Adnan Menderes University
Discipline

Chemistry

Adnan Menderes University

1,890

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Boranların karboksilik asit türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada boranların karboksilik asit türevleri olan yeni borinat bileşikleri sentezlenip karakterize edilmiştir. Borinat bileşikleri, 2-aminoetil difenilborinatın çeşitli donör atom içeren karboksilik asit türevleriyle reaksiyonu sonucu sentezlenmiştir. Karboksilik asit türevleri olarak 2,3- piridinkarboksilik asit, 2,5- piridinkarboksilik asit, 2-piridinkarboksilik asit, 2-furankarboksilik asit ve 2-tiyofenkarboksilik asit seçilmiştir.Çalışmada ikinci kısım olarak aminoboriliminyum tuzları için ara bir basamak olan Dibrommetanbis(Dipirolidino)Boran bileşiği sentezlenip karakterize edilmiştir. Bu bileşik, Dibrommetandimetoksiboran ve trimetilsililpirolidin bileşiklerinin reaksiyonu sonucu sentezlenmiştir.Çalışmanın son kısmında yeni heterosiklik diboran bileşikleri sentezlenip karakterize edilmiştir. Heterosiklik diboran bileşikleri, N,N'-2,6-dimetilfeniletilendiaminin ve N,N'-bis(2,4-dimetilfenil)-1,2-etandiimin bileşiklerinin çeşitli aminodiboran(4) bileşikleri ile reaksiyonuyla sentezlenmiştir. Elde edilen bileşiklerin oksijen ve neme karşı çok hassas olmalarından dolayı tüm deneysel çalışmalar kuru argon atmosferi altında schlenk tekniği kullanılarak yapılmıştır. Bu yeni bileşikler 1H, 13C ve 11B Nükleer Manyetik Rezonans Spektroskopisi (NMR) ile karakterize edilmiştir. Ayrıca Difenil [(2-piridil)-karboniloksi-O, N] boran, 2,3-Bis( Dimetilamino)-1,4- 2,6-Dimetilfenil-1,4,2,3-Diazadiboriran, 1,1',4,4'-tetrakis(2,6-dimetilfenil)-bis[1,1',4,4',2,3] diazadiborinan ve 2,3-bis(dimetilamino)-1,4-bis(2,4-dimetilfenil)-1,4,2,3 diazadiborinen bileşiklerinin kristal yapıları X-ışınları kırınımı yöntemiyle tayin edilmiştir.

Sultan Uyanık
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni skuar esteramid maddeleri

Bu çalışmada, kenetlenme bileşeni olarak anilinin kullanıldığı amino azo boyarmaddesi (4-[(E)-1,3-benzotiyazol-2-ildiazenil]anilin) sentezlenip, bu amino azo boyarmadde ve dietil skuarat arasındaki amitleşme tepkimesiyle de yeni azo grubu içeren esteramid (bileşik II) sentezlenmiştir. Ayrıca literatürde verileri eksik olan amitleşme tepkimesiyle N- izopropil amino grubu taşıyan bir esteramid (bileşik I) sentezlenmiştir.Bileşiklerin kimyasal yapıları spektroskopik yöntemler ile ( FT-IR, 1H-NMR) belirlendi ve bileşiklerin görünür bölge absorpsiyon spektrumları üzerine çözücü etkisi incelendi.Anahtar sözcükler: Azo boyarmadde, dietilskuarat, diazolama, spekroskopi

Gözde Bodur
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ve çevresindeki jeotermal sulardaki bazı elementlerin ve iyonların Icp-Oes ve Ic ile analizi

Yer kabuğu bol ve çeşitli enerji kaynaklarına sahiptir. Jeotermal enerji yerden gelen ısı anlamında kullanılmaktadır. Tükenmeyen, yenilenebilen ve çevre kirliliğine neden olmayan bir enerji kaynağı olan jeotermal enerjinin daha yaygın kullanım alanları araştırılmaktadır. Jeotermal enerji, elektrik üretiminde, konutların ısıtılmasında, ziraat alanında kullanılmaktadır. Bununla birlikte sağlıklı yaşama olumlu katkılarda bulunduğu için de, son zamanlarda yapılan araştırmalar bu yönde yoğunlaşmaktadır. Dünyada jeotermal ısı ve kaplıca uygulamalarında ilk 5 ülke arasında bulunan ülkemiz, Alp-Himalaya tektonik kuşağı üzerinde yer almakta ve kaynak zenginliği açısından ise dünyada ilk 7 ülke arasında bulunmaktadır. Türkiye'de 40oC'nin üzerinde jeotermal akışkan içeren 140 adet jeotermal saha ve bu sahalarda 1300 dolayında termal kaynak tespit edilmiştir.Aydın İli'nde mevcut kaynaklar, jeotermal enerji uygulamaları için önemli kaynaklar olarak görülmektedir. Aydın, ülkemizde jeotermal enerji potansiyeli bakımından zengin bir ilimizdir. İl sınırları içerisinde ve çevresinde pek çok kaplıca bulunmaktadır.Bu çalışmada, Aydın'ın sahip olduğu jeotermal enerji potansiyeli vurgulanmış ve bu bölgede bulunan kaplıca sularının analizi yapılmıştır. Elde edilen sıcaklık değerleri, çevre illerin kaplıcalarındaki ortalama verilere göre daha yüksek bulunmuştur. Bundan dolayı, Aydın kaplıcalarının hem kaplıca turizmine, hem de ısıtma amaçlı kullanıma uygun olduğu söylenebilir. Bu çalışmada sıcak sularda bulunan çeşitli eser elementler(Cd, Cr, Ni, Pb, Ba, Cu, Zn, Al vb.) anyonların (F, Cl, Br, I, NO3, NO2, SO4, PO4) ve katyonların ( Na, K, Ca, Mg, NH4, Mn, Fe) analizi yapılmıştır.Analizleri yapılan kaplıca sularındaki ağır metal düzeylerinin halk sağlığını tehdit edecek sınırların altında olduğu belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Kaplıca, Aydın, Su analizi, Mineral madde analizi, ICP-OES

AydınKaplıcalarMineral maddeler+1
Nergiz Susen Yılmaz
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek fruktozlu şurup üretimi için Concanavalin A bağlı süper makro gözenekli kriyojellere inulinaz immobilizasyonu

Bu çalışmada Aspergillus niger inulinaz enziminin immobilizasyonu için Concanavalin A (Con A) bağlı poli(etilen glikol dimetakrilat) [poli(EGDMA)] kriyojelleri kullanılmıştır. Bu amaçla, monolitik kriyojel kolon, monomer olarak EGDMA ve çapraz bağlayıcı olarak N-N'-metilen bisakrilamidin radikalik kriyokopolimerizasyonu ile hazırlanmıştır. Daha sonra Con A, glutaraldehit aktivasyonuyla poli(EGDMA) kriyojeline kovalent olarak bağlanmıştır. Kriyojellerin karakterizasyonu FTIR, SEM, EDX ve şişme çalışmalarıyla gerçekleştirilmiştir. Kriyojeller, opak, süngerimsi ve elastiktir. Poli(EGDMA) kriyojelleri oldukça yoğun gözenekli ve gözenek boyutları yaklaşık olarak 50 µm dir. Con A bağlı poli(EGDMA) kriyojelleri, sulu çözeltiden inulinaz enziminin adsorpsiyonu için kullanılmıştır. Con A bağlı poli(EGDMA) kriyojeline inulinaz adsorpsiyonu sürekli sistemde gerçekleştirilmiş ve adsorpsiyona pH, inulinaz derişimi, sıcaklık, iyonik şiddet ve akış hızının etkisi araştırılmıştır. Maksimum inulinaz adsorpsiyonu, 1.0 mg/mL inulinaz derişiminde ve pH 4.0 asetat tamponunda 27.85 mg/g kriyojel olarak hesaplanmıştır. İmmobilize inulinaz sürekli sistemde yüksek fruktozlu şurup hazırlanmasında etkili bir şekilde kullanılmıştır. İnulin, sürekli sistemde fruktoza dönüştürülmüş ve 5 dakikalık hidroliz sonunda fruktoz derişimi 0,23 mg/mL olarak bulunmuştur. Şurubun yüksek fruktoz içeriği ince tabaka kromatografisi ile gösterilmiştir.Anahtar sözcükler: İnulinaz, kriyojel, Concanavalin A, fruktoz, lektin afinite kromatografisi.

Canan Altunbaş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Akrilamid esaslı yeni katyonik hidrojellerin sentezi, karakterizasyonu ve soğurum özelliklerinin araştırılması

AKRİLAMİD ESASLI YENİ KATYONİK HİDROJELLERİN SENTEZİ, KARAKTERİZASYONU VE SOĞURUM ÖZELLİKLERİNİN ARAŞTIRILMASIGözde ÇETİNYüksek Lisans Tezi, Kimya Anabilim DalıTez Danışmanı: Doç. Dr. Ömer Barış ÜZÜM2013, 110 sayfaBu çalışmada, çapraz bağlı polimer üretiminde yaygın kullanılan akrilamid ile yeni polimerik taşıyıcı/soğurucu hidrojellerin ve yarı-IPN'lerin üretimi amaçlanmıştır. Hidrojeller ve yarı-IPN'ler, yardımcı monomer olarak (3-akrilamidopropil)trimetil amonyum klorür, çapraz bağlayıcı olarak poli(etilen glikol) diakrilat ve poli(etilen glikol) dimetakrilat kullanılmasıyla çözelti ortamında serbest radikal polimerleşmesi ile hazırlanmıştır. Yarı-IPN yapının sentezlenmesi için poli(etilen glikol) kullanılmıştır. Hazırlanan kimyasal çapraz bağlı polimerlerin yapısal karakterizasyonu Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FT-IR) kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Hidrojellerin ve yarı-IPN'lerin yüzey gözenekliliği hakkında bilgi edinebilmek için SEM mikrografları alınmıştır. Çapraz bağlı kopolimerlerin şişme özelliklerini araştırmak amacıyla 25oC'da dinamik şişme testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler yardımıyla şişme kinetiği ve difüzyon mekanizması ile ilgili parametreler hesaplanmıştır. Hidrojellerin ve yarı-IPN'lerin soğurum özelliklerinin araştırılması amacıyla model molekül olarak kalkon karboksilik asit gibi anyonik bir boyarmadde seçilmiştir. Çapraz bağlı kopolimerlerin suda yüksek oranda şişme kapasitesine sahip oldukları ve kalkon karboksilik asiti sulu çözeltilerden yüksek oranda soğurdukları belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Akrilamid, hidrojel, (3-akrilamidopropil)trimetil amonyum klorür, iç içe geçmiş ağ yapılı polimer, poli(etilen glikol), yüzeye soğurum, kalkon karboksilik asit

Gözde Çetin
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Adsorptif sıyırma voltametrisi ile bazı eser elementlerinin miktar tayini

