Medical SpecialtyOpen Access

Malign deri tümörlerinin retrospektif analizi ve nüks oranlarının değerlendirilmesi

2015
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Levent Yoleri

Abstract (TR)

Derinin malign tümörleri arasında bazal hücreli karsinom (BHK), skuamöz hücreli karsinom (SHK), malign melanom (MM) , bazoskuamöz karsinom ve deri eki tümörleri yer alır. Biyolojik davranışları oldukça farklı olan bu tümörler içinde bazal hücreli karsinom vakaların büyük bir kısmını oluşturur. Sıklık olarak sonrasında sırasıyla skuamöz hücreli karsinom, malign melanom ve deri eki tümörleri gelir (1) . Bu çalışmanın amacı, kliniğimizde tedavi edilen malign deri tümörlü hastaların, epidemiyolojik özellikleri , tutulan bölge ve histopatolojik tiplerin belirlenmesi, tedavi yaklaşımları ve nüks oranlarının retrospektif olarak değerlendirilmesidir. Çalışma , Ocak 1995 - Aralık 2014 tarihleri arasında Celal Bayar Üniversitesi Tıp fakültesi (CBÜTF) Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniğinde tedavi edilen malign deri tümörlü 1280 olgu üzerinde retrospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Hastaların 701'i erkek (%54,8), 579'u (%45,2) kadındı. Ulaslararası yayınlarda da deri kanserlerinin erkeklerde daha sık görüldüğü bildirilmektedir. Yaş ortalaması 65,6 (min:20-max:97) olarak saptandı. 1280 hastada toplam 1436 lezyon mevcuttu ve bu lezyonların ortalama boyutu 15,8 mm (min:1 mm - max:30 cm) idi. Tümörlerin en sık yerleşim yerinin baş-boyun bölgesinde olduğu görüldü. Hastalarda en sık histopatolojik tanı %60 oranla BHK sonrasında sırayla %29,6 SHK, %5,5 MM, %3,8 deri eki tümörü, %1,6 bazoskuamöz tümör olarak bulundu. Yapılan diğer çalışmaların çoğunda da sıklık sırasının benzer şekilde olduğu dikkati çekmektedir (101,102,103). BHK tanısı olan hastaların yaş ortalaması 65,2 idi. Hastaların %48,2'sinin kadın, %51,7'si erkek olduğu saptandı. Tümörün en sık baş-boyun bölgesine yerleştiği görüldü. SHK tanısı olan hastaların yaş ortalaması 67,6 idi. SHK direkt olarak kümülatif güneş hasarı ve yaşla ilişkilidir. Hastalığın güneşe maruz kalan baş boyun ve ekstremitelerde gelişme ihtimali daha yüksektir. Bizim çalışmamızda da hastaların %39,7'sinin kadın, %60,2'sinin erkek olduğu, tümörün en sık yerleşim yerinin ise baş-boyun bölgesi olduğu görüldü. Deri kanserleri içinde malign melanom üçüncü sıklıkta bildirilen deri kanseri tipidir (101,102,114). Bizim çalışmamızda da %5,5 oran ile üçüncü sıklıkta görülen deri kanseri tipi malign melanom idi. Hastaların yaş ortalaması 60,9 idi. %50,6 hastanın kadın, %49,3 hastanın erkek olduğu, en sık yerleşim yerinin sırasıyla birinci sıklıkta yanak ve ayak, ikinci sıklıkta gövde olduğu görüldü. Malign melanomlu hastaların histopatolojik incelemeleri sonucunda %26,7 hastada nodüler melanoma, (%22,5) olguda yüzeyel yayılan melanoma, %22,5 hastada akral lentiginöz melanoma, %18,3 hastada lentigo melanoma, %9,8 hastada insitu melanoma tespit edildi. Deri eki tümörü tanısı olan hastaların yaş ortalaması 60,3 idi. Hastaların %50'si kadın, %50'sinin erkek olduğu görüldü. Tümörün en sık gövde, ikinci sıklıkta skalpte, daha az sıklıkta diğer bölgelerde yerleştiği görüldü. Bazoskuamöz tanısı olan hastaların yaş ortalaması 72,1 idi. Hastaların %43,4'ü kadın, %56,5'inin erkek olduğu görüldü. Tümörünün en sık burunda (%30,4) yerleştiği görüldü. Malign melanomlu hastalarda verilerine ulaşılabilen toplam 70 hastanın ortalama tümör kalınlığı 4,33 mm olarak tespit edildi. Karasoy ve ark. yaptıkları çalışmada tanı anında olguların çoğunun Clark seviyesini 4 olarak bulduklarını belirtmişlerdir (117). Bizim çalışmamızda da %61 oran ile Clark seviyesi 4 olarak bulundu. Ülkemizde yapılan bu tip epidemiyolojik çalışmalarda bulunan benzer sonuçlar, erken tanı ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesinin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Analizler sonucunda primer onarım yapılan hastaların oranı %33,2 idi. Lezyonun çıkarılması sonrasında %29,7 hastaya deri grefti, %38,5 oranında flep uygulandığı tespit edildi. %1,6 hastaya ise amputasyon uygulandığı görüldü. Hastalardan toplam 38 (%2,9)'ine bölgesel lenf nodu disseksiyonu yapıldığı, bunlardan 16'sının MM tanılı, 22'sinin SHK tanılı hastalar olduğu tespit edildi. Ameliyat sonrası düzenli takibe gelen hastalarda gelişen nüks oranlarına bakıldığında, toplam %4,5 hastada nüks geliştiği görüldü. Cerrahi tedavisi sonrası tümörün yeri ve boyutu, histopatolojik özellikleri, uygulanan tedavi yöntemi, cerrahi tedavi uygulandı ise tedaviyi uygulayan cerrahın tecrübesi nüks oranlarını etkileyebilir. BHK tanılı 765 hastanın %3,3'nde, SHK tanılı 373 hastanın %6,7'sinde, MM tanılı 75 hastanın %6,6'sında, deri eki tümörü tanılı 52 hasta nın %1,9'da, bazoskuamöz hücreli karsinom tanılı 19 hastanın %5,2'sinde nüks geliştiği görüldü. Özellikle bazal hücreli kanserde rekürrenslerin tamamının, skuamöz hücreli kanserde ise % 80'inin baş boyun bölgesinde görülmesi, kozmetik ve fonksiyonel kaygılardan dolayı, cerrahların lezyonu daha dar sınırla eksize etmeye eğilimli olmasından kaynaklanabilir. Baş boyun bölgesinde lokalize melanoma dışı deri kanserlerinin eksizyonunda kozmetik ve fonksiyonel kaygılardan dolayı cerrahi eksizyon sınırı daraltılmamalıdır. Sonuç olarak, deri kanserli hastaların takiplerinin düzenli aralıklarla yapılması, yeni deri kanseri oluşumu ve nüksün erken tanısında önem taşımaktadır. Ayrıca ulusal kanser kayıtlarının düzenli tutulması, insanların deri kanseri belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilinçlendirilmesi ile deri kanserinin erken tanı ve tedavisinde de önemli adımlar atılabilir.

Author

Murat Yaman

How to Cite

Murat Yaman (Tıpta Uzmanlık Tezi). Malign deri tümörlerinin retrospektif analizi ve nüks oranlarının değerlendirilmesi, 2015, Manisa Celal Bayar University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Manisa Celal Bayar University