Desfluranın genotoksik etkisinin alkali comet yöntemiyle insan lenfositlerinde incelenmesi ve tavşan lenfositlerinde sevofluran ile karşılaştırılması
2007
0 views
0 downloads
Advisor: Prof.dr. Semra Şardaş
Abstract (TR)
İnhalasyon anesteziklerinin, fiziksel özelliklerine ve uygulandıkları doza bağlı olarak sistemve organlar üzerinde toksik etkiler meydana getirebildikleri bilinmektedir. Günümüze dek pek çokçalışmada, inhalasyon anesteziklerinin insan genetik materyalini etkileyerek in vivo ve in vitrokoşullarda mutajenik ve karsinojenik etkiler yapabildiği gösterilmiştir. Desfluran ve sevofluran,anestezide son yıllarda kullanımı yaygınlaşan, florlu yeni inhalasyon anestezikleridir. Bu çalışmadaalkali comet yöntemi kullanılarak; cerrahi işlem uygulanan hastaların lenfositlerinde desfluranınpotansiyel genotoksik etkisini araştırmak, tek anestezik ajan olarak uzun süre uygulandıkları cerrahiişlem geçirmeyen tavşanların lenfositlerinde ise desfluran ve sevofluranın potansiyel genotoksiketkilerini karşılaştırmak amaçlandı.Çalışmanın 1. bölümünde: ASA IÂII risk grubunda yaşları 16 ile 66 arasında değişen yaklaşıkiki saat sürmesi beklenen elektif cerrahi operasyonu planlanan 25 erişkin hasta çalışma kapsamınaalındı. Sigara içme alışkanlığı, malignitesi, diyabet ve başka bir sistemik ya da genetik hastalığı olanbireyler ise, oksidatif DNA hasarına önceden sahip olabileceği düşünülerek çalışma kapsamı dışındabırakıldı. Tüm hastalar ameliyat öncesi sekiz saat süre ile aç bırakıldı ve premedikasyon uygulanmadı.Â15Â7 mg kg tiyopental sodyum ve 0.1 mg fentanil sitrat iv verilerek anestezi indüksiyonu sağlandıktanÂ1 Â1sonra 0.1 mg kg veküronyum iv verilerek endotrakeal entübasyon uygulandı. Hastalara, 4 l dkÂ1 Â1%50/50 oranında O2/hava karışımı, tidal volüm 6Â8 ml kg , solunum sayısı 10Â12 soluk dk olacakşekilde kontrollü solunum uygulandı. Anestezinin devamı BİS %50±5 olacak şekilde, %4Â7 desfluranve aralıklı bolus fentanil verilmesi ile sağlandı. Hastalardan periferik venöz kan örnekleri; anesteziuygulamadan önce, anestezi sırasında 2. saatte, anesteziden sonraki 1. gün ve anesteziden sonraki 3.günde alındı.Çalışmanın 2. bölümünde: Ağırlıkları 2250Â3500 gr arasında değişen, 14 adet erkek YeniZelanda tavşanı rastgele iki eşit gruba ayrıldı. Premedikasyon uygulanmayan tavşanlara 20 GÂ1intravenöz kanül ile kulak venlerinden damar yolu açıldı. Saatte 8 ml kg %0.9 NaCl infüzyonuyapıldı. Tavşanların kan basıncı, kalp hızı kaydedilip elektrokardiyografileri monitörize edildi.Herhangi bir cerrahi işlem uygulanmaksızın dört saat süre ile BİS monitörizasyonu altında indeks%50±5 olacak şekilde inhalasyon yolu ile genel anestezi uygulandı. Desfluran grubuna (n=7) %4Â7desfluran sevofluran grubuna (n=7) ise %3Â5 sevofluran, dakikada 2 l verilen oksijen içinde yüzmaskesi yoluyla uygulandı. Kulak veninden kan örnekleri; anesteziden önce, anestezi başladıktan 4saat sonra, anestezi sonrası 1. gün ve anestezi sonrası 4. gün alındı.Anestezi uygulanmadan önce alınan örnekler kontrol olarak değerlendirildi. Elde edilen kanörneklerinden izole edilen lenfositlere alkali comet yöntemi uygulanarak oksidatif DNA hasarıaraştırıldı. Her bir kan örneğinde sayılan 100 hücre: N (normal), AH (az hasarlı) ve H (hasarlı) olmaküzere üç ayrı kategoride incelendi. Sonuçların değerlendirilmesi için comet yanıtı skorlandı (THÂTotalHasar). İstatistiksel analizlerde, Student's t test, Paired t test, Tekrarlı Ölçümler İki Yönlü VaryansAnalizi kullanıldı. Veriler ortalama±SD olarak verildi ve p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlıkabul edildi.Çalışmanın birinci bölümünde bulgular: Hastalarda 2. saatte alınan örneklerde AH, H ve THortalamaları artarken, N ortalamalarında azalma bulundu (p<0.05). Bu farklılıklar anestezi sonrası 1.günde ve 3. günde azalarak devam etti (p<0.05). Anestezi sonrası 1. gün ile 3. gün arasında yapılanistatistiksel değerlendirme sonucunda ise; AH, H hücre sayısında ve TH'de azalma saptanırken (sırasıile p=0.0001, 0.002, 0.0001) N'nin arttığı belirlendi (p=0.0001). Total hasar bakımından genel birdeğerlendirme yapıldığında; anestezi öncesi (14.6±5.2) değere göre anestezinin 2. saatinde belirlenenhasar (26.4±10.0) anestezi sonrası 1. günde devam etti (24.6±8.9). Anestezinin 3. gününde DNAhasarı anlamlı olarak azalmakla birlikte (18.1±6.9) anestezi öncesi değere göre (14.6±5.2) yüksekkaldı.