Master'sOpen Access

Karapara aklama

2020
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Pınar Kartal

Abstract (TR)

Çalışmanın konusunu, suç işlemek yoluyla elde edilen her türlü malvarlığı değerinin, diğer bir deyişle karaparanın yasa dışı kaynağını gizlemek, karaparanın yasal yollardan edinildiği izlenimini oluşturarak mali sisteme dâhil etmek olarak tanımlanabilecek karapara aklama oluşturmaktadır. Karapara aklama, yasa dışı yollardan elde ettikleri kazançtan yetkililerin dikkatini çekmeden ve yaptırıma uğrama korkusu olmaksızın serbestçe faydalanmak işleyen suçlular için bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Suçlular, karapara aklama faaliyetlerine başvurarak ellerindeki kazanca hukuka uygunluk görünümü kazandırmakta ve daha sonra bunu, hem suç eylemlerini sürdürüp hem de yasal yatırımlar yaparak daha fazla zenginleşmede kullanabilmektedir. Karapara aklama hukukun yanı sıra ekonomi, iktisat, sosyoloji gibi disiplinleri ve hukukun da birden fazla dalını ilgilendiren karmaşık ve geniş bir kavramdır. Ceza hukuku alanında gerçekleştirilmiş bu çalışmanın odağında karapara aklama suçu bulunmaktaysa da, konunun bütünlüğü içerisinde aktarılması amacıyla ve gerekli olduğu ölçüde karapara aklamanın diğer boyutları da sınırlı olarak ele alınmıştır. Her ne kadar karapara aklama yeni bir suç değilse de, teknolojik ve ekonomik gelişmelere paralel olarak hızla evrilebilme özelliği bu suç üzerine tartışılması ihtiyacını devam ettirmektedir. Çok da uzak olmayan geçmişte hayal edilemeyecek sanal işlem yapma olanakları bugün yalnızca insanlığın hizmetine sunulmakla kalmamış, karapara aklayıcılar tarafından suç işlemede araçlaştırılmaya dahi başlamıştır. Malvarlığı değerlerini üreten suçun işlenişine doğrudan katılmayan ve hatta bu suçun ne olduğunu dahi sorgulamayan, ancak malvarlığı değerlerini belli bir ücret karşılığı ve uzmanlıklarını kullanarak aklayan, karapara aklamayı meslek hâline getirmiş profesyonel karapara aklayıcılar ortaya çıkmıştır. Daha nicesi bulunan bu gibi gelişmeler göz önüne alındığında ve hukukun hayatın akışından bağımsız tutulamayacağı da düşünülerek, karapara aklama sorununun güncelliğini koruduğu söylenebilmektedir. Karapara aklamanın suçlularına erişilmesi ve mücadelesi zor, çok yönlü, ağır sonuçlar doğuran suçluluk görünümleri olan organize suçluluk, terörizmin finansmanı ve yolsuzlukla sıkı ilişkisi ve bu suçluluk görünümlerine karşı karapara aklamayla mücadele sisteminden faydalanılabileceği görüşünün artık küresel düzeyde kabul görmesi de konunun önemini arttırmaktadır. Bu doğrultuda, çalışmanın öncelikli amacı bir suç tipi olarak karapara aklamayı incelemektir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 282. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ve asıl karapara aklama suçu olarak nitelenebilecek "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu" ile karapara aklamanın bir soonraki aşamasını yaptırıma tabi tutan ve böylece ilk fıkranın devamı ve tamamlayıcısı olan, aynı maddenin 2. fıkrasındaki "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini bilerek satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçu" çalışmada kapsamlı olarak ele alınacaktır. Ancak bu suç tiplerini incelemeye geçmeden önce, karapara aklama kavramının mümkün olduğunca açık ve ayrıntılı olarak irdelenmesi ve