Son zamanlarda endüstrileşme sonucunda çevreye yayılan eser elementlerin doğal çevreye ve canlılara yaptıkları olumsuz etkileri nedeniyle bu elementlerin tayini çok daha büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, su kaynakları, toprak ve havaya karışan eser düzeydeki elementlerin analizi için çeşitli yöntemler geliştirilmektedir. Bu yöntemlerden biri olan adsorptif sıyırma voltametrisi duyarlılığı ve seçiciliği sebebiyle çok iyi bir eser element analiz tekniği olarak bilinmektedir.Bu tez çalışmasında, adsorptif sıyırma voltametrisi (AdSV) tekniği kullanılarak, çeşitli ortamlarda eser düzeyde bulunan Cu, Zn, ve Cd elementlerinin 5-amino-1,3,4-tiyadiazol-2-tiyol (AMT) ile kompleks haline getirilip, cıva damla elektrot üzerinde biriktirilmesi ve daha sonra uygun yönde potansiyel taraması yapılarak eser elementlerin elektrottan sıyrılarak miktarlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, pik akımını etkileyen parametrelerin optimum koşulları belirlenmiştir. Adsorpsiyon potansiyeli, biriktirme süresi, ligand derişimi, tarama hızı ve ortam pH'sında belirli aralıkta artışlar sağlanarak ölçümler alınmış ve elde edilen piklerin pik yükseklikleri ve pik potansiyelleri incelenmiştir. Ayrıca, kompleksin kararlılığı ortamı oluşturan çözeltideki türlerin cinsi, derişimi ve çözeltinin pH'sıyla bağlantılı olduğundan, çeşitli ortamlarda değişik metallerle oluşturulacak komplekslerin kararlılıklarının tayini için çalışmalar yapılmıştır. 5-amino-1,3,4-tiyadiazol-2-tiyol'ün Cu, Zn, ve Cd eser elementlerinin tayini için sıyırma voltametrisinde ilk kez bu çalışma ile kullanılmış olması, bu alanda yeni bir çalışma alanı ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır.Anahtar sözcükler: 5-amino-1,3,4-tiyadiazol-2-tiyol, eser element, adsorptif sıyırma voltametrisi (AdSV)

Adsorptif sıyırma voltametrisiEser elementler
Kübra Gençdağ
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Aljinat-kitosan nanopartiküllerin kolşisin salımında kullanılmasının araştırılması

Bu çalışmada glutaraldehit ile çapraz bağlanmış aljinat/kitosan nanopartiküllere bir antienflamatuar ilaç olan kolşisinin bağlanması ve kontrollü salımı için uygun üretim ve kullanım koşulları araştırılmıştır. Bu çalışma kontrollü ilaç salımını sağlayan materyal geliştirmeye dönük bir çalışmadır. Kolşisinin bu çalışma için seçilmiş olması onun gut, ailesel Akdeniz Ateşi ve Behçet hastalığı gibi tedavisi zor olan hastalıklarda yerine başka preparatlar ikame edilemeyen bir ilaç olmasıdır. İlaç taşıyıcı nanopartiküller, aljinat ve kitosan polimerleri ile glutaraldehit çapraz bağlayıcısı kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışmada kolşisin tutuklanma kapasitesi incelenmiş ve sıcaklıkla ilaç tutulma kapasitesinin arttığı görülmüştür. Son olarak ilacın nanopartiküllerden salım çalışmaları farklı yapay vücut sıvılarında gerçekleştirilmiştir. Kolşisinin in vitro mide ortamında çözünmemiş ve salım gerçekleşmemiştir. Kolşisin in vitro ince bağırsak ortamında salımı ilk üç saat içinde maksimuma erişmiş ve daha sonra bir platoya ermiştir. Kolşisin gut, FMF, Behçet hastalığı tedavisinde çok kullanılmasına rağmen polimer sistemlerde tutuklanması ve salımıyla ilgili literatürde fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma sonuçlarının kolşisin salımı yapabilecek toksik olmayan doğal polimerlerden oluşmuş sistemlerin üretilme ve uygulama koşullarının belirlenmesine katkı yapması beklenmektedir.Anahtar kelimeler: Kolşisin, aljinat, kitosan, nano, ilaç salımı, glutaraldehit

Mehlika Gün
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni skuaramid maddeleri

Bu çalışmada, kenetlenme bileşeni anilinin kullanıldığı primer amino azo boyarmaddesi (p-aminoazobenzen) sentezlenip, bu amino azo boyarmadde ve dietil skuarat arasındaki amitleşme tepkimesiyle de yeni azo grubu içeren esteramid (bileşik 2) sentezlenmiştir. Ayrıca literatürde spektral verileri eksik olan amitleşme tepkimesiyle N-izopropil grubu taşıyan skuaramid (bileşik 1) sentezlenmiştir. Bileşiklerin kimyasal yapıları spektroskopik yöntemler ile (FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR) belirlenmiş ve bileşiklerin görünür bölge absorpsiyon spektrumları üzerine çözücü etkisi incelenmiştir.Anahtar sözcükler: azo boyarmadde, dietil skuarat, diazolama, spektroskopi

Melih Ünsal
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Miyoglobin teşhisi için tayin kitlerinin üretimi

Bu çalışmanın amacı, nanoboyutta MIP temelli immün-teşhis sistemlerinin miyoglobin teşhisinde kullanılması ve ticari olarak mevcut bulunan teşhis sistemlerinin dezavantajlarını ortadan kaldıran yüzey plazmon rezonans (SPR) nanosensörünün geliştirilmesidir. SPR nanosensör, altın yüzeyin miyoglobin baskılanmış poli(hidroksietil metakrilat-N-metakriloil-(L)-triptofan metil ester) poli(HEMA-MATrp) nanopartikülleri ile modifiye edilmesiyle hazırlanmıştır. Öncelikle, N-metakriloil-(L)-triptofan metil esteri sentezlenmiş ve NMR ve FTIR ile karakterize edilmiştir. MATrp ve miyoglobin kalıp molekülü önkompleksleştirilmiştir ve baskılanmış nanopartiküller, miniemülsiyon polimerizasyon reaksiyonu ile hazırlanmıştır. Ayrıca baskılanmamış nanopartiküller de hazırlanmıştır. Nanopartiküller, altın yüzeye tutturulmuştur. Hazırlanan SPR nanosensörler, AFM, elipsometre, FTIR, SEM ve temas açısı ölçümleriyle karakterize edilmiştir. Desorpsiyon çalışmaları, kesikli sistemde 1,0 M etilen glikol çözeltisi (20 mM pH 7.4 fosfat tamponu) ile gerçekleştirilmiştir. Nanosensörlerin miyoglobin tayin duyarlılığı, miyoglobin çözeltileri (20 mM pH 7.4 fosfat tamponunda) ve insan kanından araştırılmıştır. Plazma örneklerindeki miyoglobin derişimi ELISA yöntemi ile kıyaslandığında % 70 doğrulukla belirlenmiştir. Farklı derişimlerdeki miyoglobin çözeltileri adsorpsiyon kinetiklerinin belirlenmesinde kullanılmıştır. Langmuir adsorpsiyon modeli, en uygun model olarak bulunmuştur. Miyoglobin baskılanmış nanopartiküllerin seçiciliğini göstermek için miyoglobin, sığır serum albümini (BSA) ve sitokrom c'nin yarışmalı adsorpsiyonu araştırılmıştır. Sonuçlar, baskılanmış nanosensörün miyoglobin için yüksek seçiciliğe ve duyarlılığa sahip olduğunu göstermiştir.

Nevra Öztürk Atay
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Ters faz dağılımlı sıvı-sıvı mikroekstraksiyon yöntemi ile zeytinyağında bazı fenolik bileşiklerin zenginleştirilmesi ve sıvı kromatografi ile tayini

Bu çalışmada, zeytinyağında bulunan sekoiridoit yapıdaki oleuropein, benzoik asit yapıdaki gallik asit, sinnamik asit yapıdaki kafeik asit, ferulik asit, p-kumarik asit ve fenolik alkollerden hidroksitirozol ve tirozol biyofenolik bileşiklerinin yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile belirlenmesi öncesinde, zenginleştirilmesi için ters faz dağılımlı sıvı-sıvı mikroekstraksiyon (RP-DLLME) metodu geliştirilmiştir. Bu metot, sıvı-sıvı ekstraksiyon yönteminin minyatürize edilmiş hali olan ve üçlü bileşen çözücü sistemine (sulu ortam/ekstraksiyon çözgeni/dağıtıcı çözgen) dayanan dağılımlı sıvı-sıvı mikroekstraksiyon (DLLME) metodunun çözgen polaritesinin değiştirilmiş (çevrilmiş) halidir. RP-DLLME metodu, fenolik bileşiklerin yağ fazından tüpün dibinde oluşan mikrolitre hacim seviyelerindeki berrak sulu faza geçerek kromatografik kolona doğrudan enjekte edilip zenginleştirilmelerine olanak sağlamaktadır. Ekstraksiyon verimine etki edebilen parametrelerden olan pH, seyreltici cinsi, zeytinyağı-seyreltici hacim oranı, zeytinyağı hacmi, dağıtıcı çözgenin cinsi, dağıtıcı çözgenin hacmi, ekstraksiyon çözgeni olan suyun hacmi, tuz etkisi, santrifüj zamanı ve santrifüj hızı ile ilgili uygun çalışma koşulları belirlenmiştir. Bu koşullar; sırasıyla ortamın pH'sı 7, yağı seyreltmek amacıyla ilave edilen seyreltici cinsi hekzan, 1:1 hacim oranına sahip zeytinyağı-seyreltici oranı, zeytinyağı örnek hacmi 1 mL, ekstraksiyon çözgeni olan suyun hacmi 50 µL, dağıtıcı çözgen olan etil asetatın hacmi 100 µL olarak bulunmuştur. Bu koşullarda, fenolik bileşikler için geri kazanımlar %72,3-118,5, zenginleştirme faktörleri 14,4-17,1 aralığında değişiklik göstermiştir. Önerilen zenginleştirme metodu sızma ve riviera zeytinyağı örneklerine de uygulanmış ve biyofenolik bileşikler ppb seviyelerinde yeterli kromatografik çözünürlükle tayin edilmiştir.

Fatih Alpay Vuran
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Simetrik olmayan N-heterosiklik karben kompleksleri ve katalitik özellikleri

N-heterosiklik karbenler; (NHCs) güçlü ?-sunucu, zayıf ?-alıcı, düşük toksisite, hava ve neme karşı kararlılık gibi özelliklerinden dolayı metal komplekslerinde fosfinlere karşı alternatif olarak düşünülmektedir. Geçiş metal karben kompleksleri bu özelliklerinden dolayı pek çok organik tepkimede katalizör olarak kullanılmaktadır. N-heterosiklik metal karben kompleksleri, C-C ve C-N eşleşme reaksiyonları, transfer hidrojenasyonu, olefin metatezi, hidrosilasyon, hidroformilasyon gibi pek çok kullanışlı dönüşüm tepkimesinde etkin katalizörlerdir. Bu çalışmada bir seri simetrik olmayan N,N?-disübstitüye imidazolyum tuzu, N-heterosiklik karben öncülü olarak sentezlenmiştir. Sentezlenen bu bileşikler N-heterosiklik metal (Pd, Ru) karben komplekslerinin sentezinde kullanılmıştır. Bu bileşikler, donör-fonksiyonelli NHC-Pd (6a,b) kompleksleri, NHC ligandlı paladasiklik kompleksler (7a-c) ve NHC-Ru kompleksleri (8a-c) olarak üç grupta sınıflandırılmıştır. Komplekslerin kelat yeteneğinde olmaları beklendiğinden, bu çalışmada simetrik olmayan NHC-metal komplekslerinin üzerinde durulmuştur. Sentezlenen NHC-metal komplekslerinin katalitik özellikleri, Suzuki-Miyaura çapraz-eşleşme ve asetofenonun transfer hidrojenasyonu reaksiyonlarında incelenmiştir. Bu yeni bileşiklerin yapıları analitik yöntemler, elementel analiz, 1H- ve 13C-NMR spekroskopisi ile karakterize edilmiştir. Ayrıca 6a ile gösterilen bileşiğin yapısı X-ışını kırınımı yöntemiyle de aydınlatılmıştır.

