DoctorateOpen Access

Kentsel su döngüsünde mikrobiyal kontaminantların sürveyanı: Fırsatçı patojenlerin moleküler karakterizasyonu ve antimikrobiyal direnç profilinin araştırılması

2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Hüseyin Aksoy

Abstract (TR)

Sucul ekosistem hizmetlerinin önemli bir unsuru olan içme suyu kaynakları, kentsel su döngüsü içinde yüzey suları, yağmur suları, atık sular ve geri dönüştürülmüş sular gibi farklı habitatların etkisine maruz kalmaktadır. Bu çeşitli habitatlardan gelen girdiler, su kalitesini ve genel ekosistem sağlığını doğrudan etkilemektedir. Çoklu arıtma bariyerlerinden geçerek dağıtım sistemi ile nihai kullanıcıya ulaştırılan suyun doğasında, bazı kimyasal ve biyolojik değişiklikler meydana gelebilir. Bu değişikliklerin başında, abiyotik ve biyotik faktörlerin etkisiyle suyun kimyasal ve biyolojik kararlılığını kaybetmesi ve mikrobiyal yeniden üremenin (bacterial regrowth) oluşması gelir. Mikroorganizmalar, çevresel koşullara hızlı bir şekilde adaptasyon gösterme ve antibiyotiklere karşı direnç geliştirme kabiliyetleriyle bilinir. Bu özellikleri sayesinde, su ekosistemlerinde direnç birikimine yol açarak hem doğal hem de insan yapımı habitatlarda önemli bir çevresel tehdit oluştururlar. Özellikle içme suyu kaynakları, heterojen su kütleleri ve çeşitli ekosistem unsurlarından gelen girdilerle kirlenmeye açıktır. Su döngüsündeki bu farklı girdiler, su kalitesini etkilerken, aynı zamanda su kaynaklarının biyolojik kararlılığını da bozabilir. Suyun arıtma süreçlerinden geçirilmesine ve dağıtım sistemleri ile son kullanıcıya ulaştırılmasına rağmen, bazı biyolojik ve kimyasal değişiklikler meydana gelebilir. Bu değişiklikler arasında mikrobiyal yeniden üreme, yani dağıtım sisteminde heterotrofik bakterilerin çoğalması ve suyu kolonize etmesi yer alır. Mikroorganizmaların su sistemlerinde çoğalması, suyun biyolojik denge ve kalitesini olumsuz etkiler. Bununla birlikte, bu tür mikroorganizmaların yalnızca heterotrofik bakterilerle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda fırsatçı patojenlerin (FP) ve antibiyotik dirençli bakterilerin (ADB) de üreme olasılığını artırır. Heterotrofik bakterilerin ve antibiyotik dirençli bakterilerin su sistemlerinde yeniden üremesi, ekosistemin biyolojik dengesini bozarken, direnç birikimi yoluyla çevresel stres faktörlerine daha dayanıklı mikroorganizma topluluklarının oluşmasına neden olur. Bu durum, içme suyu kaynaklarının güvenliğini tehdit ederken, antibiyotik dirençli enfeksiyonların yayılmasını hızlandırır ve halk sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurur. Oligotrofik bir habitat olan su dağıtım sistemi, aynı zamanda kalıntı dezenfektanların sürekli bulunduğu bir çevredir. Oligotrofik çevreler, genellikle mikroorganizmaların çoğalmasını daha az destekler, ancak bu ortamlarda hayatta kalmayı başaran bakteriler, düşük besin koşullarına son derece özelleşmiş ve uyum sağlamış olabilirler. Dezenfektanların varlığı, su kalitesini korumak ve mikrobiyal kontaminasyonu önlemek amacıyla kullanılırken, aynı zamanda bir seçici baskı oluşturur. Bu durum, zamanla antimikrobiyal direnç genlerinin (ADG'lerin) gelişimine ve yayılmasına yol açabilir. Bu ortam, çeşitli faktörler ve kalıntı dezenfektanların varlığı nedeniyle ADG'leri için bir rezervuar olma potansiyeli taşımaktadır. Çoklu antibiyotik direncine sahip patojenlerin küresel düzeyde artışı, ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturmakta ve çevrenin mikrobiyal direnç gelişimine etkisinin araştırılmasının önemini vurgulamaktadır. İçme suyu dağıtım sisteminde kullanılan dezenfektan türleri ve konsantrasyonları, çevresel koşullar ve mikrobiyal etkileşimler gibi çeşitli faktörler, ADG'lerin dinamiklerini etkiler. Bu karmaşık etkileşimler, su dağıtım sistemini ADG'lerin rezervuarı haline getirerek, önemli halk sağlığı riskleri oluşturabilir. İçme suyu kaynaklarıyla ilgili riskleri kapsamlı bir şekilde anlayabilmek