Statement

63 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Adnan Menderes'in konuşma ve demeçlerinde tarihin siyasal bir araç olarak kullanımı (1950-1960)

Egemenlik ve güç ilişkileri bağlamında devlet, iktidar ve tarih kavramları geçmiş sosyal deneyimlerden günümüze dek farklı formlar kazanmıştır. Efsaneler, puslu kalmış zamanların anlatısı olmanın ötesinde, uzun antik dönem boyunca tanrıların, kralların ve diğer egemen unsurların farklı toplumsal katmanlar üzerinde otorite kurmasını kolaylamıştır. Soykütük anlatı ve yüceltilmiş geçmiş hanedan devletlerinin en önemli meşruluk ve devinimsizleştirme araçlarındandır. XIX. ve XX. yüzyılda tarihsel analiz kapitalizmin eklemlendiği ulusal bütünlerin geçmişini inşa etmeyi amaç edinir. XIX. ve XX. yüzyıl devrimleri sürecinde ve parlamenter yönetimler bağlamında tarihsel bilme kurumlara dönük mücadelede aleniyet kazanmıştır. Tarihsel bilme her durumda ölümsüz olan mevkii işaret eder. Türkiye'de de parlamenter yönetim ve sonrasında çok partili bir yönelimin benimsenmesiyle iktidar bağlamında tarihsel bilme kamusal tartışmaları yönlendirme aracı olarak kullanılacaktır. Türkiye'de 14 Mayıs 1950 ve 27 Mayıs 1960 tarih aralığında Demokrat Parti iktidarı yaşanır. Demokrat Parti'nin yaklaşık on yıllık iktidarında Adnan Menderes başbakan ve parti başkanlığı görevinde bulunur. Adnan Menderes'in iktidarın başındaki isim olarak farklı mecralarda siyasal söylemini icra etmesi iktidarın kendi gerçeğini yaratması ve inşa etmesi bağlamında önem arz etmektedir. Tarihsel analiz, Adnan Menderes tarafından muhalefetle kurumlar üzerine mücadelede ve dış politikada Kıbrıs meselesinde biteviye kullanılacaktır. Adnan Menderes'in geçmişi telaffuzunda iktidar uygulamalarının meşrulaştırılması ve temellendirilmesi istenci gözlemlenir. Temellendirmede iktidarın istemine uygun olarak dönüşüm veyahut sürekliliği tasnifleme amaç edinilir. Tarihsel analiz iktidarın meşrulaştırma ve temellendirme istemine uygun olarak kanıt, delil, ispat, vb. gerekçelerle kullanılır. Adnan Menderes, geçmiş rejim veya iktidarı tarihsel analiz aracılığıyla yargılamayı kendi iktidarının kurucu eylemine dönüştürmek ister. Bu çalışmada iktidarın kamusal tartışmalarda değişimi ve sürekliliği temellendirmeyi tasniflerken tarihin bir araç olarak kullanımının üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Devlet, İktidar, Tarih, Tarihsel Bilme, Adnan Menderes

DemeçDevletMenderes, Adnan+5
Düzgün Aslan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gelenek ve modernite arasında iyileştirme uygulamaları

Geleneksellik uzun süre modernliğin zıttı olarak algılanmış ve modernitenin yayıldığı alanlarda onun gölgesinde kalmıştır. Bununla birlikte, birçok geleneksel iyileştirme uygulaması eski zamanlardan bugüne dek sürdürülmüştür. Yapılan son çalışmalar gösteriyor ki geleneksellik ve modernlik bir yandan zıt içeriklere sahipken diğer yandan her geçen gün değişen özellikleri nedeniyle birbirlerini kapsayabiliyor ve etkileyebiliyorlar. Geleneksel yöntemlere dayandığı savunulan iyileştirme uygulamalarının, modernliğin daha baskın olduğu bir kültürel ortamda ifade buluş şekilleri bu araştırmaya konu edilmiştir. Uygulayıcıların anlatımlarının bu yöntemlerin modernite ve geleneklerle olan ilişkisini nasıl yansıttığı sorunu buradaki araştırmalara yön verir. Söz konusu iyileştirme uygulamalarının Türkiye'deki çeşitliliği dolayısıyla araştırma alanlarının sınırlandırılmasına ihtiyaç duyuldu. Bu sebeple eski zamanlardan bugüne dek bir iyileştirme aracı olarak kullanılan elle dokunma yöntemini içeren üç uygulama seçilmiştir. Bunlar: masaj, Mikusano Mitakara ve Reiki'dir. Araştırma alanlarındaki ifadelerin betimlenerek incelenmesi sonucunda uygulayıcıların, iyileştirme yöntemlerini ve kendilerini modernlik ile geleneksellik arasında çeşitli bağlamlarda konumlandırarak uygulamaları aktardıkları ve sürdürdükleri anlaşılır.

Algılanan sağlıkBedenGelenekler+7
Gamze Elbudak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Cinsel istismar mağduru çocuk olgularda kriter bazlı ifade analizi'ne medikolegal yaklaşım

Çocuğun cinsel istismarı olgularında, çoğunda cinsel istismarı gösterir fiziksel bulgu saptanamadığı durumlarda elimizdeki tek kanıt çocuğun ifadesidir. Çocuğun ifadesinin güvenilirliğini göstermeyi amaçlayan yöntemlerden biri de İfade Geçerlilik Analizidir. Çalışmamızda; cinsel istismara uğradığı iddiası edilen çocukların alınan öykülerine, İfade Geçerlilik Analizinin ana taşı olan Kriter Bazlı İfade Analizinin uygulanabilir olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda örneklememizi; cinsel istismara uğradığı iddiası ile adli makamlar tarafından Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı polikliniğine 15.01.2022-30.10.2022 tarihleri arasında gönderilen 111 çocuk oluşturmaktadır. Prospektif ve kesitsel olan çalışmamızda, çocukların alınan öyküleri Kriter Bazlı İfade Analizi ile değerlendirme sonuçları, çocukların adli tıbbi ve adli psikiyatrik muayene bulguları ile karşılaştırıldı. Çalışmamızda; fizik muayene, anogenital muayene, laboratuvar tetkiklerinde bulgu olmaksızın Kriter Bazlı İfade Analizinin adli psikiyatrik muayene bulguları ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisi olduğu, her iki cinsiyette, 7 yaş ve üzeri tüm çocuklarda yüksek doğruluk ve özgüllükle kullanılabilir olduğu sonucuna varıldı.

