaca türünde yazılmış çeşitli metinlere musallat olan canavarların ve hayaletlerin vaat ettikleri etik ve politik potansiyeller ile edebi temsil alanının bu vaatleri gerçekleştirme olanakları ve kısıtlarını tartışır. İncelenen metinlerdeki bedenselliğin sınırlarını aş(ındır)maya ilişkin anlatısal keşiflerin, heteropatriyarkal ve insanmerkezci güç yapılarına ilişkin kültürel anlatıları nasıl istikrarsızlaştırmaya ve/ya yıkmaya çalıştığını ve bu metinlerin nasıl birer direniş anlatısı olarak okunabileceğini göstermeye çalışır. Böylece, Türkçe feminist edebiyat tarihinde canavar temsilleri üzerinden başka türlü akrabalık olasılıklarının izini sürer

EkofeminizmFeminist etikTürk dili ve edebiyatı+1
Ezgi Hamzaçebi Aytan
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet Ağaoğlu edebiyatında kendini yazmanın imkânları: Kadınlık, yazarlık ve kadın yazarlık

Ağaoğlu'nun ilk romanı Ölmeye Yatmak (1973) elliyi aşkın yıldır edebiyat eleştirisinin ilgisinde kalmaya devam ederek modern Türk edebiyatında önemli bir yer tutar. Yazarın günlüğü Damla Damla Günler I (2004)'de bu ilk roman yoğun varlığıyla dikkat çeker. Günlükte anlatılan tasarlanma, yazılma ve yayımlanma süreciyle roman Ağaoğlu için önemli bir dönüm noktasını temsil eder. Anı-roman türündeki Göç Temizliği (1985) ise Ölmeye Yatmak'ı yazmadan önceki ve sonraki deneyimlerini içerdiğinden Ağaoğlu'nun yazarlık serüvenini daha iyi anlamayı sağlar. Ölmeye Yatmak, Damla Damla Günler I ve Göç Temizliği, birinci tekil şahıs anlatımıyla kişisel deneyimi doğrudan anlatmak bakımından ortaklaşır. Metnin anlatıcıları; aileden, toplumdan ve tarihten kopmak için inat eden uyumsuz, oyunbozan ve muhalif özneler olarak feminist öznellik ortaya koyarlar. Sara Ahmed Feminist Bir Yaşam Sürmek'te (2017) kadınların aileden, toplumdan ve tarihten yani iktidar alanlarından kopuş hikâyelerini ve kopuşlarının temelinde yer alan inatçı iradeyi inceleyerek bunları feminist eylem olarak ele alır. Ahmed'e göre bu hikâyeleri anlatmak politik bir eylemdir çünkü hikâyelerini anlatan kadınlar kendi tarihlerini yazarak yeni alanlar inşa ederler. Böylece, kadın yazarlık deneyimi erkek egemen geleneğe karşı bir direniş eylemine dönüşür. Bu bağlamda, Ağaoğlu'nun deneyimleri Ahmed'in kopuş ve inat perspektifinden okunduğunda feminist edebiyat eleştirisine yeni bakış açısı sunar. Bu tezin amacı Ahmed'in sunduğu çerçeveyle Ölmeye Yatmak, Damla Damla Günler I ve Göç Temizliği'ni birlikte ele alarak Ağaoğlu edebiyatına yeni bir eleştirel bakış ortaya koymaktır.

