Economic effect
923 theses under this subject heading
Elektronik ticaretin yaygınlaşması, KOBİ`ler ve Türkiye ekonomisi'ne etkileri
Çeşitli elektronik araçların ticari ilişkilerde kullanımını ifade eden elektronik ticaret kavramı, bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişiminin etkisiyle günümüz ekonomisinde önemli bir yere sahip olmuştur. Elektronik ticaret araçlarının etkin ve yaygın kullanımı, ülke ekonomilerine çeşitli kazançlar getirmektedir. Bunun yanında, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonominin lokomotifi konumunda olan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) için de birçok olanaklar sunmaktadır.Bu çalışmada öncelikle elektronik ticaret kavramı ve elektronik ticaretin temel araçları incelenmiş, elektronik ticaretin işletmelere sağladığı avantajlar tartışılmıştır. İkinci bölümde KOBİ'lerin Türkiye ekonomisi içinde yer aldığı rol incelenmiş, KOBİ'lerin ülke ekonomimizin gelişimi için önemi vurgulanmıştır. Buna ilave olarak, elektronik ticaretin KOBİ'lere sunduğu olanaklar incelenmiş, elektronik ticaretin KOBİ'lerin büyük ölçekli işletmelerle rekabet edebilmeleri açısından önemi vurgulanmıştır. Çalışmanın son bölümünde elektronik ticaretin Türkiye ekonomisine etkileri tartışılmış, ülke ekonomimizin geleceği için elektronik ticaretin önemli bir rol oynadığı gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler: Elektronik ticaret, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ), Türkiye ekonomisi.
Avrupa Akdeniz İşbirliği Bölgesinde ekonomik bağımlılığın Güney Akdeniz ülkelerine etkileri
1995'de başlayan Barcelona Süreciyle beraber Avrupa-Akdeniz bölgesinde sosyo-ekonomik ilişkiler, ticaret, doğrudan yabancı yatırım, turizm ve ekonomik fonlar vasıtasıyla genişlemiş ve derinleşmiştir. Bu tez, Avrupa Akdeniz İşbirliği süreci ile gelişen ekonomik bağımlılığın Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan'da ekonomik ve demokratik gelişimi nasıl etkilediğini incelemektedir. Neo-Liberal Kurumsalcılık ve Tarihsel Kurumsalcılığın önermelerinin, Modern Dünya Sistemlerinin hipotezleriyle karşılaştırarak incelendiği 2003 2013 arası dönemde, hangi teorik perspektifin ekonomik bağımlılığın etkilerini belirlemekte daha başaralı olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin amacı doğrultusunda, öncelikle Avrupa Akdeniz İşbirliği sürecinin tarihsel arka planı farklı görüş ve değerlendirmelerle beraber aktarılmış, daha sonra ekonomik bağımlılığın etkilerini inceleyen literatür içlerinde bulundukları okullarla beraber açıklanmıştır. Temel olarak Neo-Liberal Kurumsalcı paradigma ekonomik bağımlılığın ve kurumsal kapasitenin aynı anda yüksek olması durumunda ekonomik gelişme beklemekteyken, Modern Dünya Sistemleri teorisi ekonomik bağımlılığın ekonomiyi negatif yönde etkilediğini beklemektedir. Demokratik gelişim konusunda ise, Neo-Liberal Kurumsalcılığın eksiklerini tamamlayan Tarihsel Kurumsalcılığın, yüksek kurumsal kapasitenin krizler gibi kritik eşik anlarında demokratik gelişim sağladığı önermesi, Modern Dünya Sistemleri teorisinin ekonomik bağımlılığın demokratik gelişimi engellediği önermesiyle karşılaştırılmıştır. Belirtilen hipotezlerin Akdeniz Avrupa İşbirliği sürecini açıklayabilme kapasitesini tespit etmek için, öncelikle Güney Akdeniz ülkelerinin ekonomik bağımlılıkları Gleditsh formülüyle hesaplanmış, daha sonra Dünya Bankası ve Eurostat'dan edinilen ticaret ve kalkınma verileriyle beraber yorumlanmıştır. Bu bağlamda, bölgede Avrupa'ya yönelik ekonomik bağımlılığın kurumsal kapasiteyle beraber ekonomik gelişme getirmediği öne sürülmüştür. Öte yandan, ekonomik bağımlılığın bölge ülkelerinin küresel ekonomik krizden etkilenme oranını arttırmasıyla, kritik eşik anlarında kurumsal kapasitesi daha yüksek olan ülkelerin demokratik gelişim gösterdiği belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Akdeniz İşbirliği, Ekonomik Bağımlılık, Ekonomik Kalkınma, Demokratik Gelişim, Uluslararası Politik Ekonomi
Are richer countries more democratic? the case of Muslim-majority countries
