
2,713
Archived Theses
3
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
9. sınıf öğrencilerinin doğal sayılar konusundaki kavram yanılgıları
Bu çalışmada 9. sınıf öğrencilerinin doğal sayılar konusundaki hata ve kavram yanılgıları ile bu hata ve kavram yanılgılarının cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırma 2011-2012 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Şişli İlçesi'nde bulunan Anadolu liselerinde öğrenim gören 321 9. sınıf öğrencisiyle doğal sayılar konusunun öğretiminden sonra gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak 26 maddeden oluşan Teşhis Testi kullanılmıştır. Teşhis Testi'nin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,90 bulunmuştur. Geçerlik içinse uzman görüşü alınmıştır. Açık uçlu sorulardan oluşan Teşhis Testi'nden elde edilen verilerin çözümlenmesi için SPSS 16 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Öğrencilerin Teşhis Testi'ne verdikleri cevaplar ayrı ayrı incelenmiş ve öğrenci yanıtları, ?doğru?, ?yanlış?, ?boş? ve ?eksik? kategorilerinde değerlendirilerek, öğrenci yanıtlarının bu kategorilere göre yüzde ve frekans dağılımı belirlenmiştir. Ayrıca tespit edilen tüm hata ve kavram yanılgılarından örnekler, tarayıcı aracılığıyla bilgisayar ortamına aktarılmış ve bulgularda sunulmuştur. Araştırma sonucunda öğrencilerin doğal sayılar, üslü ifadelere ait özellikler, taban aritmetiği, asal sayılar, aralarında asal sayılar, bir doğal sayıyı asal çarpanlarına ayırma, bir doğal sayının pozitif bölenlerinin sayısı ve faktöriyel konularında pek çok hata ve kavram yanılgılarının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu hata ve kavram yanılgılarının cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği belirlenmiştir.
Bilişim teknolojileri öğretmen yeterliklerinin öğretim elemanı, öğretmen adayı ve öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Araştırmanın temel amacı, Yüksek Öğretim Kurulu tarafından 2006-2007 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan Eğitim Fakültesi Programları ile Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) bölümlerinden mezun bilişim teknolojileri öğretmenleri özel alan yeterliklerini; bilişim teknolojileri öğretim elemanlarına, öğretmen adaylarına ve öğretmen görüşlerine göre değerlendirmektir. Bu genel amaç çerçevesinde, çalışma hem nicel hem nitel özellikler taşıyan karma yöntemin (mixed methods) kullanıldığı bir araştırmadır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama yöntemi, nitel boyutunda ise görüşme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma deseni (explanatory design) açıklayıcı desende olup, araştırmada bilişim teknolojileri öğretmen yeterliklerine ilişkin ölçek ile tespit edilen öğretim elemanı, öğretmen adayı ve öğretmen görüşleri nicel olarak analiz edilmiştir. Ayrıca ilköğretim okullarında görev yapan bilişim teknolojileri öğretmenleriyle yapılan görüşmeler nitel olarak analiz edilmiştir. Bu araştırmanın nicel boyutunda bilişim teknolojileri öğretmen yeterliklerini tespit etmek için araştırma kapsamında geliştirilen ?Bilişim Teknolojileri Öğretmen Yeterlikleri Ölçeği (BTÖY)? kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise nicelboyutunda kullanılan yeterlikler kapsamında hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada iki tür evrenden bilgiler toplanmıştır. Araştırmanın birinci evrenini 2010?2011 eğitim-öğretim yılında 19 devlet üniversitesine bağlı eğitim fakültelerinin bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi bölümü son sınıflarında okuyan 460 öğretmenadayı ve bu bölümde görevli 79 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın ikinci evrenini ise eğitim fakültesi BÖTE bölümlerinden mezun olmuş Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okullarında çalışan öğretmenler oluşturmaktadır.Çalışmada, Aydın, Denizli ve Muğla illeri merkez ilçelerinde görev yapan 93 öğretmene bilişim teknolojileri öğretmenleri yeterlikleri ölçeği (öğretmen formu) uygulanmış ve bu iiöğretmenlerden görüşme yapmaya gönüllü olan otuz altı-36 (her ilden en az 10) öğretmen ile görüşmeler yapılmıştır.Toplanan veriler, SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Öğretim elemanları, öğretmen adayları ve öğretmenlere ait kişisel bilgiler frekans (f) ve yüzde (%) kullanılarak tablolar şeklinde gösterilmiştir. Ölçekte yer alan yeterliklere öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin hangi düzeyde sahip olduğuna ilişkin öğretim elemanı, öğretmen adayı ve öğretmen yanıtlarının genel olarak betimlenmesine olanak vermesi bakımından her bir yeterlik maddesi için toplam puan olarak ve bu toplam puanlara göre aritmetik ortalama ( X ), standart sapmalar (ss) hesaplanmıştır. Elde edilen bilgiler ölçekteki en küçükten en büyüğe (çok az düzeyde-1, az düzeyde-2, orta düzeyde-3, yüksek düzeyde-4 ve çok yüksek düzeyde-5) olmak üzere beşli bir derecelendirmeye göre yorumlanmıştır. Araştırmaya katılan öğretim elemanlarının cinsiyetlerine, unvanlarına ve kıdemlerine; öğretmen adaylarının cinsiyetlerine ve araştırmaya katılan öğretmenlerin cinsiyet ve kıdemlerine göre görüşleri arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için, toplanan veriler Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretim elemanları, öğretmen adayları ve öğretmen gruplarının görüşlerini karşılaştırmak için Kruskal Wallis H testi ve buradaki farkın hangi gruplardan kaynaklandığını incelemek içinde Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda yapılan görüşmelerde görüşmeler ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş, ses kaydına izin vermeyen bir görüşmecinin görüşleri ise not alınarak kaydedilmiştir. Yine tüm görüşmeler sırasında ilave notlar tutulmuştur. Görüşme kayıtları önce word formatına aktırılarak transkript edilmiş, alınan yazılı notlarla beraber kontrol edilerek ham veri olarak word formatına dönüştürülmüştür. Görüşme verileri içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda özetle; öğretmen adayları, öğretim elemanları ve öğretmenlerle yapılan uygulamalar sonucunda, öğretim elemanlarının bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının yeterliklerine ilişkin görüşleri ölçeğin beş boyutunda da cinsiyet, unvan ve kıdem değişkenleri açısından istatistiki olarak anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Öğretmen adaylarında cinsiyet değişkeni açısından sadece teknolojik uygulamalar ve destek yeterlikleri alanında erkekler lehine bir farklılık göstermektedir. Yine öğretmenlerin kendi yeterliklerine ilişkin görüşleri ölçeğin beş boyutunda, cinsiyet değişkeni açısından teknolojik uygulamalar ve destek yeterlikleri ile öğretme-öğrenme iiiyeterlikleri boyutlarında erkekler lehine anlamlı farklılık gösterirken, kıdem değişkeni açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenememiştir. Öğretim elemanları, öğretmen adayları ve öğretmenler üç grup olarak kendi aralarında karşılaştırıldığında bilişim teknolojileri öğretmen yeterlikleri ölçeğinin beş boyutunda da öğretmen görüşleri ortalaması en yüksek gruptur. Anlamlı farkın kaynağını incelediğimizde öğretmenlerin en yüksek sıra ortalamasına sahip oldukları görülmektedir. Öğretmenlerin ardından ise öğretim elemanlarının ikinci sırada, öğretmen adaylarının ise üç grup içerisinde en düşük sıra ortalamasına sahip olduğu ifade edilebilir. Bilişim teknolojileri öğretmenleri ile yapılan görüşmelerin analizinden, öğretmen eğitimi, öğretim sürecini tasarlama, bilişim teknolojileri kullanımı, bilişim teknolojileri öğretmenleri, değerlendirme ve okul-toplum işleri adlı temalara ulaşılmıştır. Öğretmenlerin bazı noktalarda üniversitede aldıkları eğitimin yetersizlikleri, üniversitede alınan eğitimle yapılan görevin tam örtüşmediği, deneyimle bazı yeterlikleri kazandıkları, programlama dilleri gibi bazı konularda aldıkları eğitimi kullanmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca ders saatinin ve eğitim ortamlarının yetersizliği, dersin seçmeli olmasından dolayı idareci, diğer öğretmenler, öğrenciler ve veliler tarafından önemsenmemesi, bu alan öğretmenlerinin ders işlerken internet kaynaklarını kullandıkları, öğrencilerin bu alanda eğitime ihtiyaçları olduğu, bu alan öğretmenlerinin formatör olarak görev yaptıkları ve yapılan işler açısından sorunlar yaşadıkları, dersin değerlendirmesinin olmamasının olumsuz etkileri olduğu, mesleki gelişim için öğretmenlerin en çok interneti kullandığı ve velilin genelde bu alan öğretmenlerine fazla başvurmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Sözcükler: Bilişim teknolojileri öğretmen adayları, bilişim teknolojileri öğretmenleri, öğretmen görüşleri, öğretmen yeterlikleri
İngilizce öğrenme sürecinde bilişsel farkındalık, dil öğrenme stratejileri, eleştirel düşünme ve öz-düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu hazırlık sınıflarına devam eden öğrencilerin bir yabancı dil olarak İngilizce öğrenme sürecindeki bilişsel farkındalık, dil öğrenme stratejileri, eleştirel düşünme ve öz-düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu süreç içinde öğrencilerin öğrenme süreçlerini nasıl yönettiğine ve farkındalıklarını belirlemeye yönelik,araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak geliştirilmiş, açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış bir form kullanılarak öğrencilerle görüşme yapılmış ve dersler gözlem yoluyla incelenmiştir. Turan (2009) tarafından geliştirilen ?Öz-Düzenleyici Öğrenme Ölçeği? ; Oxford(1990) tarafından geliştirilen, Cesur ve Fer (2007) tarafından Türkçe formunun dil eşdeğerlik geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan ?Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri?; Semerci (2000) tarafından geliştirilen ?Kritik Düşünme Ölçeği? öğrencilere yönelik uygulanarak nicel bilgi sağlayan ölçekler veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntemde hem nicel hem de nitel araştıma yöntemleri mevcut olmaktadır. Karma yöntem çalışmalarında başlangıçta elde edilen sonuçlar, metotların bir araya getirilmesiyle de alakalı olarak, yeni araştırma sorularının oluşmasını sağlar. (Bryman, 2006). Katılımcıların demografik özellikleri ise arastırma esnasında gelistirilen kisisel bilgi formu kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin analizi SPSS 18.0 istatistiksel analiz yazılımıyla yapılmıstır. Nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmış veriler kodlanarak temalaştırılıp yorumlanmıştır. Nicel Araştırma sonucuna göre, YDYO? da analizler sonucu öğrencilerin cinsiyet bölüm ve öğretim türü (birinci- ikinci öğretim) değişkenlerine göre DÖS alt boyutlarının, öz-düzenleme ve eleştirel düşünme becerileriyle ilişkisi karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır. Nitel araştırma için amaçlı ya da olasılık dışı örnekleme yöntemlerinden aşırı veya aykırı durum örneklemesi yoluyla , yıl boyunca final sınavına kadar alınan puanlar bazında, okul genelinde not ortalaması en yüksek 10 öğrenci ile ve not ortalaması en düşük 10 öğrenci ile görüşme yapılmış; iki grup arasında , İngilizce öğrenme sürecinde öğrencilerin nasıl çalıştıklarına ilişkin benzerlik ver farklar olduğu sonucuna ulaşılmış; aynı örnekleme yöntemi yoluyla okulda en yüksek not ortalamasına sahip olan sınıfla, en düşük not ortalamasına sahip sınıf belirlenerek gözlem yoluyla inceleme yapılmıştır, veriler analiz edilerek iki sınıf arasında dil öğrenme stratejileri, öz-düzenleme ve eleştirel düşünme becerileri açısından benzerlik ve farklar olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dil öğrenme Stratejileri ,Bilişsel Farkındalık , Öz-Düzenleme, Eleştirel Düşünme , Yabancı Diller Yüksek Okulu Hazırlık Sınıfları
Öğretmen adaylarının sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerinin öğretmen öz yeterlik düzeyine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, öğretmen adaylarının sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerinin öğretmen öz-yeterlik düzeyine etkisini belirlemektir. Araştırma, tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak desenlenmiştir. Nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin birlikte ele alındığı bu araştırmada, nicel veriler için örneklem, nitel veriler için çalışma grubu seçimi iki aşamada yapılmıştır. Araştırmada nicel örneklemi, Eğitim Fakültelerinde Fen Bilgisi, Sınıf ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliği lisans programlarının 4. sınıflarında öğrenim görmekte olan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Küme örnekleme yöntemi ile seçilen örneklemde 747 öğretmen adayı yer almaktadır. Araştırmanın nitel çalışma grubunu ise Adnan Menderes Üniversitesi, Fen Bilgisi, Sınıf ve Sosyal Bilgiler öğretmenliği lisans programında öğrenim görmekte olan toplam 126 öğretmen adayı arasından seçilen, düşük ve yüksek öğretmen öz yeterliğine sahip, 24 gönüllü öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında nicel verilerin toplanmasında, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Öğretmen Adayı Sorgulama Becerileri Ölçeği?, Özdemir (2005) tarafından geliştirilen ?Eleştirel Düşünme Becerileri Ölçeği?, Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından uyarlanan ?Öğretmen Öz-yeterlik Ölçeği? ile demografik değişkenlerin belirlenmesi için ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesinde, araştırmacı tarafından geliştirilmiş yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde, SPSS ? Windows 18 ile LISREL 8.54 paket programları kullanılmıştır. Araştırmanın alt amaçları kapsamında betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis-H ve yol analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmen adaylarının sorgulama ve eleştirel düşünme becerileri, ortalamanın üzerinde, öğretmen öz-yeterlikleri ise ortalama düzeydedir. Öğretmen adaylarının sorgulama becerileri, cinsiyet, öğrenim görülen Anabilim Dalı ve anne eğitim durumuna göre anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Öğretmen adaylarının sorgulama becerileri, baba eğitim durumuna göre ?özgüven? alt ölçeği dışında anlamlı olarak farklılaşmamaktadır.Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme becerileri, cinsiyet ve öğrenim görülen Anabilim Dalı?na göre anlamlı olarak farklılaşmazken, anne ve baba eğitim durumuna göre anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Öğretmen adaylarının öğretmen öz-yeterlikleri, cinsiyet ve öğrenim görülen Anabilim Dalı?na göre anlamlı olarak farklılaşırken, anne-baba eğitim durumuna göre ise anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Öğretmen adaylarının sorgulama ve eleştirel düşünme becerileri, öğretmen öz-yeterlikleri üzerinde zayıf bir etkiye sahiptir. Öğretmen adaylarının sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerine ilişkin görüşlerine göre, genel anlamda sorgulamaya ve eleştirel düşünmeye açık oldukları belirlenmiştir. Öğretmen adayları, sorgulama ve eleştirel düşünme sürecinde karşılaştıkları engelleri aşmak için çaba göstermektedirler. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Sorgulama Becerisi, Eleştirel Düşünme Becerisi, Öğretmen Öz yeterliği, Öğretmen Adayı
İlköğretimde görev yapan öğretmenlerin öğretme stillerinin sınıf yönetimi yaklaşımları ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları arasındaki ilişki
