
143
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Elbistan halıları ve özgün halı tasarımları
Kahramanmaraş ili el sanatları alanında özellikle dokumacılıkta geçmişten günümüze gelişim göstermiş illerimizden biridir. Bölgede yaşayan Türkmenler koyun yetiştiriciliğine bağlı yaylak-kışlak hayatı gereği el sanatlarına bilhassa dokumacılığa büyük katkı sağlamışlardır. Türkmen yerleşkesi olan Elbistan ilçesi Osmanlı'dan günümüze kıl çadırlarıyla ve kirkitli dokumalarıyla meşhurdur. Araştırmanın konusu olarak Kahramanmaraş iline bağlı Elbistan ilçesi geleneksel halı dokumaları seçilmiştir. Araştırma kapsamında Elbistan ilçesinde alan araştırması sonucu 80 halı tespit edilip ele alınmıştır. Bu dokumalar motif, renk ve kompozisyon özeliklerine göre her bir dokuma için hazırlanan eser bilgi formlarına işlenmiştir. Bu bilgiler çizelgelere aktarılıp analiz edilmiştir. Yöre halılarının her biri için motif analizi yapılarak Nedgraphics Texcelle programında çizimi yapılmıştır. Elbistan halılarının motif ve kompozisyon özellikleriyle birlikte yörede yapılan kazılarda çıkan eserler esin kaynağı alınarak 5 adet halı tasarımı uygulanmıştır. Ayrıca termik santral temalı tasarımlardan 3 adet deneysel dokuma üretilmiştir. Bölgede geçmiş dönemlerde meslek grubu olarak görülen halı dokumacılığı günümüzde icra edilmemektedir. Araştırma bölgedeki halı dokumacılığını yeniden canlandırma ve halı motiflerinin çizilerek gelecek nesillere aktarılması bakımından önemlidir.
Dijital oyunların kullanımının sosyolojik analizi: Donanım haber Playstation 5 Forum sitesi örneği
Video oyunlarının bir eğlence aracı olarak hayatımıza girmesi, gelişen bilgisayar teknolojileri sayesinde mümkün olmuştur. Pandemi ile birlikte hayatın ekranlara sığması, yeni toplumsal ilişkiler açısından da önemli bir dönüm noktası olmuştur. Zamanın ve mekânın sınırlarının aşıldığı, ihtiyaç ve arzuların yeniden üretildiği sanal dünya, dijital oyunlar ile bir temsil niteliği kazanmıştır. Göstergelerin zenginliği ve gerçeğin baş döndürücü dönüşümü ile donatılan video oyunları, milyon dolarlık şirketler tarafından tüketim nesnesi olarak yeniden üretilerek oyuncuların parçası oldukları bir kitleye dönüşmüştür. Dijital oyunların günlük hayatla iç içe olması ve bu konunun literatürde yeteri kadar çalışılmamış olması sebebiyle çalışmanın yenilik getirmesi öngörülmektedir. Bu bağlamda kuramsal çerçevede klasik oyunlardan başlayarak dijitalleşen oyunların genel yapısı, çalışmada yer almıştır. Dijitalleşme ve dijital toplum kavramı, dijital oyunların postmodernizm ve tüketim ile olan ilişkisi yerli ve yabancı kaynaklar kullanılarak detaylandırılırken araştırma konusu olan Playstation 5 konsolunun Donanımhaber Forum sitesi üzerindeki sanal ilişki ağı, sosyolojik bir düzlemde incelenmiştir. Kuramsal çerçevede Castells, Baudrillard, Fromm ve Ritzer gibi isimlerin görüşlerinden faydalanılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma deseni olarak ise dijital etnografi belirlenmiştir. Dijital etnografi, dijital bir mekân olan forum sitesindeki bireylerin oyun kullanımlarını analiz etmek için kullanılmıştır. Görsel verilerin interaktif bir biçimde kullanılması ve popüler kültür unsuru olarak dijital oyun ve platformları üzerinden etkileşim, dijital etnografi yöntemini ön plana çıkarmıştır. Forum sitesinde yer alan 33 ayrı paylaşımın ekran görüntüleri, konu ile ilgili olarak seçilerek değerlendirilmiştir. Bulgular, marka değeri, anlam kazanma ve etkileşim temaları olarak üç başlık altında toplanmıştır. Çalışmada marka değeri ile sembolik anlam kazanan dijital oyun ve platformlarının bireyleri yeni toplumsallıklara teşvik etmesi incelenmiştir. Bireylerin oyun ve hizmetler üzerinden etkileşimi, dijital bir mekân olan forum sitesi üzerinden araştırılmıştır. Araştırmada dijital oyun kullanımının forum sitesi paylaşımlarına yansıdığı görülmüş, bireyler birbirleriyle etkileşim kurmuşlardır. Sonuçlar bağlamında dijital oyun fenomeni ile beraber dijitalleşme unsurlarını anlamak ve toplumsal bir farkındalık oluşturmak hedeflenmiştir.
