Attitudes

1,278 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci derece yakınlarında kolorektal kanser tanısı olan ve olmayan hastaların kanserden korunmaya yönelik bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve karşılaştırılması

Amaç: Kolorektal kanser (KRK) tanılı hastaların yakınlarının ve yakınında kolorektal kanser tanısı olmayan hastaların kanserden korunmaya yönelik bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma, Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Polikliniği'ne başvuran KRK hasta yakınları ile Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran ailesinde KRK olmayan hastalar ile yapıldı. Tanımlayıcı, kesitsel tipte araştırma olup Mayıs 2019- Ağustos 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veri toplamada, araştırmaya katılan bireylerin kişisel özelliklerini belirlemeye yönelik araştırmacı tarafından hazırlanan anket ve sağlık inançlarını belirlemeye yönelik "Kolorektal Kanserden Korunmaya Yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 60 vaka 60 kontrol grubu olmak üzere katılanların yaş ortalaması 36,59±12,7 yıl, %55,8'i (n=67) kadın, %22,5'i (n=27) ev hanımı, %65,8'i (n=79) evli olup %69,2'si (n=83) kentte yaşamaktadır. %52,5'i (n=63) gelirini giderinden az bulmakta, %36,7'si (n=44) üniversite mezunu ve %10,8'inde (n=13) komorbid hastalık olarak diyabet mevcuttur. KRK taraması ile erken tanı konulması açısından vaka ve kontrol grubu arasında fark bulunmadı. Gruplar arasında tarama yöntemleri bilgisi açısından fark saptanmadı. KRK taraması yaptırma oranı vaka grubunda anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,004). Bilgisizlik (%38,3) en sık bildirilen tarama yaptırmama nedeniydi. Kontrol grubunun güven yarar algısı puan ortalaması vaka grubunun puan ortalamasından anlamlı olarak yüksek saptandı (p=0,018). Gruplar arasında duyarlılık algısı, engel algısı, sağlık motivasyonu ve ciddiyet algısı puan ortalamaları benzer bulundu. Sonuçlar: Birinci derece yakınında KRK olan ve olmayan hastaların kanser risk faktörleri ile alakalı bilgi düzeyleri yüksekti. Buna rağmen katılımcıların sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları ve tarama yaptırma oranları düşüktü. Tarama kriterlerinin neler olduğu ve koruyucu risk faktörlerini hayatlarında nasıl uygulayabilecekleri hakkında bireylerin eğitime ihtiyacı vardır. Anahtar Kelimeler: Kolorektal kanser taraması, bilgi, tutum, davranış, sağlık inanç modeli

BilgiDavranışKolorektal neoplazmlar+4
Hande Bölükbaşı
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hatay'da Üniversite öğrencilerinin tütün ürünleri ve elektronik sigara hakkında bilgi, tutum ve davranışları ile karbonmonoksit düzeyleri

Amaç: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde tütün ürünleri ve elektronik sigara kullanımı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını ortaya koymak ve karbonmonoksit düzeyini belirlemektir. Yöntem: Kesitsel nitelikteki araştırma Hatay'da 2019-2020 yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde yapılmıştır. Çalışmanın evreni Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören toplam 13021 öğrenci olup, çalışmanın örneklemi çok aşamalı örneklem yöntemi ile seçilen 905 öğrenciydi. Ölçüm aracı olarak tarafımızca oluşturulan anket formu ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekten alınan puan arttıkça nikotin bağımlılık düzeyi artmaktadır (0-10 puan). Ayrıca karbonmonoksit ölçüm cihazı ile katılımcıların nefeste karbonmonoksit ölçümü yapılmıştır. Ki-Kare, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanıldı, p<0,05 önemli kabul edildi. Bulgular: Tütün ürünü deneme sıklığı %69,7 ve kullanma sıklığı %54,8 idi. Elektronik sigara deneme sıklığı %18,5 ve son bir ayda kullanma sıklığı %6,6 idi. Ölçek puan ortalaması 3,14±2,86 olup çok düşük-düşük bağımlılık sıklığı %73,7 idi. Karbonmonoksit düzeyi ortalaması 7,55±7,39 ppm idi. Tütün ürünü ve sigara kullananlarda karbonmonoksit düzeyi daha yüksekti (p<0,001). Ölçeğe göre bağımlılık düzeyi artıkça karbonmonoksit düzeyi artmaktaydı (p<0,001). Ölçek puanları ile karbonmonoksit düzeyleri arasında yüksek korelasyon görüldü (p<0,001). Sonuçlar: Öğrencilerin yaklaşık dörtte üçünün tütün ürünü denediği ve yarısından fazlasının kullandığı görülmüştür. Yaklaşık her beş öğrenciden biri elektronik sigarayı denediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tütün, elektronik sigara, nikotin bağımlılığı, karbonmonoksit

BilgiElektronik sigaraHatay+5
Cansu Karabiber
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet üniversitesi ve vakıf üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılıklarının gelecek beklentileri ve kişisel özelliklerine göre incelenmesi

Bu çalışma; devlet üniversitesi ve vakıf üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeylerinde geleceğe yönelik tutumlarına ve kişisel bilgilerine (cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, sahip olunan teknolojik cihaz, okuduğu üniversite) göre fark olup olmadığını inceleme amacıyla yapılmıştır. Araştırma evrenini 2022-2023 eğitim öğretim döneminde öğrenim gören Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi ve TC. Toros Üniversitesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, veterinerlik, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, radyo televizyon ve sinema, gazetecilik, Türkçe öğretmenliği bölümünden 248 öğrenci ile Toros Üniversitesi psikoloji, iktisat, uluslar arası ilişkiler, gastronomi, hemşirelik ve fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünden 162 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği ve Geleceğe Yönelik Tutum ölçeği kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin dijital bağımlılık düzeylerinde fark olup olmadığını incelemek için t-testi ve çoklu varyans analizinden (MANOVA) yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre devlet üniversitesi ile vakıf üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05 p=0.03). Devlet üniversitesi ile vakıf üniversitesi öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumları karşılaştırıldığında; geleceğe yönelik olumlu yönelim (p>0.05 p= 0.27), kaygılı yönelim (p>0.05 p= 0.51) ve planlı yönelim(p>0.05 p=0.89) alt boyutlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Devlet üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeylerinde, geleceğe yönelik tutum (p>0.05 p=0.132), baba eğitim seviyesi (p>0.05 p=0.07) ve sahip olunan teknolojik cihaz sayısına (p>0.05 p=0.44) göre anlamlı bir fark bulunmazken; cinsiyet (p<0.05 p=0.000) ve anne eğitim seviyesine (p<0.05 p=0.08) göre istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Vakıf üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeylerinde geleceğe yönelik tutum (p<0.05 p=0.001) ve cinsiyete (p<0.05 p=0.02) göre anlamlı bir fark bulunurken; anne eğitim seviyesi (p>0.05 p=0.16), baba eğitim seviyesi (p>0.05 p= 0.07) ve sahip olunan teknolojik cihaz sayısına (p>0.05 p= 0.16) göre istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.

