Theses supervised by Seray Kabaran

16 theses · Eastern Mediterranean University

Master'sOpen AccessTR

Kilolu ve Obez Kadın Adölesanlarda Akdeniz Diyeti Uyumuna Yönelik Beslenme Eğitiminin Antropometrik Ölçümler ve Beslenme Kalitesi Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu çalışma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kilolu ve obez kadın adölesanlarda akdeniz diyeti uyumuna yönelik beslenme eğitiminin antropometrik ölçümler ve beslenme kalitesi üzerindeki değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Aşırı kilolu ve obez kadın adölesanların belirlenmesinde vücut ağırlığı, boy uzunluğu, BKİ değeri, bel çevresi, kalça çevresi, bel/kalça oranı, bel/boy oranı değeri hesaplanmıştır. Çalışmaya 91 kadın adölesan katılmıştır (46 müdahale grubu, 45 kontrol grubu). 91 adölesan müdahale ve kontrol grubu olarak 2’ye ayrılmıştır. Müdahale grubuna 8 haftalık akdeniz diyeti ve sağlıklı beslenme eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna 1 kez 45 dk’lık beslenme eğtimi ve akdeniz diyeti bilgilendirilmesi yapılmıştır. Gruplar eğitim öncesinde ve sonrasında KIDMED skoru ve 3 günlük besin tüketim kaydı ile değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmanın değerlendirilmesinden elde edilen bulgular incelendiğinde KIDMED skorlaması ortalama değeri kontrol grubu eğitim öncesinde 5,18, kontrol grubundan eğitim sonrasında 6,26 olmuştur. Müdahale grubunda eğitim öncesi KIDMED ortalama skoru 4,57, müdahale grubunda eğitim sonrasında alınan KIDMED skorlarında bu ortalama 6,35 olmuştur. Kontrol grubunun eğiitm öncesi ve sonrası kilo farkı-1.36 kg’dır. Müdahale grubunun eğitim öncesi ve sonrası kilo farkı -0,78 kg’dır. Kontrol grubu eğitim öncesi ve sonrası BKİ fark değeri -0,52 kg/m²’dir. Müdahale grubu eğitim öncesi ve sonrası BKİ fark değeri -0,30 kg/m²’dır. Kontrol grubu eğitim öncesi ve sonrası bel çevresi fark değeri -0,33 cm’dir. Müdahale grubu eğitim öncesi ve sonrası bel çevresi fark değeri -0,85’dir. Müdahale ve kontrol gruplarının son testlerine bakıldığında %63,1-%69,5 oranlarında akdeniz diyeti geliştirebilir düzeyde uyumlu oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak akdeniz diyetine uyumun artırılması için eğitimlerin sürelerinin daha uzun ve ders formatında olup geliştirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Akdeniz Diyeti, Beslenme Eğitimi, KIDMED

Akdeniz MutfağıBeslenme Eğitimi
Tuğçe Memiş
Eastern Mediterranean University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin Kadın Bireylerde Akdeniz Diyeti’ne Uyuma Yönelik Beslenme Eğitiminin Antropometrik Ölçümler ve Beslenme Durumu Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu araştırma, “Yetişkin Kadın Bireylerde Akdeniz Diyeti’ne Uyuma Yönelik Beslenme Eğitiminin Antropometrik Ölçümler ve Beslenme Durumu Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi amacıyla 25 kontrol ve 25 müdahale grubu olmak üzere toplam 50 yetişkin kadın birey ile gerçekleşmiştir. Yetişkin kadın bireylere, genel beslenme alışkanlıkları, besin tüketimleri ve Akdeniz diyetine uyumlarının belirlenmesi amacıyla anket formu uygulanmış ve bazı antropometrik ölçümleri alınmıştır. Yetişkin kadın bireylere toplam 8 hafta olmak üzere 8 farklı konuda Akdeniz diyetine yönelik beslenme eğitimi verilmiştir. Eğitim öncesi ve sonrası besin tüketim sıklıkları, antropometrik ölçümleri ve Akdeniz diyetine uyumları değerlendirilmiştir. Eğitim ve kontrol grubunda yer alan bireylerin ön testte Akdeniz Diyetine Uyum ölçeğinden almış oldukları puanlar benzerdir. Eğitim grubunda yer alan katılımcıların son testte Akdeniz Diyetine Uyum puanları artmış olsa da, söz konusu fark istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde değildir. Buna rağmen kontrol grubu katılımcıların son test - ön test Akdeniz Diyetine Uyum puanları arasındaki fark incelendiğinde, kontrol grubu katılımcıların Akdeniz Diyetine Uyum (puanlarının son testte düştüğü gözlemlenmiştir. Bununla ilişkili olarak eğitim ve kontrol grubunda yer alan katılımcıların Akdeniz Diyetine Uyum son test puanları karşılaştırıldığında; gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Eğitim grubunda yer alan katılımcıların Akdeniz Diyetine Uyum-MEDAS (0-14 puan), Akdeniz Diyetine Uyum-MDSS (0-24 puan) ve Akdeniz Diyetine Uyum-MDS (0-17 puan) ölçeğinden son testte almış oldukları puanlar, kontrol grubu bireylere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca eğitim grubu bireylerin Akdeniz Diyetine Uyum (0-17) ölçeği son test - ön test puanları arasındaki fark, kontrol grubu bireylere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Eğitim grubunda yer alan bireylerin Son Test-Ön Test vücut ağırlığı değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu görülmüştür (p<0,05). Eğitim grubu katılımcıların son test vücut ağırlığı değerleri (𝑥���̅=77,53±8,75 kg), ön test değerlerine (𝑥���̅=78,42±8,55 kg)anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Araştırmaya dahil edilen bireylerin eğitim ve kontrol grubu katılımcıların son test-ön test vücut ağırlıklarındaki kayıp miktarları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Eğitim grubunda yer alan bireylerin son testte ölçülen posa, suda çözünebilir posa ve suda çözünmeyen posa alım miktaları ön testte ölçülen miktarlara göre daha yüksek bulunmuştur. Diyetisyen tarafından düzenli olarak verilen beslenme eğitimin Akdeniz diyetine uyum ve antropometrik ölçümler üzerindeki etkisini değerlendiren geniş kapsamlı, uzun süreli ve geniş kapsamlı çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Akdeniz diyetine uyum, beslenme eğitimi, sağlık