Başlangıcından günümüze Arap milliyetçiliği düşünsel dinamikleri
Milliyet bir fenomen olarak ortaya çıkışı, Avrupa'da modernleşme sürecine eşlik etmiş ve ardından Doğu'ya taşınmıştır. Bundan sonra, bu olgunun, dünyanın şeklini değiştiren yol açtığı gelişmelerinin nedeniyle önemli bir siyaset ve uluslararası ilişkiler displini haline geldi. Bu çerçevede, Osmanlı dağılma süresinde, kültürel bir rönesans hareketi olarak ortaya çıkan Arap milliyetçiliği, Ortadoğu'nun en önemli çalışmalarından biridir. İşte, bu çalışma, Arap milliyetçiliği düşüncesinde doğuşundan günümüze kadar meydana gelen değişimlerin izini sürmeye çalışmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde, Arap milliyetçiliği literatürüne Arapça, İngilizce ve Türkçe dillerinde bir bakış atılmış ve bu literatürler hakkında küçük bir değerlendirme yapılmıştır. Onun sonra, milliyetçilikle ilgili millet ve milliyet gibi kavramlar, milliyetçiliğin bazı boyutları ve Pan – Arabizm ve Arabizm kavramlarının üzerinde durulmuştur. Çalışma ilk bölümlerinde, Arap kültürel rönesansına, Napolyon'un Mısır seferine ve Mehmet Ali projesine gibi Arap milliyetçiliğinin ortaya çıkmasına neden olan gelişmelere ve Osmanlı İmparatorluğu, Levant ve Mısır düşünsel koşullarına bir göz atıyor. Aynı zamanda çalışma, Avrupalı misyonerlerin rolüne, Butrus al-Bustani ve Ibrahim al-Yazıcı gibi erken Hıristiyan Arap milliyetçilerinin yazılarına ve Arap ulusal hareketine katkıda bulunan İslami Uyanış Hareketi'ne ışık tutuyor. Çalışma, sonraki bölümlerde Arap hareketinin 20. Yüzyılın başında kültürel bir hareketten siyasi bir harekete dönüşümünü, Büyük Arap İsyanı'nın, o dönemde ortaya çıkan Arap toplumlarının düşünsel çerçevesini de incelemektedir. Ayrıca çalışmada, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Arap milliyetçiliği düşüncesinin romantizmden realizme dönüşümü ele alınmaktadır. Dördüncü bölümde, çalışma, 1930'lar ve 1940'larda Arap milliyetçiliği ile sosyalizm, komünizm ve İslamcılık gibi fikirleri arasındaki etkileşimi ve Arap hareketinin radikal sol bir harekete dönüşmesini incelemektedir. Beşinci bölümde, çalışma, Arap milliyetçiliğinin altın çağı ve Arap milliyetçilerinin iktidara gelişi ele almaktadır, ayrıca o dönemde Arap milliyetçiliğinin en önemli ideolojileri olan Arap sosyalizmi, Baasçılık ve Nasırcılık ele almaktadır. Çalışmanın altıncı ve son bölümünde, 1970'lerden günümüze kadar Arap milliyetçiliğinin gerilemesine neden olan en önemli gelişmeler analiz edilmektedir. Çalışma, entelektüel gelişmeleri tarihsel olaylarla ilişkilendirerek ve her dönemde Arap milliyetçilerinin en önemli yazılarına bakarak, Arap milliyetçiliğinin çağlar boyunca nasıl geliştiğini ortaya koymaya çalışmaktadır. Böylece Arap milliyetçiliğiyle ilgi duyan araştırmaclara, özetli bir derleme tezi sunmuş olacağız.