Adli tıpGüvenilirlik ve geçerlilikÇocuk ihmali+3
Ceren Yıldız Keskin
Mersin University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf sûresi'nin belâgat ilmi açısından tahlili

Kur'an tefsirlerinde ve Kur'an merkezli ilk dönem edebî çalışmalarda en çok dikkat çeken konulardan biri, dilsel ve retorik tahlillerdir. İslam âlimleri Kur'an-ı Kerim'i bir dil mucizesi kabul ettiklerinden, bu yöndeki araştırmaların çokluğuna ve zenginliğine hayret edilmemelidir. Bizim "Yusuf Suresinin Belâgat İlmi Açısından Tahlili" başlığı altında yaptığımız çalışma da söz konusu zenginliğin bir kısmını açığa çıkarmak amacına yöneliktir. Yusuf suresi yüzlerce hadiseyi ve oldukça uzun zaman dilimini veciz biçimde anlatan özel bir kıssadır. Diğer Kur'an kıssaları Kur'an'ın değişik surelerinde serpiştirildiği halde Yusuf kıssası tek bir surede zikredilmiştir. Surede işlenen konuların çok geniş kapsamlı olması ve tamamının bir sureye sıkıştırılması, Belâgat ilmi içine giren edebî sanatların birçoğunun kullanılması sonucunu da beraberinde getirmiştir. Bu da Kur'an'ın mucizevi özelliklerine yeni bir boyut katmıştır. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Yusuf suresi, Belâgat, Beyan, Meânî, Bedî'.

BediBelagatBeyan+5
Ahmad Saed Fazely
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza muhakemesi hukukunda ifade alma

Adaletin temin ve tesisi, hukuka aykırılıkların doğru saptanması ile mümkündür. Suç işlediği düşünülen ve şüpheli olarak nitelenen kişi ya da kişilerin olaya ilişkin beyanlarına başvurulması işlemi ifade almadır. Soruşturma sürecine yön veren ve ceza muhakemesi hukukunun amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada önemli katkı sağlayan ifade almanın usul ve esasları, Türk mevzuatında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 145-148 maddeleri arasında ve uygulama detaylarını ortaya koyan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Yönetmeliği'nde düzenlenmiştir. Yetkili merciler olarak Cumhuriyet savcısı ve kolluk tarafından hukuka uygun teknik ve taktikler yardımıyla ifade alınırken yasal düzenlemelerde belirtilen sınırlar çerçevesinde işlem tesis edilmesi, alınan ifadenin muhakeme sürecinde delil olarak değerlendirilmesi bakımından gereklidir. Bu aşamada yapılacak usul hataları, ifadenin kullanılması imkânını ortadan kaldırabilir ve belki önemli bir delilin kaybına yol açabilir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ifade almanın yer aldığı soruşturma evresinin ceza muhakemesindeki konumu, bu evrede muhakeme süjesi olan şüphelinin hakları ve bu konulardaki hukuki yaklaşımın tarihi gelişimi ele alınmaktadır. İkinci bölümde Türk ceza muhakemesinde ifade almanın usul ve esasları açıklanmaktadır. Son bölümde ise, ifade alma teknik ve taktikleri ile yasak ifade alma usulleri ve ifadenin ceza muhakemesi hukuku bağlamında değerlendirilmesi yapılarak çalışma tamamlanmaktadır.

Ceza muhakemesi hukukuCeza soruşturmaHukuka aykırılık+4
Furkan Sena Bayraktutan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta sözleşmelerinde sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü

Bu çalışmamızda Türk Ticaret Kanunu Sigorta Hukuku kitabında yer alan sigorta sözleşmelerinin en önemli konularından kabul edilen sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hususlar ele alınmıştır. Sürekli edim borcu yükleyen sigorta sözleşmelerinde sözleşmenin tarafı olan sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü yerine getirilmediğinde sigorta ettirenin hak kayıpları hatta hakkından tamamen mahrum kalması söz konusu olabilmektedir Sigorta ettirene beyan yükümlülüğü sözleşmenin kurulması aşamasında, sözleşme devam etmekte iken ve sigorta sözleşmesinin rizikonun gerçekleşmesi ile sona ermesi gibi üç durumda yüklenmiştir. Kanun koyucu kanunda yer alan her bir dönem için, her dönemde de farklı durumlar için ayrı ayrı düzenleme getirmiş olup, çalışmamızda kanun sıralamasına göre konular işlenmiştir. Sözleşmenin kurulmasından sona ermesine kadar olan beyan yükümlülüğünün ihlali açıklanmış, ihlali durumunda sonuçlarının neler olacağı detaylandırılmıştır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için sigorta sözleşmesine ilişkin genel başlıklara çalışmamızda yer verilmiş, yargı kararları ile örneklendirilmiştir.

BeyanSigorta hukukuSigorta işlemleri+5
Hasan Şahin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessAR

مُلخص نَظْم الوِشاح على شواهد تلخيص المفتاح في المعاني والبلاغة دراسة وتحقيقThe summary of Nadm Alweshah Ala Shawahid Almiftah in meanings and rhetoric (Study and investigation )

Thesis title: A summary of the mantle of the veil on the evidence of summarizing the key in meanings and rhetoric and a statement This book has a clear importance in explaining the sayings and evidence contained in the original of the book. The book's author has summarized what has been explained for the vocabulary of the book and the evidences in the book Nithim Al-Washah, and he explains the evidence in detail, so the picture becomes clear when studying one of those small issues, In rhetoric and the meanings and criticism contained in this summary is considered one of the most important arts and foundations of rhetoric, as well as the comprehensiveness of the manuscript for a number of the arts of the Arabic language and not limited to the art of rhetoric and meanings. As Abdul Qadir Taqi Al-Din Al-Tamimi summarized in his summary and took the most prominent and most important poetic evidence, mentioning critical and rhetorical comments and opinions on in it, placing it under three arts, meanings, statement, and Badi', and then mades each of these arts into subsections, where he made meanings art. Divisions, including: downloading that which is not evil is the status of evil, evidence of the ascribed to it, evidence of shortness, evidence of brevity, overstatement, and equality. Which is meant by the grandfather, putting for each section its poetic evidence, commenting on it and mentioning the opinions of writers and critics, while attributing the evidence and opinions to their sayings, except that a few of them did not refer to those who said them.

