Manisa Celal Bayar University
MCBU

Manisa Celal Bayar University

Manisa, Türkiye
Kuruluş: 2000
Web Sitesitwitterlinkedininstagramfacebook

4.130

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

3

Enstitü

0%

DOI Oranı

Son Eklenen Tezler

Tümünü Gör
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aşık Kamandar Efendiyev hayatı sanatı ve eserleri

"Aşık Kamandar Efendiyev Hayatı-Sanatı-Eserleri" isimli çalışmam, 2004 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tarafından yüksek lisans bitirme tezi olarak kabul edilmiştir. Biyografik bir eser olan bu çalışma, Gürcistan'ın Marneuli -Azerbaycan Türkçesi ile Borçalı- şehrinin Kepenekçi köyünde yaşayıp ölmüş, Borçalı aşıklık geleneğinin güçlü simalarından birisi olan Aşık Kamandar Efendiyev'i konu almıştır. Gürcistan'ın başşehri Tiflis'e bağlı olan Marneuli şehri, nüfusunun tamamına yakınının Azerbaycan Türklerinden oluştuğu yediden yetmişe herkesin elinde saz dilinde söz olan bir şehirdir. Hazırlık sürecinde Aşık Kamandar'la ilgili derleme yapmak üzere Tiflis'in Marneuli şehrine gittim. Gürcistan Devlet Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Valeh Hacıyev vasıtasıyla Azerbaycan Aşıklar Birliği Borçalı Bölmesi Başkanı Mirze Memmedoğlu ile tanıştım. Mirze Memmedoğlu beni Aşık Kamandar'ın köyü Kepenekçi'ye götürdü. Kepenekçi'de aşığın aile efradından kız kardeş Sultan Omarova, gelini Keklik Efendiyev ve torunları Fahri ve Hezangül'le aşık hakkında görüşme imkânı buldum. Aşığın hayatı ile ilgili pek çok şeyi, aşığın aile efradından öğrendim. Aşığın yaşadığı yeri ve yakınlarını fotoğraflama imkânım oldu. Azerbaycan Türklerinin yaşadığı Borçalı köylerinden bazılarını ziyaret ederek köylerde yaşayan aşıklardan hem Borçalı aşıklık geleneği hakkında hem de Aşık Kamandar hakkında bilgi topladım. Ustalarından birinin Aşık Kamandar olduğunu dile getiren Keşeli köyü aşıklarından Aşık Ziyeddin Keşeli ile görüştüm. Borçalı şehir merkezinde yaşayan Aşık Şakir Yunusoğlu, Aşık Bafeli Elioğlu ve Aşık İbrahim Eliyev ile Borçalı aşıklık geleneği ve Aşık Kamandar hakkında röportajlar yaptım. Borçalı'nın Karacalar köyüne giderek aşığın çıraklarından birisi olan Aşık Zindofil Eliyev ile görüşerek Aşık Kamandar'nın çıraklarıyla olan münasebetini kendisinden dinledim. Tiflis şehir merkezindeki Gürcistan gazetesine giderek gazetenin yapımcısı ve Aşık Kamandarı yakından tanıyan Süleyman Efendi'nin yardımlarıyla gazetede Aşık Kamandar'la ilgili yayımlanmış yazılara, gazetenin arşivinden ulaştım. Gürcistan'da yayımlanan diğer pek çok gazete ve derginin arşivine girerek aşıkla ilgili yayımlanmış yazılara ulaştım. Yörede yaşayan birçok şairle görüşerek Aşık Kamandar'ı onlardan da dinleme imkânı buldum. Yaklaşık iki hafta süren bu derleme sürecinde Aşık Kamandar'la ilgili tamamı Kiril alfabesiyle kaleme alınmış hatırı sayılır miktarda basılı, görsel ve ses kayıtlarından oluşan materyalle döndüm ve yaklaşık altı aylık bir sürede çalışmamı tamamladım. Çalışmamamı bitirdiğim dönemde Türkiye'de sahayla ilgili henüz yapılmış bir akademik çalışma yoktu. Çalışmamın bu alanda kalem oynatan ve emek sarf eden akademisyenlere bir nebze de olsa ışık tutması, Borçalı yöresi ve yörede teşekkül eden Türk aşıklık geleneği ile ilgili farklı çalışmalar yapmak üzere rehberlik etmesi ve basılı bir eserin sahibine hissettireceği hazzı da yaşayabilmek adına yaklaşık bir yıllık ilave bir uğraşıyla tezimi kitap formatına uyarladım ve resmi kurumlarımızdan birine basılması talebiyle gönderdim. Kurum tarafından, eserin yayımlanmaya değer bulunduğu; ancak ödenek yetersizliğinden dolayı basılamadığı tarafıma bir resmi yazıyla bildirildi. Adeta bir derya olan Türk kültürüne bir damla da bizim katkımızın olması arzusuyla kaleme aldığım bu çalışmanın kurumunuz tarafından basılmasını arzu ediyorum. Eserle ilgili hiçbir hak talebimin olmadığını şimdiden beyan eder, saygılar sunarım. İsmail ZEYBEKOĞLU Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