Çalışmanın ikinci bölümünde bulgular: Desfluran grubunun anestezi öncesi değerleri,sevofluran grubunun anestezi öncesi değerleri ile benzerdi (p>0.05). Desfluran grubunda anesteziöncesi değere göre; anestezinin 4. saatinde H ve TH sayısı ortalamaları anlamlı bir şekilde artarken(p<0.05), bu farklılık anesteziden sonraki 1. günde başlangıç değerlere döndü. Sevofluran grubundaise H ve TH ortalamalarında yine başlangıca göre anestezinin 4. saatinde meydana gelen artış,anesteziden sonraki 1. günde devam ederken (p=0.05) anestezi sonrası 4. günde anestezi öncesideğerlere dönebildi. Her örnek alma zamanı için iki grup arasında yapılan karşılaştırmalarda isegruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0.05). Hem grup hem zaman etkisi birliktedeğerlendirildiğinde; N, H, AH ve TH için zamana bağlı değişimlerde grup etkisi bulunamadı (sırasıile p=0.166, 0.127, 0.869 ve 0.811).TH bakımından genel bir değerlendirme yapıldığında; desfluran (21.5±4.5) ve sevofluran(17.4±3.6) anestezi öncesi değerlerinde farklılık olmadığı, desfluran grubunda anestezinin 4. saatindeDNA hasarı belirlendiği (30.7±6.5), anestezi sonrası 1. günde (25.5±6.9) ve anestezinin 4. gününde(23.7±6.8) ise bu hasarın ortadan kalktığı, sevofluran grubunda anestezinin 4. saatinde (28.7±5.7)belirlenen hasarın, anestezi sonrası 1. günde (24.2±5.9) devam ettiği ve ancak anestezi sonrası 4.günde (22.5±6.2) bu hasarın ortadan kalktığı görüldü. Desfluran ve sevofluran grupları arasındayapılan karşılaştırmada herhangi bir farklılık saptanmadı.Sonuç olarak bu çalışmada, desfluranın hastalarda, desfluran ve sevofluranın tavşanlardapotansiyel genotoksik etki meydana getirdikleri gözlendi. Desfluran uygulanan hastalarda anestezisonrası 2. saatte en yüksek düzeyde DNA hasarının olduğu ve bu hasarın 3. günde tamamen anesteziöncesi değerlere dönemese de azaldığı görüldü. Desfluran ve sevofluranın tek ajan olarak dört saatsüre ile cerrahi herhangi bir girişim yapılmaksızın uygulandıkları tavşanlarda DNA hasarı 4. saattebaşladı. Bu DNA hasarının desfluranda 1. günde onarılmasına rağmen, sevofluranda 4. gündeonarıldığı belirlendi. Desfluranın genotoksik etkisi hastalarda daha uzun sürerken tavşanlarda dahakısa süre devam etti. Hem hastalara uygulanan desfluranın hem tavşanlara uygulanan desfluran vesevofluranın meydana getirdikleri genotoksik etki, anestezi sonrasında geri dönebilir nitelikte bulundu.DNA hasarı; diyabetli, maligniteli, yaşlı, genetik bozuklukları olan, sigara içenhastalarda tam olarak onarılamayabilir. Özellikle tekrarlayan ve çok uzun süren anesteziuygulamalarında DNA hasarı daha da belirgin olabilir. Bu gibi durumlarda desfluran vesevofluran dozlarını azaltabilmek için desfluran ve sevofluran ile ya intravenöz anesteziklerya da rejyonal anestezi yöntemleri kombine edilmelidir.
Author
Lale Karabıyık
How to Cite
Lale Karabıyık (Doktora Tezi). Desfluranın genotoksik etkisinin alkali comet yöntemiyle insan lenfositlerinde incelenmesi ve tavşan lenfositlerinde sevofluran ile karşılaştırılması, 2007, Gazi University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Gazi University
- Türkiye petrol ve gaz sondaj sahası iş kazaları analiz ve modellemesi(2021)
- XVI. yüzyıl Anadolu'sunda Oğuzların Karkın Boyu(2004)
- Gerçek hayattaki geometri örneklerinin sosyal bir öğrenme ortamı aracılığıyla paylaşımı: Bir durum çalışması(2021)
- İki farklı irrigasyon aktifleştirme tekniğinin farklı kök seviyelerinde hazırlanmış yapay internal rezorpsiyon kavitelerinden kalsiyum hidroksit uzaklaştırma etkinliğinin değerlendirilmesi(2021)
- Experimental development of the interfacial bond-slip model between textile reinforced mortar strips and masonry walls(2025)
- Sürdürülebilirlik ve iktidar bağlamında sözel belleğin Türk müzelerinde kullanımı(2010)
