Medical SpecialtyOpen Access

İnvaziv meme karsinomlarında PD-L1, PTEN, PHH3 ve Ki-67 ekspresyonlarının prognostik önemi

2021
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Selma Erdoğan Düzcü

Abstract (TR)

Giriş: Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Meme kanserinde prognozun belirlenmesinde, lokal rekürrens ve mortaliteyi önlemede prognostik faktörler önem kazanmaktadır. Geleneksel prognostik faktörlerin yetersiz kaldığı durumlarda, yüksek riskli hastaları belirleyecek ve tedavi kararına yön verebilecek yeni belirteçlere ihtiyaç vardır. Bu çalışmada PD-L1, PTEN, PHH3 ve Ki-67 immünohistokimyasal boya ekspresyonlarının meme kanserinde prognostik klinikopatolojik parametrelerle ilişkisini araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Bu çalışmada 2014-2019 yılları arasında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi gören ve ameliyat edilen 85 hastanın lumpektomi ve mastektomi materyalleri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastalara ait klinik bilgiler hastane bilgi sisteminden elde edilmiştir. Patolojik prognostik parametreler cerrahi rezeksiyon materyallerine ait lamlarda tekrar değerlendirilmiştir. Formalin ile tespit edilmiş, parafine gömülü bloklardan 4 mikron kalınlığında kesitlere uygulanan immunohistokimyasal boyama sonucunda tümör immünolojisinde yer alan PD-L1 ekspresyonu ile hücre siklusunda görevleri olan PTEN, PHH3 ve Ki-67 ekspresyonları incelenmiştir. İmmunohistokimyasal boyama sonuçları prognoz ile ilişkisi kanıtlanmış klinikopatolojik parametrelerle karşılaştırılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri ile verilmiştir. Çalışmadaki prognostik faktör ölçümlerinin PD-L1, PHH3, Ki-67 ve PTEN pozitiflik durumuna göre farklı olup olmadığını incelemek için ise Mann Whitney U testi analizi yapılmıştır. Çalışmada p<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Analizler SPSS 25.0 programı ile yapılmıştır. Bulgular: Çalışmada 85 adet invaziv meme karsinomu olgusunun yaş ortalaması 58,33 ± 12,50 olup 82'si (%96,4) kadın, 3'ü (%3,6) erkektir. Hastaların 21'inde (%24) PD-L1 pozitifliği, 42 (%49,4) vakada PTEN kaybı (H-skor<90), 36 (%42,3) vakada PHH3 pozitifliği görülmüştür. Ki-67 ekspresyonu 57 vakada (%67) %20'nin altındayken, 28 vakada (%33) %20'nin üzerindedir. PD-L1 ile büyük tümör boyutu, yüksek histolojik derece, multifokalite, lenfovasküler invazyon, Ki-67 ekspresyonu, östrojen ve progesteron reseptör negatifliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. PTEN kaybı ile büyük tümör boyutu, multifokalite, östrojen ve progesteron reseptör negatifliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. PHH3 ile ileri yaş, büyük tümör boyutu, yüksek histolojik derece, multifokalite, Ki-67 ekspresyonu, östrojen ve progesteron reseptör negatifliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ki-67 ile büyük tümör boyutu, yüksek histolojik derece, lenfovasküler invazyon, östrojen ve progesteron reseptör negatifliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Meme karsinomlarında PD-L1, PHH3 ve Ki-67 ekspresyonu kötü prognostik parametreler ile ilişkili iken PTEN kaybı ile negatif yönde ilişki bulunmuştur. PD-L1, PTEN, PHH3 ve Ki-67 ekspresyonlarınının değerlendirilmesinin meme kanserinin prognozunun tahmininde kullanılabilecek potansiyel biyobelirteç olabileceği, tümörün immünolojik temellerini daha iyi anlayarak uygun immünoterapi ajanları geliştirilmesine katkıda bulunabileceği ve hedefe yönelik tedavilerin gelişmesinde yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.

Author

Dr. Eda Hilal İmamoğlu

How to Cite

Eda Hilal İmamoğlu (Tıpta Uzmanlık Tezi). İnvaziv meme karsinomlarında PD-L1, PTEN, PHH3 ve Ki-67 ekspresyonlarının prognostik önemi, 2021, Bolu Abant Izzet Baysal University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Bolu Abant Izzet Baysal University