Akdeniz Mutfağıbeslenme eğitimisağlık
Fikriye Beşerler
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli Bireylerde Diyet Magnezyum Alımı ve Serum Magnezyum Düzeyi ile Metabolik Kontrol Parametreleri Arasındaki İlişkinin Araştırılması

ÖZ: Bu çalıĢma, diyabetli bireylerde, diyet magnezyum alımı ve serum magnezyum (Mg) düzeyi ile bazı metabolik kontrol parametreleri arasındaki iliĢkilerin incelenmesi amacıyla; Gazimağusa Devlet Hastanesi Diyabet Polikliniği Birimi’ne baĢvuran, 20-65 yaĢ arası, 120 tip 2 diyabetik birey(58 kadın, 62 erkek) ile gerçekleĢtirilmiĢtir. Bireylerin genel özellikleri, beslenme alıĢkanlıkları, besin tüketim sıklıkları, fiziksel aktivite durumları anket formu ile sorgulanmıĢtır. Bireylerin antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, kalça çevresi) alınmıĢ, bazı biyokimyasal bulguları (açlık kan Ģekeri, HbA1c, total kolesterol, LDL kolesterol, HDL kolesterol, trigliserit, serum magnezyum, serum kalsiyum) elde edilmiĢtir. Serum Mg düzeyi kadınlarda erkeklere göre daha düĢük bulunmuĢtur. Kadınların diyetle magnezyum alımı ile serum kalsiyum değerleri arasında negatif yönlü bir korelasyon belirlenmiĢtir (p<0,05). Erkeklerde ve kadınlarda serum magnezyum değerleri ile açlık kan Ģekeri, HbA1c değerleri arasında negatif yönlü bir iliĢki olduğu olduğu tespit edilmiĢtir (p<0,05). Erkeklerin diyetle magnezyum alımı ile HDL kolesterol değerleri arasında pozitif yönlü, trigliserit değerleri arasında ise negatif yönlü bir iliĢki saptanmıĢtır (p<0,05). Kadınların diyetle magnezyum alımı ile kalça çevresi arasında negatif yönlü bir iliĢki olduğu saptanmıĢtır(p<0,05). Erkeklerin serum magnezyum değerleri ile vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, bel çevresi, kalça çevresi, bel/kalça ve bel/boy oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü korelasyonlar olduğu görülmüĢtür (p<0,05).Örneklemde açlık kan Ģekeri, HbA1c ve trigliserit düzeylerine göre serum magnezyum değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu saptanmıĢtır (p<0,05). Serum magnezyum düzeyi yeterli olan bireylerin açlık kan Ģekeri, HbA1c, LDL kolesterol ve trigliserit değerleri daha düĢük bulunmuĢtur. Diyetle magnezyum alımı yeterli olan bireylerin, trigliserit düzeyleri yetersiz olanlara göre anlamlı düzeyde düĢük bulunmuĢtur (p<0,05). Diyetle magnezyum alımı ile serum magnezyum düzeyi arasındaki iliĢkiyi destekleyecek geniĢ kapsamlı daha fazla çalıĢmaya gereksinim duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Diyabet, Tip 2 DM, Magnezyum, Diyet Magnezyum, Serum Magnezyum, Metabolik Kontrol, HDL, LDL, Trigliserit, HbA1c, Kalsiyum

Beslenme EğitimiSubject term:DiyabetSağlıklı Beslenme
Gül Melis Özkaya
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gazimağusa İlçesinde İkamet Eden 20-40 Yaş Arası Kadınların Obezite İle İlgili Önyargılarının ve Sağlıklı Beslenme Takıntılarının Değerlendirilmesi

Ormancı, N. Evaluation of Women’s Obesity-Related Biases and Their Obsessed With Healthy Eating Who Between 20 and 40 Ages and Live in Famagusta. Eastern Mediterranean University, Health Sciences Faculty, Nutrition and Dietetic Master Thesis, Famagusta, 2016. In this study, obesity in women between the ages of 20-40 and was carried out to identify prejudices against the obsessed with healthy eating. The study data was conducted on May and July in 2016. Woman between the ages of 20 to 40 who reside in the district of Famagusta 475 and have been visiting in home or work place. Data were collected with face-to-face meetings. In virtue of questionnaires were evaluated participants' demographic information, general eating habits and eating behaviours. Moreover, individuals' biases against obesity to measure by GAMS-27 scale, also evaluated for orthorexic behaviour assessment were used by ORTHO-11. The average age of women are 30.67±6.08. The average of body mass index (BMI) is 24.68±5.01 kg/m². 21% of participants of the study have health problem that diagnosed by a doctor. The other participants (78.9%) do not have any health problem. The their average scores of ORTO-11 are 26.73±3.27. Furthermore, average score of GAMS-27 for results are 75.97±11.99. According to results of women's obesity bias scale are 26.1% biased, 48.0% prone to bias, 25.9% unbiased. When considering the obsession of healthy eating; 24.8% prone to orthorexia and 75.2% healthy were found. Unbiased and biased against obesity in women, in terms of bread consumption are statistically significant (p<0.05). The women of unbiased and biased BMI, waist and hip circumference, fat percentage, fat mass, percentage Sep, percentage with the amount of liquid and liquid are statistically significant (p<0.05). Prone to orthorexia individuals and healthy individuals in terms of bread consumption are statistically significant (p<0.05). Prone to orthorexia individuals and healthy individuals' waist circumference, hip circumference, BMI and muscle mass, amount of liquid are statistically significant (p<0.05). As a result of the study is recommended that further studies be done that could represent the society.