karapara aklamayla mücadele sisteminin küresel düzeyde gelişiminin ve içerdiği unsurların aktarılması hedeflenmiştir. Böylece, karapara aklama suçlarının mücadele sistemi içerisindeki yerinin anlaşılması ve beklentilere cevap vermedeki etkinliklerinin ortaya konulması umulmaktadır. Karapara aklama üzerine akademik yayınlar, Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve Avrupa Birliği düzenlemeleri gibi uluslararası belgeler, ülkemize ek olarak çeşitli yabancı ülke kanunları, yerli ve yabancı içtihat ve karapara aklamayla mücadele sistemi içerisinde faaliyet gösteren kuruluşların yayınlarının incelenmesiyle oluşturulmuş çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü, karapara aklamanın kavramsal boyutuna ayrılmıştır. Bu bölümde, karapara aklamanın kökünde bulunan karapara terimi tanımlanmakta ve kayıtdışı ekonomi ile ilişkisi üzerinde durulmakta, karapara aklama tanımı yapılmakta, karapara aklamanın nedenleri, aşamaları ve yöntemleri ele alınmaktadır. Belirtmek gerekir ki, çalışmada sıklıkla başvurulmaları ya da yetkililer bakımından oluşturdukları özel güçlükler dolayısıyla seçilmiĢ belli baĢlı karapara aklama yöntemleri tüketici bir liste oluşturma düşüncesi olmaksızın tanıtılmaktadır. Gerçekten de, karapara aklamanın neredeyse sınırsız sayıda yöntemi bulunmakta olup bu yöntemlere her gün yenileri eklenmekte, üstelik bilinen yöntemler de karapara aklayıcılar tarafından para hareketlerinin takibini zorlaştırmak için bir arada kullanılmaktadır. Bütün karapara aklama vakalarında bulunduğu kesin olarak söylenebilecek tek ortak özellik, malvarlığı değerlerinin kendilerine kaynaklık eden suç ile yasallık görünümü arasında hareket ettirilmesidir. Bununla birlikte, en azından belli başlı yöntemlerin anlaşılması hem karapara aklama kavramının tam olarak aydınlatılması hem de ilgili suç tipinin somut hayat gereklerine cevap verip vermediğinin değerlendirilmesi açısından şarttır. Birinci bölümde ayrıca karapara aklamanın doğurduğu toplumsal ve ekonomik sonuçlar ele alınmaktadır. Karapara aklamayla mücadeleye hem ulusal hem uluslararası düzeyde verilen önem, anılan sonuçların ağırlığının ve geniş bir alana yayılmasının doğrudan sonucudur. Karapara aklamanın tarihsel gelişimi de çalışmanın birinci bölümünde değerlendirilmektedir. Ek olarak, karapara aklamanın hem sebebi hem sonucu olan ve bu döngüsel ilişkiden dolayı çalışma boyunca sıklıkla anılacak olan organize suçluluk, terörizmin finansmanı ve yolsuzluk kavramları kısaca tanıtılmakta ve bunların karapara aklamayla bağlantısı açıklanmaktadır. Anılan suçluluk görünümlerinin ortak noktası, toplumsal, ekonomik ve kültürel yapılar üzerinde son derece yıkıcı etkilere sahip olmaları ve kimi durumlarda hukuk devletinin kendisine dahi tehdit oluşturabilmeleridir. Bunlarla doğrudan mücadelenin sonuç vermediği hâllerde karapara aklamayla mücadele sisteminden faydalanabileceği bugün uluslararası düzeyde kabul edilmektedir. Karapara aklama faaliyetlerinin takibiyle suçluların kimliğinin saptanıp adalet karşısına çıkarılmalarının sağlanması ve suç işleme olanaklarının ellerinden alınması mümkün olabilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümü, küresel karapara aklamayla mücadele sistemini konu almaktadır. İkinci bölümde, öncelikle bağımsız bir suç tipi olarak karapara aklamanın ve ayrıca önleyici