Öğretimin, öğrenme-öğretme sürecinin etkililiğinin tartışıldığı ve daha iyi nelerin yapılabileceği sorusunun birçok araştırmacı, yönetici ve uygulayıcı tarafından sorulduğu günümüzde gelinen noktada, bireysel farklılıkların önemi dikkat çekmektedir. Öğrencilerin bireysel farklılıklarının dikkate alındığı, öğrencinin eğitim sisteminin merkezinde tutulduğu bir sınıf atmosferinin oluşturulması gerektiği ön plana alınmıştır. Ortaya çıkarılan bu tespitlerin yanında öğretimi gerçekleştirecek olan ya da bir başka deyişle öğretime yön verecek olan öğretmenin bu süreçteki rolü göz ardı edilmemelidir. Öğretmenin de kendine özgü bir öğretim becerisinin olduğu, bu bağlamda onun da bireysel farklılıklarının öğretim boyutunda incelenmesi gerekmektedir.Bu çalışmada öğretmenlerde tespit edilen baskın öğretme stillerinin, sahip olunması gereken mesleki özelliklerden sınıf yönetimi yaklaşımıyla ve bunun yanında mesleğine yönelik tutumları arasında ne tür bir ilişkinin olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Burada öğretme stilleri, sınıf yönetimi yaklaşımları ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları, cinsiyet, kıdem ve branş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma nicel bir çalışma olarak tasarlanmış ve araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Bu modele uygun olarak, ilişkisel tarama modeli ile de desenlenmiştir. Çalışmada beş temel branş olan sınıf öğretmenliği, Türkçe öğretmenliği, matematik öğretmenliği, sosyal bilgiler öğretmenliği ve fen ve teknoloji öğretmenliği branşları tercih edilmiştir.Araştırmanın örneklemi oluşturulurken öncelikle
7. sınıf İngilizce öğretim programının Stufflebeam'in Bağlam-Girdi-Süreç-Ürün (CIPP) modeline göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın temel amacı, 2007-2008 öğretim yılından itibaren (kademeli olarak) uygulamaya konulan 7.sınıf İngilizce Programını Stufflebeam'in Bağlam- Girdi- Süreç- Ürün (CIPP) Modeli temel alınarak öğretmen ve öğrenci görüşleri açısından değerlendirmektir. Bu amaç çerçevesinde, eş zamanlı sıralı karma yöntem desenlenerek programın uygulayıcıları olan İngilizce öğretmenleri ve bu süreçte aktif yer alan öğrencilerin görüşleri nitel ve nicel çalışmalardan elde edilen verilerle toplanmıştır. Araştırmanın iki tür evreni bulunmaktadır. Araştırmanın birinci çalışma evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Aydın ili merkez ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bazı ilkokulların bünyesinde ve ortaokullarda görev yapmakta olan 130 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın ikinci çalışma evrenini ise Aydın ili merkez ilçelerinde bulunan ortaokullarda öğrenim gören toplam 3739 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Evrenden örneklem seçimi nicel ve nitel olmak üzere 2 aşamada gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırmanın örneklem gruplarını 125 İngilizce öğretmeni ve okulların sosyo ekonomik düzeyleri temel alınarak küme örnekleme yoluyla seçilen 850 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Nicel araştırmada veriler, Stufflebeam'in Bağlam- Girdi- Süreç- Ürün modeli temel alınarak ayrı formlarda oluşturulan 7. sınıf öğrenci ve öğretmen değerlendirme anketi aracılığıyla toplanmıştır ve SPSS 11.5 paket programı ile frekans (f) ve yüzde (%) dağılımları hesaplanarak analiz edilmiştir. Öğretmen görüşlerinin çalıştıkları okulların sosyo ekonomik düzey değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı Kruskal-Wallis H testi, farklılığın kaynağı ise Mann-Whitney U testi ile sınanmıştır. Nitel verilerin çalışma grubu maksimum çeşitlilik örneklemesi yapılarak belirlenmiştir. Görüşmeler, sosyo-ekonomik düzey farklılıklarına göre alt-orta-üst düzey olarak 3 grubu temsil eden okullar arasından seçilen toplam 30 öğretmen ve 30 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bunlara ek olarak farklı düzey okulların belirli 7.sınıf şubelerinde toplam 24 saat gözlem çalışması yapılmıştır. Görüşme ve gözlem formları içerik analizi yöntemi ile yorumlanmıştır. Dökuman analizi kapsamında ise 7.sınıf İngilizce program kitapçığı, ders kitabı ile birlikte öğrenci proje-performans ödevleri incelenmiştir. Nicel ve nitel araştırma bulguları ilk aşamada ayrı ayrı incelenmiş, daha sonra sonuçlar bir bütün olarak Stufflebeam'in dört değerlendirme boyutu kapsamında değerlendirilmiştir. Bağlam değerlendirmeye ilişkin sonuçlar incelendiğinde; 7.sınıf programının öğrenci ihtiyacını karşılama durumunun amaca göre değiştiğini, dilbilgisi ihtiyaçlarını karşılayıp konuşma ve dinlemeye ilişkin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu sebeple programın öğrencilerin ve öğretmenlerin ihtiyaçlarını kısmen karşıladığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte programın fiziksel çevresinin programı her okulda aynı derecede uygulamanın mümkün olmadığını ortaya koymaktadır. Ek olarak, öğretmenlerin çalıştıkları okulların SED değişkenine göre öğretmen görüşlerinin tüm boyutlarda ve birçok maddede üst SED düzeyindeki okullarda çalışan öğretmenler lehine anlamlı farklılıklar yarattığı saptanmıştır.Girdi değerlendirmeye ilişkin sonuçlar incelendiğinde; öğretmen ve öğrencilerin büyük bir çoğunluğu için programın girdileriyle ilgili özellikle ders kitapları ve materyallere ilişkin görüşlerinin olumsuz olduğu ve pek çok sebepten ötürü programın amaçlarını karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.Süreç değerlendirmeye ilişkin sonuçlar incelendiğinde; öğrenci ve öğretmenler açısından sürecin beklenilen düzeyde gerçekleşmediği ve süreçte program yoğunluğu, süre kısıtlılığı, materyal yetersizliği, sınıf ortamı, öğrenci seviyesi farklılıkları gibi birtakım sorunların yaşandığı görülmüştür. Ürün değerlendirmeye ilişkin sonuçlar, genel olarak 7.sınıf İngilizce programının sonuç değerlendirmeye dayalı olduğu ancak öğrencilerin proje-performans ödevleri ile birlikte ders içi gelişim ve çabaları değerlendirmeye dahil edildiği için sonucun yanı sıra süreç değerlendirmenin de aktif olarak yapıldığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte amaçlarından farklı olarak bu programla öğrencilerin yıl sonunda dilbilgisi becerilerinin iletişim becerilerine oranla daha çok geliştiği görülmüştür.Araştırmanın nitel ve nicel sonuçlarının genel olarak birbirini destekler nitelikte olduğu; 7.sınıf İngilizce programının dayandığı temel felsefe, hazırlanış amacı ve öğrencilere kazandırılmak istenen beceriler açısından faydalı bir program olduğu söylenebilir. Ancak program bir bütün olarak ele alındığında boyutların birbiri ile örtüşmediği görülmektedir. Amaca uygun bir süreç geçirilip değerlendirme yapılması gerekirken değerlendirmeye uygun bir süreç geçirildiği ve programın amaçları göz ardı edilip öğrenci başarısının ölçütünün test sınavları olarak kabul edildiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sebeple öğretmen ve öğrenci görüşleri doğrultusunda, ufak değişikliklerle programın revize edilmesi önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Stufflebeam'in Bağlam- Girdi- Süreç- Ürün (CIPP) Modeli, 7.sınıf İngilizce öğretim programı, program değerlendirme
İlkokul müdürlerinin ders denetimleri ile ilgili öğretmen görüşleri
Bu araştırma, ilkokul müdürlerinin ders denetimleri ile ilgili öğretmen görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Şişli ilçesindeki 18 ilkokuldaki 396 öğretmen oluşturmaktadır. Evren ulaşılabilir olduğundan örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmanın örneklemini 266 öğretmen oluşturmuştur. Ölçek, araştırmacı tarafından Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığınca hazırlanan "Öğretmen Değerlendirme Formu"ndaki maddelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Veri toplama aracının Cronbach-alpha ve Sperman-Brown iki yarı test güvenirlik analizi yapılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, t-testi, tek yönlü varyans analizi teknikleri kullanılmıştır. Katılımcıların görüşleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığı .05 seviyesinde test edilmiştir. Araştırmanın sonuçları aşağıda verilmiştir: • İlkokul müdürlerinin ders denetimleri ile ilgili öğretmen görüşleri ölçeğinin alt boyutlarına ilişkin öğretmen görüşleri üç boyutta da "olumlu" düzeydedir. • Öğretmenlerin görüşleri arasında üç boyutta da meslekteki toplam hizmet yıllarına göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. • Öğretmenlerin görüşleri arasında üç boyutta da cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. • Öğretmenlerin görüşleri arasında üç boyutta da en son mezun oldukları eğitim kurumuna göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. • İlkokul müdürlerinin branşlarına göre öğretmen görüşleri arasında "planlama" boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. İlkokul müdürlerinin branşlarına göre öğretmen görüşleri arasında "sınıf yönetimi ve iletişimi", "sınıf içi etkinlikler ve öğrenciyi yönlendirme" boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. • Okul müdürlerinin ders denetimleri için bir dönemde ayırdıkları süreye göre, denetledikleri öğretmenlerin görüşleri arasında üç boyutta da anlamlı bir farklılık bulunmuştur. • Öğretmenlerin ders denetimlerinden beklentileri önem sırasına göre; "rehberlik, dönüt, materyal eksiklerinin tamamlanması, mesleki eksiklerin belirlenmesi, ödül-takdir ve eğitimin niteliğinin artması" olarak sıralanmıştır.
İlkokul ve ortaokullarda çalışan öğretmen ve yöneticilerin örgüt kültürüne ilişkin algılarının örgütsel değişmeyle ilişkisi İzmir ili örneği
Örgütler, insanların işbirliği gereksiniminden ortaya çıkmıştır. İnsanlar, bireysel güçlerini aşan amaçlarını, işbirliği yoluyla gerçekleştirerek örgüt kültürünü oluşturmuşlardır. Değişme ve gelişmenin yaşandığı çağımızda, örgütler sürekli olarak büyümekte ve karmaşıklaşmaktadır. Teknolojideki yeni gelişmeler, hem örgütsel hem bireysel olarak yeni bilgi ve becerilere gereksinimi artırmaktadır. Örgüt kültüründe verilecek kararların tüm çalışanlarca açık ve net olarak anlaşılması sağlanmalıdır. Bazı toplumların bilgi toplumuna geçtiği, bazılarının da geçiş sıkıntıları yaşadığı günümüzde "eğitim örgütleri" merkezdeki yerini korumaktadır. Bu düşünceden hareketle bu araştırmanın amacı, İzmir ili Bergama ilçesindeki ilkokul ve ortaokul kurumlarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerin örgüt kültürlerine ilişkin algılarının örgütsel değişmeyle ilişkisini tespit etmektir. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, İzmir İli Bergama İlçesinde bulunan ilkokul ve ortaokul kurumlarındaki yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemi 256 öğretmen ve yönetici oluşturmaktadır. Araştırmada Terzi'nin(2005) geliştirmiş olduğu "ilköğretim Okullarında Örgüt Kültürünü Belirleme Ölçeği" ve Ordu'nun(2006) geliştirmiş olduğu "Öğretmenlerin Örgütsel Değişmeye İlişkin Tutumlarını Ölçme Envanteri" kullanılmıştır. Bu ölçekler aracılığıyla öğretmen ve yöneticilerin örgüt kültürüne ilişkin algılarının örgütsel değişmeyle ilişkisi, cinsiyet, mezun olunan okul türü, görev yapılan okul türü, kıdem, branş, okuldaki çalışma yılı, görev türü ve velilerin ekonomik durumu göre incelenmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım moment korelasyon katsayısından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda örgüt kültürü ile örgütsel değişim arasında pozitif yönde, düşük düzeyde, anlamlı bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örgüt kültürü ve örgütsel değişime ilişkin yönetici ve öğretmenlerin demografik özellikleri ele alınmış ve örgüt kültürü ve örgütsel değişim ölçekleri alt boyutları arasında çeşitli farklılıkların bulunduğu tespit edilmiştir.
Cumhuriyetten (1923) günümüze (2013) ilköğretim birinci kademe hayat bilgisi ve fen ve teknoloji öğretim programlarının "çevre eğitimi" açısından incelenmesi
ÖZET Bu araştırmanın temel amacı Cumhuriyette Günümüze (2013) kadar hazırlanmış ilkokul Fen ve Hayat Bilgisi öğretim programlarının çevre eğitimi açısından incelenmesidir. Bu amaçla çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sadece Fen ve Hayat Bilgisi öğretim programlarının kazanımlar ve içeriğini belirlemekle sınırlı tutulmamış, tüm programların Milli Eğitim ve Çevre Şuraları, Kalkınma Planları, Ulusal ve Uluslararası sözleşmeler ile ilişkisi ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular özetle, özellikle son 25 yıllık süreçte geliştirilen öğretim programlarının çevre eğitimi açısından zengin bir içeriğe sahip olduğu ve bu içeriğin Çevre şuraları, Kalkınma Planları, Ulusal ve Uluslararası sözleşmeler ile paralellik gösterdiğidir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Çevre Eğitimi, Fen ve Hayat Bilgisi Öğretim Programı, Şura, Sözleşme.
Dokuzuncu sınıf bilgi ve iletişim teknolojisi dersinde mizah ve kavram karikatürü kullanımının öğrenci başarısı, tutumu, kaygısı ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırmanın amacı 9.Sınıf Bilgi ve İletişim Teknolojisi dersinde mizah ve kavram karikatürü kullanımının öğrenci başarısına, tutumuna, kaygıya ve kalıcılığa etkisinin incelenmesidir. Çalışmada ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma 2013-2014 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde Aydın İli İncirliova İlçesi Ahmet Çallıoğlu Çok Programlı Lisesi'nde öğrenim görmekte olan 30 öğrenci deney grubunda ve 30 öğrenci de kontrol grubunda olmak üzere toplam 60 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Deneysel uygulama "Bilgi Teknolojisinin Temel Kavramları" ünitesinde yedi hafta süreyle yürütülmüştür. Kontrol grubunda dersler mevcut Bilgi ve İletişim Teknolojileri Dersi öğretim programı doğrultusunda işlenirken, deney grubunda ise dersler kavram karikatürleri ve mizah unsurlarıyla desteklenmiştir. Deney ve kontrol grubu öğrencilerine tutum ölçekleri ve geliştirilen akademik başarı testi, ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Öğrencilerin kalıcılık puanlarına ilişkin veriler uygulamadan altı hafta sonra uygulanan kalıcılık testi ile elde edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 15.0 programıyla analiz edilmiştir. Mizah ve kavram karikatürleriyle yapılan öğretimin, bilgi ve iletişim teknolojisi ders başarısını, derse yönelik tutumu ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığını olumlu yönde etkilediği, kaygıyı ise azalttığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Ortaokul öğretmenlerinin güdülenme ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada Aydın ili merkez Efeler ilçelerinde kamu ortaokullarında görev yapan öğretmenlerin güdülenme ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini; 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Aydın ili kamu ortaokullarında görevli öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini "tabakalı örnekleme" yöntemi ile seçilen 342 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, İş Doyumu ve Güdülenme Ölçekleri kullanılmıştır. Öğretmenlerin; cinsiyeti ve mesleğini kendi isteğiyle seçip seçmeme durumuna göre güdülenme ve iş doyumu düzeylerinin farklılaşma durumu ilişkisiz t testi ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin; branşa, yaşa, kıdeme, bulunduğu okuldaki hizmet süresine, mezun olduğu okul türüne ve görev yaptığı okulun büyüklüğüne göre güdülenme ve iş doyumu düzeylerinin farklılaşma durumu ise varyans analizi ile test edilmiş ve varyans analizi sonucu ortaya çıkan farklılaşmanın kaynağını belirlemek amacı ile de Scheffe testi yapılmıştır. Öğretmenlerin güdülenme ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen istatistiksel bulguların anlamlılığı .05 düzeyinde sınanmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin örgütsel-yönetsel güdülenme düzeylerinin maddi ve psiko-sosyal güdülenme düzeylerinden; içsel doyum düzeylerinin dışsal doyum düzeylerinden görece yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Demografik değişkenlerin öğretmenlerin güdülenme ve iş doyumu düzeyleri üzerindeki etkileri incelendiğinde ise; kadın öğretmenlerin örgütsel-yönetsel güdülenme düzeylerinin, erkek öğretmenlerden; sözel ders öğretmenlerinin örgütsel-yönetsel boyuttaki güdülenme düzeylerinin, sayısal ders öğretmenlerinin güdülenme düzeylerinden anlamlı derece daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan yetenek dersleri öğretmenlerinin içsel ve genel iş doyumu düzeylerinin, sayısal ders öğretmenlerinin içsel ve genel iş doyumu düzeylerinden anlamlı derece daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin güdülenme ve iş doyumu düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu ve en yüksek ilişkinin ise öğretmenlerin psiko-sosyal güdülenme düzeyleri ile içsel doyum düzeyleri arasında olduğu görülmüştür. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Güdülenme, iş doyumu, öğretmen, ortaokul.