BağımlılıkGelecek beklentisiKişisel özellikler+5
Hamide Topal
Toros University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

8. sınıf Türkiye Cumhuriyeti inkılâp tarihi ve Atatürkçülük dersinde zihin haritası tekniğinin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi

Eğitimde doğru hedefe ulaşabilmek için birden fazla öğretim yöntemi ve tekniği kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin en önemlisi, son dönemlerde sıklıkla kullanılmaya başlanan ve önemi her geçen gün biraz daha artan "Zihin Haritaları" tekniğidir. Bu kapsamda yapılan çalışmanın amacı 8. Sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde zihin haritaları tekniği kullanımının öğrencilerin derse karşı tutumlarına ve akademik başarılarına etkisini belirleyebilmektir. Bu hedef doğrultusunda çalışmanın örneklemini Muğla ilinin Yatağan ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunun 2018-2019 eğitim öğretim yılında sekizinci sınıfa devam eden 68 öğrenci oluşturmakta olup bu öğrencilerden 34 öğrenci deney grubunu, 34 öğrenci ise kontrol grubunu meydana getirmektedir. Deney ve kontrol grupları kolay ulaşılabilirlik ilkesine göre öğrenci sayıları eşit olan sınıflardan ikisi deney grubu, ikisi kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilerle "Millî Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm!" ünitesi zihin haritaları tekniği kullanılarak işlenirken kontrol grubunda yer alan öğrenciler ile aynı ünite mevcut programın öngördüğü yöntem ve teknikler ile işlenmiştir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın başlangıcında ilk olarak her iki gruba da tutum ölçeği ve başarı testi uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 25 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü .57, KR-20 güvenirlik kat sayısı ise .94 olarak belirlenmiştir. Beşli likert tipinde geliştirilen ve 23 maddeden oluşan tutum ölçeği sevgi, ilgi ve önem olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Deney grubunda yer alan öğrencilerle 7 hafta boyunca; "Millî Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm!" ünitesi zihin haritası tekniği kullanılarak işlenirken, kontrol grubunda yer alan öğrencilerle programa dayalı öğretim yöntem ve teknikleri kullanılarak işlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak başarı testi ve tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu ön test-son test kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen verilerin nicel boyutları SPSS 22.00 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda zihin haritası tekniğinin kullanıldığı deney grubunun, programa dayalı öğretim yöntem ve teknikleri kullanılan kontrol grubuna göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Elde edilen bulgular üzerinde doğru analiz yapabilmek amacıyla verilerin normal bir dağılım sergileyip-sergilemediğini kontrol etmek için Kolmogorov Smirnov ve Shapiro Wilk testlerine başvurulmuştur. Bununla birlikte Varyansların homojen dağılım gösterdiği durumlarda parametrik testlerden: Bağımlı Örneklemler (Paired Samples Statistics) T-Testi, Bağımsız Örneklemler Independent T- Testi ve One Way ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Varyansların normal bir dağılım sergilemediği durumlarda ise bu testlerin non-parametrik karşılığı olan Mann-Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli sıralar testi, Kruskall-Wallis-H gibi testlerden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama (X), standart sapma (SS) yüzde ve frekans değerleri dikkate alınmıştır. İstatistiksel sonuçların değerlendirilmesinde P*<,0.50 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre deney grubu ile kontrol grubu son test akademik puan ortalamaları bakımından deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Öğrencilerin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersine karşı tutumları açısından ise deney grubu lehine bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi, Zihin Haritaları, Tutum Ölçeği, Akademik Başarı Testi

Akademik başarıOrtaokul öğrencileriOrtaokullar+6
Süheyla Cengiz
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin çevrelerine yönelik bilgi, davranış ve tutumlarının belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum düzeylerini belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada amaca yönelik olmak üzere 'Çevresel Bilgi Ölçeği', 'Çevresel Davranış Ölçeği' ve 'Çevresel Tutum Ölçeği' geliştirilmiştir. Araştırma Şanlıurfa ili Haliliye ve Eyyübiye ilçe merkezlerine bağlı 2018-2019 öğretim yılında öğrenim gören 292 4.sınıf öğrenciyle yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Fen bilimleri dersi notuna göre yapılan incelemede bilgi, davranış ve tutum ölçeği puanlarının fen bilimleri dersi karne notuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Ebeveyn öğrenim durumuna göre yapılan değerlendirmede anne eğitim düzeyine göre çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Öte yandan, çevreye yönelik bilgi ve davranış ölçeği puanlarının baba eğitim düzeyine göre farklılaştığı bulunmuştur. Öğrencilerin evde bulunan bitkilerle ilgilenme durumlarına göre çevresel davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmıştır. Öğrencilerin çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranışlar puanları arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, elde edilen bulgular literatürde yer alan bilimsel araştırmalar ile tartışılmış ve çevre eğitimine katkısı olunabileceği düşünülen önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İlkokul, çevre eğitimi, çevre bilgisi, çevresel tutum, çevresel davranış, fen eğitimi

Tutum ölçekleriTutumlarÇevre bilgisi+4
Beyza Selin Uzun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin suya yönelik tutumları üzerine bir araştırma (Fethiye örneği)

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin suya karşı gösterdikleri tutumun cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, anne baba eğitim durumu ve anne baba meslek türü değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni 2019-2020 öğretim yılında Muğla İli Fethiye ilçesinde öğrenim görmekte olan ortaokul öğrencileri ile sınırlandırılmıştır. Örneklemi ise Muğla ili Fethiye ilçesindeki rastgele seçilmiş özel ve devlet okulunda öğrenim gören 892 (439 kız ve 453 erkek ) öğrenciden oluşmuştur. Veriler 2019-2020 eğittim öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Su Tutum Ölçeği" veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Toplanan verilere ilişkin yapılan t-testi ve ANOVA istatistiksel işlemleri, SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular cinsiyetin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde su tutumunu erkekler lehine etkilediği yönündedir. Okul türü olarak devlet okulları lehine anlamlı bir sonuç çıkmıştır, sınıf düzeyi olarak 8. Sınıflar lehine, anne baba eğitim durumu ve meslek türü açısından bakıldığında öğrencilerin su tutumları ile bu değişkenler arasında da anlamlı farklılıklar bulunmuştur.

