Adnan Menderes University
Discipline

Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı

Adnan Menderes University

15

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

15 Theses
Master'sOpen AccessTR

Gernç kızlarda primer dismenore ve vücut kitle indeksi

Bu çalışma genç kızlarda primer dismenore ile vücut kitle indeksi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılan araştırmanın örneklemini, İstanbul Üniversitesine bağlı Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi ve Bakırköy Sağlık Yüksekokulu?nda okuyan 366 genç kız oluşturmuştur. Veriler, soru formu ve genç kızların boy ve kilolarının araştırmacı tarafından ölçülmesiyle toplanmış, WHO?nun belirlediği kriterlere vücut kitle indeksileri zayıf, normal ve şişman olarak gruplandırılarak primer dismenore ile ilişkisi incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodlar, ki kare, t testi, korelasyon ve odds ratio kullanılmıştır. Genç kızların büyük çoğunluğu 18?24 yaşları (%97) arasında olup menarş yaşı yaklaşık 13?dür. %77?sinin menstrual siklusları düzenli olan genç kızlar yaklaşık 27 günde bir 6 gün süren menstrual kanama yaşamaktadır. Genç kızların %88,5?i zaman zaman ya da her zaman dismenore yaşadığını belirtmiştir. Aile üyelerinin %68,2?sinde dismenore sorunu vardır. Primer dismenore kriterlerine göre irdelendiğinde, genç kızların %64,2?sinin primer dismenore yaşadığı saptanmıştır. Primer dismenoreye sahip genç kızların %48,1?inin ağrısı, adetten önceki 24 saat içinde başlamakta ve %53,6?sının adet başladıktan sonra 24 saat içinde sona ermektedir. Primer dismenoresi olan genç kızların ağrılarının VAS?a göre değerlendirildiğinde %63,5?nin adet sırasında hissettikleri ağrı orta şiddetlidir. Genç kızların kiloları yaklaşık 58 kg, boyları 162 cm olup vücut kitle indeksi ise yaklaşık 22 kg/m²?dir. Genç kızlarda primer dismenore ile vücut kitle indeksi arasındaki ilişkiye bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir bağıntı olmadığı saptanmıştır (p=0.121 ve x²=4.220). Genç kızların kilo ve boyları ile primer dismenore görülme sıklığı karşılaştırıldığında, primer dismenoresi olanların olmayanlara göre 1 cm?den daha uzun oldukları ve aralarındaki bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p=0.048). Genç kızlar vücut kitle indeksine göre, zayıf olanlar/olmayanlar, normal olanlar/olmayanlar ve şişman olanlar/olmayanlar olarak gruplandırılıp primer dismenore ile ilişkisine bakıldığında; zayıf olanların olmayanlara göre istatistiksel olarak daha fazla primer dismenore yaşadığı (p=0.028) saptanmıştır. Vücut kitle indeksinin 20?nin altında olması primer dismenore için bir risk faktörüdür. Buna göre irdelendiğinde vücut kitle indeksi 20 kg/m² altında olanların olmayanlara göre daha fazla oranda dismenore (p=0.010) ve primer dismenore (p=0.016) yaşadığı saptanmıştır. Hemşireler ve gençlere hizmet veren sağlık personeli dismenore/primer dismenorenin giderilmesinde farmakolojik ve nonfarmakolojik tedavi yöntemlerini bilmelidir. Ayrıca genç kızlar yeterli, dengeli beslenmenin ve uygun vücut kitle indeksine sahip olmanın, dismenore ile baş etmede önemi konusunda bilinçlendirilmelidir. Dismenore ve primer dismenore genç kızlarda yaygın bir sağlık sorunudur. Bu nedenle, ders kitaplarında ve medyada bu konu daha fazla yer almalıdır. Anahtar kelimeler; genç kızlar, primer dismenore, kilo, boy, vücut kitle indeksi.

BoyDismenoreGenç kızlar+4
Meryem Erdoğan
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte sigara kullanımı, gebelikte sigara kullanımına anksiyetenin ve mutluluğun etkisinin incelenmesi