Obezite ÖnyargısıSağlıklı Beslenme Takıntısı
Neşe Ormancı
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Obez Bireylerde Diyetle Kalsiyum Alımının Vücut Ağırlık Kaybı Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ; Bu araştırma özel bir diyet merkezine zayıflama amacıyla başvuran 60 obez birey üzerinde yürütülmüştür. Bu çalışma, süt ve süt ürünleri tüketimi ile sağlanan 800 mg/gün kalsiyum ve 1200 mg/gün kalsiyum içeren zayıflama diyetlerinin vücut ağırlığı ve yağ yüzdesi kaybına etkisini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 24- 45 yaş aralığında olan ve obezite dışında kronik başka bir rahatsızlığı bulunmayan 60 obez birey dâhil edilmiştir. Kronik hastalığı olanlar, multivitamin, kalsiyum, D vitamini desteği alanlar, gebe ve emzikli olanlar ve zayıflamaya yönelik ilaç kullananlar dâhil edilmemiştir. Çalışmaya katılan bireyler randomize olarak 30’ar kişilik 2 gruba ayrılmış ve tüm bireyler 8 hafta süresince diyetisyen tarafından takip edilmiştir. Bireylerin genel özelikleri, antropometrik ölçümlerini ve beslenme alışkanlıklarını sorgulayan anket diyetisyen eşliğinde doldurulmuştur. Çalışmaya katılan bireylerin çalışma öncesi besin tüketimlerinin belirlenebilmesi için 3 günlük besin tüketim kaydı alınmıştır ve Beslenme Bilgi Sistemleri (BEBİS) programı kullanılarak çalışma öncesinde tüketilen enerji ve besin ögesi alımı hesaplanmıştır. Antropometrik ölçümler diyetisyen tarafından takip edilerek çalışma başında ve 8 hafta sonundaki değerler karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda 1200 mg/gün kalsiyum içeren diyetin vücut ağırlığı ve vücut yağ oranı kaybı üzerindeki etkisi 800 mg/gün kalsiyum içeren zayıflama diyetine göre istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak günlük kalsiyum alımının süt ve süt ürünleri tüketimi ile artırılmasının, obez bireylerde vücut ağırlığı ve vücut yağ oranı kaybının sağlanmasında etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Obezite, Kalsiyum, Ağırlık kaybı

Ağırlık kaybı
Gözde Sultan Şahinoğlu
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gazimağusa İlçesinde İkamet Eden Yetişkin Obez Kadınlarda Besin Çeşitliliğinin ve Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu çalıĢma obez kadınların besin çeĢitliliğini ve yaĢam kalitesini değerlendirmek amacıyla planlanmıĢ olup KKTC‟nin Gazimağusa bölgesinde yaĢları 18-65 arasında değiĢen 130 obez kadın ile yürütülmüĢtür. ÇalıĢmaya alınan kadınların demografik özellikleri ve beslenme alıĢkanlıkları hakkındaki bilgilerinin toplanabilmesi için anket formu kullanılmıĢtır. Beslenme durumlarının saptanması için geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydı ayrıca FAO‟nun (Gıda ve Tarım Örgütü) besin çeĢitliliği indeksi kullanılmıĢtır. Obez bireylerde yaĢam kalitesinin değerlendirmek için „obezlere özgü yaĢam kalitesi ölçeği (OÖYKÖ) kullanmıĢtır. AraĢtırmaya katılan kadınların %43.1‟i 18-45 yaĢ, %56.9‟u 46-65 yaĢ grubundadır. Bireylerin %57.7‟si kronik hastalığı olduğunu bildirmiĢtir. Bireylerin vücut ağırlığı ortalama 92.45±70.39 kg, boy uzunluğu ortalama 151.64±27.89 cm, BKĠ ortalama 35.31±5,19 kg/m2, bel çevresi ortalama 109.38±11.52 cm, bel/kalça oranı 0.91±0.11 olarak saptanmıĢtır. Antropometrik ölçümler ile yaĢam kalitesi arasındaki korelasyonlar incelendiğinde, vücut ağırlığı, BKI, bel çevresi, kalça çevresi, vücut kas kütlesi ve vücut yağ kütlesiile yaĢam kalitesi arasında pozitif yönde güçlü iliĢki gözlemlenmiĢtir (p<0.05). Bireylerin toplam besin çeĢitliliği skorlarına göre katılımcıların; %12.3‟ü 0-3 puan arasında (düĢük besin çeĢitliliği) ve %87.7‟si 6-9 puan arasında (yüksek besin çeĢitliliği) puanına sahiptir. Obezite derecesine göre besin çeĢitliliği skorunda anlamlı bir farklılık görülmemiĢtir (p>0.05). Morbid obezlerin yaĢam kalitesi puanı ile (=2.89) 1.derece obez (=2.34) ve 2.derece obez (=2.84) olanlar arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuĢtur (p<0.05).

BKİBesin ÇeşitliliğiObezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (OÖYKÖ)+1
Özlem Tay
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda Besin Neofobisi ve İnflamatuar İndeks Skoru, Diyet Kalitesi ve Antropometrik Ölçümlerle İlişkili Midir?

