Acıbadem University
Discipline

Dahili Hastalıklar Hemşireliği Anabilim Dalı

Acıbadem University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 erişkin diyabetlilerin hastalıkla ilişkili deneyimleri

Tip 2 Erişkin Diyabetlilerin Hastalıkla İlişkili Deneyimleri/Niteliksel Araştırma Bu çalışma; Aralık 2014-Nisan 2015 tarihleri arasında, Bayındır Hastanesi Kavaklıdere Endokrin Polikliğinde, Tip 2 erişkin diyabetlilerin hastalıkla ilişkili duygularını ve yaşam deneyimlerini belirlemek amacıyla niteliksel tipte yapıldı. Araştırmaya ilgili bölümde izlenen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 21 diyabetli dahil edildi. Araştırmaya katılan diyabetlilerden %66'sı erkek çoğunluğu 61-70 yaş grubunda (%57) idi. Veriler, görüşme formu ve derinlemesine görüşme yöntemi ile kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak toplandı. Araştırmada diyabetlilere daha önceden belirlenmiş yanlı ve yönlendirici olmayan sorular yöneltilerek bire bir görüşme tekniği uygulandı. En az 20 dk süren görüşmelerde ses kaydı alınarak 24 saat içinde verilerin yazılı dökümü çıkarıldı. Diyabetliler araştırma ile ilgili bilgilendirilerek yazılı onayları alındı. Demografik özellikler için istatistiksel veriler kullanıldı. Niteliksel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanıldı. Analiz sonuçları doğrultusunda, temalar belirlenerek söz konusu temalar üzerinden çalışma sonuçları değerlendirildi. Araştırmaya katılan bireylerin deneyimlerinden elde edilen ifadeler gruplandırılarak verilerin birleştiği 3 ortak grup saptandı. Bu gruplar diyabet ile tanışma, diyabet algısı ve diyabetle yaşam olarak anlamlandırıldı. Sonuç olarak; bireylerden elde edilen ham verilerden bilgi eksikliği, şok, korku, üzüntü, inkar, suçluluk, öfke, kabullenememe, konforda değişiklik (olumlu-olumsuz): alışkanlıkların değişimi uyum güçlüğü, mesleki zorluklar, sosyal zorluklar, çevresel faktörler, kendini daha iyi hissetme olmak üzere toplam 14 tema çıkarıldı. Empatik yaklaşımlarla bireylerin duygu ve yaşam deneyimlerinin yakından tanınması, bireysel gereksinimlerine uygun diyabet eğitimleriyle de etkili karar verme ve tadaviye uyum süreçlerinin kolaylaştırılması önerilmektedir.

Hanife Akman
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabeti olan bireylerin insülin tedavisini kabullenme ve uyum süreçlerindeki deneyimlerinin belirlenmesi

Bu çalışma; Aralık 2014-Nisan 2015 tarihleri arasında, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesi Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Kliniğinde, Tip 2 diyabeti olan bireylerin insülin tedavisini kabullenme ve uyum süreçlerindeki deneyimlerini belirlemek amacıyla niteliksel tipte yapıldı. Araştırmaya insülini uygulama eğitimini almış olup insülin kullanan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 16 hasta dahil edildi. Veriler, görüşme formu ve derinlemesine görüşme yöntemi ile toplandı. Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalamaları %53.7±11.9 yıl ve %75'i ise erkek idi. Diyabetli bireyler araştırma ile ilgili bilgilendirilerek yazılı onayları alındı. Ortalama 9 dakika süren görüşmeler, ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınarak 24 saat sonra verilerin yazılı dökümü çıkarıldı. Demografik özellikler için istatistiksel veriler kullanıldı. Niteliksel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanıldı. Analiz sonuçları doğrultusunda, temalar belirlenerek söz konusu temalar üzerinden çalışma sonuçları değerlendirildi. Araştırmaya katılan bireylerin deneyimlerinden elde edilen ifadeler gruplandırılarak verilerin birleştiği dört ortak kod grubu saptandı. Bu kod grupları insülinle tanışma, insülin algısı, insülinle yaşam ve insülin uygulaması olarak anlamlandırıldı. Sonuç olarak; bireylerden elde edilen ham verilerden insülinle tanışmada; bilgi eksikliği, bilinçsizlik, insülin algısında; korku, üzüntü, kabullenme, insülinle yaşamda; tedaviyi sürdürmede uyum güçlüğü, alışkanlıkların değişmesi, sosyal çevrede enjeksiyon yapma problemi, toplumun insülinle ilgili düşünceleri, kendini daha iyi hissetme, insülin uygulamasında ise; insülin uygulama hataları, insülini taşıma problemi, iğne korkusu ve bilgi eksikliği olmak üzere toplam 14 tema çıkarıldı. Bireylerin tedaviyi kabullenme ve uyum sağlamalarını kolaylaştırmak için diyabet eğitiminin ilk safhasında insülin tedavisinden bahsedilmesi, bireysel gereksinimlere göre planlama yapılması ve empatik bir yaklaşımla insülin tedavisini kabullenme süreçlerine yardım edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyabet, insülin tedavisi, uyum süreci