Araştırmanın amacı gebelikte sigara kullanımı, sigara kullanan gebelerin özellikleri, gebelikte sigara kullanımını etkileyen faktörler ve sigara kullanımına anksiyetenin ve mutluluğun etkisinin incelenmesidir. Araştırma kesitsel-analitik olarak tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 187 gebe ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu, Beck Anksiyete Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, ki kare, lojistik regresyon analizi, Kolmogorov-Smirnov, Mann-Whitney U testi ve ROC analizi kullanılmıştır. Kadınların sigara kullanma oranı gebelik öncesi %32,1 ve gebelikte %13,9 olarak bulunmuştur. Sigara kullanan gebelerin %42,3 lise mezunu, %73,1'i ev hanımı idi. Sigarayı bırakan gebelere nedenleri sorulduğunda en fazla oranda (%77,8) bebeğe zararlı olacağından bıraktıklarını belirtmişlerdir. Bırakma konusunda da hemşire tavsiye ve desteği almadıkları bulunmuştur. Resmi nikahlı olmaması, gebelerin taşınma durumu yaşaması gebelikte sigara, içmeyi artırmaktadır. Gebelik öncesi sigara kullanma ve içilen sigara sayısı ile gebelikte sigara kullanımı arasında yapılan istatistiksel analizde gruplar arası fark olduğu bulunmuştur. Eşinin ya da başka birinin gebe ile aynı ortamda sigara içmesi de gebenin sigara içmesini arttırdığı belirlenmiştir. Gebelerin anksiyete ölçek puanları ile gebelikte sigara kullanımı arasında yapılan istatistiksel analizde gruplar arası farkın olmadığı, fakat mutluluk ölçek puanları ile gebelikte sigara kullanımı arasında gruplar arası farkın anlamlı olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak mutluluğun, eşinin veya başka birinin gebenin yanında sigara içmesinin, gebelik öncesi sigara içmesinin, içilen sigara miktarının gebelikte sigara kullanmayı etkilediği belirlenmiştir. Hem gebenin hem de eşinin ve çevresinin gebelikte sigarayı bırakma konusunda eğitime gereksinimleri olduğu düşünülmektedir. Ayrıca çalışmada hemşireler tarafından gebelerin sigarayı bırakma konusunda desteklenmediği görülmüştür. Bu konuda da sağlık profesyonellerinin farkındalıklarının arttırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Sigara içme, gebelik, mutluluk, anksiyete

AnksiyeteGebelikMutluluk+1
Duygu Sönmez
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum sonrası yorgunluğun annenin özbakım gücü ile ilişkisi

Amaç: Araştırmanın amacı kadınların doğum sonrası ikinci ayında görülen yorgunluk düzeyi ile öz-bakım gücü arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Yöntem: Araştırma analitik-kesitsel olarak gelişigüzel örnekleme yöntemi ile belirlenen 313 doğum sonrası kadın ile yapılmıştır. Araştırmanın verileri kadınların tanıtıcı, obstetrik, doğum ve doğum sonrası dönem özelliklerinin sorgulandığı kişisel bilgi formu, Yorgunluk İçin Görsel Benzerlik Skalası, Öz-bakım Gücü Ölçeği, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, varyans analizi, t-testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma kapsamındaki kadınların yaş ortalaması 25,36±3,67 (aralık: 18-35)'dir. Kadınların %52,1'i gelir düzeylerini düşük olarak algıladıklarını bildirmişlerdir. Kadınların %14,1'inin ilkokul mezunu olduğu saptanmıştır. Kadınların %87,5'inin çekirdek ailede yaşadığı, %77,3'lük kısmının çalışmamakta ve %31'inin de sağlık güvencesinin bulunmadığı görülmüştür. Kadınların YİGBS puanı ile düşük gelir düzeyi EDPS puanı arasında pozitif ilişki, ÖBGÖ puanı ile ev işlerinde ve bebek bakımında destek olan birinin yokluğu arasında negatif ilişki saptanmıştır. Sonuç: Bu araştırmada doğum sonrası yaşanılan yorgunluğun annenin öz-bakım gücünü olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu sonuçlar ile öz-bakım gücü arasındaki ilişki değerlendirilebilir, kadının yorgunluk ile baş etme yöntemleri geliştirmesine yardımcı olunabilir, doğum öncesi ve doğum sonrası bakım hizmetlerinin planlanması ve sunumunda kullanılması ile anne/bebek sağlığının gelişimine, korunmasına, desteklenmesine katkı sağlayabilir. Anahtar kelimeler: Doğum sonrası, yorgunluk, anne sağlığı, hemşirelik/ebelik bakımı, hemşire/ebe

AnnelerDoğumEbe hemşireler+6
Nagihan Aktaş
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerin doğum şekline ilişkin görüş ve tercihleri

Araştırma, gebelerin doğum şekline ilişkin görüş ve tercihlerini belirlemek amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Çalışma, Gaziantep'in Yavuzeli ilçesindeki TSM'de ilçe merkezine bakan iki aile hekiminin takip ettiği 105 gebede gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan soru formu ile gebelerin öz bildirimleriyle; resmi izinler, etik kurul onayı ve gönüllülerin sözlü-yazılı onamları alınarak toplanmıştır. Veriler Ki-Kare analizi ile değerlendirilmiştir. Tüm analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Yaş ortalaması 28.77±6.62 ve evlilik yaşı 20.96±4.04 olan gebelerin çoğu (%88.57) ev hanımı ve %60.95'i ilkokul ve altı eğitim görmüştür. Ortalama paritesi 2.90±1.67 olan gebelerin %92.38'si DÖB almıştır. Gebelerin %62.22'sinin son doğumu NSVD olup, %60.95'i doğum şekillerini bilmektedir. Gebelerin %72.38'i NSVD'yi tercih etmektedir. Gebelerin doğum şekli tercihini etkileyen en önemli kişi sağlık personeli, kendisi ve eşi ile aile ve aile yakınlarıdır. Evlilik yaşı, son doğum şekli, kadınların tercih etmeleri ve kesinlikle tercih etmemeleri gereken doğum şekline ilişkin görüşleri, çevredeki kadınların tercih ettiği doğum şekli ile doğumunu yaptırmayı düşündüğü kişi gebelerin doğum tercihini etkilemiştir (p<0.05). Araştırma sonucunda gebelerin NSVD konusunda olumlu görüşe sahip oldukları ve önemli bir bölümünün NSVD'yi tercih ettikleri, tercihlerini etkileyen en önemli kişinin kendilerinden çok sağlık personeli olduğu ve aynı zamanda bireysel, obstetrik ve çevresel faktörlerin tercihlerini etkilediği saptanmıştır. Bu nedenle gebeliğin erken döneminden itibaren başlatılarak sürekli olarak yapılacak DÖB ve doğuma hazırlık eğitimlerinde gebelerin doğum tercihleri ve bunları etkileyen bireysel, ailesel ve çevresel faktörlerin dikkate alınması ve gebelerin doğum tercihlerinde otonomilerini kullanmaları için desteklenmeleri önemli ve kaçırılmaması gereken bir fırsat olacaktır.