Liselerde görev yapan öğretmenlerin öğrenme ve öğretme ile ilgili görüşleri
Öğrenme öğretme ile ilgili kavramlar öğretmen ve öğrenci rolü ve öğretme bağlamının öğrenme durumuna nasıl yayıldığını açıklayan kapsayıcı bir çerçeve sunar. Öğretmenlerin öğrenme ve öğretme ilgili görüşleri de onların farkında olarak ya da olmayarak benimsedikleri öğrenme kuramı çerçevesinde şekillenmektedir. Öğrenme ve öğretme ile ilgili yapılan araştırmalar, öğretmenlerin görüşlerini genellikle davranışçı öğrenme kuramından beslenen öğretmen /konu merkezli geleneksel yaklaşım ile yapılandırmacı öğrenme kuramından beslenen öğrenen-merkezli yaklaşım olmak üzere iki boyutta ele almaktadırlar. Bir eğitim programını başarılı bir şekilde uygulamanın önündeki engellerden bir tanesi, öğretmenlerin öğrenme ve öğretme ile ilgili sahip oldukları görüşlerdir. Değişen öğretim programlarında temel alınan yapılandırmacı, öğrenen-merkezli anlayışının uygulamaya nasıl yansıtıldığı ve bu yansımaların öğrenme sürecini nasıl şekillendirdiği konusunda fikir vermesi açısından, öğretmenlerin var olan görüşlerinin incelenmesi önemli görülmektedir. Öğretmenlerin öğrenme ve öğretme ile ilgili görüşleri, onların uygulamada nasıl birer öğretmen olduklarının yanı sıra, öğrencilerinin benimsedikleri öğrenme yaklaşımlarının da belirleyicisi olabilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, liselerde görev yapan öğretmenlerin öğrenme ve öğretmeyi nasıl kavramsallaştırdıklarını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, yorumlayıcı temel nitel araştırma olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Denizli merkezde yer alan ve biri genel diğeri Anadolu Lisesi olmak üzere iki okulda görev yapan toplam on yedi öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve öğretmenlerin öğrenme ve öğretme ile ilgili görüşlerine yönelik soruların bulunduğu yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler sürekli karşılaştırmalı analiz tekniği kullanılarak derinlemesine incelenmiştir. Analizler sonucunda öğretmenlerin görüşleri öğrenme, öğretme, öğrenmeyi etkileyen faktörler olmak üzere üç kategori altında incelenmiştir. Bu kategorilerin toplandığı çekirdek kategori ise "öğretmen/konu merkezli yaklaşım" olarak belirlenmiştir. Buna göre öğretmenlerin hepsinin, öğrenme ve öğretme kavramları ile ilgili oldukça geleneksel, öğretmen merkezli bir yaklaşıma sahip olduğu ortaya çıkmıştır. İki okulda görev yapan öğretmenler arasında, görüşler açısından bir farklılık bulunmasa da öğrencileri ve okullarına ilişkin bakış açılarında bir farklılık söz konusudur. Çalışmanın sonuçları, öğretmenlerin görüşlerinin, ortaöğretim programlarında gerçekleştirilen yapılandırmacı, öğrenen-merkezli yaklaşım doğrultusundaki düzenlemelerle uyum sergilemediği yönündedir. Ayrıca üniversite giriş sınavının öğretmenlerin öğrenme-öğretme kararlarını bütünüyle etkilediği söylenebilir.
İşbirlikli öğrenme yönteminin matematik dersindeki erişiye, kalıclığa ve sosyal beceriye etkisi
Araştırmada işbirlikli öğrenmenin, ilkokul 2. sınıf matematik dersindeki erişiye, kalıcılığa ve sosyal beceriye etkisi araştırılmıştır. Araştırma, 2013-2014 eğitim öğretim yılında Aydın ilinde bulunan özel bir okulda öğrenim gören 48 2. sınıf öğrencisiyle kesirler, geometrik cisimler, örüntü ve süslemeler konularının öğretimi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, deney grubunda derslerin işbirlikli öğrenme yöntemlerinden TDB, ÖTBB ve TOT tekniklerinin birlikte kullanılması ile; kontrol grubunda ise son ilkokul matematik programındaki yöntem ve etkinliklere göre yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ve KR-20 değeri 0,79 olup geçerliği uzman görüşü ile sağlanan 21 maddelik "Geometri ve Kesirler Konulu Başarı Testi", Avcıoğlu ve Akçamete (2005) tarafından geliştirilen ve geçerlik- güvenirlik çalışmaları yapılan Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (7 -12 yaş) ve öğrenci görüşlerini belirlemek üzere yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlemeleri SPSS (13.0) paket programından yararlanılarak gerçekleştirilmiştir. Grupların matematik dersi başarı testi erişi puanları arasında farklılaşma MANCOVA testi ile, farklılaşmanın yönünün belirlenmesi Bonferroni ikili karşılaştırmalar testi ile, kalıcılık puan ortalamaları arasındaki fark ilişkisiz örneklem t testi ile test edilmiştir. Görüşme sorularına verilen cevapların dağılımı frekans ve yüzde değerleri ile belirlenmiştir. Araştırma sonucunda işbirlikli öğrenme yöntemi ile yürütülen derslerin erişi, kalıcılık, SBDÖ ortalamaları ile son ilkokul programındaki yöntem ve etkinliklere göre yürütülen derslerin erişi, kalıcılık ve SBDÖ ortalamaları arasında deney grubu lehine anlamlı faklılık olduğu tespit edilmiştir. Öğrenci görüşlerinin de ortalamaları destekler nitelikte olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: İşbirlikli Öğrenme, Sosyal Beceriler, Erişi, Kalıcılık, Matematik Öğretimi
Öğretmenlerin kontrol odağı ile iş doyumu arasındaki ilişki
Bu araştırmada İzmir ili Tire ilçesi merkezinde bulunan resmi okullarda görev yapan öğretmenlerin kontrol odağı ile iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Kontrol Odağı ve İş Doyumu kavramları araştırmanın temel değişkenleridir. Bunun yanında farklı sosyo- demografik değişkenlerinde bu temel değişkenlerle ilişkili oldukları varsayılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini; 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İzmir ili Tire ilçe merkezindeki resmi okullarda görev yapan 825 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada çalışma evreninin tamamına ulaşılmıştır. İlçe merkezinde bulunan bütün resmi kurumlara dağıtılan 825 ölçeğin 617'si (%74.78) geri dönmüştür. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Kontrol Odağı Ölçeği ve Minnesota İş Doyum Ölçeği Kullanılmıştır. Öğretmenlerin farklı demografik özelliklerine göre kontrol odaklılığı ile iş doyumu düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığı ilişkisiz t testi ve varyans analizi ile test edilmiş ve ortaya çıkan bu farklılığın nereden kaynaklandığını belirlemek amacıyla Scheffe testi yapılmıştır. Öğretmenlerin kontrol odağı ile iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin iç kontrol odaklılık algı düzeylerinin, başkalarına dayalı ve şans ve kadere dayalı kontrol odaklılık algı düzeylerinden; içsel doyum düzeylerinin dışsal doyum düzeylerinden görece yüksek olduğu görülmüştür. Bekar öğretmenlerin şans ve kadere dayalı kontrol odaklılık algılarının, evlilerden; yaşı büyük olan öğretmenlerin başkalarına dayalı ve şans ve kadere dayalı kontrol odaklılık algılarının, yaşı küçük olanlardan anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kontrol odağı ile iş doyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu ve en yüksek ilişkinin de iç kontrol odaklılık algı düzeyi ile içsel doyum düzeyi arasında olduğu görülmüştür.
Ortaokul öğretmenlerinin iş doyumlarının mesleki tükenmişlik düzeylerine etkisi: Aydın ili örneği
Bu araştırmada; Aydın ili İncirliova ilçesindeki kamu ortaokullarında görev yapan öğretmenlerin iş doyumlarının, mesleki tükenmişliklerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini; 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Aydın ili İncirliova ilçesindeki kamu ortaokullarında görevli öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada hedef evrenin tamamı olan 162 öğretmene ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin; cinsiyeti, medeni durumu, bulundukları okulun sosyo-ekonomik durumu ve mesleğini kendi isteğiyle seçip seçmeme durumuna göre tükenmişlik ve iş doyumu düzeylerinin farklılaşma durumu ilişkisiz t testi ve Mann Whitney U ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin; yaşa, branşa, mesleki kıdeme, eğitim durumuna, çocuk sayısına ve bulunduğu okuldaki hizmet süresine göre tükenmişlik ve iş doyumu düzeylerinin farklılaşma durumu ise varyans analizi ve Kruskal Wallis ile test edilmiş ve varyans analizi sonucu ortaya çıkan farklılaşmanın kaynağını belirlemek amacı ile de Tukey testi yapılmıştır. Öğretmenlerin tükenmişlik ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Öğretmenlerin iş doyumlarının, mesleki tükenmişlik düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemek için ise regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen istatistiksel bulguların anlamlılığı .05 düzeyinde sınanmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin duygusal tükenme düzeylerinin kişisel başarı ve duyarsızlaşma düzeylerinden; içsel doyum düzeylerinin dışsal doyum düzeylerinden görece yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Demografik değişkenlerin öğretmenlerin tükenmişlik ve iş doyumu düzeyleri üzerindeki farklılaşma durumu incelendiğinde ise; kadın öğretmenlerin kişisel başarı boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin erkek öğretmenlerden; 30 yaş ve altındaki öğretmenlerin ve 31-35 yaş grubundaki öğretmenlerin duyarsızlaşma boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin, 36-40 yaş grubundaki öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinden; bekâr öğretmenlerin duyarsızlaşma boyutundaki tükenmişlik düzeylerinin evli öğretmenlerden; mesleğini istemeyerek seçen öğretmenlerin duygusal tükenme düzeylerinin mesleğini isteyerek seçen öğretmenlerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan; bulundukları okulun sosyo-ekonomik durumu düşük olan öğretmenlerin dışsal boyuttaki iş doyumu düzeylerinin, bulundukları okulun sosyo-ekonomik durumu orta olan öğretmenlerden; mesleğini istemeyerek seçen öğretmenlerin dışsal doyumlarının genel doyumlarından, genel doyumlarının da içsel doyumlarından anlamlı düzeyde düşük olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin tükenmişlik ve iş doyumu düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu ve en yüksek ilişkinin ise öğretmenlerin duygusal tükenme düzeyleri ile genel doyum düzeyleri arasında olduğu görülmüştür. Duygusal tükenmenin yordayıcılarının içsel ve dışsal doyum olduğu; duyarsızlaşmanın ve kişisel başarının ise tek yordayıcısının içsel doyum olduğu saptanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tükenmişlik, iş doyumu, öğretmen, ortaokul.
Okul öncesi eğitim programında akıl yürütme becerilerinin yeri ve okul öncesi eğitim sınıflarında akıl yürütme becerilerinin desteklenmesinde örtük programın işlevi
Araştırma; Vygotsky'nin kuramında geniş yer alan ve bilişsel bir süreç olan akıl yürütmenin örtük program bağlamında incelenmesine yönelik nitel durum çalışmasıdır. Tipik örneklem stratejisiyle seçilen 4 ve 5 yaş okul öncesi eğitim sınıflarında yapılandırılmamış gözlemler gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda resmi programın örtük programa kaynaklık eden etmenlerden biri olarak kabul edilmesi sebebiyle, Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nda akıl yürütme becerilerine ait yere, programın okul öncesi eğitim kurumlarındaki örtük programlar üzerine etkisine dair alan uzmanlarının görüşlerine başvurulmuştur. Dört yaş grubunda çocukların yaşantı ve deneyimleri sonucunda elde ettikleri bilgi, fikir ve becerileri birbirleriyle paylaşma eğiliminde oldukları, birbirlerinin fikirlerinden etkilendikleri ve bu etki doğrultusunda hareket edebildikleri görülmüştür. Öğretmenin çocuklarla bireysel olarak ilgilenmeye çalıştığı, onlara seviyelerine uygun sorumluluklar verebildiği, zaman zaman cezaya başvurabildiği görülmüştür. Kendisiyle yapılan görüşmede öğretmen sınıfında böyle bir çalışma yapılana kadar örtük programla ilgili merakının olmadığını belirtmiştir. Bunun yanı sıra çocukların birbirlerinden etkilendiklerinin ve öğrendiklerinin farkında olduğu yönünde görüş belirtmiştir. Beş yaş grubunda çocukların aralarındaki iletişim genel olarak olumludur. Çocuklar birbirleriyle fikirlerini paylaşabilmekte ve birbirlerinin neler yaptıklarını izlemektedirler. Öğretmenin çocukların aralarındaki ilişkilere, çocukların kendi aralarında bazı sorunlara çözüm bulmalarına müdahalede bulunduğu görülmüştür. kendisiyle yapılan görüşmede öğretmen örtük programın çocuklar arasındaki ilişkileri ve çocuklar ve öğretmen arasındaki ilişkileri kapsadığı görüşünü belirtmiştir. Alan uzmanları okul öncesi eğitim programında direkt olarak akıl yürütme becerilerine ait kazanım ve göstergeler bulunmadığını, akıl yürütmenin temelini oluşturacak kazanım ve göstergelerin yer aldığını belirtmişlerdir. Uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle bu kazanım ve göstergelerin kağıt üzerinde kaldığını vurgulamışlardır. Ayrıca Okul Öncesi Eğitim Programı'nın okullarda ve sınıflarda oluşan örtük program üzerinde etkili olduğunu belirtmekte, örtük program hakkında öğretmen adaylarının bilinçlendirilmelerini gerekli görmekte, konuyla ilgili farkındalık sağlanarak uygulamalara ağırlık verilmesi gerektiğini düşünmektedirler.
Öğretmenlerin örgütsel güven ve farkındalık algıları ile okulların etkililik düzeyleri
Bu araştırmada; öğretmenlerin örgütsel güven algılarının ve örgütsel farkındalık düzeylerinin, okulların etkililik düzeylerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli seçilmiştir.Araştırmanın örneklemini; 2013-2014 öğretim yılında Aydın Merkez İlçede Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde çalışan 370 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmanın verileri Okul Farkındalık Ölçeği, Okula Güven Ölçeği, Okul Etkililiği Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile elde edilmiştir.Öğretmenlerin okula ilişkin farkındalık, okula güven ve okul etkililiğine ilişkin algılarının yaş, cinsiyet, çalıştıkları okul türü, eğitim durumları ve mesleki çalışma yılları değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin çözümlenmesinde Bağımsız Gruplar t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi testlerinden ve öğretmenlerin okula güven ve okul farkındalığına ilişkin algılarının, okul etkililiğine ilişkin algıları üzerine bir etkisi olup olmadığının çözümlenmesi amacıyla basit ve çoklu regresyon kullanılmıştır.Araştırmanın temel problem cümlesi kapsamında öğretmenlerin okula güven ve okul farkındalığına ilişkin algılarının, okul etkililiğine ilişkin algıları üzerine bir etkisinin olup olmadığına ilişkin bulgular incelendiğinde, öğretmenlerin meslektaşlara ve öğrenci ve veliye güven algıları ile okul müdürüne ilişkin farkındalık algılarının, öğretmenlerin okul etkililiğine ilişkin algılarını anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Okul Etkililiği, Örgütsel Farkındalık, Örgütsel Güven
Harmanlanmış öğrenme yönteminin akademik başarıya etkisi
Bu çalışmada günümüz gelişen web teknolojileri ile öğretim ortamlarını zenginleştirerek çok daha etkin öğrenme kazanımları sağlamaya çalışan harmanlanmış öğrenmenin, ortaokul seviyesinde akademik başarıya etkisini ve öğrenci görüşlerine göre ortamların değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışma 2014/2015 Eğitim Öğretim yılında Milas Sakarya ortaokulundaki deney grubu olan 6/A ve kontrol grubu olan 6/B sınıflarında okuyan toplam 53 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma yapı itibari ile karma olup, öğrencilerin proje süresince geliştirdikleri projelerin değerlendirilmesi ve akademik başarı testlerinden aldıkları notların analizi ile nicel özellikler taşırken, çalışma sonunda 6 (3 Kız-3 Erkek) öğrenci ile yapılan görüşme tekniği ile nitel yöntemleri beraberinde barındırmaktadır. Deney grubunda 7 haftalık süreçte Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersinde işlenen "Problem Çözme, Programlama ve Yazılımsal Ürün Geliştirme" ünitesinin zenginleştirilmiş web araçları (Video-konferans, Öğretim Yönetim Sistemi, Tartışma alanları vs..) ile desteklenen harmanlanmış öğrenme ortamıyla ele alınmış, kontrol grubunda ise deney grubuna sunulan zenginleştirilmiş içeriklerin tamamı sadece sınıf ortamında erişimi sağlanarak geleneksel öğretim ortamı hazırlanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak akademik başarı testi, ürün değerlendirme formu ve nitel görüşme kullanılmıştır. Veri analizi aşamasında nicel veriler için bağımsız gruplar t testi, frekanslar ve ANOVA testleri yapılırken, nitel görüşme analizi için içerik analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda harmanlanmış öğrenme ortamının öğrencilerin akademik başarılarında olumlu bir fark oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrenciler harmanlanmış öğrenme ortamındaki zenginleştirilmiş içeriklerden ve etkileşimlerden memnun kaldıklarını belirtmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER : Harmanlanmış Öğrenme, Dönüştürülmüş Sınıflar, Bilgisayar Destekli Proje Tabanlı Öğrenme, Bilgisayarca Düşünme, Kodlama, Eğitim Teknolojileri
Matematik bölümü öğretmen adaylarının çoklu zeka alanlarının belirlenmesi ve sosyal becerileri ile öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, eğitim fakültesi matematik öğretmenliği öğretmen adayları ile öğretmenlik meslek bilgisi derslerini eğitim fakültesinden alan fen edebiyat fakültesi matematik bölümü mezunlarının çoklu zeka alanlarını belirlemek; çoklu zeka alanlarının adayların sosyal becerileri ve öğretmenlik mesleğine olan tutumları ile ilişkisi olup olmadığını ortaya çıkarmak ve sosyal becerileri ile öğretmenlik meslek tutumları arasındaki ilişki durumunu saptamaktır. Araştırmaya 2013-2014 döneminde Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören ortaöğretim matematik öğretmenliği son sınıf öğretmen adayları ile öğretmenlik sertifikası derslerini almakta olan matematik bölümü öğretmen adayları olmak üzere araştırmaya toplamda 72 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca çoklu zeka alanlarının belirlenmesi için Özden(1997) tarafından Türkçe'ye çevrilmiş Çoklu Zeka Envanteri, sosyal beceri düzeylerini belirlemek için Yüksel(1998) tarafından Türkçe'ye çevrilmiş Sosyal Beceri Ölçeği ve öğretmenlik tutumunun belirlenmesi için Aydın(1993) tarafından Minesota Öğretmen Tutum Ölçeği'nden faydalanarak oluşturduğu Öğretmenlik Tutum Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 programı ile t-testi ve Pearson Korelasyonu kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda eğitim fakültesi öğretmen adaylarının öğretmen tutumları öğretmenlik sertifikası almakta olan öğretmen adaylarının tutumlarından anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. İki grup arasında sosyal beceri düzeyleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Çoklu zeka envanteri sonuçlarına göre her iki grupta da mantıksal zeka envanterinin, diğer envanterlerden yüksek olduğu göze çarpmaktadır. Öğretmen adaylarının Sosyal Beceri puanları ile Öğretmen Tutumları Ölçek puanları arasında düşük düzeyde, negatif (zıt) yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Çoklu Zeka, Sosyal Beceri, Tutum, Ortaöğretim matematik.