Ebeveynlerin gelişimi destekleyen giysileri tercih etme eğilimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma; 18-24 ay aralığındaki bebeklerin bilişsel, dil, psikomotor ve sosyal-duygusal gelişimlerini destekleyen giysi (GDG) tasarımları oluşturmak ve bu tür giysilerin yeni pazar potansiyeline ilişkin ebeveynlerin satın alma/tercih etme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Literatürde gelişimi destekleyen giysi çalışmalarının sınırlı sayıda olduğu gözlenmiş, ebeveyn tercihleri ve pazar potansiyelini ölçmeye yönelik bir araştırmaya rastlanılmamıştır. Yeni ürün tasarımı ve ürünün satın alma potansiyelinin ölçümü konusundaki sektör uygulamalarına örnek olması nedeniyle araştırma önemli bulunmaktadır. Araştırma, Uzman Grubu ve Çalışma Grubu'ndan oluşmaktadır. Uzman Grubu'nda ölçüt örneklemeyle seçilen üç farklı alandan toplam 11 uzman yer almaktadır. Çalışma Grubu kartopu örnekleme metoduyla belirli bir süre içerisinde Web tabanlı anket uygulaması üzerinden gönüllük esasıyla katılım sağlayan 18-24 ay aralığında bebeği olan 150 ebeveynden oluşmaktadır. Karma araştırma yöntemini içeren çalışmada GDG tasarım süreci nitel, yarı deneysel/uygulayıcı araştırma ebeveyn görüşlerinin alınması nicel, tarama modelli araştırmadan oluşmaktadır. Uzman verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu, ebeveyn görüşlerinin toplanmasında yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Uzman görüşme formları nitel analiz ve ebeveyn görüşleri betimleyici istatiksel analiz tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda gelişimi destekleyici giysi tasarım sürecinde; güvenlik/sağlık, konfor (kullanım, hareket, termal ısı), kumaş yapısı, kolay temizlenebilirlik, estetik (form, renk vs.), ekonomiklik/ulaşılabilirlik, kullanımına yönelik bilgilendirme, tasarımda özgünlük ve gelişimsel uygunluk gibi kavramlara dikkat edilmesi gereken özellikler olarak belirlenmiştir. Ebeveynlerin GDG hakkında %52'sinin bilgisinin olduğu, %58,7'sinin GDG hiç rastlamadığı ve %78,7'sinin bu tür giysileri hiç kullanmadığı bilgisine ulaşılmıştır. Ebeveynlerin GDG tercihleri incelendiğinde; estetik kavramından çok fonksiyonelliği tercih ettikleri aynı zamanda görsel, işitsel ve dokunsal uyaran içeren giysileri satın alma/beğenme hususunda belirleyici bir özellik olarak gördükleri belirlenmiştir.