In this study, the correlation between democracy and economic growth is investigated in the context of forty-six Muslim-majority countries. Although the relationship between democracy and economic variables has been quite popular in the literature, the case of Muslim-majority countries has been rarely studied. Moreover, the existing studies have not yet reached a clear conclusion considering the correlation. I study the time period 1960-2015 because this is the longest time span for which all of the variables of interest to this study are available. A contribution of the study is that data from four different sources that publish democracy indices for the specified time interval and countries are used. By using data from four sources that adopt different definitions of the multi-pronged concept of democracy, this study generates a more detailed and more reliable picture of the link between democracy and income per capita. One democracy index, called V-Dem, has been fairly recently developed and has several advantages over the other indices (Freedom House, Polity IV, and Vanhanen Democracy Indices). To estimate the regression model, the fixed effects model is chosen, since it takes into account the heterogeneity among countries, which is quite high. The results support the hypothesis that in the group of Muslim-majority countries and in the time period 1960-2015; ceteris paribus, the ones that have a higher domestic product per capita are the ones that are more democratic. Keywords: Democracy, economic growth, Muslim-majority countries
Savunma sanayiinin önemi ve savunma harcamalarının ülke ekonomisine etkileri
XX. yüzyılda yaşanan iki dünya savaşı ve devamında doksanlı yılların sonuna kadar dünya kamuoyunu meşgul eden Soğuk Savaş dönemi, bir sonraki yüzyılda yerini 11 Eylül sonrasında gözlenen yeni bir kutuplaşmaya bırakmıştır. Dünya genelinde ortaya çıkan bu durum kadar, Türkiye'nin sahip olduğu jeopolitik konum da siyasi ve askeri huzursuzluğun zaman zaman tırmandığı bir tablo çizmektedir. Ülkeler, güvenlik bakımından gittikçe daha karmaşık hale gelen bu ortamda, kendi egemenlik hakları ile vatandaşlarının can ve mal emniyetini sağlayabilmek adına savunma yatırımlarını artırmaktadır ve bu durum, ekonominin diğer bileşenleri üzerinde farklı etkiler doğurmaktadır. Savunma harcamalarının zorunlu olarak artmaya devam edeceği göz önünde bulundurularak, gelişmiş ülkelerin savunma sanayii alanında elde ettikleri yenilikleri ekonomik güce dönüştürmeleri, bu harcamalarının ekonomi üzerindeki muhtemel negatif etkilerini de ortadan kaldırmaya yönelik önemli bir avantaj oluşturmaktadır. Bu avantaj, sadece ekonomi ile ilişkili değil, aynı zamanda ülkelerin temel güç dengeleriyle de alakalıdır. Bu bağlamda; Türk Savunma Sanayii son yıllarda önemli üretim hamleleri gerçekleştirmiş, işbirliği içerisinde olduğu yan sektörlerle beraber güçlü bir yapılanma yoluna girmiştir. Bu çalışmada, savunma harcamalarının tarihsel yapısı ve gelişimi üzerinde durularak, savunma sektöründeki harcamalarının ülke ekonomisi üzerindeki etkisi incelenmiştir.
Türkiye'de dış ticaretin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi
Ekonomik büyüme kavramı, iktisatçıların her zaman ilgilendiği bir konu olmuştur. Küreselleşen dünya ile birlikte ekonomik büyüme ile dış ticaret arasındaki ilişki daha çok ilgi çekmeye başlamış ve bu konuda çok sayıda ampirik çalışmalar yapılmıştır. İthalat ve ihracatın toplamı şeklinde tanımlanan dış ticaret özellikle gelişen ekonomilerde sürdürülebilir büyümeyi sağlamada oldukça büyük bir öneme sahiptir ve dış ticaret, ülkelerin gelişmişlik düzeylerini etkilemektedir. Günümüzde, dış ticaret; kalkınmanın ve globalleşmenin anahtar kavramı olarak görülmektedir. Bu çalışmada ayrıntılarıyla incelenecek olan dış ticaret ve ekonomik büyümenin tarihi, uygulanan sanayileşme politikaları bakımından iki farklı döneme ayrılabilir. İlk dönem, 1980 yılı öncesi ithal ikameci sanayileşme politikalarının uygulandığı dönem olarak tanımlanır. İkinci dönem ise ihracata dayalı sanayileşme politikalarını uyguladığı 1980 yılı sonrası dönemdir. Bu çalışmanın amacı dış ticaret ve büyüme arasındaki ilişkiyi Türkiye ekonomisi için 1991 ve 2018 yılları arasındaki aylık veriler ile araştırmak, ihracat, ithalat ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi incelemektir. Ekonomik büyüme ile dış ticaret arasındaki ilişki iki hipoteze göre, ihracata dayalı büyüme ve büyümeye dayalı ticaret hipotezleri araştırılacak ve toplam dış ticaret ile ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisinin yönü tespit edilecektir. Nedensellik testi sonuçları ihracat ile ekonomik büyüme arasında karşılıklı nedensellik ilişkisinin varlığına işaret etmektedir. Etki-tepki analizi sonuçlarına göre ise; ithalatın sanayi üretimini kısa dönemde, ihracatın ise uzun dönemde etkilediği belirlenmiştir.