ve bu riskleri etkili bir şekilde azaltabilmek, suyun kaynaktan nihai kullanıcıya ulaşana kadar geçtiği tüm aşamaların mikrobiyal ve kimyasal özelliklerinin detaylı incelenmesini gerektirir. İçme suyu kalitesinin korunması, yalnızca kaynağın temizliğinin sağlanmasıyla sınırlı olmayıp, suyun arıtılması, depolanması ve dağıtımı sürecinde karşılaşılabilecek risklerin de dikkate alınmasını zorunlu kılar. Bu süreçler boyunca suyun maruz kaldığı çeşitli biyolojik ve kimyasal etkiler, suyun nihai güvenliğini ve insan sağlığına olan potansiyel tehditlerini doğrudan etkiler. Çalışmamız, suyun kaynağından musluğa olan yolculuğunda bazı fırsatçı patojenler (FP'ler), antibiyotik direnç genleri (ADG'ler) ve mikrobiyal aktivite de dahil olmak üzere mikroorganizmaların varlığının ve davranışlarının nasıl değiştiğini ve bu mikroorganizmaların habitatlar arasında yayılmasındaki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, su numunelerinde qPCR, ATP analizi ve hücre membran hasar tespit analizleri yapılmıştır. Su kaynağı olarak kullanılan Sapanca Gölü (Sakarya) ve Akçay'dan gelen ham su, içme suyu arıtma tesisi ve içme suyu dağıtım sisteminden 2 yıllık bir sürede numuneler alınarak incelenmiştir. Mycobacterium spp. gibi su kaynaklı fırsatçı patojenlerin aerosolleşme, biyofilm oluşturma, dezenfektan ve antibiyotik direnci geliştirme kabiliyetleri nedeniyle içme suyu sistemlerinde varlıklarının tespiti büyük önem taşımaktadır. Elde edilen veriler, Mycobacterium spp.'nin zaman içinde değişen konsantrasyonlarını ortaya koymuş ve bu durum çevresel faktörlerle ilişkilendirilmiştir. Pseudomonas aeruginosa'nın virülansla ilgili ecfX geni ve olası çapraz reaksiyon sorunları incelenmiştir. Çalışmada, iki gen hedefli PCR yöntemleri kullanılmış ve bazı kaynaklarda bu genlerin varlığı tespit edilmiştir. Ayrıca, vanA geni gibi klinik öneme sahip antibiyotik direnç genlerinin varlığı, olası gen transferi ve su kaynaklı enfeksiyonlar açısından risk faktörü olarak değerlendirilmiştir. qnrA geni gibi diğer direnç genlerinin tespit edilmesi, antibiyotik tedavisinin yönetiminde önemli bir faktör olarak vurgulanmıştır. intl1 geni, yatay gen transferi göstergesi olarak içme suyu örneklerinde izlenmiş ve direnç seviyelerindeki dalgalanmalar rapor edilmiştir. Mikrobiyal ATP ölçümleri, su kalitesindeki küçük değişiklikleri hızlı bir şekilde tespit etmek için kullanılmış ve bu değerler, özellikle klor dozları ve suyun depolama süresi gibi faktörlerle ilişkilendirilmiştir. Çalışmada, içme suyu sistemlerindeki mikroorganizmaların membran hasarı analizi ile canlı ve ölü bakterilerin varlığı incelenmiştir. Dezenfeksiyona rağmen, bakterilerin içme suyu temin zincirinde hayatta kaldıkları ve hasarlı membranlarla yaşamlarını sürdürdükleri görüntüleme teknikleri ile tespit edilmiştir. Ayrıca, su dağıtım sisteminde biyofilm parçacıkları, filamentli bakteriler ve serbest bakterilerin varlığı gözlenmiştir. Bu sonuçlar, biyofilm oluşumunun yönetimi için entegre bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu ve geleneksel dezenfeksiyon yöntemleriyle ilgili zorlukları ortaya koymaktadır.Mühendislik ürünü içme suyu dağıtım sisteminde antibiyotik direncinin şekillenmesi ile ilgili hipoteze dayalı bu çalışmada, yatay gen transferi, fırsatçı patojen varlığı, canlı ve ölü bakteri bolluğu ile mikrobiyal aktivite düzeyi gibi faktörlerin antibiyotik direncinin oluşumunda etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın bulguları, "Tek Sağlık" yaklaşımı ile entegre edilebilecek ve su yönetimi alanında standardizasyon sağlayabilecek potansiyele sahip bir ön çalışma niteliği taşımaktadır.

Author

Dr. Binnur Kıratlı

How to Cite

Binnur Kıratlı (Doktora Tezi). Kentsel su döngüsünde mikrobiyal kontaminantların sürveyanı: Fırsatçı patojenlerin moleküler karakterizasyonu ve antimikrobiyal direnç profilinin araştırılması, 2024, Sakarya University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Sakarya University