Şeyma Orhan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi figürden edebi karaktere: Edebi metinlerde dini kadın figürlerinin temsili

Bu tez çalışmasında, dini temsilleri ile öne çıkan ve tarihsel gerçekliği olan kadın figürlerin edebi türler aracılığıyla nasıl "inşa" edildiği ve bu inşa sürecinde yazarın ideolojisinin ve biyografisinin, metnin edebi türünün ve aynı zamanda dönemin şartlarının ve politikasının rolü üzerinde duracağım. Böylelikle, dini kadın figürlerinin her yeniden yazımla nasıl yeniden inşa edildiğini, dönüştüğünü, farklılaştığını metni bağlamından koparmadan anlamaya çalışacağım. Bu amaç doğrultusunda, Tanzimat döneminden yakın döneme kadar dini kadın figürlerinin izini sürerken kadın yazarların verdikleri eserleri söylem analizi ve yakın okuma tekniklerini ile inceleyerek tartışmaya açacağım. Böylelikle, tarihsel figürlerin edebi türdeki işlevselliğini ve dönüşümünü irdelerken, tarihsel gerçekliği olan şahsiyetlerin nasıl edebi birer karaktere dönüştüklerini göstermeye çalışacağım.

Dini edebiyatDini hayatDini kimlik+5
Merve Aykut Orakçı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oğuz Atay'ın eserlerinde Mesiyanik Umutlar: Tutunamayanlar ve "Beyaz Mantolu Adam"da İsa peygamberin temsilleri

İsa peygamberin kutsal kitaplarda sunulan imajı ve yaşam öyküsü, çağlar boyunca birbirinden farklı edebiyatlarda, bambaşka dünya görüşlerine sahip yazarlarca aslına sadık kalınarak yahut değişik oranlarda dönüştürülerek edebileştirilmiştir. Bu coğrafyada da, Türk edebiyatının modern öncesi döneminde İsa peygambere duyulan ilgi, sonraları modern dönemdeki yazarlar tarafından sürdürülmüştür. Yakın dönemde, İsa'nın edebi temsilini değişik boyutlarıyla eserlerine en çok taşıyan yazarlardan biri Oğuz Atay'dır. Bu tez çalışması, Oğuz Atay'ın kaleme aldığı Tutunamayanlar romanında ve "Beyaz Mantolu Adam" öyküsünde yer eden İsa temsillerinin çeşitliliğini tespit eder ve söz konusu temsillerin kurmaca içinde taşıdığı anlamları ve işlevleri irdeler. Yeniden yazılarak, uyarlanarak yahut parodileştirilerek dönüştürülen İsa figürlerinin muhtelif bağlamlarda taşıdığı eleştirelliği gösterir. İsa peygamberin yaşamının ve bir kısım sözlerinin, bu eserlerdeki bazı karakterler için örneklik taşıdığını öne sürer. Son olarak, her iki eserde yer eden temsiller dolayımında kurgulanmış olan, birbirinden farklı mesiyanik düşüncelerin boyutlarını tartışır.

Atay, OğuzHz. İsaTemsil+3
Yasir İslam Kaplan
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe polisiye edebiyatta queer bir sapma: Mehmet Murat Somer'in Hop-Çiki-Yaya Serisi

Eleştirmenler tarafından "edebiyatın üvey çocuğu", "ucuz edebiyat" gibi tanımlarla yaftalanmış ve "kaçış yazını" olarak görülerek küçümsenmiş olan polisiye, ne tuhaftır ki, kurallarla en çok kısıtlanan türlerden biridir. Modern kitle toplumunun eğlence araçlarından biri olan polisiyenin, okurların konformizmin bir parçası olmasını sağladığı, bu konformizmin dayanağının da beyaz ve orta-sınıf erkeğin değerleri olduğu öne sürülmüştür. Bu çalışmada, fazlasıyla maskülen uzlaşılar etrafında şekillenmiş olan polisiye türü, kurumsallaşmış bir sınıflandırmayı ve sınırları imleyen "tür" (genre) ve "cinsiyet" (gender) kavramları ekseninde incelenmiştir. Bu kavramları incelemek için Mehmet Murat Somer'in başkahramanı bir travesti olan Hop-Çiki-Yaya serisi birincil edebî metinler olarak seçilmiştir. Tür ve cinsiyet olgularına dair algımızın belli başlı tekrarlar yoluyla inşa edildiği savunulmuş; dolayısıyla türün de cinsiyetin de aslında Judith Butler'ın kavramsallaştırmasından hareketle, performatif ve akışkan oluşlar olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan serinin ve baş karakterinin de en nihayetinde belli sınırlara dahil olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Tartışmaya odak olarak da queer kavramlar ile polisiye türünün kesişimleri ve bunların Somer'in serisindeki izdüşümleri seçilmiştir.