Dahilde işleme rejiminin Türkiye ekonomisi ve dış ticareti üzerindeki etkilerinin analizi
Günümüz gelişmekte olan ülkeleri ihracatta yaşanan artışın ekonomik büyümeyle doğru orantılı olacağı ve ekonomik büyümede ihracat artışının önemli rol oynayacağı düşüncesinde birleşerek, içe dönük ve kapalı ekonomi politikalarını terk edip dışa dönük ticaret politikaları üretmeye çalışmışlardır. Türkiye de bu konjonktüre ayak uydurarak ithal ikameci politikayı değiştirmiş, 1980 yılından itibaren ekonomik büyümenin motorunu ihracatta görmüş ve ihracatı geliştirip sürdürülebilir hale getirmek için teşvik politikaları geliştirmeyi benimsemiştir. 1980'li yıllarda ihracat teşvikleri genelde parasal teşvikler üzerine planlanırken 1990'lı yılların ortalarında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlaşması'na taraf olunması ve Gümrük Birliği'ne (GB) dahil olunması, dolayısıyla da anlaşma ve entegrasyon modeli şartlarına uygun hareket etme zorunluluğu nedeniyle doğrudan parasal teşvikler uygulanabilirliğini kaybetmiştir. Bu sebeple Türkiye, ihracatı geliştirmek için yeni programlar üretmeye başlamıştır. Bu programlardan birisi de sektörlerin asıl ihtiyacı olan kaliteli ve ucuz girdiyi temin etmeye yönelik oluşturulan Dahilde İşleme Rejimi (DİR) olmuştur. DİR'in Türkiye Ekonomisi ve Dış Ticareti üzerindeki etkilerinin analizine yönelik yapılan bu çalışmada, öncelikle ihracat ve teşvik kavramlarına değinilmeye çalışılarak ihracat teşvikleri ile ilgili genel bilgiler verilecektir. Türkiye'de uygulanan ve uygulanmaya devam eden ihracat teşvik tedbirleri açıklanacaktır. Ayrıca, Dahilde İşleme Rejimi uygulaması detaylı bir şekilde açıklanmaya ve rejimin işleyişi anlatılmaya çalışılacaktır. Diğer taraftan çalışmanın asıl hedefi olan rejimin Türkiye Ekonomisi'ne ve Dış Ticareti üzerine etkileri çeşitli istatistiki veriler, grafikler, şekiller yardımıyla analiz edilmeye çalışılacaktır. Çalışmanın sonuç ve öneriler bölümünde ise rejimin Türkiye Dış Ticareti'ne ve dolayısıyla da Türkiye Ekonomisi'ne pozitif etkilerinin maksimum seviyeye çıkarılabilmesi için rejimin amacına uygun işlemesine yönelik öneriler aktarılmaya çalışılacaktır.
Türkiye'de eğitimin toplumsal cinsiyet bağlamında istihdam üzerindeki etkisi
Bu çalışmada Türkiye'de kadın ve erkeğin cinsiyet bakımından toplumsal durumu ve buna dayalı olarak eğitim durumunun istihdam ve işsizlik açısından bir literatür araştırması yapılmıştır. Ülkemizde kadın ve erkek istihdamının bulunduğu durumunu ortaya koyabilmek amacıyla kadın ve erkeğin işgücü piyasasındaki durumu TÜİK'ten elde edilen veriler ışığında birçok açıdan değerlendirilmiş bulunmaktadır. Bu bağlamda, genellikle 2014 sonrası dönemi verileri kullanılarak, Türkiye'deki eğitim, istihdam ve işsizlik arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik istatistiksel veriler uygulanmıştır. Bu istatistiksel verilere dayanarak kadın ve erkeğin eğitim seviyesi ve istihdamı arasında ilişki kurularak bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Ulaşılmış olan bu sonuçlara göre, erkek çocuklarının eğitim ve istihdam durumlarına göre kız çocuklarına kıyasla daha avantajlı olduğu ve bunun birçok alanda kendini göstermiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu verilere göre Türkiye'de yıllar bakımından kadın istihdamının artış gösterdiği tespit edilmiştir. Sektörel açıdan değerlendirildiğinde kadınların tarım sektöründe çalıştırılmalarına karşın son yıllarda bunun düşüş gösterdiği ve hizmetler sektöründe ise mühim bir şekilde yükselişlerin söz konusu olduğu belirlenmiştir. Bu gelişmelerin paralelinde kadınların işteki durumlarının da değişiklik gösterdiği görülmektedir. Kadınlar ücretsiz aile işçisi olmaktan ayrılmış ücretli ve yevmiyeli olarak çalışma hayatında bulunmaya başlamışlardır. Bölgesel düzeyde incelendiğinde ise Türkiye'de bulunan bölgelerin gelişmişlik seviyelerine göre bu durumun değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir.