İsmail Zeybekoğlu
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Topikal olarak kullanılan antifungal ilaçların ototoksik yan etkilerininhistopatolojik olarak incelenmesi

Otomikozis tedavisinde kullanılan topikal antifungal ajanların ototoksik yan etkilerinin olup olmadığı hakkında yeterli veri mevcut değildir. Bu çalışmada tolnaftat,sulkonazol, bifonazol, nistatinin ototoksik etkileri 35 adet guinea pig'de incelendi. Bir grup hayvana da pozitif kontrol grubu olarak neomisin uygulandı. İlaçlar hayvanların sağ timpanik kavitelerine topikal olarak bir haftada üç kez uygulandı. Sol kulakları negatif kontrol grubu olarak değerlendirildi. Tedaviden 2 hafta sonra hayvanlar sakrifiye edilerek kohleaları ışın mikroskopisinde ve elektron mikroskopisinde incelendi. TUNEL boyaması yapılarak spiral limbus ve spiral gangliyondaki apopitotik hücre oranları belirlendi. Tolnaftat ve bifonazol uygulanan kulaklarda sulkonazol ve nistatin uygulananlara göre çok daha fazla sayıda apopitotik hücre tesbit edildi. Bu sonuçlar antifungal ajanların apopitozis yolunu kullanarak ototoksisiteye neden olabileceklerini, bu etkilerin sadece korti organında değil aynı zamanda spiral limbus ve spiral gangliyonda da gözlenebileceğini göstermektedir.

Gülay Güçlü
Manisa Celal Bayar University
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Primer ve metastatik insan kolon kanseri hücre hatlarındaα-laktalbumin ve sulindac'ın mitokondriyal apoptotik yolaküzerinden etkisinin immünohistokimya ve elektronmikroskobik yöntemlerle değerlendirilmesi