Tarım ve hayvancılığa bağlı geleneksel bilgi sistemleri: Kars ili örneği
Türkiye'de hayvancılığın en yoğun yapıldığı illerden birisi olan Kars'ta, tarım da iklim nedeniyle sadece tahıl ihtiyacını karşılamak üzere yapılmaktadır. Geniş meraların yer aldığı ilde hayvancılık, kış aylarında ahırlarda sürdürülürken yaz aylarında ise yaylımla ve yaylacılık faaliyeti ile devam etmektedir. Kars'ın üretim sürecindeki bu hareketlilik ve mevsimsel değişiklik, üretim sürecinde doğa-insan etkileşiminin de gelişmesini ve canlılığını sürdürmesini sağlamıştır. Dolayısıyla üretici topluluğun kültürel gelişim ve değişimi de bu üretim sürecine göre şekillenmiştir. Buradan hareketle tezde öncelikle Kars ili örneğinde tarım ve hayvancılığa bağlı kurulan geleneksel bilgi sistemleri ele alınmaktadır. Geleneksel bilgi sistemlerinin işleyişiyle birlikte geleneksel bilginin sosyal ve kültürel alan için işlevi de bu sayede ortaya konulabilmektedir. Böylece üretim etrafında deneyimlenmiş ve kuşaklararası aktarıla gelmiş geleneksel bilgi sistemlerinin içinde üretimin ve yaşamın sürdürülebilirliğine yönelik deneyim ve becerilerin nasıl işletildiği de görülebilmektedir. Bu sistem içerisinde topluluklar, üretim hareketini gerçekleştirirken motivasyonları yalnızca ürün olmamaktadır. Üretim hareketiyle birlikte somut ve somut olmayan kültür çevresi de geliştirilmektedir. Bu sayede topluluğun üyesi insanlar, sosyal kazanımlarını da sağlayabilmektedir. Öte yandan bu üretim sürecinde gereken geleneksel bilgi sistemleri sürdürülebilir yaşam için insanın bilme ve aktarma arzusuna hizmet etmektedir. Ancak özellikle sanayileşme ve kentleşme sonrası insanlığın hızla değişen ihtiyaç algısı, gündelik hayattaki sistematik ve bütünsel düzene de etki ederek çevresel ve toplumsal uyumsuzlukla birlikte karmaşık bir kültürel yapıyı ortaya çıkarmıştır. Son dönemlerde özellikle belirgin bir şekilde tarım ve hayvancı toplumlarda da değişen ihtiyaç algısıyla ortaya çıkan bu uyumsuzluğun geleneksel bilgi sistemleri üzerinde de çeşitli alanlara yansıyacak olumsuz etkileri olmuştur. Bu etkilerin neticesinde geleneksel üretim azalırken tüketim kültüründe de çeşitli yansımaları meydana gelmektedir. Bu çalışma, tarım ve hayvancığa dayalı toplumlarda geleneksel bilgi sisteminin işleyişini ve işlevini tartışırken bahsi edilen ve değişen ihtiyaç algısının sonuçlarını ve kültürel yansımasını da geleneksel bilgi sistemleri üzerinden ele almaktadır.
Üniversite öğrencilerinin evliliğe yönelik inançları algılanan ebeveyn tutumları ve erken dönem uyumsuz şemaları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin evliliğe yönelik işlevsel olmayan inançları, algılanan ebeveyn tutumları ve erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde okuyan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 652 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları-Çocuk Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 ve Evlilik İlişkisi İnançları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26.0 programı kullanılmıştır. Araştırmanın analizlerinde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda evliliğe yönelik işlevsel olmayan inançların cinsiyet, okunan üniversite ve anne baba eğitim düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği bulunmuştur. Evliliğe yönelik işlevsel olmayan inançlar ile kopukluk, zedelenmiş otonomi, yüksek standartlar ve diğeri yönelimlilik şemaları arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca annenin ve babanın reddedici ve aşırı koruyucu olarak algılandığı ebeveyn tutumları ile zedelenmiş otonomi, kopukluk, zedelenmiş sınırlar, yüksek standartlar ve diğeri yönelimlilik şemaları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anneden algılanan duygusal sıcaklık tutumu ile zedelenmiş otonomi ve kopukluk şemaları arasında; babadan algılanan duygusal sıcaklık tutumu ile zedelenmiş otonomi, kopukluk ve diğeri yönelimlilik şemaları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Dijitalleşmenin örgüt yapısı, iletişim ve eğitim faaliyetleri kapsamında çalışanların iç girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisi
Özellikle son 250 yıllık süreç baz alındığında Sanayi Devrimi'yle başlayan Endüstri 1.0 yolculuğu günümüzde dijitalleşme fenomeniyle Endüstri 4.0'a ulaşmayı başarmıştır. Dijital dönüşüm ve dijital teknolojinin 21. yüzyılın temel fenomeni haline geldiği koşullarda çalışma yaşamı ve kurumların dönüşümü de kaçınılmaz olmuştur. Bu çalışmada dijitalleşmenin genel olarak toplumsal yansıması, dijitalleşme serüveninin tarihsel arka planı aktarılıp ardından dijitalleşmenin kurumlara etkisi, çalışma hayatında getirdiği yenilikler ve çalışanların iç girişimcilik özellikleriyle ilişkisi sunulmaktadır. Daha somut olarak bu çalışmada, hem dijitalleşmenin örgüt yapısı, iletişim ve insan kaynakları eğitimi hem de demografik değişkenler kapsamında iç girişimcilik üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğu ile ilgili varsayımlar (hipotezler) ortaya konulmakta ve test edilmektedir. Bu amaçla, araştırmacı tarafından geliştirilen bir anket Ankara ilindeki üretim sektöründe çalışanlara uygulanmış ve 286 adet geçerli anket elde edilmiştir. Anket verileri SPSS 23.0 programı aracılığıyla analiz edilerek bazı bulgulara ulaşılmıştır. Araştırmanın ana hipotezi olan; dijitalleşme boyutlarının örgüt yapısı, örgütsel iletişim ve insan kaynakları eğitimlerinin çalışanların iç girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisini test etmek amacıyla yapılan çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre üç bağımsız değişkende bağımlı değişken üzerinde etkili olmuştur. Bağımsız değişkenlerden eğim değişkeni, iç girişimcilik üzerinde en fazla etkili olan değişken olmuştur. İç girişimcilik eğilimini etkileyen diğer değişkenlerin örgütsel iletişim ve örgüt yapısı değişkenleridir. Demografik değişkenlerle iç girişimcilik eğilimi kapsamındaki hipotezlerin analizi sonucunda ulaşılan bulgular; cinsiyet ve eğitim değişkenlerinin dijitalleşme boyutları ve iç girişimciliği açıklamakta kullanılamayacağı; teknolojik adaptasyon düzeyinin örgüt yapısı ve iç girişimcilik eğilimlerini açıklamakta kullanılabileceği; yaş ve iç girişimcilik arasında bir ilişki bulunmadığını fakat yaş arttıkça dijital teknoloji kullanma düzeyinin arttığı ve çalışanların iş yaşamındaki toplam çalışma sürelerinin artmasının iç girişimcilik eğilimlerini pozitif yönde etkilediği şeklindedir. Elde edilen bulguların yorumlanmasından sonra çalışma işletmeler ve araştırmacılar için yapılan önerilerle son bulmaktadır.