Türkiye'de sağlık turizminin ekonomik potansiyeli ve vergi düzenlemeleri
Tüm dünya ülkeleri için turizm, milli gelire olan katkısı, sağladığı döviz gelirleri, istihdam ve ödemeler dengesine olan katkısıyla çok önemli bir sektördür. Uluslararası açıdan turizm, ülkelerin refah seviyelerine olumlu katkılar sağlar. Döviz rezervelerini arttrıcı etkisiyle ülkeler için adeta bacasız sanayidir. Günümüzde turizm denilince akla deniz, kum, güneş gelirken insan ihtiyaçları, teknolojik alanda gelişmelere bağlı olarak artan olanaklar ve diğer tüm faktörler turizmde alternatif türlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu alternatif turizm türlerinin başında ''sağlık turizmi'' gelmektedir. Son yıllarda tüm dünyada gelişen sağlık turizmi tüm ülkelerin önem verdiği bir hizmet sektörü haline gelmiştir. Çalışmamızda Türkiye'de sağlık turizminin ekonomik potansiyeliyle buna bağlı olarak yapılan vergi düzenlemeleri ve teşvikler diğer ülkelerle karşılaştırılarak güçlü, zayıf yönleri, fırsatlar ve tehditler SWOT analizi yardımı ile değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Turizmi, SWOT analizi, Vergi düzenlemeleri
II. Abdülhamid dönemindeki mesleki okulların modernleşmeye etkileri
Eğitim bireylerin ve toplumların gelişmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Toplumların karakterlerinin belirlenmesi ve dünyadaki gelişmelere eklemlenmesi eğitim yoluyla gerçekleşir. Osmanlı Devleti de kuruluşundan itibaren zengin bir eğitim sistemine sahip olmuştur. 18. Yüzyılda Avrupa'da yaşanan teknik ve bilimsel ilerleme ile yaşanan ekonomik dengelerdeki değişime uyum sağlamak için Osmanlı Devleti eğitimi araç olarak kullanarak yapısal modernleşmeyi gerçekleştirmek istemiştir. Batılı tarzda modernleşmek için birçok eğitim kurumu açılmıştır. Bu eğitim kurumlarından olan sivil mesleki ve teknik eğitim kurumları Avrupa'daki teknolojik ilerlemenin Osmanlı Devleti'ne transfer edilerek kullanılması için önemli görevler üstlenmiştir. II. Abdülhamid döneminde kapsamlı şekilde değerlendirilerek ülke geneline yayılan mesleki ve teknik eğitim kurumları Osmanlı'nın iktisadi ve sosyal alanda kalkınarak modernleşmesine olumlu katkılar yapmıştır. Bu çalışmada genel olarak Osmanlı Devleti'nin sanayi devrimini gerçekleştiren devletler karşısında geri kalmışlığını nasıl engellemeye çalıştığına değinilecek ve bu ülkelerin ilerleyişinin nedeni olan bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için eğitim alanında yapılan çalışmalar incelenecektir. II. Abdülhamid döneminde modernleşme anlayışı üzerinde durularak bu anlayışla açılan mesleki ve teknik okulların Osmanlı Devleti'nin modernleşmesine ve ekonomik kalkınmasına yaptığı etkiler değerlendirilecektir.
Türkiye'de e-ticaretin ülke ekonomisi üzerine etkisi
Bu tezin amacı e-ticaret hacminin yıllar içinde yaşadığı gelişim süreci ile ülkemizdeki ekonomik kalkınmaya olan etkisini araştırmak olarak belirlenmiştir. Bu araştırma Türkiye özelinde yapılmıştır. Bu anlamda ilk olarak literatür taraması yapılmış ve e-ticaretin hangi ekonomik verileri etkilediği ortaya konmuştur. Literatür taramasını takiben 4 yerli, 2 uluslararası olmak üzere toplam 6 e-ticaret platformu ülke ekonomimize katkıları bakımından detaylı olarak incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yerli e-ticaret platformlarının yabancı e-ticaret platformlarına nazaran ekonomiye daha direkt katkılarının olduğunu buna karşılık yabancı e-ticaret platformlarının dolaylı ekonomik katkılarının olduğunu söylemek mümkündür. Yerli e-ticaret platformlarının en önemli ekonomik katkılarının başında yaratmış oldukları istihdam, ödedikleri vergiler, KOBİ'lere verdikleri destekler, kadın girişimci destekleri, enflasyonla mücadele ve AR-GE yatırımları gelmektedir. Yabancı e-ticaret platformlarının ekonomik katkıları ise temelde e-ihracat, global ticaret ve muhtemel istihdam noktalarındadır.
