
6
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Enteral yoldan beslenen yoğun bakım hastalarının beslenme yönteminin glikoz kontrolüne etkisi
Araştırma yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda kullanılmakta olan sürekli enteral ve aralıklı enteral beslenme yöntemlerinin glikoz kontrolüne etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. 18 yaş ve üzeri, enteral yoldan beslenen, en az 5 gün yoğun bakım ünitesinde kalan, diyabetin akut komplikasyonları tanısı olmayan, izlem süresince enteral ürün, miktarı ve kullanılan ilaçları değişmeyen hastalarla deneysel, kendi kendine kontrollü olarak yapılan bu araştırmaya 35 hasta dahil edildi. Aynı grupta farklı günlerde iki farklı beslenme yöntemi uygulanarak, iki gündeki kan şekerleri karşılaştırıldı. Kan Şekerleri glukometre ile ölçüldü. Hastaların bireysel ve hastalık özellikleri, yoğun bakım süreci ile ilgili bilgileri kayıt edildi. Araştırma grubunun %54.3 ünün kadın, %97.1 ?inin 61 yaş üstünde, %54.3 ?ünün solunum yetmezliğine sahip, %85.7?sinin diyabetinin olmadığı, %97.1?inin başta hipertansiyon olmak üzere altta yatan bir hastalığa sahip olduğu ve tamamının yoğun bakıma yatmadan önce insülin kullanmadığı belirlendi. Hastaların tümü, MUST ölçeğine göre, malnutrisyon açısından yüksek riskli, APACHE II puan ortalamaları 22.1, BKİ?nin 27 olduğu, metabolik kontrol değişkenlerinden insülin (34.5+33), ve HbA1C yüksek (6.3+0.8), albüminin düşük (2.9+0.6), olduğu belirlendi. Sürekli ve aralıklı beslenme sırasında CRP ve lökosit değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05), Glikoz değerlerinin saat 09, 13 ve 17 saatlerindeki ölçümleri aralıklı beslenmede, sürekli beslenmeye göre anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05). Günlük kan şekeri ortalamasında aralıklı beslenmede kan şekerinin (146.2 + 22.6), sürekli beslenmeye göre (157.9+25.1) anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05). Yoğun Bakım yatışı öncesi diyabet tanısı ve tedavisi olan ve olmayan hastaların günlük kan şekeri ortalamaları karşılaştırıldığında sürekli ve aralıklı beslenme arasında fark olmadığı belirlendi (p>0.05). Anahtar kelimeler: Enteral beslenme, sürekli, aralıklı, glikoz izlemi.
Ağız bakımında farklı konsantrasyonlarda klorheksidin glukonat kullanımının ağız florasına etkisi
Araştırma, cerrahi yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalarda %0.9'luk NaCl ile üç farklı (%0.12, %0.2, %2) konsantrasyonda klorheksidin glukonat solüsyonunun ağız florasına etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü, çift kör, deneysel araştırma modelinde uygulandı. Araştırmanın evrenini, Mayıs 2013 ile Ağustos 2013 tarihleri arasında bir kamu hastanesinde cerrahi yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastalar oluştururken örneklemini ise, araştırma kriterlerini sağlayan 72 hasta (her bir grup 18 hasta olmak üzere toplam dört grup) oluşturdu. Araştırma verileri Sosyo-demografik Özellikler Formu, Ağız Sürüntü Örneği Formu, Hasta Bakım Çizelgesi, Ağız Bakım Protokolü ve Ağız Değerlendirme Rehberi kullanılarak elde edildi. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirilirken SPSS (17.0 versiyonu) istatistik paket programı kullanıldı. Sonuçlar %95 güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde ve p<0.01 p<0.001 ileri anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Kullanılan ağız bakım solüsyonlarının ağız florasına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilen mikrobiyolojik analizler sonucunda, ağız florasında kolonize olmuş bakteri sayılarındaki en fazla azalmanın, klorheksidin glukonatın %2'lik konsantrasyonda kullanıldığı grupta olduğu belirlendi. Ağız Değerlendirme Rehberi toplam puan ortalamalarında saptanan olumlu yöndeki değişimler (puan düşüşü) istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Klorheksidin glukonatın %2 ve %0.2'lik konsantrasyonda kullanıldığı gruplarda ikinci değerlendirmede, %0.12'lik konsantrasyonda kullanıldığı grupta dördüncü değerlendirmede elde edilen puanlardaki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, NaCl (%0.9) kullanılan grupta ise oluşan değişimin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi.
