Theses supervised by Prof. Dr. Teymur Rzayev
15 theses · Yeditepe University
Turkish painting art as a propaganda tool between 1908 and 1945
This study examines how artists used art for propaganda between Second Constitutional Monarchy and Second World War in Turkey and the relationship between art and propaganda within the scope of art-power interaction. It focuses on how the art and the artist positioned themselves against the government and how the artists conveyed the new ideology to differents spheres of the society by using art that contains propaganda. Artworks created for propaganda have not always been misused. In return for the support it gives to the artist, the government expects the artists to support the idea of social unity and reflect the government's promise of 'good days' in their works. This study is supported with appropriation of masterpieces of art history produced in different periods by artists in China, USSR, America, Mexico, and Italy for propaganda. The paintings with propaganda content, drawn by the Turkish artists between the Second Constitutional Monarchy and the Second World War, were reproduced through digital interventions such as appropriating "Seize the Day" series. Many technical innovations of the age were also adopted in plastic painting art. Just like many posts on social media platforms, the social media posts, shared with the aim of transforming art into propaganda by using some technical features, universalize the use of propaganda. Being not aware of the fact that they are pushed into an imposing loneliness by their android mobile phones, individuals have an increased social insensitivity. With "seize the day" series, it has become a need to record the flow of life due to fear or insensitivity. It is emphasized that increasingly similar lives have gradually become abstract. In the age of informatics, through individualized propaganda that appeals to desire, intelligence, and ego, people make their own propaganda on social media without even making others feel it.
Erken cumhuriyet döneminde önce kadın ressamların Türk Resim Sanatına katkısı
Bu çalışmada Erken Cumhuriyet Dönemimde Kadın ressamların Türk Resim Sanatına katkısı anlatılırken, toplumun çağdaş düzene ayak uydurma çabalarında, Türk kadınının bir sanatçı olarak toplumdaki rolüne ışık tutulmuştur. Osmanlı'dan Cumhuriyete yaşanan modernleşme sürecinde sanatın gelişimi ve bu süreçte kadının yeri ve önemi araştırılmıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra yaşanan dönüşüm sürecinde; Atatürk ve kurmaylarının kadın-erkek eşitliğine verdikleri önemle gerçekleştirdikleri devrimler sonucunda Türk kadınının çağdaşı olan pek çok ülke kadınından daha önce kazandıkları siyasi haklar ve edinimlere yer verilmiştir. Bu süreçte Kadınlar açısından yaşanan olumlu gelişmeler anlatılırken, cinsiyetçi yaklaşımlar ve erkek egemen ideolojilerle kadını kendi çizdikleri sınırlar içinde kalmaya zorlayan düşünceye karşı verilen mücadele de anlatılmıştır. Ayrıca gelenekselden moderne evrilen zaman diliminde kadın ressamların çabaları, yeri ve özgünlüğü, günümüz Türk resim sanatına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada yöntem olarak litaratür taraması esas alınmıştır.