Türkiye'de dijital devlet paydaşları arasındaki etkileşim süreçlerinde blokzincirinin kullanılabilirliği
Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT) kamu yönetimi ve hizmet sunumunda kullanılması ile başlayan süreçte, geleneksel devlet önce e-devlete, müteakiben dijital devlete dönüşmüştür. Dijital devlette, vatandaş ve paydaşların ihtiyaçlarına cevap veren birlikte çalışabilir, birbiri ile entegre olmuş, etkin, şeffaf ve basitleştirilmiş iş süreçlerine sahip bir yapılanma hedeflenmektedir. Ancak bilgi sistemleri arasındaki etkileşim süreçlerinde, teknik sorunlar, idari süreçler ve kurumların birbirinin verisini anlamlandırarak kendine uygun formata dönüştürebilmesinde zorluklar yaşanmaktadır. Blokzinciri ve onun altında yatan dağıtık defter teknolojisi, finans alanında bir teknoloji olarak ortaya çıkmakla birlikte, şeffaflık, verimlilik, veri bütünlüğü ve güvenlik gibi özellikleri ile birlikte çalışabilirlik açısından, kurumlar arasındaki etkileşim süreçlerinde uygulanabilir. Çalışma, blokzinciri teknolojisi ve dijital devlet açısından mevcut uygulama alanlarına ilişkin akademik literatürü incelemeyi, bu teknolojinin Türkiye'de dijital devlet paydaşları arasındaki etkileşim süreçlerinde kullanılabilirliğini, olası zorluk ve sınırlamaları değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın yöntemi literatüre dayalı örnek olay incelemesi olarak belirlenmiştir. Öncelikle dijital devlet ve blokzinciri teknolojisinin özellikleri ve akademik literatür analiz edilmiştir. Ardından blokzinciri teknolojisine strateji ve politikalarında yer veren ve bunu pilot uygulamalarla test eden uluslararası kuruluş ve ülkeler ile Türkiye'nin mevcut durumu incelenmiştir. Analizler ışığında Türkiye'de dijital devlet bağlamında birlikte çalışabilirliğe en uygun çıkarımlar yapılarak, potansiyel zorluk ve sınırlamaları tespit edilmiştir. Çalışma, blokzinciri teknolojisinin şimdiye kadar kamu sektörü üzerinde minimum etkisi olduğunu ve Türkiye'nin de blokzincirinin kamusal alanda uygulanması açısından erken dönemde bulunduğunu; ülke örnekleri ve pilot çalışmalar, blokzincirinin etkileşim süreçlerini iyileştirmek için yeni bir yol olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, kavram kanıtı ve pilot çalışmaların yapılmasının önemli olduğu tespit edilmiştir. Blokzincirinin değişmezlik özelliğinin kişisel verileri ve mahremiyeti tehdit etme potansiyeli nedeniyle, uygulama alanlarının detaylı olarak düşünülmesi gerekmektedir.
Erken Cumhuriyet döneminden günümüze Klasik Türk Müziği icracılığının toplumsal rol bağlamında değerlendirilmesi
Klasik Türk Müziği'nin içerisinde var olduğu, geliştiği Osmanlı medeniyeti özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir modernleşme sürecinin içerisine girmiş, bu modernleşme süreci Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti ile de devam etmiştir. Yaşanan bu süreç elbette toplumsal değişimlerin de yaşanmasına yol açmıştır. Toplum, 20. Yüzyılda küreselleşme, teknolojik faktörler etkisiyle ve dünyayla uyum sağlama sürecinde mevcut geleneklerini değiştirirken, toplumun kültürel alışkanlıkları da bu süreçle birlikte değişimlere uğramıştır. Türk toplumunun bu değişimleriyle birlikte değişime uğrayan en önemli kültürel alışkanlıklardan birisi de bu coğrafyada yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren Klasik Türk Müziği olmuştur. Klasik Türk Müziği'nin toplumla olan ilişkisinin değişimi çerçevesinde Klasik Türk Müziği icracısının da toplumdaki eylem yükümlülükleri değişime uğramıştır. Mevcut bu çalışmada, mezkur değişimler çerçevesinde, Klasik Türk Müziği icracısının eylem yükümlülüklerinin yekünü olan toplumsal rolü erken Cumhuriyet sonrası dönemden günümüze değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, Klasik Türk Müziği icracılarının edindikleri roller, rol çatışmaları ve bu çerçevede icracının eylemi olan icrasının normlarının süreç içerisindeki değişiminin çalışmada ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışma, 20. yüzyıldaki modernleşme süreci içerisinde Klasik Türk icrası ve icracısını farklı bir perspektifle ele alması, icra özelliklerini ve farklarını ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ve tarama modeli kullanılmış, doküman incelemesi, literatür taraması ve arşiv taraması veri toplama tekniklerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın evrenini erken Cumhuriyet sonrası dönemden günümüze Klasik Türk Müziği icracılığı oluşturmaktadır. Çalışmada, Klasik Türk Müziği icracısının çeşitlenen rol kümesi içerisinde değişim gösteren rolünün eyleme, yani icrasına yansımalarını en iyi ifade edilebileceği düşünülerek, aynı icracının yıllar içerisinde yapmış olduğu aynı eserin farklı yorumlarına ulaşılabilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla örneklem olarak da seçkisi olmayan örnekleme türlerinden amaçlı örnekleme kullanılarak çalışmanın ikinci alt probleminde kullanılacak örnekler belirlenmiştir. Klasik Türk Müziği icracısının rol kümesinin Osmanlı Devleti'nin son döneminde başlayan ve 20. yüzyılla devam eden süreç içerisinde modernleşme etkileriyle çeşitlendiği, mevcut rollerinin bu modernleşme etkileriyle geleneksel düzenin dışına çıkarak değişimler gösterdiği ve bu değişimlerin özellikle icra pratiklerinde çeşitlilikler oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Civil service reform dilemmas: Politicization and normative limits in Ethiopia