Cevizin Türkiye ekonomisne katkısı
Şehir merkezlerinde yoğunlaşan insan nüfusu, beraberinde hayat standartlarında bazı değişiklikleri de getirmiştir. Hızlı yaşam temposu ile alternatif gıdalara olan ilginin artması sonucunda yüksek enerji ve besin değerine sahip kabuklu kuru meyvelere olan ilgi de artmıştır. Dolayısı ile ülke ekonomilerine büyük katkısı olan tarımsal faaliyetlerden biri olan kabuklu meyve yetiştiriciliği bu alanda ilgileri üzerine çekmiştir. Dolayısıyla yapılan bu çalışmanın asıl amacı insan beslenmesinde büyük öneme sahip olan ve dış pazar imkanının oldukça fazla olduğu cevizin; Türkiye'deki üretimi, ithalatı, ihracatı ve ülke ekonomisine yaptığı katkıların analiz edilip üretiminde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik önerilerin sunulmasıdır. Anahtar Kelimeler: Ceviz, İthalat, İhracat, Üretim
Turizm gelirleri ve ekonomik büyüme arasında ilişki: Türkiye örneği
Bir ülkenin turizm gelirleri o ülkenin gelişmesine önemli katkı sağlamaktadır. Günümüzde turizm gelirleri ülkelerin ekonomileri için vazgeçilmez bir konuma gelmiştir. Uluslararası gelişmeler, Avrupa Birliği gibi uluslararası işbirliği örgütleri fiilen sınırların kalkmasını sağlamıştır. Sınırların kalması sonucunda turizm faaliyetlerine katılanları sayısında büyük bir artış görülmektedir. Uluslararası turizmin gelişmesiyle kültürler arası yakınlaşma sağlanmış, toplumlar arasındaki önyargıların giderilmesinde önemli rol oynamıştır. Artan turizm gelirleri ekonomilerin ihtiyaç duyduğu para alkışını sağlamaktadır. Turizmin döviz sağlama özelliği ülkelerin ödeme dengeleri için hayatı önem taşımaktadır. Bu sayede ülkeler bütçe açıklarını azaltma olanağı kazanmaktadırlar. Bir ülkede turizm faaliyetlerini gelişmesi bölgesel gelişmişlik farklarını gidermede etkili olmaktadır. Turizm zenginliğine sahip olan ülkeler ekonomileri için artı bir değer kazanmış olmaktadırlar.
Türkiye ekonomisinde enerji tüketiminin temel belirleyicileri: Bir zaman serisi analizi
Bu tezin temel amacı, Türkiye ekonomisinde enerji tüketiminin belirleyicilerini ampirik olarak analiz etmektir. Çalışma 1975-2015 zaman serisi verilerini kullanarak ekonomik büyüme, finansal gelişme, sermaye, endüstrileşme ve ticari dışa açıklığın enerji tüketimi üzerindeki etkisi üzerinde durmuştur. Serilerin birim kök analizleri için ADF, PP, DF-GLS, KPSS ve Ng-Perron testleri kullanılmıştır. Ayrıca, birim kök analizleri için Lee-Strazicich tek yapısal kırılmalı testi de kullanılmıştır. Seriler arasındaki eşbütünleşmeyi araştırabilmek için ARDL sınır testi tercih edilmiştir. Seriler arasındaki nedensellik ilişkilerinin belirlenmesinde Granger ve Toda-Yamamoto nedensellik testleri uygulanmıştır. Yapısal kırılmalı birim kök analizinden elde edilen sonuçlar değişkenlerin düzeyde ya da birinci farkında durağan olduğunu ortaya koymuştur. Bu birim kök sonuçları ARDL sınır testi yaklaşımının kullanılmasına imkan sunmuştur. ARDL sınır testi sonuçları her üç modelde de değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varlığını tespit etmiştir. Uzun dönem tahmin sonuçları; ekonomik büyüme, finansal gelişme, sermaye, endüstrileşme ve ticari dışa açıklığın enerji tüketimini artırdığı bulgusuna ulaşmıştır. Nedensellik analizi sonuçlarına göre; ticari dışa açıklık ve finansal gelişmeden enerji tüketimine doğru işleyen tek yönlü nedensellikler belirlenmiştir. Tezden elde edilen sonuçlar, enerji politikaları ile ilgili önemli öneriler sunabilecektir.
Yazılım sektörünün ekonomiye katkısı: Türkiye örneği
Günümüzde yazılımın kullanılmadığı herhangi bir sektör yok denecek kadar azdır. Bankalardan tutun ufak ölçekli firmalarda bile yazılımdan destek alınmaktadır. Bu kadar yaygın olan ve hemen her sektörde kullanılan yazılımın ekonomiye katkısı da yadsınamayacak derecededir. Bu bağlamda çalışmamın iki önemli amacı bulunmaktadır. Birincisi Yazılım'ın önemi, ikincisi ise yazılımın ekonomik açıdan ülkelere katkısının neler olduğunun gözlemlenmesidir. Anahtar Kelimeler: Yazılım, Ekonomi, Programlama, Kodlama, Araştırma Geliştirme
Beşerî sermaye ve ekonomik büyüme ilişkisinin test edilmesi: Türkiye ekonomisi üzerine bir zaman serisi analizi
Bu tezde beşerî sermaye ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki teorik ve ampirik olarak araştırılmaktadır. Ekonomik büyüme yaklaşımlarının ele alınmasından sonra Türkiye ekonomisi örneğinde 1970-2018 döneminde beşerî sermaye-ekonomik büyüme ilişkisi ampirik olarak incelenmektedir. Beşerî sermayenin bir belirleyicisi olarak doğuşta yaşam beklentisi kullanılmaktadır. Değişkenlerin durağanlık analizi için DF-GLS ve KPSS testlerinden yararlanılmaktadır. Eşbütünleşme analizi için Johansen testi uygulanmaktadır. Değişkenlerin katsayılarının tahmin edilmesi için DOLS, FMOLS ve CCR tahmincileri kullanılmaktadır. Değişkenlerin nedensellik analizi için Toda-Yamamoto nedensellik yaklaşımı kullanılmaktadır. Çalışmadan elde edilen ampirik bulgular Türkiye ekonomisi için önemli politika önerile sunabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Beşerî Sermaye, Ekonomik Büyüme, Eşbütünleşme, Nedensellik, Türkiye
