Birinci ve ikinci trimester maternal serum homosistein seviyeleri ve uterin arter doppler ultrason ölçümleri ile anormal plasentasyonun ilişkisi
2007
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Namık Demir
Abstract (TR)
Homosistein yüksekliği tekrarlayan gebelik kayıpları, ablasyo plasenta, fetal ölüm, preeklampsi ve intrauterin gelişme kısıtlılığı (IUGR) gibi bazı gebelik komplikasyonları ile ilişkili bulunmuştur. Homosistein, damar duvarının intima tabakasının kalınlaşması, damar intima tabakasındaki düz kas hücre proliferasyonunun uyarılması, damar duvarındaki lipid birikiminin artması, trombosit ve lökositlerin aktivasyonu, düşük dansiteli lipoprotein (LDL) oksidasyonunun artışı, tromboksan sentezinin aktivasyonu ve homosistein oksidasyonu sırasında oluşan oksidatif hasarın artması gibi yollarla plasental vasküler iskemi yaratarak gebelikteki bu komplikasyonarın oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Hem ilk üçay sonunda hem de ikinci üçayda yapılan çalışmalarda, homosistein yüksekliğinin anormal plasentasyonla ilişkili gebelik komplikasyonlarının öngörüsünde kullanılabileceği ve bu problemlerle ilgili riskin erken gebelik haftalarında belirlenebileceği yönünde sonuçlar ileri sürülmüştür. Doppler Ultrasonografi (USG), fetal ve uteroplasental dolaşımı, bu dolaşımda ki akım hızı değişimlerini ve periferal damar direncini değerlendiren ve obstetride yaygın kullanım alanı olan non-invasive bir inceleme yöntemidir. Yapılan çalışmalarda, gebeliğin erken dönemlerinde Doppler USG'nin kullanılması ile gebelikle ilgili hipertansif hastalıklar açısından riskin belirlenebileceği konusunda bulgular elde edilmiştir. Bu çalışmada, ilk ve ikinci üçayda serum homosistein seviyeleri ve uterin arter (UtA) Doppler pulsatilite indeksinin (PI) gestasyonel hipertansiyon, preeklampsi ve IUGR öngörüsündeki yerinin ve homosistein seviyeleri ile uterin arter Doppler indeksleri ve Doppler skorları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı.Bu amaçla, 11-14. ve 20-24. gebelik haftaları arası maternal serumda homosistein, folik asit, vitamin B12 seviyeleri ölçüldü ve aynı zamanda Doppler ultrasonografi ile yapılan incelemede UtA ortalama PI'ine bakıldı. Ölçülen Doppler paremetreleri Sekizuka ve arkadaşlarının önerdiği skorlama sistemine göre; anormal UA PI olması ya da erken diastolik çentik saptanması durumunda 1 puan verildi, bunların olmaması durumunda 0 puan verildi. Sonuçta sağ ve sol UA skorlarının toplamına göre 0-4 arasında değişen bir son skor elde edildi.İlk üçayda farklı Doppler skorları arasında homosistein seviyeleri açısından anlamlı fark saptandı. Doppler skoru arttıkça maternal serum homosistein seviyelerinin arttığı saptandı. Buna karşılık Doppler skorları arasında serum folat, vitamin B12 seviyeleri ve gebelik komplikasyonları açısından fark saptanmadı. Bunlara ek olarak ilk üçayda homosistein ile Doppler belirteçleri ve skorları arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı ve preeklampsi hastalarında homosistein seviyeleri anlamlı daha yüksekti (preeklamptik gebe; 7,02±2,7 µmol/l, normal gebe; 4,3±1,8 µmol/l, p=0,008). İlk üç ay sonunda maternal serumda ölçülen homosistein seviyeleri, anormal UtA PI'ine (>1,8) (n=35) sahip kadınlarda, normal UtA PI'ine (<1,8) (n=68) sahip kadınlara göre anlamlı daha yüksek bulundu (sırasıyla; 5,4±2,5 µmol/l, 3,9±1,3 µmol/l, p=0,001). Bununla beraber ilk üçayda UtA Doppler incelemede iki taraflı erken diastolik çentik saptanan gebelerde homosistein seviyeleri, erken diastolik çentik saptanmayan gebelere göre anlamlı daha yüksek bulundu (sırasıyla; 5,5±1,9 µmol/l, 4,2±1,9 µmol/l, p=0,03). İkinci üçayda maternal homosistein seviyeleri ve gebelik komplikasyonları açısından Doppler skorları arasında fark yoktu. Preeklampsi hastalarında UtA ortalama PI değerleri normal kontrollere göre anlamlı daha yüksekti (sırasıyla; 2,05±0,5, 1,03±0,3, p=0,001). Homosistein seviyeleri açısından ise preeklampsi hastaları ile preeklampsisi olmayan gebeler arasında anlamlı fark saptanmadı (sırasıyla; 7,5±5,1 µmol/l, 4,8±2,8 µmol/l, p=0,18).Sonuç olarak, ilk ve ikinci üçayda maternal serum homosistein seviyelerinin ve UtA Doppler direnç indekslerinin anormal plasentasyonla ilişkili gebelik komplikasyonları açısından artmış riski belirlemede klinik rolü sınırlıdır. Serum homosistein ve UtA Doppler belirteçlerinin normal olduğu durumlarda, gebeliğe bağlı hipertansif hastalık gelişme riski düşüktür. Homosistein, folat ve vitamin B12 seviyeleri ile UtA Doppler indeksleri arasındaki ilişki net değildir. Homosistein ölçümünün ve UtA Doppler kullanılmasının, her ne kadar düşük derece plasental iskemili vakalarda artmış riski belirlemede klinik rolü sınırlı olsa da, özellikle hastalıkların ağır formlarını belirlemede faydalı olabilir.
Author
Dr. Cemil Kaymaz
How to Cite
Cemil Kaymaz (Tıpta Uzmanlık Tezi). Birinci ve ikinci trimester maternal serum homosistein seviyeleri ve uterin arter doppler ultrason ölçümleri ile anormal plasentasyonun ilişkisi, 2007, Dokuz Eylül University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Dokuz Eylül University
- AFAD gönüllülük sisteminin etkin müdahale açısından analiz(2020)
- Hitit dönemi törensel seramik kapları ve güncel uygulamaları(2023)
- Mars habitatlarının yapısal açıdan irdelenmesi(2022)
- Increasing security in communication between IoT devices(2021)
- Düşünce ve uygulamaları ile Atatürk'ün manevi kızı Afet İnan(2018)
- İslâm Hukuk usulünde Sedd-i Zerâi'nin delil oluşu(2009)