Kanserin neden olduğu ölümlerde kolon kanseri ikinci sıradadır. Kolorektal kanser görülme sıklığı erkelerde üçüncü sırada iken kadınlarda dördüncü sırada yer almaktadır. Tedavisi için cerrahi yöntem yanında ilaç tedavileri uygulanmakta ve uygun protokoller oluşturulmaya çalışılmaktadır. HAMLET (human α-lactalbumin made lethal to tumor cells) ve Sulindac, bu amaçla kullanılan etken maddelerdendir. HAMLET insan anne sütünden elde edilen Ca+2 bağlayıcı protein α-laktalbumin ve yağ asidinden (oleik asit) oluşan bir maddedir. İn vivo ve in vitro ortamlardaki tümör hücrelerinin yüzeyine tutunarak hücre içersine girer ve nukleusta histon proteinleri ile kromatine bağlanır. Kromatini dönüşümsüz bir hasara uğratır, mitokondriyi hedef alarak kaspazları aktive eder ve böylece apoptozisi indükler. Sulindac ise non-steroidal anti-inflamatuar ilaçlar (NSAIDs) dandır. Büyüme inhibitörü olup pro-apoptotik etkiye sahiptir. Bazı kanser türlerinde (barsak, baş ve boyun) tümör hücrelerinin apoptozise yönelmelerini indükleyerek tedavilerini sağlamaktadır. Apoptozis, memeli hücrelerinde ölüm sinyalinin kaynağına bağlı olarak intrensek ve ekstrensek olmak üzere iki yolla gerçekleştirilir. Ekstrensek yol, apoptozu tetikleyen sinyal moleküllerinin hücre zarında bulunan ilgili reseptörlere bağlanması ile aktive edilirken, intrensek yol hücreden kaynaklanan çok çeşitli sinyaller tarafından (onkogen aktivasyonu, DNA hasarı gibi) tetiklenen bir yoldur ve merkezi rolü mitokondri oynamaktadır. Bu çalışmada COLO-320 Primer ve COLO-741 Metastatik insan kolon karsinomu hücre hatları RPMI-1640, %10 FBS, 2 mM L-glutamin ve %1 penisilinstreptomisin içeren kültür ortamında, 37o C ısı ve %5 CO2 sağlayan inkübatörde kültüre edildi. Hücreler 4' erli gruplara ayrıldı. Her bir hücre hattının 1. gruplarına hiçbir ilaç uygulanmadı ve kontrol grubu olarak kabul edildi. 2. gruplarına α-Laktalbumin, 3. gruplarına Sulindac ve 4. gruplarına α-Laktalbumin+ Sulindac kombinasyonu uygulandı. İlaç etkileri 24., 48. ve 72. saatlerde incelendi. Sitotoksite analizi için, MTT ve laktik dehidrogenaz düzeyi, ultrastrukturel inceleme için elektron mikroskobi tekniği, apoptotik hücre dağılımı için TUNEL yöntemi, kaspaz-3, kaspaz-9 ve sitokromC dağılımları için ise indirekt immunoperoksidaz yöntemi kullanıldı. Elektron mikroskobik inceleme sonrasında, her iki hücre hattının kontrol gruplarında hücre ve çekirdek konturlarının düzgün olduğu, tedavi alan tüm gruplarda apoptotik cisimciklerin gözlendiği, fakat kombine tedavi uygulanan COLO-320 grubundaki hücrelerde apoptotik cisimciklerin daha fazla olduğu saptandı. TUNEL pozitif hücre sayısının tedavi alan grupların hepsinde ve özellikle COLO-320 grubundaki hücrelerde daha fazla olduğu izlendi. Kaspaz-3, kaspaz-9 ve sitokrom-C dağılımlarının tedavi uygulanan gruplarda pozitif olduğu gözlenir iken, özellikle kombine ilaç uygulanan gruplarda her üç immunoreaktivitenin daha fazla olduğu saptandı. Çalışmamız sonucunda α-Laktalbumin ve Sulindac' ın primer ve metastatik insan kolon karsinoma hücre hatlarında apoptotik mekanizmaları tetiklendiği, primer insan kolon karsinoma hücre hattında metastatik hücre hattına oranla daha fazla olduğu tespit edildi. Çalışmanın in vivo çalışmalara öncülük edebileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Kanser, Apoptozis, α-Laktalbumin, Sulindac

Işıl Aydemir
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Tıpta Yan Dal UzmanlıkAçık ErişimTR

Akromegali olgularında göz bulgularının değerlendirilmesi ve hastalık aktivitesi ile ilişkisi