Gülcan Gençay
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Manyetik hidrojellerin sentezi, karakterizasyonu ve adsorpsiyon özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, çapraz bağlı polimer üretiminde en yaygın kullanılan akrilamid, yardımcı monomer olarak AMPS (2-akrilamido 2-metil 1-propan sülfonik asit) kullanarak çapraz bağlı polimerler sentezlenmiştir. Yarı-IPN yapının elde edilmesi için poli(etilen glikol) kullanılmıştır. Yarı-IPN?ler ve hidrojeller poli(etilen gliko)diakrilat ve poli(etilen glikol)dimetakrilat çapraz bağlayıcıları kullanılarak çözelti ortamında serbest radikal polimerleşmesi ile hazırlanmışlardır. Manyetik yarı-IPN?ler ve hidrojeller hazırlamak için yarı-IPN?ler ve hidrojeller demir (Fe2+, Fe3+) iyonları ile yüklenmiştir. Kimyasal çapraz bağlı polimerlerin yapısal karakterizasyonu Fourier Transform İnfrared Spektroskopisi (FT-IR) kullanılarak yapılmıştır. Yarı-IPN?lerin ve hidrojellerin yüzey gözenekliliği hakkında bilgi edinebilmek için SEM fotoğrafları çekilmiştir. Çapraz bağlı kopolimerlerin şişme özelliklerini araştırmak amacıyla 25oC?da dinamik şişme testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler yardımıyla şişme kinetiği ve difüzyon mekanizması ile ilgili parametreler hesaplanmıştır. Çapraz bağlı kopolimerlerin soğurum özelliklerinin araştırılması amacıyla, model molekül olarak janus green B seçilmiştir. Sentezlenen yarı-IPN?lerin ve hidrojellerin janus green B boyarmaddesini sulu çözeltilerden yüksek oranda soğurdukları belirlenmiştir.

İsmail Bayraktar
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Uzun alkil grubu içeren bor-hidrazon komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu

Pirimidin türevleri uzun yıllardır tıp ve ilaç kimyasında kullanılıyor olmaları yüzünden oldukça önemli bir bileşik sınıfıdır. Pirimidin sınıfında bulunan barbitürik asit türevleri ise elektrokimyasal özelliklerinden dolayı materyal kimyası alanında ve biyolojik aktivitelerinden dolayı da ilaç kimyası alanında oldukça dikkat çekmektedir. Literatür verileri incelendiğinde barbiturik asit ile ilgili çok sayıda çalışma varken, bu bileşiklerin sıvı kristal özellik gösteren türevlerine yönelik oldukça az çalışma mevcuttur. Bu tez kapsamında 1,3-dimetil-5-(3,4,5-tris(alkoksi)benzoil barbiturik asit türevleri, bu bileşiklerin fenil hidrazon türevleriyle schiff bazları ve bunlarında bordiflorür kompleksi sentezlenmiştir. Elde edilen bileşiklerin bazıları oksijen ve neme karşı çok hassas olmalarından dolayı bazı deneysel çalışmalar kuru argon atmosferi altında Schlenk tekniği kullanılarak yapılmıştır. Sentezi gerçekleştirilen tüm bileşikler 1H, 13C ve 11B Nükleer Manyetik Rezonans Spektroskopisi (NMR), Infrared Spektroskopisi (FT-IR) ve Kütle Spektroskopisi (MS) kullanılarak karakterize edilmiştir. Bileşiklerin sıvı kristal özellikleri ise polarize optik mikroskop kullanılarak araştırılmıştır.

Nil Orhan
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Heterohalkalı hidrazon grupları içeren yeni ligandların sentezi

Sentezi gerçekleştirilen o-hidroksibenzoil ve p-hidroksibenzoil hidrazin ligandlarının 1,3-dimetil-5-asetil barbitürik asit ile gerçekleştirdiği reaksiyon sonucu iki yeni ligand H2L1 (%85 verim) ve H2L2 (%88 verim) elde edilmiştir. Bu yeni iki ligandın, 1:1 molar oranda (M:L) CuCl2.5H2O ile sitokiyometrik reaksiyonları sonucu [Cu(L1)(DMSO)] ve [Cu(L2)(DMSO)] sentezlenmiştir. Sentezi gerçekleştirilen bileşikler 1H-NMR, 13C-NMR, FT-IR ve X-Ray spektroskopik yöntem teknikleriyle karakterize edilmiştir. X-Ray analizinin yapıldığı ve [Cu(L1)(DMSO)]' nun triklinik P-1 kristal yapısına sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca H2L1 ve H2L2' in metal ekstraksiyonu yapılmış ve geçiş metallerinden Pb (II), Zn (II) ve Cd (II)' e karşı kompleksleşebilme özellikleri incelenmiştir.

Didem Kazar
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni tetraborilalken sentezi ve karakterizasyonu

Bor elementinin bazı anorganik yapılı bileşiklerinin araştırmalarının yapılmasına karşın organobor bileşikleri ile ilgili çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu tez çalışmasıyla amacımız bu eksiklikleri bir düzeyde de olsa gidermektir. Literatürde ilk kez Siebert ve çalışma arkadaşları tarafından 1,3,2-benzodioxaborol (kataşol) sübstitüentli diboran (4) ile diborilasetilenin reaksiyonu sonucu tetraborileten sentezlenmiştir. Bu yapı, bor atomlarına bağlı halkalı gruplar içermesinden dolayı reaktivitesinin düşük olduğu görülmektedir. Bu tez çerçevesinde sentezlenen tetraborilalkende bor atomlarına bağlı grupların fonksiyonel olmasından dolayı çok yönlü reaksiyonlara açıktır. Bu çalışmada önceden sentezlenen boriranilidenboran ile tetrametoksidiboran'ın reaksiyonu sonucu fonksiyonel gruplar içeren tetraborilalken sentezlenmiş olup, polar çözücüler içerisinde bor polihedraline dönüştüğü 1H-, 13C- ve 11B-NMR spektrumlarıyla tespit edilmiştir. Dönüşüm ürününün yapısının tam olarak aydınlatılabilmesi için, tek kristal X-ışını kırınımı yöntemine başvurulması gerekmektedir. Şuana kadar yapılan çalışmalarda tek kristal elde etmede başarılı olunamamıştır. Bu tetraborilalkenden dönüşüm ürünü olarak tek basamakta bor polihedraline geçiş mümkün olduğu belirlenmiştir. Benzer çalışmalar sonucu tetraborilalken sentezleneceği beklenirken farklı olarak diboret ve diboretan bileşikleri sentezlenmiştir. Yapıları 1H-, 13C- ve 11B-NMR spektrumları ve tek kristal X-ışını kırınımı yöntemi ile aydınlatılmıştır. Anahtar Sözcükler: tetraboran, tetraborilalken, diboret, diboretan, borpolihedrali

Banu Bursalı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Manyetik nanopartiküllere papain enziminin immobilizasyonu ve proteinlerin enzimatik hidrolizinde kullanımı

Bu tezde manyetik poli(HEMA-GMA)nanopartikülleri emülsiyon polimerizasyon tekniği ile hazırlanmış ve bu manyetik nanopatiküllere Cibacron Blue F3GA kovalent olarak bağlanmıştır. Sentezlenen manyetik nanopartiküller FTIR, ESR, SEM, AFM ve SEM-EDX analizi kullanılarak karakterize edilmiştir. Elde edilen sonuçlar sentezlenen nanopartiküllerin manyetik özellikte, yaklaşık 200 nm çapında ve küresel olduğunu göstermiştir. Manyetik poli(HEMA-GMA) nanopartiküllerine bağlanan Cibacron Blue F3GA miktarı 173.96 µmol/g olarak bulunmuştur. Boya bağlı manyetik nanopartiküllere papain adsorpsiyonu kesikli sistemde gerçekleştirilmiş ve papain adsorpsiyonuna pH'ın, başlangıç papain derişiminin, ortam sıcaklığının ve iyonik şiddetin etkisi de araştırılmıştır. Boya bağlı manyetik nanopartiküllere adsorplanan maksimum papain miktarı pH 7.0 HEPES tamponunda hazırlanmış 1.0 mg/mL papain derişiminde 764.0 mg/g polimer olarak bulunmuştur. Adsorpsiyonun etkinliği Freundlich izotermine uygunluğu ile gösterilmiştir. Aynı zamanda serbest ve immobilize enzimin aktivitesine pH ve sıcaklığın etkisi araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar immobilize papainin pH, termal, işlemsel ve depo kararlılığının serbest papaininkinden daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca serbest ve immobilize papainin kinetik sabitleri belirlenmiştir. Bu çalışmada immobilize papainin farklı proteinler (kazein, BSA, IgG ve sitokrom C)üzerindeki katalitik etkinliği araştırılmış ve en yüksek katalitik aktivite IgG ile görülmüştür. Bu özellikler boya ligandı olarak Cibacron Blue F3GA bağlı manyetik afinite nanopartiküllerini papain immobilizsayonu için iyi bir aday yapmaktadır.

Pelin Alpay
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Heterosiklik gruplar içeren monoboran ve diboranların sentezi ve karakterizasyonu

Diboran (4) bileşikleri uzun zamandan beri üzerinde pek çok çalışma yapılmış bir konudur. Bununla beraber hala güncelliğini yitirmemiş yeni alanlarda araştırılmaya devam edilmektedir. Beş üyeli heterohalkalı bor bileşikleri sahip oldukları kararlılıktan dolayı üzerinde pek çok çalışma yapılan bir konudur. Ancak bu alanda altı üyeli gövdeler konusunda çalışmalar oldukça sınırlıdır. Tez kapsamında özellikle bu türlerin üzerinde çalışmalar yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Bor bileşiklerinde transaminasyon reaksiyonları uzun süredir bilinen reaksiyonlar olsa da yüksek verimli ve tek ürünle sonuçlanan çalışmalara rastlanmamaktadır. Tez kapsamında transaminasyon reaksiyonları sonucu yüksek verimli ve tek tip ürün veren diboran (4) bileşikleri elde edilmiştir. Sonuç olarak hazırlanan tezdört ana başlık altındaçalışılmış, diboranların beş üyeli heterohalkalı gruplar taşıyan türleri, siklohekzan türevi diazaborinanlar, siklohekzan türevi diazadiborinan türevleri ve bisiklik yapılı diboran bileşikleri ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Tez kapsamında sentezlenen bu grupların çoğuliteratürde örneği bulunmayan veya çok yakın zamanda literatüre girmiş yeni türlerdir. Sentezler sonucu bor kimyası alanında dört farklı türde on dört yeni bileşik literatüre kazandırılmıştır.Yapılan tüm sentezler inert atmosferde, kinetik ve termodinmik kontrollü olarak gerçekleştirilmiş,sentezlenen bileşikler NMR ve X-ışınlarıteknikleri kullanılarak yine inert atmosfer altında karakterize edilmiştir.

Anorganik kimya
Hakan Can Söyleyici
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Asetazolamid yüklü partiküllerin hazırlanması ve ilaç salım sistemi olarak kullanımının araştırılması

Bu çalışmada aljinat/kitosan partiküllere bir karbonik anhidraz inhibitörü olan ve ilaç olarak kullanılan asetazolamidin tutuklanması ve kontrollü salımı için uygun üretim ve kullanım koşulları araştırılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında aljinat/kitosan partiküllerinin üretim koşulları belirlenmiş ve bunun için 31 farklı kombinasyon denenerek optimizasyon yapılmıştır. Yüzde 88 asetazolamid tutuklanması tespit edilen kombinasyon en uygun formülasyon olarak kabul edilmiş ve tanecik karakterizasyonu yapılmıştır. FTIR ve EDX ölçümleri ile ilacın kovalent olmayan şekilde tutuklandığı; SEM ve Zetasizer ölçümleri ile taneciklerin nanoboyutta, ancak büyüklüklerinin yaklaşık 100-800 nm olacak şekilde düzensiz olduğu belirlenmiştir. Beş-55°C aralığında yapılan sıcaklık çalışmasında partiküllere asetazolamid yüklenmesine sıcaklığın etki etmediği saptandı. Üretilen ve optimize edilen nanopartiküllerden yapay mide, ince bağırsak ve göz sıvıları ortamlarında asetazolamidin salımı ilk dört saat sonunda sırasıyla yaklaşık % 21, % 27, % 25 ve % 7.5 olarak belirlendi. Sonuçlar, ticari asetazolamid oral tableti ile karşılaştırıldı ve üretilen nanopartiküllerin asetazolamidin iletimi ve salımı için uygun olabileceği ancak üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerektiği sonucuna varıldı.

