DoctorateOpen Access

Orta doğu'da yeni stratejik çevreleme girişimlerinin Türk dış politikasına etkisi: Suriye örneği

2013
0 views
0 downloads
Advisor: Yrd. Doç. Dr. Ahmet Nazmi Üste

Abstract (TR)

Dış Politika'da stratejik karar alma süreci, son noktada ulaşılacak resmin belirlenmesini müteakip, ileriden geriye doğru bir planlama gerektirmektedir. Kamu Yönetimi alanında bu süreç siyasa formülasyonu olarak adlandırılmaktadır. Güç, zaman ve mekân ölçeğinde icrası mümkün görülen "Tasarı"nın gerçekleştirilmesi siyasi iradenin kararlılığı kadar dış dinamiklerin olası etkilerine yönelik jeopolitik analizin sağlıklı yapılmasına bağlıdır. Tasarının inşası olan "Stratejik Mimari" kurumsal bir üretimdir. 2002 yılından itibaren Türkiye'de yaşanan "Merkez" ve "Çevre" nin büyük ölçüde konum değişikliği ile içyapısal dönüşüm gerçekleştirilirken geleneksel çevre değerleri paralelinde kültür coğrafyasına yönelik yeni bir dış politik açılım başlatılmıştır. Ancak gerçekleştirilmeye çalışılan bölgesel ortaklıklar ve işbirliği girişimleri yerini düşmanca tutumlara bırakmıştır. Bölgeselden küresel sorunlar haline dönüşen gelişmeler Çin'in Yeni İpek Yolu projesi başta olmak üzere Rusya gibi diğer güçlerin projelerini de akamete uğratmış, Doğu Akdeniz yataklarından Avrupa'ya doğalgaz ihraç projelerinde rekabet şartlarını değiştirmiş, iktisaden zarar gören ülkelerin yakın gelecekte küresel finans merkezlerinin ağır şartlarına tâbi olmalarını zorunlu kılacak ortam yaratmıştır. Dış politikada karar sürecine müdahil aktör sayısı artmıştır. Stratejik eylemler bağlamında çok kısa bir süre sayılacak birkaç yıllık zaman boyutunda "durum" daki kökten değişimlere, stratejik planlamalarda ciddi varsayım hataları, süreç esnasında ciddi güç kaybı veya mekânın gözardı edilmiş bir faktörü neden olabilmektedir. Küresel nihai duruma uyumlandırılacak bölge resmini şekillendirmede, güç yelpazesinde bulunan değişik unsurların bileşenleri ortaya çıkan teritoryal fay hatlarına yönelmektedir. Küresel gelişim ve güç merkezinin Asya Pasifik bölgesine kaymaya başlamasına karşılık, maliyet faktörü ve kronik kapitalist kriz bu duruma simetrik mukabeleleri güçleştirmiştir. Ekonomik ve sosyal güce asimetrik mukabelede konvansiyonel askeri güç uygulamaları başarısız olmuş veya istenen yeterli sonucu vermemiş, "holistik" olarak adlandırılabilecek çareler aranmaya başlamıştır. Suriye ve Mısır'da yaşananlar, rahatsızlık duyanların konumuna göre holistik bir gelişmeyi işaret edebilmektedir. Kamu yönetimi bağlamında ekonomik küreselleşmenin hâkim paradigması Yönetişim' in arka planında yer alan ekonomik bölge düzenlemeleri ya da "bölgeselleştirme" politikaları, "etnikleştirme" yi tetikleyerek bölgesel?etnik?mezhepsel sütunlaşmaya yol açmakta, jeopolitik tektonikte sarsıntılar oluşturmaktadır. Küreselleşme teorisinde farklılıkların birlikteliği beklentisi, medeniyetler zemininde başlatılan "ötekileştirme" ve medeniyetlerin iç ortaklıklar oluşturarak rekabet blokları haline gelmemesi için "çözüştürme" süreci ile tezat