Akromegali artmış büyüme hormonu (GH) salgılanmasına bağlı gelişen ve pek çok organı ve sistemi etkileyen bir klinik sendromdur. Artmış GH düzeyinin büyümeyi tetikleyen etkisine bağlı olarak gelişen klinik özellikler iyi bilinmektedir. Literatürde, akromegali olgularında GH'nun göz üzerine etkisini inceleyen çalışma sayısının oldukça az olduğu görülmektedir. Bu retrospektif çalışmada akromegali tanısı ile izlenen hastaların göz bulgularının değerlendirilmesi ve hastalık aktivitesi ile ilişkisinin olup olmadığının gösterilmesi amaçlandı. Bu çalışmada Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı'n da takip edilen 35 akromegali tanılı hastanın dosya bilgileri incelenip, hastaların göz bulguları (görme alanı, otorefraktometri, korneal histerezis, korneal rezistans faktör, göz içi basıncı, optik koherans tomografi, pakimetri, optik pakimetri ve biometri ölçümleri) ve hastalık aktivitesi ile ilişkisi olup olmadığı değerlendirildi. Akromegali hastalarının bulguları kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Akromegali hastalarının 21 'i kadın, 14'ü erkek olup yaş ortalaması 47.26±12.59 yıl, yaş dağılımı 20 ile 70 yıl idi. Hastaların 6'sı hipofiz cerrahisi sonrası remisyonda olup, medikal tedavisiz izlenirken 25'i cerrahi tedavi sonrası uzun etkili somatostatin analoğu ile tedavi edilmekte idi. Dört hastaya henüz tedavi verilmemişti. IGF-1 düzeyinin cinsiyet ve yaş için normal sınırlarda, random GH düzeyinin 2.5 ng/ml'nin altında ve glukoza GH yanıtı testinde GH düzeyinin 1 ng/ml'nin altında olan hastalar remisyonda kabul edildi. Remisyon kriterlerine göre hastaların 26'sının remisyonda olmadığı görüldü. İstatistiksel analizler için NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007&PASS (Power Analysis and Sample Size) 2008 Statistical Software (Utah, USA) programı kullanıldı. Akromegali hastalarının beden kitle indeksi, DM sıklığı, LDL kolesterol ve açlık kan glukozu düzeyi yüksek bulundu (p<0.025). Göz bulgularından otorefraktometri (OR), korneal histerezis (CH) ve korneal rezistans faktör (CRF) ölçümleri akromegali grubunda kontrollere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük bulundu (p=0.01). Göz içi basıncı (GİB), optik koherans tomografi (OCT), pakimetri, optik pakimetri ve biometri ölçümleri akromegali grubunda kontrollere göre yüksek bulundu (p=0.01). Görme alanı defekti 35 akromegali hastasından 12'sinde (%34.3) saptandı. Akromegali hastalarında, sağ göz görme keskinliği ölçümleri remisyonda olan olgularda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük olarak saptanmasına rağmen (p<0.05), sol göz ve her iki göz ortalama görme keskinliği ölçümleri ise remisyon durumuna göre istatistiksel olarak farklılık göstermediği görüldü (p=0.05). Ortalama optik pakimetre ve hastalık süresi arasında pozitif korelasyon saptandı (r=0.392, p=0.020). Çalışma sonuçlarımızda akromegali olgularında kontrollere kıyasla OR değerleri düşük olup bu durum artmış myopi riskinin göstergesidir. CH, CRF değerleri düşük, GİB ve kornea kalınlığı kontrollere göre yüksek bulunmuştur.Bu durum artmış glokom gelişme riski ile ilişkilidir. Göz bulgularının hastalığın aktivitesi ile ilişkili olduğu düşünülse de çalışmamızda bu durum olgu sayısının az olmasına bağlı olarak net gösterilemedi. Çalışmamız akromegali hastalarında makroadenomun neden olduğu görme defekti dışında, artmış GH ve IGF-1 düzeylerinin etkisi ile diğer göz fonksiyonlarının da etkilenebileceği ve görme alanı defekti dışında ek göz bulgularının gelişebileceğini göstermektedir. Akromegali hastalarında göz fonksiyonlarını ve hastalık aktivitesi ile ilişkisini inceleyen daha geniş, daha fazla hasta içeren prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.

Ümmühan Pınar Alarslan
Manisa Celal Bayar University
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3D endometrium benzeri kültür sistemi kullanılarak in vitro implantasyon modelinin geliştirilmesi