Asetazolamid
Tuğba Mert
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

N-sübstitüentli heterosiklik karben kompleksleri ve katalitik özellikleri

Son yirmi yılda N-heterosiklik karben (NHC) ligandları hem organometalik kimyada hem de homojen katalizde oldukça popüler hale gelmiştir. Ligand olarak kullanılan NHC'lerin çoğu imidazol çekirdeği temelli iken; kaynaşmış altı- ve yedi-üyeli kiral bisiklik iskeletli analogları, daha büyük sterik engel ve özellikle artan bazikliğe/nükleofilliğe bağlı olarak beş-üyeli türevlerden çok farklı özellikler gösterdiklerinden dolayı oldukça ilgi çekmektedirler. Sodyum azid ile kamforik asidin Schmidt Reaksiyonu yoluyla oluşturduğu (1R,3S)-diamino-1,2,2-trimetilsiklopentan'dan türeyen (1, R,S-tmcp) NHC öncüllerinin sentezi için iki yöntem vardır. İlk yöntem, başlangıçta azot atomlarının alkillenmesi ile gerçekleşen diaminin modifikasyonu ve sonrasında halka kapanmasını içerir. İkinci yöntem ise başlangıçta halka kapanması ve ardından azot atomlarının alkilasyonunu içerir. Son olarak yeni PEPPSI-tip kiral paladyum kompleksleri (9a-f), öncül kiral azolyum tuzlarının piridin varlığında, PdCl2 ve K2CO3 ile ısıtılmasıyla hazırlanmış ve 9a bileşiğinin Asimetrik Suzuki-Miyaura Çapraz-Eşleşme reaksiyonu ve Asimetrik Allilik Alkilasyon reaksiyonundaki katalitik aktivitesi incelenmiştir. Sentezlenen yeni bileşiklerin yapıları spektroskopik yöntemlerle aydınlatılmış, ayrıca 7, 9a, 9b, 9d ve 9e'nin kristal yapıları X-ışını kırınımı yöntemi ile de belirlenmiştir.

Doymamış karbenlerFischer karben kompleksleriKimya+1
Rukiye Fırıncı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ferrosenil imidazolyum tuzlarının sentezi ve metal kompleksleri

N-heterosiklik karbenler (NHC) ve onların geçiş metal kompleksleri, koordinasyon kimyası ve homojen katalizdeki başarılı uygulamalarından dolayı araştırılmaların yaygınlaştığı bir konu haline gelmiştir. NHC ailesinde, ferrosenil-sübstitüye NHC'ler, ferrosenil grubunun eşsiz sterik özellik göstermesi, tersinir redoks aktivitesi ve elektronca fakir komşu merkezine elektron sunmasından dolayı oldukça ilgi çekmektedir. Son yıllarda ferrosenil sübstitüyenti bağlı NHC geçiş metal kompleksleri sentezlenmiş, elektrokimyasal araştırmalarda ve homojen katalizde kullanılmıştır. Bu çalışmada, ferrosenil imidazolyum tuzları literatüre göre ferrosenden çıkılarak sentezlenmiştir. Ferrosenden Friedel-Crafts asetilasyon reaksiyonu yardımıyla sentezlenen asetilferrosenin (2) indirgenmesi sonucunda da 1-ferroseniletanol (3) elde edilmiştir. 1-ferroseniletanolün, asetik asit çözgeninde N-sübstitüye imidazol türevleri ile etkileşimi karşıt anyonu hidroksit olan imidazolyum tuzlarını vermiştir. Takiben, ferrosenil imidazolyum klorürleri (5a-e) elde etmek için reaksiyon karışımına aşırı LiCl ilavesi anyon değişimiyle sonuçlanmıştır. Buna ek olarak, N-bütil sübstitüyentli imidazolyum tuzları ise N-bütil imidazolün alkilasyonu neticesinde elde edilmiştir (6a-c). Bu imidazolyum tuzlarının, PdCl2, K2CO3 ve piridin çözgeninde ısıtılması neticesinde yeni PEPPSI-tip NHC paladyum kompleksleri elde edilmiş (8-13) ve ayrıca 5a'nın deprotonasyonu ve takiben S8 ile etkileşimi de imidazol-2-tiyon (7) türevini vermiştir. Sentezlenen bu komplekslerin yapıları NMR spektroskopisi ile karakterize edilmiş ve ayrıca 7 ve 8'in yapıları X-ışını kırınımı yöntemiyle de aydınlatılmıştır.

Betül Yenisarı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Karbon pasta elektrotların bitki dokuları ile modifikasyonu ve elektrokataliz özelliklerinin incelenmesi

Elektrokimyasal modifikasyon, voltametride kullanılan elektrotların yapı veya yüzeylerinin çeşitli kimyasal veya biyolojik ajanlarla muamele edilerek elektroda yeni ve istenen özellikler kazandırılması işlemidir. Modifikasyon birkaç farklı amaçla yapılabilir. Bu amaçlardan belki de en önemlisi elektrokatalizdir. Elektrokataliz, tayin edilmek istenen analitin aşırı geriliminin düşmesine sebep olarak analitin daha yüksek bir seçicilikle tayin edilmesine olanak verir. Bu çalışmada grafit tozunun kına, zencefil ve zerdeçal tozu ile karıştırılarak, bağlayıcı mineral yağ eklenerek oluşturulan karbon pastalar ile hazırlanan voltametrik elektrotların test maddelerine sergileDİği elektrokataliz özellikleri incelenmiştir. Sayılan bu biyolojik dokular modifikasyon amacı ile literatürde ilk kez bu çalışmada kullanılmıştır. Test maddeleri olarak dopamin ve ürik asit tekli olarak veya ikili karışımları halinde kullanılmıştır. Diğer bir test maddesi DPPH'dır. Hazırlanan modifiye elektrotlar ile bu test maddelerinin elektrokimyasal davranışları üç farklı pH değerlerine sahip fosfat tamponunda incelenmiştir. Tüm modifiye elektrotlar ile ve tüm pH değerlerinde dopamin ve ürik asit piklerinin modifiye olmamış elektrotlara kıyasla daha negatif potansiyellere kaydığı, yani aşırı gerilimin düştüğü gözlenmiştir. Ancak modifiye elektrotların hiçbirinde dopamin ve ürük asidi yan yana tayin edebilecek bir seçimlilik sağlanamamıştır. Öte yandan, antioksidan kapasite tayinlerinde kullanılan DPPH'a ait voltametrik pik şiddetlerinin, modifiye elektrotlar varlığında küçüldüğü gözlenmiştir.

Diferensiyel puls voltametrisiDönüşümlü voltametriKarbon elektrot
Ayşe Nur Yavaş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Zn(II) iyon baskılanmış polimer ve analitik uygulaması

Bu çalışmanın amacı, yığın polimerizasyonu yöntemiyle yeni bir iyon baskılanmış polimer sentezlemek ve elde edilen bu polimerin sulu ortamdan Zn(II) iyonunu seçici olarak adsorplamada kullanılabilirliğini araştırmaktır.İyon baskılama yönteminde, polimerik adsorbentin seçiciliği iyonların koordinasyon sayısı, koordinasyon geometrisi, yükü ve boyutuna bağlıdır. Çalışmada Zn(II) kaynağı olarak çinko metakrilat tuzu ve ligand monomer olarak n-vinil karbazol (NVC) kullanılmıştır. Polimerizasyon esnasında vinil grubundaki çift bağın açılmasıyla NVC reaksiyona katılarak hem monomer hem de çinko ile kompleks oluşturarak ligand görevi üstlenmiştir. Polimerizasyonda başlatıcı olarak 2,2'-azobisizobütironitril (AIBN), çapraz bağlayıcı olarak etilen glikol dimetakrilat (EGDMA) kullanılmıştır. Isıl olarak başlatılan reaksiyondan elde edilen polimer öğütüldükten sonra elenerek 50-100 m aralığındaki partiküller deneysel çalışmalarda kullanılmıştır. Bu partiküllerden asit ekstraksiyonu yöntemiyle kalıp iyon olan çinko uzaklaştırılarak Zn(II) iyon baskılanmış polimer (Zn-IIP) elde edilmiştir. Daha sonra polimerik yapıdan çinkonun uzaklaştırılması ile oluşan oyuklara aynı metal iyonunun seçici olarak adsorpsiyonu test edilmiştir. Baskılanmamış kontrol polimeri aynı yöntemle kalıp metal iyonu olan Zn(II) kullanılmadan sentezlenmiş ve adsorpsiyon deneylerinde kullanılmıştır. İyon baskılanmış polimerik sorbentin maksimum adsorpsiyon kapasitesi 8,29 mg/g olarak bulunmuştur. Baskılanmamış kontrol polimerin maksimum adsorpsiyon kapasitesi ise 6,40 mg/g'dır. Zn-IIP için çinko adsorpsiyonunun kontrol polimerine göre yüksek oluşu baskılama etkisinden kaynaklanmaktadır.

Ebru Sözen
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Azap Gölü'nün sedimentlerindeki ve sularındaki ağır metal miktarlarının belirlenmesi

Yaşamımızın en önemli sorunlarının başında çevre kirliliği gelmektedir. Çevre kirliliği ekosistemlerimizi büyük ölçüde tehdit etmektedir. Hızlı kentleşme ve sanayileşmenin neden olduğu çevre kirliliği sucul ortamları olumsuz yönde etkilemektedir. Son dönemlerde sucul ortamlarda çevre kirliliği çalışmaları hızlı bir şekilde artmıştır. Bu çalışmada Aydın ilinin Söke ilçesinde bulunan Azap Gölünün su kalitesinin belirlenmesinde kullanılan bazı parametreler ve su kirliliğine neden olabilecek bazı faktörler incelenmiştir. Azap gölünün çeşitli özellikleri dikkate alınarak beş farklı istasyon belirlenmiştir. Her bir istasyonda iki aylık periyotlar halinde eylül 2013 - mayıs 2014 tarihleri arasında 5 kez su ve sediment örnekleri alınmıştır. Alınan sediment örneklerinde ağır metal (Fe, Al, Mn, Cr, Co, Cd, Cu, Ni, Ba, Pb, Zn, B) analizi; su örneklerinde ise pH, sıcaklık, iletkenlik, toplam sertlik, alkanite ve ağır metal (Fe, Al, Mn, Cr, Co, Cd, Cu, Ni, Ba, Pb, Zn, B) analizi yapılmıştır. Ağır metal analizleri ICP-OES cihazı ile pH, sıcaklık ve iletkenlik tayinleri ph metre ile, toplam sertlik ve alkalinite tayinleri ise titrimetrik yöntem ile yapılmıştır. Su ve sediment örneklerindeki ağır metal derişimlerine bakıldığında Fe, B ve Al diğer ağır metallere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Su örneklerinde genel olarak Cr, Co, Cd ve Pb; sediment örneklerinde ise Pb tayin edilememiştir.

