Acil serviste proksimal femur fraktürü tanısı alan hastaların retrospektif analizi ve mortaliteye etki eden faktörlerin değerlendirilmesi
2024
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Oya Akpınar Oruç
Abstract (TR)
Giriş ve Amaç: Proksimal femur fraktürleri daha çok düşük enerjili travma ile oluşabilen, sıklıkla ileri yaşta karşılaşılan bir durumdur. Yaşlı nüfusun artmasıyla beraber sıklığı gittikçe artmaktadır ve tüm dünyada önemli mortalite ve morbidite sebeplerinden biridir. Bu çalışmada Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi acil servisine başvuran proksimal femur fraktürü olgularının retrospektif olarak değerlendirilmesi ve hematolojik ve biyokimyasal parametreler ile hastaların erken ve geç dönem mortalitelerinin ilişkili olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 01.01.2018 ve 01.07.2023 tarihleri arasında Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisine başvuruda bulunan ve proksimal femur fraktürü tanısı alan 344 hasta ile retrospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Hastane otomasyon sistemi ve hasta dosya bilgileri kullanılarak hastaların demografik ve proksimal femur kırığı ile ilişkili özellikleri kaydedilmiştir. Ayrıca hastaların acil servis kabulü sonrasındaki bir yıl içindeki mortalite durumları (ilk 30 gün: erken dönem, 30 gün-1 yıl: geç dönem mortalite) tespit edildi. Kan sonuçlarındaki hemoglobin, lökosit, nötrofil, lenfosit, monosit, platelet, RDW (eritrosit dağılım genişliği), glukoz, potasyum, CRP (C- reaktif protein), albümin ve total protein değerleri belirlenip sonrasında nötrofil/lenfosit (NLR), monosit/lenfosit (MLR), platelet/lenfosit (PLR), CRP/albümin (CAR), glukoz/potasyum oranları hesaplanarak veri toplama formuna kaydedildi. Elde edilen veriler erken dönem ve geç dönemde eksitus olan hastalar ile 1. yıl sonunda yaşayan hastalar arasında karşılaştırılarak parametrelerin mortalite ile ilişkileri değerlendirildi. Veriler SPSS 27 for Windows programına aktarılarak istatistiksel analiz yapıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilme kriterlerine uyan 344 hastanın 205' i (%59,6) kadın, 139'u (%40,4) erkek hastalardan oluşmaktadır. Hastaların yaş ortalaması 81,88±7,76 olarak saptanmıştır. Yaş gruplarına bakıldığında 65-74 yaş arası 25 hasta (%7,3), 75-84 yaş arası 113 hasta (%32,8), 85 yaş ve üstü 206 hasta (%59,9) çalışma grubunu oluşturmaktadır. Kırıkların %53.2 'si sağ ekstremite % 46.8'i sol ekstremitede saptanmış olup ekstrakapsüler kırıklar (n=256, %74,4), intrakapsüler (n=88, %25,6) kırıklara göre daha fazla sayıda bulunmuştur. Hastaların %83,7 sinde yoğun bakım yatış gereksinimi olmadığı, sadece %16,3'ünde yoğun bakım yatış gereksinimi olduğu saptanmıştır. Hastanede yatış süresi medyan değeri 7 (IKA=5-9), yoğun bakım yatış süresi medyan değeri ise 5 (IKA=3-16) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda hasta grubunun mortalite durumları incelendiğinde; fraktür sonrası ilk 1 yıl içinde 37 hastanın eksitus olduğu saptanmış, bu hastaların da 24'ünün ilk 30 gün içinde, 13'ünün 30 gün-1 yıl içinde eksitus olduğu görülmüştür. Hastaların 307' si 1 yıl sonunda sağ kalmıştır. Yaş gruplarına göre erken ve geç dönem mortaliteler karşılaştırıldığında yaşlılarda mortalite daha yüksek görülse de istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Kırık tipi ile mortalite arasında ilişki bulunamamıştır. Erken ve geç dönemde eksitus olan ve olmayan hasta grupları arasında başvuru hemoglobin düzeyi karşılaştırıldığında; gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. RDW düzeyi ise sadece erken dönemde eksitus olan ve olmayan hasta grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Mortalite grupları ile NLR, PLR, MLR, ve CAR değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Başvuru esnasında hesaplanan glukoz/potasyum oranları erken dönemde eksitus olan ve olmayan hasta grupları arasında anlamlı farklılık göstermiştir. Sonuç: Çalışma grubunun demografik ve klinik özellikleri literatür ile uyumlu bulunmuştur. Hastaneye başvuru anındaki Hb değeri düşüklüğü ve RDW değeri yüksekliği ile proksimal femur fraktürüne bağlı mortalite riski arasında ilişki olduğu görülmüştür. Benzer şekilde kandaki glukoz ve potasyum değerlerinin birbirine oranındaki yüksekliğin özellikle erken dönemdeki mortalite ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Yaşlı hastalarda anemi etyolojilerinin belirlenerek gerekli müdahalelerin yapılması bununla birlikte hastaneye başvuru esnasındaki glukoz ve potasyum anormalliklerinin düzeltilmesi proksimal femur fraktürü saptanan hastalarda mortalite oranlarının azaltılmasında etkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Acil servis, Proksimal Femur Fraktürü, Glukoz/Potasyum oranı, Hemoglobin, RDW
Author
Dr. Yasin Bülbüloğlu
How to Cite
Yasin Bülbüloğlu (Tıpta Uzmanlık Tezi). Acil serviste proksimal femur fraktürü tanısı alan hastaların retrospektif analizi ve mortaliteye etki eden faktörlerin değerlendirilmesi, 2024, Afyonkarahisar Health Sciences University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Afyonkarahisar Health Sciences University
- Sağlıklı yetişkinlerde kronotip, yeme tutumları ve gözün ön-arka segment bulguları arasındaki ilişkilerin incelenmesi(2025)
- İnflamatuar bağırsak hastalıklarında oküler yüzey özellikleri(2016)
- Kolorektal adenokarsinomlarda wnt-3,β-katenin, mmp7, vegf, vimentin ve ki67 ekspresyonlarının patolojik evre ve diğer prognostik faktörler ile ilişkisinin immünohistokimyasal yöntemle değerlendirilmesi(2016)
- Retinitis pigmentosa hastalarında oksidatif ve antioksidatif stres markerlarının ölçülmesi(2017)
- Sarkoidoz ve ateroskleroz ilişkisi: Az bilinen bir komorbidite(2018)
- Tip 2 kollajen emdirilmiş enjekte edilebilen hyaluronik bazlı implant kıkırdak onarımını nasıl etkiler? ratlarda oluşturulan deneysel çalışma(2018)
