DoctorateOpen Access

Kamulaştırmasız elatma

2021
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Mehmet Erdem

Abstract (TR)

Çalışmamız, Türk Hukuku'nda kamulaştırmasız elatma şeklinde isimlendirilen olguyu ve bu olgunun hüküm ve sonuçlarını konu almaktadır. Mülkiyet hakkına, Anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma koşullarına riayet edilmeksizin veya bu koşullar gereği gibi işletilmeksizin, anayasal güvencelere aykırı şekilde müdahale edilmesi hukuka aykırıdır. Kamulaştırmasız elatma da idare tarafından gerçekleştirilen bu tür bir hukuka aykırı müdahaledir. Bu hukuka aykırı müdahale, maliki, mülkiyet hakkından yoksun bırakacak içerikte elatma içermektedir. Kamulaştırmasız elatmayı konu alan tezimizin başlangıç aşamasında iki temel soru belirledik. Bu iki temel soruya dair verilebilecek cevapları, iki bölüm içerisinde değerlendirdik. Birinci Bölümde, tez konumuzu oluşturan kamulaştırmasız elatmanın tanımının, hukuki nitelik ve unsurlarının ne olduğu sorusuna ışık tutmaya çalıştık. İkinci Bölümde ise kamulaştırmasız elatmanın hüküm ve sonuçlarını, öncelikle yürürlükteki kanuni düzenlemeler ve yargısal içtihatlar üzerinden ortaya koyduk. Ardından bu olgunun hukuki sonuçlarının özel hukuk bakış açısı ile nasıl ele alınabileceğini Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun kavram ve kurumlarını dikkate alarak cevaplandırdık. Bu aşamada bir model önerisi sunmak suretiyle, kamulaştırmasız elatma sorunsalının nasıl çözülebileceği ile ilgili olarak soruya, mülkiyet hakkını gözetecek bir çözüm önerisi ile akademik katkı sunmak istedik. Tezimiz, Türk Hukuku'nda kamulaştırmasız elatmanın tanım, hukuki nitelik, unsurlar, hüküm ve sonuçları ile ilgili olarak mevcut karmaşaya son vermek maksadıyla konuya, sade ve tutarlı bir bakış açısı ile yaklaşmaktadır. Kavramın tanımlanması, hukuki nitelendirme ve unsurlarına dair analiz, Türk Hukuku uygulamasında kabul edilen fiili elatma ve hukuki elatma modellerinin her ikisini de kapsayacak şekilde bütüncül bir bakış açısıyla yapılmıştır. Bütüncül bakış açısı ile uyumlu bir şekilde olgunun, yargı kararları uyarınca şekillenen hüküm ve sonuçları ile bir bütün olarak olgunun özel hukuk nezdinde hangi hukuki kavram ve müesseseler üzerinden ele alınabileceği ve bu müesseseler üzerinden olası hüküm ve sonuçları da ilginize sunulmak istenmiştir. Sunduğumuz model önerisi ile de idarenin, maliki, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkından mahrum bırakacak şekildeki bu ağır hukuka aykırılık içeren eyleminin önlenebilmesine, gerçekleşmesi halinde ise etkin ve tam bir koruma sağlanabilmesine katkı sunulması amaçlanmıştır. Kamulaştırmasız elatma şeklindeki hukuka aykırı olguyu daha yakından ve bütüncül bir bakış açısıyla tanımak ve tanıtmak suretiyle, hukuk devleti ilkesinin hayata geçmesinde bir nebze de olsa katkımızın olması maksadıyla konu hakkında yazım serüvenine girişilmiştir. Umut edilir ki, bu çalışmamız, literatürümüze önemli bir katkı sunacaktır. Çalışmamız, mahiyeti gereği disiplinlerarası bir çalışma özelliğine sahiptir. Çalışmamızın temelinde mülkiyet hakkı bulunmaktadır. Mülkiyet ve mülkiyet hakkı kavramları ile temel hak olan mülkiyet hakkına yönelik sınırlandırmalar kapsamında Anayasa Hukuku'nun ve bu çerçevede uluslararası insan hakları belgelerinin temel ilkelerinden faydalanılmıştır. Kamulaştırmasız elatma, idare kişileri tarafından gerçekleştirilen bir eylemdir. Bu sebeple de idare kişilerinin yetki ve görevlerinin kapsam ve içeriklerinin belirlenmesi ile yetkilerini kullanma, görevlerini yerine getirme usulleri ile ilgili olarak İdare Hukuku'nun kuralları temel