Ortaokul 5. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerin incelenmesi
Bu çalışmada Talim Terbiye Kurulunca Belirlenmiş 5 adet 5. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin belirli ölçütler doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Ölçütler belirlenirken Milli Eğitim Bakanlığı Türkçe Öğretim Programında geçen dinleme/izleme ve okuma metinlerinin taşıması gereken özelliklerden ve Talim Terbiye Kurulunca belirlenmiş ölçütlerinden yararlanılarak yeni ölçütler belirlenmiştir. Araştırmada kitapların niteliğini ortaya koymak için kullanılan ölçütler araştırmacı tarafından alan yazını taranması sonucunda oluşmuş ölçütlerdir. Bu ölçütler çerçevesinde Milli Eğitim Bakanlığınca 2010-2015 yılları arasında dağıtılan ders kitaplarındaki metinler program hedefleri, öğreticilik, dil ve anlatım özellikleri ile görsel açıdan detaylı olarak incelenmiş ve 40 Türkçe (N=40), 50 sınıf (N=50) öğretmeni 80 öğrenci (N=80) ve 50 velinin (N=50) görüşleri alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi veri toplama tekniği olarak kullanılmış ve kitaptan alınacak metinlerin metin tarama yöntemiyle incelenerek yorumlanmıştır. Metinlerin MEB tarafından belirlenen genel amaçlarla çelişmediği saptanmıştır. Metin uzunluğu göz gönünde bulundurulduğunda okuma, anlama, konuşma, yazma temel becerilerini geliştirme konusunda yeterli olmadığı, Türk dilinin özelliklerini yansıtacak biçimde TDK'nin belirlediği yazım ve noktalama kurallarına uygun olmadığı, dil ve anlatım özelliklerinin Türkçe metinleri için nitelikli olmadığı belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Türkçe ders kitabı, Öğreticilik, Program Hedefleri, Dil ve Anlatım, Görsellik
Eğitim örgütlerinde kadın yöneticilerin karşılaştıkları cam tavan sendromu
Bu araştırmanın amacı, Aydın ili Efeler ilçesi eğitim bölgesinde yer alan kamu eğitim örgütlerinde görev yapan kadın yöneticilerin kariyer gelişim süreçlerinde karşılaştıkları engelleri ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın birincil verileri nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Ana kütle birim sayısının yüksek olmaması nedeniyle (26 yönetici) örneklem alınmamış ve veriler 22 kadın yönetici ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Araştırma sonucunda; katılımcıların profesyonel nedenlerden hareket ederek yönetici olmaya karar verdikleri ve bu süreci bir kariyer planı yoluyla yönettikleri, kadın yöneticilerin görev yapılan eğitim kurumlarına önemli avantajlar kazandırabildikleri, eğitim kurumlarındaki kadın yönetici sayısının yetersizliğinde toplumsal nedenlerin bireysel ve kurumsal/insan kaynakları nedenlerine kıyasla öne çıktığı, katılımcıların diğer kadın yöneticilerin karşılaştıkları cam tavan engellerini değerlendirmelerinde en çok kurum içi kadınlar arası rekabet, biçimsel olmayan iletişim ağlarına girememe ve bir kadın olarak kurum çalışanları tarafından yeterince kabul görmeme gibi daha çok kurumsal nitelikli cam tavan engellerine maruz kaldıkları, kadın yöneticilerin kendi yaşadıkları cam tavan engellerinde ise en çok cinsiyet temelli ayırımcılık, kadınlar arası rekabet/kraliçe arı ve diğer (örn. siyasi kayırmacılık, baskı, sendikal ayırım yapma politikaları v.b.) şeklindeki kurumsal kaynaklı cam tavan engellerine daha fazla maruz kaldıkları anlaşılmıştır. Katılımcılar kadın yöneticilerin cam tavan engellerini aşmak için çeşitli öneriler dile getirmiş olup, bu öneriler daha çok kadınlara yönelik önerilerden oluşmuştur. Araştırma sonuçlarının gerek uygulama alanına gerekse gelecekte bu konuda yapılacak araştırmalara katkıda bulunabileceği öngörülmektedir.
Zümre öğretmenler kurulu çalışmalarının yönetim süreçleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı lise öğretmenlerinin görüşlerine göre ZÖK çalışmalarında yönetim süreçlerinin gerçekleşme düzeylerini ve bunun demografik özelliklere göre değişip değişmediğini ortaya koymaktır. Araştırmanının evrenini 2014-2015 Eğitim-Öğretim Aydın ili efeler ilçesindeki 7 Anadolu Lisesi, 1 Fen Bilimleri Lisesi ve 1 Sosyal Bilimler Lisesinde görev yapan 497 öğretmen, örneklemini ise bu evrenden rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenen 250 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Zümre Öğretmenler Kurulu Çalışmalarının Yönetim Süreçleri Açısından Değerlendirilmesi Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, parametrik istatistik tekniklerinden Bağımsız Gruplar t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırmada verilerin çözümlenmesinde SPSS- Windows 21 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; ZÖK çalışmalarında "Karar verme ve Planlama", "İletişim" ve "Denetim" süreçlerinin "çok yüksek" düzeyde gerçekleştiği; "Örgütleme", "Eşgüdümleme" ve "Yöneltme" süreçlerinin ise "yüksek" düzeyde gerçekleştiği görülmüştür. ZÖK çalışmalarında yöneltme sürecinin gerçekleşme düzeyinde kıdem değişkenine göre kıdemi 16-20 yıl arası olan öğretmenlerle kıdemi 26 yıl ve üzeri olan öğretmenler arasında, kıdemi 26 yıl ve üzeri olan öğretmenler lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. ZÖK çalışmalarında denetim sürecinin gerçekleşme düzeyinde öğretmenlerin cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenler lehine, yaş değişkenine göre yaşı 37-44 arası öğretmenlerle 51 yaş ve üzeri öğretmenler arasında yaşı 51 ve üzeri olan öğretmenler lehine ve kıdem değişkenine göre kıdemi 15 yıl altı öğretmenler ile kıdemi 26 yıl ve üzeri öğretmenler arasında kıdemi 26 yıl ve üzeri öğretmenler lehine anlamlı bir fark görülmüştür. ZÖK çalışmalarında yönetim süreçlerinin gerçekleşme düzeyinde, ZÖK çalışmalarının mesleki gelişimlerine ve okulun akademik başarısına katkı sağladığını düşünen öğretmenler lehine anlamlı bir fark görülmüştür.
TEOG sınavlarındaki matematik sorularının yenilenmiş bloom taksonomisi ve öğretim programına göre değerlendirilmesi
Araştırma kapsamında 2013-2014 ve 2014-2015 eğitim öğretim yıllarında güz ve bahar dönemi uygulanan TEOG matematik testlerindeki 80 sorunun tamamı ve bu sorularla ilgili 52 kazanım, Yenilenmiş Bloom Taksonomisi çerçevesinde incelenmiştir. Böylece TEOG matematik testi sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi ve öğretim programı kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma verileri, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve öğretmen-öğrenci görüşmeleri yoluyla elde edilmiştir. Dokümanlar, Milli Eğitim Bakanlığı'nın elektronik sayfalarından, görüşme verileri de araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formlarından elde edilmiştir. Dokümanlardan ve görüşmelerden elde edilen veriler, nitel analiz yöntemlerinden olan betimsel analiz yolu ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, TEOG 2013-2014 ve 2014-2015 matematik sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi çerçevesinde alt bilişsel basamaklara yığıldığı, değerlendirme ve yaratma basamağında soru bulunmadığı görülmüştür. Sınav sorularının, öğretim programının kazanımları açısından paralellik gösterdiği ancak eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini ölçmediği ortaya çıkmıştır. Bu durum, matematik öğretim programının genel amacı ile örtüşmediğini ortaya koymaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Yenilenmiş Bloom Taksonomisi, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş, 8.Sınıf Matematik Öğretim Programı
Öğretmen görüşlerine göre fen liselerinde yönetici-öğretmen ilişkilerinde karşılaşılan sorunlar (Ege bölgesi örneği)
Toplumların her alanda gelişmesinde eğitim sisteminin büyük etkisi vardır. Eğitim sisteminin girdileri olan öğrencilere şekil veren ise hiç şüphesiz öğretmenlerdir. Sistem içerisinde yönetim, eğitim paydaşlarına uygun ortamı sağlamakla görevli mercidir. Bu bağlamda öğretmen ile yönetici arasındaki formal ve informal ilişkiler kurum başarısını yani öğrenci başarısını etkilemektedir. Araştırma fen lisesi öğretmenlerinin "Yönetici-Öğretmen ilişkilerinde Karşılaşılan Sorunlara" ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmayı amaçlayan betimsel bir araştırmadır. Araştırmada çalışma evreni alınmamış evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma evreni 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Ege Bölgesi'nde bulunan Aydın, Afyonkarahisar, Denizli, Kütahya, İzmir, Manisa, Muğla ve Uşak illerindeki 31 kamu fen lisesinde görev yapan 739 öğretmenden oluşmaktadır. Ancak araştırmaya 320 kişi katılmıştır. Araştırmada Güler (2006)'in "Öğretmen-Yönetici İlişkilerinde Sorun Yaratan Konular" isimli ölçeği fen liselerine uyarlanarak kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; İzmir ve Aydın ilindeki görev yapan öğretmenlerin diğer illerde görev yapanlara göre; bulunduğu okulda "11-15 yıl" arası görev yapan öğretmenlerin diğerlerine göre yönetici-öğretmen ilişkilerinde daha fazla sorun yaşadıkları saptanmıştır. Yöneticiler ile öğretmenler arasında siyasi ve sendikal olarak kutuplaşmaların olduğu görülmüştür. Öğretmen algılarına göre sendika güdümünde yapılan yönetici atamalarının yönetici ile öğretmen arasında sorunların oluşmasına neden olmaktadır. Ölçek maddeleri arasında en önemli iletişim sorununun ise "Yöneticilerin öğretmenlerin eleştirilerine açık olmamaları." olduğu görülmüştür. Ölçeğin genelinde, öğretmen görüşlerine göre yönetici-öğretmen ilişkilerinde karşılaşılan sorunlar orta düzeydedir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre yönetici, öğretmen ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Fen lisesi, yönetici, öğretmen, insan iliĢkileri,sorunlar
Lise öğrencilerinin motivasyon kaynakları ve karar verme stratejileri
Araştırmada, lise öğrencilerinin dışsal motivasyon kaynaklarını (aile desteği ve sınıf ortamı etkisi) kullanıp kullanmadıkları, karar verme stratejilerinin neler olduğu ve dışsal motivasyon kaynakları ile karar verme stratejileri arasında bir ilişki olup olmadığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada, Öğrencilere Yönelik Motivasyon Kaynakları Anketi ve Ergenlerde Karar Verme Stratejileri Ölçeği kullanılarak var olan durum betimlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, İzmir ilinin Konak ve Buca İlçelerinde 488 öğrenci ile yürütülmüş ve elde edilen veriler SPSS 23 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Fen Lisesi öğrencilerinin, ailelerinden aldıkları destek ile sınıf ortamı koşullarına göre motivasyon süreçlerini kullandıkları görülürken, Anadolu Meslek Lisesi öğrencilerinin ise sözü edilen dışsal motivasyon kaynaklarını kullanmadıkları görülmektedir. Lise öğrencilerinin karar verme süreçlerinden, "öz saygı" ve "ihtiyatlı seçicilik" stratejilerini kullanma sıklıkları, Anadolu Lisesi öğrencilerinde üst düzeyde iken Fen Lisesi öğrencilerinin, sözü edilen süreçleri kullanma sıklıkları düşük düzeyde gözlemlenmiştir. Karar verme sürecinde, erkek öğrencilerin, "öz saygı" ve "umursamazlık" düzeyleri kızlara göre daha yüksek iken, kız öğrencilerin "panik" düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Dışsal Motivasyon, Motivasyon Kaynakları, Karar Verme Stratejileri, Lise Öğrencileri.
Dijital Oyun Bağımlılığı, Duygusal Zeka ve Psikolojik Sağlamlığın İncelenmesi
Bu araştırmanın amacı, dijital oyun bağımlılığı, duygusal zeka ve psikolojik sağlamlığı incelemektir. Çalışma, İstanbul ili Ümraniye ilçesinde bulunan iki farklı okulda öğrenim gören toplam 405 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu”, “Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği”, “Çocuklar İçin Duygusal Zeka Ölçeği” ve “Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 27 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada verilerin analizi; Bağımsız Örneklemler t testi, Tek yönlü ANOVA testi, Pearson korelasyon analizi ve Hayes PROCESS Macro v4.2 kullanılarak yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, dijital oyun puanı ile duygusal zekâ puanı arasında negatif yönlü, çocuk ve genç psikolojik sağlamlık (ÇGPSÖ) puanı ile dijital oyun puanı arasında negatif yönlü, çocuk ve genç psikolojik sağlamlık (ÇGPSÖ) puanı ile duygusal zekâ puanı arasında pozitif yönlü anlamlı birer ilişki saptanmıştır. Yine katılımcıların psikolojik sağlamlık ölçeğinden aldıkları puanların; ailede dijital oyun süre sınırlaması bulunmasına ve günlük dijital oyun oynama süresi değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği ve duygusal zekanın dijital oyun bağımlılığı ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide aracı bir role sahip olduğu belirlenmiştir.