Jasım Saeed Hasan Al-nuaımı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sigorta ettirenin beyan yükümlülükleri ve ihlâline bağlanan hukukî sonuçlar

Sigorta sözleşmeleri, sürekli bir borç ilişkisi içerisinde karşılıklı güvene dayanan, içinde taraflar için birçok hak ve borçlar barındıran sözleşmelerdir. Tarafların birbirlerine karşı hak ve borçlarından belki de en önemlisi dürüstlüktür. Dürüstlük ilkesi gereğince kanunkoyucu, sigor-ta konusunda uzman olan sigortacıya aydınlatma yükümlülüğü nasıl getirmişse, sigortaya konu rizikonun içeriği konusunda da daha fazla bilgiye sahip olan sigorta ettirene, bazı beyan yü-kümlülükleri yüklemiştir. Bir başka anlatımla kanunkoyucu, taraflar arasındaki asimetrik bilgi-yi, simetri bilgi düzeyine getirmek için taraflara karşılıklı yükümlülükler getirmiştir. Buna göre sigorta ettiren, sözleşmenin kurulma aşamasından (sözleşme öncesi de dâhil) sözleşmenin sona ermesine kadar sigortacıya, sigorta sözleşmesini ve rizikoyu etkileyecek her türlü gelişmeyi bildirmekle yükümlüdür. Sigorta ettirenin vereceği bilgilere göre belki sigortacı, sigorta sözleşmesini hiç yapmayacağı gibi başta prim tutarı olmak üzere daha farklı şartlarda yapmak isteyebilir. Bu nedenle sigortacı açısından, sigorta ettirenin vereceği doğru bilgiler büyük önem arz etmektedir. Kanunkoyucu bu bağlamda yükümlülüklerini yerine getirmeyen sigorta ettirene karşı, rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigorta sözleşmesinin kendisine ta-nıdığı haklardan faydalanmamasının yanı sıra sigorta sözleşmesinin feshi sonucunu doğurabi-lecek birtakım yaptırımlar öngörmüştür. Kanunumuzda sigorta ettirenin beyan yükümlülükleri, TTK'nın 1435 ilâ 1446'ncı maddeleri arasında üç aşamalı olarak yerini almıştır. Düzenleme ile eTTK'den farklı olarak sigorta ettirene, sigorta sözleşmesi boyunca birtakım "beyan yükümlülükleri" getirilmiştir. Bu beyan yükümlülükleri, sigorta sözleşmesinin yapılması esnasında, sigorta sözleşmesinin devam ettiği aşamada ve son olarak da rizikonun meydana gelmesi aşamasında kendini göstermekte-dir. Sigorta sözleşmeleri konusunda, Alman Sigorta Sözleşmesi Kanununda (VVG), 2008 yılında yapılan reform niteliğindeki değişikliklerle, sigortacı ve sigorta ettiren arasında çıkabi-lecek birçok ihtilafın kolayca çözümünü sağlayacak maddeler kabul edilmiştir. Ancak 13.01.2011 tarihinde kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 2008 tarihli Alman Sigorta Sözleşmesi Kanunundan daha sonra yürürlüğe girmesine rağmen bu kanunu değil bir asır hiz-met eden ve Almanya'nın ilga ettiği eski Alman Sigorta Sözleşmesi Kanununu (a.F VVG) mehaz almıştır. Böylece ülkemiz, gerçek anlamda sigorta sözleşmeleri konusunda bir devrim olan bu kanundan, birtakım sebeplerden dolayı mahrum bırakılmıştır. Yüz yıldan fazla bir geçmişi olan mehaz kanunla, hukukî sorunların çözümü tercih edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sigorta Hukuku, Sigorta Sözleşmesi, Beyan Yükümlülüğü, Riziko.

BeyanRiskSigorta+3
Hakan Gencer
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Evaluation of knowledge, attitude and behaviours towards pharmacovigilance and adverse drug reaction reporting among health care professionals

Pharmacovigilance (PV) is necessary for the proper use of drugs and the safety of patients. All healthcare professionals (HCPs) have a professional responsibility to spontaneously report adverse drug reactions (ADRs). This thesis was consist of a systematic review and research study to achieve research objectives. The systematic review's objective was to assess the existing literature on the knowledge, attitudes, and practices (KAP) of HCPs concerning PV and reporting of ADR in Türkiye. While, the research study aimed to evaluate HCPs (doctors, dentists, pharmacists, nurses, midwives, and paramedics) current KAP and barriers to PV and reporting of ADR in multicenter healthcare institutions in Adana, Türkiye. A systematic review identified available literature regarding observational cross-sectional studies exploring the HCPs' KAP about PV and reporting of ADR in various geographic areas of Türkiye. Whereas, our research study included a face-to-face survey and was carried out among HCPs who were currently working in different hospitals in 10 districts of Adana, Türkiye. Data were gathered using a self-administered and previously tested questionnaire (Cronbach's alpha=0.894). The final version of the questionnaire had 58 questions divided into five sections including sociodemographic/general information, knowledge, attitude, practices, and barriers. The gathered data was examined in SPSS (version 25) via descriptive statistics, the chi-square, Kruskal–Wallis, Mann-Whitney, Factor analysis, and logistic regression tests. In a systematic review, approximately 69.1% of HCPs in Türkiye were unaware about the national PV center, 37.5% of HCPs thought that ADR reporting is not essential, and 87.5% indicated that they had never reported an ADR before in their practice. Shortage of time, uncertainty, and not knowing where to report were the most frequently mentioned obstacles to PV. In our research study, among all the included participants (n=412), the majority (60.4%) of HCPs had never obtained training on PV. Poor knowledge, positive attitudes, and poor practices were found in 51.9%, 71.1%, and 92.5% of HCPs, respectively. Lack of training and the profession of the HCPs were predictors of poor ADR reporting (p < 0.05). A significant statistical difference (p < 0.05) was also observed between HCPs and KAP scores. The main obstacles that were expected to deter HCPs from reporting ADRs were a heavier workload (63.8%), the belief that a single report of ADR has no impact (63.6%), and an absence of a professional environment (51.9%). Our systematic review identified a significant KAP gap in Türkiye toward PV activities. Similarly, our research study findings showed that most HCPs had poor knowledge and practice but had a positive attitude regarding PV and reporting of ADRs. Barriers to ADR under-reporting were also identified. The development of a compulsory unified PV education intervention for future HCPs to rationally report drug-related ADR is critical for a better healthcare system.