Türk resim sanatında portre soyutlamaları - 1980 sonrası
Bu tezin temel araştırma konusu; modern sanatta figürün temsilden (üç boyutlu gözükme çabasından, simgesellikten, izleyiciye bir şeyleri dikte etmekten) koparak imge olarak sanatçının tuvalinde canlanmasıdır. İlk kısımda, resim sanatında portre ve otoportre çalışmalarının tarihsel süreç içerisinde nasıl başlayıp geliştiği seçilen örnek sanatçılarla beraber irdelenmiştir. Ardından, figür ve figürasyon ayrımının tanımlaması yapılmaya çalışılmış. Biçim ve imge, biçim-biçimsizlik ve deformasyon farkı, soyut ve gerçekçilik arasındaki gerilim irdelenmiştir. Yine bu bölümde sanatçının konfor alanı kavramının tanımlaması yapılmıştır. 1980 sonrasındaki değişimler ile 2000'li yıllarda yaşanmaya başlayan teknolojik gelişmelerin sonuçları ele alınmış ve bunun portre resmine etkileri incelenmiştir. Bozulmuş gerçekçilik tanımı irdelenerek bu kısım tamamlanmıştır. Üçüncü kısımda ise, Türkiye'de 1980 sonrasında portre çalışmaları yapan sanatçılarımız incelenmiştir. Son kısımdaysa, kendi resimlerimde portre soyutlamaları analizleriyle beraber sorgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Portre, Portre Soyutlamaları, Türk Resim Sanatı, figür, figürasyon, biçim, biçimsizlik, deformasyon, imge, konfor alanı, bozulmuş gerçekçilik
17. yy Hollandası ve Rembrandt
Bu tezde 17.yy Hollanda ve Flaman kültürüne ve coğrafyasına dair bilgiyi önemli kılarak yola çıkılmış, ve bu coğrafyada sanatın işleyiş şekli, sanatçıların tavırları, pazarın yapısı ve sanat yapıtının değeri araştırılmıştır. Hollanda'nın diğer Avrupa ülkelerinden nasıl farklılaştığı, nasıl bir refah toplumuna dönüştüğü incelenmiştir. Bu gelişen ve Altın Çağı'nı yaşayan Hollanda topraklarında Rembrandt'ın yağlı boya, desen ve gravür çalışmalarında kullandığı tekniği, farklı ifade ve şekil açılarından mercek altına alınmıştır. Sadece sanat eserleri üzerine bir yoğunlaşma değil, kişisel hayatı, ilişkileri, ticaret ile kurduğu bağ, Hollanda toplumunun genel karakteri ve o toplum içindeki sanat anlayışına değinilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Hollanda, Altın Çağ, Rembrandt
Rönesans'tan çağdaş sanata otoportrenin evrimi
Otoportre, sanatçının ölümsüzlüğünü sağlayarak kendisini kendi istediği şekilde gelecek nesillere aktardığı bir türdür. Antik Mısır'dan günümüze ulaşan otoportrelere bakıldığında, insanın kendi görüntüsünü kaydetme arzusunun her zaman insan doğasının bir parçası olduğu görülmektedir. Rönesans ile beraber yükselen birey duygusunun sanata yansımasıyla portre sanatı ile sanatçıların kim olduğuna duyulan ilgi ve bu iki kavramın birleştiği otoportreler ise sanat tarihi içerisinde yerini almaktadır. Otoportreler, sanatçıların hayatlarından önemli anlar içeren bir türdür ve yapıları gereği otobiyografiktir. Sanatçıların izleyiciler ile samimi şekilde iletişim kurduğu ve kendi imajlarını kendilerinin yönetebildiği otoportreler, dönemin ağır bastığı sanat akımlarıyla beraber değişen anlam ve çeşitliliğe evrilerek, sanat tarihi içerisinde farklı anlam ve biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Fotoğrafın keşfi ile ilk fotografik otoportre örneklerinin, yaşadığımız dönem içerisinde popülerleşen öz çekimlerin temelini oluşturduğu görülmektedir. Bu icatla beraber sanatta gerçeğin temsilinin önemini kaybetmesi ile sanatçılar resim alanında yeni temsil biçimleri ile otoportre üretmeyi sürdürmüşlerdir. Akıllı telefonların kameralarının gelişimi ve görüntü paylaşımı içeren sosyal medya platformlarının hayatın bir parçası olması ile beraber, benliğin görsel temsiline dair anlayış değişmiş ve öz çekimler üzerinden kurulan ilişkiler çağı başlamıştır. Çağdaş sanatın açmış olduğu yeni alanlar, teknolojik gelişmeler ile sanatçılar otoportreye doğrudan temsilin yanında kavramsal yaklaşımlarla da üretimlerine devam etmektedirler. Bu çalışmada, otoportrelerin Rönesans'tan Çağdaş sanata kadar geçirdiği evrim, akımlar ve sanatçılar üzerinden betimlenerek üretilen eserler incelenmiştir.
