DoctorateOpen Access

İşsizlik ve yoksullukla mücadelede mikrokredi uygulaması ve Türkiye için bir model önerisi

2010
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Eyüp Bedir

Abstract (TR)

İşsizlik farklı tür ve şekillerde ortaya çıkabilmekte ve sonuçları hem ekonomik hem sosyal hem de kültürel açıdan toplumları zarara uğratmaktadır. İşsizliğin giderilmesi amacıyla uygulanan pasif ve aktif istihdam politikaları çerçevesi doğru olarak belirlenmiş ulusal istihdam politikası ile koordineli olarak yürütülmelidir. İşgücü piyasasının ve genel olarak çalışma yaşamının, uygulanan istihdam politikalarından kolay sonuç alınmasını sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda işsizliğin çözüm yollarından biri olarak, meslek sahibi yoksul/işsiz kişilere kendi hesabına çalışmasının sağlanabilmesi amacıyla borçlanma imkanı sağlanmasına dönük uygulamalar önemsenmeli ve sistematik olarak hayata geçirilmelidir.Finansman işgücü piyasasından soyutlanmış bir disiplin olmamalıdır. Çünkü istihdam yaratıcı en önemli unsur üretimin unsurlarından sermayedir. Sadece yabancı sermaye değil iç sermaye piyasasının genişletilmesi de büyüme üzerinde önemli etki yaratır. Üstelik reel sonuçları daha etkindir. Finansmanın hem genel hem de spesifik anlamdaki farklı tekniklerinin uygulanabilmesinin istihdam üzerinde de ciddi etkileri vardır. Mikrokredi yoluyla borçlanmayı esas alan ve toplumun alt katmanlarını hedef olarak seçen mikrofinansman; sermayenin tabana yayılmasını esas alır ve bu yönüyle sermayenin sosyal yüzünü oluşturur. Gelirin yeniden bölüşümünü adaletli olarak yapmayı görev kabul eden devlet, hayatını idame ettirebilmek ve kendi hesabına çalışarak (self employment) ?çalışma hakkını? kullanabilmeyi arzulayanlara sermayeye ulaşabilme imkanını da sağlamak durumundadır.Finansman tekniklerinden; factoring, forfaiting ve leasing gibi uygulamalar mikrofinansman alanında da kullanılabilir. Mikrokredilendirmenin hedef kitlesinin işsizler ve yoksullar olması mikrokrediyi doğrudan istihdam politikalarının önemli bir unsuru haline getirmektedir. Marksist anlayışın ortaya attığı sınıfsal bakış açısı sermaye ve emeği katı çizgilerle ayırmış ve iki unsurun aynı kişide birleşmesini ihtimal dışı görmüştür. Bu anlayış sıradan kapitalizmde de aynen sürdürülmüştür. Üretmek ve yaşamını idame ettirebilmek amacıyla borçlanabilmek doğal ve temel bir hak olmalıdır.Türkiye işgücü piyasası, tam bilgi akışının yetersiz olması ve bir ulusal istihdam politikasının bulunmaması nedeniyle uzun yıllar sonuçları ağır kronik bir işsizliğin yaşandığı piyasadır. Enformel sektöre yönelik politika ve uygulamalar yoğunluk kazanmalıdır. Küreselleşme ve beraberinde artan rekabet Türkiye işgücü piyasasını daha da sorunlu hale getirmiştir. Diğer az gelişmiş ülkeler gibi Türkiye'de uygulanan IMF politikaları iç pazarı yabancı sermayeye açmak ve işgücü maliyetlerini düşürmek üzerine kurgulanmıştır. IMF politikaları; enflasyon, kur ve faiz hadleri üzerine yoğunlaşmış işgücü piyasasına ve bu kapsamda işsizliğe dönük hedefler Türkiye'nin önüne konulmamıştır. Belirli aralıklarla ekonomimizde çıkan krizler, IMF tavsiyeleriyle kur ve faiz oranlarına yansıyan geçici çözümlerle atlatılmış ancak bu süreç işsizliği kronik hale getirmiştir. İşsizlikle mücadelede gerekli yatırım miktarı ve ortaya çıkan işlevsiz yapılanmalardan kaynaklı ek maliyetler, meslek sahibi işsiz/yoksullara sağlanacak borçlanma imkanının daha düşük maliyetli olacağını ortaya koymaktadır. Ülkemizde; Kredi Garanti Fonu, TOSYÖV, TESK, KOSGEB, KEDV ve TİSVA gibi kuruluşların yanısıra, HSBC, TEB, Vakıfbank gibi bankalar sembolik düzeyde de olsa mikrokredi uygulamasını hayata geçirmeye başlamışlardır.Bankacılık sektörü otomasyonda ve özellikle veri depolama olanaklarında artan gelişmeler sayesinde ve artan rekabetin zorlaması sonucunda hem ülkemizde hem de dünyada ciddi bir değişim (transformasyon) ve dönüşüm (mutasyon) yaşamıştır. Bir yandan artan karlılık arayışı bankaları yeni pazarlara yöneltirken diğer yandan işletmenin sosyal sorumluluğu anlayışı önemli bir prestij unsuru olarak öne çıkmaktadır. Dünyada yoksulluk ve işsizlikle mücadele uluslar arası kuruluşların ve devletlerin önemli bir hedefi haline gelmiş ve 2005 yılı dünya mikrofinans yılı olarak ilan edilmiştir. Bu çerçevede Bangladeş, Hindistan ve Çin'de başarılı mikrokredi, uygulamaları gerçekleştirilmiştir.Türkiye'de finans piyasası yoksul ülkelere nazaran daha sağlıklı işlemektedir. Bu kapsamda bankacılık toplumsal yapıya tam anlamıyla penetre olmuş durumdadır. Dolayısıyla ülkemizde mikrokredi çalışmaları Sivil Toplum Kuruluşları ya da Özel Finans Kuruluşları tarafından değil ticaret bankaları tarafından ve bankacılık ilkelerine uygun olarak yürütülebilir. Türkiye mikrokredi uygulaması; hedef kitlenin (işsiz/yoksul) ortaya konulması, yerel bazda mesleki eğitim ihtiyaç ya da eksiğinin giderilmesi, yerel mikrokredi yapılanmasının (ki halihazırda bir çok Valilik ve Kaymakamlıkta benzer yapılanmalar var) oluşturulması, ticaret bankalarının genel merkezleri ile İş-Kur, BDDK, KOSGEB, KGF ve DPT (Ulusal Ajans ve Teşebbüs Destekleme Ajansı) arasında gerekli veri alışverişinin sağlanması, verilerin Mikrokredi Bilgi İşlem Merkezinde depolanması, kredilerin geri dönmeme riskine karşılık sağlanacak devlet garantörlüğünün ve bu garantörlüğe esas olacak olan kaynakların belirlenmesi ve son olarak mikrokredi müşterisi ile ilgili ticaret bankası şubesi arasında yapılacak kredi mülakatı sonucunda kredinin kullandırılması, kullandırılan kredilerin ortak bir takip sistemiyle takip edilmesi aşamalarıyla uygulanacaktır.Anahtar Sözcükler1. Mikrokredi2. Bankacılık3. İşsizlik4. İstihdam5. Yoksulluk

Author

Dr. Sedat Ayyıldız

How to Cite

Sedat Ayyıldız (Doktora Tezi). İşsizlik ve yoksullukla mücadelede mikrokredi uygulaması ve Türkiye için bir model önerisi, 2010, Gazi University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Gazi University