Adverse eventStatementLevel of knowledge+7
Zakır Khan
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Teori ve uygulamada vergi incelemesinde mükellef hakları

Günümüz çağdaş devletlerinde olduğu gibi ülkemizde de vergi sistemi beyan esasına dayanmaktadır. Bu sistemde mükellefler, kendi kazançlarını tespit etmekte ve bunun üzerinden beyanda bulunmaktadırlar. Beyan esası olarak adlandırılan bu usulün uygulanması mükelleflerin beyanlarının denetlenmeyeceği anlamına gelmemektedir.Beyan esasının geçerli olduğu vergi sistemlerinde, mükelleflerin beyanlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespiti ve kontrolünde en etkili denetim türü vergi incelemeleridir. Vergi incelemeleri, vergi inceleme elemanları aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Vergi İnceleme elemanları, vergi inceleme yetkisine sahip, vergi inceleme görevini ifa eden, bu sıfatla hem ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştıran, tespit eden ve sağlayan, hem de idari vergi cezalarını tespit eden kamu görevlisidir.Vergi incelemeleri, mükellefleri olumsuz etkileyen bir süreci kapsamaktadır. Bu nedenle vergi incelemeleri gerçekleştirilirken mükelleflerin yükümlülükleri kadar hakları konusunda da bilgilendirilmesi ve vergi idaresinin mükellef odaklı bir anlayış ile hareket etmesi, mükelleflerin sahip olduğu bu olumsuz bakış açısını değiştirici etki yapabileceği gibi vergi bilinci ve vergi ahlakının gelişmesine de olumlu katkıda bulunacaktır. Dolayısı ile sadece mükellef aleyhine olan durumlar değil, lehine olan durumlarında göz önünde bulundurulması, vergisel gerçeklerin mükellefleri zor durumda bırakmadan ortaya konması gerekmektedir.

BeyanMali hukukMükellef+5
Hande Emiroğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin olay bildirim sistemlerini kullanımının ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Araştırma, hemşirelerin olay bildirim sistemlerini kullanımının ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, bir kamu hastanesinde çalışan 348 hemşire oluşturdu. Araştırma verileri, Nisan 2022-Haziran 2022 tarihleri arasında, araştırmaya katılmayı kabul eden 264 hemşire ile "Demografik Bilgi Formu", "Olay Bildirim Farkındalık ve Kullanım Bilgi Formu", "Olay Bildirimi Tutum Ölçeği (OBTÖ)", "Güvenlik Tutumu Ölçeği (GTÖ)", "Olay Bildirim Engelleri Ölçeği (OBEÖ)" kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırma veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon katsayısı, bağımsız t testleri, tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, hemşirelerin %44,7'nin herhangi bir olay bildirim eğitimi almadığı, %39'unun meslekte rapor edilmesi gereken hasta güvenliğine yönelik bir olaya tanık veya dâhil olduğu bununla birlikte sadece %37,9'nun hasta güvenliğine yönelik olay bildiriminde bulunduğu, hemşirelerin %81,8'nin olay bildirim sistemi farkındalığı ve %55,3'ünün olay bildirim kullanım bilgisi olduğu belirlenmiştir. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin OBTÖ puan ortalaması 2,24±0,34 olarak bulunmuş ve olay bildirimine ilişin tutumlarının kısmen olumsuz olduğu, GTÖ puan ortalaması 3,44±0,50 olarak bulunmuş ve güvenlik tutumlarının olumlu olduğu, OBEÖ puan ortalaması 2,70±0,72 olarak bulunmuş ve olay bildirim engel algıları kısmen yüksek olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin olay bildirme durumları ile olay bildirim tutumları, güvenlik tutumları, olay bildirim engelleri arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede bir fark bulunmuştur (p<0,05). Araştırma sonucunda hemşirelerin istenmeyen olaylar karşılaşma durumlarının yarıdan az olduğu fakat karşılaşanların bildirim oranının düşük olduğu tespit edilmiştir. Hemşirelerin olay bildirimi eğitimi almaları, olay bildirim sistemi farkındalıkları ve kullanım bilgileri, olay bildirim tutumları, güvenlik tutumları ve olay bildirim engellerinin hasta güvenliğine yönelik istenmeyen olayları bildirme durumları üzerinde etkiye sahip olduğu belirlenmiştir Hemşirelerin bildirim sistemi kullanımını etkileyen faktörlerin göz önünde bulundurması, olay bildirim sonrasında yapılan iyileştirme faaliyetlerinde hemşirelerin sürece dâhil edilmesi ve geri bildirim yapılması, hemşirelerin olay bildirim tutumları, güvenlik tutumları ve olay bildirim engellerinin düzenli aralıklarla değerlendirilmesi önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Hasta güvenliği, İstenmeyen olay, Olay bildirim engelleri, Olay bildirim sistemi, Olay bildirim tutum

BeyanEngellerHasta güvenliği+5
Zeycan Arat
Düzce University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta Hukukundaki beyan yükümlülüğü kapsamında kişisel verilerin korunması

Sigorta hukukunun sigorta ettirene verdiği yükümlülüklerden olan beyan yükümlülüğü sigorta ettirenin belirsiz, olumsuz risklere karşı kendini güvence altına alma fikrinin bir yansımasıdır. Sigorta ettiren tarafından bilinen ve bilinmesi gereken, sigortacının sigorta sözleşmesini kurma iradesini etkileyecek önemli hususların tamamının beyan edilmesi gerekmektedir. Sigorta sözleşmelerinin, kişilerin veya kişilerin sahip oldukları menfaatlerin spesifik durumları çerçevesinde şekillendiği ele alındığında, beyan yükümlülüğünün kapsamına giren pek çok hususun kişisel veri niteliğinde olması kaçınılmazdır. Bu çerçevede, sigorta ettirince beyan edilen kişisel verilerin sigortacı tarafından hukuka uygun bir şekilde işlenmesi önem arz etmektedir. Zira sigortacılık sektörünün temelinde kişisel verilerin bulunduğunun ve kişisel veriden soyutlanmış bir sigortacılığın mümkün olmadığının kabulü gerekir. Kişisel verilerin korunması hukuku, ülkemiz açısından oldukça yeni bir olgudur ve bu sebeple doktrinde sigorta hukuku ile kişisel verilerin korunması hukukunun bir arada incelendiği oldukça az çalışma bulunmaktadır. Dört bölüm olarak düzenlenen tez çalışmamızın ilk bölümünde, kişisel veri kavramı ve kişisel verilerin işlenmesi özelinde, ülkemiz açısından yeni bir alan olan kişisel verilerin korunması hukuku açıklanmıştır. Tez çalışmamızın ikinci bölümünde, sigorta sözleşmesinin türleri ve tarafları incelenmiştir ve üçüncü bölümde sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü açıklanmıştır. Son bölümümüzde ise sigorta hukuku ile kişisel verilerin korunması hukuku bir araya getirilerek, mevzuat, mevcut kaynaklar ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları doğrultusunda birtakım çıkarımlarda bulunulmuştur.