Türk seramiğinin sanat nesnesine dönüşümünde Füreya Koral'ın etkisi
Tarih boyunca insanoğlunun en çok kullandığı malzemelerden biri topraktır. İlk başlarda sadece gündelik ihtiyaçlarını gidermek amacı ile şekillendirilen kapların malzemesi olan toprak, sonraları dinsel törenlerde kullanılmak üzere çeşitli parçaların şekillendirilmesinde kullanılmıştır. Teknik açıdan gittikçe gelişen bu malzeme Osmanlı'nın Anadolu'ya girmesiyle endüstriyelleşir ve hızla gelişmeye başlar. Cumhuriyet döneminde ise açılan eğitim kurumları ve yetiştirilen öğrencilerle birlikte bir başka boyut kazanır. Cumhuriyetin bu seramik aydınlanmasından bağımsız olarak kendini geliştiren Füreya Koral Cumhuriyet tarihinin ilk kadın seramik sanatçısıdır ve modern Türk seramiğinin oluşmasında yadsınamaz emekleri vardır. Ürettiği sanat eserleriyle ve kişiliğiyle hem çağdaşlarına hem de sonraki nesillere örnek olmuştur. Türk Seramik Sanatına katkıları ile çamuru bir sanat nesnesine dönüştürmüştür. Bu tezde Türk Seramik Sanatının kat ettiği yol Füreya Koral'ın hayatı ve eserleri ışığında incelenmiştir. Bunun yanında Cumhuriyet kazanımlarının ve getirdiği yenilik ve ilerleme anlayışının Türk Seramik sanatına etkileri ve bu etkilerin modern seramik sanatına olan yansımaları incelenmiştir. Bu modernleşme sürecinde Batı'nın etkisi araştırılmıştır.
Figüratif Batı resminde sessizliğin ontolojisi ve estetiği
Günümüzde yaşamımızı kuşatan sesler, sessizliğin ne olduğunu neredeyse unutturmuştur. Her ne kadar John Cage'in deneyinde olduğu gibi mutlak bir sessizlik deneyimi olmasa da, takdir ettiğimiz ve farkına vardığımızda ortaya çıkan sessizlik deneyimleri mevcuttur. Tarih boyunca kendini dinlemenin, meditasyonun, tefekkürün, düşlerin, yaratıcılığın ön koşulu olarak görülen 'sessizlik', başta din, felsefe, sosyoloji, antropoloji, metafizik, ontoloji, fenomenoloji olmak üzere bir çok farklı disiplinde ele alınmış, sanat dünyasında da çoğu alanda bir ifade biçimi ve deneyim alanı olarak kendisine yer bulmuştur. Resim sanatında tür olarak 'sessizlik' geleneğinden bahsetmek mümkün olmasa da, sessizlik teması farklı dönemlerde birçok ressamın ilgisini çekmiş ve resimlerinde ele alınmıştır. Resim türleri arasında en çok 'sessiz' olarak tanımlanan soyut resimler olsa da, figüratif resimlerde 'sessizlik' olgusu çok yönlü bir doğa ile karşımıza çıkmaktadır. Bu tezde, figüratif resimlerde 'sessizliğin' estetik bir karakterle, ontolojik değerlendirmeye uygun zengin deneyim türlerini sağladığı savunulmaktadır. Tezin kapsamı 'Batı' resim geleneği ile sınırlandırılmıştır. Dört bölümde yürütülen araştırma kapsamında, figüratif batı resminde sessizlik deneyiminin, estetik deneyimle olan ilişkisi ve var olma tarzı incelenmiştir. Öncelikle sessizliğin anlam ve bağlamı, ses ile ilişkisi sorgulanarak, düşünce tarihinde kavrama ilgi duyan düşünürlerin sessizlik yaklaşımlarına yer verilmiştir. Bunun yanısıra ontoloji ve estetik kavramlarının kuramsal gelişimi araştırmaya dahil edilerek, sessizliğin varoluşsal olasılığının figüratif resimde nasıl görünür hale geldiği, sessizlik deneyiminin yapıta verilen estetik tepkinin bir parçası olup olmadığı değerlendirilmiş ve bu deneyimin öznel bir deneyim alanı olarak, estetik tepkinin ayrılmaz bir parçası olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın son kısmında, figüratif batı resminde sessizliğin mevcudiyetini eserlerinde 'seri' olarak ortaya koyan ressamların sessiz olarak algılanan yapıtları incelenmiş ve bu yapıtlar; manzara, ölü doğa ve insan figürlü resimler olmak üzere üç ayrı grupta kategorize edilerek kısıtlı bir örneklem sunulmuştur. Seçilen örneklerde sessizlik algısını şekillendiren estetik ve ontolojik kuramlar doğrultusunda, içerik ve analitik çözümleme yapılmıştır. Tüm bu çalışmalar dahilinde yerli ve yabancı kitaplar ile, makale ve tezlerden oluşan kaynaklardan yararlanılmış, sessizlik olgusunun figüratif resimlerde estetiği ve ontolojisi değerlendirilerek sonuca varılmıştır. Bu araştırma ile sanatta 'sessizlik' tartışmasına figüratif resimle katkı sunarak, çağımızı kuşatan seslerin dünyası ile zayıflayan mahiyetinin tekrar güçlendirilmesine çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sessizlik, Ses, Ontoloji, Estetik, Figüratif Resim.