DoğumDüşünceGebelik+1
Emine Yüksel Yakut
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Tıbbi terminasyon kararı alınan gebelere roy adaptasyon modeli doğrultusunda geliştirilen destek programının etkinliği

Bu çalışma; maternal veya fetal nedenlerden dolayı tıbbi terminasyon kararı verilen gebelere tedavi süreci boyunca rutin hemşirelik bakımına ek olarak uygulanan Roy Adaptasyon Modeli doğrutusunda geliştirilen hemşirelik destek programının (TTDP) etkinliğini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Ön test-son test düzeni kullanılarak yapılan bu çalışma, prospektif, tek körlü, randomize kontrollü tipte deneysel bir çalışmadır. Çalışma bir Üniversite hastanesinde Kasım 2016-Nisan 2018 tarihleri arasında yürütüldü. Ön değerlendirme aşamasında tıbbi terminasyon kararı verilen tüm kadınlara Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI-2) dolduruldu. Çalışma kriterine uyan ve STAI-2'den toplam 42 puan ve altı alan 77 kadın örneklem grubuna dahil edildi. Deney grubuna, rutin hemşirelik bakımına ek Roy Adaptasyon Modeli'ne temellendirilmiş tıbbi terminasyon hemşirelik destek programı uygulandı. Kontrol grubuna ise rutin hemşirelik bakımı uygulandı. İlk ve son değerlendirme aşamasında; Hasta Tanıtım Formu, Durumluk Kaygı Ölçeği (STAI-1), Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÖ) ve Rol Fonksiyon Alanına Yönelik Adaptasyon Değerlendirme Formu (RFADF) kullanıldı. İzlem değerlendirmesinde Perinatal Yas Ölçeği (PYÖ) uygulandı. Deney grubunda TTDP sonrası, kontrol grubuna göre ilk ve son değerlendirme kaygı puanı farkı daha fazla saptansa da istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmedi. Kontrol grubuna göre, rutin hemşirelik bakımına ek olarak TTDP uygulanan deney grubunda SBÖ, RFADF ve fiziksel şikayetlerde olumlu yönde farklılık olduğu belirlendi. İzlem değerlendirmesinde ise kontrol grubunda PYÖ toplam puanı istatatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı fazla saptandı. Sonuç olarak, rutin hemşirelik bakımına ek olarak uygulanan Roy Adaptasyon Modeli'ne temellendirilmiş tıbbi teminasyon hemşirelik destek programı kadınların fizyolojik, benlik kavramı, rol fonksiyonu, karşılıklı bağlılık uyum alanına olumlu etkiler sağlayarak yas sürecini kolay atlatmasını sağladığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Gebeliğin tıbbi terminasyonu, Perinatal kayıp, Perinatal yas, Roy Adaptason Modeli, Kaygı

AnksiyeteDestek programlarıGebelik+3
Meltem Kaydırak
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul ilinde gebelikte fekal inkontinans sıklığı ve ilişkili faktörler

Bu çalışmanın amacı ülkemizde gebelik döneminde sağlık ekibi tarafından ihmal edilen bir konu olan fekal inkontinans sıklığının ve risk faktörlerinin belirlenmesi ile koruma/önleme, tedavi ve bakıma ilişkin veri tabanı oluşturmasına katkı sağlanmasıdır. İstanbul ilinde yaşayan gebeleri temsil edecek bir prevalans ve risk belirleme çalışmasıdır(n=1140). Çalışmada gebelik süresince dışkılama ve gaz problemleri nedeniyle duygusal/ psikososyal değişiklik ifade edenlerin %5,4 (n=62) olduğu görülmüştür. Gebelik süresince dışkılamaya engel olamama ya da kazara dışkılama varlığı ifade edenlerin %0,7'si (n=8) olduğu görülmüştür. Gebelik süresince dışkılama veya gaz problemleri nedeniyle sosyal hayatta sorun varlığı ifade edenlerin %11,1'i (n=127) olduğu görülmüştür. Wexner Kontinans Değerlendirme Skalası Toplam Puanı "5 puandan az" arasında bulunan %88,2 oranında (n=1005), "5 puan ve üzeri" aralığında olanlar ise %1,8 (n=135) oranında olduğu bulunmuştur. Çalışma sonucunda; daha önce doğum yapmış olma, sosyo ekonomik düzeyin düşük olması, önceki doğum hikayesinin normal vajinal doğum olması, müdahale hikayesi ve hemoroid veya anal fissür varlığının fekal (anal) inkontinans görülme olasılığını arttırdığı bulunmuştur. Çalışmamızda fekal inkontinans görülme sıklığını hemoroid /anal fissür varlığı 30,511 kat; gebelikte alınan kilonun 13kg'nin üzerinde olması 1,847 kat arttırırken; eğitim düzeyinin lise altında olmasının 0,464 kat ve üriner inkontinans problemi varlığının eşlik ettiği durumda 0,142 kat oranında azalttığı görülmektedir.