ÖZ: Bu çalışma, çocuklarda besin neofobisi ve inflamatuar indeks skorlarının, diyet kalitesi ve antropometrik ölçümlerle ilişkisini incelemek amacıyla; Gazimağusa bölgesindeki ilkokullarda gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 3, 4 ve 5’inci sınıf öğrencilerinden gönüllülük esasına bağlı toplam 300 kişi (150 kız, 150 erkek) dahil edilmiştir. Bireylerin genel özellikleri, neofobi puanları, diyetin inflamatuar indeksi ve KIDMED indeksi ve besin tüketim sıklıkları anket formu ile sorgulanmıştır. Çocukların antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, boyun çevresi) alınmıştır. Araştırmaya dahil edilen öğrencilerin İnflamatuar İndeks sınıflamalarına göre vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, boyun çevresi ve BKİ değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). İnflamatuar İndeks sınıflamasının I.’nci çeyrekliğinde olan öğrencilerin vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, boyun çevresi ve BKİ değerleri diğer öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin BKİ (persentil) sınıflamalarına göre İnflamatuar İndeks skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p<0,05). Normal ağırlıkta olan öğrencilerin İnflamatuar İndeks skorları obez öğrencilere göre yüksektir. Ayrıca KIDMED sınıflaması düşük olan öğrencilerin İnflamatuar İndeks skorları, KIDMED sınıflaması yüksek olan öğrencilerden yüksek bulunmuştur (p<0,05). Öğrencilerin Neofobi skorları ile İnflamatuar İndeks skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir korelasyon olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Çalışmaya katılan öğrencilerin Neofobi skorları ile KIDMED skorları arasında istatistiksel olarak negatif yönlü korelasyon olduğu saptanmıştır (p<0,05). Öğrencilerin KIDMED skorları ile İnflamatuar İndeks skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ve negatif yönlü bir korelasyon bulunduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Öğrencilerin KIDMED skorları arttıkça, İnflamatuar İndeks skorları azalmaktadır. Çalışma sonucunda Akdeniz Diyeti uyumu ile diyet inflamatuar indeksi arasında ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Besin neofobisi ve diyet inflamatuar indeksi arasında ise ilişki saptanmamıştır. Neofobi ile DII arasındaki ilişkinin anlaşılması için daha çok kişi sayısı ile daha uzun süreli takip çalışmalarının yapılması yararlı olabilir. Anahtar Kelimeler: Besin Neofobisi, KIDMED Skorları, İnflamatuar İndeks Skorları, Antropometrik Ölçümler

Sağlıklı Beslenme
Didem Kanısoy
Eastern Mediterranean University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu / Ünye 5-9 Yaş Grubu İlköğretim Öğrencilerinde Obezite, Boyun Çevresi, Bel Çevresi ve KIDMED İndeksinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Korkmaz G Ö. Ordu / Ünye 5-9 Yaş Grubu İlköğretim Öğrencilerinde Obezite, Boyun Çevresi, Bel Çevresi ve KIDMED İndeksinin Değerlendirilmesi. Doğu Akdeniz Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Programı Bilim Uzmanlığı Tezi, Gazimağusa, 2017. Bu araştırma, Ordu / Ünye 5-9 yaş grubu ilköğretim öğrencilerinde obezite, boyun çevresi, bel çevresi ve KIDMED indeksinin değerlendirilmesi amacıyla Nisan 2016- Ocak 2017 tarihleri arasında 900 öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrencilere Akdeniz diyetine uyumlarının belirlenmesi amacıyla KIDMED ölçeği uygulanmış ayrıca anket formu ile genel özellikleri ve bazı antropometrik ölçümleri alınmıştır. Çalışma sonucunda; öğrencilerin %11,2’sinin kilolu, %25,1’inin obez olduğu ve öğrencilerin %35,7’sinin Akdeniz diyetine düşük, %45,6’sının orta ve %18,7’sinin ise yüksek uyum gösterdiği saptanmıştır. Öğrencilerin KIDMED indeksi ortalaması ise 5.08±2.45’dir. KIDMED indeksleri arasındaki fark cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Çalışmaya katılan öğrencilerin, KIDMED puanı düşük olan grup ile hem KIDMED puanı orta hem de KIDMED puanı yüksek olan grup arasındaki vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi ve boyun çevresi ölçüm değerlerinin farkları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Çalışmadan elde edilen sonuçlar bu bölgede yaşayan ilköğretim öğrencilerinin Akdeniz diyetine uyumları ile antropometrik ölçümleri hakkında önemli bilgiler vermektedir ve yeni çalışmalara yön verebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Akdeniz diyeti, Antropometrik ölçüm, Çocuklar, Obezite

Gizem Özge Korkmaz
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

K.K.T.C. Gazimağusa Bölgesi’nde Yaşayan 25 - 55 Yaş Aralığındaki Bireylerin Farklı Antropometrik İndekslerin Kan Basıncı ve Totak Kolesterol Düzeyi Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi

ÖZ:KKTC Gazimağusa Bölgesi’ inde Yaşayan 25-55 Yaş Aralığındaki Bireylerin Farklı Antropometrik İndekslerin Kan Basıncı ve Total Kolesterol Düzeyi Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi. Bu çalışmada KKTC’nin Gazimağusa ilçesinde yaşayan bireylerin beslenme durumu, fiziksel aktivite düzeyinin saptanması ayrıca bu bireylerde farklı antropometrik indekslerin kan basıncı ve kan total kolesterol düzeyi üzerindeki etkileri değerlendirmesi amacıyla yürütülmüştür. Ayrıca iki yeni antropometrik indeks olan VŞİ ve VGİ ’nin diğer antropometrik ölçümlere göre hiperkolesterolemi ve hipertansiyon riskini belirlemede iyi bir belirteç olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma KKTC’nin Gazimağusa ilçesinde yaşayan 25-55 yaş arası 369 kişi ile yürütülmüştür. Accutrend-plus kolesterol cihazı ile kolesterol ölçümü yapılmıştır. Bireylerin kan basıncı Beurer BM 28 elektronik tansiyon aleti ile ölçülmüştür. Antropometrik ölçümler ise olması gereken kriterlere göre yapılmıştır. Daha sonra BKİ, VŞİ ve VGİ uygun formülerle hesaplanmıştır. Bireylerin geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydı alınmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %81.10’u kadınlar ve %18.90’ı erkeklerden oluşmaktadır. Kadınların SKB ortalaması 123,14±16,05 mmHg, DKB ortalaması 82,17±11,25 mmHg ve kapiller kolesterol düzeyi ortalaması 197,87±36,47 mg; erkeklerin ise SKB ortalaması 130,46±18,85 mmHg, DKB ortalaması 89,49±19,11 mmHg ve kapiller kolesterol düzeyi ortalaması da 201,6±46,48 mg şeklindedir. Katılımcıların VGİ değerinin 1 birim artması SKB’ ını düzeyi 1,89 kat, DKB’nı düzeyi 1,79 kat ve kolesterol düzeyini 1,36 kat artırmaktadır. Kadın ve erkeklerde VGİ oranları arttıkça SKB, DKB ve kolesterol değerleri de artmaktadır. BÇ yüksek risk grubundaki kadınların VGİ değerleri ise BÇ normal ve risk grubundaki kadınlara göre anlamlı düzeyde yüksektir. BB oranı risk grubunda yer alan kadınların VŞİ değerleri BB oranı normal grubunda yer alan kadınlara göre anlamlı düzeyde düşük; VGİ değerleri ise anlamlı düzeyde yüksektir. BKİ oranı normal grubundaki erkeklerin VGİ değerleri hafif şişman ve obez grubundaki erkeklere göre anlamlı düzeyde düşüktür. Kapiller kolesterol düzeyi risk durumunda olan kadınların vücut ağırlığı, BKİ, boyun çevresi, BÇ, BB, KÇ ve VGİ ölçümleri kapiller kolesterol düzeyi normal olan kadınlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlara göre, KKTC’nin Gazimağusa ilçesinde yaşayan bireylerde BKİ, BÇ, BB, BK, KÇ, boyun çevresi, VGİ, VŞİ gibi antropometrik indekslerinden özellikle VGİ bu riskin değerlendirilmesinde bir belirteç olarak kullanılabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, vücut şekil indeksi, vücut gövde indeksi, hipertansiyon, hiperkolesterolemi, antropometrik ölçümler

Antropolojik İndekslerKan Basıncıvücut şekil indeksi
Asya Koparan
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Üniversitesinde Okuyan Öğrencilerin İştah, Duygusal Yeme ve Depresyonun Beslenme Durumu Üzerindeki Etkilerinin Değerlendirilmesi

ÖZ : Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin duygusal yeme, iştah, sezgisel yeme ve depresyonun beslenme durumu üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla planmlanmıştır. Çalışma yaşları 18-31 yaş arasında 371 öğrenciyi kapsamaktadır. Çalışma kapsamında olan öğrencilerin %73’ü kadın ve %27’si erkektir. Katılan öğrencilere araştırma doğrultusunda hazırlanan anket formunda sosyo-demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, üç faktörlü yeme anketi (TFEQ-R21), duygusal iştah anketi (DİA), depresyon ölçeği (CES), sezgisel yeme ölçeği, antropometrik ölçümler ve 24 saatlik besin tüketim kaydı yer almıştır. Çalışma kapsamındaki kadın ve erkek öğrencilerin ortalama BKİ değerlerinin sırasıyla 21.98±4.73 kg/m2, 25.14±3.58 kg/m2 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadın öğrencilerin BKİ değerleri ile bilişsel kısıtlama puanları arasında (r = 0.424) ve duygusal yeme puanı ile vücut ağırlığı arasında (r = 0.262) pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p<0.05). Kadın öğrencilerin ortalama bilişsel kısıtlama puanının erkek öğrencilerden yüksek olduğu (K = 43.05, E = 33.50) saptanmıştır (p<0.05). Araştırmaya katılan öğrencilerin cinsiyetlerine göre CES-depresyon ölçeği puanları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu ve kadın öğrencilerin aldıkları puanların daha yüksek olduğu bulunmuştur (K = 42.67, E = 39.19), (p<0.05). Kadın öğrencilerin, duygusal yeme alt boyutundan aldıkları puanlar arttıkça, sezgisel yeme ölçeği genelinden aldıkları puanlar ise azalmaktadır (r = 0.409, p<0.05). Kadın öğrencilerin CES-depresyon ölçeğinden aldıkları puanlar arttıkça, sezgisel yeme ölçeği genelinden aldıkları puanlar azalmaktadır (r = -0.228, p<0.05). Erkek öğrencilerin duygusal yeme alt boyutundan aldıkları puanlar arttıkça, duygusal iştah anketinin, duygusal yemek yeme negatif durum, duygusal yemek yeme negatif olay alt boyutlarından aldıkları puanlar artmaktadır (p<0.05). Sonuç olarak bireylerin duygusal yeme ve psikolojik durumlarının genel olarak beslenme durumlarını etkilediği görülmüştür. Bu nedenle bireylerin hem psikolojik durumları hem de beslenme alışkanlıkları göz önüne alınarak değerlendirilmeli ve bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Beslenme, Depresyon, İştah

İştah
Latife Ezgi Taş
Eastern Mediterranean University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Menstrüasyon Semptomlarının Enerji ve Besin Ögesi Alımı Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu çalışma, menstrüasyon semptomlarının besin ögesi ve enerji alımı üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Mersin ili Mezitli ilçesinde yürütülen bu çalışma, 20-40 yaş arası 200 düzenli menstrüasyon döngüsüne sahip kadının katılımıyla gerçekleşmiştir. Katılımcıların antropometrik ölçümleri (bel çevresi, kalça çevresi, vücut ağırlığı, boy uzunluğu), besin tüketim kayıtları (normal dönem ve menstrüasyon öncesi (21. ve 28. gün arası)) alınmıştır. Anket formu ile katılımcıların demografik özellikleri alınarak ve menstrüasyon semptom ölçeği ile katılımcıların menstrüasyon semptomları derecelendirilmiştir. Araştırmaya dahil edilen kadınların %82.50’sinde menstrüasyon öncesinde iştah artışı yaşandığı belirlenmiştir. Araştırmaya dahil edilen kadınların menstrüasyon semptom ölçeğinde bulunan negatif etkiler/somatik yakınmalar alt kapsamdan aldıkları puanlar ile menstrüasyon öncesi enerji, makro-mikro besin öğesi alım miktarları arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon olmadığı tespit edilmiştir. Kadınların Menstrüasyon Semptom Ölçeği genelinden aldıkları puanlar arttıkça, normal dönem glukoz ve monosakkarit alım miktarları azalmaktadır. Katılımcıların menstrüasyon öncesinde vücut ağırlığında, bel çevrelerinde ve BKİ’lerinde artış görülmüştür. Kadınların menstrüasyon öncesi bazı besinlere karşı iştah artışı yaşadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Menstrüasyon, PMS, Menstrüal Semptom ve Beslenme