XVII. yüzyıl Hollanda resim sanatında 'Tronie'
Bu araştırmada XVII. yüzyıl Altın Çağ (Dutch Golden) Hollanda resminde ortaya çıkan "Tronie" ile dönemin portre anlayışı arasındaki temel farklar incelenmeye çalışılmıştır. Tronie resminin, portreden ayrılan yanları, kendi türü içerisinde geniş bir anlam taşıyıcılığına sahip olduğu için kolay seçilebilir değildir. Tronie terimi anlamca; yüzde kategorize edilmiş fizyonomik özellikler, çeşitli jest ve mimikler, karakter tiplemeleri, duygu durumları, anonim kimseler, soytarılar, köylüler, askerler, aşıklar, sarhoşlar gibi çeşitli sınıf gruplarından oluşan baş, yakın plan ya da yarım boy yapılmış karakter figürleridir. Bu karakterler özellikle; hayali egzotik aksesuarlar, sarıklar, bereler, tüylü şapkalar, Doğu kültürlü kıyafetler, pahalı saten kumaşlar, altın brokar ceketler ya da tam tersi gösterişsiz oldukça özensiz, sade boyanmış kumaş ve giysilerden oluşmaktadır. Tronie, biçim bakımından portre ve diğer tür parçalara benzese de sanatçıların teknik ustalıklarını bariz bir şekilde sergilediği bağımsız bir türdür. Yapılan araştırmalarda taşıdığı biçimsel benzerliklerden dolayı bilim insanları tarafından yanlış yorumlanmış ve yakın zamanda yapılan araştırmalarla biçim- içerik yapısı analiz edilerek açıklığa kavuşturulmuştur. XVII. yüzyıl Hollanda resim sanatında gündelik yaşam içerisinde gelişen Tronie ve kendi içerisindeki çeşitleri, birçok açıdan ressamın tarzına göre tasarımlanmıştır. Başlangıçta anonim resimler olarak yapılan Tronie resimler zamanla kendi içerisinde çeşitli türlere bölünmüştür. Araştırmamızda bölüm 4.'de analizlerini yapmış olduğumuz Tronie yapıtlardan yola çıkarak Bölüm 3.4.' de Tronie resmi ilk kullanan ressamlar: Rembrandt Harmenszoon van Rijn, Frans Hals ve Jan Lievens'in yapıtlarındaki benzerlik ve farklılıklar analiz edilmiştir. Mevcut çalışmanın endişeleri ve anlayışı buna paralel olarak bölüm 4.'de yüzyılın avangart Tronie ressamlarının yapıtları üzerinden kapsamlı şekilde analiz edilmiştir. Yaptığımız analizlerle elde edilen bulgular Tronie resminin resim geleneğine bağlılığını göstererek, bağımsız bir tür olduğu hipotezini doğrulamıştır. Ressamlara sağladığı deneysel (ampirik) zeminle portreciliğe kazandırdığı çeşitlilik için, resim sanatı tarihinin gelişim sürecinde önemli bir yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Tronie, Portre, Altın Çağ Hollanda resim sanatı, Resim tekniği. Fizyonomi.