EnkoprezFekal inkontinansGebelik+4
Demet Avcı Alpar
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Gebelerde düşme riski ölçeğinin geliştirilmesi

Araştırma gebelerin düşme riskini belirlemek amacıyla Gebelerde Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği geliştirmek için planlandı. Araştırma, metadolojik bir çalışma olup, Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Gebe Polikliniği'nde gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Kasım 2016-Kasım 2017 tarihleri arasında polikliniğe başvuran bütün gebeler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü I. trimesterden 105, II. trimesterden 210, III. trimesterden 320 gebe (toplam 630) oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak; gebeyi tanımaya yönelik 10 sorudan oluşan Gebe Bilgi Formu ve çalışma sırasında geliştirilen Gebelerde Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği kullanıldı. Ölçek geliştirme sürecinde; önce 63 soruluk madde havuzu taslağı oluşturularak 10 uzman görüşüne sunuldu. Yapılan kapsam geçerlilik içerik analizi sonucu maddelerin ortalaması 0,95 geçerlilik iyi bulundu ve uzmanların önerileri doğrultusunda ölçek madde sayısı 42 ye düşürüldü. Bu taslağın 30 kişiye pilot çalışması uygulanarak ölçeğe son şekli verildi. Ölçeğin Cronbach alfa katsayısı 0,604 orta düzeyde güvenilir bulundu. Ölçekle ilgili CART ve QUEST algoritmasının gebelerin düşme durumlarını tahmin etmek için son derece başarılı bir model olduğu görüldü. Sonuç olarak gebelerin düşme riskini belirlemek amacıyla 42 maddeden oluşan Gebelerde düşme riski değerlendirme ölçeği geliştirildi ve ölçeğin gebelerin düşme risklerini belirlemede geçerli ve güvenilir bir araç olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Gebe, düĢme, risk, ölçek geliĢtirme, travma

Düşme kazalarıGebelikKazalar+4
Emine Koç
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Menopoz dönemindeki kadınların yaşadıkları deneyimlerin geçiş teorisine göre incelenmesi

Araştırma, kadınların menopoza geçiş deneyimlerini, bununla ilişkili duygu, düşünce ve davranışlarını geçiş teorisine göre derinlemesine görüşmeler ile ortaya koymak amacıyla fenomenolojik (olgu bilimi) niteliksel olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen Nisan - Temmuz 2014 tarihleri arasında İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran menopoz dönemindeki 13 kadın oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında; Birey Tanılama Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak; ortalama yarım saat süren yüz yüze derinlemesine görüşme tekniği kullanılmış ve görüşmeler ses kayıt cihazına kaydedilmiştir. Kayıtlar bilgisayar ortamında yazılı döküm haline getirilmiş, veriler kodlanıp temalara göre sınıflandırılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 'Geçiş Özellikleri' grubu içerisinde; farkındalık, paylaşma/bilgi arama, fiziksel değişim ve farklılık, psikolojik değişim ve farklılık, sosyal değişim ve farklılık olmak üzere beş ana tema; 'Geçiş Koşulları; kolaylaştıran, önleyen' grubu içerisinde etkileyen faktörler; 'Yanıt Şekilleri' grubu içerisinde sürece ilişkin ve sonuca ilişkin, 'Terapötik Hemşirelik' grubu içerisinde danışmanlık alma isteği ana teması elde edilmiştir.Araştırmada kadınların menopoza yönelik bilgi edinmek için doktora başvurdukları, çevreyle ve aileyle bu deneyimi paylaştıkları, internet/kitap gibi materyalleri kullandıkları, bu dönemde başlıca vazomotor semptomlar olmak üzere fiziksel, psikolojik ve sosyal değişim ve farklılıklar yaşadıkları saptanmıştır. Kadınlar için menopozun rahatlık, zorluk, yaşlılığa geçiş gibi anlamlar ifade ettiği saptanmıştır. Çalışmada kadınların aile üyelerine bakım verme ya da ailevi ve ekonomik sorunlar sebebiyle menopoza odaklanamadıkları, bu süreçte üzüntü, özgüven duyguları yaşadıkları ve başetme yöntemleri geliştirdikleri, dönem sonunda ise kabullenme ve olgunlaşma hissettikleri saptanmıştır.