teşkil etmiş ve böylece jeopolitik tasarı' nın üzerindeki örtü kalkmıştır. Bu çalışmada, Orta Doğu ve İslam Coğrafyası' nda hegemonyanın kendisini yeniden üretmesi ve hegemonya karşıtı oluşumların engellenmesi/çevrelenmesi için ihtiyaç duyduğu "öteki" lerin oluşturulma süreci, vasıtaları, kamuoylarının çatışma ortamına hazırlanarak şekillendirilmesi, eleştirel jeopolitik analiz zemininde Türk dış politikasına etkisi incelenmiştir. Özellikle Çin'in bölgede artmaya başlamış olan etkisi ve ilgisi, çevrelemeye hedef olan nitelikleri üzerinde ağırlıklı olarak durulmuştur. Çin'in Suriye gibi ağırlık verdiği ülkelerdeki mevcudiyeti paratoner etkisi yaratmaktadır. Suriye'de yaşanan olaylar, Türk dış politikasının ve Türkiye'nin özgün jeopolitik gücünün sınırlarını ortaya çıkardığı gibi diğer güçlerin bölgesel tasavvurlarının istikametini betimleyici olmaktadır. Türkiye'nin yeni dış politika paradigması, kültürel ve tarihi paydaşlığa dayalı olarak kimliğin yeniden tanımlanması, bu bağlamda iç ve dış yapısal düzenlemelere gidilmesi üzerine inşa edilirken, konuya eleştirel yaklaşanların öne sürdüğü, kendisini yeniden üretmede "öteki" ihtiyacını duyan hegemonyanın, jeopolitik kimlik inşasında "öteki"yi jeokültürel tabanda yeniden tesis sürecine girdiği ve bunun kurgulanmış bir durum olduğu önermesi ile ironik bir şekilde örtüşmektedir. Bu durumda, Türkiye'yi iki konumdan birinde görmek mümkündür. Ya kendi jeopolitik setini oluşturarak gelişme gayretindedir veya büyük devletlerin jeopolitik ve jeostratejik setlerinin bir aracı durumundadır. Çalışma gelişen bölge jeopolitiği çerçevesinde Türkiye'nin dış politikada söylem, eylem ve değerler matrisinin nasıl şekillendirildiğini ve buna etki eden faktörleri ele almaktadır. Batı'nın asimetrik yaklaşımının tersine, ilkesel söylemin, değerler dizini ile simetri içerisinde olması ve bunun arkasında durulması Türk bağımsızlık mücadelesini model haline getirmiştir. Ancak bugün Orta Doğu'da "değerler" sistemi halk (çevre) ve yönetici sınıf (merkez) açısından farklılık içermektedir. Çevre değerlerinin merkeze taşınması kısa dönemde beklenilmemektedir. Suriye'de yaşanan gelişmeler Türkiye'nin dış politik söyleminde yeniden inşa edilen simetriyi bozmuş, çokkültürlülük açılımı dış politik karar sürecine iç müdahalelerde bulunan aktör sayısını artırarak yönetimi baskı altına almış, bölgesel sorunların küresel ölçeğe taşınması ile jeopolitik gücünün sınırlılıklarını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma ile dış politikada ortaya çıkan gelişmelerin gerekçelerine eleştirel jeopolitik analiz üzerinden ulaşması hedeflenmiştir.Anahtara Kelimeler: Jeopolitik Şekillendirme, Orta Doğu Jeopolitiği, Eleştirel Jeopolitik Analiz, Siyasal Coğrafya Etüdü, Dış Politik Asimetri.

Author

Dr. Oğuzhan Ergün

How to Cite

Oğuzhan Ergün (Doktora Tezi). Orta doğu'da yeni stratejik çevreleme girişimlerinin Türk dış politikasına etkisi: Suriye örneği, 2013, Dokuz Eylül University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Dokuz Eylül University