Amaç: Hem embriyo hem de kanser hücrelerinin invazyon modelinde kullanılabilecek üç boyutlu (3D) endometrium benzeri kültür sisteminin geliştirilmesi ve bu sisteme invaziv özellikte olan hücrenin ekimi ile epitelyal mezenkimal geçiş mekanizmasının araştırılması amaçlanmıştır. İn Vitro üç boyutlu endometrium benzeri kültür sistemi, poröz bakteriyel selüloz (BC), kollajen köpük (COL/K) ve kollajen fiber (COL/F) doku iskeleleri üzerine endometrium epitelyal hücre hattı (RL95-2) ile invaziv sferoid oluşturma özelliği olan trofoblast benzeri koriyokarsinom (JAR) hücre hatlarının tekli ve ikili ekimi sonucunda implantasyon, invazyon basamaklarında görülen epitelyal mezenkimal geçiş mekanizmasının araştırılması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada üretilen üç farklı tip doku iskelesi ile ticari olarak satın alınan RL95-2 ve JAR hücreleri kullanılmıştır. Hücreler uygun besiyerlerinde kültüre edilip, %80 konfluent olduktan sonra doku iskeleleri üzerine tekli veya ikili olarak ekilmiştir. Kültürün 3., 5., 7., 10. ve 14. günlerinde iskeleler %4 paraformaldehit ile fikse edilerek frozen kesitleri alınmıştır. Epitelyal belirteç olarak E-kaderin, mezenkimal belirteç olarak N-kaderin, Vimentin, α-SMA ve Syndecan-1 dağılımları indirekt immunoperoksidaz ya da immunofloresan boyama yöntemleri ile analiz edilmiştir. Doku iskelelerinin karakterizasyonu ise SEM yöntemi ile yapılmıştır. Bulgular: RL95-2 hücrelerinde E-kaderin, N-kaderin, Vimentin, α-SMA ve Syndecan-1 immunoreaktivitelerinin JAR hücrelerinden daha fazla olduğu, E-kaderin ve Syndecan-1 dağılımlarının RL95-2 hücresinde, N-kaderin ve Syndecan-1 immunoreaktivitelerinin de JAR hücrelerinde diğer belirteçlere oranla daha fazla olduğu görüldü. Doku iskelelerinin karakterizasyonu sonucunda; BC gözenek büyüklüğü 97 ± 28 µm, COL/K gözenek büyüklüğü 109 ± 21µm ve COL/F doku iskelelerinin çapının ise 0,67 ± 0,14 µm olduğu saptandı. Epitelyal mezenkimal geçiş belirteçlerinin her üç doku iskelesinde de boyandığı, fakat BC' un özellikle metastatik kurulacak modellerde JAR hücrelerinin kullanılmasında, COL/K doku iskelesinde JAR hücrelerinin 7. günde, RL95-2 hücrelerinin ise 14. günde mezenkimal özelliklerinin daha fazla olduğu, COL/F doku iskelesi kültüründe ise, RL95-2 hücrelerinin erken dönem kültürlerinde epitelyal özellikten mezenkimal özelliğe dönmesini desteklediği, RL95-2 ve JAR hücrelerinde E-kaderin, N-kaderin, Vimentin, α-SMA ve Syndecan-1' in kültürün 14. gününde daha fazla olduğu gözlendi. Sonuç ve Yorum: Farklı iskeleler kullanılarak geliştirilen 3D endometrium benzeri kültür sistemi ile hem kanser hücrelerinin invazyonu sırasında hem de embriyo implantasyonu sırasında görülen epitelyal mezenkimal geçiş mekanizmasının farklı günlerdeki ifadelerinde değişim saptandığı ve kurulan bu modellerin ileriki araştırmalar için bir ön çalışma niteliğinde olduğu düşünülmüştür.

Remziye Kendirci
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerin intramüsküler enjeksiyon uygulamasında ventrogluteal bölgenin kullanımına ilişkin verilen planlı eğitimin bilgi ve becerileri üzerine etkisi

Amaç: Araştırma hemşirelerin intramüsküler enjeksiyonda ventrogluteal bölgenin kullanımına ilişkin verilen planlı eğitimin bilgi ve becerileri üzerine etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma ön test-son test düzeninde deneysel bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 30 hemşire oluşturmuştur. Bulgular: Hemşirelerin ventrogluteal bölgeye intramüsküler enjeksiyona ilişkin bilgi puan ortalaması 1. izlem 45,57 ± 18,502, 2. izlem 85,13 ± 7,157, 3. izlem 79,37 ± 6,239, 4. izlem 76,53 ± 5,588 bulunmuştur. 1. izlem-2. izlem, 1. izlem-3. izlem, 1. izlem-4. izlem bilgi puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Hemşirelerin ventrogluteal bölgeye intramüsküler enjeksiyon uygulama sayısı 3. izlem sonrasında 3,65 ± 2,700, 4. izlem sonrasında 9,93 ± 18,328'dir. 3. izlem ve 4. izlemde uygulanan intramüsküler enjeksiyon sayıları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuçlar: Hemşirelerin eğitim sonrası bilgi düzeyleri eğitim öncesine göre daha yüksek bulunmuştur. Eğitim hemşirelerin ventrogluteal bölgeye intramüsküler enjeksiyon sayısını artırmıştır.

Kübra Yigit Gökbel
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00