FarkındalıkMuğla-FethiyeOrtaokul öğrencileri+3
Nazan Güler
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerilerini incelemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Ayrıca 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerileri cinsiyet, anne-baba eğitim durumu ve matematik başarısı değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırma, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Muğla ilinin Menteşe, Dalaman ve Fethiye ilçelerinde ortaokul 7. sınıfta öğrenim gören 269 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin, matematiksel üstbiliş farkındalık düzeylerini belirlemek için Kaplan ve Duran (2016) tarafından geliştirilmiş olan, "Matematiksel Üstbiliş Farkındalığı Ölçeği", problem çözmeye yönelik tutumlarını belirlemek için Çanakçı (2008) tarafından ortaokul öğrencileri için geliştirilen "Matematik Problemi Çözme Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin problem çözme beceri düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan problem çözme beceri testi, problem çözme beceri testinin puanlandırılmasında ise Gündüz Sefer (2006) tarafından problem çözme becerisini ölçmek için geliştirilen "Dereceli Puanlama Anahtarı" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış, verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbilişsel farkındalıklarının yüksek, problem çözmeye yönelik tutumlarının olumlu, problem çözme berilerinin ise orta düzeyin üstünde olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda sadece matematik başarısı değişkeninin öğrencilerin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerilerinde anlamlı fark oluşturduğu görülmüştür. Ayrıca problem çözmeye yönelik tutumun ve problem çözme becerisinin matematiksel üstbiliş farkındalığının anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilişüstü farkındalıkMatematik eğitimiMatematik öğretimi+7
İpek Zorbozan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Astımlı çocuk ve adölesanların hastalıklarına yönelik tutumları ile öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dünya'da prevelansı gittikçe artış gösteren kronik bir hastalık olan astım öz yeterlilik ve tutum algısını etkileyen bir hastalıktır. Yüksek öz yeterlilik ve olumlu tutumun hastalık semptomlarının iyileşmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışma astımlı çocuk ve adölesanların hastalıklarına yönelik tutumları ile öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Araştırma Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmunoloji Polikliniğinde astım tanısı ile izlenen 10-18 yaş grubu 200 çocuk ve adolesan ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu, Astımlı Çocuklar ve Adölesanlar İçin Öz Etkililik Ölçeği ve Çocuğun Kendi Hastalığına Yönelik Tutumu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; araştırma kapsamına alınan çocukların %77.0'ının 10-14 yaş grubunda yer aldığı, %40.5'inin kız olduğu, %72'sinin ortaokulda okuduğu ve %91.5'inin astım ilaçlarını düzenli kullandığı saptanmıştır. Bu çalışmada astımlı çocuk ve adölesanlar için öz etkililik ölçeği puan ortalamaları 53.3±21.6, astım hastalığına yönelik tutumları ölçeği puan ortalamaları 3.3±1.0 bulunmuştur. Çalışmaya katılan çocuk ve adölesanların düşük öz yeterlilik ve hastalığa yönelik tutumlarının nötr olduğu sonucuna varılmıştır. Çocuk/adölesanların astım hastalığına yönelik tutumları ve astımlı çocuklar ve adölesanlar için öz etkililik puanları arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Evde sigara içilmesi, son bir yılda astım atağı geçirme, astımın okul başarısını olumsuz etkilemesi ve kokuya duyarlılığın olması değişkenlerinin çocuk/ adölesanların hastalıklarına karşı tutumlarının %20.5'ini açıkladığı bulunmuştur. Ayrıca ev tozuna alerjisi olma durumunun çocuğun öz etkililik düzeyinde önemli bir değişken olduğu saptanmıştır. Astımlı adölesan/çocukların hastalığa yönelik tutum ve öz yeterliliklerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

AstımErgenlerHemşirelik+3
Jiyan Ürün
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde öğrenme stili, bedensel zekâ ve spora yönelik tutum ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, lise eğitimi gören 14-18 yaş arası ergenlerin kinestetik öğrenme stilleri ile kinestetik zeka alanlarının baskınlıklarını inceleyerek spora yönelik tutumları ile ilişkilendirmektir. Araştırmanın problem cümlesi; "Ortaöğrenime devam eden 14-18 yaş arası ergenlerin kinestetik öğrenme stilleri ile kinestetik zeka alanlarının, spora yönelik tutumlarına etkisi var mıdır?" şeklinde oluşturulmuştur. Çalışmanın genel evrenini Köyceğiz ilçesinde ortaöğretim çağındaki tüm ergenler oluştururken, çalışma evrenini ise ilgili okullarda öğrenime devam eden ergenler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda araştırmaya, veri toplanılması planlanmış olan okullarda eğitim görmekte olan 812 öğrenciye ulaşılmış olup, çalışmaya 695 öğrenci gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Gökdağ tarafından 2004 yılında geliştirilmiş olan Öğrenme Stilleri Ölçeği'nin kinestetik stil alt boyutu (α=,80), Saban (2001) tarafından geliştirilmiş Çoklu Zeka Envanteri'nin kinestetik zeka alanı alt boyutu (α=,73) ve Şentürk (2015) tarafından geliştirilen Spora Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Pandemi şartlarında çevrimiçi toplanabilen verilere güvenirlik, normallik, sıklık ve parametrik karşılaştırma, ilişki ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre örneklem grubundaki öğrencilerin fiziksel aktivite sıklıklarının, akademik başarıları ile doğru orantılı olarak arttığı görülmüştür. Düzenli fiziksel aktivitenin akademik başarıyı olumlu yönde desteklediği çalışmanın ortaya çıkardığı önemli sonuçlardan bir tanesi olarak göze çarpmaktadır. Çalışmanın problem cümlesine ilişkin olarak ortaya konan sonucu, kinestetik öğrenme stili ve kinestetik zeka alanı baskın olan ergenlerin, aynı doğrultuda spora yönelik tutumlarının da yüksek düzeylerde olumlu sonuçlar oluşturmasıdır. Sonuç olarak ergenlerde kinestetik zeka ve kinestetik öğrenme stilinin baskınlığı, spora yönelik tutumları oldukça yüksek bir oranda olumlu yönde etkilemektedir. Sadece beden eğitimi ve spor derslerinde değil, tüm derslerde kinestetik zeka alanı ve öğrenme stili baskın öğrencilere sınıf içi bedensel görev ve sorumluluklar verilerek hem doğal liderler yaratılmış hem de ilgili öğrencilerin öğrenme motivasyonları üst seviyeye çekilmiş olacaktır. Anahtar Kelimeler:"Ergen", "Bedensel zeka", "Öğrenme stili", "Spora yönelik tutum", "Kinestetik"

Beden eğitimi ve spor dersiBedensel kinestetik zekaErgenler+6
Gökhan Esen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık algısı ve COVİD-19 aşısına yönelik tutumlarının incelenmesi: Sağlık çalışanları örneği