BeyanHayat sigortasıKişisel veri+6
Amine Gülümser
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

El-Külliyyât özelinde Ebü'l-Bekâ el-Kefevî'nin meâni ve beyân kavramlarına yaklaşımı

Bu çalışmada, XVII. yüzyılda Osmanlı Devletinde yaşamış olan Ebü'l-Bekâ el-Kefevî'nin el-Külliyyât adlı eseri, Maâni ve Beyân kavramları açısından incelenmektedir. Bu sebeple, Ebü'l-Bekâ'nın hayatı, ilmi kişiliği ve el-Külliyyât'ı hakkında bilgilere değinilmiş, genel olarak el-Külliyyât'ta geçen Meâni ve Beyân kavramlarına temas edilmiştir. Ebü'l-Bekâ'nın el-Külliyyât'ta Meâni ve Beyân kavramlarını nasıl yorumladığı tetkik edilmiş, ele aldığı kavramlara örnek olarak zikrettiği ayet, hadis ve şiirler ele alınmış, müellifin bu kavramlara yaklaşımında farklılıklar varsa, onlar belirtilmiştir. Müellifin kullandığı Meâni ve Beyân kavramları, klasik eserler dikkate alınmak suretiyle sıralanmış ve zaman zaman diğer kaynaklarda geçen örneklerle zenginleştirilerek sunulmuştur. Ayrıca Ebü'l-Bekâ'nın el-Külliyyât'ının, Meâni ve Beyân alanında yazılmış müstakil bir eser olmamasına rağmen bunlara ait kavramların büyük bir kısmını kısa ifadelerle anlattığı gösterilmiştir.

17. yüzyılArapçaBeyan+7
Mehmet Sıddık Yegül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Ya'kûb el-Mağribî ve belagat ilmindeki yeri

Bu çalışmada İbn Ya'kûb el-Mağribî ve belagat ilmindeki yeri Mevâhibu'l-fettâh fî şerhi Telhîsi'l-Miftâh isimli eseri bağlamında ele alınmıştır. Çoğu mantık ve dil ilimleri alanında olmak üzere yirmiye yakın eser kaleme almış olan müellifin ilmi kişiliği üzerinde yaşadığı dönemde Mağrib'in siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel şartlarının etkili olduğu söylenebilir. Müellifin belagata dair kaleme aldığı eser Hatîb el-Kazvinî'nin Telhîs'i üzerine yazdığı şerh olan Mevâhibu'l-fettâh'tır. O bu eserinde Arap dili veri kaynaklarından en çok Arap şiirinden, ondan sonra Kur'ân-ı Kerim ayetleri ve Hz. Peygamberin hadislerinden istişhâd veya temsil makamında istifade etmiştir. Mantık ilmine hâkimiyeti onun belagat metodoljisine de yansımıştır. O eserinde genel olarak mantıksal tetkik metodunu kullanarak daha çok taksim ve tanımlar üzerinde durmuştur. Eserinde yeri geldiğinde şevâhid olarak kullanılan ayet, hadis ve şiirlerin dilsel tahlillerine de yer vermiştir. Belagat ilminin üç ana disiplini olan meânî, beyan ve bedi' ilmine dair mevzulardan yeri geldiğinde kendinden önce gelmiş belagat âlimlerinin eser ve görüşlerine atıfta bulunmuştur. Tartışmalı meselelerde tartışmanın taraflarının görüşlerini aynen aktarmış, bazen bunlardan birini tercih etmiş bazen de bunlar hakkında herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. Bazı meselelerde ise kendine ait özgün görüşlerini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Belagat, Metot, İbn Ya'kûb el-Mağribî, Meânî, Beyan, Bedi'

Bedi sanatlarBelagatBeyan+2
İrfan Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi gelirlerinin alt-kalemlerinin GSYH'ya oranları (1998-2008); bunların OECD ve AB ülkelerindeki değerlerle kıyaslanması (1965-2007) ve Türkiye'de yalan matrah beyanı yoluyla gerçekleştirilen vergi kaçakçılığı

Bu tezin ilk bölümünde Türkiye'deki konsolide bütçe gelirlerinin ve toplam vergi gelirlerinin; vergi-gelirleri içinde dolaylı ve dolaysız vergilerin; dolaysız vergiler içinde gelir vergisi, kurumlar vergisi ve servet unsurlarından alınan vergiler gibi ana kalemlerin; ve de gelir vergisinin önemli alt kalemleri olan maaş ve ücretlerden alınan vergiler ile ?beyannameye ta'bi vergi mükelleflerinden alınan gelir vergisi?nin GSYİH'a oranları ve bu oranların 1998-2008 arasındaki değişimi incelenmiştir. İncelemelerde kullanılan rakamlar; Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) istatistiklerindeki ham verilere dayanarak, tarafımızdan yeniden derlenip düzenlenerek daha okunabilir tablolar halinde metin içinde sunulmuş; GİB'in orijinal ham verileri ise Eklere konmuştur.İkinci Bölümde, Bütçe Gelirlerinin yukarıda sıralanmış olan ana-kalemlerinin ve bunların en önemli alt kalemlerinin GSYİH'ya oranlarının Türkiye ile AB-15, AB-19 ve OECD ülkelerinin ortalaması ve de seçilmiş olan 8 OECD ülkesinin bazılarının karşılaştırılması yapıldı. Bu bölümde ham veriler olarak, 1965'e kadar geri giden ama 1965-2000 arasını `yıllık' değil de `5-Yıllık' olarak veren OECD İstatistikleri kullanıldı. Bu veriler; çeşitli OECD ülkeleri, AB ve OECD ortalamaları ile Türkiye'nin vergi gelirleri ve alt kalemlerinin GSYİH oranlarını uzun vadeli bir dönem için karşılaştırma olanağı sağladılar. 1980-2006 dönemi için dolaysız vergilerin dolaylı vergilere Türkiye'deki oranı, AB-15, AB-19 ve OECD ortalamalarının ve seçilmiş sekiz OECD ülkesindeki oranlar ile karşılaştırıldı. Türkiye'de, 1980-2008 arası, dolaylı-vergilerin payının ne denli arttırılmış olduğunu iyi özetleyen bir tabloda (dolaysız/dolaylı)x-ülkesi / (dolaysız/dolaylı)Türkiye katsayıları hesaplanıp sunuldu.Üçüncü Bölümde, ilkönce Türkiye'deki kamu açığı ve vergi sistemine ilişkin sorunsalın tanımı yapılıp yansımaları özetlendi: 2008 krizi öncesinde bile %4.5 düzeyinde olan ?sosyal güvenlik fonları açığı dahil kamu açığının GSYH'a oranı? 2009 yılında %10'u bulmuştur. Ama bunun nedeni, kamu harcamalarının aşırı yüksek olmasına bağlanamaz. Çünkü Türkiye'de kriz öncesinde kamu harcamalarının GSYH'a oranı OECD ve AB ülkelerine kıyasla neredeyse 2 kat daha düşüktür. Dolayısıyla OECD ve AB ülkeleri ortalamalarına kıyasla çok düşük düzeylerde olan vergi gelirlerinin GSYİH'e oranı yükseltilmesi ve bunun dolaysız/dolaylı vergi oranını arttırarak yapılması gereğini ima eder. Konuya ilişkin iki temel boyut belirlendi: (i) Uygulanan gelir vergisi çizelgesi müterakki değildir; en alt gelir dilimine %15; en üst gelir dilimi olarak tanımlanan 50,000TL ve üstüne ise sadece %35 marjinal vergi oranı uygulanmaktadır. Bunun yerine ikame edilmesi gereken müterakki niteliklere sahip örnek bir vergi çizelgesi hazırlandı ve bunun türettiği ortalama vergi oranı tablo ve grafiği sunuldu. (ii) Türkiye'de gelir vergisi kaçağının hemen hemen tamamı ?kayıt-dışı? olmayan, yani kaydı olan ve beyannamesini veren mükelleflerin matrahlarını gerçek matrahlarının (ortalama olarak) matrahlarının sadece %5'ini beyan etmeleri yoluyla gerçekleşmektedir. Bu; gerek GİB orijinal istatistiklerine dayanan mikro bir yaklaşımla gerekse Milli Gelir İstatistiklerine dayanan makro bir yaklaşımla gösterildi.Tanımlanmış bu iki soruna eş-anlı çözüm getirilebildiği ve müterakki bir gelir vergisi çizelgesi ve de gelişmiş ülkelerdekine benzer etkin ve toleranssız bir vergi toplama sisteminin alt-yapısı ile birlikte ihdasını da içeren köklü bir vergi reformları yapılabildiği takdirde, ortaya çıkacak iktisadî sonuçlar özetlendi: Neticede, hem Kamu Açığının hem de faiz ödemelerinin GSYİH'e oranı, şimdikinin üçte-biri veya dörtte-biri düzeyine indirilmiş, hem gelir dağılımını düzeltici nitelikte ve sosyal-adalet ilkelerine çok daha uygun bir gelir vergisi sistemi yaratılmış, hem vergi gelirleri ve dolaysız vergi gelirlerinin GSYİH'a oranı arttırılmış ve bu değişkenler bağlamında AB-19 ülkeleri ortalamasına önemli bir ölçüde yaklaşılmış, hem de alt-yapı ve beşeri sermaye yatırımlarının GSYİH'daki payı önemli ölçüde arttırılmış ve dolayısıyla Türkiye'nin kalkınma çabasına çok önemli bir katkıda bulunulmuş olacağı sonucuna varıldı.Anahtar Sözcükler;1.Vergi Kaçakçılığı2.Yalan Matrah Beyanı3.Vergi Matrahı4.Vergi Geliri5.GSYH