İthalat ve ihracatın ekonomik büyüme üzerine etkisi: 1989-2019 dönemi Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı 1989 – 2019 yılları arasında Türkiye Ekonomisinde ithalat, ihracat ve ekonomik büyüme ilişkisini incelemektir. Çalışmada üçer aylık frekanslar ile ölçülmüş veriler kullanılmıştır. (1989.Q1,Q2,Q3,Q4 ve 2019.Q1,Q2,Q3,Q4) Serilerin durağanlıkları ADF ve PP Testleri ile sınanmıştır. Birim Kök Testi sonuçlarına göre, serilerin düzey değerlerinde durağan olmadıkları görülmüş bu nedenle serilere fark alma işlemi uygulanmıştır. Seriler birinci farkta durağan hale gelmişlerdir. Johansen-Juselius Eşbütünleşme Analizi ile serilerin uzun dönemde aralarında bir ilişkinin olup olmadığı sınanmıştır. Bu test sonuçları, Türkiye' de uzun dönemde ithalat, ihracat ve ekonomik büyüme arasında bir ilişkinin mevcudiyetini göstermiştir. Nedensellik Analizi için ise Engle-Granger Nedensellik Analizi kullanılmıştır. Bu test sonuçları bize ithalat ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Ayrıca ekonomik büyümeden ihracata tek yönlü bir ilişki ve ithalattan da ihracata tek yönlü bir ilişkinin varlığı ortaya konmuştur.
Türkiye ve Balkan ülkeleri arasındaki dış ticaret ilişkisinde turizmin ekonomik büyümeye etkileri
Geçmişten günümüze kadar ekonomik büyüme birçok iktisadi ekolün konusu olmuş ve devletler tarafından bu alanda çalışmalar yapılmıştır. Ekonomik büyüme kavramı incelendiğinde, dış ticaretin önemi ortaya çıkmıştır. Küreselleşen dünya ile birlikte uluslararası ilişkiler önem kazanmıştır. Bu durum dış ticaret ilişkilerinin gelişmesini ve bir dış ticaret çeşidi olan turizmi ön plana çıkarmıştır. Türkiye Ekonomisinde de küreselleşen dünya ile turizm ön plana çıkar. Jeopolitik olarak çok yakın bir konumda olan Balkan ülkeleri ile aramızda gelişen ekonomik ilişkilerin en önemli unsuru olan turizmin ekonomik büyümeye katkısı araştırılmış ve özellikle Türkiye açısından göz ardı edilemez derecede etkisi olduğu bu çalışmada ortaya konulmuştur.
Dış ticaretin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri: Türkiye örneği 1987-2019
Bu çalışmanın amacı Türkiye için 1987-2019 dönemi yıllık verileri ile büyüme ve dış ticaret ilişkisini Johansen Eşbütünleşme ve Toda-Yamamoto nedensellik analizleri çerçevesinde incelemektir. Bu kapsamda, ekonomik büyüme için sabit fiyatlarla 2010 baz yılı yıllık GSMH göstergesi, dış ticaret için aynı şekilde sabit fiyatlarla 2010 baz yılı yıllık ithalat-ihracat göstergeleri kullanılmıştır. Değişkenlere öncelikle ADF ve PP birim kök testleri uygulanmış ve tüm değişkenler birinci farkta durağan hale getirilmiştir. Tüm değişkenler I(1) düzeyinde durağanlaştırıldıktan sonra eşbütünleşme derecesine bakılmış ve değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak değişkenlere Toda-Yamamoto testi uygulanmış ve ithalatın GSMH üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı etkisinin olduğu saptanmıştır.
Petrol fiyatları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki: Türkiye örneği
Türkiye gibi gelişmekte olan ve aynı zamanda petrol ithal eden ülkeler enerji sektöründe büyük payı bulunan petrole dolaylı ya da doğrudan bağımlıdır. Bir ülkenin kalkınması ve sürdürülebilirliği için enerji sektörünün önemi çok büyüktür. Sanayileşme ile birlikte ülkelerin ekonomilerinde enerji kaynakları giderek daha önemli bir yer tutmaktadır. Birincil enerji kaynaklarından olan petrol, tüketicilerin günlük hayatında kullandığı birçok malın içerisinde yer almakta ve üretim sektörü için önemli bir girdi olarak kullanılmaktadır. Özellikle petrol ithal eden ülkelerdeki petrol fiyatlarındaki artış yani şoklar enflasyon ve girdi maliyetlerinde yükselişe sebep olurken kamu harcamaları, vergi gelirleri, bütçe, faiz oranları, cari açık ve ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Bu amaçla bu çalışmanın temel amacı, petrol fiyatları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkileri analiz etmektir. Bu çerçevede, 1980-2019 dönemi verileri ile Türkiye ekonomisi için zaman serisi tekniklerinden olan birim kök testleri (ADF, PP ve Zivot Andrews) ile eşbütünleşme testi (ARDL sınır testi) kullanılarak değişkenler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Analiz sonuçları, Türkiye ekonomisinde petrol fiyatları ile makroekonomik değişkenler arasında güçlü ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar, Türkiye ekonomisiyle ilgili önemli bazı politika önerileri sunabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Petrol fiyatları, Türkiye ekonomisi, Makroekonomik değişkenler, ARDL sınır testi.