Polisiye romanlarRomanSomer, Mehmet Murat+2
Cüneyt Yüce
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sevim Burak'ta metinsel ağ: Ford Mach I'in insan dışı varlıkları

Bu tez Sevim Burak'ın Ford Mach I'ini metinsel bir ağ, ağ-metin olarak düşünmeyi önermektedir. Metnin kolektif üretim süreci bu metinsel ağı mümkün kılan unsurlardan biridir. Yazarından başka kişilerin yazdıklarının da dahil edildiği metne/metinde yazmış birden çok kişi vardır. Kolektiflik yalnızca metnin üretiminde görülmez. Metnin okuru da bu kolektifliğin dolayısıyla ağın bir parçasıdır. Her bir okur, tamamlanmayan "açık" metni parçalarına ayırıp istediği gibi montajlayabilir. Ford Mach I ağı aynı zamanda insan dışı bir varlığı, otomobili merkezine taşımıştır. Bu ağın örgütlenişi, parçaların heterojenliklerini kaybetmeksizin bir arada bulunmasına imkân veren Deleuze&Guattarici asemblaja benzer. Elemanlarının kendi düzenlenişleri haricinde hiçbir şeyi temsil etmeyen, özü olmayan asemblajda insan dışı varlıklar da simge, sembol, sahip olunan bir eşya değildir. Ford Mach I Fail-Ağ Teorisinden hareketle insan olmayanların failliğini, eyleyiciliğini, metni dönüştürme potansiyellerini mümkün kılar. Böylece insanlar, insan dışı varlıklar ve faillikleri karşılıklı dolaşıklıkları içinde Ford Mach I'i kat eder.

Burak, SevimRomanTürk edebiyatı+1
Selver Sezen Kutup
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Leylâ Erbil edebiyatında tanıklık, tarih yazımı ve kefaret

Bu tez, Leylâ Erbil edebiyatına konu olan ve edebiyatının etik-politik ve poetik çerçevesini belirleyen Felaket deneyimlerine odaklanmaktadır. Leylâ Erbil, Türkiye coğrafyasında yaşanan Felaket deneyimlerini tarih yazımı aracılığıyla bir kefaret kaynağına dönüştürmüştür. Leylâ Erbil edebiyatında Felaket'i odağa alarak tanıklığı edebiyatın malzemesine dönüştürme çabası, katliam ve soykırımları unutturmamayı, tarih yazımı aracılığıyla ezilenlerin tarihini egemenlerin elinden devralmayı hedeflemektedir. Bu çalışmada, Benjaminci tarih felsefesinden yola çıkılarak kolektif iyileştirme ve onarım kaynağı şeklinde tahayyül edilen tarih yazımının işleyişi tartışılmış ve Leylâ Erbil edebiyatı bu odakta üç döneme ayrılmıştır. Bu dönemselleştirme, kefaret bilincinin azalan ve değişen niteliğiyle metinlerin üretildiği siyasal-kültürel koşullar birlikte düşünülerek yapılmıştır. 1970'lerin siyasal alanını ve kolektif onarım umudunu imleyen Tuhaf Bir Kadın "eylem ve umut", eylem ve siyasetin atıllaştığı 1980'leri konu edinen Karanlığın Günü "içe kapanma ve melankoli", kültür piyasasının mutlak hâkimiyetinin kabullenildiği ve kefaret inancının tükendiği Cüce "vazgeçme ve hınç" dönemi şeklinde ele alınmıştır. Bu tezde, Leylâ Erbil edebiyatının değişen etik-politik çerçevesinin poetikasını nasıl dönüştürdüğü, Felaket deneyimleri odağa alınarak Tuhaf Bir Kadın, Karanlığın Günü ve Cüce üzerinden tartışılmıştır.

Erbil, LeylaPoetikaTürk edebiyatı
Esra Nur Akbulak
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadın yazınının imkanları: Türkçe edebiyata jino-eleştirel bir okuma denemesi (1895-1950

Bu çalışma modern anlatı türlerinin dolaşıma girmesiyle birlikte, Türkçe edebiyat sahasında kadın yazarların ürettiği hikaye ve romanları, kadın yazınının bir kurucu söylem oluşturduğu ve Hanımlara Mahsus Gazete ile ivmelenen 1895 sonrası geç Osmanlı döneminden başlayarak, II. Meşrutiyet döneminin "müsavat-ı tamme" talepleri ve erken Cumhuriyet döneminin eril vesayet açmazı dolayımıyla 1950 yılına dek birlikte okumaya çalışır. Erkek egemen edebi kamu ve kanonun dışında kalmış yahut modernleşme periyodundaki Osmanlı entelektüelinin ve Cumhuriyet rejiminin sunduğu devlet feminizminin "çarpık ayna"sına sığmayan kadın yazınının, ortak izlek, imge ve anlatım stratejilerini tespit ederek bir jino-eleştirel okuma denemesi sunar. Böylece mevcut edebiyat tarihi yazımlarına ve dönemselleştirmelere alternatif oluşturabilecek bir temsilin imkanlarını arar. Kadın yazarların ataerkil cinsel politikayla mücadele için geliştirdikleri yöntemleri, edebi türlerde yarattıkları dönüşümleri ve anlatısal imkanları görünürleştirmeye çalışır.

Eleştirel okumaKadın edebiyatıKadın yazarlar+1
Bilge Ulusman
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Beden ve semptom: Peyami Safa'nın romanlarında hastalık

Bu doktora çalışması Türk edebiyatının en üretken yazarlarından biri olan Peyami Safa'nın romanlarına odaklanır ve bu romanlarda inşa edilen hastalığın estetik temsilini inceler. Bu çalışmanın temel amacı, bu romanlarda hastalığın vücut bulduğu bedenle kurmacanın bedeni (body of fiction) arasındaki ilişkiyi çözümlemektir. Aynı zamanda hastalığın bir ötekileştirme/dışlaştırma stratejisi olup olmadığını sorgulayan bu tezin kapsamını Peyami Safa ve Safa'nın müstear adlarından biri olan Server Bedi imzalı romanlar oluşturur. Bu doktora çalışması, hastalığın tematik ve anlatıbilimsel bir unsur olarak bu romanlar arasında temel bir ayrılığa işaret ettiğini öne sürer. Bu ayrılıkta hastalık meselesi, tematik olarak sonluluk/sonsuzluk fikrini ve biçimsel olarak modern bir tür olan "roman" yazma derdini sorunsallaştırmaya ve derinleştirmeye imkân verir. Sonuç olarak bu çalışma, çoğunlukla metnin içeriğine odaklanarak yapılan tematik okumalardan farklı olarak, hastalık temasının aynı zamanda metnin biçimini de belirlediği iddiasını taşır. Böylelikle bu tezin Peyami Safa külliyatı üzerinden Türkçe edebiyattaki hastalık ve sağlık çalışmalarına bir kaynak oluşturması ve hastalık anlatıları türünü tartışmak için zemin oluşturması hedeflenir.

BedenHastalıkRoman+4
Şerife Seda Yücekurt Ünlü
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlhan Berk şiirlerinde tarihe resimler aracılığıyla ekfrastik bir bakış

Bu tez İlhan Berk'in görsel sanat eserleri hakkında yazdığı ekfrastik şiirlerin tarihe nasıl bir bakış sunduğunu incelemektedir. Birinci bölüm geçmişten günümüze görsel sanatlar ve şiir arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bunun ardından tarih yazımının zaman içindeki değişimi ve postmodern tarih yazımının ortaya çıkışını özetlemektedir. Tezin ikinci bölümü, İlhan Berk'in Galile Denizi kitabı ile birlikte şiirinde geçirdiği dönüşüme odaklanır. Bu dönüşüm sonucunda ortaya çıkan ekfrastik şiirlerin tarihle nasıl bir bağ kurduğu da bu bölümün odak noktalarındandır. Üçüncü bölüm, Çivi Yazısı, Otağ ve Mısırkalyoniğne kitaplarında karşımıza çıkan mitoloji ve tarih ağırlıklı şiirlerin görsel arka planını incelemektedir. Bu görsel arka planın izlerini görebildiğimiz Kült Kitap ve İlhan Berk'in bu şiir kitaplarını yazarken tuttuğu defterlerdir. Bu defterler, şiirler ile görsel sanatlar ve tarih ilişkisini ortaya koyan önemli kaynaklarıdır. Dördüncü bölüm ise Şenliknâme isimli şiir kitabındaki ekfrastik şiirler aracılığıyla şairin bu dönemde yoğunlaştığı Osmanlı tarihinin nasıl yansıtıldığını göstermektedir. Beşinci bölümde Atlas isimli şiir kitabında hem kentlerin hem de kişilerin tarihine ilginin yoğunlaştığı görülür. Bu bölüm Atlas'ın, İlhan Berk'in kendi tarihini resimler ve şiir aracılığıyla nasıl kurduğunu da ortaya koyar. Tezin son bölümünde ise tarihe, görsel sanat eserlerini kullanarak ekfrastik bir bakışla yaklaşmanın şairle tarih arasında nasıl bir ilişki kurduğu tartışılır. Bütün bunların sonucunda görülür ki İlhan Berk görsel sanat eserlerini, tarihte istediği gibi hareket etmenin, tarihi bozup tekrar yapmanın ve kendi tarihini kurmanın bir yolu olarak kullanmaktadır.

Berk, İlhanEkfrastik şiirGörsel sanatlar+3
Sena Kokoz Pazar
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

"Harem"den Kaçmak, Avrupa'yı Kucaklamak: Melek Hanım'ın otobiyografik metinlerinde mekân, kimlik, ve söylem

Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın karısı vurgusuyla yayımlanan Melek Hanım'ın Thirty Years in the Harem (1872) ve Six Years in Europe (1873) adlı otobiyografik metinlerine odaklanan bu çalışmada, kimlik ve mekân dolayımı ile inşa edilen söylem sorunsallaştırılır. Bahsi geçen otobiyografik anlatılarda mekân değiştikçe anlatıcı kimliklerinin de farklılaştığı, Melek Hanım'ın söyleminin bu değişkenlere bağımlı olarak şekil aldığı iddia edilir. Metinlerdeki mekân pratiklerinin ve benlik temsillerinin, söylemin inşasıyla müşterek bir ilişki içinde olduğu öne sürülerek Melek Hanım'ın Doğulu ve Batılı mekânlardaki başkalaşan kimlikleri tartışılır. Melek Hanım'ın öznel hafızasının birikiminden faydalanarak Osmanlı topraklarındaki yaşamını aktardığı Thirty Years in the Harem; bir Osmanlı elitinin Doğu toplumlarını ve kendi hayat deneyimini naklettiği oryantalist bir söylem üzerine kurulmuştur. Bunun yanı sıra Melek Hanım'ın Avrupa'ya kaçtıktan sonra orada geçirdiği ve tecrübe ettiği altı yıllık dönemi konu edinen Six Years in Europe'taki anlatıcı sesi, mağdur bir kadın kimliğinin tezahürüdür. Bu tezde Melek Hanım'ın otobiyografik metinleri arasındaki söylem inşasının mekân ve kimlik temsillerine bağımlı olarak nasıl farklılaştığı açıklanmaya çalışılmıştır.

Fatma Şevval Küçükturan
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Other supervisors