Yağmur Güngördü
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda Sebze ve Meyveleri Denemeye İstek Ölçeğinin Türkçe Geçerlik ve Güvenilirliği

ÖZ: Bu araştırmada, ilkokulda öğrenim gören çocukların sebze ve meyveyi deneme isteklerini ölçmek için ‘WillTry’ ölçeğinin ‘Sebze ve Meyveleri Denemeye İstek’ ölçeği olarak modifiye edilmesi, Türkçe geçerlik ve güvenilirliğinin yapılması amaçlanmıştır. Araştırmaya, Gazimağusa İlçesine bağlı ilkokullara giden %54.34’ünün kız, %45.66’sının erkek olduğu 449 çocuk dahil edilmiştir. Çocukların; genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve antropometrik özellikleri araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile elde edilmiştir. Meyve ve sebzeleri deneme durumları ‘Sebze ve Meyveleri Denemeye İstek’ ölçeği kullanılarak saptanmıştır. Çocukların antropometrik ölçümleri alınmış ve beden kütle indeksi (BKİ) değerlendirilmiştir. Araştırmaya dahil edilen çocukların %25.1’inin yaşlarına göre BKİ’lerinin 95. persentilin üzerinde, %14.8’inin ise 85-95. persentil arasında olduğu belirlenmiştir. Çocukların %50.56’sının her gün meyve tükettiği, %24.28’inin haftada 1-2 kez, %11.36’sının haftada 3-4 kez, %13.81’inin haftada 5-6 kez meyve tükettiği, %41.65’inin her gün sebze tükettiği, %29.63’ünün haftada 1-2 kez, %14.03’ünün haftada 3-4 kez, %14.70’inin haftada 5-6 kez sebze tükettiği belirlenmiştir. Yürütülen çalışmada, çocukların çiçek lahanası (0.92±0.89), pancar (0.95±0.87), pırasa (0.98±0.88) ve mantarı (0.78±0.88) sevme oranının düşük; salatalık (1.83±0.48), domates (1.53±0.72), havuç (1.73±0.55) ve patatesi (1.80±0.49) sevme oranlarının yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Çocukların meyveler arasında en çok çilek (1.85±0.47), elma (1.82±0.46) ve karpuzu (1.80±0.49) sevdiği; en az ise ananas (1.21±0.88), incir (1.31±0.84) ve kavun (1.37±0.81)’u sevdiği belirlenmiştir. Sebze ve Meyveleri Denemeye İstek Ölçeğinde en düşük puan 27, en yüksek puan 69’dur. Araştırma kapsamına alınan çocukların meyve ve sebze tüketim sıklığına göre Sebze ve Meyveleri Denemeye İstek Ölçeği genelinden ve ölçekte yer alan sebzeler ve meyveler alt faktörlerinden aldıkları puanlar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Haftada 1-2 kez meyve tüketen çocuklar Sebze ve Meyveleri Denemeye İstek Ölçeği genelinden ve ölçekte yer alan sebzeler ve meyveler alt faktörlerinden her gün meyve tüketen ve haftada 5-6 kez meyve tüketen çocuklara göre daha düşük puan almıştır. Haftada 1-2 kez sebze tüketen çocukların Sebze ve Meyveleri Denemeye İstek Ölçeği genelinden ve ölçekte yer alan sebzeler ve meyveler alt faktörlerinden aldığı puanlar her gün ve haftada 5-6 kez sebze tüketen çocuklardan düşüktür. Araştırmanın deneysel kısmına dahil edilen fobik olan ve olmayan çocukların çiçek lahanası ve kereviz tanıma ve daha önce deneme durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Fobik olan çocukların çiçek lahanası ve kereviz tanıma ve daha önce deneme, sevme puanları ve yeme miktarları fobik olmayan çocuklara göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sebze, Meyve, Çocuk, Denemeye istek