Aykut Kiracı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Nanomalzemelerle modifiye edilmiş tek kullanımlık sensörlerle dopaminin elektrokimyasal tayini

Dopamin merkezi sinir sistemi için önemli bir nörotransmitterdir. Dopaminin çok düşük miktrarları bile Şizofreni ve Parkinson gibi sinir sistemi rahatsızlıklarına neden olmaktadır. Dopaminin vücut sıvısı içindeki konsantrasyonunun hızlı ve doğru bir şekilde tayin edilmesi hastalığın teşhisi açısından önemlidir. Bu tez kapsamında yapılan çalışmaların amacı, farklı özellikteki nanomalzemelerin sensör teknolojisinde kullanılabilirliğinin araştırılmasıdır. Çalışmamızda kalem grafit elektrot (PGE) ve yüzeyine karbon nanotüp modifiye edilmiş kalem grafit elektrot ile ürik asit ve askorbik asit varlığında dopaminin analizi ve bu yöntemin kullanılabilirliği, avantajları ve dezavantajları incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Dopamin, Elektrokimya, Karbon nanotüp, Tek Kullanımlık Elektrotlar

Melike Cantopcu
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

3-(Arilhidrazono)metilkinoksalin-2-on boyarmaddeleri

3-Metilkinoksalin-2-onyeni azo boyarmaddelerinin sentezinde kenetlenme bileşeni olarak kullanıldı. Bu kenetlenme bileşeni, o-Fenilendiamin ile Etilpürüvatın kondensasyon tepkimesiyle elde edildi. Yeni 3-(Arilhidrazono)metilkinoksalin-2-onazo boyarmaddeleri; kenetlenme bileşeni 3-Metilkinoksalinin-2-on ve çeşitli diazolanmış aromatik aminler arasındaki diazo kenetlenme tepkimesiyle sentez edildi. Elde edilen yeni azo boayrmaddelerinin kimyasal yapıları spektroskopik yöntemler ile (FT-IR,1H-NMR) belirlendi ve çeşitli çözeltilerde görünür bölge absorpsiyon spektrumları absorpsiyon spektrumları üzerine çözücü etkisi incelendi.

Nuray Yılmaz
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrokimyasal yöntemlerle antioksidan kapasite tayini ve klasik yöntemlerle karşılaştırılması

Oksidatif strese karşı koruyucu görevi olan antioksidanların pek çoğu elektrokimyasal aktiviteye sahip bileşiklerdir. Bunlardan en büyük grubu polifenoller oluşturmaktadır. Bu çalışmada polifenoller grubuna ait 5 adet fenolik asit ile 3 adet sentetik antioksidanın çevrimli voltametri ile elektrokimyasal davranışları incelenmiş, belirlenen optimal koşullarda diferansiyel puls voltamogramları alınmıştır. Birinci oksidatif taramada ortaya çıkan pike veya piklere ait potansiyel, şiddet ve yük parametreleri dikkate alınarak o antioksidanların kapasiteleri hesaplanmış, en yüksek kapasite 100 kabul edilerek diğerlerine bağıl değerler atanmıştır. Aynı antioksidanların kapasiteleri klasik-spektrofotometrik yöntemlerden indirgeme gücü, TEAC ve DPPH yöntemleri ile hesaplanarak büyüklükleri kendi içlerinde bağıl olarak tanımlanmıştır. Parametre veya parametre kombinasyonları ile hesaplanan elektrokimyasal indis sonuçları ile klasik spektrofotometrik yöntem sonuçları karşılaştırılmış, aralarında bir korelasyon olup olmadığı çoklu regrasyon ve Spearman sıralama korelasyon katsayısı yöntemleri ile araştırılmıştır. Elektrokimyasal yöntem ile en yüksek korelasyonu veren klasik-spektrofotometrik yöntemin DPPH olduğu görülmüştür. Öte yandan, spektrofotometrik yöntemler kendi aralarında karşılaştırıldıklarında indirgeme gücü ile TEAC ve DPPH arasındaki korelasyonlarının dikkate değer olduğu, ancak, DPPH ve TEAC arasındaki korelasyonun düşük olduğu gösterilmiştir.

Diferensiyel puls voltametrisiDönüşümlü voltametri
Fatma Merve Nacak
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Uzun alki̇l grubu i̇çeren benzoi̇l-barbi̇türi̇k asi̇t türevleri̇ ve bunlarin bor kompleksleri̇ni̇n sentezi̇

Barbitürik asit türevleri uzun yıllardır bilenen ve biyolojik aktiviteleri çok fazla olan bileşiklerdir. Barbitürik asit türevleri birçok tıp alanında ve İlaç endüstrisinde kullanılmaktadır. Bu nedenle oldukça önemli bileşiklerdir. Ancak barbitürik asitin sıvı kristal özellik gösteren türevlerine yönelik çalışmaların az sayıda olduğu görülmektedir. Bu çalışmada uzun alkil grubu içeren benzoil-barbitürik asit türevleri ve bunların bor ile yapmış olduğu kompleks bileşikler sentezlenmiştir. Elde edilen bileşiklerin yapıları 13C-NMR, 1H-NMR, 11B-NMR, Infrared (FT-IR) ve Kütle spektroskopisi yöntemleriyle aydınlatılmıştır. Ayrıca elde edilen komplekslerin sıvı kristal özellikleri politermik polarizasyon mikroskopu ile araştırılmıştır.

Ceren Gökcen Korkut
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytin ve zeytin ürünlerinin bazı makro ve mikro inorganik bileşenlerinin analizi

Zeytin ve ürünlerindeki eser element bileşenlerinin incelenmesi hem yağın oksidatif kararlılığı açısından hem de eser elementlerin metabolik işlevlerdeki rolleri ve toksilojik etkileri göz önüne alındığında sağlık açısından önemi teşkil etmektedir. Bu çalışmamızda; zeytin ve zeytin ürünlerinde bulunan elementlerin (Zn, Fe , Se, Mg gibi bazı besleyici elementler Pb, Cd gibi bazı toksik elementler) analizi yapılmıştır. Bu analizler zeytinin yetiştirildiği bölgeye göre: Çeşit ve yöre olarak farklılıkları gözlemek için 4 farklı bölge seçilmiştir. Bunlar: Aydın Yöresi, Milas-Çomakdağ Yöresi, Milas-Selimiye Yöresi, Muğla-Yatağan Yöresidir. Zeytin çeşidine göre: Memecik, Gemlik, Delice, Çelebi cinsi türler seçildi. Hasat zamanı: Hasat zamanı öncesi (Yeşil zeytin) hasat zamanı (siyah zeytin) olmak üzere çeşitli parametreler, ve her bir parametre zeytin yaprağında, zeytin meyvesinde, zeytinin yetiştirildiği toprakta, zeytin karasuyun da, olmak üzere çeşitli örneklerde metal dağılımları incelendi. Analizler ICP-OES kullanılarak yapıldı. Örneklerin analize hazırlanmasında mikrodalga ile çözünürleştirme yöntemi kullanıldı.

Ceylan Yılmaz Çevik
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz börülcesinin (Sarcocornia perennis L.) antioksidan parametrelerinin ve antimikrobiyal özelliklerinin incelenmesi

Deniz kıyılarında yetişen halofit (tuz seven=tuzcul) bitkiler beslenme, medikal amaçlı ve yüksek tuz içeriği nedeniyle ilk çağlardan beri insanlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışmada İzmir Karşıyaka sahilinden toplanan deniz börülcesi bitkisinden iki farklı yöntemle (açıkta kurutma ve liyofilizasyon ile kurutma) hazırlanan örneklerin etanol, metanol, su ve demleme su ekstraktlarının antioksidan ve antimikrobiyal özellikleri incelenmiştir. Antioksidan aktivitenin göstergesi olarak DPPH radikali süpürücü aktivite tayini, toplam fenolik bileşik tayini, toplam flavonoid tayini, toplam flavonol tayini, indirgeme gücü tayini, total antioksidan aktivite tayini, süperoksit radikali süpürücü aktivite tayini, kuprik iyon indirgeme antioksidan kapasite (CUPRAC) tayini, oksijen radikal absorbans kapasitesi (ORAC) tayini ve hidroksil radikali süpürücü aktivite tayini çalışılmıştır. Bitki örneği hazırlama yöntemleri karşılaştırıldığında liyofilizatörde hazırlanan örneklerin aktivitesi genel olarak yüksek bulunmuştur. Öte yandan sentetik radikal kullanan antioksidan aktivite yöntemlerinde (DPPH, CUPRAC, ORAC) ekstraktların antioksidan aktiviteleri düşük bulunurken biyolojik sistemlerde bulunan gerçek radikallere (hidroksil ve süperoksit) karşı koruyucu etkileri standart antioksidanlarla kıyaslanacak oranda yüksek bulunmuştur. Ayrıca, ekstraktların lipid peroksidasyonunu önleme kapasitesinin bir ölçüsü olarak total antioksidan kapasitesi tayin sonuçlarına göre de ekstraktların antioksidan kapasiteleri oldukça yüksek bulunmuştur. Ekstraktların total fenolik bileşik, total flavonoid ve total flavonol içerikleri de belirlenmiştir. Çalışmada, deniz börülcesi örneklerinin antimikrobiyal aktiviteleri de agar kuyucuk difüzyon yöntemi ile ölçülmüş ve incelenen ekstraktların bazılarının Gram (+) (M. luteus ve S. aureus) veya Gram (-) (E. coli) bakterilere karşı antibakteriyel etki gösterme kapasitesinin olduğu saptanmıştır.

Merve Tünek
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Boyar madde soğurumu için çapraz bağlı terpolimer sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, çapraz bağlı polimer üretiminde yaygın kullanılan akrilamid ile yeni polimerik taşıyıcı/soğurucu pH duyarlı terpolimerlerin üretimi amaçlanmıştır. pH duyarlı terpolimerler, yardımcı monomer olarak (3-akrilamidopropil)trimetil amonyum klorür ve sodyum akrilat, çapraz bağlayıcı olarak etilenglikoldimetakrilat kullanılaraksulu çözeltide serbest radikal polimerleşmesi ile hazırlanmıştır. Hazırlanan kimyasal çapraz bağlı pH duyarlı terpolimerlerin yapısal karakterizasyonu Fourier Transform Infrared Spektroskopisi (FT-IR) kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Hidrojellerin yüzey gözenekliliğini belirlemek için Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) mikrografları alınmıştır. Çapraz bağlı terpolimerlerin şişme özelliklerini araştırmak amacıyla 25oC'da pH 3,0; 7,0 ve 11,0 dinamik şişme testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler yardımıyla şişme kinetiği ve difüzyon mekanizması ile ilgili parametreler hesaplanmıştır. Çapraz bağlı pH duyarlı terpolimerlerin yüksek oranda şişme kapasitesine sahip oldukları belirlenmiştir. Terpolimerlerin soğurum özelliklerinin araştırılması amacıyla model molekül olarak anyonik boyarmadde olarak kalkon karboksilik asit ve katyonik boyarmadde olarak nil mavisi seçilmiştir. Çapraz bağlı terpolimerlerin nil mavisi ve kalkon karboksilik asiti sulu çözeltilerden yüksek oranda soğurdukları belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Terpolimer, akrilamid, (3-akrilamidopropil)trimetil amonyum klorür, sodyum akrilat, etilenglikoldimetakrilat, adsorpsiyon, kalkon karboksilik asit, nil mavisi

Hande Ekren Altunbaş
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın-Buharkent yöresindeki jeotermal sularında bazı kirletici parametrelerin araştırılması

Yer kabuğu bol ve çeşitli enerji kaynaklarına sahiptir. Jeotermal enerji yerden gelen ısı anlamında kullanılmaktadır. Tükenmeyen, yenilenebilen ve çevre kirliliğine neden olmayan bir enerji kaynağı olan jeotermal enerjinin daha yaygın kullanım alanları araştırılmaktadır. Jeotermal enerji, elektrik üretiminde, konutların ısıtılmasında, ziraat alanında kullanılmaktadır. Bununla birlikte sağlıklı yaşama olumlu katkılarda bulunduğu için de, son zamanlarda yapılan araştırmalar bu yönde yoğunlaşmaktadır. Bu tez çalışması, Büyük Menderes Nehri su ve sedimentlerindeki kirlilik parametrelerini incelemek için yapılmıştır. Bu araştırma sırasında periyodik olarak belirlenen istasyonlardan su ve sediment örnekleri alınmış ve su örneklerinin pH, iletkenlik gibi parametreleri yerinde bakılmıştır. Örnekler laboratuvara alındıktan sonra su ve sediment numunelerindeki çeşitli iyonların (B, Cd2+, Cr3+, Pb2+, Cu2+, Zn2+, Al3+, Na+, K+, Ca2+, Mg2+, NH4+, Mn2+, Fe3+, NO3 -, SO4 2-, PO43-) analizi gerçekleştirilmiştir. Su ve sediment örneklerindeki metal analizleri alev atomik absorbsiyon spektrofotometrisi (AAS), SO42-, NO3-, NH4+ analizleri spektrofotometrik yöntemlerle, HCO32-, CO32- analizleri ise titrasyon yöntemleri ile yapılmıştır. Sodyum, kalsiyum ve magnezyum iyonlarının derişimlerinden yola çıkılarak su kalitesini belirleyen Sodyum Absorbsiyon Oranı (SAR) hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre SAR değerleri yönetmelikte belirtilen değerlere göre tüm istasyonlarda çok yüksek değerlerde tespit edilmiştir. Mn2+, Al3+, Cr3+, Cd2+, Pb2+ iyonları tüm istasyonlarda tayin edilememiştir. Bor, dördüncü istasyon dışında tüm istasyonlarda yüksek değerlerde tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Ağır Metal, Aydın-Buharkent, pH, , İletkenlik, SAR, AAS.