Avrupa BirliğiBeyanGayri safi yurtiçi hasıla+6
Halit Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza Muhakemesi Hukukunda tanık ve beyanının güvenilirliği

Ceza yargılamasında hakim ya da jüri, delillere dayanarak muhakeme konusu olayı zihinlerinde canlandırmaya çalışır. Bu deliller arasında tanık beyanı her zaman en çok kullanılan delil olagelmiştir. Tanık beyanının insan hafızasına dayalı olması nedeniyle tanık beyanı yalan ve yanlışa açıktır. Yanlış beyanın yalan beyandan farkı ise bilinçsiz olarak hataya düşülmesidir. Bu çalışmada ispat kavramı, ispata ilişkin temel ilkeler ve tanık beyanının güvenilirliği ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: İspat, Delil, Tanık Beyanı, Güvenilirlik, Sahte Anı

BeyanCeza muhakemesi hukukuDelil+7
M. Nureddin Bozalan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Eser sözleşmesi kapsamında ayıp ve bildirimi

İnsan yaşamında pek çok karşılaşılan sözleşme tipinden biri olan eser sözleşmesi, iş sahibi ile yüklenici arasındaki ilişkileri düzenlemekte ve taraflara bir takım, külfetler, borçlar ve haklar yüklemektedir. Eser sözleşmesi ile iş sahibi tarafından ısmarlanan eserin, yüklenici tarafından ayıplı olarak meydana getirilmesi halinde tarafların ne şekilde davranacağı önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasının esas olarak konusu, eser sözleşmesi kapsamında meydana getirilen eserde yer alan ayıplar ile bu ayıplara yönelik bildirim külfetinin ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Eser sözleşmesinde eserde yer alan ayıp, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları niteliklerinin yoksunluğu olarak meydana gelebileceği gibi taraflarca kararlaştırılmayan ancak dürüstlük ilkesi gereği eserde olması gereken niteliklerin olmaması nedeniyle de meydana gelebilir. İş sahibinin eserdeki ayıpları bildirimi, yüklenicinin ediminin sözleşmeye aykırı olduğu hususu ile yüklenicinin eserin ayıplı olması nedeniyle sorumlu tutulacağına ilişkin irade beyanlarını içerir. İş sahibi Kanun ile kendisine tanınan şekil ve koşullarda ayıp bildiriminde bulunmaması halinde, eserin ayıplı haline katlanmak durumunda kalır. Tez çalışması süresince, belirlenen konular bilimsel görüşler ve yargısal uygulamalar çerçevesinde ele alınıp incelenmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Eser, Eser Sözleşmesi, Ayıp, Bildirim.

AyıpBeyanSözleşmeler+3
Can Barış Köseoğlu
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İçtimaî tefsirlerde Emsâlü'l-Kur'ân yorumu

ÖZET İçtimaî tefsir ekolü mensupları, Kur'ân-ı Kerîm'i yeni bir anlayışla ele alarak, çağın toplumsal sorunlarını nasların ışığında çözümlemeyi amaçlamışlardır. Bu ekol, insanlara hidayet rehberi olarak gönderilen Kur'ân-ı Kerîm'i tefsir ederken sade ve akıcı bir dil kullanmaya özen göstermiştir. Tefsirde öncelikli olarak ele aldıkları konu insan ve onun hidayetidir. Ekolün temel hedefi, Kur'ân'ın mesajını ön plana çıkararak insanların karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmek ve onlara rehberlik etmektir. İçtimaî tefsir ekolü, Kur'ân âyetlerinin insanlara yol göstermedeki önemini vurgularken, emsâlü'l-Kur'ân'a yaklaşımıyla da dikkat çekmektedir. Kur'ân mucizesinin ve edebî üslubunun belâgatle olan ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda, onun mana derinliği ve ifade gücüyle, Arapların sözlü edebiyatında ve edebî müsabakalarında kullanılan belâgat tekniklerini üstün bir şekilde ortaya koyduğu görülmektedir. Belâgatte önemli bir yere sahip olan temsilî anlatım ise, bir anlamı muhataba daha etkili bir şekilde aktarmak amacıyla verilen örneklerle desteklenir ve böylece konunun daha doğru anlaşılması sağlanır. Dolayısıyla Kur'ân'daki temsilî anlatımın, insanlara hidayet yolunu göstermek açısından büyük bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, söz konusu ekolün temsilî anlatım içeren âyetleri tefsir ederken ortaya koyduğu yorumların, insanlara hidayet yolunu açıklamada önemli katkılar sunduğu düşünülmektedir. İçtimaî tefsir müelliflerinin aklî yaklaşımlarıyla emsâlü'l-Kur'ân'a getirdikleri yorumların, diğer tefsirlerdeki yorumlardan farklılık arz ettiği görülmektedir. Bu bağlamda, söz konusu ekolün hidayet vurgusunun emsâlü'l-Kur'ân'da daha belirgin bir şekilde ortaya çıktığı ve böylece Kur'ân'daki hidayet mesajının doğrudan topluma iletilmesinin sağlandığı söylenebilir.