Üniversı̇te öğrencı̇lerı̇nde dı̇jı̇tal bağımlılık, sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek arasındakı̇ ilı̇şkı̇sı̇nı̇n incelenmesı̇
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin dijital bağımlılık, sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmada ayrıca bu değişkenlerin çeşitli demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmiş ve algılanan sosyal destek ile sosyal kaygının dijital bağımlılığı yordama gücü değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesinde öğrenim gören 201’i kadın (%51,1), 192’si erkek (%48,9) olmak üzere toplam 393 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Sosyal Kaygı Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek ile dijital bağımlılık arasında negatif yönlü düşük düzeyde, algılanan sosyal destek ile sosyal kaygı arasında negatif yönlü düşük düzeyde ve dijital bağımlılık ile sosyal kaygı arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Dijital bağımlılık düzeylerinin günlük dijital cihaz kullanım süresi ve anne eğitim durumuna göre; sosyal kaygı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin ise anne ve baba eğitim durumuna göre anlamlı biçimde farklılaştığı saptanmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda sosyal kaygının dijital bağımlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu, algılanan sosyal desteğin ise anlamlı bir yordayıcı olmadığı belirlenmiştir. Kurulan modelin dijital bağımlılıktaki toplam varyansın yaklaşık %29’unu açıkladığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, üniversite öğrencilerinde dijital bağımlılığın sosyal kaygı ile yakından ilişkili olduğunu ve sosyal kaygının dijital bağımlılığın önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir.
Alternatif değerlendirme yaklaşımlarından öz ve akran değerlendirmenin işbirlikli öğrenme ortamlarında akademik başarı, tutum ve kalıcılığa etkileri
Araştırmanın amacı, işbirlikli öğrenme ortamlarında kullanılan öz değerlendirme ve akran değerlendirmesinin öğrencilerin akademik başarıları, derse yönelik tutumları, hatırda tutmaları ve strateji kullanımları üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmada, denenceleri test etmek için kontrol gruplu ön test-son test deseni kullanılmıştır. Araştırma, Maltepe Askeri Lisesi, 2006-2007 öğretim yılı bahar döneminde, İngilizce dersini alan 10. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Deney grubunda 18, kontrol grubunda 18 öğrenci araştırma sürecine katılmıştır. Deney ve kontrol grubuna ön test-son test-izleme testi olarak araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce başarı testi, İngilizce dersine yönelik tutum ölçeği ve SILL 7.0 dil öğrenme stratejileri ölçeği uygulanmıştır. Deney grubunda dersler İşbirlikli öğrenme, öz değerlendirme ve akran değerlendirmesi uygulamaları, kontrol grubunda ise geleneksel uygulamalarla işlenmiştir. Uygulama süresince deney grubunun uygulamalar hakkındaki geribildirimlerini almak için, izleme testleriyle beraber, nicel ve nitel sorulardan oluşan anket uygulanmıştırİngilizce dersi başarı testi, tutum ölçeği ve dil öğrenme stratejileri ölçeğine (SILL 7.0) ilişkin verilerin çözümlenmesinde, tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi ve karşıtlık analizi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 13 ve ITEMAN istatistik paket programlarından yararlanılmıştır.Başarı testine ilişkin verilerin çözümlenmesinden elde edilen sonuçlarda; deney ve kontrol gruplarının başarı testi puanları arasında; son test ile ön test arasında (p=0,00) ve ön test ile izleme testi arasında (p=0,00) anlamlı düzeyde farklılık bulunurken, son test ile izleme testleri arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır.Tutum ölçeğine ilişkin verilerin çözümlenmesinden elde edilen sonuçlarda; deney ve kontrol gruplarının tutum ölçeği puanları arasında, ön test ile izleme testi arasında (p=0,00) ve son test ile ön test arasında (p=0,00) anlamlı farklılaşma görülürken, son test ile izleme testi arasında anlamlı farklılaşma görülmemiştir.Dil öğrenme stratejileri ölçeğine (SILL 7.0) ilişkin verilerin çözümlenmesinden elde edilen sonuçlarda; deney ve kontrol gruplarının strateji ölçeği puanları arasında, son test ile ön test arasında tüm boyutlarda anlamlı farklılaşma görülmüştür. Katılımcıların en fazla kullandıkları stratejilerin bilişüstü, en az kullandıkları stratejilerin ise duyuşsal stratejiler olduğu görülmüştür. Nitel sorulara verilen yanıtlar incelendiğinde, öğrencilerin işbirlikli sınıfı ve BİOK (Birleştirilmiş İşbirlikli Öğrenme ve Yazma) tekniğini beğendikleri tespit edilmiştir. Ayrıca dil öğrenmeye dair stratejilerin farkında olmaktan hoşnut olduklarını ifade etmişlerdir. Diğer yandan, alternatif değerlendirme etkinliklerinin öğrenciler için zorlayıcı olduğu ve değerlendirmenin tüm basamaklarında öğrencilerin eğitilmesinin şart olduğu görülmüştür.
Müzakere (problem çözme) ve arabuluculuk eğitim programının ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin çatışma çözüm becerileri üzerinde etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, Müzakere (Problem çözme) ve Arabuluculuk eğitim programının ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin çatışma çözme becerilerine ve empati becerilerine etkisi incelenmiştir.Bu araştırma Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı üç ilköğretim okulunda 2006- 2007 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ön-test, son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma kapsamında deney grubunda yer alan öğrencilere 16 hafta süresince Müzakere (Problem Çözme) ve Arabuluculuk eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna ise, herhangi bir eğitim verilmemiştir.Müzakere (Problem çözme) ve Arabuluculuk eğitim programı dört bölümden oluşmaktadır. Çatışmanın doğasının anlaşılması, iletişim becerileri, öfke yönetim becerileri ve çatışma çözme becerileri olarak da müzakere ve arabuluculuk becerileridir.Bu araştırmanın amacı, Müzakere (Problem Çözme) ve Arabuluculuk eğitim programının ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin çatışma çözüm becerileri ve empati becerileri üzerindeki etkisinin olup olmadığını test etmektir. Bu nedenle araştırmanın bağımsız değişkeni deney grubuna uygulanan Müzakere (Problem Çözme) ve Arabuluculuk eğitim programı; bağımlı değişkenleri ise, çatışma çözme ve empati becerileridir.Müzakere (Problem Çözme) ve Arabuluculuk eğitim programı öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol grubuna Çatışma Çözümü Ölçeği ve Çocuklar İçin Empati Ölçeği uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubunun çatışma çözümü ve empati becerileri arasında anlamlı fark olup olmadığını test etmek amacıyla bağımsız iki örneklem t testi ve ANCOVA kullanılmıştır. Bunun yanında deney ve kontrol gruplarına ait fark (kazanç) puanları karşılaştırılarak, deneysel işlemin etkisi incelenmiştir.Yapılan istatistiksel analizler sonucunda deney grubunda yer alan öğrencilerin kontrol grubunda yer alan öğrencilere oranla çatışma çözümünde daha yapıcı oldukları ve daha az hükmetme ve kaçınma stratejilerini kullandıkları saptanmıştır. Müzakere (problem çözme) ve Arabuluculuk Eğitimi alan öğrencilerin empati becerilerinde kontrol grubu ile karşılaştırıldığında herhangi bir farklılık saptanmamıştır. Buna karşın, deney ve kontrol grubunun fark (kazanç) puanları değerlendirildiğinde, deney grubu lehine istatistikî olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır.
Ergenlerde madde bağımlılığı ile yakınlarından ayrılma sorunları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Madde bağımlısı ergenlerin yakınlarında ayrılma düzeylerinin , ebeveyn tutumlarının , madde bağımlısı olmayan ergenlerle karşılaştırılarak incelenmesi bu araştırmanın temel konusudur.Araştırmamızda 52 madde bağımlısı ve 57 madde bağımlısı olmayan toplam 109 Türk ergenin yakınlarından ayrılma- bireyleşme düzeyleri , aile hayatları ve çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki karşılaştırılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre madde bağımlısı ergenlerin sağlıklı ayrılma ile ilgili puanları anlamlı derecede düşükken , yutulma anksiyetesi , bakım arama, ihtiyacı inkar etme , reddedilme beklentisi alt ölçeklerinden aldıkları puanlar kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir.Araştırmamızda madde bağımlısı olan ve madde bağımlısı olmayan ergenlerin aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır.Madde bağımlısı ergenlerin kendi grupları içerisinde yapılan karşılaştırmalarda anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi , çocukluk yaşantılarında kurulan ebeveyn ilişkileri vb.. değişkenlerin ayrılma- bireyleşme süreçlerinde ki farklılaşmalar araştırma bulguları arasındadır.
12-15 yaş arası ilköğretim öğrencilerinin davranış sorunları ile aile işlevleri ve anne-baba kişilik özellikleri arasındaki ilişki
Ergenlerin davranış sorunlarını tek bir açıdan değerlendirmek mümkün değildir. Yapılan çalışmalarda davranış sorunlarının ergenin içinde yaşadığı çevrenin bir yansıması olduğu, güvenli ve tutarlı çevre şartlarının ergenlerde sağlıklı davranış kalıplarının gelişimi için gerekli olduğu; ancak risk faktörlerinin varlığının ergenin normal gelişimini bozduğu belirtilmektedir. Bu faktörlerden başında ise aile ve aile etkileşiminin rolü gelmektedir. Aile yapısının, aileye özgü algı ve davranış kalıplarının bireyin, gerek kişilik yapısını, gerekse problemlerini etkilemede farklılıklar gösterdiği bir gerçektir.Araştırmalar ergenlik döneminde bildirilen sorunların, ergenlerin %40'ında genç erişkinlik dönemine geldiklerinde de sürdüğünü göstermektedir. Bu durum ergenin ruhsal yakınmalarının erken dönemde değerlendirilmesinin önemini daha da vurgulamaktadır. Ruhsal ve bedensel değişim ile sosyal değişimin birlikte yaşandığı ergenlik döneminin doğal seyrinde uyum zorlukları yaşandığı kadar, bazen de bu değişimler psikiyatrik bozuklukların oluşmasına da zemin hazırlayabilmektedir.Bu araştırmanın amacı, 12?15 yaş arası ilköğretim öğrencisi olan ergenlerin davranış sorunları ile aile işlevleri ve anne-babaların kişilik özellikleri arasındaki ilişkisinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında davranış sorunları ile sosyo-demografik değişkenler ve aile işlevleri arasındaki ilişki ergen ve anne-babaların algıları açısından değerlendirilmiş; kişilik özelliklerine ilişkin veriler sadece ebeveynlerin algıları açısından incelenmiştir.Araştırmanın örneklemi İzmir il merkezinde ilköğretim okulları ikinci kademesine devam eden ( 6., 7., 8. sınıf) 12?15 yaş arası 389 ergen ile bu ergenlerin anne ve babalarından oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak: 1-) 4-18 Yaş Çocuk ve Gençlerde Davranış Değerlendirme Ölçeği (CBCL/4-18), 2-) 11- 18 Yaş Grubu Gençler İçin Kendini Değerlendirme Ölçeği (YSR-11/18 ), 3-) Aile Değerlendirme Ölçeği, 4-) Eysenck Kişilik Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde t- testi, Varyans Analizi, Schefee Testi ve Pearson Korelasyon Katsayısı Tekniği kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, ergenlerin davranış sorunlarının cinsiyete açısından farklılaştığı; ergenlere göre, kızların erkeklerden daha yoğun anksiyete-depresyon yaşadığı; erkeklerinde kızlardan daha yoğun sosyal sorunlar, yıkıcı davranışlar ve dışsallaştırılmış sorunlar yaşadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerinin algılarına göre de, kızların erkeklerden daha fazla çekingenlik, anksiyete-depresyon ve içselleştirilmiş sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir.Ebeveynlerin ergenlerin davranış sorunlarına yönelik algıları ergenlerin yaşı açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; ergenlerin davranış sorunlarına yönelik algılarının ergenlerin yaşı açısından farklılaştığı; 13 yaşındaki ergenlerin daha çok çekingenlik yaşadıkları; 14 yaşındaki ergenlerin daha çok dikkat problemleri ve agresyon yaşadıkları; 15 yaşındaki ergenlerin de daha fazla anksiyete?depresyon yaşadıkları saptanmıştır.Ergenlere göre, 8. sınıftaki ergenlerin daha fazla anksiyete-depresyon ve agresyon sorunları yaşadığı; 7. sınıftaki ergenlerin daha yoğun sosyal problemler, dikkat problemleri, cinsel problemler ve dışsallaştırılmış davranış sorunları yaşadıkları belirlenmiştir. Annelere göre; 7. sınıfa devam eden ergenlerin daha fazla somatik şikâyetler, anksiyete-depresyon, sosyal problemler, dikkat problemleri, yıkıcı davranışlar, agresyon, cinsel problemler ve dışsallaştırılmış problemler yaşadığı belirlenmiş ancak; babaların algılarına göre davranış sorunları ile ergenlerin devam ettikleri sınıf düzeyi arasında herhangi bir farklılaşmanın olmadığı belirlenmiştir.Annesi ilkokul mezunu olan ergenlerin daha yoğun çekingenlik, anksiyete-depresyon ve içselleştirilmiş problemler yaşadıkları belirlenmiştir. Benzer şekilde ilkokul mezunu annelerin de ergenlerde daha fazla somatik şikâyetler, sosyal sorunlar ve düşünce sorunları, içselleştirilmiş problemler ve toplam davranış sorunları algıladıkları saptanmıştır.Babası ortaokul mezunu ergenlerin daha yoğun çekingenlik, anksiyete-depresyon ve içselleştirilmiş sorunlar ile toplam davranış sorunları yaşadıkları belirlenmiş ve ilkokul mezunu babaların da ergenlerde daha fazla somatik şikâyetler, sosyal problemler, agresyon, içselleştirilmiş sorunlar ile dışsallaştırılmış davranış sorunları belirtikleri saptanmıştırErgenlerin davranış sorunlarına yönelik algılarının anne yaş grubu açısından farklılaştığı; annesi 30?34 yaş grubunda olan ergenlerin daha yoğun çekingenlik yaşadığı; annesi 35?44 yaş grubundaki ergenlerin de anksiyete depresyon ve düşünce problemleri yaşadıkları belirlenmiştir. Aynı şekilde, annelerin ergenlerin davranış sorunlarına yönelik algılarının kendi yaş grubu açısından farklılaştığı belirlenmiş, 45 yaş ve üstünde olan anneler ergenlerle ilgili olarak daha fazla somatik şikayetler ve dışsallaştırılmış problemler bildirirken; 30-34 yaş grubunda bulunan anneler ergenlerde daha fazla anksiyete-depresyon, sosyal problemler, düşünce problemleri, içselleştirilmiş problemler ve toplam davranış sorunları bildirmişlerdir.Ergenlerin davranış sorunlarına yönelik algıları baba yaş grubu açısından incelendiğinde; babası 45 yaş ve üstünde bulunan ergenlerin anksiyete depresyon ve dışsallaştırılmış problemleri daha fazla iken; babası 30-34 yaş grubunda bulunan ergenlerin daha fazla çekingenlik yaşadığı belirlenmiştir. Babaların ergenlerin davranış sorunlarına yönelik algıları yaş grubu açısından incelendiğinde; 45 yaş ve üstündeki babaların ergenlerde daha çok somatik şikâyetler ve içselleştirilmiş problemler ve toplam davranış sorunları belirttikleri saptanmıştır.Ergenlerin davranış sorunlarına ilişkin algıları anne çalışma durumu açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; annelere göre farklılaşmanın anlamlı olduğu, ev hanımı annelerin çalışan annelere göre ergenlerde daha fazla çekingenlik, somatik şikâyetler, dikkat problemleri, içselleştirilmiş problemler ve dışsallaştırılmış sorunlar bildirdikleri görülmüştür.Ergenlerinin davranış sorunları baba çalışma durumu açısından farklılaştığı; babaları işçi olan ergenlerin daha yoğun çekingenlik, somatik şikâyetler, dikkat problemleri, içselleştirilmiş problemler yaşadıkları; babası emekli olan ergenlerin de daha yoğun anksieyete-depresyon, agresyon, dışsallaştırılmış sorunlar ve toplam davranış sorunları yaşadıkları belirlenmiştir. Babaların ergenlerin davranış sorunlarına yönelik algılarının da çalışma durumları açısından farklılaştığı; işçi olarak çalışan babaların ergenlerde daha fazla somatik şikâyetler, sosyal problemler, düşünce problemleri, dikkat problemleri, agresyon, içselleştirilmiş problemler, dışsallaştırılmış sorunlar ve toplam davranış sorunları bildirdikleri belirlenmiştir.Ergenlerin davranış sorunlarına ilişkin algılarının aile gelir düzeyi açısından faklılaştığı; ailesinin gelir düzeyi 0-400 ytl arasında olan ergenlerin daha yoğun anksiyete-depresyon, sosyal problemler, düşünce problemleri, içselleştirilmiş problemler ve toplam davranış sorunları yaşadıkları belirlenmiştir. Ancak ebeveynlerin algılarına göre ergenlerin davranış sorunlarının aile gelir düzeyi açısından anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır.Araştırmada, ergenlerin davranış sorunlarına ilişkin algıları ile anne ve babalarının algıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Buna göre; anne-babalarının çekingenlik, somatik şikâyetler, anksiyete-depresyon, sosyal problemler, düşünce problemleri, dikkat problemleri, yıkıcı davranışlar, agresyon, cinsel sorunlar, içselleştirilmiş davranışlar, dışsallaştırılmış davranışlar ve toplam davranış sorunlarına ilişkin ortalamaları yükseldikçe, ergenlerinde ortalamalarının da yükseldiği belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada, ergenlerin davranış sorunlarına ilişkin anne ve babaların algıları arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.Ergenlerin davranış sorunlarına ilişkin algıları ile aile işlevleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; ergenlerin; çekingenlik, somatik-şikâyetler, anksiyete-depresyon, sosyal sorunlar, düşünce sorunları dikkat sorunları, yıkıcı davranışlar, agresyon, cinsel problemler, içselleştirilmiş sorunlar, dışsallaştırılmış sorunlar ve toplam davranış sorunları ile problem çözme işlevine ilişkin algıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu; iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranış kontrolü ve genel fonksiyonlar ile arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.Anne ve babaların ergenlerin davranış sorunlarına ilişkin algıları ile aile işlevleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiş; annelerin ergenlerin; çekingenlik, somatik-şikâyetler, anksiyete-depresyon, sosyal sorunlar, düşünce sorunları dikkat sorunları, yıkıcı davranışlar, agresyon, cinsel problemler, içselleştirilmiş sorunlar, dışsallaştırılmış sorunlar ve toplam davranış sorunları algıları ile problem çözme işlevi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu; roller, gereken ilgiyi göstermeve davranış kontrolüne yönelik algıları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.Annelerin ve babaların ergenlerin davranış sorunlarına ilişkin algıları ile kişilik özellikleri arasında anlamlı bir olduğu bulunmuştur. Buna göre; anne ve babanın psikotizm ve nörotizm düzeyi ile ergenlerde çekingenlik, somatik-şikâyetler, anksiyete-depresyon, sosyal sorunlar, düşünce sorunları dikkat sorunları, yıkıcı davranışlar, agresyon, cinsel problemler, içselleştirilmiş sorunlar, dışsallaştırılmış sorunlar ve toplam davranış sorunları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken; yalan düzeyi ile davranış sorunlarına ilişkin algıları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu; dışadönüklük boyutu ile anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir.Sonuç olarak, ilköğretim çağındaki ergenlerin gelişimsel ihtiyaçlarını uygun bir şekilde karşılamanın yanında, onların davranış sorunlarının belirlenerek bu sorunlarla etkili bir şekilde başa çıkmalarına yardımcı olmak, sağlıklı bir kişilik geliştirebilmeleri için son derece önemlidir.Anahtar Kelimeler: Ergenlik Dönemi, Davranış Sorunları, Kişilik, Aile
Liselerde örgüt kültürü (Sincan örneği)
Bu araştırma, resmi liselerde görev yapan öğretmenlerin okul kültürüne ilişkin algılarını belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini 2007-2008 öğretim yılında, Ankara İli Sincan İlçesi'ndeki 15 lisede görev yapan 244 öğretmen oluşturmaktadır.Veri toplama aracı olarak ?Kişisel Bilgi Formu? ve ?Okul Kültürü Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırmada iki alt problem yanıtlanmaya çalışılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, t- testi, Tek Yönlü Varyans Çözümlemesi (F) ve LSD Önemlilik Testi kullanılmıştır.Araştırmanın bulguları aşağıdaki gibi özetlenebilir:Öğretmenlerin okul kültürünün geneline ilişkin algıları ?katılıyorum? düzeyindedir. Öğretmenlerin okul kültürüne ilişkin algıları branş, okul yaşı ve okul türü değişkenleri bakımından önemli farklılık göstermektedir. Öte yandan, okul kültürünün hem geneli, hem de alt boyutlarına ilişkin öğretmen algıları cinsiyet, yaş, okuldaki görev süresi, öğretmenlik kıdemi, mezun olunan okul türü değişkenleri açısından önemli farklılık göstermemektedir.