Türkiye'de banka kredileri ile ekonomik büyüme ilişkisi
Finansal gelişme, finansal sistemin niceliksel büyüklüğünden ve niteliksel özelliklerinden oluştuğu için tek bir değişkenle ölçülemez ve bu nedenle farklı değişkenler finansal gelişmenin bir ölçüsü olarak kabul edilir. Bu nedenle ekonomik büyüme ile finansal kalkınma arasındaki ilişki ülkelere, örneklem dönemine ve finansal gelişme göstergelerine göre değişikenlik gösterebilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi, banka kredileri açısından 1998-2020 dönemlerine ait aylık verileri kullanarak incelemektir. Bu amaçla çalışmada finansal olmayan sektöre verilen banka kredileri finansal gelişme göstergesi olarak dikkate alınmıştır. Ayrıca, ekonomik büyüme ile banka kredileri arasındaki ilişki özel sektör ve kamu bankaları tarafından krediler açısından da incelenmiştir. Düşük ve yüksek finansal baskı dönemlerinde ekonomik büyüme ile banka kredileri arasında asimetrik bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Eşik Değerli VAR modeli kullandık. Analiz sonuçları, düşük finansal stres dönemlerinde özel banka kredisi ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü Granger nedenselliği olduğunu göstermektedir. Ancak, finansal stresin yüksek olduğu dönemlerde sadece ekonomik büyümeden özel banka kredisine yönelik tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Diğer taraftan, kamu banka kredisi her iki rejimde de ekonomik büyümenin Granger nedeni olarak bulunmuştur. Bu bağlamda, yüksek finansal baskı dönemlerinde kamu bankaları ekonomik büyümeye önemli bir katkı sağlamaktadır.
Doğal afetlerin ekonomik büyümeye etkileri: Türkiye 1960-2018 dönemi
Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de 1960-2018 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin yaşattığı maliyet ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi zaman serisi verilerinin kullanarak analiz etmektir. Çalışmanın ilk bölümünde doğal afet kavramı, unsurları ve maliyetleri açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, doğal afetlerin ekonomik etkilerine değinilmiştir. Çalışmanın ampirik kısmında ise Türkiye'de yaşanmış doğal afetlerin ekonomik büyümeye etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de 1960-2018 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin maliyeti ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde negatif bir ilişki olduğu ve nedenselliğin ekonomik büyümeden doğal afet maliyetine doğru olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğal Afet, Ekonomik Büyüme, Maliyet, Doğal Afetlerin Ekonomik Etkileri
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ve etkileri
Küreselleşen dünya ekonomisinde, finansal piyasalarda çeşitliliğin artması üzerine ülke içi sermayenin ülke dışına aktarımlarının hızlanması ve gelişim göstermesi büyük oranda artmıştır. Yatırımcılar sermayelerini herhangi bir firma, kurum ve kuruluşlardan satın alabilecek yada ortak olabilecekleri projeler üzerine yönelirken veya finans kurumlarına, devletlere kredi borcu aktarım sağlayacakken ülke risk faktörleri ve asimetrik bilgi sorunlarıyla karşılaşabilirler. Gelişen ve büyümekte olan dünyada, sermaye sahipleri ekonomik, sosyal ve politik faktörlerin değişimi karşısında yatırımlarını riskli alanda gerçekleştirmekte tereddüte düşer, her bir yatırım için yapacağı detaylı analiz ile zaman kaybı ve masraf edinir. Bu sebeple ortaya çıkan kredi derecelendirme kuruluşları, dünyada geçerliliği kabul edilen notlandırma sistemine sahip olmakla birlikte, şeffaf, bağımsız ve güvenirlilik ilkesine bağlı kalarak, kurumsal finansal gücün denetlenmesinde ve finansal kaynakların verimli çalışmaya teşvik edilmesinde önemli fonksiyona sahiptir. Diğer durum ise, değerlendirilen raporların gereğinden az yada fazla şekilde notlandırılması, görev tanımlarının açıklanmasının yanında değerlendirilen kuruluşların neye göre tespit edildiğinin açıklanmaması, yönetim kurulu görevlilerinin yeteri kadar tecrübe ve öngörü sahibi olamayışları, kriz ortamlarında doğru saptamaların olmadığı ve birçok finansal yapılarda başarısızlıkla sonuçlanması olumsuz eleştirilere maruz kalmalarıdır. Fakat genel düşüncede, bu durumlarda bile bazı derecelendirme kuruluşları, menfaat oluşturulmuş derecelendirmeler sonucunda doğru kararlar vermeyip, krizleri öngöremeyip hatta kriz şartlarından çıkan ekonomileri de gerçeğinden farklı değerlendirdikleri, ülke veya şirketin vs. ekonomik düzeyde gelişme sağlansa dahi aynı not görünümünde bıraktıkları söylenmektedir. Bu göstergeler derecelendirme kuruluşlarının ilkelerine ters düşmeleri ve güven kayıplarına neden olup yatırımların ülke veya finansal sistemden çekilmelerine yol açmaktadır. Bunun karşısına geçmek için, derecelendirme kuruluşlarının daha açık şekilde derecelendirme yapmaları kamuoyunun güvenlerini tekrar kazanmaları önerilmektedir. Bu çalışmada, kredi derecelendirme kuruluşlarının tarihsel gelişimini, kuruluşların yapılarını, piyasa sistemindeki rol ve işlevlerini, sundukları hizmetleri, eleştirileri, notlandırma kriterleri ele alınırken, diğer yandan yatırımlar ve finans-banka üzerindeki süreçlerdeki değerlendirmeler ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kredi Derecelendirme , Kredi Derecelendirme Kuruluşları, Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları, Finans-banka etkileşimleri.
Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uygulanan Amerikan ambargosunun Türk ekonomisi üzerindeki etkileri
Akdeniz bölgesindeki coğrafi konumu açısından büyük önem taşıyan Kıbrıs, tarih boyunca birçok devletin ilgi odağı olmuş ve bu sebeple çekişmelere yol açmıştır. Yunanistan'ın Helen İmparatorluğu'nu kurma hayali, adada yaşayan Rumları harekete geçirmiş ve Türklere yönelik katliam girişimlerini başlatmıştır. 1974 yılında Türkiye, ada üzerindeki hakimiyetini sürdürebilmek ve Rumlarla Türkler arasındaki gerginliğe son vermek amacıyla Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenlemiştir. Harekatta ABD tarafından temin edilen silahların kullanılması ile, bu durumun 1961 yılında imzalanan Dış Yardımlar Kanunu'na aykırı olduğu gerekçe gösterilmiş ve Türkiye'ye karşı silah ambargosu kararı alınmıştır. ABD yardımlarıyla temin edilen savunma sanayii ihtiyaçlarının ambargoyla kesintiye uğraması, Türkiye'nin mutlak bağımlılığını gözler önüne sermiş ve yeni gelişmekte olan Türk ekonomisini oldukça olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmada, Kıbrıs ile ilgili siyasi gelişmeler, II. Dünya Savaşı sonrası ABD'nin yapmış olduğu yardımlarla Türk ekonomisinde oluşan dışa bağımlılık ve ambargo dahilinde ortaya çıkan ekonomik bunalım üzerinde durulmuştur. Çalışmanın amacı, ABD'nin uygulamış olduğu ambargo ile Türk ekonomisindeki gelişmeleri ortaya koymak ve bu alanda yapılan çalışmalara katkı sağlamaktır.
Demokrasi göstergelerinin ekonomik büyüme üzerine etkisi: BRICS-T ülkelerinden ampirik bulgular
Dünyadaki eşitsizliğin ve yoksulluğun kökenlerini anlamak ülkelerin geleceklerine yön vermeleri açısından önem taşımaktadır. Geçmişte ulusların zenginlik ve refahı yalnızca ekonomi politikaları ile açıklanmaktaydı. Günümüzde ise; ekonomi politikaları yanında kurumsal yapının varlığı ve işleyişi de ekonomik büyümeyi etkileyen ana unsurlar arasında sayılmaktadır. Kurumsal yapı, birey ve toplum arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların oluşturulmasına ve geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Ekonomik özgürlükler ve demokrasi, kurumsal yapıyı belirleyerek ekonomik büyüme ve refah düzeyini etkilemektedir. Kurumsal yapının temel göstergeleri arasında sayılan ekonomik özgürlükler ve demokrasi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi açıklayan teorik yaklaşımlar incelendiğinde çatışma yaklaşımı, bağdaşma yaklaşımı ve şüpheci yaklaşım ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada demokrasi ve ekonomi kavramlarının alt bileşenlerini özümseyerek, küresel dünyada yeni bir güç odağı olan BRICS-T ülkeleri kapsamında demokrasi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin açıklanması ve yukarıda sözü geçen yaklaşımlardan hangisinin ele alınan ülke grubu için geçerli olduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, demokrasi düzeyinin ve ekonomik büyümenin ölçülmesinde kullanılan çeşitli endekslerden yararlanılarak, BRICS-T grubunda yer alan ülkeler özelinde ve 2006-2019 periyodunda elde edilen verilerle ekonometrik analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri analiz metodu olarak, panel regresyon analizi benimsenmiştir. Ekonometrik analizin ilk aşamasında panel birim kök testleri gerçekleştirilmiş ardından panel regresyon modeli, EKK ve Dinamik EKK tahmin yöntemlerinden yararlanılarak tahmin edilmiştir. Ekonometrik analiz sonucunda elde edilen bulgular, demokrasi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin açıklanmasında ve çatışma, bağdaşma ve şüpheci yaklaşımlardan hangisinin ele alınan ülke grubunda geçerli olduğunun açıklanmasında kullanılmıştır.