BelagatBeyanKur'an-ı Kerim+3
Mehmet Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Hayri Efendi ve el-Muktataf min Uyuni't-Tefasir adlı tefsiri

Mustafâ Hayri Efendi'nin el-Muktataf min Uyuni't-Tefâsir adlı eseri, kendi dönemine kadar te'lîf edilmiş tefsirlerin bir özeti mahiyetindedir. Müellifin eserde, son dönemlerde telif edilmiş tefsirlerden; Reşid Rıza'nın, Tefsirü'el-Menar adlı eseri ve Elmalılı'nın, Hak Dini Kur'ân Dili adlı tefsirinden yararlanmış olması, eserin dikkat çekici yönlerindendir. Eser, Kur'ân âyetlerinde bulunan dil ile ilgili konuları, edebi sanatların inceliklerini, fıkhi ve i'tikadi bilgileri ihtiva etmektedir. Bunun yanında Mustafâ Hoca, âyetleri tefsir ederken Kura'n'ı Kur'an'la tefsir etmiş, hadislere müracaat etmiş, Sahabe ve Tâbiun sözlerini de aktarmıştır. Bundan dolayı eser, rivayet içerikli dirayet tefsiri niteliğini kazanmıştır. Müellif, eserinde ayetleri ahenk içinde, okuyucuyu ayrıntılara boğmadan ve yormadan aktarmıştır. Tez, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tezin konusu, önemi, yöntemi ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, Adıyamanlı Mustafa Hayri Efendi'nin; hayatı, ilmî kişiliği, eserleri üzerinde durulmuştur. Bunun yanında, söz konusu eserin, el yazmasının şekli, muhtevası ve eser üzerinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise "el-Muktataf min Uyuni' t-Tefasr'in muhteva ve metodolojisi hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Sözcükler Tefsir, Rivayet, Dirayet, Kelam, Beyan, Bedi

BeyanDirayetKelam+5
Basri Alan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslam Hukukuna göre boşamada irade ve beyan uygunluğu

ÖZET "İslâm Hukukuna Göre Boşamada İrade ve Beyan Uygunluğu" isimli Yüksek Lisans Tez çalışmasında evlilik sözleşmesinin ortadan kaldırılması olan boşamayı ele aldık. Genel olarak tek taraflı irade beyanıyla meydana gelebilen ve bir ıskat tasarrufu olarak kabul edilen boşamada irade ve beyan uygunluğunu ve bunun sonuca tesirini inceledik. Amacımız, konu hakkında klasik kaynaklarda bulunan bilgileri doğru şekilde anlamak, yeni bir sistem içerisinde ele almak ve mukayese imkanı sunmaktır. Çalışmamızın giriş bölümünde boşamanın tanımını, boşama yetkisine sahip olanları, tarafların ehliyetini ve boşamanın geçerliliğini kısaca belirttik. Geçerli bir boşamanın ortaya çıkış ihtimallerini farklı görüşlere de yer vererek üç başlık altında ele aldık. Bunlar, boşamanın tek taraflı irade beyanıyla olması, boşamanın mahkemede olması ve boşamanın şahitler huzurunda olmasıdır. Birinci bölümde boşamanın çeşitlerini farklı açılardan ele aldık. Bu bölümde, dönülebilir olup olmamasına göre, sünnete uygunluğuna göre, hükmünün gerçekleştiği an itibariyle ve mükellefin sorumluluğu itibariyle olmak üzere boşamanın çeşitlerini inceledik. Bilhassa bid'î boşamanın geçerliliğini, İslâm hukukçularının farklı görüşlerini de gözönüne alarak incelemeye çalıştık. İkinci bölümde "boşamada irade ve beyan uygunluğunu" inceledik. Bu bölümün birinci başlığı altında, niyetin tanımını, önemini tasarruflardaki rolünü ve boşamadaki etkisini inceledik. İkinci başlık altında boşama iradesini beyan şekillerini ve bu konulardaki farklı görüşleri ele aldık. Üçüncü başlık altında irade ve beyanın birbirine uygun olabilmesi için gerekli şartları, irade ile beyanın birbirine uymadığı veya iradenin oluşumunda sakatlandığı bazı halleri araştırdık. Bu bölümün dördüncü başlığı altında ise daha ziyade irade ve beyanın birbirine uygun olmaması halinde veya irade beyanına aykırı bir durum ortaya çıkması halinde söz konusu olan diyâneten ve kazaen hüküm vermeyi tanıttık. Hanefiler hariç tutulacak olursa İslâm hukukçularının pek çoğu, boşama beyanının geçerli olabilmesi için gerçek anlamda boşama iradesinin bulunmasını şart koşarlar. Hanefiler ise boşamada irade ile beyan arasındaki uygunluk şartını her zaman aramazlar. Ayrıca, İslâm hukukçuları, boşama yetkisine sahip olan şahsın tek taraflı irade beyanıyla boşama meydana getirebilmesi için hukuki işlem meydana getirebilme ehliyetine sahip olması şartını ararlar. IX

BeyanBoşanmaİrade+1
Yılmaz Fidan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Aval Kurumu