Simge Er
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bentonit ve sodyum aljinat içeren yeni akrilamid/potasyum 3-sülfopropil metakrilat hibrit hidrojellerin eldesi, karakterizasyonu ve biyopotansiyel kullanım kapasitelerinin araştırılması

Bu çalışmada, yardımcı monomer olarak potasyum 3-sülfopropil metakrilat, kil olarak bentonit ve sodyum aljinat gibi doğal bir polimer içeren akrilamid esaslı yeni hibrit hidrojel ve semi-IPN hidrojeller sentezlenmiştir. Çalışmada elde edilen hidrojeller, poli(etilen glikol) diakrilat gibi bir çapraz bağlayıcının kullanılmasıyla çözelti ortamında serbest radikalik polimerleşme tepkimesi ile hazırlanmıştır. Kimyasal çapraz bağlı kopolimerlerin yapısal karakterizasyonu, Fourier transform infrared spektroskopisi (FT-IR/ATR) kullanılarak yapılmıştır. Hibrit hidrojel ve semi-IPN hidrojellerin yüzey gözenekliliği hakkında bilgi edinebilmek için SEM mikrografları alınmıştır. Hazırlanan çapraz bağlı hibrit hidrojel ve semi-IPN hidrojellerin su/sıvı soğurum özelliklerini araştırmak amacıyla 25oC'da dinamik su/sıvı soğurum testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler yardımıyla su/sıvı soğurum kinetiği ve difüzyon mekanizması ile ilgili parametreler hesaplanmıştır. Çapraz bağlı hibrit hidrojel ve semi-IPN hidrojellerin yüzeye soğurum özelliklerinin araştırılması amacıyla, model molekül olarak lauths violet (thionin) seçilmiştir. Çalışma sonunda sentezlenen hibrit hidrojel ve semi-IPN hidrojellerin lauths violet boyarmaddesini sulu çözeltilerden yüksek oranda soğurdukları belirlenmiştir.

Zehra Deniz Öztürk
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni 1,4,2,3-diazadiborin türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu

Bor elementinin bazı anorganik yapılı bileşiklerinin araştırmalarının yapılmasına karşın organobor bileşikleri ile ilgili çalışmalar oldukça sınırlıdır. Fakat Diboran (4) bileşikleri uzun zamandan beri üzerinde pek çok çalışma yapılmış bir konudur. Bununla beraber hala güncelliğini yitirmemiş yeni alanlarda araştırılmaya devam edilmektedir. Literatüre bakıldığında altı üyeli diazadiborin gövdeleri konusunda çalışmalar oldukça sınırlıdır. Tez ile özellikle bu türlerin üzerinde çalışmalar yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Borazinler, borun azot ile yaptığı halkalı yapıya sahip bileşiklerdir. Benzenin inorganik kimyada iki önemli analoğu bulunmaktadır. Bunlar "inorganik benzen" olarak da adlandırılan borazin ve trimerik fosfazendir. Bu özelliğe sahip olması bu alandaki çalışmaları ilginç kılmaktadır. Diazadiborin gövdesine sahip izomerlerden şimdiye kadar sadece 1,2,3,6-izomeri sentezlenmiştir. Diazadiborin türevi olan 1,4,2,3-izomeri şimdiye kadar ise monosiklik olarak sentezlenmemiştir. Tez kapsamında yaptığımız çalışmalar ile birlikte, hedeflenen bileşikler farklı sübstitüentler kullanılarak ürün karışımı olmaksızın, tek bir ürün olarak elde edilebilmiştir. Öngörülen sentezlerin gerçekleşmesi ile birlikte literatüre pek çok yeni Diazadiborin bileşikleri kazandırılmıştır. Sonuç olarak, planlanan tüm sentezler inert atmosferde kinetik kontrollü olarak organolityum bileşikleri ile klorlu diboran türleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen bileşikler NMR ve XRD tek kristal teknikleri kullanılarak karakterize edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Diboran(4), Diazadiborin, Borazin, Trimerik fosfazen, İnorganik benzen.

Osman Burgaz
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni 1,3-diaza-2,4,5-triborolin türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu

Borolinler, bor atomu içeren halkalı bileşiklerdir. Bu çalışmada kullanacağımız borolin türevleri, siklopentadienil halkası ile izoelektronik olup bu iki yapı aromatiktir. Tez kapsamında literatürde daha önce çalışılmamış 1,3,2,4,5-diazatriborolin türevlerinin sentezi ve spektroskopik karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Organobor bileşiklerin sentezi havaya ve neme kapalı ortamda Schlenk tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Koruyucu gaz olarak argon gazı kullanılmıştır. Cam malzemeler kullanılmadan önce yüksek vakum sistemi ile (sıvı azot soğutmalı) vakum pompasına bağlanıp balonlardaki hava ve nem ısıtılarak uzaklaştırılmıştır. Soğuduktan sonra argon gazı ile doldurularak kullanılmıştır. Tez kapsamında beş üyeli heterohalkalı bor bileşikleri ve türevleri ile ilgili çalışmalar yapılmıştır.

Ceren Şen
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın Buharkent yöresinde jeotermal sularla sulanan toprak ve bitki örneklerinde bazı kirletici parametrelerin araştırılması

Her geçen gün artan nüfus ve buna bağlı olarak sanayi artışı enerjiye duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Alternatif enerji kaynaklarından biri olan jeotermal enerji hem yenilenebilir olması, hem de ülkemizde bol miktarda bulunması nedeniyle son yılların kuşkusuz en çok tercih edilen enerji haline gelmiştir. En yaygın kullanım alanı ise enerji üretimidir. Ne yazık ki jeotermal akışkanların bilinçsiz ve yanlış kullanımı çevre kirliliğini tetiklemektedir. Kimyasal bileşimleri nedeniyle, yanlış kullanımları sonucu önce sular, sonra topraklar, daha sonra bitkiler yani kısaca tüm ekosistem için tehlike alarmı vermektedir. Bu araştırma, jeotermal akışkanlar nedeniyle kirlenme riski taşıyan Aydın-Buharkent yöresinde ki toprak ve bölgede yetiştirilen meyve örneklerinin ağır metal düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma için bölgede 9 toprak, 5 meyve istasyonu belirlenmiştir. İstasyonlar kirlenme olasılığının fazla olduğu düşünülen jeotermal enerji tesisleri çevresinden seçilmiştir. Bu araştırma sırasında belirlenen istasyonlardan, üç aylık periyotlarla toplam üç kez toprak ve meyve örnekleri alınarak temel kirlilik parametrelerinin analizi gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla örneklerin pH, iletkenlik ve tuzluluk gibi parametrelerine bakılmış, daha sonra çeşitli elementlerin (B, Cd2+, Cr3+, Pb2+, Cu2+, Zn2+, Al3+, Mn2+, Fe3+) analizi AAS ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre jeotermal enerji tesisleri çevresinde pH, tuzluluk ve bor derişimi yüksek tespit edilmiştir. Tüm istasyonlarda Cd, Cr, Mn, Cu tayin limitinin altındadır. Zn 6. İstasyon hariç tüm istasyonlarda yüksek çıkmıştır. Fe ve Al derişimleri tüm istasyonlarda yüksektir. Anahtar Kelimeler: jeotermal enerji, toprak, meyve, Ağır metal, AAS, Buharkent, pH, iletkenlik.

Gülsüm Poyraz
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni pirimidin bileşiklerinin ve bunların metal komplekslerinin sentezi

Bu çalışmada o-aminobenzoil ve p-aminobenzoil hidrazinin 1,3-dimetil-5-asetil barbitürik asit ile tepkimeleri sonucu iki yeni ligand H2L1 (%72 verim) ve H2L2 (%79 verim) elde edilmiştir. Sentezlenen bu bileşiklerin yapıları 1H-NMR, 13C-NMR ve FT-IR spektroskopisi teknikleri kullanılarak doğrulanmıştır. H2L1 bileşiğinin kristal yapısı X-ışınları kırınımı yöntemi ile belirlenmiştir. X-ışınları kırınımı yöntemi kullanılarak yapılan analiz sonucunda bileşiğin monoklinik yapıda ve P21/n uzay grubuna sahip olduğu belirlenmiştir. Sentezi gerçekleştirilen H2L1 ve H2L2 bileşiklerinin CuCl2.2H2O ve NiCl2.6H2O ile tepkimeleri sonucu mononükleer metal kompleksleri sentezlenmiştir. Sentezlenen metal komplekslerinin yapılarını aydınlatmak için FT-IR ve elementel analiz teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca tez kapsamında sentezlenen H2L1 ve H2L2 bileşiklerinin antioksidan, tirozinaz inhibisyonu ve antimikrobiyal aktiviteleri incelenmiştir. Sonuç olarak H2L1 ve H2L2 bileşiklerinin iyi düzeyde antioksidan ve orta düzeyde tirozinaz inhibisyon aktivitesine sahip olduğu bulunmuştur.

Tayfur Şaylıca
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tek kullanımlık modifiye edilmiş ve edilmemiş grafit elektrotların DNA hibridizasyon sensörü olarak kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu tezde, tek kullanımlık kalem grafit elektrot (PGE) yüzeyine 5-amino-1,3,4-thiadiazole-2-tiyol (AMT) elektropolimerizasyonla ince film şeklinde kaplanmış ve elde edilen yeni yüzey (poli-AMT-PGE) DNA hibridizasyonunun tayininde kullanılmıştır. Elektrot yüzeyini poli-AMT ile kaplamak için, AMT, elektrot yüzeyinde dönüşümlü voltametri tekniği kullanılarak polimerleştirilmiştir. Polimerle modifiye edilen elektrotlar kullanılarak, DNA hibridizasyonunun düşük tayin sınırı ve yüksek seçimlilikle aynı zamanda tekrarlanabilir bir şekilde tayin edilebilmesi amaçlanmıştır. Yüzeyi poli-AMT ile modifiye edilmiş olan elektrotların (p-AMT-PGE), yüzey ve elektrokimyasal karakterizasyonları taramalı elektron mikroskopi ve elektrokimyasal empedans spektroskopi teknikleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. p-AMT-PGE ile modifiye edilmiş ve edilmemiş olan elektrotlar (PGE), DNA prob immobilizasyonu açısından karşılaştırılmış ve p-AMT-PGE yüzeyinde DNA hibridizasyonu gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan elektrodun seçimliliği, hedef DNA dizisi, tek bazı hedeften farklı DNA dizisi (MM), rastgele DNA dizisi (NC) kullanılarak test edilmiş ve elektrodun tayin sınırı belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: 5-amino-1,3,4-thiadiazole-2-tiyol, kalem grafit elektrot, altın nanopatikül, elektrokimyasal biyosensör.