Ortaöğretim öğrencilerinde stres yaratan yönetici davranışları ve öğrencilerin başa çıkma davranışları
Bu araştırmada, ortaöğretim öğrencilerinde stres yaratan yönetici davranışları ve öğrencilerin başaçıkma davranışları incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini, 2007-2008 eğitim-öğretim yılında İzmir il merkezindeki 3 liseden 369 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada, Demir(2002) tarafından hazırlanan ?İlköğretim Öğrencilerinde Stres Yaratan Yönetici Davranışları ve Öğrencilerin Başaçıkma Davranışları? ölçeği, ortaöğretim öğrencileri için düzenlenerek kullanılmıştır. Ön uygulama sonucunda, geçerlik ve güvenirliği değerlendirilerek ölçek son halini almıştır.Verilerin analizi SPSS 11,0 for Windows programında yapılmıştır. Verilerin analizinde; ?Güvenirlik? testi, ?t? testi, varyans analizi ve ?Scheffe? testi kullanılmıştır.Araştırmada, 4 alt problem yanıtlanmaya çalışılmıştır. Bulgular değerlendirilerek yorum, sonuç ve öneriler hazırlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şunlardır:1. Ortaöğretim öğrencilerinin, yönetici davranışlarından kaynaklanan stres düzeyleri ?Çok? olarak bulunmuştur.2. Ortaöğretim öğrencilerinin yönetici davranışlarından kaynaklanan stres düzeyleri onların; cinsiyetine, annelerinin öğrenim durumuna, kardeş sayılarına ve ailelerinin aylık gelirine göre anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur.3. Ortaöğretim öğrencilerinin yönetici davranışlarından kaynaklanan stres düzeyleri onların; sınıflarına, babalarının mesleğine, annelerinin çalışıp-çalışmamasına ve babalarının öğrenim durumuna göre anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur.4. Ortaöğretim öğrencilerinin, yönetici davranışlarından kaynaklanan stresle başaçıkma davranışlarını, ?Çok seyrek? veya ?Ara sıra? gösterdikleri bulunmuştur.5. Ortaöğretim öğrencilerinin yönetici davranışlarından kaynaklanan stresle başaçıkma davranışlarının sıklığı onların; sınıflarına göre anlamlı bir fark gösterdiği saptanmıştır.6. Ortaöğretim öğrencilerinin yönetici davranışlarından kaynaklanan stresle başaçıkma davranışlarının sıklığı onların; cinsiyetlerine, babalarının mesleğine, annelerinin çalışıp-çalışmamasına, babalarının ve annelerinin öğrenim durumuna, kardeş sayılarına ve ailelerinin aylık gelirine göre anlamlı bir fark göstermediği saptanmıştır.
Öz ve akran değerlendirmenin temel iletişim becerileri üzerindeki etkileri
Araştırmanın amacı, tıp fakültesi öğrencilerinde temel iletişim becerileri eğitimi programında kullanılan öz ve akran değerlendirme uygulamalarının öğrencilerin temel iletişim becerileri üzerine etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmada, hipotezleri test etmek için öntest?sontest kontrol gruplu deneme modeli kullanılmıştır. Araştırma, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2006-2007 öğretim yılı güz döneminde, temel iletişim becerileri dersini alan 79 Dönem I öğrencisi ile yürütülmüştür. Deney grubunda 40, kontrol grubunda 39 öğrenci araştırmada yer almıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencileri aynı temel iletişim becerileri eğitimine katılmışlardır. Her iki grupta da öntest, sontest uygulanmış ve İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubu öğrencileri denel işlem olarak öz ve akran değerlendirmelerini kullanmışlardır. Deney grubundaki öğrencilere, uygulama sürecine ilişkin geribildirimlerini almak için nitel sorulardan oluşan bir anket uygulanmıştır.Verilerin çözümlenmesinde, öz ve akran değerlendirmelerinin öğrencilerin temel iletişim becerilerine etkisini araştırmak için, deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin ön ve son ölçümlerdeki başarı puanları arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla tekrarlı ölçümler için iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Öz ve akran değerlendirmeleri arasındaki uyum, öz ve akran değerlendirmeleri ile temel iletişim becerileri başarısı arasındaki uyum pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizi ile incelenmiştir. Öz ve akran değerlendirmeleri arasındaki farkın çözümlenmesinde bağımlı gruplarda t test kullanılmıştır. Öğrencilerin İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği'nden aldıkları puanlar arası ilişkiler, tekrarlı ölçümler için iki yönlü varyans analizi ile incelenmiştir.Öğrencilerin temel iletişim becerilerini değerlendirmek amacı ile yapılan ön ve son ölçümlerden elde edilen sonuçlarda; hem deney hem de kontrol grubundaki öğrencilerin temel iletişim becerilerinde son ölçümlerden elde ettikleri başarı puanlarının ön ölçümdeki puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artmış olduğu saptanmıştır (F: 251,57; p<0,001). Öz ve akran değerlendirmelerini kullanan deney grubundaki öğrencilerin temel iletişim becerileri başarılarındaki artış, kontrol grubu öğrencilerinin başarılarındaki artıştan istatistiksel olarak daha anlamlı bulunmuştur (F: 14,49; p<0,001).Öz ve akran değerlendirme puanları arasında p=0,001 düzeyinde (r: 0,525) anlamlı ilişki olduğu, anlamlı farklılık bulunmadığı görülmüştür. Öz değerlendirme ile son ölçüm sonuçları arasında ve akran değerlendirme ile son ölçüm sonuçları arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır.Nitel sorulara verilen yanıtlar incelendiğinde öğrencilerin büyük çoğunluğunun öz ve akran değerlendirme uygulamalarına olumlu yaklaştıkları, yararlı buldukları, kendilerini ve birbirlerini anlama açısından katkısını vurguladıkları görülmüştür.Sonuç olarak, temel iletişim becerileri eğitiminde öz ve akran değerlendirme uygulamalarının kullanılmasının öğrencilerin temel iletişim becerilerindeki başarılarını artırdığı saptanmıştır.Anahtar sözcükler: özdeğerlendirme, akran değerlendirme, temel iletişim becerileri, grup dinamikleri, tıp eğitimi
Stresle başa çıkma yolları eğitim programının ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin stresle başa çıkma yöntemleri ve yaşam doyumu üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 6,7, ve 8. sınıf öğrencilerinin yaşadıkları strese bağlı sorunları açıklama ve giderebilmeye yönelik hazırlanan eğitim programının stresle başa çıkma yöntemleri ve yaşam doyumu üzerindeki etkisini incelemektir.Araştırmanın örneklemi, 2006-2007 Eğitim-Öğretim yılında İzmir İli Menderes İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Gölcükler Adnan Olcay İlköğretim okulunda okuyan 6.-7.-8. sınıfında öğrenim gören 13 kız, 17 erkek toplam 30 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırma kapsamında üç farklı veri aracı kullanılmıştır. Bunlar, geçerlik ve güvenirlik çalışması Aysan (1999) tarafından yapılan Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği, geçerlik ve güvenirlik çalışması Aysan (2002) tarafından yapılan Yaşam Doyumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Kişisel Bilgi Formu'dur.Verilerin analizinde, Ortalama, Standart Sapma ve Wilcoxon Testi kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir:1.Stresle başa çıkma becerileri açısından deney grubunun ön test ve son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık vardır; ancak aynı farklılığın kontrol grubunda da olduğu görülmektedir.2.Deney ve kontrol gruplarının yaşam doyumları arasında anlamlı düzeyde bir fark olduğu bulunmuştur.3.Problem Çözme Becerileri açısından deney grubunun ön test ve son test değerleri arasında anlamlı bir farklılık vardır; ancak aynı farklılığın kontrol grubunda da olduğu görülmektedir .4.Deney ve kontrol gruplarının sosyal destek arama sonuçları arasında anlamlı düzeyde bir fark olduğu bulunmuştur.5.Deney ve kontrol gruplarının kaçınma stratejileri sonuçları arasında anlamlı düzeyde bir fark olmadığı bulunmuştur .Anahtar Kelimeler: Stres, Stresle Başa Çıkma Yöntemleri, Yaşam Doyumu
İlköğretim okullarında bürokratikleşme ve okul kültürü
Bu araştırma, ilköğretim okulu öğretmenlerinin; okullardaki bürokratikleşme düzeyine, okullardaki bürokrasinin otorite hiyerarşisi, kurallar-düzenlemeler, nesnellik ve prosedürel özellikler boyutlarındaki bürokratikleşme düzeylerine ve okul kültürüne ilişkin algılarını saptayıp, bu algıların öğretmenlerin bazı kişisel özellikleri ile okulların sosyo-ekonomik düzeylerine göre farklılık gösterip göstermediği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma modeli olarak tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2007-2008 Eğitim Öğretim yılında İzmir Metropol dahilindeki ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Metropol sınırlarındaki 6 ilçe (Aliağa, Balçova, Çiğli, Gaziemir, Menemen ve Torbalı) ve ilçelerde yer alan 25 okulda çalışan 298 öğretmen ise bu araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. İlköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin bu okullardaki bürokratikleşme düzeyi ve bürokrasinin otorite hiyerarşisi, kurallar-düzenlemeler, nesnellik ve prosedürel özellikler boyutlarındaki bürokratikleşme düzeyine ilişkin algıları ile okul kültürüne ilişkin algıları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Müzakere (problem çözme) ve arabuluculuk eğitim programının ortaöğretim 9. sınıf öğrencilerinin çatışma çözme becerileri, öfke kontrolü ile özsaygı düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, ortaöğretim dokuzuncu sınıf öğrencilerine uygulanan müzakere (problem çözme) ve akran arabuluculuğu eğitimi programının öğrencilerin çatışma çözme becerileri, öfke kontrolü becerileri ve özsaygı düzeyleri üzerine etkisi incelenmiştir.Araştırma 2006-2007 eğitim ve öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki genel lisede yürütülmüştür. Deney grubunda 302; kontrol grubunda 180 öğrenci bulunmaktadır. Öntest, sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılan araştırmada, deney grubuna müzakere (problem çözme) ve arabuluculuk eğitim programı uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir eğitim verilmemiştir.Müzakere (problem çözme) ve akran arabuluculuğu eğitimi programı haftada iki saat olmak üzere 16 hafta boyunca uygulanmıştır. Eğitim programı kişiler arası çatışmaların doğasının anlaşılması, iletişim becerileri, öfke yönetim becerileri, kişiler arası çatışmalarda çözüm becerileri (müzakere becerileri, akran arabuluculuk becerileri)'nden oluşan dört bölümden oluşmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak; Akbalık (2001) tarafından geliştirilmiş ?Çatışma Çözme Ölçeği?; Özer (1992) tarafından uyarlanmış ?Durumluk-Sürekli Öfke İfadesi Envanteri?; Çuhadaroğlu (1986) tarafından uyarlaması yapılan ?Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği? kullanılmıştır. Daha sonra Müzakere ve Arabuluculuk Eğitim Programın etkisini ölçmek amacıyla ?Arabuluculuk Formu? kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunun çatışma çözüm becerileri, öfke kontrolü becerileri ve özsaygı düzeyleri arasında anlamlı fark olup olmadığını test etmek amacıyla ilişkisiz gruplar için t-testi ve ANCOVA kullanılmıştır. Ayrıca, deney ve kontrol gruplarına ait fark (kazanç) puanları karşılaştırılarak deneysel işlemin etkisi incelenmiştir. Ardından programın arabuluculuk sürecini uygulama ve akran çatışmalarını çözmedeki etkililiğinin test edilmesi amacıyla Arabuluculuk Formu ile kayıt altına alınan veriler frekans, yüzde, ortalama ve ki-kare hesaplama işlemleri ile test edilmiştir.Yapılan istatistiksel işlemler sonucunda elde edilen bulgulara göre müzakere (problem çözme) ve arabuluculuk eğitimi alan deney grubu öğrencilerinin çatışma çözüm becerilerinin almayanlara göre daha yapıcı olduğu saptanmıştır. Bu eğitimi alan öğrencilerin çatışmalarını arabuluculuk yöntemini kullanarak çözebildikleri, arabuluculuğun çatışmaları yapıcı çözmede etkili bir yöntem olduğu saptanmıştır. Eğitim alan öğrencilerin öfke kontrolü becerilerinin fark kazanç puanları ve öntest-sontest puanlarının karşılaştırılması sonucunda anlamlı bir fark bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerinin özsaygı düzeylerinin deney grubu öntest-sontest puanları karşılaştırıldığında artmış olduğu saptanmıştır.