Gülay Gülşen
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarının psikolojik dayanıklılık durumları ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Kronik Böbrek Yetmezliği (KBY) kronik bir hastalık olarak kişilerin yaşam alanlarını daraltan, hayat kalitelerini bozduğu gibi, kişilerin ölüm korkusu yaşamalarını sağlayan, iş gücü kaybına yol açan ve kişilerin çalışma hayatlarını dahi sonlandırmalarını gerektiren, hemen her yaş grubunu en çok da genç erişkinleri etkileyen bir hastalıktır. Bu çalışmanın temel amacı, hemodiyaliz hastalarının psikolojik dayanıklılık durumları ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesidir. Bu amaçla özel diyaliz merkezlerinde hemodiyaliz tedavisi gören 178 bireye sosyo-demografik özellikleri ile psikolojik dayanıklılık anketleri dağıtılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 20.0 paket programı ile yapılmıştır. Sonuç olarak elde edilen bulgular incelendiğinde pozitif psikolojik bir kavram olarak psikolojik dayanıklılığın demografik faktörlerden yaş, aile tipi ve hemodiyalize girme süreleri ile psikolojik dayanıklılıkla herhangi bir şekilde etkilemediği ancak cinsiyetin, medeni durumun, öğrenim durumu ve çalışma durumlarının psikolojik dayanıklılıkla anlamlı ilişkilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmada, varılan bulgular doğrultusunda istenen amaca varıldığı söylenebilir. Ancak yapılan literatür incelemelerinde kullanılan örneklem ile psikolojik dayanıklılık ile ilgili yeterince çalışma yapılmamış olması bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Gelecekte yapılacak çalışmaların buna benzer daha geniş örneklem grupları ve farklı hastalık grupları ile yapılması önerilebilir.

Böbrek yetmezliği-kronikPsikolojiPsikolojik dayanıklılık+1
Emine Dane
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik böbrek yetmezliği hastalarında hemodiyaliz uygulaması sırasında besin tüketme miktarının kan basıncına etkisi

Kronik Böbrek Yetmezliği Hastalarında Hemodiyaliz Uygulaması Sırasında Besin Tüketme Miktarının Kan Basıncına Etkisi Amaç: Bu araştırma, kronik böbrek yetmezliği hastalarında hemodiyaliz uygulaması sırasında besin tüketme miktarının kan basıncına etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya İstanbul ilinde, hemodiyaliz tedavisi alan 62 hasta alındı. Hasta grupları; besin tüketim miktarlarına göre üç gruba ayrıldı. Veriler, sosyo-demografik özellikler formu ve İzlem formu aracılığı ile toplanarak analiz edildi. Bulgular: Hemodiyaliz tedavisi sırasında, sistolik arter basıncı hemodiyaliz öncesi ölçümüne göre, birinci grupta 123,61' den 109,40 mmHg' ya, ikinci grupta 138,99' dan 115,15 mmHg' ya, üçüncü grupta 134,68' den 121,32 mmHg' ya düştüğü belirlendi. Her üç grupta yer alan bireylerinde besin tüketimi sonrası kan basıncının düşme eğiliminde olduğu gözlendi. Hemodiyaliz tedavisi sırasından besin tüketim zamanının kan basıncı değişimlerinde farklılıklara neden olduğu tespit edildi. Hemodiyaliz tedavisinin ilk bir saatlik diliminde besin tüketen bireylerde kan basıncı değişikliğinin diğer bireylere oranla fazla olduğu saptandı. Bu araştırmada bireylerin interdiyalitik ağırlık kazanımları kan basıncı düşüşünü etkilemediği gözlendi. Sonuç: Hemodiyaliz tedavisi sırasında intradiyalitik hipotansiyon riskinin azaltılmasına yönelik hastaların besin tüketim miktarlarının azaltılması ve besin tüketim zamanının ilk bir saat içinde yapılmaması önerildi.

BeslenmeBeslenme durumuBöbrek+7
Canan Yüksel Acar
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bir özel hastanede çalışan yoğun bakım hemşirelerinin iletişim kurulamayan hastalarda davranışsal ağrı ölçeğini kullanma durumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Hemşirelerin iletişim kurulamayan hastalarda davranışsal ağrı ölçeğinin kullanımında yaşadığı zorlukları ve nasıl değerlendirdiklerini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın evrenini, bir özel sağlık grubunun, tüm birimlerinde çalışan 159 yoğun bakım hemşiresi oluşturmaktadır. Tanımlayıcı olarak planlanan çalışma verileri, Demografik Özellikler Formu ve Ağrı Değerlendirme Konusunda Hemşirelerin Görüşleri Anket Formu ile toplandı. Çalışmanın amacına uygun olarak, ankete katılan hemşirelerin deneyimlerini gerçekçi ve bütüncül bir biçimde ortaya koymak için derinlemesine görüşmelerde yarı yapılandırılmış sorular kullanıldı. Sonuçlar arası farkın p<0.05 olması istatiksel açıdan anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin, iletişim kurulamayan hastalarda ağrı değerlendirilmesinin gerekli olduğunu ve davranışsal ağrı ölçeği kullandıkları belirlendi. Ölçeğin alt basamaklarında yer alan 5 temel değerlendirme kriterlerini ise farklı düzeylerde dikkate aldıkları görüldü. Hemşirelerin, iletişim kurulamayan hastaların ağrısını değerlendirirken tereddüt yaşadıkları saptandı. İletişim kurulamayan hastaların, ağrısını değerlendirmeye yönelik bilgi puan ortalamalarının yetersiz olduğu ve sosyo-demografik özelliklerin bilgi puanı ortalamasını etkilemediği gözlendi. Sonuç: Çalışma sonucunda, yoğun bakım hemşireleri iletişim kuramayan hastaların ağrı değerlendirilmesinin gerekli olduğunu belirtti. Hemşirelerin, ağrı ölçme aracı ile ilgili olarak değerlendirmede tereddüt yaşadıkları, hastaların ağrısının değerlendirilmesine yönelik yetersiz bilgiye sahip oldukları ve sosyo-demografik özelliklerinin, bilgi puanı ortalamasını etkilemediği saptandı.

Ağrı ölçümüHastanelerHastaneler-özel+7
Özge Şahin
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2016
00