Hakan Şiranlı
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun aracılı doku hasarında flavonoidlerin rolü

Oksidatif stres, reaktif oksijen türlerinin (ROS) biyomoleküllerdeki aşırı oksidasyonu sonucu, nükleotid oksidasyonu veya dimerizasyonuyla DNA' da mutasyonlara ve yapısal proteinlerin fonksiyonlarının ya da enzimlerin kuaterner yapılarının değişimi sonucu hasara neden olan bir süreçtir. ROS' ların üretimi ve detoksifikasyonu arasındaki oranın sürekli sabit kalması gerekmektedir ve bu oranı koruyabilmek üzere metabolizmada farklı mekanizmalarla çalışan çeşitli savunma sistemleri gelişmiştir. Ancak, endojen ve ekzojen tetikleyiciler ya ROS ların aşırı üretimine ya da bu antioksidan savunma sisteminin bozulmasına yol açarak prooksidan/antioksidan dengesinin bozulmasına ve dolayısıyla oksidatif strese neden olurlar.Bu çalışmada, kurşun aracılı olarak farelerin karaciğer dokularında oluşturulan oksidatif stresin giderilmesinde veya yıkımın geciktirilmesinde flavonoidlerin rolleri araştırılmıştır. Bu etkisizleştirme mekanizmalarında; serbest radikallerin zararlı etkilerini gideren antioksidan etkiye sahip süperoksit dismutaz, katalaz ve glutatyon peroksidaz enzimlerinin aktivite değişimleri ile lipit peroksidasyonu düzeylerindeki değişimler incelenmiştir.

Ceylan Kavas
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Pridokarbazol alkaloitlerinin sentezi için yeni bir sentetik yaklaşım

Bu çalışmada iki farklı sentez planı kullanılarak yeni pridokarbazol türevleri sentezlenmeye çalışılmıştır.Birinci sentez planında D-tipi sentez stratejisi izlenmiştir. Bu yöntemde daha önceden sentezlenen etil 4-metil-1,2,3,4-tetrahidro-9H-karbazol-3-karboksilat başlangıç maddesinden yola çıkılarak, 6H-pirido[4,3-b] karbazol türevleri için yeni öncü bileşik olan 11-metil-2-tosil-1,2,3,4,4a,5,11,11a-octahidro-6H-pirido[4,3-b]karbazole-5-on sentezlenmeye çalışılmıştır.İkinci sentez planında ise B-tipi sentez stratejisi izlenmiştir. Bu yöntemde p-amino asetofenon başlangıç bileşiğinden yola çıkılarak Japp-Klingemann reaksiyonuyla elde edilecek yeni 6H-pirido[4,3-b]karbazol türevleri sentezlemek için anahtar bileşik olan aminoizokinolin türevleri sentezlenmeye çalışılmıştırSonuç olarak bu çalışmada anti tümör aktifliğe sahip piridokarbazol türevleri için iki farklı sentez stratejisi uygulanarak iki farklı öncü bileşik sentezlenmeye çalışılmıştır.Sentezlenen maddeler kolon kromatografisi yöntemiyle saflaştırılmış, yapıları IR ve 1H-NMR gibi spektroskopik teknikler kullanılarak aydınlatılmıştır.Anahtar Kelimeler: Alkaloitler, Pridokarbazol, elliptisin, olivasin, izokinolin.

AlkaloidlerEliptisinİzokinolin
Adil Çağdaş Bilici
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Photochemical substitution reactions of some transition metal carbonyl complexes

Transition metal carbonyl complexes especially VIB metal carbonyls are the oldest classes of organometallic chemistry. These are among the most well studied organometallic compounds. Metal carbonyls have been proved as reactive species in homogeneous catalytic reactions such as hydrogenation, hydroformylation and carbonylation. Carbon monoxide serves simply as a ligand providing the complex with the necessary reactivity and/or stability to allow reaction to ensue. A large number of Schiff bases and their complexes have been studied for their interesting and important properties, such as their ability to reversibly bind oxygen, catalytic activity in the hydrogenation of olefins and complexing ability towards some toxic metals.We have investigated photochemical reactions of VIB metal carbonyl complexes with salen type [O, N, N, O] Schiff bases in THF. The new 1-6 complexes have been synthesized and characterized by elemental analyses, FTIR, 1H-NMR and mass spectra. The spectroscopic studies show that first ligand is coordinated to the central metal as a tetradentate ligand coordinating via the central azomethine nitrogens (C=N) and phenolic oxygen atoms to the central metal in 1-3, whereas second ligand is coordinated to the central metal as a tetradentate ligand coordinating via aromatic methoxy and phenolic oxygen atoms to the central metal in 4-6.

Photochemical reactionsMetal carbonilSchiff bases
Pelin Köse
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of anions in geothermal waters with ion chromatography and bicarbonate with spectroscopic method

This thesis consists of two complimentary chapters. In the first part, simultaneous ion chromatographic analysis of seven different anions (Fluoride, Chloride, Nitride, Bromide, Nitrate, Phosphate, Sulfate) in real groundwater samples were performed by ion chromatography method. Some validation tests and the optimum conditions for the determination of anions were studied. Analysis of anions was performed by injection of samples to the chromatographic system after filtration and/or dilution. The precision and accuracy of the method were tested at three different concentration levels for each standard. Recovery studies were performed by adding standards in to the geothermal groundwater and drinking water samples. For groundwater samples recovery tests was performed between two successive months. Precision was also assessed as the percentage relative standard deviation (% RSD) of both repeatability (within-day) and reproducibility (between-day and different concentrations) for groundwater samples. SD and RSD values of 220 real groundwater samples acquired during 8 months were evaluated.In the second part, bicarbonate (HCO3-) analysis in groundwater samples was performed by spectrophotometric, titrimetric and potentiometric methods. New indicator dyes namely [N, N?-bis(4-dimethylaminobenzylidene)benzene?1,4-diamine (Y-10), 4-[4-(dimethylamino) phenylmethylene]amino acetophenone (Y-11) and 4-(4-(dimethylamino)phenyl)methyleneamino benzonitrile (Y?13)] were offered for absorption based analysis of HCO3- anion.The indicator dyes were characterized in the different solvents of ethanol (EtOH), dichloromethane (DCM), tetrahydrofurane (THF) and Toluene/Ethanol (To: EtOH) mixture (80:20)), in solid matrix of PVC and in Ionic Liquid media. Maximum absorption wavelength (?abs) and molar extinction coefficients (?) of the indicators were determined with Uv-Vis spectrophotometer in all of the employed matrices. Acidity constant values of three different indicator dyes were calculated in ethanol and polyvinylchloride for HCO3- sensing purposes. Cross sensitivities of the indicator dyes to other cations was also tested and evaluated.

AnionsBicarbonatesIon chromatography
Merve Zeyrek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Photocharacterization of some chromoionophore structures with fiber optics for sensing purposes

In the first part of this work, original Hg(II) sensor was tried to be developed by making use of 4-{ (1E, 3E)-3-[(4- chloro-phenyl )imino]-1-propenyl}-N,N-dimetilanilin (CPIPA), a newly synthesized indicator dye. CPIPA, was spectrophotometrically characterized in various solvents and ionic liquids. Spectral response of dye to dissolved mercury and pH and was considered. The complex stoichiometry between dye and heavy metal was defined. In addition to that, the transformation of spectral response by time was studied.In the second part, an original Al3+ probe was tried to be developed. Organic fluoroionophore; N-N?-bis (2-hydroxybenzylidene)-ethane-1,2-diamine (Y1), was studied in various solvents (dichlorometan, tetrahydrofurane, toluen and ethanol) by using absorption and emission spectroscopy.In all sensor designs, sensor response, stoichiometry of possible complex between the fluoroionophore and metal cation, possibility of regeneration, detection limit, linear working range and repeatability were defined by using absorption and emission based spectrophotometric techniques.

AluminumAluminum determinationMercury+6
Mustafa Türe
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı yeni floresant indikatörlerin sentezleri ve spektroskopik uygulamaları

Bu çalışmada, N-açil aminoasitlerin halkalı anhidritleri olan ve beş üyeli heterohalkalı sistemlerden oluşan oksazol-5-on sınıfı fluoresant moleküllerin sentezleri, saflaştırılması, fotofiziksel özelliklerinin incelenmesi ve sensör uygulamaları gerekleştirilmiştir. Yapısında N-fenil-aza-15-crown-5, antrasen ve karbazol grubu içeren üç farklı sınıf azlakton türevi sentezlenmiştir. N-fenil-aza-15-crown-5 grubu içeren azlakton türevleri olarak 2-fenil-4-[4-(1,4,7,10-tetraoksa-13-azasiklopentadekil)benziliden]oksazol-5-on (CPO-1), 2-(3,5-dinitrofenil)-4-[4-(1,4,7,10-tetraoksa-13-azasiklopentadekil)benzliden]oksazol-5-on (CPO-2), 2, 2-(p-nitrofenil)-4-[4-(1,4,7,10-tetraoksa-13-azasiklo pentadesil)benziliden]oksazol-5-on (CPO-3) ve 2-(p-tolil)-4-[4-(1,4,7,10-tetraoksa-13-azasiklopenta desil)benziliden]oksazol-5-on (CPO-4) molekülleri sentezlenmiştir. Antrasen yapısı içeren fluoresant moleküller olarak ise 2-fenil-4-antraliden-5-oksazolon (ANT-I), 2-(4-tolil)-4-antraliden-5-oksazolon (ANT-II) ve 2-(4-nitrofenil)-4-antraliden-5-oksazolon (ANT-III) azlaktonlarının sentezleri gerçekleştirilmiştir. Karbazol grubu içeren azlakton olarak ise 4-[(9-bütil-6-{[2-(3,5-dinitrofenil)-5-okso-1,3-oksazol-4(5H)-liden]metil}-9H-karbazol-3-il)metilen]-2-(3,5-dinitrofenil)-1,3-oksazol-5(4H)-on sentezlenmiştir. Sentezlenen oksazol-5-on türevlerinin saflaştırılması kolon kromatografisi ve kristallendirme yöntemleri ile gerçekleştirilerek, yapıları FT-IR, 1H-NMR ve 13C-NMR spektroskopik tekniklerle aydınlatılmıştır. Söz konusu türevlerin UV-vis absorpsiyon ve emisyon çalışmaları ile fotofiziksel özellikleri incelenmiştir. CPO sınıfı oksazol-5-on türevleri polyseter destek materyali üzerinde hazırlanan optikçe geçirgen polivinilklorür matrikslere immobilize edilerek asetilkolinklorür, donepezil ve glukoz tayinine yönelik sensör sistemleri geliştirilmiştir. Söz konusu türevlerin ayrıca, biyolojik öneme sahip Ca2+, Ba2+, K+, NH4+ ve Na+ katyonlarına karşı yanıtları da incelenmiştir.

Gülsiye Öztürk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Cibacron Blue F3GA attached mP(HEMA) beads for casein purification

Magnetic poly(2-hydroxyethylmethacrylate) [m P(HEMA)] beads carrying Cibacron Blue F3GA were prepared by suspension polymerization of HEMA. Cibacron Blue F3GA was covalently coupled with magnetic poly(HEMA) microbeads via the nucleophilic substitution reaction between the chloride of its triazine ring and the hydroxyl groups of the HEMA molecules under alkaline conditions. Dye-attached mP(HEMA) beads were characterized by Fourier transform infrared spectrometer (FTIR), scanning electron microscopy, elemental analysis, swelling studies. The affinity sorbent carrying 68.3micromol Cibacron Blue F3GA/g was in the 100-140 micrometer particle size range. The swelling ratio of the mP(HEMA) was % 62.12. Adsorption studies were performed under different conditions in batch system (i.e., pH, protein initial concentration, temperature, and ionic strength) and than in magnetically stabilized fluidized bed (MSFB) system. The maximum adsorption was observed at pH 5.0, which is the isoelectric pH of beta casein. The maximum amount of beta-casein adsorption from aqueous solution was 57.52 mg/g in batch system and 72.09 mg/g in MSFB system at pH 5.0 (Studied casein concentration: 0.5 mg/ml). Up to 90 percent of the adsorbed beta-casein was removed by 1.5 M NaCl as elution agent. We concluded that Cibacron Blue F3GA attached magnetic poly(HEMA) could be repeatedly applied for beta-casein adsorption without significant losses in the adsorption capacity.

