Tavşan kulağı modelinde doksorubisin'in hipertrofik skar üzerine etkisi
2024
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. İbrahim Tabakan
Abstract (TR)
Giriş ve Amaç: Hipertrofik skarlar kozmetik problemlere neden olmakla birlikte kaşıntı, ağrı, eklemlerde kontraksiyon gelişimi gibi fonksiyonel problemlere de yol açmaktadır. Hipertrofik skar ve keloidin oluşmadan önce önlenmesi tedavi etmekten daha önemlidir. Skar immatür ve örtü epiteli intakt iken erken tanı koymak tedavi sonucunu etkileyen en önemli faktördür. Hipertrofik skar ve keloid patogenezi hakkında yeterli bilgiye sahip olmamamız tedavide genel olarak yeterli sonuçların alınmamasına neden olabilir. Literatürde pek çok tedavi şekli tanımlanmıştır. İntralezyonel steroid enjeksiyonu, topikal silikon jel uygulaması ve basınç tedavisi günümüzde hipertrofik skar ve keloidlerin en çok kabul gören ve en yaygın kullanılan konservatif tedavi seçenekleridir. Kullanılan diğer tedavi yöntemleri arasında cerrahi eksizyon, kriyoterapi, radyoterapi, lazer tedavisi, interferon uygulanması, kolşisin, A ve E vitaminleri, kalsiyum kanal blokörleri, antihistaminikler, pentoksifilin, bleomisin, siklosporin, allantoin ve soğan ekstresi içeren kremler bulunur. Doksorubisin; küçük hücreli akciğer kanseri, sarkomalar, lösemiler, meme, over, tiroid ve mide kanserlerine karşı kullanılan antrasiklin türevi antineoplastik bir ajandır. Çalışmamızda hipertrofik skar patogenezinde yer alan fibroblastlarda kollajen biyosentezini inhibe etmesi, TGF-β1 inhibisyonu etkilerine dayanarak doksorubisinin hipertrofik skar üzerine olan etkilerini araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ağırlıkları 2300-3200 gr olan Yeni Zelanda tipi 16 adet erkek tavşan; sham grubu, kontrol grubu, Doksorubisin grubu ve intralezyonel triamsinolon asetonid grubu olmak üzere 4 gruba ayrıldı. Sham grubuna hiçbir işlem yapılmadı. Diğer gruplarda her bir tavşan kulağının ventraldeki kılsız yüzeyine steril koşullarda birbirlerine eşit aralıklı 4 adet 6mm çaplı sirküler eksizyonel yaralar oluşturularak hipertrofik skar modeli tasarlandı. 16. günde epitelizasyon tamamlandı, hipertrofik skar formasyonları gözlendi. Sham grubundaki tavşanlara herhangi bir tedavi uygulanmadı. Kontrol grubunda hipertrofik skarlar tedavisiz takip edildi. Doksorubisin grubuna 16. gün epitelizasyon tamamlanıp hipertrofik skar oluşumu gözlendikten sonra 16.gün, 23.gün, 30.gün ve 37.günlerde intralezyonel olarak doksorubisin 1mg/ml/doz uygulandı. Triamsinolon asetonid grubuna 16. gün epitelizasyon tamamlanıp hipertrofik skar oluşumu gözlendikten sonra, 28. ve 35. günlerde intralezyonel olarak triamsinolon asetonid 0.8mg/ml /doz uygulandı. Skarlar oluşturulduktan 44 gün sonra hipertrofik skarlar ve skarlardaki gerilemeler klinik olarak değerlendirildi ve doku örnekleri alınarak ışık mikroskobisi ile incelendi. Skar elevasyon indeksi, kollajenizasyon, vaskülarizasyon, skarlarda mm2'deki fibroblast sayısı ve immünohistokimyasal olarak alfa-düz kas aktin (α-SMA) düzeyi değerlendirildi. Bulgular: Makroskobik bakıda hipertrofik skarların tedavisiz takip edildiği kontrol grubunda skarlar palpasyonla sert, ciltten kabarık nodüler şekilde ve hiperemik gözlendi. triamsinolon asetonid ve doksorubisin grubundaki skarların palpasyonla daha yumuşak, düz ve renginin daha soluk olduğu görüldü. Histopatolojik olarak skar elevasyon indeksi, kollajenizasyon ve mm2'de sayılan fibroblast sayısı doksorubisin ve triamsinolon asetonid gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde düşük bulundu. α-SMA ekspresyonu doksorubisin grubunda, triamsinolon asetonid ve kontrol gruplarına göre düşük bulundu. Sonuç: Tavşan kulağı hipertrofik skar modelinde doksorubisinin Triamsinolon asetonid'e benzer şekilde hipertrofik skar üzerinde iyileştirici etkisi olduğu görülmüştür ve bu iyileşme histopatolojik olarak da desteklenmiştir. Skar elevasyon indeksi düzeylerinde triamsinolon asetonid ve doksorubisin grupları arasında anlamlı fark görülmemiştir ve her iki grupta da kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde düşüş göstermiştir. Fibroblast sayısı doksorubisin grubunda triamsinolon ve kontrol grubuna göre anlamlı derece düşüş göstermiştir. α-SMA düzeyi ve kollajen yoğunluğu semi-kantitatif olarak değerlendirildi ve doksorubisin grubunda kontrol ve triamsinolon asetonid gruplarına göre daha düşük olduğu görüldü. Bu bulgular doksorubisinin hipertrofik skar tedavisinde yeni bir modalite olabileceğini göstermektedir. Anahtar sözcükler: Doksorubisin, Hipertrofik skar, Skar elevasyon indeksi, Triamsinolon asetonid
Author
Khudu Khudıyev
How to Cite
Khudu Khudıyev (Tıpta Uzmanlık Tezi). Tavşan kulağı modelinde doksorubisin'in hipertrofik skar üzerine etkisi, 2024, Çukurova University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Çukurova University
- İş birliğine dayalı video-blog projelerinin İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen Türk öğrencilerinin dilsel ve dijital okuryazarlık becerileri üzerindeki etkileri(2025)
- Bankacılık sektöründe kredi riski yönetimi: Türk bankacılık sektöründe kredi riskini belirleyen değişkenler üzerine bir uygulama(2011)
- Dolaylı buharlaştırıcı soğutucular üzerine kapsamlı bir çalışma: Had tabanlı performans analizi, geometrik optimizasyon ve makine öğrenmesi modelleri(2025)
- Moldo Kılıç'ın Kazaldar'ı (Ses bilgisi ve şekil bilgisi incelemesi - metin ve çeviri)(1998)
- Toplam kalite yönetimi ve Çukurova bölgesindeki tekstil işletmelerindeki uygulamaları(1998)
- Danışman ve öğretmen adayının bakış açısından etkin danışmanlık için bir model: Sosyal yapısalcı bir yaklaşım(2003)