The effects of Russian avant-garde artists on abstract art at the beginning of the20 th century
This thesis study, titled "The Effects of Russian Avant-garde Artists on Abstract Art at the Beginning of the 20th Century", examines the question of how and in what way the works of Russian artists, who are described as avant-garde in their own countries and in the art groups they join in various European countries, affect the artistic and technical production processes of artists living in Europe and the USA during their own time and after the Second World War. Many artists born in the Russian geography, called the Russian Avant-garde, received education in the best schools of their time in the fields of science and art such as Painting, Theater, Music, Architecture, Construction, Textile Products Engineering, and they are people who are very distinguished in their own country or in other countries, work actively, have very strong intellectual aspects, and have won the admiration of art lovers and art authorities with the artworks they produce. Within the scope of the research, first of all, the concept of Avant-garde was examined, then the art groups before the Avant-garde, which prepared the intellectual, philosophical and technical conditions that were very important for the formation of the Avant-garde in Russia, were examined, these art groups are groups of artists who have influenced the society they live in with the art activities they carry out. By looking at the characteristics of the works of art produced by the Russian Avantgarde during their historical period, we can analyze them under three main headings. When the visual arts are examined in the history of painting, Wassily KANDINSKY with his abstract painting, which is said to have made the first abstract painting, Kazimir MALEVICH, who started the Suprematism art movement, and Vlademir TATLIN with the Constructivism art movement. The painting style, which is said to have started with Wassily KANDINSKY, which we see realized for the first time in the history of painting, does not point to anything from the world we live in, consists of lyrical geometric shapes that we can classify as art without objects, abstract art, and which KANDINSKY describes as concrete abstraction, as the inner reality of the artist, and the Suprematism art movement, which Kazimir MALEVICH calls pure art, and Vlademir TATLIN, the development process of the Constructivism art movement, which is considered as one of the first examples of installation art, giving relief sculpture effect of materials such as wood and metal plates, which have different uses in daily life, have been examined. Abstract painting and sculpture works developed with the participation of Wassily KANDINSKY, Kazimir MALEVICH, Vlademir TATLIN and many artist friends, among these artistic works, which are called first generation within the scope of the thesis subject, not only influenced their contemporaries, but also influenced the artists who came after them in many ways even today. The effects of avant-garde on abstract works of art are explained by examining the works of artists and their production processes.
Türk çağdaş soyut sanatında Selçuklu etkisi
Selçuklu Hanedanlığı'nın sanat ve kültür bakımından zengin olması, kaçınılmaz olarak Türkiye'yi yalnızca çağdaş sanatlarda değil, mimaride, geleneksel sanatlarda, kumaşlarda, çinilerde, minyatürlerde ve daha pek çok alanda etkilemiştir. Orta Asya Türkleri'nin sanat ve yaşayış biçimlerinin Selçuklu'ya oradan da Osmanlı'ya aktarılan ve günümüze ulaşan sanat anlayışının, güncel zamanın Türk ressamlarına ve soyut sanata etkileri incelenmiş; Selçukların Türk sanatına katkıları, günümüz sanatçılarının batıya dönük yüzleriyle harmanlanmıştır. Göçebe sanatları Türklerin Orta Asya'daki yaşam şekilleri ve inanışlarıyla bağlantılıdır; bu zamanlar Orta Asya'daki Türkler için beslenme ve gelişim zamanları olarak görülebilir ve aynı süreçte kültürlerinin yapısı içerisinde bel kemiği rolü gören şamanik inanışları ve kullandıkları semboller göze çarpar. On birinci yüzyılda Selçuklar ismiyle anılan Oğuz boyları, Ön Asya'yı fethedip, kabul ettikleri İslam dini adına İran'da, Anadolu'da, Suriye ve Mısır'da hanedanlar ve devletler kurarak, devraldıkları bölgelerde sanatın gelişebilmesi için imkanlar sağlamışlardır. Araştırma süresince, Selçuklu dönemlerindeki coğrafik ve kültürel zenginliğin, sanat dallarına yansıyan etkileri bu bağlamlar çerçevesinde incelenmiş, Osmanlı dönemindeki sanatsal gelişmelerle beraber Türk çağdaş soyut sanatına katkısı üzerinde konumlandırılması amaçlanmıştır. Ayrıca belirtilmelidir ki dönemler ve dönemlerin içerisinde gelişen olaylar keskin tarihsel sınırlamalarla aktarılmamış olup, yalnızca önemi olan bilgiler aktarılmıştır. Kullanılan bazı kaynakların dilinin yabancı olması dikkate alınmıştır ve Türkçe dışındaki kaynakların çevirilerinin tümü şahsıma aittir.