Duygu Güleç
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gestasyonel diyabetli gebelerin öz-bakım gücünün ve sosyal desteklerinin değerlendirilmesi

Araştırma gestasyonel diyabetli gebelerin öz-bakım gücünü ve sosyal destek düzeylerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmış ve uygulanmıştır. Araştırma; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Ağustos 2012- Ocak 2013 tarihlerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'nda gestasyonel diyabet tanısı alıp yatan 71 gebe oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında, ilgili literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen "Gebe Tanıtım Formu" (Ek 1), "Öz-Bakım Gücü Ölçeği" (Ek 2) ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu" (Ek 3) kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Ortalama, Standart Sapma, Medyan, Frekans, Oran, Minimum, Maksimum), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Parametreler arası ilişkilerin değerlendirilmesinde de Spearman's Korelasyon Analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenmiştir. Değerlendirmede şu sonuçlar elde edilmiştir: Olguların Öz-bakım gücü ölçeği puanları 66 ile 140 puan arasında değişmekte olup, ortalama 127.74±10.81 puandır. Olguların Sosyal Destek toplam puanları 36 ile 84 puan arasında değişmekte olup, ortalama 66±15.32 puandır. Sosyal destek alt boyut puanları 4 ile 28 puan arasında değişmekte olup, ortalamaları aile desteği için 27.21±3.16, arkadaş desteği için 23.08±7.42, özel insan desteği için 15.7±10.64 olarak bulmuştur. Gebelerin yaş ortalamasının 31.38±5.13 olduğu saptanmıştır. Gebelerin %49.3'ünün ilköğretim mezunu, %66.2'sinin çalışmadığı, %88.7'sinin planlayarak gebe kaldığı, %95.8'inin kendi bakımını kendi sağlayabildiği, %40.8'inin gebeliğinde en çok eşi ve ailesinin yardım ettiği, %88.7'sinin daha önceki gebeliklerinde diyabet tanısı almadığı, şimdiki şekerleri değerlendirildiğinde % 64.8'inin şeker düzeylerinin regüle olduğu belirlenmiştir. Gebelerin eşlerinin eğitim durumlarına göre olguların sosyal destek ölçeği toplam puanı ve özel insan desteği puanları anlamlı derecede farklılık göstermekte, eğitim durumu arttıkça sosyal destek puanı da artmaktadır. Çalışma durumlarına göre gebelerin sosyal destek, arkadaş desteği ve özel insan desteği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu saptanmış (p<0.05), çalışan gebelerin puanları daha yüksek bulunmuştur. Eşlerin mesleklerine göre gebelerin sosyal destek ölçeği özel insan puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmış (p<0.05), diğer meslek grubunda olanların puanları daha yüksek bulunmuştur. Bakıma yardımcı kişilerin varlığında öz-bakım gücü ve aile desteği ölçeği skorları anlamlı derecede artmaktadır. Aile desteği artarken öz-bakım gücünün de arttığı pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı zayıf bir ilişki saptanmıştır. Gestasyonel diyabetli gebelerin günlük aktivitelerini ve kendi bakımlarını maksimum seviyede gerçekleştirebilmeleri açısından, hemşirelerin öz-bakım gücünün önemi konusunda bilgi sahibi olmaları ve gebelere öz-bakımın nasıl yapılacağı konusunda eğitim vermeleri gerekmektedir. Sağlık çalışanları gebelik dönemindeki kontrollerde sadece bebeğin durumunu değil annenin de ruhsal durumunu değerlendirmeli, anneyi etkileyen ve etkileyebilecek durumlarla nasıl başa çıkabileceklerini ve destek sistemlerini arttırmaya ve kaliteli olmasına yönelik çalışmalarda bulunmalıdırlar. Anahtar Kelimeler: Gestasyonel diyabet; öz-bakım gücü; sosyal destek.

Ayla Avcı Atasever
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Riskli gebelerde gebeliğe uyumun ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Riskli gebelerde gebeliğe uyum ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi postpartum dönemde gebelikte karşılaşılacak problemlerin giderilmesinde ve önlenmesinde yol gösterilecektir. Bu tanımlayıcı ve kesitsel araştırma, riskli gebelerin gebeliğe uyumunu ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni; İzmir Kamu Hastaneler Birliği Güney Sekreterliği Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doğum Servisi'nde ve İzmir Kamu Hastaneler Birliği Kuzey Sekreterliği Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Perinatoloji Servisi'nde tedavi gören riskli gebelerden oluşmaktadır (N: 2235) Araştırmanın örneklemi; belirtilen hastanelerdeki bir önceki yıla ait riskli gebe sayısı göze alınarak Evreni Bilinen Örneklem Formülü ile belirlenen 479 riskli gebeden oluşmuşturAraştırma verileri; Mart 2014- Mart 2015 tarihlerinde toplanmıştır. Araştırma kapsamına, izinli hastanelerde riskli gebelik tanısı ile tedavi gören ve herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan, Türkçe konuşan, araştırmaya katılmaya gönüllü gebeler alınmıştır. Veri toplama aracı olarak; Gebe Tanılama Formu, Prenatal Kendini Değerlendirme Formu (PKDÖ) ve Prenatal Bağlanma Envanteri (PBE) kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi, bilgisayarda Statistical Package for Social Science (SPSS) 16.0 paket programında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak verilerin analizinde; sayı, yüzde, Student t test, Varyans analizi, Mann Whitney U analizi, Kruskal Wallis Varyans analizi ve Korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, riskli gebelerde, gebenin tedavi gördüğü hastane, yaşı, eğitim durumu, çalışma durumu, medeni durumu, eşin eğitim durumu ve çalışma durumu, medeni durumu, evlilik yılı, sosyal güvence varlığı, aile tipi, gelir durumu, gebelerin eşlerinin eğitim durumu, eşlerin çalışma durumu, eşlerin gebeliğe karşı tutumu, gebelik sayısı, doğum sayısı, gebeliğin planlı olması, gebelik haftası, önceki gebelik problemi, kronik hastalığının olup olmaması ve prenatal bağlanma ile PKDÖ ve alt ölçekleri puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Araştırmada PKDÖ ve PBE arasında yapılan korelasyon analizinde; iki ölçek arasında negatif yönde düşük bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=- 0,457, p<0.05). Bu bulguya göre, PKDÖ puanı azaldıkça PBE puanı artmaktadır. Buna göre, gebeliğe uyum arttıkça, bağlanma da artmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda; riskli gebelerde gebeliğe uyumu birçok faktörün etkilendiği bulunmuştur. Hemşireler, riskli gebelerde gebeliğe uyumu arttırarak, gebelik ve doğum sonrasında oluşan problemlerin azalmasını sağlayabilirler. Anahtar kelimeler; Gebeliğe uyum, Bağlanma, Prenatal kendini değerlendirme

Fatma Pehlivanoğlu
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte sigara kullanımı, gebelikte sigara kullanımına anksiyetenin ve mutluluğun etkisinin incelenmesi

Araştırmanın amacı gebelikte sigara kullanımı, sigara kullanan gebelerin özellikleri, gebelikte sigara kullanımını etkileyen faktörler ve sigara kullanımına anksiyetenin ve mutluluğun etkisinin incelenmesidir. Araştırma kesitsel-analitik olarak tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 187 gebe ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu, Beck Anksiyete Ölçeği ve Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, ki kare, lojistik regresyon analizi, Kolmogorov-Smirnov, Mann-Whitney U testi ve ROC analizi kullanılmıştır. Kadınların sigara kullanma oranı gebelik öncesi %32,1 ve gebelikte %13,9 olarak bulunmuştur. Sigara kullanan gebelerin %42,3 lise mezunu, %73,1'i ev hanımı idi. Sigarayı bırakan gebelere nedenleri sorulduğunda en fazla oranda (%77,8) bebeğe zararlı olacağından bıraktıklarını belirtmişlerdir. Bırakma konusunda da hemşire tavsiye ve desteği almadıkları bulunmuştur. Resmi nikahlı olmaması, gebelerin taşınma durumu yaşaması gebelikte sigara, içmeyi artırmaktadır. Gebelik öncesi sigara kullanma ve içilen sigara sayısı ile gebelikte sigara kullanımı arasında yapılan istatistiksel analizde gruplar arası fark olduğu bulunmuştur. Eşinin ya da başka birinin gebe ile aynı ortamda sigara içmesi de gebenin sigara içmesini arttırdığı belirlenmiştir. Gebelerin anksiyete ölçek puanları ile gebelikte sigara kullanımı arasında yapılan istatistiksel analizde gruplar arası farkın olmadığı, fakat mutluluk ölçek puanları ile gebelikte sigara kullanımı arasında gruplar arası farkın anlamlı olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak mutluluğun, eşinin veya başka birinin gebenin yanında sigara içmesinin, gebelik öncesi sigara içmesinin, içilen sigara miktarının gebelikte sigara kullanmayı etkilediği belirlenmiştir. Hem gebenin hem de eşinin ve çevresinin gebelikte sigarayı bırakma konusunda eğitime gereksinimleri olduğu düşünülmektedir. Ayrıca çalışmada hemşireler tarafından gebelerin sigarayı bırakma konusunda desteklenmediği görülmüştür. Bu konuda da sağlık profesyonellerinin farkındalıklarının arttırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Sigara içme, gebelik, mutluluk, anksiyete

AnksiyeteGebelikMutluluk+1
Duygu Sönmez
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerin doğum şekline ilişkin görüş ve tercihleri

Araştırma, gebelerin doğum şekline ilişkin görüş ve tercihlerini belirlemek amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Çalışma, Gaziantep'in Yavuzeli ilçesindeki TSM'de ilçe merkezine bakan iki aile hekiminin takip ettiği 105 gebede gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan soru formu ile gebelerin öz bildirimleriyle; resmi izinler, etik kurul onayı ve gönüllülerin sözlü-yazılı onamları alınarak toplanmıştır. Veriler Ki-Kare analizi ile değerlendirilmiştir. Tüm analizlerde 0.05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Yaş ortalaması 28.77±6.62 ve evlilik yaşı 20.96±4.04 olan gebelerin çoğu (%88.57) ev hanımı ve %60.95'i ilkokul ve altı eğitim görmüştür. Ortalama paritesi 2.90±1.67 olan gebelerin %92.38'si DÖB almıştır. Gebelerin %62.22'sinin son doğumu NSVD olup, %60.95'i doğum şekillerini bilmektedir. Gebelerin %72.38'i NSVD'yi tercih etmektedir. Gebelerin doğum şekli tercihini etkileyen en önemli kişi sağlık personeli, kendisi ve eşi ile aile ve aile yakınlarıdır. Evlilik yaşı, son doğum şekli, kadınların tercih etmeleri ve kesinlikle tercih etmemeleri gereken doğum şekline ilişkin görüşleri, çevredeki kadınların tercih ettiği doğum şekli ile doğumunu yaptırmayı düşündüğü kişi gebelerin doğum tercihini etkilemiştir (p<0.05). Araştırma sonucunda gebelerin NSVD konusunda olumlu görüşe sahip oldukları ve önemli bir bölümünün NSVD'yi tercih ettikleri, tercihlerini etkileyen en önemli kişinin kendilerinden çok sağlık personeli olduğu ve aynı zamanda bireysel, obstetrik ve çevresel faktörlerin tercihlerini etkilediği saptanmıştır. Bu nedenle gebeliğin erken döneminden itibaren başlatılarak sürekli olarak yapılacak DÖB ve doğuma hazırlık eğitimlerinde gebelerin doğum tercihleri ve bunları etkileyen bireysel, ailesel ve çevresel faktörlerin dikkate alınması ve gebelerin doğum tercihlerinde otonomilerini kullanmaları için desteklenmeleri önemli ve kaçırılmaması gereken bir fırsat olacaktır.

DoğumDüşünceGebelik+1
Emine Yüksel Yakut
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum sonrası yorgunluğun annenin özbakım gücü ile ilişkisi

Amaç: Araştırmanın amacı kadınların doğum sonrası ikinci ayında görülen yorgunluk düzeyi ile öz-bakım gücü arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Yöntem: Araştırma analitik-kesitsel olarak gelişigüzel örnekleme yöntemi ile belirlenen 313 doğum sonrası kadın ile yapılmıştır. Araştırmanın verileri kadınların tanıtıcı, obstetrik, doğum ve doğum sonrası dönem özelliklerinin sorgulandığı kişisel bilgi formu, Yorgunluk İçin Görsel Benzerlik Skalası, Öz-bakım Gücü Ölçeği, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, varyans analizi, t-testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, korelasyon ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma kapsamındaki kadınların yaş ortalaması 25,36±3,67 (aralık: 18-35)'dir. Kadınların %52,1'i gelir düzeylerini düşük olarak algıladıklarını bildirmişlerdir. Kadınların %14,1'inin ilkokul mezunu olduğu saptanmıştır. Kadınların %87,5'inin çekirdek ailede yaşadığı, %77,3'lük kısmının çalışmamakta ve %31'inin de sağlık güvencesinin bulunmadığı görülmüştür. Kadınların YİGBS puanı ile düşük gelir düzeyi EDPS puanı arasında pozitif ilişki, ÖBGÖ puanı ile ev işlerinde ve bebek bakımında destek olan birinin yokluğu arasında negatif ilişki saptanmıştır. Sonuç: Bu araştırmada doğum sonrası yaşanılan yorgunluğun annenin öz-bakım gücünü olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bu sonuçlar ile öz-bakım gücü arasındaki ilişki değerlendirilebilir, kadının yorgunluk ile baş etme yöntemleri geliştirmesine yardımcı olunabilir, doğum öncesi ve doğum sonrası bakım hizmetlerinin planlanması ve sunumunda kullanılması ile anne/bebek sağlığının gelişimine, korunmasına, desteklenmesine katkı sağlayabilir. Anahtar kelimeler: Doğum sonrası, yorgunluk, anne sağlığı, hemşirelik/ebelik bakımı, hemşire/ebe

AnnelerDoğumEbe hemşireler+6
Nagihan Aktaş
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gernç kızlarda primer dismenore ve vücut kitle indeksi

Bu çalışma genç kızlarda primer dismenore ile vücut kitle indeksi arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılan araştırmanın örneklemini, İstanbul Üniversitesine bağlı Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi ve Bakırköy Sağlık Yüksekokulu?nda okuyan 366 genç kız oluşturmuştur. Veriler, soru formu ve genç kızların boy ve kilolarının araştırmacı tarafından ölçülmesiyle toplanmış, WHO?nun belirlediği kriterlere vücut kitle indeksileri zayıf, normal ve şişman olarak gruplandırılarak primer dismenore ile ilişkisi incelenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodlar, ki kare, t testi, korelasyon ve odds ratio kullanılmıştır. Genç kızların büyük çoğunluğu 18?24 yaşları (%97) arasında olup menarş yaşı yaklaşık 13?dür. %77?sinin menstrual siklusları düzenli olan genç kızlar yaklaşık 27 günde bir 6 gün süren menstrual kanama yaşamaktadır. Genç kızların %88,5?i zaman zaman ya da her zaman dismenore yaşadığını belirtmiştir. Aile üyelerinin %68,2?sinde dismenore sorunu vardır. Primer dismenore kriterlerine göre irdelendiğinde, genç kızların %64,2?sinin primer dismenore yaşadığı saptanmıştır. Primer dismenoreye sahip genç kızların %48,1?inin ağrısı, adetten önceki 24 saat içinde başlamakta ve %53,6?sının adet başladıktan sonra 24 saat içinde sona ermektedir. Primer dismenoresi olan genç kızların ağrılarının VAS?a göre değerlendirildiğinde %63,5?nin adet sırasında hissettikleri ağrı orta şiddetlidir. Genç kızların kiloları yaklaşık 58 kg, boyları 162 cm olup vücut kitle indeksi ise yaklaşık 22 kg/m²?dir. Genç kızlarda primer dismenore ile vücut kitle indeksi arasındaki ilişkiye bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir bağıntı olmadığı saptanmıştır (p=0.121 ve x²=4.220). Genç kızların kilo ve boyları ile primer dismenore görülme sıklığı karşılaştırıldığında, primer dismenoresi olanların olmayanlara göre 1 cm?den daha uzun oldukları ve aralarındaki bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p=0.048). Genç kızlar vücut kitle indeksine göre, zayıf olanlar/olmayanlar, normal olanlar/olmayanlar ve şişman olanlar/olmayanlar olarak gruplandırılıp primer dismenore ile ilişkisine bakıldığında; zayıf olanların olmayanlara göre istatistiksel olarak daha fazla primer dismenore yaşadığı (p=0.028) saptanmıştır. Vücut kitle indeksinin 20?nin altında olması primer dismenore için bir risk faktörüdür. Buna göre irdelendiğinde vücut kitle indeksi 20 kg/m² altında olanların olmayanlara göre daha fazla oranda dismenore (p=0.010) ve primer dismenore (p=0.016) yaşadığı saptanmıştır. Hemşireler ve gençlere hizmet veren sağlık personeli dismenore/primer dismenorenin giderilmesinde farmakolojik ve nonfarmakolojik tedavi yöntemlerini bilmelidir. Ayrıca genç kızlar yeterli, dengeli beslenmenin ve uygun vücut kitle indeksine sahip olmanın, dismenore ile baş etmede önemi konusunda bilinçlendirilmelidir. Dismenore ve primer dismenore genç kızlarda yaygın bir sağlık sorunudur. Bu nedenle, ders kitaplarında ve medyada bu konu daha fazla yer almalıdır. Anahtar kelimeler; genç kızlar, primer dismenore, kilo, boy, vücut kitle indeksi.

BoyDismenoreGenç kızlar+4
Meryem Erdoğan
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Menopozal semptomlar ile cinsel yaşam arasındaki ilişkiler

Araştırma, menopozal semptomlarla cinsel yaşam arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Menopoz Ünitesi'nde yapılmıştır. Örneklem 249 kadından oluşmuştur.Veriler araştırmacı tarafından literatüre göre oluşturulan soru formu, MSDÖ ve KCFSİ ile 18.02.2008?28.03.2008 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma için resmi izinler, etik onay ve katılımcılardan sözlü ve yazılı onam alınmıştır.Veriler betimsel istatistik yöntemleri, güvenirlik analizi, Kolmogorov-Smirnov testi, Pearson korelasyon analizi, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testi ile değerlendirilmiştir.Yaş ortalaması 52.30±6.06 olan kadınların %72.3'ü ilkokul mezunu ve %67.9'u ev hanımıdır. Menopoz yaşı ortalaması 45.34±4.87'dir. Kadınların %18.9'u HRT almıştır.Kadınların yarıya yakını menopozal ( =22.58±6.31) ve ürogenital semptomları ( =5.86±2.36), üç kadından biri somatik ( =8.55±2.77) ve psikolojik semptomları ( =8.16±3.04) şiddetli olarak yaşamaktadır. En çok sıcak basması/terleme (%53.4), en az (%34.5) endişe/kaygı yaşanmaktadır.Kadınların %77.1'inin cinsel yaşamı olumsuz etkilenmiş, %76.3'ünün eşine karşı cinsel isteği, %79.1'inin cinsel ilişki sıklığı azalmıştır. Kadınların yarıdan fazlası cinsel doyum ( =6.90±3.19) ve cinsel ilişkide rahatsızlık ( =6.32±3.15), yaklaşık yarısı da cinsel ilişki sıklığı/libido ( =8.06±2.94) ve genel cinsel sorunlar ( =21.29±7.98) yaşamaktadırlar. En fazla cinsel ilişkide rahatsızlık (%69.5) ve vajinal kuruluk (%68.7) saptanmıştır. Sadece %4.4'ü cinsel problemleri için sağlık kuruluşuna başvurmuş, %13.3'ü ilaç dışı ürünler kullanmışlardır.MSDÖ ve MSDÖ'nün somatik şikayetler alt ölçeği ile cinsel ilişkide rahatsızlık, ürogenital şikayetler ile KCFSİ ve cinsel ilişkide rahatsızlık alt ölçeği arasında önemli ilişkiler bulunmuştur (p<0.05)Yaşın artması, menopoza girmeden önceki cinsel yaşamın doyuruculuğu ve menopoz sonrası cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesi cinsel fonksiyon puanlarını düşürmektedir (p<0.05).Anahtar kelimeler: Menopoz, menopozal semptomlar, cinsel yaşam, kadın

Cinsel ilişkiMenopoz
Meral Atik Nalbant
Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2009
00