Published Theses
ONUR TÜRKMEN'İN MÜZİĞİNDE HAT TEKNİĞİNİN ORKESTRA ŞEFLİĞİ AÇISINDAN İNCELENMESİ
Hat tekniği figüratif yazı sanatını tanımlayan terimden türemiş olup, aynı konsept dahilinde ele alınarak icra edilmesi gereken, nota yazısı olarak da aynı düşünceyle paralel olan bir müzik tekniğidir. Bu teknikle yazılmış olan eserlerin seslendirilmesinde de aynı şekilde bir çizgi oluşturulmak amaçlanarak hareket edilmeli, tüm yapı buna göre oluşturulmalıdır. Bu sayede oluşacak sentez ile müziğin idealize ettiği o yalınlığı yakalamak mümkün olacaktır. Modern tını ve ritm dokusunun meydana getirdiği matematik ile geçmişin izlerini taşıyan makamların biraraya gelmesi ile ulaşılan bu sentezde, partilerin birbiri ile uyumu hayati önem arz etmektedir. Bu sebeple bir orkestra şefine ihtiyaç duyulmaktadır. Orkestra şefi bu perspektif çerçevesinde bir yönetim gerçekleştirmelidir. Hat sembolik bir ifade tarzıdır ve orkestra şefinin de rolü yine semboliktir. Çerçeveyi oluşturabilmek için gerekli olan teknik ve hat bilgisi bu noktada büyük önem arz edeceğinden, oluşturulan bu çalışma ile Hat kavramına dair bir perspektif oluşturmaya çalışılmıştır. Bunun için öncelikle Doç. Dr. Onur Türkmen tanıtılmış, hatın kapsamı ve içeriği anlatılmış, bu sistemin kullanıldığı, uzmanlar tarafından seçilen örnek eser üzerinde çeşitli kaşılaştırmalar yapılmış ve değerlendirmeler sonucunda bir kapsama ulaşmaya çalışılmıştır. Çalışmaya Betimsel Araştırma ve Tarama Yöntemi temel oluşturmuştur.
Çok sesli müzik ve Türk musikisi bağlamında Türkiye'de çello eğitiminin karşılaştırmalı incelenmesi
Viyolonseli hem makamsal Türk müziği, hem klasik Batı müziği alanında icra eden viyolonselci sayısı çok azdır. Bununla beraber her iki alanın viyolonsel sanatçıları birbiri hakkında ya hiç, ya çok az bilgi sahibidirler. Röportaj ile elde edilen verilerden yola çıkarak iki alanın arasında ciddi bir ayrışma saptanmış, oluşan ayrışmanın anlaşılabilmesi adına ayrışmaya sebep olan unsurlar ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Her iki alanındaki durumu ortaya koymak üzere, iki müzik alanını da, elden gelen her açıdan tanımlayacak şekilde, tarihi, teknolojik, fiziksel, teknik, teorik, formal, pratik ve politik anlamlardaki süreçleri ile incelenmiş, iki müzik alanı da, objektif şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Bu şekilde iki alanda eğitim gören müzisyenler arasındaki yabancılaşmanın önüne geçebilmek konusunda katkıda bulunabilmeye çalışılmıştır. Ayrışmanın temelleri anlaşıldıktan sonra viyolonsel çalgısı özelinde bu ayrımın aşılması konusu üzerinde durulmuş, özellikle eğitim alanına değinilmiştir. Viyolonsel eğitiminde, her iki alanda kullanılan eğitim müfredatları birer havuzda toplanıp, sınıflar halinde verilmiştir. Bulgulardan hareketle iki alanı birbiri için daha anlaşılır kılacağı düşünülen önerilerde bulunulmuş, viyolonselciler için çeşitli seviyeler için, alternatif 20 adet çalışma parçası ile 5 adet geleneksel Türk müziği eseri her iki notasyon sistemi ile sunulmuştur. Böylece her iki alanın arasındaki ayrışmanın, farkındalık geliştirerek aşılmasına katkıda bulunabilmeye çalışılmıştır.