The symbol and concept of time in painting from the XX century to the present
This dissertation examines the symbol and concept of time in art from the 20th century to the present. In addition, it investigates and evaluates the relationship between art and symbol in the context of ideational and plastic arts. Furthermore, this dissertation investigates the relationship of the array of artworks between new aspects of artistic creativity and symbolism and perception, a modern way of creating new time symbols and their transfer to the audience. Finally, this study investigates the external effects of the diversity of trends in Western art on artists and artist groups such as political, economic, and social. Thus, symbols, languages, and images are transformed in art, and new techniques and transfer methods to the audience emerge. In order to understand both time symbols and concepts more deeply, it is necessary to go back to the era when modern science was born. In order to understand the nature of time, this dissertation examines scientists theories about the "nature of time" from the Anatolian philosopher Heraclitus in ancient times and the ones from our present time, such as Stephen Hawking. Philosophical views on the concept of "time and symbols" also play an essential role. In this study, by investigating the way the painters construct their works of art, their search and use of new time symbols in terms of style, the interaction in contemporary art, the use of new techniques and materials by the artists, the concept of art for the concept of time and time symbols are analyzed. In the last part, Tetiana Müsevitoğlu's paintings are included, the interaction with the time symbol and the concept of time is discussed, and the study is completed. Keywords: Symbol, Science, Philosophy, Art, Concept of Time, Contemporary art.
The history of the blackboard and artists using the blackboard in art and their works
In this study, it is aimed to investigate the "History of Blackboard and The Artists Using Blackboard in Art and Their Works" which is a subject that has not been addressed sufficiently in our country and in the world literature. Questions such as "Where and when was it used for the first time? In what period, for what purpose was it used? etc. shed light on the subject. As a result of this research, it has been resolved that the existence of Blackboard in education is related to writing. It has been observed that the tablets, which started in the Sumerian era and were used as student notebooks for a long time, were used in the form of stone, wood and wax tablets in the subsequent civilizations. The Sumerian student clay tablet, the Etruscan tablet used around 700 BC and the Greek wax tablet are the ancestors of the blackboards used today. In literature studies, it was seen that the use of large blackboards in classrooms was in 1801 for the first time and after 1841 it was more widely distributed and used gradually in central schools, then in town and village schools. In the second half of the 20th century, it was replaced by colored and technological boards. In this study, in which the historical process of the blackboard is examined comprehensively, its relationship with art and (while it is used less in education in our century) and why it affected the artist so much, are focused on. It aims to investigate why and by whom the blackboard form, which was first witnessed in the works of Joseph Beuys, was used. Considering the period and the years it was made and referring to the reasons for choosing this surface its presence in art in various mediums has been demonstrated with case studies by addressing from educational, historical, cultural, nostalgic, identical, ethnic etc. contexts. Keywords: Blackboard, Text, Subject, Media, Context,
Social and cultural memory in post-1980 Turkish installation art
This study delves into Installation Art in Turkish Plastic Arts post-1980, focusing on the multifaceted concept of "space" in both its visual and conceptual dimensions. It elucidates how the political, social, and economic factors, whose groundwork was laid in the 1960s and 70s in Turkey, marked a pivotal juncture in the realm of Plastic Arts and delineated the national and international stature of Turkish Plastic Art. The study identifies the catalysts behind seminal turning points in Plastic Arts and the resultant formations they incited, as well as their contributions to the bedrock of social and cultural memory.