Öfke denetimi eğitiminin lise son sınıf öğrencilerinin öfkeyle başa çıkmaları, yaşam doyumları ve depresyon düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada; öfke denetimi eğitiminin, lise son sınıf öğrencilerinin öfke denetim becerileri, depresyon düzeyleri ve yaşam doyumlarına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Manisa ili merkez ilçesinde bulunan Mehmet Akif Ersoy Lisesinde okuyan son sınıf öğrencilerinden 126 öğrenciye Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ,1994) , Beck Depresyon Envanteri (BDE, 1988), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ, 2002) uygulanmıştır. Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeğinin (SÖÖTÖ, 1994) alt ölçeklerinin aritmetik ortalamaları alınmıştır. Grup aritmetik ortalamasında yüksek puana sahip olan öğrencilerin, sürekli öfke düzeyi ve öfke ifade düzeyinin yüksek olduğu kabul edilerek bu öğrenciler içinden çalışmaya katılmak isteyen gönüllüler belirlenmiş ve birbirine yakın puan alan iki öğrenciden biri deney biri kontrol grubuna tesadüfi yöntemle seçilmiştir. Bu yöntemle 12'şer kişiden oluşan bir deney bir kontrol grubu oluşturulmuştur.Deney grubuna 8 hafta süreyle öfke denetimi eğitimi uygulanmıştır. Kontrol grubu üzerinde hiçbir işlem uygulanmamıştır. 8 haftalık eğitimin sonunda Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ, 1994), Beck Depresyon Envanteri (BDE, 1988), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ, 2002) tekrar uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ?Wilcoxon Testi? ile analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda, öfke denetimi eğitimin sonunda deney grubundaki öğrencilerin sürekli öfke, öfke içte, öfke dışta, öfke düzeylerinde anlamlı bir azalma olduğu, öfke kontrol ve yaşam doyumlarında anlamlı düzeyde artma olduğu gözlenmiştir. Ancak söz konusu eğitimin sonunda deney grubu öğrencilerinin depresyon düzeylerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Kontrol grubu öğrencilerinin öfke denetimleri, yaşam doyumları ve depresyon düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sonuç olarak, söz konusu programın, öğrencilerin öfke denetimleri ve yaşam doyumlarına olumlu etkisi olduğu söylenebilir.
İlköğretim ve ortaöğretim öğretmenlerinin, denetmenlerin iletişim becerilerine ilişkin algı ve beklentileri
Bu araştırma ile ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenleri denetlemek ile görevli ilköğretim denetmenleri ve ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenleri denetlemek ile görevli bakanlık denetmenlerinin denetim sürecindeki iletişim becerilerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ?Müfettişlerin İletişim Becerileri Ölçeği? kullanılmıştır. Anket beş dereceli Likert tipi bir ölçektir ve toplam 41 maddeden oluşmaktadır.Araştırmanın evrenini İzmir ili Konak ilçesi ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenler, örneklemini ise 17 ilköğretim okulundan 264 öğretmen ile 10 ortaöğretim okulundan 138 öğretmen olmak üzere toplam 402 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlerin denetim sürecinde denetmenlerin iletişim becerileri ile ilgili algıları ve beklentileri incelenmiştir. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama (O), standart sapma (SS), t testi, Tek Yönlü Varyans Çözümlemesi (F) ve Kruskal Wallis Testi (KW) kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir:1.İlköğretim ve ortaöğretim öğretmenlerinin denetmenlerin iletişim becerilerine ilişkin algıları orta düzeydedir.2.İlköğretim ve ortaöğretim öğretmenlerinin denetmenlerin iletişim becerilerine ilişkin beklentileri yüksek düzeydedir.3.Ölçek genelinde denetmenlerin iletişim becerilerine ilişkin öğretmenlerin cinsiyet, öğrenim durumları, kıdemlerine göre algılarında önemli fark yoktur.4.Ölçeğin sözel iletişim boyutunda erkek ve kadın öğretmenler arasında algı farkı vardır. Kadın öğretmenlerin algı değerleri daha düşüktür.5.Ölçek genelinde denetmenlerin iletişim becerilerine ilişkin ortaöğretim öğretmenleri ile ilköğretim öğretim öğretmenleri arasında algı farkı önemli bulunmuştur. Ortaöğretim öğretmenleri denetmenleri bu konuda daha yeterli görmektedir.6.Ölçek genelinde ve tüm boyutlarda öğretmenlerin cinsiyet, öğrenim durumları, kıdemleri ve görev yaptıkları okul düzeyleri açısından beklentileri benzerlik göstermektedir. Öğretmenlerin beklentileri kişisel özelliklerinin tümünde yüksek çıkmıştır.7.İlköğretim öğretmenlerinin algıları ile beklentileri arasında önemli fark vardır. Beklentileri daha yüksektir.8.Ortaöğretim öğretmenlerinin algıları ile beklentileri arasında önemli fark vardır. Beklenti değerleri daha yüksektir.
Başarılı ve başarısız 7. sınıf öğrencilerinin türkçe dersinde kullandıkları okuma stratejileri ve yaratıcılık düzeyleri.
Araştırmanın başlığı: Başarılı ve başarısız 7. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde kullandıkları okuma stratejileri ve yaratıcılık düzeyleri.Araştırmacı: Savaş YILMAZAraştırmanın amacı, başarılı ve başarısız 7. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde kullandıkları okuma stratejileri düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve yaratıcılık düzeyleri (akıcılık, esneklik, özgünlük) arasındaki ilişkiyi incelemektir.Araştırma İzmir ili Çeşme ilçe merkezinde bulunan Mehmet Akpınar İlköğretim Okulu ve Namık Kemal İlköğretim Okulu 7. sınıfta öğrenim gören 126 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir.Bu araştırmanın verileri, Açıkgöz ve Güngör'ün oluşturduğu Okuma Stratejileri Ölçeği ve Torrance Yaratıcı Düşünme Testi'nin (Sözel A Formu) 126 öğrenciye uygulanmasıyla toplanmıştır.Araştırmanın veri analizinde ortalama, standart sapma, t testi ve varyans analizi kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, başarılı ve başarısız öğrencilerin en az ve en çok kullandıkları okuma stratejileri ve okuma stratejileri düzeyleri ve yaratıcılık düzeyleri (akıcılık, esneklik, özgünlük) belirlenmiştir.Başarılı öğrencilerin okuduğunu anlama stratejileri düzeyleri ile başarısız öğrencilerin okuduğunu anlama stratejileri düzeyleri arasındaki farkın önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Başarılı öğrencilerin yaratıcılık düzeylerinin ortalamasının başarısız öğrencilerin yaratıcılık düzeyleri ortalamasından yüksek çıktığı halde başarılı ve başarısız öğrencilerin akıcılık, esneklik, özgünlük ve yaratıcılık düzeyleri arasında önemli fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Başarılı ve başarısız öğrenciler, Okuduğunu anlama, Öğrenme stratejileri, Yaratıcılık
Okumaya karşı olumlu ve olumsuz tutuma sahip 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde kullandıkları okuduğunu anlama stratejileri ve yaratıcılık düzeyleri
Bu araştırmanın amacı, okumaya karşı olumlu ve olumsuz tutuma sahip 6. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde kullandıkları okuduğunu anlama stratejileri arasındaki ve yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir.Betimsel bir model niteliğinde olan araştırmanın evrenini 177, örneklemini ise 137 ilköğretim 6. sınıf öğrencisi oluşturmuştur.Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen Öğrenci Tanıtım Formu, Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (Sözel A Formu), Kılıç ve Açıkgöz (2004) tarafından geliştirilen Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği ve Okuduğunu Anlama Stratejileri Ölçeği ile toplanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler SPSS programında çözümlenmiştir. Verilerin analizinde Ortalama, Standart Sapma, Varyans Analizi, Scheffé Testi kullanılmıştır.Bu araştırmada elde edilen bulgular, okumaya karşı olumlu tutuma sahip öğrencilerin okuduğunu anlama stratejilerini, okumaya karşı olumsuz tutuma ve orta düzeyde tutuma sahip öğrencilere göre daha sık kullandıklarını göstermiştir. Okumaya karşı tutum ile kullanılan okuduğunu anlama stratejileri arasında orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin yaratıcılıklarının akıcılıktan özgünlüğe doğru düşüş gösterdiği tespit edilmiştir. Ancak okumaya karşı tutumlarına göre öğrencilerin yaratıcılıkları arasında önemli bir farka rastlanmamıştır.Anahtar Kelimeler: Okumaya Yönelik Tutum, Okuduğunu anlama, Öğrenme Stratejileri, Yaratıcılık
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin durumluk sürekli kaygı düzeyleri ile sınav kaygısı düzeyleri ve ana - baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin durumluk sürekli kaygı düzeyleri ile sınav kaygısı düzeyleri ve ana baba tutumları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca, bazı değişkenlere bağlı olarak öğrencilerin durumluk kaygı, sürekli kaygı ve sınav kaygısı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemini, 2007 ? 2008 Eğitim ? Öğretim döneminde, İzmir ili Torbalı ilçesi Kazımpaşa ve Cumhuriyet İlköğretim Okullarında öğrenim gören 251 İlköğretim 8. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrencilerin 122'si kız, 129'u erkektir. Öğrencilerin kaygılarını değerlendirmek amacıyla öğrencilere, ?Durumluk / Sürekli Kaygı Envanteri?, öğrencilerin sınavlara yönelik olan tutumlarını değerlendirmek amacıyla öğrencilere ?Sınav Kaygısı Envanteri?, öğrencilerin anne ve babalarının tutumlarını nasıl algıladıklarını değerlendirmek amacıyla öğrencilere ?Ana Baba Tutumları Ölçeği? uygulanmıştır. Öğrencilerle ilgili bazı bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Veriler, SPSS 13 Windows paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde t testi, varyans analizi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon tekniği kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir:Öğrencilerin anne ? baba aylık gelirine, okulundan ve sınıfından memnun olup olmadığına, derslerdeki başarı düzeylerini değerlendirmesine, derslerle ilgili sorunlarda kimlerden yardım aldığına bağlı olarak durumluk kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmiştir.Öğrencilerin anne ? baba birliktelik durumuna, anne ? baba aylık gelirine, kaçıncı çocuk olduğuna, sınıfından memnun olup olmadığına, derslerdeki başarı düzeylerini değerlendirmesine bağlı olarak sürekli kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Öğrencilerin anne ? baba aylık gelirine, cinsiyetine, derslerle ilgili sorunlarda kimlerden yardım aldığına bağlı olarak sınav kaygısı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Öğrencilerin durumluk kaygı düzeyleri ile koruyucu / istekçi tutum ve otoriter tutum, sürekli kaygı düzeyleri ile koruyucu / istekçi tutum ve otoriter tutum, sınav kaygısı düzeyleri ile koruyucu / istekçi tutum ve otoriter tutum puan ortalamaları korelasyonu pozitif yönde ve anlamlı bulunmuştur. Öğrencilerin durumluk kaygı düzeyleri ile demokratik tutum ve sürekli kaygı düzeyleri ile demokratik tutum puan ortalamaları korelasyonu negatif yönde ve anlamlı bulunmuştur.İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin durumluk sürekli kaygı düzeyleri ile sınav kaygısı düzeyleri ve ana ? baba tutumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Durumluk ? Sürekli Kaygı, Sınav Kaygısı, Ana Baba Tutumları
?Müzakere (problem çözme) ve arabuluculuk? eğitim programının ortaöğretim 9. sınıf öğrencilerinin çatışma çözüm becerileri, atılganlık becerileri ile saldırganlık düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, 9. sınıf öğrencilerine kişiler arası ilişkilerde yaşadıkları çatışmaları yapıcı ve barışçıl yöntemlerle çözmelerini sağlayacak becerilerin kazandırılması amacıyla hazırlanan ?Müzakere (Problem Çözme) ve Arabuluculuk Eğitim? programının, öğrencilerin çatışma çözme becerileri, atılganlık becerileri ve saldırganlık düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır.Araştırmada ?Öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen? kullanılmasından dolayı evren-örneklem yerine çalışma grubu ile işlem yürütülmüştür. Çalışmanın gerçekleştirilebilmesi için, İzmir ilinde, genellikle şiddetin sıkça yaşandığı alt sosyo ekonomik çevrelerde bulunan iki farklı lisenin 9. sınıfında öğrenim gören 482 öğrenci çalışma grubu olarak seçilmiştir.Araştırmada veri toplamak amacıyla öğrencilerin, çatışma çözme eğilimlerini ölçmek için Akbalık (2001) tarafından geliştirilen ?Çatışma Çözme Eğilimi Ölçeği?, saldırganlık düzeylerini ölçmek için Can (2002) tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan ?Saldırganlık Ölçeği? ve atılganlık düzeylerini ölçmek için ise Rathus (1973) tarafından Amerika da geliştirilen ?Rathus Atılganlık Envanteri? kullanılmıştır.Deney grubuna haftada 2 saat olmak üzere 18 etkinlikten oluşan ?Müzakere (problem çözme) ve Arabuluculuk? eğitim programı 17 hafta süre ile uygulanmıştır. Bu süre içerisinde kontrol grubuna her hangi bir işlem yapılmamıştır. Deney grubuna uygulanan eğitim sonunda deney ve kontrol grubuna ?Çatışma Çözme Eğilimi Ölçeği?, ?Atılganlık Ölçeği? ve ?Saldırganlık Ölçeği? ikinci kez uygulanmıştır.Kullanılan ölçeklerden elde edilen verilerin analizi SPSS 11 for Windows Paket Programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ilişkisiz gruplar için t-testi analizi ve kovaryans analizi (ANCOVA) uygulanmıştır. Ayrıca deneysel işlemin etkisini test etmek amacıyla deney ve kontrol grubunun fark (kazanç) puanları hesaplanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar doğrultusunda hazırlanan ?Müzakere (Problem Çözme) ve Arabuluculuk Eğitimi? programı, genel olarak öğrencilerin anlamaya çalışma ve sosyal uyum becerilerinin gelişmesinde olumlu bir etki yaratmıştır. Programın kız ve erkek öğrenciler üzerindeki etkisi ayrı ayrı incelendiğinde ise kız öğrencilerin yaşadıkları çalışmalarda erkeklere oranla daha fazla yapıcı ve barışçıl yöntemleri kullanmalarını sağladığı saptanmıştır. ?Müzakere (Problem Çözme) ve Arabuluculuk Eğitimi? programının öğrencilerin saldırganlık düzeylerine etkisi incelendiğinde öğrencilerin saldırgan davranışlarının azaltılmasında etkili olmadığı görülmüştür. Son olarak uygulanan eğitim programının öğrencilerin atılganlık düzeylerine etkisine bakıldığında, eğitimi alan öğrencilerin almayanlara göre daha atılgan davranışlar sergilediği, programın özellikle kız öğrencilerin atılganlık becerilerinin artmasına olumlu yönde bir etkisinin olduğu saptanmıştır.
Öfke yönetimi eğitiminin ergenlerde öfke ile başa çıkma ve iletişim becerilerine etkisi
Bu arastırmanın amacı, öfke yönetimi egitiminin ergenlerin öfkeyle basaçıkma ve iletisim becerilerine etkisini incelemektir.Arastırmanın bagımlı degiskeni olan sürekli öfke, içe yönelik öfke, dısayönelik öfke ve öfke denetimi düzeylerini ölçmek için Spilelberger (1988) tarafındangelistirilen ve Özer (1994b) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Sürekli Öfke ve Öfkefade Tarzı Ölçegi kullanılmıstır. Arastırmanın diger bagımlı degiskeni olan iletisimbecerilerini ölçmek için Ersanlı ve Balcı (1998) tarafından gelistirilen letisimBecerileri Envanteri (1998) kullanılmıstır.Arastırmanın bagımsız degiskeni Öfke Yönetimi Egitimidir. Deney grubunaarastırmacı tarafından gelistirilen 12 haftalık , haftada bir kez, 90 dakika süren ÖfkeYönetimi Egitimi verilmistir. Plasebo grubuna, 12 haftalık, haftada bir kez, 90dakika süren etkilesim grubu formunda uygulama yapılmıstır. Kontrol grubuna isehiçbir uygulama yapılmamıstır.Arastırmada ön test- son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıstır.Deneysel islem öncesince ve sonrasında grupların ölçeklerden elde ettikleri puanlarınortalamaları belirlenmis, farklılıkların anlamlı olup olmadıgını belirlemek amacıylatekrarlanmıs ölçümler için varyans analizi (ANOVA) uygulanmıstır.Arastırmada, Öfke Yönetimi Egitimi sonrasında deney grubunun sürekli öfke,içe yönelik öfke, dısa yönelik öfke düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı düsüs,öfke denetimi düzeyi ve iletisim becerilerinde ise istatistiksel olarak anlamlı artıssaptanmıstır. Etkilesim grubu formunda uygulaması yapılan plasebo grubunun dauygulama sonrasında iletisim becerilerinin istatistiksel olarak anlamlı artıs oldugusaptanmıstır.