Bu çalışmada Türk Ticaret Kanunu'nun 700 ilâ 702. maddelerinde düzenlenen aval kurumu, maddi ve şekli şartları, hukuksal niteliği, aval verenin sorumluluğu ve aval verenin hakları açılarından incelenmiştir. Aval, kambiyo senetleri hukukunun tüm kurumlarına değinilmesini gerektiren geniş kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Aynı zamanda Yargıtay'ın kambiyo senedi üzerinde matbu şekilde yer alan kefil ibaresini aval kabul etmesi, senedin yüzüne atılan imzanın aval olarak değerlendirilmesi ve forfaiting işlemlerinde avalin kullanılması sebebiyle halen uygulamada başvurulan bir yoldur. Avale dair içtihat ve doktrin ayrıntılı şekilde incelenerek aval kurumuna dair şu temel sonuçlara varılmıştır: Aval, kambiyo senedinin ödenmesini kısmen veya tamamen temin amacına yönelik özellikli bir kambiyo taahhüdüdür. Hem kambiyo taahhütlerine ilişkin genel kurallara hem de özel aval hükümlerine tâbidir. Aval veren ile lehine aval verilen arasında bulunan teminat bağı, avalin hukuki sonuçlarına etki ederek avali diğer kambiyo taahhütlerine nazaran özellikli bir hale getirmektedir. Diğer yandan, söz konusu teminat bağı, avali, kefalet sözleşmesinin bir alt türü kılmaz; aksine, hem aval hem kefalet sözleşmesi, kişisel teminat amacı güden hukuki işlemlerin birer alt türüdür. Bununla birlikte, aval tek taraflı bir hukuki işlemdir. Zira, aval, aval verenin veya yetkili temsilcisinin poliçe veya alonj üzerine imza atmasıyla oluşmaktadır. Avalin poliçede mündemiç alacak hakkına bağlı bir teminat olmasının sonucu ise aval verenin lehine aval verilenin kişisel def'ilerini hamile karşı ileri sürebilmesidir. Son olarak aval veren, kimin lehine aval verirse versin bir başvuru borçlusudur. Bu sebeple, aval verenden ödeme talep edilebilmesi için hamilin başvurma hakkının doğmuş olması gerekir.

AvalBeyanBorçlar+6
Raziye Aksu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Karatepeli Hüseyin b. Mustafa el-Aydînî ve Şerhü Risâleti'l-İstiâre isimli eseri

Bu çalışmanın konusu ?Karatepeli Hüseyin b. Mustafa el-Aydînî ve Şerhü Risâleti'l-İstiâre İsimli Eseri?dir.Çalışmamız, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır.Girişte, Belâğat'ın doğuşu, gelişmesi ve şimdiki konumu ve tarih boyunca diğer bilimlerle ilişkisi olmak üzere Belâğat hakkında bazı bilgiler verildi.İlk bölümde, Beyân ilmî hakkında genel bilgiler verildi.İkinci bölümde, yazarın yaşadığı dönemin siyasî, iktisâdî ve ilmî durumu ile ilgili genel bilgiler verildi. Bunun yanında, yazarın hayatı ve eserleriyle ilgili detaylı bilgiler sunuldu. Ayrıca bu bölümde Şerhü Risâleti'l-İstiâre'nin bazı nüshaları hakkında detaylı bilgiler sunuldu.Üçüncü bölümde, eserin orijinal metin tahkik edildi. Sonunda; konu, âyet, hadîs, isim, yer,şiir ve atasözü başlıklarından oluşan genel bir indeks hazırlandı.

ArapçaBeyanEdebi eleştiri+1
Muzaffer Özli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de serbest meslek kazancının beyanı ve vergilendirilmesi

ÖZET Türkiye'de gelir vergisi 7 çeşit gelir unsurundan oluşmaktadır. 4'ncü gelir unsuru olan serbest meslek kazancı, serbest meslek faaliyeti sonucu elde edilen kazanç türüdür. Serbest meslek faaliyetini devamlı olarak yapan kişilere de serbest meslek erbabı denir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de gelir vergisi unsurlarından serbest meslek kazanç vergisini açıklamak ve serbest meslek kazançlarının vergilendirilmesinde ortaya çıkan sorunları ortaya koymak ve bu sorunlara çözüm önerileri getirmektir Bu çalışma 3 ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkiye'de gelir vergisinin tarihi gelişimi ve diğer ülke örnekleri yer almaktadır. İkinci bölümde serbest meslek kazancının ülkemizdeki vergilendirilmesi geniş bir şekilde açıklanmaktadır. Üçüncü ve son bölümde serbest meslek faaliyetinde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri açıklanmıştır.

BeyanSerbest meslekSerbest ticaret+1
Mehmet Arif Kayacan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet Savcısının etkin soruşturma yapma görevi

Çalışmamızın inceleme konusunu "Cumhuriyet Savcısının Etkin Soruşturma Yapma Görevi" oluşturmaktadır. Bu kapsamda birinci bölümde; "etkinlik", "yeterlilik", "Cumhuriyet savcısı" gibi temel kavramlar öncelikle incelenmiştir. İlişkili kurumlardan ise "adil yargılanma hakkı", "hak arama hürriyeti" ve "adli kolluk" gibi konularla birlikte Cumhuriyet savcısının vermiş olduğu kararlara değinilmiştir. Kavramsal ve kurumsal değerlendirmeler ile etkin soruşturma görevinin amacı ve niteliği incelenerek konu bakımından literatüre katkı sağlaması ve yeni bakış açıları geliştirilmesi amaçlanmıştır. İkinci bölümde, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu dönemine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Meselenin her iki kanun dönemi esas alınarak incelenmesi neticesinde, geçmişten günümüze kadar geçen sürede "etkin soruşturma"nın geçirdiği safahat ve geldiği aşama tespit edilmiştir. Her iki dönemin taşıdığı ortak ilke ve kurallar ile farklılıkların tespiti sorunlara yönelik getirilen çözüm önerileri bakımından önem arz etmektedir. Türk Ceza Muhakemesi Hukuku sistemi bakımından etkin soruşturmanın özellikleri, Cumhuriyet savcısının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve reddi ile ilgili tartışmalar ortaya konmuştur. Devamında etkin soruşturmanın koruma tedbirleri ve soruşturma işlemleri ilişkisi incelenerek bu kapsamda; arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi, teknik araçlara izleme gibi koruma tedbirleriyle birlikte olay yeri inceleme konusu detaylı olarak irdelenmiştir. Zira "koruma tedbirleri" ve "soruşturma işlemleri" ile etkin soruşturma ilişkisi önem arz ettiğinden doktrin ve yargı kararlarıyla birlikte değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise "ispat külfeti", "hukuka aykırı delil" kavramı, "ifade alma" ve "etkin soruşturma" ilişkisi üzerinde durulduktan sonra etkin soruşturmaya ilişkin genel, özel ve yapısal sorunlar incelenmiştir. Bu çerçevede etkin soruşturmanın sonuçları üzerinde değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Cumhuriyet savcılığıEtkinlikHukuka aykırılık+4
Asım Kaya
Özyeğin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects