
4,556
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Korunmaya muhtaç çocuklara yönelik sosyal hizmetler koruyucu aile bakımı İzmir örneği
İki ve üç aşamalı en küçük kareler yöntemlerinin karşılaştırılması ve Türkiye çimento sanayiinde uygulanması
Mülkiyetin tabana yayılması ve servet dağılımının sağlanmasında sermaye piyasasının rolü ve etkisi
Eğitim fakültelerindeki öğretim elemanları ve öğrencilerin ideal bir öğretim elemanının nitelikleri hakkındaki görüşleri ile kendi kurumlarındaki öğretim elemanlarının bu niteliklere uygunluklarının karşılaştırılması
250 ÖZET Bu araştırma "Eğitim Fakültelerindeki Öğretim Elemanları ve Öğrencilerin İdeal Bir Öğretim Elemanı'nın Nitelikleri Hakkındaki Görüşleri ile Kendi Kurumlarındaki Öğretim Elemanlarının Bu Niteliklere Uygunluklarının Karşılaştırılması" üzerine bir araştırmadır. Nitelikler "kişilik", "mesleki", "ölçme ve değerlendirme", "insan ilişkileri" boyutlarında incelenmiştir. Tarama türündeki bu araştırma BEF, GEF ve KKEF öğretim elemanları ile son sınıf öğrencilerinden oluşan evrenden randomla alınan (350 son sınıf öğrencisi ve 1 53 öğretim elemanı) örneklem üzerinde yapılmıştır. Veriler Likert ölçeğine göre hazırlanmış 64 maddenin yer aldığı anketle toplanmıştır. Uzmun görüşü de alınan anketin güvenirliği SPSS yöntemi ile her bir maddenin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ile korelasyon değerleri bulunmuştur. Maddelerin Alpha güvenirlik katsayılarının.70 ile.98 arasında, korelasyon değerlerinin.20 ile.83 arasında olduğu belirlenmiştir. Veriler frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapmalar halinde tablolaştırılmıştır. Anlamlılık düzeyleri Chi-kare, t-testi, F-testi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Bu araştırmaya göre:.ideal bir öğretim elemanında bulunması gereken 64 niteliğin gerekliliğine öğrencilerin % 85" i, öğretim elemanlarının % 87'si tam olarak katılmışlardır..Fakültelere göre öğrenciler ile öğretim elemanları bu niteliklerin gerekliliği konusunda farklı düşünmüşlerdir..Fakültelere göre öğrenciler ile öğretim elemanları bu niteliklerin kendi öğretim elemanlarında bulunması açısından farklı değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Öğrencilerin bu açıdan yaptıkları değerlendirme, öğretim elemanlarına göre daha düşük derecede olmuştur..Deneklere ilişkin kişisel bilgi değişkenlerinin pekçoğu açısından hem öğrenciler hem de öğretim elemanları, ideal bir öğretim elemanında bulunması gereken niteliklerden oluşan "kişilik", "mesleki", "ölçme ve değerlendirme", "insan ilişkileri" nitelik boyutlarının gerekliliği konusunda birbirinden anlamlı bir biçimde farklılaşmışlardır. Benzer farklılıklar aynı deneklerin bu nitelik boyutlan açısından kendi öğretim elemanlarını değerlendirme dereceleri arasında da görülmüştür. Bu çalışmanın sonunda bazı öneriler sunulmuştur.
Fatımi-Abbasi-Selçuklu münasebetleri ve Besasiri İsyanı
İslam Tarihinde müslümanlarm karşılaştığı en önemli problemlerden biri de Hz. Muhammed'in yerine kimin halife olacağı hususu olmuştur. Zira Tarih içinde Şia ve kol¬ lan olarak bilinen bazı müslümanlar Hz. Peygamber'in vefatından sonra halifelik hakkının Hz. Ali ve soyuna ait olduğuna inanıp bu uğurda mücadele vermiştir. Buna karşılık Ehli Sünnet olarak adlandırılan ve «çoğunluğu oluşturan kitle ise, ümmetin siyasi bir meselesi olarak görmüş ve bazı şartlan taşımak kaydıyla ekseriyetin üzerinde birleştiği kimsenin halife olabileceğim kabul etmiş ve bu doğrultuda hareket etmiş ve varlığını sürdürmüştür. İşte h.IV-V/m.X-XI asırlar bu iki görüş mensublanmn birbirine karşı yoğun bir mücadele dönemi olmuştur. Çünkü bu dönemde sünni anlayışın siyasi temsilcisi olan Ab¬ basiler Bağdad merkezli olarak İslam dünyasına hükmetmektedirler. Buna karşılık Şii- İsmaili İslam anlayışına mensub olmalan yanında kendilerinin Hz. Ali ve soyundan gel¬ dikleri iddiasıyla ortaya çıkan Fatimiler 296/909'da Kuzey Afrika'da devletlerim ya da hilafetlerini kurmuşlardır. Artık bundan sonra onlar, hakimiyetlerini genişletmek ve dini anlayışlannı yaymak ve dolayısıyla rakibleri ve düşmanlan Abbasileri yıkıp İslam dünyasının liderliğini ele ge¬ çirmek için siyasi, askeri ve dini yönden yoğun bir faaliyet içerisine girmişlerdir. Maamafih bu faaliyetleri neticesinde Fatimiler, Abbasiler aleyhine çok önemli gelişmeler kaydederek Kuzey Afrika, Mısr, Suriye ve Hicaz'da fiilen hakim olduklan gibi, Abbasi egemenliği altındaki topraklarda da bir hayli taraftar kazanmışlardır. Doğrudan hem Abbasi varlığım hem de Ehli Sünnet anlayışını hedef alan Fatimi faaliyetleri ve basanlar karşısında Abbasi hilafeti, içinde bulundukları olumsuz siyasi, as¬ keri ve ekonomik şartlar ve daha da önemlisi Büveyhi baskısı altında güçsüz kalmalan nedeniyle pek bir varlık gösteremediler. Ancak halife el-Kâdir (381-422/991-1031) ve daha sonra el-Kâim (422-467/1031-1075) zamanlannda Abbasiler, hem kendi iktidar rakibleri ve düşmanlan Fatimiler, hem de Ehli Sünnet anlayışının muhalifi Şii-îsmaili an¬ layışına karşı etkili tedbirler almaya başlamışlardır. Özellikle el-Kadir döneminde Sünni Gaznelilerin, el-Kaim devrinde de onlann ye¬ rine tarih sahnesine çıkan Sünni Selçuklulann varlığı ve desteği Abbasilerin ve dolayısıyla Sünni anlayışın rakibi ve muhalifleri olan söz konusu siyasi ve dini unsurlarla mücadele-lerini onların lehine etkilemişlerdir. Bu anlamda Selçuklular İslam dünyasına girip devlet¬ lerini kurduktan sonra hem sahib oldukları Ehli Sünnet anlayışı hem de siyasi ve askeri hedefleri gereği Abbasileri meşru tanıyıp onlara tabi olarak müsbet ilişkiler içerisinde ol¬ muşlar ve hatta sahip oldukları siyasi ve askeri gücü Abbasiler lehine kullanmışlardır. Dolayısıyla Selçuklular, Abbasi siyasetinin yanında yer almakla onların dostlarıyla dost, düşmanlarıyla düşman olma politikasını takib etmişlerdir. Bu siyasetiyle Selçuklular bir anlamda Abbasi hilafeti ve Ehli Sünnet anlayışının hamisi olma görevini üstlenmişler ve onların varlığına yönelik her türlü tehlikeye göğüs gererek mücadele etmişlerdir. Nitekim 447/1055'de Fatimilerle işbirliğine girmesi sonunda onların kışkırtması ve destekleri ile Abbasi hilafetini yıkmak üzere harekete geçen Besasiri karşısında halife el- Kâim, bu tehlikeden kurtuhnak için, Selçukluları Bağdad'a çağırmıştır. Maamafih Bağdad'a geldikten sonra Selçuklular, Ehli Sünnet anlayışının muhalifi ve Abbasileri baskı altoda tutan Şii Büveyhileri ortadan kaldırmışlar ve akabinde de hem Abbasilerin ve Ehli Sünnet anlayışının rakibi ve düşmanı hem de Abbasilerin yanında yer almaları nedeniyle kendilerine de düşman olan Besasiri-Fatirni ittifakına karşı yoğun bir mücadele vermişler ve bunu da kazanmışlardır. Neticede Selçuklular, üzerlerine aldıktan bu sorum¬ lulukları yerine getirerek hem Fatimiler önünde Abbasilerin varlığını korumuşlar, hem de Şii-îsmaili anlayış karşısında sünni anlayışın devamını sağlamışlardır. Böylece yaptıkları siyasi, askeri, dini ve kültürel mücadele sebebiyle Selçuklular ve Tuğrul Bey haklı olarak, tarih önünde Ehli Sünnet müdafii ve hamisi olma şerefine nail olmuşlardır.