alınmıştır. Diğer yandan ise kamulaştırmasız elatma olgusu, idarelerin, İdare Hukuku uyarınca sahip oldukları kamu gücü yetkisinin dışına çıkarak özel hukuka tabi olan mülkiyet hakkına yönelik hukuka aykırı müdahalesidir. Bu çerçevede fiili elatma ile hukuki elatmanın hüküm ve sonuçları açısından Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku ilke ve müesseseleri değerlendirilmiştir. Tez içerisinde, 1956 tarihli Yargıtay içtihadı birleştirme kararlarından günümüze uzanan süreçte Yargıtay, Danıştay, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin kararları, Anayasa Mahkemesi'nin iptal ve bireysel başvuru kararları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarından yararlanılmış, gerekli görülen yerlerde ilgili karar doğrudan alıntılanmıştır. Konu ile ilgili pek çok kanuni düzenleme ile genel düzenleyici işlemlere yer verilmiştir. Konunun mevzuattaki yansımaları, tarihsel süreçteki değişiklikler de aktarılmak suretiyle mevzuata dair değerlendirilmeler gözetilerek paylaşılmıştır. Disiplinlerarası bir çalışma olması hasebiyle farklı hukuk disiplinlerinden konu ile ilgili literatür taraması yapılmış, kimi zaman doğrudan alıntılama kimi zaman da dolaylı alıntılama yöntemi ile kanaatler aktarılmıştır. Gerek mevzuat gerekse de literatür taraması, konunun mahiyeti gereği, ulusal bir hukuki sorun olması hasebiyle Türk Hukuku ile sınırlandırılmıştır. Tez kapsamında ele alınan hususlar ile ilgili olarak "olan hukuk (de lege lata)" açısından değerlendirme yapıldığı gibi "olması gereken hukuk (de lege ferenda)" açısından da değerlendirmelerde bulunulmuştur. Tez konumuz olan olgu için "kamulaştırmasız elatma" kavramı tercih edilmiştir. Bu suretle tez çalışmamızın temel konusu olan olguya ilişkin zihinlerde doğru bir tasarımın canlanması istenmektedir. Kavram, Türk Hukuku'nda, bireysel somut hak ihlali iddiaları hakkında verilen yargı kararları üzerinden gelişim ve dönüşüm geçirmiştir. Mevzuat ise yargı kararları ile yaşanan değişim, dönüşüm veya gelişimi takip etme, engelleme veya sınırları belirleme fonksiyonlarını üstlenmiştir. Kamulaştırmasız elatma kavramının tarihsel gelişiminde fiili elatma ve hukuki elatma ayrımının yapıldığı görülmektedir. Bu iki elatma modeli arasındaki bağlantı, her iki müdahale aracının da hak sahibini mülkiyet hakkından yoksun bırakmasıdır. Bu çerçevede kavram, her iki elatma modelini de kapsayacak şekilde tanımlanmış, nitelendirilmiş ve tarif edilmiştir. AİHM'in kavramı, kural olarak, Türk Hukuku'ndaki kavramsallaştırma, tanımlama, nitelendirme, idari yargı ya da adli yargı nezdinde, hangi hükümlere dayanarak çözümleneceğine dair değerlendirmelerden bağımsız bir şekilde ele alındığı gözlemlenmiştir. Mülkiyet hakkı ile ilgili olarak geliştirilen otonom inceleme modeli takip edilmek suretiyle olayda hak ihlali olup olmadığı değerlendirilmektedir. Otonom inceleme modeli uyarınca, mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale, "kanunilik", "meşru amaç" ve "adil denge" kriterleri üzerinden hukukilik denetimine tabidir. AİHM'in, kamulaştırmasız elatma kapsamında ele alınabilecek pek çok uyuşmazlıkta, adil denge kriterine yoğunlaştığı ve bu kritere aykırılık sebebiyle ihlal kararı verdiği görülmektedir. AYM'nin ise kamulaştırmasız elatma kavramını kullandığı ve kavramı, fiili elatma ile hukuki elatmayı kapsayacak şekilde "fiilen veya hukuken bedelsiz olarak el koyma işlemi" olarak tanımladığı görülmektedir. AYM, kamulaştırmasız elatma olgusunu hukuka aykırı bir durum olarak nitelendirmekte ve bu halin Türk Hukuku açısından sistematik bir sorun olduğu vurgusunu yapmaktadır. AİHM'nin değerlendirme modeline uygun şekilde, uyuşmazlığın