Though it lacks a universally accepted meaning and instead described by attributes such as competence, merit, administrative continuity, and political insulation, & accountability, Civil service originated with the existence of organized human life. While only the scope & functions of the public service change over time, its importance maintains its continuity. Changes in civil service usually occur through civil service reform, a set of intervention mechanisms developed & implemented to increase the efficiency & effectiveness of civil servants & thereby improve the quality of public services. Despite the centrality of the civil service and its reform, skepticism about the relationship between politics and administration persists, and no durable maneuver has been found to strike a delicate balance between politicians' desire to politicize the civil service and bureaucrats' quest for self-aggrandizement. As a result, CSR has never been a frictionless endeavor. This thesis aimed to examine the politics-administration relationships during CSR, covering a period between 1991 and 2018. To this end, it examined dilemma situations in which public service elites attempt to uphold the principles of legality, truthfulness, professional standards, and political neutrality in the face of political influence from those elected and appointed. The study used purposive civil service reform as a theoretical perspective and supplemented it with a descriptive research method. In addition, a mixed research approach was adopted because it allowed for data triangulation from primary and secondary sources. Furthermore, 211 samples with a confidence level of 95% and a margin of error of 5% were drawn from 840 public administrators selected from ministries, commissions, and institutions and interviews were conducted using a vignette questionnaire. In addition, ten respondents from academia and ten from politics were selected for in-depth interviews using availability and snowball sampling, respectively. The study found that political executives play a more significant role in CSR in Ethiopia than their counterpart bureaucratic elites, and political leaders set the critical reform criteria at the top. The research has also shown that despite guidance mechanisms for reform implementation, there is a lack of adequate upward communication between political and civil service elites during CSR. Moreover, the study shows that civil service elites have neither the dilemma nor the courage to resist any attempt by political leaders to take actions related to CSR that might undermine the normative boundaries of legality, truthfulness, professional standards, and political neutrality. Also, the poor pay, submissive administrative tradition, lack of independent watchdog organizations, and lack of democratic culture exacerbated the politicization of civil service in general and CSR in particular. Indeed, the de-politicization of the civil service and the reform process requires a genuine political commitment to keep the relationships between politics and administration within legally and morally acceptable limits. Moreover, it is suggested that structurally strengthening the public sector, ensuring representativeness and its diversity accommodativeness, and thus moving toward a true meritocracy would improve the relationship between politics and administration. Furthermore, this study suggests that clarity and contextualization of reform programs from the outset are crucial to avoid excessive politicization. Finally, it has been proposed that the establishment and main functions of the civil service be defined in the country's primary laws to protect it from arbitrary political interference and improve formal accountability systems. Key Words: Civil Service, Public Service, Civil Service Reform, Bureaucracy, Public Service Reform, Civil Service Elites, Civil Service Politicization, Civil Service Reform Politicization, Public Sector, Bureaucratic Elites, Political Executives