B. Russell`in eğitim felsefesinin bir analizi
ÖZET Bertrand Russell'in eğitimle ilgili görüşleri, kendi eserlerine uygun biçimde gruplandırılarak iki bölümde ele alınmaktadır. Birinci bölümde ilkin, Russell'in eğitim anlayışı konu başlığında, eğitim anlayışı üzerinde durularak, genel bir değerlendirilmesi yapılmaktadır. Sonra sırasıyla, çocuk ve eğitimi konu başlığında, yeni dünyaya gelen çocuğun eğitim açısından durumunun değerlendirilmesi, yetişkinlerin çocuğu algılayışı, çocuğun yetişkinleri algılayışı, çocuk eğitiminde ailenin, anne-babanın önemi gibi konular; öğretmenlik konu başlığında ise, öğretmenlik mesleğinin genel durumu, çalışma koşulları, görevi, nitelikleri, öğretmen tipleri ve öğretmende çocuk sevgisi gibi konular ve bu bölümde son olarak da, öğrenme konu başlığında, öğrenmenin eğitimle bağlantısı, öğrenmenin isteyerek gerçekleşmesi, öğrenmenin merakla ilişkisi, öğrenmede ilgi ve dikkatin sağlanması, öğrenmenin öğretimle bağlantısı gibi konular Russell'in görüşleri çerçevesinde tartışılmaktadır. İkinci bölümdeyse önce, kişilik eğitimi konu başlığında, ideal kişiliğin özellikleri, kişiliğin oluşumu gibi konular; ahlak eğitimi konu başlığında ise, ahlak eğitiminin gerekliliği, nasıl yapılması gerektiği, çocuk sayısının ahlak eğitimine etkisi, adalet, erdemlilik, yalan gibi konular; disiplin, ceza korku konu başlığında, disiplinin eğitimdeki yeri, 1 gerekliliği, ceza ve eğitimdeki yeri, korku ve korkunun öğrenilmesi, önlenmesi gibi konular; konularla, son olarak da, cinsel eğitim konu başlığında, cinsel eğitimin nasıl ele alınması gerektiği, merak duygusu ve nasıl giderileceği gibi konular Russell'in düşünceleri doğrultusunda incelenerek, özellikle Rousseau, Kant, Dewey ve Piaget gibi düşünür, filozof ve eğitimcilerin görüşleriyle tartışılarak, eleştirilmektedir.