Acil Serviste bilinçli sedasyon uygulanan hastalarda hemşirelik uygulama standartlarının belirlenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı acil serviste bilinçli sedasyon uygulanan hastalar için hemşirelik uygulama standartlarını belirlemektir.Yöntem: Araştırma için etik onay ile kurumdan ve hastalardan izin alınmıştır. Araştırmanın örneklemi Şubat 2009 ve Kasım 2009 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi acil serviste bilinçli sedasyon uygulanan hastalar oluşturmuştur. Veriler Hasta Tanıtım Formu ve Acil Serviste Bilinçli Sedasyon Uygulanan Hastalarda Hemşirelik Uygulama Standardı Formu kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde hasta tanıtıcı bilgileri için ortalama ve yüzdelik hesaplamalar, uzman görüşü için Kendall İyi Uyuşum Katsayısı kullanılmıştır.Bulgular: Ölçüm aracını değerlendiren 12 uzman görüşü için yapılan analizde (Kendall W:0.80, p:0.553) uzmanlar arası uyum olduğu belirlenmiştir. Sedasyon uygulamadan önce hastalara uygulanması gereken işlemlerden hastaların tamamında damar yolu açıklığı, pulseoksimetre monitorizasyonu, kan basıncı ölçüm cihazının takıldığı ve sedasyon ilaçlarının hazırlığının tam yapıldığı saptanmıştır. Hastaların %91.8'inin kardiyak monitorizasyonunun yapıldığı; %98.4'ine oksijen kaynağı, %78.7'ine aspirator, %77'si için ilaç antidotlarının hazırlandığı ve % 75.4'ünün yanına acil arabasının alındığı saptanmıştır. Sedasyon uygulaması sonrası 15. dakikada bilinçli sedasyon oluştuğu (Ramsey Sedasyon Puanı: 3.18±0.83); hastaların sistolik ve diyastolik kan basıncı, solunum ve nabız değerlerinin düştüğü; oksijen saturasyon değerlerinin pek değişmediği belirlenmiştir. Hastaların %88.5'inin işlem sırasında solunumlarının oksijen maskesi ile 4 Lt/dk'dan oksijen verilerek desteklendiği, hemşire izlemi sonlandırılırken genel olarak durumlarının stabil olduğu saptanmıştır.Sonuç: Araştırmanın sonucunda acil serviste bilinçli sedasyon uygulanan hastaların hepsine standart hemşirelik izleminin yapılamadığı bulunmuştur.Anahtar Kelime: Sedasyon, acil serviste bilinçli sedasyon, hemşirelik uygulama standardı
Kalp yetmezliği olan hastalarının hastaneye tekrarlı yatış sıklığı ve nedenlerinin incelenmesi
Amaç: Kalp yetmezliği tanısı olan hastaların hastaneye tekrarlı yatış sıklığını ve nedenlerini incelemektir.Yöntem: Tanımlayıcı bir çalışma olan araştırma, Şubat 2009- Nisan 2010 tarihleri arasında iki üniversite hastanesinin, kardiyoloji kliniğinde yürütülmüştür. Bu araştırmanın örneklemini çalışmaya dahil edilme kriterlerine uygun 137 hasta oluşturmuştur.Veri toplama araçları olarak; hasta tanıtım formu, Birden Çok Hastalığa Sahip Olma İndeksi (Komorbidite İndeksi) ve Katz'ın Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yoluyla ve tıbbi kayıtlardan toplanmıştır. Veriler ki kare testi, tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir.Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %21.9'unun iki kez, % 27.7'sinin üç kez ve %50.4'ünün dört ve üzerinde hastaneye tekrar yattığı, yatış sıklığı dört ve üzeri olan grupta hastaların yaş ortalamasının ve tanı sürelerinin anlamlı olarak yüksek olduğu, kalp yetmezliği fonksiyonel sınıfına göre NYHA III ve IV olan hastaların, dört ve üzerinde hastane yatışının anlamlı olarak fazla olduğu, yatış sıklığı dört ve üzeri olan grupta hastaların sol ventrikül EF yüzdesinin iki kez yatanlara göre düşük olduğu, günlük yaşam aktiviteleri puan ortalamalarının dört ve üzeri hastane yatışı olan grupta anlamlı olarak daha düşük olduğu belirlenmiştir.Sonuç ve öneriler: Bu çalışmanın sonuçları kalp yetmezliği olan hastaların hastaneye tekrarlı yatış sıklığının oldukça yüksek olduğunu göstermiştir. Yaşlı hastaların, tanı süresi uzun, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyon yüzdesi düşük, NYHA sınıflaması yüksek ve günlük yaşam aktiviteleri puan ortalaması düşük olan hastaların tekrarlı yatış sıklığı fazla olduğu için, hemşirelerin bu hasta grubunu daha yakından izlemesi, tekrarlı yatma nedenlerinin kalitatif olarak incelenmesi, tekrarlı yatışı azaltmaya yönelik girişimsel çalışmaların yapılması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Kalp yetmezliği, tekrarlı yatış, günlük yaşam aktiviteleri, NYHA sınıflandırması, hemşirelik.
