Gönülsüz bir dostluk: Sokrates ve Nietzsche
2022
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Sengün Meltem Acar Keskin
Abstract (TR)
Sokrates'in ve Nietzsche'nin isimleri felsefe tarihi içerisindeki iki önemli dönüm noktasını temsil eder. Onların her ikisi de öncellerinin problemlerini, metodolojisini ve çözüm önerilerini tümüyle reddetmiş ve böylece felsefi ilginin yönelimini yeniden tanımlamıştır. Bu yeniden tanımlama, Sokrates'te, öncellerinin doğaya ve maddeye yönelik ilgileri ile belirlenen felsefe imgesini, bizlerin bugün uzun felsefe tarihi boyunca aşina olduğumuz varlığa ve akla yönelik felsefe imgesiyle değiştirir. Nietzsche ise Sokrates'in en önemli yaratıcılarından biri olduğu bu felsefe imgesinin yaşam ve insan için kullanışsız ve daha da önemlisi sahte ve zararlı olduğunu öne sürerek onu bütünüyle parçalamaya ve yok etmeye girişir. Dolayısıyla, bu iki isimle ilgilenmeye başladığımızda, kendimizi sanki felsefenin doğumu ve ölümü hakkında bir tablo karşısındaymış gibi hissederiz. Öte yandan, bu doğum anı ve ölüm anı arasında gerçekleşen olaylar, Nietzsche'nin Platonculuğun çeşitlemeleri olarak gördüğü metafizik ve Hristiyanlık tarafından şekillendirildiği için, Platon'un ustası ve felsefi esini onun zihnine üfleyen isim olarak Sokrates, Nietzsche'nin daima kendisiyle saldırgan bir içgüdü ile ilgilenmek zorunda olduğu bir figür olarak kendini gösterir. Fakat yapıtının satır aralarında Nietzsche, Sokrates'ten şüphelenir; onu bir yandan suçlu geleneğin bir parçası olarak görürken bir diğer yandan ise onu bu suça alet edilmiş masum bir kişi olarak görür. Sokrates masum mudur? Kendi ismi ile birlikte o suçlu gelenekte yer aldığı kadarıyla Sokrates, elbette ki suçludur. Fakat hiçbir şey yazmayan bu bilge adam, bir figür ya da bir kişi olarak, ne suçlu ne de masumdur; o, hem suçluluk hem de masumiyet karşısında sessiz ve kayıtsızdır. Bu tez, Nietzsche'nin Sokrates'i kabullendiği, onu bir dost olarak gördüğü o masumiyet anlarını esas alıyor ve bunu gerçekleştirebilmek için Sokrates'i Platonculuktan arındırmaya çalışıyor. Hem Nietzsche'nin yazıları hem de onun geliştirdiği felsefi aletler vasıtasıyla Sokrates ile Nietzsche arasındaki dostluk kurulmaya ve bu dostluğu zorunlu olarak gönülsüz kılan geleneksel felsefe tarihi anlayışı zayıflatılmaya çalışılıyor. Nihayetinde, Platon'un diyalogları ile Nietzscheci aletler yan yana getirildiğinde, ortaya Sokrates'in felsefesi olarak adlandırılabilecek yeni bir felsefenin çıkıp çıkamayacağı tartışmaya açılıyor. Böylece, eğer bu mümkünse, Sokrates'in en büyük mirasçısının Platon değil, Nietzsche olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Hem söz konusu tartışma hem de ondan çıkan sonuç kabullenildiğinde, felsefenin başlangıcındaki ve sonundaki bu iki özel figürün olanaklı kıldığı yeni yorumlar vasıtasıyla, felsefe tarihi olarak adlandırılan bu katı, sabit ve durağan yapı, onunla ilgili yeni tasarımlar oluşturabilmek ve onun yeni imgelerini yaratabilmek üzere hafif, esnek ve akışkan bir sürece dönüşüyor. Eğer bu doğruysa, bu sürecin yeni imgeler ve yeni tasarımlar yaratmayı denemek amacıyla nasıl kullanılabileceği, böylesi bir süreci öne süren bu çalışmanın kendisinin sunduğu ve kendisinin savunmaya çalışacağı bir tez olarak, aşağıdaki satırlarda gösterilmeye çalışılıyor.
Author
Dr. Alican Esencik
Institution
How to Cite
Alican Esencik (Yüksek Lisans Tezi). Gönülsüz bir dostluk: Sokrates ve Nietzsche, 2022, Ankara Hacı Bayram Veli University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Ankara Hacı Bayram Veli University
- Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün Avrupa Yeşil Mutabakatına dair görüş ve sorunların belirlenmesi(2024)
- Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ve yalnızlık ilişkisinin incelenmesi(2022)
- 1973 Arap-İsrail (Yom Kippur) Savaşı'nın Türk basınına yansıması(2022)
- Türkiye'de parlamentonun siyasal örgütlenmesi(2006)
- İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesine Yönelik Faaliyetlerin Değerlendirilmesi(Konya Büyükşehir Belediyesi Örneği)(2008)
- Kamu bankası çalışanlarının performans değerleme süreçlerine ilişkin adalet algıları ve memnuniyet düzeyleri(2010)