Sağlıklı Beslenme
Mualla Seray Birikim
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal Yeme, Gece Yeme ve Uyku Kalitesinin Beslenme Durumu Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ : Bu çalışma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Gazimağusa ilçesinde yaşayan 20 45 yaş aralığında olan genç yetişkin bireylerin duygusal yeme, gece yeme ve uyku kalitelerinin beslenme durumları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışma Gazimağusa ilçesinde yaşayan 20-45 yaş arası 147 erkek, 231 kadın olmak üzere toplam 378 bireyin katılımı ile yapılmıştır. Bireylere genel özellikleri, sağlık durumları ve beslenme alışkanlıklarını içeren anket yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Katılımcıların beslenme durumları geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydı ile belirlenmiştir. Bireylerin yeme davranışlarını saptamak amacı ile Üç Faktörlü Yeme Anketi (TFEQ-R21), gece yeme durumlarını saptamak amacıyla Gece Yeme Anketi ve uyku kalitelerini saptamak amacıyla Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) kullanılmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, kalça çevresi) alınmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması (±S) 33.30±7.76 yıldır. Katılımcıların beden kütle indeksi ortalamaları sırasıyla, erkeklerin 26.61±3.49 kg/m2, kadınların 24.09±3.80 kg/m2 olarak bulunmuştur. Erkeklerin günlük enerji alımı 1566.24±304.47 kkal olup alınan enerjinin, %16.61±5.05’i proteinlerden, %40.50±10.62’si yağlardan ve %39.87’si karbonhidratlardan karşılandığı bulunmuştur. Kadınların ise günlük ortalama enerji alımı 1609.21±307.99 kkal olup alınan enerjinin, %16.30±5.35’i proteinlerden, %41.29’u yağlardan ve %40.25’i karbonhidratlardan oluşmaktadır. TFEQ-R21’e göre bireylerin kontrolsüz yeme puanı, bilişsel kısıtlama ve duygusal yeme puanlarına göre yüksek bulunmuştur. Kadınların kontrolsüz yeme ve bilişsel kısıtlama puanları erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların duygusal yeme puanı arttıkça kontrolsüz yeme ve bilişsel kısıtlama davranışı artmaktadır. Bireylerin gece yeme puanları ile sabah iştahsızlığı, akşam hiperfajisi, duygudurum ve uyku bozukluğu puanları arasında anlamlı korelasyonlar saptanmıştır (p<0.05). Bireylerin, PUKİ puanlarının artmasına bağlı olarak gece yeme, duygudurum ve uyku bozukluğu ile gece yeme anketi puanlarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır (p<0.05). Erkek bireylerin gece yeme davranışı puanlarının artması ile birlikte karbonhidrat tüketimlerinin arttığı ve kadın bireylerin gece yeme puanlarının artmasına bağlı olarak karbonhidrat tüketimlerinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak; bireylerin değişen duygu durumlarında gösterdikleri duygusal yeme davranışları, gece yeme eğilimleri ve uyku düzenleri bireylerin beslenme durumunu, besin tüketimini ve tercihlerini etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, Duygusal Yeme, Gece Yeme Sendromu, Uyku

Gökçem Gülcem Şen
Eastern Mediterranean University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kilolu ve Obez Bireylerde Zerdeçal Tüketiminin Ağırlık Kaybı ve Kan Lipid Düzeyleri Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu çalışma, 8 hafta boyunca herhangi bir kronik hastalığa sahip olmayan, kilolu ve obez kadın bireylerde zerdeçalın ağırlık kaybına ve kan lipid profiline olan etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Özel beslenme ve diyet merkezine başvuran kan lipid profili kilolu ve obez olan toplam 70 kadın ‘çalışma’ (n:35) ve ‘kontrol’ (n:35) grubu olarak 2 gruba ayrılmıştır. Çalışma ve kontrol grubuna dahil olan kadın bireyler obezitede tıbbi beslenme tedavisine uygun ve haftada 0,5-1 kg arası ağırlık kaybetmeye yönelik bir beslenme programı uygulamışlardır. Çalışmaya dahil edilen kadın bireylerin günlük aldığı enerjinin %55-60’ı karbonhidratlardan, %15-20’si proteinlerden ve %25-30’ı yağlardan sağlanmıştır. Çalışma grubuna dahil olan kadın bireylere beslenme programına ek olarak günlük 4 g (2 g öğle ve 2 g akşam) zerdeçal (toz formda) tüketmiştirler. Kadın bireylerin vücut bileşimi, antropometrik ölçümleri her hafta ölçüm yapılarak takip edilirken biyokimyasal parametreler ise çalışma başında (0. hafta) ve çalışmanın sonunda ( 8.hafta) ölçülmüştür. Çalışma grubuna dahil olan kadın bireylerin vücut ağırlık kaybı 5,05±3,53 kg olurken, kontrol grubuna dahil olan kadın bireylerin vücut ağırlık kaybı 4,91±2,77 kg olarak saptanmış aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Çalışma ve kontrol grubuna dahil olan kadın bireylerin biyokimyasal bulguları incelendiği zaman çalışmanın başı ve sonundaki açlık kan şekeri, total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol ve trigliserid değerlerinde azalma ortaya çıkmıştır. Ayrıca çalışma ve kontrol grubunun kan lipid profilinde iyileşme gözlemlenmiş olup (HDL hariç) aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Kan lipid profili yüksek olan kilolu ve obez bireylerde diyetisyen kontrolünde sürdürülen tıbbi beslenme tedavisine ek olarak zerdeçal tüketiminin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Obezite, Zerdeçal, Ağırlık Kaybı

