6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin yıkıcı etkisiyle başa çıkmada etkili olan faktörler
2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Murat Utkucu
Abstract (TR)
Deprem sırasında ve sonrasında vücut, yaşadığı zorluğa tepki verir. Sırasıyla şok, pasifleşme ve toparlanma dönemlerine girer. Şok döneminde insanlar çevrelerindeki olayları fark edemez, acıyı hissedemez, sesleri duyamaz ve duyduklarını anlamlandıramaz. Pasifleşme döneminde insanları verilen komutları duyup yerine getirme çabasına girseler de bunu yapabilecek kuvveti kendilerinde bulamamaktadır. Toparlanma döneminde kişiler çevresinde bulunan kişilere yardım etmeye çalışmakta, depremin kayıplarının fazla olması ve ihmaller konusunda suçlu aramaktadırlar. Depremin travmatik etkisini insanlar bu dönemleri yaşayarak atlatmakta ve bu dönemler belirlenen zaman aralıklarında sağlıklı bir şekilde atlatılmaya çalışılmaktadır. İnsanlar bu dönemleri atlatamadığında depresyon, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu gibi bir çok psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Deprem kayıplarına bağlı olarak yas yaşanmakta ve bu belirli aşamalardan geçtikten sonra kaybın yokluğunu kabul ederek yaşama uyum sağlama süreci olarak ifade edilmektedir. Depremin yıkıcı etkilerini belirlemede, depreme maruz kalma süresi ve maruz kalma şiddeti belirleyici unsurlardır. Ayrıca depremin ardından depremin vurduğu bölgede zorlu hava koşulları, su baskınları, sanayi üretiminin durması, insanların afet yardımlarından yararlanamaması, cenazelere ya da depremzedelere ulaşamama, binaların çökmesi ve altyapının tahrip olması gibi durumlarla da sık sık karşılaşılmaktadır. Bu durumlar depremin yıkıcı etkilerinin daha da fazla hissedilmesine neden olmaktadır. Depremin yıkıcı etkileri, can ve mal kaybının yanı sıra psikolojik ve fiziksel bazı sağlık sorunlarına da yol açmaktadır. Beden, üstesinden gelemeyeceği kadar büyük bir güçle karşı karşıya olduğunu hisseder. Ancak yine de başa çıkma kapasitesini sağlayan bazı faktörlere dayanarak zorluklarla başa çıkma becerisine sahiptir. Bu çalışmada Kahramanmaraş ilindeki 6 Şubat 2023 Pazarcık (MW=7.8) ve Elbistan (MW=7.6) depremlerinin fiziksel ve psikolojik yıkıcı etkileriyle baş etmede etkili olan faktörler incelenmiştir. Türkiye'nin en önemli tektonik özelliklerinden biri olan Doğu Anadolu Fay Zonu boyunca meydana gelen depremler, yaklaşık 14 milyon nüfusa ev sahipliği yapan 11 ilde (Kahramanmaraş, Hatay, Antakya, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Osmaniye, Adana, Kilis, Şanlıurfa ve Diyarbakır illeri) büyük hasara neden olmuştur. Doğu Anadolu Fay Zonu yüksek deprem tehlikesi ile bilinmekte ve tarihte çok sayıda yıkıcı büyük deprem üretmiştir. Depremlerin fiziksel ve psikolojik etkilerini ve takip eden kriz ortamında karşılaşılan stresle başa çıkma tepkilerini değerlendirmek için bir anket ve COPE adı verilen bir başa çıkma tuıtumlarını değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Anket daha önceki çalışmalardan geliştirilmiş olup iki alt bölümde sınıflanan 46 soru içermektedir. Alt bölümler Demografik Bilgi ve Deprem Deneyimi başlıklarına sahiptir. Anket sahada ve internet üzerinden Google Formları kullanılarak uygulanmıştır. COPE ölçeği yurt dışında geliştirilmiş ve daha sonra envanterine bazı uyarlamalar yapılarak Türkçe diline çevrilmiştir. COPE ölçeği bu gerilimli deneyimler sonrasında ortaya çıkan başa çıkma tepkilerinin geniş bir yelpazede değerlendirilmesini sağlayacaktır. Araştırma, depremlerden ağır hasar alan Kahramanmaraş, Gaziantep ve Adıyaman illerinde yaşayan 117 depremzedeyi kapsamaktadır. Araştırmaya yüzde 54'ü 35 yaşın altında olan 18 yaş üstü 54 kadın ve 63 erkek katkıda bulunmuştur. Anketin ana bulgusu sosyal sermaye, mekân bağlılığı ve dinin depremlerin yıkıcı etkileri ve beraberinde getirdiği yüksek stres düzeyi ile başa çıkmada