hangi kural kapsamında ele alınacağına ilişkin tespitten sonra, hak ihlali olup olmadığını "kanunilik", "meşru amaç", "orantılılık" şeklindeki üç temel ilke üzerinden değerlendirmektedir Anayasa Mahkemesi, fiili elatmaya konu olabilecek uyuşmazlıkları, kanunilik ilkesine aykırılık sebebiyle, hukuki elatmaya konu olabilecek uyuşmazlıkları ise ölçülülük ilkesi üzerinden değerlendirerek hak ihlali olup olmadığına hükmetmektedir. Kamulaştırmasız elatma olgusunun hüküm ve sonuçları, bütün yönleri ile ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Öncelikle 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun ile Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesindeki istisnai düzenlemeler ele alınmıştır. Bu düzenlemeler ile kanunkoyucunun, geçmişe dönük olarak belli bir zaman aralığındaki kamulaştırmasız elatma niteliğindeki hukuka aykırı uygulamaları meşru kılacak çözümler geliştirmeye çalıştığı gözlemlenmiştir. Bu özel kanuni düzenlemeler dışındaki kamulaştırmasız elatma vakaları, yargı makamları tarafından geliştirilen modellemeler üzerinden çözümlenmektedir. Bu çerçevede fiili elatma halinde, mülkiyet hakkına yönelik haksız bir elatmanın olduğu ve adli yargı nezdinde elatmanın önlenmesi davası veya bedel davasının açılabileceği kabul edilmektedir. Haksız fiil sorumluluğuna dayalı tazminat davası ve ecrimisil davalarının da bu ana taleplere ek olarak açılabileceği belirtilmektedir. Türk yargı makamlarının bu yaklaşım tarzı, genel itibariyle Türk Doktrini tarafından da kabul görmektedir. Hukuki elatma haline konu uyuşmazlıklar ise genel itibariyle, idari işlem ya da eylemden kaynaklı zarar verici hal olarak kabul edilmektedir. Bu çerçevede de idari yargının görev alanında, iptal davası ve çoğunlukla da tam yargı davasının konusu yapılmaktadır. Türk yargı makamlarının bu kabulü, Türk Doktrininin çoğunluğu tarafından kabul görmekte, ancak azınlıkta kalan görüş sahipleri tarafından eleştiriler dile getirilmektedir. Fiili elatma idarenin haksız fiili olarak nitelendirilirken, hukuki elatmanın da idarenin haksız fiili olarak nitelendirilmesi mümkün olabilir mi sorusuna verdiğimiz olumlu cevap uyarınca kamulaştırmasız elatmanın hüküm ve sonuçlarının, özel hukuk bakış açısıyla Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nda düzenlenen hukuki kavram ve kurumlar üzerinden ele alınması gerekmektedir. Medeni Kanun kapsamındaki istihkak davası, elatmanın önlenmesi, haksız zilyetliğin iadesi hükümleri, haksız yapı, taşkın yapı, olağanüstü zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanımı ve zilyetliğin korunmasına hizmet edici mahiyetteki kuvvet kullanma yetkisi ile zilyetliğin iadesi veya zilyetliğe yönelik saldırının sona erdirilmesi hukuki enstrümanları üzerinden vardığımız temel sonuçları, Türk Hukuku'nda yerleşmiş fiili elatma ve hukuki elatma ayrımını dikkate alarak sizlere sunmak istedik. Borçlar Kanunu kapsamında ise haksız fiil kurumu ile sebepsiz zenginleşme kurumu açısından fiili elatma ile hukuki elatmanın olası hüküm ve sonuçlarını değerlendirdik. Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu kapsamındaki hukuki kurumlar üzerinden kamulaştırmasız elatma halinde gündeme gelebilecek talep haklarının, mahiyet veya işlevleri uyuştuğu ölçüde birbiri ile yarışan talepler olduğu kabul edilmektedir. Bu suretle, hak sahibinin kendisi açısından en iyi hukuki koruma ve telafiyi sağlayacak mekanizmayı serbestçe seçmesine hizmet edilmiş olunacaktır.

Author

Dr. Münevver Kübra Bakırcı

How to Cite

Münevver Kübra Bakırcı (Doktora Tezi). Kamulaştırmasız elatma, 2021, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University