Salvador Dali eserlerinde metafor kavramı
Bu tezin temel amacı, Salvador Dali eserlerinde, sanatçının eserin başlangıcından oluşumuna kadar olan süreçte kullandığı sembollerin metafor olup olmadığını incelemektir. Eserlerin analizini gerçekleştirebilmek adına sanatçının hayatı, arkadaşları, sosyal yaşamı, yaşadığı yer, alışkanlıkları gibi resimlerini etkileyen faktörler araştırılmıştır. Sürrealizm etkisinde kalarak geçirdiği dönem incelenmiştir. Eserlerinde kullanılan semboller Sigmund Freud un rüya sembolleri ışığında değerlendirilmiş ve metaforlar bulunmuştur.
Rusya resim sanatında İlya Repin'nin etkisi
19. yüzyıl Rusya'sı, Batılı kapitalist gelişmelerin gerisinde kalan, eskiyen askeri ve bürokratik otokratik yapılar tarafından idare edilen bir toplumsal yapıya sahipti. Bu çağda, Çarlık Rusya'sı, zaman zaman liberal isyanlarla, zaman zaman da Batı'nın liberal düşüncelerinden etkilenerek Çarlar tarafından uygulanan reformlarla değişim rüzgarlarına kapıldı. Gerçekte, 17. yüzyıldan itibaren başlatılan reformlar ve Çarlık rejiminin dışa açılması, Rusya'da ekonomik, sosyal, eğitim ve yönetim sistemlerinde kaçınılmaz gelişmelere ve dönüşümlere yol açtı. Aynı zamanda, sanat ve özellikle resim sanatı da bu değişim sürecine eşlik etti. Takip eden yüzyıl boyunca sanat, dini ve soyut konulardan uzaklaşarak duygusallığa meylederken, genç Rus ressamlar sanat eğitimi almak için yurt dışına çıktılar ve halk sınıfından gençler de sanat eğitimi alma fırsatı buldular. 1757'de Rusya Sanat Akademisi'nin kuruluşundan itibaren sanatçılar, kırsal manzaralar, sıradan halkın yaşamı ve portreler gibi konulara yoğunlaşmışlardır. Özellikle 18. yüzyılın Rus resim sanatında, portrelerin yanı sıra halkın günlük yaşantısını yansıtan eserlerin ortaya çıkması dikkat çekicidir. 19. yüzyılın ilk yarısında, resim sanatında portreler giderek aristokrasiden uzaklaşmıştır. Bu dönemde, büyük sanatçıların eserlerinde görüldüğü üzere, yazarlar ve sanatçılar ile birlikte halktan insanların portreleri de yapılmaya başlanmıştır. 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Rus resim sanatında etkisini artıran realizm, 19. yüzyılda da etkisini sürdürmüştür. 1870'li yıllarda, Rus realist ressamları, eserlerini Petersburg, Moskova ve diğer büyük şehirlerde sergilemek amacıyla Gezgin Ressamlar Birliği'ni oluşturdular. Bu birliğin başkanı olan Kramskoy, özellikle portre çalışmalarıyla ünlüdür. Birliğin üyelerinden İlya Efimovich Repin, 1873 yılında "Volga'da Mavna Taşıyıcıları" adlı eseriyle realist resme yenilik getirmiştir. Ukrayna kökenli Repin, St. Petersburg'daki İmparatorluk Sanatlar Akademisi'nde eğitim görmüş, Wanderers (Gezginler) üyesi olan Repin, eserlerinin büyük bir kısmını doğduğu yer olan Ukrayna'ya adamıştır. Onun gerçekçi eserlerinde genellikle yoğun bir psikolojik derinlik ve mevcut sosyal düzenle olan gerilimler yansıtılmıştır. Bu çalışma kapsamında; İlya Efimovich Repin'in sanatı, yetiştiği dönemin öncesinde ve sırasında Rusya'nın sosyal, politik ve sanatsal ortamı bağlamında incelenmiş, sanatçının kendi özgün çizgisini oluştururken etkilendiği çevresel ve sanatsal koşullar ile döneminde ve sonrasında Rus ve Dünya resim sanatına bıraktığı izler irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Rusya Resim Sanatı, İlya Repin, 19. Yüzyıl Rus Resmi.