en önemli faktörler olduğudur. Takip eden krizdeki yüksek düzeydeki stres; depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozuklukları, akut stres bozuklukları, nefes darlığı, kalp sıkışması ve sık sık ölüm düşüncesi gibi hem psikolojik hem de fiziksel sağlık sorunlarına neden olmuştur. Anket sonuçlarına göre katılımcıların çoğu deprem anında binalarından ayrılmış ve göçük altında kalmamıştır. Deprem anında hissettikleri duyguları anlatırken çok şiddetli korku, telaş ve çaresizlik duygularını hissettiklerini belirtmişlerdir. Geceleri uyumadıklarını ve çok korktuklarını ifade etmişlerdir. Bu durum göçmüş bina altında kalınmasa dahi depremin yıkıcı etkisini insanların ne kadar çok etkilediğini göstermektedir. Deprem anında kaçma davranışı her ne kadar insanın içinden gelen bir güdü olsa da insanların deprem konusunda eğitimsiz ve hazırlıksız oluşunu ifade etmektedir. Çünkü deprem sarsıntısı durduktan sonra dışarı çıkılmalıdır. Yapılan ankette depremzedelerin yarısından çoğunun deprem bölgesinde kalmayı tercih ettiği, depremzedelerden göç eden kişilerin kısa bir süre sonra döndüğü görülmüştür. Bu durum yer kimliğinin insanlarda bulunduğunu ve yer bağlılığının önceki çalışmlarda ortaya konduğu gibi başa çıkmada güçlü bir faktör olduğunu göstermektedir. Depremin yıkıcı etkileriyle baş etmede afet yardımına erişebilmenin etkili bir faktör olduğu ve ölçek sonuçlarının da bu sonucu desteklediği görülmüştür. Afet yardımlarının dağıtımında kimlere öncelik verilmesi gerektiği de incelenmiştir. Önceliğin ihtiyaç sahiplerine verilmesi gerektiği ortaya çıktı. Bu da bireysel olarak değil toplumsal olarak baş etmenin önemli olduğunu gösteriyor. Elde edilen verilere göre, yardım verilmesi gereken öncelikli kişilerin çocuklar, yaşlılar ve kadınların yanı sıra aile reisleri olması gerekiyor. Ankette psikolojik destek alan kişi sayısının az olduğu ve bundan az faydalandıkları görülmekte olup, ölçek sonuçları da bu verileri desteklemektedir. Bu durumun nedenleri incelendiğinde depremzedelerin deprem öncesinde sosyal çevrelerinde aile, akraba, arkadaş, komşu ve tanıdıklarının olduğu ve sosyal bağlarının güçlü olduğu görülmektedir. Depremzedeler depremden sonra mevcut sosyal ilişkilerinin daha da güçlendiğini belirtiyorlar. Araştırma sonuçları depremzedelerin sosyal sermayelerinin güçlü olduğunu ve depremle baş etmede güçlü bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Ölçek sonuçlarına göre katılımcıların başa çıkma oranları yüksektir. The COPE ölçeği kadınların, 4 veya daha fazla çocuğu olan ailelerin, düşük eğitim durumunun, memurların ve sık ibadet eden ve daha fazla afet yardımı alan kişilerin daha yüksek başa çıkma kapasitesine sahip olduğunu önermektedir. Araştırma ayrıca, deprem bölgesinde çalışanların görevlerini kısa sürede (1-2 ay) yerine getirdiğinde mutluluk ve uyum içinde çalıştıklarını ancak uzun süre (4-6 ay) yerine getirdiklerinde bitkinlik ve tükenmişlik hissettiklerini ortaya koymaktadır.
Author
Dr. Büşra Meltem Özgölet
Institution
How to Cite
Büşra Meltem Özgölet (Yüksek Lisans Tezi). 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin yıkıcı etkisiyle başa çıkmada etkili olan faktörler, 2024, Sakarya University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Sakarya University
- Yoğunluk fonksiyonel teorisi kullanılarak pil malzemelerinin hesaplamalı incelenmesi(2023)
- Hacı Ahmed b. Seyyid el-Bigavî ve Terceme-i Avârifu'l-maârif'i (22-43. bablar)(2024)
- Karbazol substıtüye 3,4-dihydropyrimidin-2(1h)-tion türevi bileşiklerin sentezi(2024)
- Geri dönüştürülebilir atıkların derin öğrenme modelleri ile sınıflandırılması: Veri seti boyutunun etkisi üzerine bir karşılaştırma(2024)
- Türk mitolojisinde kurban, kutsal şiddet ve günah keçisi motiflerinin hermeneutik incelemesi(2024)
- Tiyokalkon ile sübstitüe edilmiş metalli ftalosiyaninlerin sentezi ve karakterizasyonu(2018)