Koroner arter bypass greft ameliyatı öncesi spirometre ile yapılan derin solunum egzersiz eğitiminin ameliyat sonrası ventilasyona etkisi
AMAÇ: Koroner Arter Bypass Greft (KABG) ameliyatı öncesi spirometre ile yapılan derin solunum egzersiz eğitiminin ameliyat sonrası ventilasyona etkisini incelemektir.YÖNTEM: Araştırmanın tipi yarı deneyseldir. Araştırma, İzmir'de özel bir hastanenin Kalp Damar Cerrahi Kliniği'nde yapılmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Etik Kurulundan onay, kurumdan ve hastalardan yazılı izin alınmıştır. Araştırmada kontrol grubuna 30, deney grubuna 30 olmak üzere KABG ameliyatı olan toplam 60 hasta alınmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından ameliyat öncesi ilk 24?48 saat içinde İnsentif Spirometri (İS) ile derin solunum egzersizi, öksürme ve bu konuda eğitim broşürü verilmiştir. Veriler ?Hasta Tanıtım Formu? ve Hasta İzlem Formu? ile ameliyat öncesi 24?48 saat, ameliyat sonrası ikinci gün ve taburculuk öncesi 24?48 içinde üç aşamada toplanmıştır. Bu veriler mobil Spirometre ile ölçülen solunum fonksiyon test sonuçlarını (SFT) ve derin solunum egzersizi sırasında İS volüm ölçümlerini içermektedir. Hastaların özellikleri yüz yüze görüşme yöntemi ile ölçümler ise, 30 dakika içinde 08?17 saatleri arasında elde edilmiştir. Veriler bilgisayarda sayı yüzde, ortalama, bağımsız gruplarda t testi, tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir.BULGULAR: Araştırmada İS ile yapılan derin solunum egzersizlerinin, solunum fonksiyon testlerinden FVC(%), FEV1(%), FEF25?75 (%), PEF(%),'de ve İS volümü (ml) ölçümlerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ancak FEV1/FVC(%) oranlarında etkili bulunmamıştır.SONUÇLAR VE UYGULAMADA KULLANIMI: İnsentif Spirometri ile yapılan derin solunum egzersizi eğitimine hastalar iyi uyum göstermişlerdir. Eğitim verilen hastaların taburculuk sırasındaki ventilasyon kapasiteleri ameliyat öncesi vetilasyon kapasitesine benzer bulunmuştur. KABG uygulanan hastalarda ameliyat öncesi dönemde mutlaka bireysel yüz yüze ve broşür verilerek İS ile derin solunum egzersizi eğitimi verilmelidir.ANAHTAR KELİMELER: Koroner Arter By-pass Greft, KABG, İnsentif Spirometri, İS, Derin Solunum Egzersizi, Solunum Fonksiyon Testleri, SFT, Hemşirelik.
Açık kalp ameliyatı geçiren ve mekanik ventilatöre bağlı erişkin hastaların işlemsel ağrı düzeyleri
Bu araştırma kalp damar cerrahisi (KDC) Yoğun Bakım Ünitesi'nde (YBÜ) yatan, açık kalp ameliyatı olan ve mekanik ventilatöre bağlı erişkin hastaların göz bakımı (ağrısız) ve endotrakeal aspirasyon (ağrılı) uygulamaları sürecindeki (öncesi, sırası ve sonrasında) davranışlarına göre ağrı düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır.YÖNTEM: Kesitsel, gözlemsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini İzmir'de bir üniversite hastanesinin KDC YBÜ'de yatan, açık kalp ameliyatı uygulanmış mekanik ventilatöre bağlı 100 hasta oluşturmuştur. Veriler hasta tanıtım formu ve Davranışsal Ağrı Ölçeği (DAÖ) ile toplanmıştır. Toplam on iki maddeden oluşan DAÖ'de yüz ifadesi, üst ekstremite hareketleri ve ventilasyona uyumu içeren üç alt ölçek ve her alt ölçeğin 4 alt maddesi bulunmaktadır. Her bir maddeye 1 (yanıt yok) ile 4 (tam yanıt) arasında puan verilmektedir. Ölçekten elde edilen en düşük puan 3, en yüksek puan ise 12'dir. Elde edilen puanın artması ağrı düzeyinin arttığını göstermektedir. Ölçeğin, Türkiye'de geçerlik ve güvenirliği Vatansever (2004) tarafından yapılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından gözlemlenerek toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımlı gruplarda tekrarlı ölçümlerde varyans analizi kullanılmıştır.BULGULAR: Göz bakımı uygulama süreci ile endotrakeal aspirasyon uygulama süreci DAÖ puan ortalamaları karşılaştırıldığında, en yüksek DAÖ puan ortalamasının endotrakeal aspirasyon uygulama sırasında olduğu bulunmuştur (F=66.487, p=0.000).SONUÇ: Davranışlara göre ağrı düzeyinin en fazla olduğu uygulama endotrakeal aspirasyondur. Göz bakımı ve endotrakeal aspirasyon sırasında hastaların en fazla yüz ifadesinde değişiklikler olmaktadır.ANAHTAR KELİMELER: Davranışsal ağrı ölçeği, ağrı tanılama, yoğun bakım, göz bakımı, endotrakeal aspirasyon