Theses supervised by Prof. Dr. Kazım Abak

11 theses · Çukurova University

Master'sOpen AccessTR

VA mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçan özellikleri üzerine etkisi

1998 yılında Gazipaşa'da yapılan denemede gübre ve mikorizanın şeker mısırında bitki gelişmesi, verim ve koçanın kalite özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Denemenin kurulduğu yerden toprak örnekleri alınarak toprakların doğal mikoriza sayısı ve çeşitli toprak özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada, Merit ve Golden Beauty hibrid şeker mısırı çeşitleri kullanılmıştır. Mikoriz x gübre etkileşimini incelemek amacıyla parsellere GO = 0 kg/da P2O3 ve N, Gl =5 kg/da P2O5 ve 2 kg/da N ve G2 = 10 kg/da P2O5 ve 4 kg/da N olmak üzere 3 farklı gübre dozu toprak hazırlığı sırasında uygulanmıştır. Parsellerin yarısına mikoriza uygulanıp, yansının da kontrol olarak bırakıldığı deneme 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Deneme boyunca 3 farklı zamanda biomass ölçümü yapılmış; ayrıca köklerde mikoriza infeksiyonuna bakılmıştır. Denemenin sonunda toplam verim alınmış, ayrıca koçan Özellikleri incelenmiştir. Hasat sonunda, parsellerden alınan toprak örneklerinde mikoriza spor sayılan saptanmıştır. Araştırma bulgulan; gübre uygulamasının çıkış tarihini, kök gelişimini, verimi ve erkenciliği artırdığı; mikorizanın ise önemli bir etki yapmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Mikoriza (G. mosseae), Fosfor, Şeker Mısın, Verim, Besin Elementi Alımı.

Bitki gelişimiFosforVerim+2
Burçin Çetiner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Vesküler arbusküler mikorizaların topraksız kavun yetiştiriciliğinde etkinlikleri

Dört farklı mikoriza türünün {Glomus mosseae, Glomus etunicatum, Glomus fasciculatum ve Glomus caledonium) topraksız kavun yetiştiriciliğinde bitki büyüme ve gelişmesi, verim ve bitkinin beslenme durumu üzerine etkileri incelenmiştir. KKTC Türkmenköy Araştırma İstasyonu'nda yapılan çalışma perlit ortamında ön deneme ve esas deneme olmak üzere iki aşamada yürütülmüştür. Ön deneme saksılarda ve kış döneminde, ana deneme torba kültüründe ilkbahar periyodunda gerçekleştirilmiştir. Ön deneme ve esas denemede uygulanan mikorizalarm köklere çok iyi infekte olduğu görülmüştür. Ön denemede, G. caledonium ile aşılı bitkilerin bitki boyu ve çapı bakımından biraz daha iyi sonuç verdiği anlaşılmış; yaprak sayısı ve kök uzunluğu değerlerinde ise G. fasciculatum ile G. etunicatum ön plana çıkmıştır. Kök, gövde yaprak yaş ve kuru ağırlık değerlerin yönünden ise G. etunicatum ile aşılanan bitkilerin daha yüksek değerler verdiği belirlenmiştir. Ana denemede bitki uzunluğu, çapı ve kök uzunluğunda G. caledonium ile G. fasciculatum; kök, gövde ve yaprak yaş ağırlıklarında G. etunicatum ve G. fasciculatum; gövde kuru ağırlığında G. fasciculatum ve yaprak kuru ağırlığında G. etunicatum daha yüksek değerler vermiştir. Meyve irliği ve verim açısından ise G. fasciculatum etkili bulunmuş, diğerlerinin etkisi önemli çıkmamıştır. Meyvelerin Suda Çözünebilir Kuru Madde içerikleri arasında önemli farklılıklar çıkmamıştır.Anahtar Kelimeler: Mikoriza, Kavun, Topraksız Kültür, Bitki Gelişimi,Verim

KavunMikorizaTopraksız kültür+1
Yeşim Rehber
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Sera hıyar (Cucumis sativus L.) yetiştiriciliğinde değişik dikim aralık ve mesafelerinin bitki gelişimi ve verimi üzerine etkileri