Bu çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının sağlık algısı ve COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlarını belirlemek, sağlık algısı ile aşı tutumunun ilişkisini incelemektir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte olan çalışma Ocak- Haziran 2022 tarihleri arasında bir şehir hastanesinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini 323 sağlık çalışanı oluşturmuş, veriler, sosyodemografik veri formu, Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ) ve COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlar Ölçeği (ATÖ-COVID-19) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, normal dağılıma uygunluk testleri, Pearson korelasyon analizi, bağımsız değişkelerde t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskall Wallis H testi ve düzeltilmiş Bonferroni testi kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının %35.3'ünün erkek, %61.9'unun evli, %53.9'unun çocuklarının olduğu, sağlık çalışanlarının %86.1'inin sağlığını iyi olarak değerlendirdiği, %19.5'inin kronik hastalığının olduğu, %74'ünün orta düzeyde sosyo ekonomik durumunun olduğu, %61.9'unun mesleğini isteyerek seçtiği, %36.5'inin 16 yıl ve üstü çalıştığı, %61'inin hemşire olduğu ve %31.0'inin cerrahi kliniklerde çalıştığı belirlenmiştir. Mesleği hekim olan sağlık çalışanlarının sağlık algısı ölçeği puan ortalamalarının, mesleği hemşire ve ebe olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu, çalıştığı birim dahili klinikler olan sağlık çalışanlarının sağlık algısı ölçeği puan ortalamalarının, çalıştığı bölüm acil, ameliyathane ve yoğun bakım olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu saptanmıştır (p<.05). Mesleği ebe olan sağlık çalışanlarının ATÖ-COVID-19 olumsuz tutum, ATÖ-COVID-19 olumlu tutum boyutları ve ATÖ-COVID-19 puan ortalamalarının, mesleği hemşire olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<.05). SAÖ kontrol merkezi ile ATÖ-COVID-19 arasında pozitif, SAÖ Öz-farkındalık boyutu ile ATÖ-COVID-19 arasında negatif ilişki saptanmıştır (p<.05). Sağlık çalışanlarının sağlık algılarının yüksek olduğunu ve COVID-19 aşısına yönelik tutumlarının olumlu düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın aşı uygulamaları konusunda oluşturulacak müdahale çalışmaları için rehber niteliğinde olduğu düşünülmektedir.

AlgıAşı tereddüdüAşılama+5
Melek Seyhan Demir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci ve öğretmen görüşlerine göre ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin soru sormaya yönelik tutumlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, İlköğretim 4. Sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin soru sormaya yönelik tutumlarını belirlemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, keşfedici sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini belirlerken, amaçlı örnekleme yaklaşımlarından maksimum çeşitlilikten örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmının katılımcıları 9 öğrenci ile 7 öğretmen; nicel kısmının katılımcıları ise ölçek geliştirme çalışma grubunu 203 öğrenci ,örneklem grubunu 334 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak,"Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu","Yarı-Yapılandırılmış Öğrenci Görüşme Formu" ve "Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, soru soran öğrenci özelliklerinden, öğrencilerin soru sorduğu durumlardan, öğrenci sorularının niteliğinden, öğretmenlerin soru soran öğrenciye yaklaşımından, soru sormayı engelleyen ve teşvik eden durumlardan söz ettikleri görülmüştür. Öğrencilerle ise, derslerde soru sorma davranışlarının nelerden ve nasıl oluştuğundan, soru sormanın gerekliliğinden, soru sorulduğu an hissedilen duygulardan ve soru sormalarını engelleyen durumlardan bahsettikleri görülmüştür. Araştırmanın nicel kısmında ise nitel verilerin içerik analizi yöntemiyle incelenmesiyle öğrencilerin soru sorma süreci ile ilgili olduğu kabul edilen ifadeler tutum cümlesi olacak şekilde yazılmıştır. Uzman görüşü ve pilot uygulama işlemleri sonucunda 39 maddeden oluşan Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği'nin taslak formu oluşturulmuştur. Taslak form uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 203 ilkokul 4. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Uygulanan ölçeğin faktör yapısının incelenmesi amacı ile açımlayıcı (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) çalışmaları ile madde analizi ve güvenirlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 39 madde üzerinde gerçekleştirilen faktör analizi sonucunda, on beş madde analizlerden çıkartılarak 24 soruluk beşli likert tipi ölçme aracının son haline ulaşılmıştır. 'Soru Sormaya Yönelik Tutum Ölçeği' 334 öğrenciye uygulanmıştır. Analizler sonucunda soru sormaya yönelik açık olma düzeyleri yüksek, soru sormaya yönelik kaygı duyma düzeyleri düşük bulunmuştur. Öğrencilerin en çok soru sorduğu derslerin Matematik ve Fen dersleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Soru sormaTutum ölçekleriTutumlar+6
Fatma Doğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurum kültürü yönetiminde kurumsal değerlerin çalışanlara benimsetilmesi: Bir ilaç firmasında uygulama örneği

Kuruluşların birer kurumsal marka olabilmeleri sürecinde kurum kültürünün doğru bir biçimde oluşturulması ve geliştirilerek korunması gerekmektedir. Her kurumun ve markanın kendine ait bir kimliği, kişiliği ve dolayısı ile bir kurum kültürü vardır. Bu kültürün temelini ise ortak inanç ve değerler oluşturur. Değerleri tüm iç ve dış paydaşlara aktarılmanın yolu ise kurumsal iletişimdir. Çalışmanın birinci bölümünde kültür ve kurum kültürü kavramları incelenmiş, ikinci bölümünde kurum kültürü yönetimi, kurumsal marka, kurumsal iletişim ve kurumsal değerlere değinilmiş, üçüncü bölümde ise uluslararası bir ilaç firmasında kurumsal değerlerin çalışanlara benimsetilmesine yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın genel amacı, kurumsal değerlerin belirlenmesi ve çalışanlara aktarılması sürecinde kurumsal değerlere yönelik çalışan tutumlarını, kurumsal değerleri aktarmada kullanılan kurumsal iletişim araçlarının etkililiğini ve kurumsal değerlerin kuruma sağladığı katkıya yönelik çalışanların tutumlarını ortaya çıkarmaktır.

Değer akışıKurumsal değerlerKurumsal iletişim+4
Çağlar Genç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel çatışmanın nedenleri ve çalışanlar üzerindeki etkileri ve kamu kuruluşunda bir alan araştırması

İnsanlar hayatlarının önemli bir kısmını çeşitli örgütlerde geçirmektedirler. Özünde karmaşık bir yapıya sahip olan insanoğlu içinde bulunduğu örgütlerde de bu yapının bir parçası olmuştur. Örgütlerin, kişilerin yalnızca iş yaşantılarını değil, tüm yaşamlarını etkilediği ise kaçınılmaz bir gerçektir. Örgüt ve örgütlenmenin getirdiği olumlu ve olumsuz durumlar vardır. Bunlardan biri de çatışmadır. Yaşamın her alanında olduğu gibi çatışmalar örgüt kültüründe de kendisini göstermekte ve örgüt kültürü içerisinde hissedilmektedir. Çatışmanın her alanda olduğu gibi örgüt içerisinde de şiddetinin az veya çok oluşuna göre yaşanması beraberinde örgüte olumlu veya olumsuz nitelikler kazandırabilmektedir. Çatışmanın varlığıyla birlikte yöneticilerin bu durumu doğru şekilde algılayıp olumlu veya olumsuz çözüm üretebilmek örgüte yarar sağlayacaktır. İnsan ilişkilerinin iyi yönetilmesinin gerektiği örgütlerde, işverenlere büyük görevler düşmektedir. Aksi takdirde, iyi yönetilemeyen bir çatışma çalışanlar üzerindeki etkilerini artırır ve kayıplara neden olur. Bu çalışmada çatışma kavramı, çatışma türleri, örgütlerde yaşanan çatışmaların nedenleri ve son olarak da, örgüt kavramının baş aktörleri olan çalışanlar üzerindeki yarattığı etkiler incelenmiş ve sonuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Çatışma, Çatışma Türleri, Çatışma Nedenleri, Motivasyon, Stres, Tutum.