tedbirlerinin iç hukuklarda yer bulmasında belirleyici rol oynamış uluslararası sözleşmeler incelenmektedir. Daha sonra, karaparayla aklamayla mücadelenin evrimini ve standartlarını yansıtmaları bakımından konuya ululararası yaklaşımı takip etmede son derece işlevsel bulunan Avrupa Birliği düzenlemeleri ele alınmaktadır. Karaparayla mücadelenin odağında bulunan ve dünya genelinde standartların belirleyicisi kabul edilen Mali Eylem Görevi Gücü (FATF) tanıtılmakta ve yayınladığı Tavsiyeler ile diğer önemli uygulamaları açıklanmaktadır. FATF Tavsiyeleri her ne kadar bağlayıcı nitelikte değilse de, iç hukuklarında bu Tavsiyeler doğrultusunda düzenleme yapmayan ülkeler FATF tarafından "uyumsuz" olarak sınıflandırılmaktadır. Bu da, o ülkenin ticari ilişkilerinin zedelenmesi, diğer ülkelerce kendisine ek denetimler ve ağır özen yükümlülüğü standartları uygulanması anlamına gelmektedir. Ayrıca, Tavsiyeler bağlayıcılık gücüne sahip belgeler üreten ve ülkelere yaptırım uygulayabilen Birleşmiş Milletler tarafından da desteklenmektedir. Böylece FATF önderliğinde tüm ülkelerin benimsemesi beklenen küresel ve tek tipleşmiş bir karapara aklamayla mücadele sistemi oluşturulmaktadır. Karapara aklama ile öncül suçlarının sınır aşan niteliği, karapara aklayıcıların yeni teknolojiler ile iletişim ve ulaşım olanaklarından en etkin şekilde faydalandığı ve günümüzün bütünleşmiş piyasaları dolayısıyla dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan ekonomik ve hukukî sorunların başka ülkelere yayılması olasılığının yüksek olduğu dikkate alındığında, karapara aklama sorununun uluslararası düzeyde ele alınmasının ve ülkeler arası tek tipleşme ile yoğun işbirliğinin sağlanmasının zorunlu olduğu görüşü baskındır. Bu noktada, farklı kökenlere sahip tüm bu uluslararası belge ve uygulamaların meydana getirdiği sistemin, ceza hukuku ayağının yanı sıra bir de önleyici ayağı bulunduğu vurgulanmalıdır. Ceza hukuku ayağının, ancak önleyici tedbirler yoluyla karapara aklama suçunun engellenemediği durumlarda, ikincil olarak devreye girmesi beklenmektedir. Bu düşünceye paralel olarak, karapara aklama suçuna ilişkin düzenlemelere geçilmeden önce önleyici ayak hakkında açıklamalar yapılmakta ve önleyici tedbir yükümlüsü kişi ve kuruluşlar ile müşteri kimlik tespiti ve özen yükümlülüğü, nakit işlem ve şüpheli işlem bildirimleri, uyum programları, uyum görevlisi atama gibi önleyici tedbirler üzerimde durulmaktadır. Bu başlık altında ayrıca ülkemizdeki Mali Suçları Araştırma Kurulu gibi mali istihbarat birimleri de ele alınacaktır. İkinci bölümün son kısmında, farklı hukukî geleneklere sahip olmaları ve karapara aklama suçuyla yoğun olarak ilişkilendirilmeleri dolayısıyla seçilmiş bir dizi ülkenin, bu suçu ceza kanunlarında nasıl düzenlediği irdelenecektir. Bu bölüm, ülkelerin hukukî, toplumsal ve ekonomik yapılarındaki belirgin farklılıklara rağmen karapara aklama suçları bakımından son derece benzer düzenlemelere sahip olduklarını ortaya koymaktadır. Nitekim, çalışmada tanıtılmış küresel karapara aklamayla mücadele sistemince benimsenmiş standartlara uygun düşmeyen düzenlemeler yapılması birtakım dış baskı ve yaptırımları sonuçladığından, tek tipleşme yönünde çok açık bir eğilim söz konusudur. Bu tek tipleşme bir yandan karapara aklamanın doğası gereği etkin mücadelenin bir koşuluyken, bir yandan da kendine has özelliklere sahip ülkeler bakımından yanlış uygulamaların ortaya çıkması tehlikesine yol açmaktadır. Çalışmada, karapara aklama suçu hükümlerinin siyasi veya ekonomik maksatlarla kötüye kullanıldığı ve umulduğu gibi organize suçluluğa ve diğer büyük ölçekli suçlara yönelmek yerine çok küçük çaplı bireysel suçlar bakımından uygulandığı örneklere yer verilmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan karapara aklama suçlarını ayrıntılı olarak incelemeyi hedeflemektedir. Bu bölümde öncelikle karapara aklama suçunun ülkemizdeki tarihsel gelişimi üzerinde durulmaktadır. Ardından mevcut ceza kanunumuzdaki karapara aklama suçu düzenlemelerinin, yine aynı kanunda bulunan ve kimi özellikleriyle çalışmamıza konu suçlarla benzerlik gösteren suç eşyasını satın alma veya kabul etme suçu (TCK m.165), bilgi vermeme suçu (TCK m.166), suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu (TCK m.281) ve suçluyu kayırma suçu (TCK m.283) ile karşılaştırılmasına çalışılmakta ve ilgili maddelerin kapsamı ortaya koyulmaktadır. Üçüncü bölümün ilk iki kısmında bu bilgiler aktarıldıktan sonra, üçüncü kısımda TCK m.282/1'de yer alan "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu" incelenmektedir. Suçun kanunî unsuru ve suçla korunan hukukî değer açıklanmakta, daha sonra suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun önşart olarak öncül suçun varlığı konusu değerlendirilmektedir. Öğretide öncül suç ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu ilişkisi üzerine gerçekleşmiş tartışmalara da bu başlık altında değinilmekte ve öncül suçun asıl konumuz olan suça etkisi, yurtdışında işlenmesi olasılığı, zaman bakımından uygulanması ve vergi suçlarını kapsaması noktaları üzerinde durulmaktadır. Daha sonra, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun faili, mağduru, maddi unsuru, manevî unsuru, hukuka aykırılık unsuru, kusurluluğa etki eden hâller, suçu etkileyen hâller, suçun özel görünüş biçimleri, etkin pişmanlık, yaptırımlar, soruşturma, kovuşturma ve infazı da, öğretideki farklı görüşler ve ülkemiz içtihadı ışığında irdelenmektedir. Üçüncü bölümün son kısmı ise, "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini bilerek satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçu"nu düzenleyen TCK m.282/2'nin incelenmesine ayrılmıştır. Bu kısımda da, bir önceki kısmın sistematiği takip edilmekte ve suçun kanunî unsuru, koruduğu hukukî değerler, önşartı, faili, mağduru, maddi unsuru, manevî unsuru, hukuka aykırılık unsuru, kusurluluğa etki eden hâller, suçu etkileyen hâller, suçun özel görünüş biçimleri, etkin pişmanlık, yaptırımlar, soruşturma, kovuşturma ve infazı üzerine açıklamalar yapılmaktadır. TCK m.282/2'de öngörülmüş suç tipinin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun bir sonraki aşamasına karşılık gelmesi dolayısıyla, bu başlıklar altında yapılması gereken açıklamalar çoğu kez örtüşmektedir. Bu gibi durumlarda TCK m.282/1 incelenirken ilgili alt başlık altında verilmiş bilgilere yollamada bulunulmakta ve böylece aynı bilgilerin çalışma içerisinde tekrarlanmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Author

Dr. Ece Öztürk

How to Cite

Ece Öztürk (Yüksek Lisans Tezi). Karapara aklama, 2020, Galatasaray University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Galatasaray University