Ağırlık Kaybı
Ayşegül Atakan
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Genç Kadınlarda Menstrüasyon Semptomlarının İştah, Sezgisel Yeme ve İrrasyonel Besin İnançları ile İlişkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu çalışmanın amacı, genç kadınlarda menstrüasyon semptomlarının iştah, sezgisel yeme ve irrasyonel besin inançları ile ilişkisinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Yapılan literatür araştırmalarında ülkemizde, menstrüasyon ile ilişkili iştah, duygusal yeme, irrasyonel yeme ve beslenmeyi etkileyen faktörler arasında nasıl bir ilişki olduğuna dair yapılan araştırma sayısının sınırlı olduğu görülmektedir. Bu sebeple bu çalışma menstrüasyon siklusunun duygusal iştah, irrasyonel besin inançları ölçeği ve menstrüasyon semptom ölçeği arasında nasıl bir ilişki olduğunu değerlendirmek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışma, Gazimağusa ilçesinde yer alan ve Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde öğrenim gören ve 18-24 yaş arası 357 kadın öğrenciyi kapsamaktadır. Çalışmaya katılan kadın öğrencilere, araştırma doğrultusunda hazırlanan anket formunda, sosyo-demografik.özellikleri ve beslenme.alışkanlıkları, menstrüasyon semptom ölçeği. (MSÖ), duygusal.iştah.anketi (DİA), sezgisel.yeme.ölçeği, irrasyonel besin inançları ölçeği ve antropometrik ölçümler yer almıştır. Çalışmaya katılan kadın öğrencilerin ortalama BKİ değeri, ̅=21,45±3,13 kg/m2 dir. Kadınların BKİ sınıflarına göre menstrüasyon semptom ölçeğinde bulunan ağrı belirtileri alt boyutundan alınan puanlar arasındaki farkın, istatistiksel olarak anlamlı bulunduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Zayıf kadınların ise, sezgisel yeme ölçeğinin genelinden ve ölçekte bulunan açlık-doygunluk ipuçlarına güvenme.alt boyutundan almış olduğu puanlar, hafif şişman/obez bireylere göre, anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Hafif şişman/obez kadınların irrasyonel yeme alt boyutundan almış olduğu puanlar zayıf kadınlara göre, anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kadınların menstrüasyon semptom ölçeğinden almış olduğu puanlar arttıkça, sezgisel yeme ölçeğinden almış olduğu puanlar azalmakta, duygusal iştah anketindeki duygusal yemek yeme-negatif duygu ve duygusal yemek yeme-negatif olay alt boyutundan ve irrasyonel besin inançları ölçeğinde yer alan irrasyonel yeme ve rasyonel yeme alt boyutlarından almış olduğu puanlar ise artış göstermektedir (p<0,05). Kadınların, sezgisel yeme ölçeğinden almış olduğu puanlar arttıkça, duygusal iştah anketi alt boyutları duygusal yemek yeme-pozitif duygu, duygusal yemek yeme pozitif-olay alt boyutundan almış olduğu puanlar ise artış göstermektedir (p<0,05). Kadınların, irrasyonel yeme alt boyutundan almış olduğu puanların artması ile, duygusal yemek yeme negatif duygu ve duygusal yemek yeme negatif olay alt boyutundan aldığı puanlar da artış göstermektdir (p<0,05). Kadınların, rasyonel yeme alt boyutu puanları arttıkça, duygusal yemek yeme pozitif duygu puanları da artış göstermektedir (p<0,05). Kadınlarda, menstrüasyon semptomları ve bu çalışmada kullanılan ölçekler ilişkili bulunmuştur. Yaşanan semptomları en aza indirgemek için, menstrüasyon dönemindeki psikolojik faktörler de göz önüne alınarak bir plan oluşturulmalıdır. Anahtar Kelimeler: menstrüasyon, duygusal beslenme, irrasyonel besin inançları.

irrasyonel besin inançları
Elif İrem Sun
Eastern Mediterranean University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul Çağı Çocuklarında Besin Neofobi Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması ile Yeni Besin Kabulünün Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu araştırma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yaşayan okul çağı-çocuklarında besin neofobi sıklığını, besin neofobisinin besin tercihleri ile antropometrik ölçümlerle olan ilişkisini araştırmak ve tekrarlı besin maruziyetinin besin kabulündeki etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda bu araştırmada, Besin Neofobi Ölçeği’nin (FNS) Türkçe geçerlik-güvenirlik çalışmasının yapılması amaçlanmıştır. Araştırma geçerlik-güvenirlik çalışması, neofobi saptama çalışması ve deneysel çalışma olmak üzere 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. Çalışma okuma yazmayı öğrenmiş, devlet ilkokullarında eğitim öğrenim gören 9-11 yaş öğrencilerle yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik-güvenirlik çalışmasında Brislin prosedürü ve test-tekrar test yöntemi kullanılmıştır (n=781;Erkek %51.1-Kız %48.9). Neofobi saptama çalışmasında öğrencilerin (n=848;Erkek %48-Kız %52) genel bilgileri, antropometrik ölçümleri, sebze-meyve sevme durumları, beslenme alışkanlıkları ve FNS aracılığıyla besin neofobi eğilimi araştırılmıştır. Araştırmanın 3. aşamasında ise neofobi saptama çalışmasında neofobik eğilimli olarak belirlenen çocuklar arasından 28 (Erkek %50-Kız %50) çocuğa, daha önce denemediği, sevmediği ve/veya beğenirlik konusunda kararsız olduğu saptanan kereviz sapı sebzesi 50 gramlık porsiyonlar şeklinde çiğ olarak sunularak, birer gün arayla toplam 8 defa tükettirilmiştir. Bu süreçteki beğenirlik ve tüketim miktarındaki değişim incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarında son şekli 9 soru ve 5’li likert-tipi-derecelendirmeden oluşan FNS’nin, Cronbach-alfa-değeri 0.89 olarak belirlenmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %52.5’inin neofobik olma eğilimli olduğu saptanmıştır (FNS Puan:Erkek ³27-Kız ³29) neofobik eğilimli kabul edildi). Besin neofobi puanları ve öğrencilerin sevdikleri besin sayısı (sebze-meyve) arasında istatistiksel yönde anlamlı, ters yönlü zayıf korelasyon bulunmuştur (p£0.05; r=-0.207). Antropometrik ölçüm sınıflandırılmalarında FNS puan dağılımının istatistiksel yönde anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır (p>0.05). İlk kez tüketim (7.07±10.31 g) ve sekizinci tekrarda tüketilen (40.39±15.70 g) kereviz sapı gramajları ve besin beğenirliği arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir (p<0.001). Araştırma sonuçları FNS’nin Türkçe versiyonunun okul-çağı çocuklarında geçerli ve güvenir şekilde kullanılabileceğini, besin neofobisinin antropometrik ölçümlerde etkili olmasa da, besin tercihlerinde anlamlı bir şekilde etkili olduğunu ve besinlere tekrar tekrar maruziyetin besin beğenirliğini ve tüketim miktarını artıracağını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Besin neofobisi, geçerlik, güvenirlik, sebze, tekrarlı maruziyet

Besin Neofobi ÖlçeğiSağlıklı Beslenmetekrarlı maruziyet
Cemre Elmas
Eastern Mediterranean University
2021
00

Other supervisors