Kamu kuruluşlarıKamu personeliMotivasyon+7
Emre İmamoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk dönemi öğretmen adaylarının cinsiyetçilik ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı erken çocukluk döneminde görev yapacak okul öncesi ve sınıf öğretmeni adaylarının cinsiyetçiliğe ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumlarını çeşitli demografik değişkenler açısından betimlemek ve bu iki tutum arasında bir ilişki olup olmadığını açıklamaktır. Araştırma nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modelini kullanarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örneklemdir. İç Anadolu Bölgesi'nde bir devlet üniversitesinde 2015-2016 eğitim öğretim yılında okul öncesi ve sınıf öğretmenliğinde okuyan 550 öğretmen adayı çalışmaya katılmıştır. Araştırma kapsamında cinsiyetçilik ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumları ölçmeye yönelik uyarlanan ve geliştirilen ölçekler kullanılmıştır. Cinsiyetçilik tutumlarını ölçmek için "Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Çokkültürlü eğitime yönelik tutumları ölçmek için "Öğretmen Adaylarına Yönelik Çokkültürlü Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Bu iki ölçeğe ek olarak 22 soruluk genel bilgi formu ile öğretmen adaylarından demografik bilgiler elde edilmiştir. Veri toplama araçları için geçerlik, güvenirlik çalışmaları, normallik testleri yapılarak aynı zamanda doğrulayıcı faktör analizi ile alt boyutları doğrulanmıştır. Toplanan veriler ile ANOVA, t-testi, Kruskall Wallis, Mann Whitney U, Pearson ve Spearman Korelasyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda düşmanca cinsiyetçilik tutumları öğretmen adaylarının cinsiyetine göre, yerleşim türüne göre, anne eğitim durumuna göre, ekonomik gelir düzeyine göre ve doğdukları yerde hâkim olan siyasi görüşe göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Korumacı cinsiyetçilik tutumları öğretmen adaylarının, cinsiyetlerine göre, sınıflarına göre, ebeveynlerinin medeni durumuna göre, bağımlı değişkenler bağlamında çalışmalara katılma durumlarına göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Aynı zamanda korumacı cinsiyetçilik ile öğretmen adaylarının yaşları arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Çokkültürlü eğitime yönelik tutumlar ise öğretmen adaylarının, cinsiyetine göre, annelerinin eğitim durumuna göre, bağımlı değişkenler bağlamında çalışmalara katılım durumlarına göre, farklı kültürel deneyimlere sahip olma durumlarına göre ve herhangi bir farklılıklarından dolayı ayrımcılığa maruz kalma durumlarına göre anlamlı farklar göstermişlerdir. Aynı zamanda öğretmen adaylarının aktivite yapma sıklıkları ve farklı gruplardan arkadaşlara sahip olma durumları çokkültürlü eğitime yönelik tutumları ile pozitif yönlü bir ilişki göstermiştir. Son olarak öğretmen adaylarının cinsiyetçilik tutumları ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumları arasında negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Bu ilişki kadın öğretmen adaylarında anlamlılık gösterirken erkek öğretmen adayları için aynı durum söz konusu değildir.

Aday öğretmenlerCinsiyetçilikErken çocuk eğitimi+4
İlayda Kimzan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik toplum tutumları üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolü

Amaç: Bu çalışma; ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik toplum tutumları üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolünü incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı-ilişki arayıcı modelde tasarlanmış bu araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinde dahili ve cerrahi birimlerde yatarak bakım hizmeti alan hastaların yakınları oluşturmaktadır. Evreni belli olmayan örneklem hesabı yapılmış ve çalışma 270 (n=270) hasta yakınının katılımı ile tamamlanmıştır. Veriler Nisan 2022-Ekim 2022 tarihleri arasında Kişisel Bilgi Formu, bu çalışma kapsamında geliştirilen Şizofreniye İlişkin Mitler Formu, Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği, Ruhsal Sorunlu Bireylere Yönelik Toplum Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın aracılık etkisinin değerlendirilmesinde hiyerarşik regresyon analizleri PROCESS Model 4 kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Ruh sağlığı okuryazarlığının ruhsal hastalıklara yönelik olumlu toplum tutumları (iyi niyet alt boyutu, toplum ruh sağlığı ideolojisi alt boyutu) üzerine etkisinde şizofreniye ilişkin mitlerin aracılık rolü bulunmazken (p>0,05), olumsuz toplum tutumları (korku/dışlama alt boyutu) üzerine etkisinde mitlerin aracılık ettiği tespit edilmiştir (β:0,403; p=0,000). Sonuç: Bu çalışma ile birlikte şizofreniye ilişkin mitleri değerlendiren bir form geliştirilmiştir ve aracılık etkisi ilk kez değerlendirilmiştir. Ayrıca şizofreniye ilişkin mitlerin olumsuz toplum tutumlarına neden olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyinin arttırılarak mit düzeyinin azaltılmasına ve olumlu toplum tutumlarının geliştirilmesine yönelik toplumsal farkındalığı arttıracak hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Mit, Ruh sağlığı okuryazarlığı, Şizofreni, Tutum.

MitlerRuh sağlığıSağlık okuryazarlığı+2
Türkan Peşkirci
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş üzeri erişkinlerin geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) kullanım sıklığı, bu konudaki bilgi ve tutumlarının incelenmesi

Çalışmamızın amacı aile hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş üzeri erişkinlerin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) kullanım durumu, bilgi ve tutumlarını incelemektir. Çalışmamız Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran 325 katılımcıya anket verilerek uygulanmıştır. Bireylerin sosyodemografik özellikleri, GETAT yöntemlerinin hangileri hakkında bilgi sahibi olduğu, bu bilgileri nereden öğrendiği, hangilerini kullandığı ve bu konudaki tutumunu ölçen daha önceki çalışmalar ve literatür eşliğinde hazırlanan anket uygulanmıştır. GETAT uygulamaları ile ilgili tutumu değerlendirmek için Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 21 paket programında değerlendirilmiş ve p<0.05 olan değerler anlamlı kabul edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması ve standart sapması 33.56±11.94, %56.6'sı kadın ve %56.3'ü bekârdır. Kronik hastalığı olan ve devamlı ilaç kullananlar bireylerin %20.3'ünü oluşturmaktadır. Bireylerin %32.6'sı GETAT uygulamaları ile ilgili hiçbiri hakkında bilgi sahibi olmadığını belirtmiştir. En çok bilgi sahibi olunan uygulamalar sülük, kupa ve hacamat, fitoterapi ve akupunktur olarak sıralanmaktadır. Daha önce GETAT uygulamalarını en az bir kez kullananların sıklığı %28.9 olarak bulunmuştur. En çok kullanılan GETAT uygulamaları ise fitoterapi, kupa ve hacamat, akupunktur olarak bulunmuştur. GETAT kullanımı ile yaş aralığı, medeni durum, meslek, kronik hastalık ve devamlı ilaç kullanımı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Katılımcıların BTATÖ puan ortalama ve standart sapması 32.19±5.4147'dir. BTATÖ puanı ile GETAT kullanımı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p=0.000). Çalışmanın sonucu olarak GETAT kullanımı yaygın olarak görülmektedir. GETAT uygulamalarını kullanacak olan bireylerin bu konu ile ilgili bilgi sahibi olması sağlanmalı, kanıta dayalı tıp ile kullanılmalıdır.

Aile hekimliğiBilgi düzeyiTamamlayıcı tedaviler+3
Ömer Özen
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Koro eğitiminde yapılandırmacı yaklaşımın tutum, öz-yeterlik algısı ve akademik başarıya etkisi

Bu araştırmanın amacı; bir öğrenme kuramı olarak yapılandırmacı yaklaşımın, Müzik Öğretmenliği Programı öğrencilerinin yedi yarıyıl boyunca aldıkları ?Koro? dersine yönelik tutum, öz-yeterlik algısı ve akademik başarılarında ne ölçüde etkili olduğunu tespit etmektir. Araştırmanın yürütülmesinde kontrol gruplu öntest- sontest deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Buna göre araştırmanın çalışma grubunu; İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Programı 2010?2011 Eğitim-Öğretim Yılı, Bahar Yarıyılı 2.sınıf (n=30) öğrencileri oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tutum, Öz-yeterlik Algısı, Akademik Başarı Ölçeği ve Uzman Görüşü Alma Formu kullanılmıştır. Buna göre öğrenciler; 2010?2011 Eğitim-Öğretim Yılı, Güz Yarıyılı, ?Koro II? dersinde aldıkları akademik başarı puanlarına göre eşleştirme yoluyla denklik gruplarına ayrılmış, deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırmacı tarafından sekiz hafta ve haftada dört ders saati süresince, deney grubuna (n=15) yapılandırmacı (öğrenci merkezli), kontrol grubuna (n=15) ise geleneksel (öğretmen merkezli) koro eğitimi verilmiştir. Araştırma verilerinin analizi için nonparametrik testlerden faydalanılmış; bu testlerin istatistiksel çözümleri, SPSS.17 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda;(a)Yapılandırmacı yaklaşıma dayalı koro eğitimi verilen deney grubuyla, geleneksel yaklaşıma dayalı koro eğitimi verilen kontrol grubunun Öz-yeterlik Algısı Ölçeği sontest puanları arasında p<.05 anlamlılık düzeyinde deney grubu lehine farklılaşma olduğu ancak Akademik Başarı sontest puanları arasında ve Tutum Ölçeği sontest puanları arasında (p>.05) anlamlılık düzeyinde bir farklılaşma olmadığı,(b)Yapılandırmacı yaklaşıma dayalı koro eğitimi verilen deney grubunun Tutum Ölçeği öntest-sontest puanları arasında sontest lehine farklılaşma olduğu ve Öz-yeterlik Algısı Ölçeği öntest-sontest puanları arasında sontest lehine farklılaşma olduğu ancak Akademik Başarı Ölçeği öntest-sontest puanları arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı,(c)Geleneksel yaklaşıma dayalı koro eğitimi verilen kontrol grubunun Tutum, Öz-yeterlik Algısı ve Akademik Başarı Ölçeği öntest-sontest puanları arasında anlamlı bir farklılaşma olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar kelimeler: koro, koro eğitimi, yapılandırmacı yaklaşım, tutum, öz-yeterlik algısı, akademik başarı

Akademik başarıAlgıKoro+7
Zeynep Kaya
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji (genetik mühendisliği) farkındalık düzeyleri

Biyoteknoloji, pek çok endüstriyel sektörü değiştirme potansiyeline sahip uygulamaları ile 21. yüzyılın en önemli bilimsel devrimlerinden birisidir. ?Biyoteknoloji? terimi, sorunları çözmek için canlı organizmaların ve/veya biyolojik süreçlerin yardımıyla hammaddelerden ürün elde edilmesini sağlayan metod ve teknikleri tanımlamaktadır. Biyoteknolojinin hızlı gelişimi ve uygulamaları ekonomik, politik, etik ve eğitim gibi farklı alanlarda pek çok tartışmayı da başlatmıştır. Bu nedenle geleceğimiz olan çocuklarımızın biyoteknoloji alanındaki gelişmelerle ilgili güçlü bir eğitim altyapısına sahip olan bireyler olarak yetiştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sorumluluk şüphesiz ilköğretimden başlayarak yükseköğretime kadar farklı eğitim seviyelerinde fen eğitimcilerine düşmektedir.Bu çalışmanın amacı ilköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı farkındalıklarını belirlemektir. Bu çalışmada fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji farkındalık düzeylerini belirlemek için tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli 5'li likert tipi bir tutum ölçeği kullanıldı. Biyoteknoloji tutum ölçeğinin geliştirilme süreci üç basamakta yürütüldü. Bu basamaklar; madde havuzunun oluşturulması, uzman görüşlerinin alınması ve geçerlilik-güvenirlik testi aşamalarıdır. 16 madde içeren son ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır ve Cronbach Alpha güvenirlik değeri 0.75 bulunmuştur. Elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.Bu çalışmanın ikinci aşamasında, tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli tutum ölçeği, biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı tutumu belirlemek için, 2010-2011 yılında Malatya il merkezinde görev yapmakta olan ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi (convenience sampling) yöntemi ile seçilen 209 ilköğretim fen bilgisi öğretmenine uygulandı. Çalışma, biyoteknoloji hakkında fen bilgisi öğretmenlerinin tutumlarının cinsiyet, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre değişip değişmediğini açığa çıkaracak biçimde yürütülmüştür. Toplanan veriler bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi ile SPSS kullanılarak analiz edilmiştir.Biyoteknoloji tutum ölçeğinin uygulanması sonucunda elde edilen verilerde, fen bilgisi öğretmenlerinin cinsiyete göre tutumlarında anlamlı bir farklılık belirlenirken, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre tutumda anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.