Protein purification
Funda Akdoğan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessEN

The utilization of porphyrins in quantitative determination of some transition metals by thin layer chromatography

In this work, high performance thin layer chromatography has been used to quantify metal ions in various analytical medium. The 5, 10, 15, 20-tetrakis(bromohydroxyphenyl) porphyrin as chelating agent and the Zn(II), Ni(II), Cu(II), Co(II), Cd(II), Hg(II), Pb(II), Mn(II), Pt(IV) and Pd(II)-TBHPP chelates were synthesized and their structural and chromatographic behaviours were determined using IR, NMR, absorption and fluorescence spectrometry and thin layer chromatography. In quantification, using solid phase extraction C18 cartridge metal ions were enriched and retain metal chelates were eluted with tetrahydrofuran. The chelates were separated on HPTLC silica gel plate using aceton:chloroform (2:8, v:v) as mobile phase. Only, the TBHPP complexes with Zn(II), Cu(II), Co(II) and Hg(II) migrate differently from each other. Linear working range of TBHPP complexes with Zn(II), Cu(II), Co(II) and Hg(II) were 3.6-30, 1.2-30, 0.6-30, 3.6-60 ng µL-1, respectively. LOD of TBHPP complexes with Zn(II), Cu(II), Co(II) and Hg(II) were 0.92 ng µL-1, 1.21 ng µL-1, 0.19 ng µL-1, 0.90 ng µL-1, respectively. Repeatibility for within- and between-day (RSD%) of TBHPP complexes with Zn(II), Cu(II), Co(II) and Hg(II) were 3.67 ? 5.24, 2.66 ? 3.51, 1.87 ? 4.10, 3.09 ? 4.51, respectively. The method was applied to the determination of Zn(II), Cu(II), Co(II) and Hg(II) in tap water, geothermal water, river water and dried tomato samples with good results.

Metal complexesPorphyrinsThin layer chromatography
İpek Kaynak Çavdar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Separation and preconcentration of lanthanum(III) ion from aqueous solution using Cystoseira barbatula

The biosorption of lanthanum(III) on Cystoseira barbatula for preconcentration?separation has been investigated. The sorbed lanthanum on biosorbent was eluted by using 0.005 M etilen diamin tetra acetic acid (EDTA) and lanthanum was determined by complexing with Arsenazo-III following UV-visible absorption spectrometry. The influences of analytical parameters including amounts of biomass, initial pH of solution, contact time, desorption solution type and concentration, eluent volume, sample volume on the quantitative recoveries of lanthanum were investigated. The effects of alkaline and earth alkaline ions and some transition, lanthanide and actinide ions on the retention of lanthanum on Cystoseira barbatula were also examined. Separation and preconcentration lanthanum from water and soil samples was achieved quantitatively. 5 to 50 fold preconcentration was obtained for sample solution having volume from 100 to 1000 mL. The precision (relative standard deviation %) of the method was 2.86 % for lanthanum at a concentration of 1µg m/L for a series of 10 replicates. The recovery for lanthanum was equal or high 94 percent. The validation of the procedure was performed by the analysis of the certified standard reference soil material (SRM 2709). The presented method was applied to the determination of lanthanum in tap water and soil sample with successfully results. The maximum adsorption capacity is between 24.88-83.96mg/ g according to linearized Freundlich model.

Solid phaseLanthanids
Deva Kocaibiş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessEN

Synthesis and characterization of some transition metal carbonyl complexes containing nitrogen and sulphur donor ligands

The hitherto unknown Schiff base-metal carbonyl complexes were synthesized by the photochemical reactions of photogenerated intermediate, M(CO)5THF (M = Cr, Mo, W) with four Schiff base ligands, N,N'-bis(2-aminothiophenol)-1,4-bis(2-carboxaldehydephenoxy)butane, N,N?-bis(2-aminothiophenol)-1,7-bis(2-formylphenyl)-1,4,7-trioxaheptane, N,N'-bis(2-hydroxynaphthalin-1-carbaldehydene)-1,2-bis(p-aminophenoxy)ethane and N,N'-bis(2-hydroxynaphthalin-1-carbaldehydene)-1,4-bis(p-aminophenoxy)butane.The complexes were characterized by elemental analysis, LC- mass spectrometry, magnetic studies, FTIR and 1H NMR spectroscopy.The spectroscopic studies show that N,N'-bis(2-aminothiophenol)-1,4-bis(2-carboxaldehydephenoxy)butane and N,N?-bis(2-aminothiophenol)-1,7-bis(2-formylphenyl)-1,4,7-trioxaheptane ligands are converted to benzothiazole derivatives after UV irradiation and coordinated to the central metal as bridging tetradentate ligands in addition to N,N'-bis(2-hydroxynaphthalin-1-carbaldehydene)-1,2-bis(p-aminophenoxy)ethane and N,N'-bis(2-hydroxynaphthalin-1-carbaldehydene)-1,4-bis(p-aminophenoxy)butane ligands are coordinated to the central metal as tetradentate ligands.Keywords: N,N'-bis(2-aminothiophenol)-1,4-bis(2-carboxaldehydephenoxy)butane, N,N?-bis(2-aminothiophenol)-1,7-bis(2-formylphenyl)-1,4,7-trioxaheptane, N,N'-bis(2-hydroxynaphthalin-1-carbaldehydene)-1,2-bis(p-aminophenoxy)ethane, N,N'-bis(2-hydroxynaphthalin-1-carbaldehydene)-1,4-bis(p-aminophenoxy)butane, metal carbonyls, Schiff base.

Senem Karahan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessEN

Preparation and characterization of Al-, Fe- and Zr- pillared clays and their applications

Aluminum, iron, zirconium - pillared clays were prepared by using Montmorillonite KSF and K10 and used as inorganic fillers for synthesis poly(acrylic acid/ Aluminum and zirconium pillared clays) superabsorbent composites. Pillared clays and Al- KSF, Al-K10 and Zr-KSF based superabsorbents were characterized by XRD, FTIR, gas adsorption analysis, SEM and TGA. Pillaring process resulted in a strong increase in the d001 basal spacing. BET surface area analyses indicated that the surfaces areas of pillared clays were increased. The superabsorbents showed pH dependent and reversible swelling behaviors. Decreasing of swelling ratio was observed by increasing the content of Zr-KSF on the superabsorbent. The more crosslinking ratio of Al-K10 based superabsorbents was understood from less swelling character than Al-KSF based superabsorbents. XRD revealed that the layers of clay dispersed on the composite. FTIR analyses indicated that the shifts of stretching vibrations of O-Si-O tetrahedra and OH bands supported ester formation between acrylic network and pillared clay. Additionally, the efficiency of aluminum-pillared-layered K10 and KSF montmorillonites (Al-PILCs) for the removal of Trimethoprim (TMP) was investigated. The removal percentage was highly depended on pH. TMP and the adsorbent surface, both carrying positive charges at acidic pH values may explain the poor adsorption. Al-K10 exhibits higher removal capacity of TMP at lower adsorbent dosages in comparison with Al-KSF. Adsorption is increased by increasing temperature onto Al-KSF and increased by decreasing temperature onto Al-K10. From Dubinin?Radushkevich isotherm equation, the adsorption onto Al-KSF and Al-K10 can be explained by ion-exchange mechanism and physical adsorption type, respectively. Standard enthalpy value of the sorption indicates that adsorption is endothermic while the standard entropy suggests that randomness increases during adsorption. The results showed that Al-PILCs are potential useful adsorbents for the removal of TMP from wastewater treatment plants and fine inorganic fillers for synthesis of superabsorbent composites.

AdsorptionSuperabsorbent
Zehra Bekçi Molu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Cation analysis of geothermal water samples with ion chromatography and spectroscopic methods

The aim of this study is to perform cation analysis of geothermal water samples with ion chromatography and spectroscopic methods.In the first part, simultaneous ion chromatographic analysis of six cations (lithium, sodium, ammonium, potassium, magnesium, and calcium) in geothermal water samples was performed by ion chromatography method. Some validation tests and the optimum conditions for the determination of cations were studied. The precision and accuracy of the method were tested at three different concentration levels for each standard. Recovery studies were performed by adding standards into the geothermal water and drinking water samples. Precision was also assessed as the percentage relative standard deviation of both repeatability (within-day) and reproducibility (between-day and different concentrations) for geothermal water samples. SD and RSD values of 320 geothermal water samples acquired during 12 months were evaluated.The second part consists of analysis of geothermal water samples by spectrophotometric method for manganese (II), zinc (II) and copper (II). The indicator dyes namely [5-phenylazo-8-quinolinol (A-8) and 5-(4-clorophenylazo)-8-quinolinol (A?13)] were offered for the first time for absorption based analysis of manganese (II), zinc (II) and copper (II). The indicator dyes were characterized in the different solvents of ethanol, dichloromethane, tetrahydrofurane and Toluene/Ethanol mixture (80:20)) and in solid matrix of PVC. Maximum absorption wavelength and molar extinction coefficients of the indicators were determined with UV-Vis spectrophotometer in all of the employed matrices. Cross sensitivities of the indicator dyes to other cations and anions was also tested and evaluated.

Spectral methodsSpectrophotometry-ultravioletSpectrophotometric method+2
Sibel Kaçmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hidrotermal yöntemle metakrilat bazlı polimer nanokompozitlerin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada metakrilat bazlı yeni bir sentetik polimer olan poli(2-(3,5-dikloroanilino)-2-oksoetil 2-metilprop-2-enoat) (PDCOEMA) sentezlendi ve karakterize edildi. PDCOEMA'nın kitosan (CS) ile karışımı hidrotermal yöntemle hazırlandı ve DSC tekniği bunun oluşumunu doğruladı. PDCOEMA'nın CS'nin termal stabilitesini ve cam geçiş sıcaklığını (Tg) arttırdığı gözlendi. PDCOEMA-CS karışımının Tg değeri en yüksek ZnO NP katkı oranıyla yaklaşık 7 oC artırıldı. Yeşilsentezle üretilen ZnO NP'lerin farklı ağırlık oranlarında hidrotermal yöntemle PDCOEMA-CS karışımına eklenmesiyle PDCOEMA-CS/ZnO nanokompozitleri hazırlandı. TGA ile belirlenen nanokompozitlerin termal kararlılıklarının CS'ye göre önemli ölçüde arttığı gözlenmiştir. CS'nin başlangıç bozunma sıcaklığı 270 oC iken DCOEMA ile harmanlandıktan sonra bu değer 293 oC'ye, %7 ZnO NP ilavesi ile ise 317 oC'ye çıkmıştır. PDCOEMA, CS, PDCOEMA-CS karışımı ve nanokompozitlerin antimikrobiyal, antikanser, sitotoksik, antioksidan ve yara iyileştirici özellikleri de belirlendi. Elde edilen sonuçlar CS'ye göre PDCOEMA-CS ve nanokompozitlerin oksidan ve antimikrobiyal etkinliğinin arttığını göstermektedir. Ayrıca PDCOEMA-CS kompozitinin yara iyileştirici etkisi ve etkinliği olduğu belirlendi. Sonuçlar, üretilen malzemelerin CS bazlı yeni ürün geliştirilmesine katkı sunabileceğini göstermektedir.

Hasan Artun
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00