Kuantum öğrenme modelini kullanmanın öğrencilerin İngilizce okuduğunu anlama düzeyine, öğrenen özerkliğine ve yaratıcı okuma becerilerine etkisinin incelenmesi
Kuantum öğrenme modeline dayalı İngilizce öğretim uygulamalarının ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin İngilizce okuduğunu anlama düzeylerine, okuduğunu anlama özerkliği davranışlarına ve yaratıcı okuma becerilerinin gelişimine etkilerinin incelendiği bu araştırma nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte ele alındığı karma araştırma yöntemi benimsenerek gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön test- son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 7. sınıfta öğrenim gören 51 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veriler İngilizce okuduğunu anlama başarı testi, İngilizce okuduğunu anlama özerkliği ölçeği ve yaratıcı okuma becerisi öz değerlendirme ölçeği ile nitel veriler ise öğrenci günlükleri, öğrenciler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve araştırmacı günlükleri ile toplanmıştır. Araştırma sonunda; Kuantum öğrenme modelini temel alarak hazırlanan öğrenme etkinliklerinin deney grubundaki öğrencilerin İngilizce okuduğunu anlama başarıları düzeyleri, okuduğunu anlama özerkliği algı düzeyleri ve yaratıcı okuma becerileri üzerinde anlamlı farklılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Deney grubundaki öğrenciler Kuantum öğrenme modeline dayalı olarak tasarlanan etkinliklerin okuduğunu anlama özerkliği davranışlarını, İngilizce okuduğunu anlama ve yaratıcı okuma becerilerini artırdığını; derslerin daha eğlenceli olduğunu, İngilizceye karşı olumlu tutum geliştirmelerine katkı sağladığını, öğrenmenin daha kalıcı olduğunu ve derse dikkat ve odaklanmada artış olduğunu belirtmiştir.
6. sınıf İngilizce dersinde dinleme stratejileri öğretiminin öğrencilerin dinleme ve konuşma becerilerine etkisinin incelenmesi
Yabancı dil becerilerinin gelişiminde öğrencilere hız kazandıran dil öğrenme stratejilerinin farkında olmak ve bunları gerektiği yerlerde uygulamak yabancı dil gelişiminde önem arz etmektedir. Özellikle dinleme becerisinin gelişimi için dinleme stratejilerinin farkında olmak ve bu stratejileri uygun zamanlarda kullanmak öğrencilerin dinleme görevlerini başarılı bir şekilde tamamlamalarına yardımcı olur. Bu çalışmanın amacı, İngilizce dersinde 6. sınıf öğrencilerine dinleme stratejileri kullanımı öğretiminin öğrencilerin dinleme stratejileri bilişsel farkındalık, dinleğini anlama ve motivasyon düzeyleri ile İngilizce konuşma becerisine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, veri toplama araçları geliştirilmiş, dinleme stratejilerinin kullanımına yönelik öğretim yapılmış ve bu öğretimin etkililiğini incelemek amacıyla geliştirilen ölçme araçlarından yararlanılmıştır. Bu sebeple, çalışmada iç içe geçmiş karma desen kullanılmıştır. Dinleme stratejileri kullanımının öğretiminin yapılabilmesi için yarı deneysel desenden yararlanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunda yer alan deney grubunu 18, kontrol grubunu ise 14 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma 2021-2022 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Afyonkarahisar merkezde yer alan bir ortaokulda altı hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen dinleme stratejileri bilişsel farkındalık ölçeği, İngilizce dinlemeye yönelik motivasyon ölçeği, dinleme testi ve konuşma becerisi puanlama anahtarı; nitel veriler ise yarı yapılandırılmış öğrenci görüşmeleri, öğrenci günlükleri, araştırmacı notları ve güven/motivasyon baloncuğu ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, 6. sınıf İngilizce dersinde dinleme stratejileri kullanımının öğretimi öğrencilerin hem dinleme hem de konuşma becerilerindeki gelişimlerini artırmıştır. Öğrencilerin İngilizce dinlemeye yönelik bilişsel farkındalık seviyeleri artmıştır. Öğrenciler dinlemeye karşı motivasyon düzeylerinin arttığını belirtmişler ve yapılan dinleme etkinliklerinden memnun kaldıklarını söylemişlerdir. İngilizcede dinleme becerisinin gelişimi için öğrencilerin dinleme strateji kullanmaları teşvik edilmeli ve gerektiğinde stratejiler hatırlatılıp kullanımları gösterilmelidir.
Okul öncesi öğrencilerinin bilimin doğasına ilişkin algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğrencilerinin bilimin doğasına ilişkin algılarının kısa hikayeler aracılığıyla belirlenmesidir. Nitel araştırma yöntemine sahip bu tezde durum çalışması deseninden faydalanılmıştır. Araştırmanın verileri, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar İli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bir devlet okulu bünyesindeki anasınıfında eğitim alan 5 kız 5 erkek okul öncesi öğrencisinin görüşleri ile elde edilmiştir. Verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından görüşme formu hazırlanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu literatür desteğiyle hazırlanarak uzman görüşü alınmış ve pilot uygulama doğrultusunda son hali almıştır. Araştırma kapsamında okul öncesi öğrencileriyle bireysel görüşmeler yapılmış ve görüşmenin ses kayıtları alınarak notlar tutulmuştur. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak içerik analizi ile çözümlenmiştir. Gerçekleştirilen içerik analizi doğrultusunda tüm hikayeler için ortak olarak 'bilim insanı', 'icatlar', 'tablet/telefon', 'laboratuvarda', 'ilaçlar', 'aklından', 'düşünerek' ve 'deneyerek' ifadeleri kullanılmıştır. Benzer şekilde öğrencilerden 'bilmiyorum' cevaplarının da alındığı soruların olduğu görülmüştür. Bu bulgular ışığında okul öncesi öğrencilerin bilimin doğasına ilişkin algılarının oluşmaya başladığı ve bu algılarının geliştirilebilir olduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda da okul öncesi eğitimde fen etkinliklerine daha fazla yer verilmesi gerektiğinin önemli olduğu tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinin eğitsel yazılım ekran tasarımı seçiminde kişiliğin etkisi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin eğitsel yazılım arayüz tercihlerini ve bu tercihlerin öğrencilerin kişisel özelliklerine göre farklılaşma durumunu ortaya çıkarmak ve buradan hareketle öneriler getirmektir. Bilgisayar Destekli Öğrenme (BDÖ) uygulamaları, öğrenci gereksinimlerini ve bireysel ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Ayrıca, bireysel öğrenme olanağı sağlayan BDÖ'nün öğrenciye ortamı kendi gereksinimlerine göre düzenleme şansı vererek çok daha nitelikli bir süreç olacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda, eğitsel yazılım arayüzün değiştirilebilir/yönetilebilir olması yararlı olacaktır. Bu çalışmada, katılımcıların kendilerini rahat hissedecekleri kendilerini yansıtan arayüz tasarımlarını oluşturmaları sağlanmıştır.Araştırmanın evreni Çanakkale 18 Mart, Dokuz Eylül ve Ege Üniversitesi eğitim fakültesi öğrencileridir. Örneklem olarak, eğitim fakültelerinin 2007-2008 Bahar döneminde bilgisayar dersi almakta olan 545 üniversite öğrencisi seçilmiştir. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Arslan, Bacanlı ve İlhan (2005) tarafından geliştirilen Likert tipi ve beşli olarak derecelendirilen ?Sıfatlara Dayalı Kişilik Ölçeği? kullanılmıştır. Bu ölçek, kişiliği 5 boyut ve 40 sıfat olarak açıklamaya çalışmaktadır. Araştırma modeli olarak ?İlişkisel Tarama? modeli kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; aritmetik ortalama, standart sapma, kay-kare testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar aşağıda kısaca verilmiştir:a) Katılımcılar açık mavi, açık pembe ve pembe, beyaz gibi açık ve pastel renk tonlarını arka plan rengi olarak daha çok tercih etmişlerdir. Lacivert, koyu yeşil, gri gibi koyu ve soğuk renk tonlarını çok fazla tercih etmemişlerdir. Kahverenginin tonları olan açık kahverengi ve toprak rengi pastel renk değerleri olmalarına rağmen az tercih edilen diğer renk değerleridir.b) Katılımcılar yazı rengi olarak, siyah, mavi ve lacivert gibi soğuk renkler ve nötr renk değeri olan beyazı çok daha fazla tercih etmişlerdir.c) Katılımcıların en fazla tercih ettikleri arka plan yazı rengi birleşimleri; beyaz arka plan rengi üzerine siyah yazı rengi (%4), açık mavi zemin rengi üzerine siyah yazı rengi (%3) ve açık pembe arka plan rengi üzerine siyah yazı rengi (%3) gibi karşıtlık taşıyan renk birleşimleridir.ç) Katılımcılar, metni destekleyen görsel öğe olarak en çok resmi (%40,4) ve tabloyu (%31,5) tercih etmişlerdir. Grafik (%28,1) ise en az tercih edilen görsel öğe olmuştur.d) Cinsiyete göre arka plan renk seçimlerinin farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre, erkek öğrenciler kadınlara göre siyah (%10,4) ve mavi (%9,9) gibi soğuk renkleri arka plan rengi olarak çok daha fazla tercih etmektedirler. Kadın öğrenciler ise, arka plan rengi olarak açık ve sıcak renk tonları olan açık pembe (%16) ve pembeyi (%15,5), çok daha fazla tercih etmişlerdir.e) Cinsiyete göre yazı rengi seçimlerinin farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yazı rengi olarak soğuk ve koyu renkler tercih edilmiştir.f) Kadın katılımcılar metni destekleyen görsel öğe olarak resmi (%45,2) diğer görsel öğelere göre çok daha fazla tercih etmişlerdir. Erkek katılımcıların görsel öğe seçimlerinin dağılımı birbirine yakındır. Erkeklerin görsel öğe tercihleri tablo (%34,7), grafik (%33,2) ve resim (%32,2) olarak sıralanmaktadır.g) Katılımcıların yaşlarına göre eğitsel yazılım arayüz seçimlerinin farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.ğ) Katılımcıların ÖSS öğrenim alanına göre eğitsel yazılım arka plan renk seçimlerinin farklılaştığı (x2(6)=17,22, p<0,05), yazı rengi ve görsel öğe seçimlerinin ise farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.h) Katılımcıların öğrenim gördükleri bölüme göre eğitsel yazılım arka plan ve görsel öğe seçimlerinin farklılaştığı, yazı rengi seçimlerinin ise farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.ı) Katılımcıların kişilik özelliklerine göre eğitsel yazılım arayüz seçimlerinin farklılaşma durumunun sorgulanması sonucunda, dışa dönük/içe dönük (x2(12)=32,33, p<0,05) ve duygusal denge/dengesizlik (x2(12)=33,19, p<0,05) kişilik boyutlarında yazılım arayüz arka plan rengi seçimlerinin farklılaştığı bulunmuştur. Diğer kişilik boyutlarına göre arayüz tasarım öğelerinin (yazı rengi, görsel öğe) anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur.i) Farklı dışadönük/içe dönük kişilik düzeylerine göre arka plan rengi tercihlerinin farklılaştığı (x2(12)=32,33, p<0,05) sonucuna ulaşılmıştır. Buna sonuca göre, dışa dönüklük düzeyi yüksek katılımcılar sıcak arka plan renk değerlerini tercih ederlerken, içe dönük katılımcılar soğuk renk değerlerini tercih etmişlerdir.j) Farklı duygusal denge/dengesizlik kişilik tipi özelliği taşıyan katılımcıların farklı arka plan rengi tercihleri olduğu (x2(12)=33,19, p<0,05) sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal denge düzeyi yüksek olan katılımcıların eğitsel yazılım arayüz arka plan rengi olarak sıcak renk değerlerini tercih ettikleri görülmüştür. Buna göre, duygusal olarak duygusal denge düzeyi yüksek olan katılımcılar sıcak arka plan renkleri tercih ederlerken, duygusal denge düzeyi düşük olan katılımcılar ise soğuk arka plan renklerini tercih etmişlerdir.k) Araştırmada, eğitsel yazılım tasarım ve renk seçimlerinde kişilikleri ve tercihleri genelleyen yaklaşımların yanıltıcı olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi kurumlarına devam eden çocukların annelerinin riskli oyuna ilişkin algıları ile çocukların benlik kavramı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılan bu araştırma okul öncesi kurumuna devam eden çocukların annelerinin riskli oyuna ilişkin algıları ile çocukların benlik kavramları arasındaki ilişkiyi ve cinsiyet arasındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Bu yöntem ile belirlenen gönüllü 257 çocuk ve aynı çocukların anneleri araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada çocukların kendisi ve ailesinin demografik özellikleri ile bilgi edinmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen genel bilgi formu kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak annelerin riskli oyun hakkındaki algılarını değerlendirmek için "Erken Çocukluk Riskli Oyun Değerlendirme Aracı – Ebeveyn Formu" çocukların benlik kavramlarını değerlendirmek için "Benlik Kavramını Algılama Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler Spearman Sıra Korelasyon analizi kullanılarak oluşturulmuştur. Erken Çocukluk Riskli Oyun Değerlendirme Aracı- (EÇRODA)- Ebeveyn Formu ile Çocuğun Benlik Kavramını Algılaması Ölçme aracından elde edilen puanlar karşılaştırıldığında, Çocuğun Benlik Kavramını Algılaması ile Erken Çocukluk Riskli Oyun Değerlendirme Aracı alt faktörlerinden Gereğine İnanma arasında olumlu pozitif yönde bir ilişki, Kaygı Duyma arasında negatif yönlü bir ilişki belirlenmiştir. Riskli Davranışları Ayırt Etme, Destek Verme, Eş/Partner Desteği faktörleri arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kız çocuklarının benlik kavramı ile riskli oyun değerlendirme aracı Gereğine İnanma alt faktörü, Riskli Davranışları Ayırt Etme alt faktörü ve Kaygı Duyma alt faktörü arasında anlamlı bir ilişki var iken Destek Verme ve Eş Partner Desteği alt boyutları arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Erkek çocukların ise yalnızca benlik kavramı ile riskli oyun değerlendirme aracı Gereğine İnanma alt faktörü arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi kurum yöneticilerinin ve öğretmenlerinin sınıf dışı öğretim tekniklerinin uygulanmasına yönelik görüşleri
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi kurumlarında çalışan kurum yöneticilerinin ve öğretmenlerinin, çocukların eğitim süreçlerinde önemli bir yere sahip olan sınıf dışı öğretim tekniklerinin uygulanmasına yönelik görüşlerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ili, Keçiören ilçesinde 2020-2021 eğitim-öğretim yılında görev yapan 10 okul öncesi kurum yöneticisi ve 10 öğretmen ile görüşülmüştür. Bu araştırma nitel araştırma yönteminde temel nitel araştırma deseni ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örneklem tekniği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Toplanan veriler betimsel analize tabi tutularak kodlamalar yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin ve okul öncesi kurum yöneticilerinin sınıf dışı öğretim tekniklerini tanımlarken "okul dışı" kavramı üzerine yoğunlaştıkları, sınıf dışı öğretim tekniklerini uygulamaya yönelik yetersiz bilgiye sahip oldukları, planlarında çok fazla yer vermedikleri, sınıf dışı öğrenme ortamlarına yönelik görüşlerinin yetersiz olduğu ve sınıf dışı ortamları "okul dışı ortamlarla" sınırladıkları görülmüştür. Araştırma sonucunda bulgulardan hareketle önerilere yer verilmiştir.