BiyoteknolojiFarkındalıkFen bilgisi+7
Evrim Öcal
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya merkez sağlık ocaklarında çalışan hekim, hemşire ve ebelerin şiddet deneyimleri ve kadına yönelik şiddetle ilgili tutum ve davranış düzeyleri

Kadına yönelik şiddet dünyada ve Türkiye'de gün geçtikçe artan bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma sağlık ocaklarında çalışan personelin şiddete maruz kalma durumlarını ve sağlık personelinin kadına yönelik şiddet konusunda bilgi ve tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmış kesitsel bir çalışmadır.Çalışmanın evrenini; Malatya il merkezinde bulunan 28 merkez sağlık ocağında çalışan hekim, hemşire ve ebeler oluşturmuştur. Araştırma evrenindeki 541 kişiden 512`si araştırmaya katılmıştır. Verilerin toplanmasında; Tanıtıcı bilgi formu, ?Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formu? ve hemşire, ebe ve hekimlerin kadına yönelik şiddetle ilgili olarak tutum ve davranış düzeylerini belirlemek için Tutum formu kullanılmıştır.Katılımcıların; yaş ortalaması 33,6±6,4`tür. Çalışmaya katılanların; %81,8'i kadın, %18.2'si erkektir, Araştırmaya katılan kadınların %51,1'i, erkeklerin %54,8'i yaşamı boyunca en az bir kere şiddete maruz kalmıştır. Erkeklerin babaları tarafından daha fazla şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. (P<0.05) Araştırma kapsamındaki hemşirelerin %58,7'si, ebelerin %53,1'i ve hekimlerin %49,5'i iş yaşamı boyunca hasta, yasta yakını ve kendi çalışma arkadaşı tarafından en az bir kere şiddet görmüştür. Çalışanların %77,1'i mezuniyet öncesinde kadına yönelik şiddet eğitimi almamıştır. Mezuniyet sonrasında ise personelin %31,6'sinin kadına yönelik şiddet eğitimi almadığı belirlenmiştir. Ebelerin %79,5`i, hemşirelerin %57,5`i ve hekimlerin %69,9'u mezuniyet sonrası kadına yönelik şiddet eğitimi almıştır. Hekimlerin %74,3`ü, hemşirelerin %73,2`si ve ebelerin %67,5`i kadına yönelik şiddet olayı ile karşılaşmış, %81,8'i bildirim yapacağını ifade etmiştir. Sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlarına ilişkin toplam ölçek puanı 18,6±3,7 olarak bulunmuştur. Katılımcıların ortalama14,7±3,2 tutum puanı aldığı saptanmıştır.Sonuç olarak; sağlık çalışanlarının kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımlamada yetersiz kaldıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet, kadın, tutum, hemşire, ebe

EbelerHemşirelikKadınlar+4
Meryem Sarıbıyık
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin beden eğitimi dersine ilişkin tutumlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerine etkisi

Bu çalışmada, farklı okul türlerinde öğrenim gören lise öğrencilerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumların sağlıklı yaşam biçimi davranışı üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. İnsanın yapısı gereği bir olaya karşı duygu ve düşüncesi, ilerde yapacağı davranışları etkilemektedir. Bu araştırmada da tutumların davranış biçimlerine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Çorum ilinde öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya 1143 kadın ve 873 erkek olmak üzere 2016 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan anket formu uygulanmıştır. Anket içerisindeki bölümlerin ilkinde demografik özellikleri öğrenmek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu', ikinci bölümde Güllü ve Güçlü (2009) tarafından geliştirilen 'Beden Eğitimi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği' ve son bölümde ise Bahar ve diğ. (2008) tarafından geliştirilen 'Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranış Ölçeği II' yer almaktadır. Elde edilen veriler SPSS programı yardımı ile %95 güven düzeyinde test edilmiştir ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan normallik testleri neticesinde, veriler normal dağılımdan geldiğinden T-Testi ve Anova testi yapılmıştır. Aynı zamanda beden eğitimi dersine ilişkin tutumlarının sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerine etkisine korelasyon ve regresyon testleri ile bakılmıştır. Araştırmamızın sonucunda beden eğitimi dersine yönelik tutumların sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile anlamlı bir farklılık göstermesi ve beden eğitimi dersine ilişkin tutumların sağlıklı yaşam davranışlarının gelişmesinde büyük bir etkiye sahip olmasıdır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özelliklerinin beden eğitimi dersine yönelik tutumlarında ve sağlıklı yaşam davranışlarında büyük etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, Davranış, Sağlıklı yaşam, Tutum.

Beden eğitimiBeden eğitimi ve spor dersiLise öğrencileri+3
Hakan Kılcı
Hitit University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişim destekli hareket eğitiminin temel motor beceri gelişimi ile tutum ve motivasyona etkisi

Bu araştırmanın amacı; 8 yaş ilkokul öğrencilerinde bilişim destekli hareket eğitim programının, öğretmen destekli programa göre temel motor beceri gelişimi ve öğrencilerin uygulamaya yönelik tutum ve motivasyon düzeylerindeki değişime etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel ve nitel araştırma modellerinin bir arada kullanıldığı karma model kullanılmıştır. Nicel bölümde deneysel modellerden deney-kontrol gruplu öntest-sontest deseni kullanılmıştır. Araştırmada 8 haftalık Bilişim Destekli Hareket Eğitim (BDHE) Programının 8 yaş ilkokul öğrencileri temel hareket beceri düzeylerindeki değişime olan etkisini belirlemeye yönelik olarak Ulrich (2000) tarafından geliştirilen (Test of Gross Motor Development, TGMD-2) ve Türkçe uyarlaması Boz (2011) tarafından yapılan Büyük Kas Motor Gelişim Testi-2 (BKMGT-2) kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin uygulamaya yönelik tutum ve motivasyonlarını belirlemeye yönelik nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmaya kolayda örneklem yöntemi ile 96'sı kız, 87'si erkek olmak üzere toplam 183 öğrenci dâhil edilmiştir. Çalışma grubu kontrol grubu (KG=57), Bilişim Destekli Hareket Eğitimi Grubu (BDHE=66) ve Öğretmen Destekli Hareket Eğitim Grubu (ÖDHE=60) olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş olup, anlamlılık düzeyi p˂0,05 olarak belirlenmiştir. Verilerin dağılımına Shapiro-Wilk testi ile analiz edilmiştir. Grupların öntest-sontest puan ortalamalarının karşılaştırılmasında Bağımlı Örneklemler T-Testi, Bağımsız Örneklemler T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde, NVIVO 9.0 programı, veri çözümlemesi için kelime sıklık hesaplaması kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 8 haftalık BDHE programının 8 yaş ilkokul öğrencileri temel hareket becerileri gelişimi üzerinde olumlu etkisi olduğu, öğrencilerin BDHE programına ilişkin olumlu tutuma sahip oldukları ve programın derse ilişkin motivasyonlarını yükselttiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi ve spor, Bilişim destekli hareket eğitimi, Hareket eğitimi.