ÖZ Bu çalışma 5 sera hıyar yetiştiriciliğinde sonbahar ve İlkbahar yetiştirme dönemleri için en uygun bitki sıklığını saptamak için yapılmıştır. Araştırma Antalya ilinin Gazipaşa ilçesinde cam sera koşullarında yürütümüştür. Her iki yetiştirme döneminde} metrekareye verim, bitki başına verim, erkenci verim, meyve ağırlığı, meyve çapı, meyve uzunluğu, bitki boyu, yaprak sayısı, boğum arası uzunluk ve bitki çapları ölçüm ve tartımlarla hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre sonbahar yetiştirme döneminde en yüksek verim metrekareden 14.21 kg/m* ile 100-30 ;.; 40 cm' 11 dikimden (3.85 bitki/m* ) elde edilmiştir. ilkbahar yetiştirme döneminde en yüksek verim ise 25.44 kg /m* ile.100-20 >ı 40 cm'li dikimden (4.16 bitki/m2) elde edilmiştir. Her iki yetiştirme döneminde bitki sıklığı metrekare veriminin dışında) bitki basına verim, yaprak sayısı ve gövde çapı özellikleri üzerine etkili, meyve uzunluğu üzerine etkisiz bulunmuştur. Sonbahar döneminde bitki sıklığı meyve çapı ve boğum arası uzunluğunu, ilkbahar döneminde ise erkenci verim, meyve ağırlığı ve bitki boyunu önemli düzeyde etkilememiştir.

Bahçe bitkileriBitki gelişimiCucumis sativus+5
Mehmet Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova koşullarında örtü altı (alçak tünel) kavun yetiştiriciliğinde Malç'ın (şeffaf Pe) ve değişik budama şekillerinin erkencilik, verim ve kalite üzerine etkisi

-90- 6. ÖZET Bu araştırmada, Çukurova koşullarında yetiştirici 1 iğ-i son yıllarda yaygınlık kazanan, Macdimon Fi hibrit kavun çeşidi, alçak plastik tünel ve alçak plastik tünel+malç ortamlarında 5 değişik budama şekli uygulanarak yetiştirilmiştir (kontrol hariç). Araştırmalar 1992 ve 1993 yıllarında ç.ii. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme ve uygulama arazisinde 2 yıl süreyle yürütülmüştür. Budama uygulamalarının ve malç'm kavunların erkencilik, verim ve kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenmiştir. 1992 yılında meydana gelen don zararından malçlı ortamdaki bitkiler daha az zarar görmüş (kayıp %15), bu zarar malçsız tünellerde daha fazla olmuştur (kayıp %65). Araştırmanın 2. yılında tünel ve tünel+malç ortamlarında tünel içi hava sıcaklıkları ( + 20 cm) 2 termohigrograf yardımıyla sıcaklık ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre malçlı ortam malçsız ortama göre ortalama sıcaklığı geceleri 1.1 °C, gündüzleri 2.9 °C artırmıştır. Bu artış günlük sıcaklıkta ise ortalama 1.8 °C olarak gerçekleşmiştir. Kavun bitkilerinde en erken ilk erkek çiçek açma zamanı malçlı ortamda belirlenmiş, bu açıdan malç uygulaması 2-3 gün kadar avantaj sağlamıştır. Bu parametre açısından budama uygulamalarının hiç bir etkisi olmamıştır. En erken dişi çiçek açma zamanı ve kol atma zamanı budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine hallerinde olmuştur. Tepe budaması yapılan bitkiler yapılmayanlara göre 3 ile 7 gün kadar daha erken dişi çiçek açmış ve kol atmaya başlama zamanı 6-7 gün kadar daha önce gerçekleşmiştir. Bu erkencilik şeffaf plastik malç kullanımıyla daha da öne alınmıştır. Bitkilerdeki kol uzunluğunda budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine halleri etkili olurken en uzun kollara 3. (2 kol) ve 4. (2 kol+uç alma) uygulamalar sahip olmuş, diğer uygulamalar ise benzer etki göstermişlerdir. Malç kullanımı ortalama kol uzunluğunu daha da artırmış, malçlı ortamdaki bitkilerin kolları, malçsız ortamdaki lere göre 11.95 ile 15.59 cm daha fazla ölçülmüştür.-91- Tepe budaması yapılmayan bitkilerde belirlenen kol sayısı malçlı uygulamalarda daha fazla olmuştur. Bitkilerin gövde kalınlığı üzerine budama uygulamalarının bir etkisi olmamış, malçsız ortamda ortalama 15.14 mm olarak ölçülen bu değer malçlı ortamda ortalama 17.1 mm'ye yükselmiştir. Bitkilerin kök gelişimi üzerine (kök uzunluğu, kök boğazı kalınlığı, kök yaş ağırlığı ve kök kuru ağırlığı) en olumlu etki malçlı tünellerde elde edilmiştir. Budamalar ise kök gelişimini önemli düzeyde değiştirmemiştir. Erkenci ve toplam verim tepe alma ve uç alma budaması yapılmış uygulamalarda artış göstermiş, bu artış malçlamayla daha da yükselmiştir. Budama uygulamaları toplam verimi malçsız ortamda %19. 58-25. 94, malçlı ortamda %14. 21-44. 06, erkenci verimi ise malçsızlarda %76. 32-101. 78,malçlılarda ^40.43-118.73 arasında artırmıştır. Malç kullanımıyla toplam ve erkenci verim sırasıyla %52. 37-54. 13 ve %59. 3-87.4 arasında artmıştır. Meyve sayısı budama ve malç uygulamalarının tek ve kombine hallerinde artış göstermiştir. Budama uygulamaları meyve sayısını malçsız ortamda %30. 7-40. 69, malçlı ortamda %25. 03-36. 37 artırmış; malç kullanımıyla bu değer malçsız ortama göre %24. 06-47. 21 daha fazla ölçülmüştür. Meyve ağırlığı üzerine budama uygulamalarının etkisi olmaz iken malçlı tünellerden daha ağır meyveler elde edilmiştir. Meyve çapı üzerine uygulamaların etkisi olmaz iken meyve boyu malçlı ortamda daha fazla ölçülmüştür. Uygulamaların meyve kabuk kalınlığı üzerine etkisi olmamış, meyve eti kalınlığı malçlı tünellerden elde edilen meyvelerde daha fazla ölçülmüştür. Uygulamaların çekirdek evi çapı, çekirdek evi uzunluğu, meyve suyundaki pH, meyve tadı ve meyve olgunlaşma süresi üzerine önemli etkileri olmamıştır. Suda çözünebilir toplam kuru madde üzerine uygulamaların çok farklı bir etkisi olmamakla beraber en yüksek değer malçlı tünellerden elde edilmiştir. Malçsız ortamda ortalama 8.67- 8.9 arasında olan bu değer malçl ı larda ortalama 8.83-9.13 arasında ölçülmüştür.

Bahçe bitkileriBudamaErkencilik+6
Ertan Sait Kurtar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuzda (Citrullus lanatus (Jhunb) Matsun and Nakai) Önçimlendirme (priming) uygulamalarının düşük sıcaklıklardaki çimlenme ve çıkış oranı ile süresi üzerine etkileri

- v- PEG (polietilen glikol)-4000 ve 6000' in -2, -7 ve -15 bar basınca sahip olan 3 farklı dosu (112, 224, 336 g/l) ile KN03.. H8.HO3, NH4NO3, Ca(M03)2 KC1, KEfePO^un % 2' lik taıs solüsyonlarının karpuzlarda normal ve düşük sıcaklıktaki çimlenme ve çıkış özelliklerine etkisi araştırılmıştır. 25°C'de en iyi çimlenme oranı % 100 ile KNO3 ve Ca(NÛ3>2, en kısa çimlenme süresi i. 73 ve 1.48 gün ile yine O03 ve Ca (1103)2 'tan elde edilmiştir. Çıkış oranı bakımından en iyi etki % 100 çıkış ile KN03'da bulunmuştur. Düşük sıcaklıkta yapılan denemelerde (15°C ve 20°C arasında) KNO3, HH4NQ3 ve Ca(IK>3)2 uygulamalarının çimlenme oranını önemli ölçüde artırdığı tespit edilmiş, çimlenme süresi de bir miktar kısalmıştır. PEG uygulamalarının normal ve düşük sıcaklık koşullarında çimlenme ve çıkış üzerine olumlu etkileri saptanmamıştır. Tünel ve açıkta yapılan denemelerde en iyi sonuçlar Ca(NC<3)2 ve KC1 uygulamalarından elde edilmiştir. Önçimlendirilmiş tohumların çimlenme üzerindeki etkilerinin bir yıl sonra da koruduğu saptanmıştır.

KarpuzPolietilen glikollerTohum çimlenmesi+1
Bedriye Torun Hergüner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
DoctorateOpen AccessTR

Patlıcanlarda fusarium solgunluğuna dayanıklılık kaynakları ve dayanıklılığın kalıtımı

Bu çalışmada, patlıcanda Fusarium oxysporum Schlecht. f. sp. melongenae Matuo and Ishigami'ya dayanıklılık kaynakları ve dayanıklılığın kalıtımı araştırılmıştır. Çalışma dört bölüm halinde yürütülmüştür. İlk aşamada yerli ve yabancı genotipler ile patlıcana akraba yabani türlerin yer aldığı 25 genotip test edilmiş, yabani genotiplerin bu hastalığa dayanıklı yerli ve yabancı genotipler ile bazı ıslah hatlarının ise duyarlı olduğu tespit edilmiştir. İkinci aşamada ise 15 patlıcan genotipi ile onbiri ülkemizden izole edilen biri İtalya'dan getirilen, F. oxysporum f. sp. melongenae'nın 12 izolatı ile test edilerek genotip x izolat interaksiyonu araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; izolatlar zayıf ve agresif olarak iki farklı gruba ayrılmış, dayanıklı genotipler tüm izolatlar karşısında dayanıklılık sergilerken, duyarlı genotipler agresif izolatlar karşısında duyarlılık, zayıf izolatlar karşısında ise dayanıklılık sergilemişlerdir. Üçüncü aşamada bulunan dayanıklılık kaynakları içinden, Solanum melongena türüne ait dayanıklı genotipler LS 1934 ve LS 2436 ile duyarlı genotip NSFB-99 arasında resiprokal melezleme yapılarak dayanıklılığın kalıtımı araştırılmış ve dayanıklılığın her iki dayanıklı genotip için de monogenik dominant olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın son aşamasında ise dayanıklı genotip LS 2436 ve duyarlı saf hat NSFB-99 arasında yapılan melezlemelerden elde edilen F2 ve BC1 populasyonunda 1200 primerle RAPD kullanılarak genetik haritalama yapılmış, dayanıklılık genine 2.6 cM uzaklıkta olan H-12 primeri markır olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Patlıcan (Solanum melongena L.), Fusarium oxsyporum f. sp. melongenae, dayanıklılık, markır, RAPD

Fusarium oxysporum
Hatice Filiz Boyacı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çekirdek kabaklarında morfolojik ve moleküler karakterizasyon

Kabaklarda morfolojik ve moleküler karakterizasyon üzerinde gerçekleştirilen çalışmada bitki materyali olarak Cucurbita pepo, Cucurbita moschata ve Cucurbita maxima'ya giren yirmidört genotip kullanılmıştır. C. pepo genotiplerinin büyük bir kısmı tohumluk kabaktır ve bunlardan bazıları çerez ve yağ üretiminde kullanılan kabuksuz çekirdekli tiplerdir. Ayrıca C. moschata ve C. maxima'dan altı kışlık kabak genotipi ve üç adet türü bilinmeyen genotip çalışmada yer almıştır. Moleküler analizler ISSR ve SRAP ile gerçekleştirilmiş, morfolojik karakterizasyon ise UPOV kriterlerine göre yapılmıştır. Moleküler çalışmalarda sekiz ISSR primeri kullanarak 60 bant elde edilmiş ve bunların hepsi polimorfik bulunmuştur. Yine sekiz SRAP primer kombinasyonu kullanılarak toplam 71 bant elde edilmiş ve bunların da hepsi polimorfik bulunmuştur. ISSR analizlerinde genetik benzerlik katsayısı 0.07 ile 0.96 arasında, SRAP analizlerinde genetik benzerlik katsayısı 0.13 ile 1.0 arasında değişmiştir. ISSR ile SRAP arasındaki korelasyon çok yüksek, bulunmuştur: ( r = 0.947). Morfolojik ve moleküler çalışmalar arasında bazı farklılıklar görülmüş ve bu tip genetik yakınlık ve karakterizasyon çalışmalarında morfolojik analizlerin tek başına yetersiz kalacağı, moleküler tekniklerin daha güvenli sonuç verdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Genetik varyasyonKabak
Nazan İnan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kabuksuz çekirdek kabaklarında (Cucurbita pepo L. var. styriaca) ışınlanmış polenle tozlama yöntemi kullanılarak haploid üretimi

Bu çalışma esas olarak iki amaca yönelik yapılmıştır. Birincisi kabuksuz çekirdek kabaklarında (Cucurbita pepo var. styriaca) ışınlanmış polen uyartımıyla haploid bitki elde edilmesi; diğeri de bu amaca yönelik olarak en uygun ışın dozunun araştırılmasıdır. Araştırmada tanık olarak kabuklu tohumlu kabak genotipleri de kullanılmıştır. Toplam on beş genotipin kullanıldığı araştırmada 50, 100 ve 150 Gray ışın dozları denenmiştir. Çalışmada tüm genotiplerde toplam 2073 embriyo elde edilmiştir ve bu embriyoların 979 adedi bitkiye dönüşmüştür. Araştırmada kullanılan tüm genotiplerde haploid embriyo elde edilebilmiş, genotipler arasında önemli fark çıkmamıştır. Denemede test edilen her üç ışın dozu da iyi sonuç vermiştir. Ancak 150 Gray ışın dozundan daha çok haploid bitki elde edilmiştir. Dış koşullara alıştırılan 75 bitkide indirekt yöntemlerle (çiçek tozu varlığı, yaprak ve çiçek özellikleri, stoma yoğunluğu, stomaların bekçi hücrelerinde bulunan kloroplastların sayımı) yapılan gözlemler sonucunda bu bitkilerin %42.6'sının haploid, %57.3'ünün ise diploid olduğu belirlenmiştir.

Meltem Berber
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Havuçlarda antosiyanin sentezlenmesini etkileyen genlerin biyosentezi ile mor ve sarı renkleri veren P1 ve Y2 genlerinin haritalanması

Bu çalışmada havuç kök bölgesindeki mor renkten sorumlu P1 geni, kök ksilembölgesindeki sarı renkten sorumlu Y2 geni ve antosiyanin biyosentez döngüsünde yer alan bazıyapısal genlerin havuç genetik haritasındaki lokasyonları AFLP, SSR, SNP ve SCAR molekülermarkır teknikleri kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmada `PI173687 x B493' ve `PI173687 xB10138' melezlemelerinden geliştirilen iki havuç ıslah hattı arasında yapılan melezlemeden eldeedilen F2 generasyonundan 72 birey kullanılmıştır. Oluşturulan harita LOD= 4.00 ve maksimumrekombinasyon değeri ?=0.25'de havucun sahip olduğu 9 bağlantı grubunu kapsamaktadır.Bağlantı grupları % 0.6 fenotipik lokus, % 82.7 AFLP, % 13.5 SSR, % 2.6 SNP ve % 0.6 SCARmarkırından olmak üzere toplam 312 markırdan oluşmuştur. Toplam harita uzunluğu 2389 cM vemarkırlar arası mesafe 7.6 cM olarak belirlenmiştir. `aagcag9' nolu AFLP markırı Y2 lokusu iletamamen aynı yere bağlanmıştır. F3H, FLS1 antosiyanin strüktürel geni ve `aagcag11' noluAFLP markırı P1 lokusuna sırasıyla 6.9, 7.4 ve 9.5 cM mesafelerde bağlanmışlardır. Dörtantosiyanin biyosentez strüktürel geni dokuz bağlantı grubundan üçünün üzerine dağılmışlardır.Her iki fenotipik özelliğe yakın olarak belirlenen markırlar kullanılarak bu genlere ulaşmakmümkün olabilecektir. Bu çalışmada ayrıca Ereğli (mor), 7262 (Mor/Turuncu) ve 0493(Turuncu) nolu havuç genotiplerinin dört farklı kök gelişim aşamasında antosiyanin biyosentezdöngüsünde görev alan altı yapısal genin (PAL3, CHS1, F3H, DFR1, LDOX2 ve UFGT)ekspresyon deseni Real Time RT-qPCR tekniği kullanılarak belirlenmiştir. Turuncu renkligenotipin (0493) dört gelişim aşamasında da CHS1, F3H, DFR1 ve LDOX2 genleri ekspresyongöstermemişken, dışı mor içi turuncu genotipte (7262) antosiyanin birikiminin başlamasıylabirlikte bu genlerin ekpresyonu başlamıştır. Turuncu renkli genotipte UFGT gen ekspresyonutüm gelişim aşamalarında yüksek dalgalanmalar sergilemiştir. UFGT geninin havuç kökbölgesinde antosiyanin oluşumunda anahtar gen olmadığı, antosiyanin oluşumu için CHS1, F3H,DFR1 ve LDOX2 genlerinin etkin bir görevde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, havuç kökbölgesinde antosiyanin oluşumundan sorumlu farklı düzenleyici mekanizmaların olabileceğibelirlenmiştir.

Mehtap Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Phytophthora capsici'ye dayanıklı biber hatlarının ve melezlerinin Kahramanmaraş koşullarındaki arazi dayanıklılıkları ile verim ve kaliteleri

Kök boğazı yanıklığı hastalığına dayanıklı olarak geliştirilen yeni biber hatlarının arazideki dayanıklılıkları ile verim ve kaliteleri araştırılmıştır. Buna ek olarak anılan hatların iki farklı duyarlı genotip (Sena ve Hat 46) ile melezlenmesinden elde edilen 48 F1 hibrit ile birlikte bu iki genotip aynı amaçla test edilmiştir. Ebeveyn ve melezlerden alınan veriler çoklu dizi analizine tabi tutularak özelliklerin kalıtımında rol oynayan gen etkileri de araştırılmıştır. K211xP-67, K211xCM-13 ve K12xK211-15 genotipleri kök boğazı yanıklığı hastalığına arazi koşullarında yeterli dayanım gösteren verimli ve kaliteli olabilecek nitelikte görülmüştür. K211xP-67x46, K211xP-11x46 ve K211xPB-102x46 ise etmene arazi koşullarında dayanabilen, verimli ve tatminkâr kaliteye sahip melezler olmuşlardır. Çoklu dizi analizi ile belirlenen varyans tahminleri sonucu SÇKM, toplam kapsaisinoid, toplam karotenoid, parlaklık, a ve b değerleri ile hue açısı dışındaki özelliklerin eklemeli gen etkisi altında olduğu belirlenmiştir.

Bekir Bülent Arpacı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Kavunlarda kuraklık ve tuzluluğa toleransın fizyolojik mekanizmaları arasındaki bağlantılar

Bu çalışmada, 31 adet kavun genotipi içinden seçilen tolerant ve hassas kavun genotipleri ile tuz ve kuraklık stres koşullarında geliştirilen korunma mekanizmalarının araştırılması ve bu iki farklı strese toleransın fizyolojik mekanizmaları arasındaki ilişki ve bağlantılar olup olmadığının ortaya çıkarılması, iyon regülasyonu, antioksidatif enzim aktiviteleri ile sitrullinin kuraklık ve tuzluğa toleransta etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır.Genel tarama aşamasında, 31 adet farklı kavun genotipi bazı büyüme parametreleri ve fizyolojik değişimler bakımından değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında tuz ve kuraklığa tolerant, orta düzeyde tolerant ve hassas olarak belirlenen 20 adet kavun genotipi ile özel tarama aşamasına geçilerek incelenen parametreler tekrarlanmıştır. Tüm bu sonuçlara göre ayrıntılı fizyolojik çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için tuz ve kuraklığa tolerant CU 159 ve CU 196 no'lu genotipler; tuz ve kuraklığa hassas CU 40 ve CU 252 no'lu genotipler belirlenerek iyon regülasyonu, antioksidatif enzim aktiviteleri (GR, CAT, APX, SOD), antioksidan miktarları (Vitamin C, SH Bileşikleri) ve sitrullin değişimleri bakımından değerlendirilmiştir.Çalışma sonucunda, tuz ve kuraklığın kavun genotiplerinde bitki büyüme ve gelişmesini engellediği, kavun genotiplerinin stres faktörlerine karşı farklı tepkiler verdiği belirlenmiştir. Özellikle CAT ve GR enzim aktiviteleri ile sitrullinin kavunlarda tuz ve kuraklığa toleransta oldukça etkili olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında tuz ve kuraklık streslerinin benzer mekanizmaları harekete geçirdiği, iyon regülasyonu ve enzimatik değişimler çerçevesinde kavun genotiplerinin tuz stresinden daha fazla etkilendiği belirlenmiştir

Şebnem Kuşvuran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00

Other supervisors