Türk siyasal hayatında Güven Partisi, Milli Güven Partisi, Cumhuriyetçi Güven Partisi: 1967 - 1980
Karşılaştırmalı Hukukta ve Türk Hukukunda, sendika üyelik aidatının kaynakta kesimi "check-off" ve uygulaması
ÖZET Sendikanın mali gücü, büyük ölçüde üyelerinin aidat ödeme yükümlülüğüne dayalıdır. Üyelik aidatı, sendikanın en önemli gelir kaynağıdır ve olabildiğince düzenli ve etkin biçimde tahsili gereklidir. Gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde, sendika aidatlarının tahsil edilmesinde, farklı nedenlere dayalı olmakla birlikte, benzer sorunlar söz konusudur. Aidatın üyeden doğrudan tahsil edilmesi, yöntem olarak karmaşık ve külfetli olup, sendika gelirlerinde önemli ölçüde azalmaya ve kesintiye neden olmaktadır. Check-off, sendika aidatının işverence işçi ücretinden kaynakta kesilmesi ve sendikaya gönderilmesi sistemini ifade etmektedir. Sistem, üye işçinin aidat ödeme yükümlülüğünün bireysel düzeyde yerine getirilmesinin temini ile sendikanın düzenli ve sağlam bir gelir güvencesine kavuşturulması amacına yöneliktir. Sendikanın üyelerine dayalı mali gücünün etkin biçimde sağlanması, özgür ve güçlü sendikacılığın ön koşuludur. Çalışmanın ilk bölümünde, sistem, ekonomi, hukuk ve sosyal politika kuramları açısından incelenmiş, leyhte ve aleyhte görüşlere yer verilmiştir, ikinci bölümde, değişik ülkeler mevzuatlarında check-offa ilişkin düzenlemeler ile farklı uygulama biçimleri araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise Türk Hukukunda check-offa ilişkin hukuksal düzenlemeler, sosyal ve tarihsel gelişim süreci işinde incelenmiş, uygulamaya ilişkin Yargıtay Kararlan derlenmiştir. Sonuç bölümünde, değerlendirme ve görüş belirtilmiştir. Check-off sistemi, teoride oldukça tartışma konusu olmasına karşın, sendikal hareketin gelişme ve güçlenmesindeki işlevini korumaktadır. Görüşümüz, sistemin bir sendika güvenliği tedbiri olarak muhafaza edilmesi yolundadır.
Soli/Pompeiopolis Korinth başlıkları
Soli/Pompeiopolis Kenti'nin görülebilen en önemli anıtsal yapısı olan orijinalde 200 sütuna sahip, 350 m. uzunluğundaki Sütunlu Cadde, çağdaşı kentlerde bulunan benzerleri gibi Korinth düzeninde dekore edilmiştir. Bu tez çalışması ile Sütunlu Cadde'de bulunan Korinth başlıklarının atölye ve tarihleme sorunlarına stil kritiği yolu ile çözüm getirilmesi amaçlanmıştır. Halen Sütunlu Cadde'de bulunan ve bir kısmı müzeye taşınan toplam 90 adet Korinth başlığı kataloglanmış ve dört ayrı başlık altında gruplanmıştır. Belirlenen bu gruplar; Normal Korinth Başlıkları (65 adet), Akanthus Çelenk Başlıkları (4 adet), Pilaster Başlıklar (2 adet) ve Figürlü Korinth Başlıkları (19 adet) olarak adlandırılmıştır. Belirlenen gruplara dâhil edilen başlıklar kendi içinde süsleme özelliklerine göre farklı tiplere ayrılmış, tipolojik sınıflandırmaları yapılmış, stil, ustalık ve yapım evreleri göz önünde bulundurarak tarihlemeleri bilinen benzer yapı ya da başlıklar ile analojik olarak çalışılmıştır. Tez çalışmasıyla Soli/Pompeiopolis Sütunlu Caddesin'nde bulunan Korinth başlıklarının M.S. II. yüzyıl sonu ile M.S. III. yüzyılın ilk yarısı arasında, yerel kireç taşından, Aphrodisias Dekorasyon Okulu etkisinde eserler veren Suriyeli ve yerel ustalar tarafından imal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Soli, Pompeiopolis, Sütunlu Cadde, Korinth, Başlık
Yapılandırılmış finans ve yapılandırılmış finansal ürünler üzerine bir inceleme
Sınırların kalkmasıyla küreselleşen ticaret ve artan ticaret hacmi, sermaye piyasalarında hareketlenmeye sebep olmuştur. Bu hareketlenme piyasalardaki oyuncu sayısının artmasına, farklı beklentilerle farklı risk iştahlarına ve piyasalarda mevcut olan ürünlerin yetmemesine sebebiyet vermiştir. Bu durum finansal araçların gelişimini ve çeşitlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada piyasadaki yetersizliği önlemek amacıyla oluşturulan yapılandırılmış finansal ürünlere, kredi türevleri (KTT, KDT, TGT, KSO) ve menkul kıymetleştirmeye (VDMK, TBY) değinilmiştir. Bu amaçla söz konusu ürünler birinci bölümde genel hatlarıyla ele alınmış, ikinci bölümde konuyla ilgili bilgi detaylandırılmıştır. Son bölümde ise yapılandırılmış bir finansal ürün oluşturularak, konunun netleştirilmesi amaçlanmıştır.