Beden eğitimiBilgisayar destekli eğitimBilişim teknolojisi+5
Kurtuluş Özlü
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının mesleğe yönelik tutumlarının incelenmesi

Bu çalışmada beden eğitimi ve spor öğretmeni adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda öğrenim gören öğretmen adayları ile Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Pedagojik Formasyon Eğitimi alan öğretmen adaylarından oluşan toplamda 407 kişi katılmıştır. Katılımcılara 4 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, 23 sorudan oluşan Mesleğe Yönelik Sevgi ve Mesleğe Yönelik Kaygı alt boyutlarını içeren "Beden Eğitimi Öğretmenliği Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin Analizi SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerine Kolmogorov-Smirnov testi uygulanmış ve bu test sonucunda değişkenlerin normal dağılım göstermedikleri görülmüştür. Bu nedenle araştırmada ikili karşılaştırmalar için Mann-Whitney U ve çoklu grup karşılaştırmaları için Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre Mesleğe Yönelik Kaygı boyutunda öğretmenlik bölümü öğrencilerinin, formasyon eğitimi alan öğrencilerine göre daha yüksek kaygı düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir.

Aday öğretmenlerAday öğretmenlerBeden eğitimi+4
Engin Oğuz Koçu
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çölyak hastası çocukların hastalıklarına yönelik tutumları ve etkileyen faktörler

Çölyak hastalığı, özellikle ince bağırsağı tutarak diğer vücut sistemlerini de etkileyen glutene karşı kalıcı duyarlılıkla karakterize, otoimmün bir enteropatidir. Çölyak hastalığının kronik hastalıklardan biri olduğu ele alınırsa; çölyak hastası çocukların hastalığa yönelik hissettikleri duygu ve gösterdikleri tutum, çocuğun hastalıkla baş etme mekanizmasını ve hastalığa olan uyumunu etkilemektedir. Sunulan bu çalışma ile 9-17 yaş arası çölyak hastası çocukların hastalıklarına yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu araştırma, İç Anadolu Bölgesindeki bir ilde bulunan bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Pediatrik Gastroenteroloji Polikliniğinde yapılmıştır. Araştırma, 01 Mart 2019 – 01 Mart 2020 tarihlerinde gastroenteroloji polikliniğine başvuran, en az altı aydır çölyak hastası olan kendisi ve ebeveyni çalışmaya katılmayı kabul eden 54 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Çocuğun Kendi Hastalığına Yönelik Tutumu Ölçeği" (ÇKHYTÖ) kullanılarak toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS (Version 25.0) paket programı ile yapılmış, sayısal değişkenler ortalama ve standart sapma olarak, kategorik değişkenler sayı ve yüzde olarak sunulmuştur. Ölçek puanlarının karşılaştırılması amacıyla student t testi, tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) kullanılmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan çölyak hastası çocukların yaş ortalamasının 13,09±2,68 olduğu, %63,0'ının glutensiz diyete (GD) uyduğu, %55,6'sının ailelerinin glutensiz gıdalara ulaşmada/ hazırlamada zorlandığı ve ÇKHYTÖ puan ortalamasının 2,88±0,71 olduğu belirlenmiştir. Çocukların annelerinin mesleklerine, tanı alma zamanlarına, aile desteğini yeterli görme, GD uyma, GD uygulamakta zorlanma, ailelerinin glutensiz gıdalara ulaşmada/ hazırlamada zorlanma durumlarına göre ÇKHYTÖ puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Araştırmada, çölyak hastası çocukların kendi hastalıklarına yönelik olumsuz tutuma sahip olduğu belirlendi. Bu doğrultuda pediatri hemşirelerinin çölyak hastası olan çocukların hastalığa uyumunda tutumun önemli bir faktör olduğunu dikkate alarak; hastalığa uyumunu kolaylaştırma konusunda çocukları ve aileleri bilgilendirmeleri ve çocukların hastalıklarına yönelik olumlu tutum geliştirmesi için psikososyal destek sağlamaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, çölyak hastalığı, gluten, hemşire, tutum.

Bağırsak hastalıklarıGlutenlerTutumlar+2
Fetih Bişgin
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum halkı gözüyle göçmenler

İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram olan göçün, sadece göçmene değil göç edilen bölgedeki yerli halk üzerine de etkileri mevcuttur. Göç oranlarının artışında küreselleşmenin yanı sıra 2011 yılında Suriye'de başlayan ve halen devam eden iç savaşın etkisi de oldukça fazla olmuştur. Savaşta yüzbinlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarcası da vatanından ayrılarak göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göçlerin çoğu hedef veya transit ülke olarak Türkiye'ye yapılmıştır. Ülke geneline dağıtılan göçmenler, bulundukları bölgeleri sosyal, kültürel, dini ve ekonomik açılardan etkilerken bir yandan da ev sahiplerinin yeni algılar kazanmasını sağlamıştır. Bütün bunların yanı sıra yabancı toplumların bir araya gelmesiyle de çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Türkiye'nin hemen hemen her şehrine olduğu gibi Çorum'a da göçler meydana gelmiştir. Ele alınan bu çalışmada Çorum halkının, il merkezinde bulunan çeşitli ırk ve kökenden göçmenlere karşı tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda nitel yöntem kullanılarak yerli halk ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular deskriptif (tanımlayıcı) araştırma deseni ile analiz edilmiştir. Çalışmamızda Çorum halkının, il merkezinde bulunan göçmenlere karşı dini, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel tutumlarına yer verilmiştir. Bu bağlamda katılımcıların büyük bir kısmının göçmenleri geldikleri ülkeye göre değerlendirdiği anlaşılmış olup bu durum önyargının farklı boyutlarıyla açıklanmıştır. Özellikle son on yıldır Suriye eksenli göç hareketleri halk nezdinde bir "Suriyeli" algısı açığa çıkarmıştır. Bu durum bazı kesimler tarafından acıma ve merhamet etme gibi duygularla karşılık bulurken çoğu kişi bu gruba nefret içerikli söylemlerle yaklaşmaktadır. Hatta Suriyeli olmayan Arap göçmenler de bu gruba dahil edilmektedir. Yerli halka göre, göçmenlerin kültür ve yaşam tarzları tamamen farklı olduğu için uyum sağlamaları oldukça zor olacaktır. Bakış açıları farklı olsa da çoğunluk diye tabir edebileceğimiz bir kesim göçmenlerin Çorum halkına uyum sağlayamadığını belirtmiştir. Uyum sorununun ise göçmenlerle yerli halk arasındaki iletişimi etkilediği gözlemlenmiştir.

Din sosyolojisiGöçlerGöçmenler+5
Hayrunnisa Dokuyucu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects