DoctorateOpen Access

Hindistan: Güney Asya'nın güncel jeo-politiği bağlamında uluslararası politikada mevcut ve muhtemel yeri

2009
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Osman Metin Öztürk

Abstract (TR)

SSCB'nin dağılması sonrasında diğer küresel güçler için nüfuz edilebilir hale gelen Orta Asya, gerek konumunun önemi gerekse doğal kaynakları nedeniyle kısa süre içinde uluslararası politikanın en sıcak bölgelerinden birisi haline gelmiştir. Bu durum, göreli konumu nedeniyle, Orta Asya'yı kontrol etmek, Orta Asya'ya ulaşmak ve Orta Asya'dan deniz çıkmak açısından Güney Asya'nın önemini arttırmıştır. Güney Asya'nın önemini arttıran diğer bir husus da, kontrol edebilmek açısından çok uygun bir konumda olduğu Hint Okyanusu'nun, dünya ticareti ve enerji kaynaklarının nakli açısından her geçen gün daha önemli hale gelmesi olmuştur. Bu gelişmeler özellikle Güney Asya'nın büyük ülkesi Hindistan için önemlidir. İlave olarak, Hindistan gibi büyük bir ülkeyi yanına çekebilen bir gücün Asya politikalarında büyük avantaj kazanacak olması, bu ülkenin uluslararası platformda çok daha önemli bir hale gelmesi sonucunu doğurmuştur.Küresel bir güç olmak, Hindistan halkına, ulusal liderleri Nehru tarafından işaret edilmiş olan bir hedeftir. Hindistan'ın Soğuk Savaş sonrasında, özellikle ekonomik açıdan yakalamış olduğu ivme, ülkede bu hedefi yakalama yönündeki ümitleri arttırmış bulunmaktadır. Ancak Hindistan'ın, mevcut şartlar altında böyle bir hedefe ulaşmak için ümitlenmekle, sahip olduğu imkan ve yeteneklerini abarttığı düşünülmektedir.Küresel bir güç olabilmek için,- Geniş bir toprak varlığı ile nitelik ve nicelik açısından büyük bir nüfus gücüne sahip olmak,- Dış politikada özgün, akılcı, aktif ve müdahaleci olmak,- Ülke içinde istikrarlı bir yönetimi, ortak bir kimlik algılamasını ve genel bir toplumsal mutabakatı sağlamış olmak,- Kesintisiz bir gıda, enerji ve hammadde tedarikini sürdürebilecek, masraflı politikaları, askeri operasyonları, ülke içindeki koşulları zorlamadan yürütebilecek çok güçlü bir ekonomiye; teknolojik bilgi birikimi ve büyük üretim kapasitesi olan güçlü bir endüstriye sahip olmak; uluslararası finans hareketlerinin ve uluslararası ticaretin yönlendirilmesinde söz sahibi olmak; ekonomik ilişkileri bir politika aracı olarak etkin bir şekilde kullanabilmek,- Ülkeden uzaktaki bir bölgede uzun süreli ve geniş kapsamlı bir askeri harekatı gerçekleştirebilecek nitelik ve nicelikte bir silahlı kuvvet yapısına, bunu destekleyebilecek bir savunma endüstrisine ve özellikle de gelişmiş bir nükleer silah kapasitesine sahip olmak.- Kültürel kazanımlarını uluslararası ilişkilerde yumuşak güç uygulamaları şeklinde ortaya koyarak küresel anlamda bir nüfuz aracı olarak kullanabilmek gerekmektedir.Hindistan'ın küresel güç olma potansiyeline sahip olup olmadığı konusunda bir yargıya varmak için, sayılan bu ölçütlerin Hindistan'da var olup olmadığının birer birer ele alınıp incelenmesi gerekmektedir.Güney Asya Bölgesi'nin başat gücü olan Hindistan, nüfusu, toprak genişliği ve doğal kaynakları itibarıyla diğer bölge ülkeleriyle karşılaştırılamayacak kadar büyük bir ülkedir. Hindistan bölge ülkeleriyle olan ilişkilerini de bu büyük fark paralelinde geliştirmiş olup halen Güney Asya'da bir ?Bölgesel Güç? konumundadır. Diğer yandan dünya ölçeğinde dahi çok büyük olan milli güç potansiyelinden küresel politikalarını desteklemekte yeterince yararlanamayan Hindistan'ın, bu açığını başarılı dış politikaları ve diplomasi becerileri ile kısmen kapatabildiği görülmektedir.Hindistan birçok dil ve dinin mevcut olduğu çok kültürlü bir ülkedir. İnsanları aşılamaz sınırlarla birbirinden ayıran Kast Sistemi hariç tutulursa ülkede demokrasi bütün kurumlarıyla yerleşmiş bulunmaktadır. Nüfus, coğrafya ve doğal kaynaklardan ileri gelen olağanüstü potansiyeline rağmen nüfusun yarıdan fazlasının, fakirlik sınırının altında yaşayan, ekonomiye katkısı çok sınırlı, sosyal hizmetler ve altyapı yatırımlarından yeterli payı alamayan bir kitleden oluşması ve ilave olarak ekonominin boğazını sıkan enerji sorunu, ülkenin milli gücünü olumsuz olarak etkilemektedir.Hindistan ekonomisi yıllık ortalama yüzde 7 oranında büyümektedir. Ancak bu büyümeye rağmen dünya ticaretinin halen sadece yüzde 1,5'unu gerçekleştirebilmektedir. Tüm ülkeler arasında, GSMH esasına göre yapılan sıralamada, satın alma gücü parite şartları esasıyla 4., nominal bazda ise 12. olan Hindistan, kişi başına milli gelirde ise ilk yüze dahi girememektedir. Ülkede, ekonominin gelişmesinden yaşam standartlarını yükseltme adına pay alabilen kesim nüfusun çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır.Hindistan'ın savunma alanındaki durumuna bakıldığında da benzer şartların mevcut olduğu görülmektedir. Hindistan Silahlı Kuvvetleri personel sayısı itibarıyla dünyanın üçüncü büyük ordusudur. Ancak bu büyük ordunun ülkesine sağladığı askeri gücün, personel sayısına göre yapılan sıralamadaki yeri ile orantılı olmadığı görülmektedir.Hindistan'ın bölgesindeki küçük komşularıyla ilişkileri, onlar hegemonyasını sorgulamaya kalkışmadıkça veya rakip olarak gördüğü ÇHC ile yakınlaşmadıkça iyi olmuştur. Ülkenin bölgedeki esas sorunları Pakistan ve esasen bir Güneydoğu Asya ülkesi olan ÇHC'den kaynaklanmakta olup geçmişte her iki komşusuyla da savaşmıştır.Hindistan'ın ABD ile ilişkileri, bu ülkenin Pakistan ile yakınlaştığı dönemler haricinde hep iyi olmuştur. Günümüzde ise tarihinin en iyi seviyesinde olduğu söylenebilecektir. İki ülke Nükleer İşbirliği Anlaşması'nı da kapsayan bir stratejik ortaklık ilişkisi içindedirler. SSCB/RF - Hindistan ilişkilerinin ise hemen her devirde iyi olduğu söylenebilecektir. Hindistan AB, Ortadoğu Ülkeleri, Orta Asya Ülkeleri, Afrika ve Güney Amerika Ülkeleri ile de iyi ilişkilere sahip olup bu ülkelerin tamamıyla ekonomik ilişkilerini ve karşılıklı ticaretini arttırmaya çalışmaktadır. Özellikle, dış yatırımlar için elverişli, enerji kaynakları zengin ve pazar olma potansiyeli gösteren ülkelerle yakınlaşmak için yoğun gayret sarf etmektedir.Hindistan, BM organizasyonu içerisinde oldukça aktif bir durumdadır. Organizasyon içinde Bağlantısızlar, Güney Ülkeleri gibi grupların desteğine sahip olan Hindistan BM Güvenlik Konseyi'nde, veto hakkına sahip bir daimi üye olmak için yoğun kulis faaliyetleri içindedir. Bu konumu hak ettiğini göstermek için de BM organizasyonu içinde gerek barışı koruma operasyonlarına, gerekse her türlü ihtisas kuruluşları ve komisyonların çalışmalarına yoğun bir şekilde katılmaktadır. Ayrıca bölgesel veya küresel, tüm siyasi ve ekonomik gruplaşmaların içerisinde yer almak, dahası kendisi de bu tür kurumlar oluşturarak kurum içinde lider pozisyonu almak için çaba göstermektedir.Kendisini Hint Okyanusu üzerinde özel haklara sahip olarak gören Hindistan son yıllarda bu deniz ile ilgili konulara olan ilgisini son derecede arttırmıştır. Hindistan hem ticari hem de askeri manada denizcilik olanak ve yeteneklerini arttırmak için çaba göstermektedir. Ülkenin kısa vadedeki amacı Aden'den Malakka Geçidi'ne kadar olan bölgedeki ulaşım yolları üzerinde etkin bir kontrol sağlayabilmektir.Hindistan dış politikada akılcı, özgün ve oldukça başarılıdır. Sistemli ve planlı çalışan dış politika kurumlarına ve yetişmiş diplomatlara sahip olup bu bağlamda, gelecekte dünyada daha önemli bir konuma gelme açısından hazırlıklı olduğu değerlendirilmektedir. Hindistan halen birçok ülke tarafından bölgesinde barış ve istikrarın garantörü olarak görülmekte, bu yaklaşımlar paralelinde dünyada siyasi açıdan etkili ve saygın bir konuma sahip bulunmaktadır. Ancak yine de, birincisi kendisine güvenini geliştirmek, ikincisi ise bölgesinde artmakta olan ÇHC nüfuzunu dizginleyebilmek şeklinde iki önemli ihtiyaç içerisindedir. Hindistan dış politika çevrelerinin Asya politikalarında gelecekte de ABD'ne yakın duracakları, ancak RF ile olan iyi ilişkilerinin bundan etkilenmeden sürmesi için gerekli politik manevraları da ihmal etmeyecekleri, diğer taraftan ÇHC ile ilişkilerinde uygulamaya çalıştıkları daha yakın diyalog ve daha fazla ekonomik ilişkiler kurma politikasına devam edecekleri değerlendirilmektedir.Ülkenin hem dünya ekonomisinde söz sahibi olabilecek bir konuma ulaşması hem de büyük rakibi ÇHC ile arayı kapatabilmesi için mevcut büyüme hızını daha da arttırması gerekmektedir. Ancak alınan tüm önlemlere rağmen bu artış sağlanamadığı gibi ilerisi için de bu konuda fazla bir ümit beslenmesi mümkün görülmemektedir. Dış ticaret açığı büyümekte, enerji sorununa kısa vadede bir çözüm bulunabilmesi beklenmemekte, enflasyon giderek artmaktadır. Sanayi sektörü genelde teknoloji transferlerine dayanmakta, sanayi ürünleri açısından pazarlama sorunları da halen sürmektedir.İç güvenlik sorunları azalmak bir yana gün geçtikçe artmaktadır. Silahlı Kuvvetler'in bölgesel ve küresel amaçlara hizmet edebilecek seviyeye gelmesi için hem zamana hem de büyük kaynağa ihtiyaç olup mevcut ekonomik büyüme hızının hem yatırımları hem de savunma masraflarını karşılaması oldukça zor görünmektedir. Üstelik savunma sanayiini geliştirme çabalarına rağmen askeri tedarik faaliyetleri halen büyük oranda dış alımlara dayanmaktadır. Hindistan, amaçladığı nitelik ve nicelikte bir donanmaya sahip olabilse dahi Hint Okyanusu'ndaki ulaşım yollarını kullanmakta olan diğer güçlerin, çıkarlarını korumak adına bu bölgede yapacakları faaliyetleri gelecekte de sineye çekmek zorunda kalacaktır.Hindistan'ın mevcut şartlar altında, ÇHC'nin Güney Asya'daki nüfuz artışını engellemenin bir çaresini bulmak kaydıyla, görünür gelecekte de ?Bölgesel Güç? statüsünü sürdüreceği; küresel bir güç olma hayallerine rağmen, halen kalkınma ve sanayileşme sürecinde olan ülkede, bu amacın kısa ve orta vadede gerçekleştirebileceğine işaret edebilecek verilerin henüz mevcut bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Author

Dr. Serdar Çelebi

How to Cite

Serdar Çelebi (Doktora Tezi). Hindistan: Güney Asya'nın güncel jeo-politiği bağlamında uluslararası politikada mevcut ve muhtemel yeri, 2009, Gazi University, Uluslararası İlişkiler Bölümü.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Gazi University