
70
Archived Theses
5
DOIs Assigned
7%
DOI Rate
Archived Theses
Türkiye'de terörle mücadelede Türk kamu yönetiminin işlevleri üzerine genel bir değerlendirme: PKK örneği
Bu Yüksek Lisans Tezi'nin amacı Türkiye'nin önemli bir sorunu olarak karşımızda duran PKK ve ona karşı yapılan mücadelenin Türk kamu yönetiminin işlevleri açısından bir süreç olarak incelenmesi ve terörle mücadele ile terörizme mücadele ekseninde Türk kamu yönetimindeki değişiminin araştırılmasıdır. Temel varsayım Türk kamu yönetiminin terör ve terörizmle mücadelede bir süreç olarak terörle mücadeleden terörizmle mücadele alanına kaydığı ve bunun nedeninin değişen konjonktür, değişen PKK ve kamuoyunun şiddete doygunluğu olduğudur. Üç bölümden oluşan bu tezin ilk bölümünde kavramsal çerçeve dâhilinde araştırmanın temeli olan terör ve terörizm kavramları ve bunların nedenleri, amaçları, unsurları, ayrımları zengin bir literatürle anlatılmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise Türkiye'de PKK dışındaki terör örgütleri anlatılmıştır. Tezin son bölümünde ise PKK terör örgütü kökleri, örgüt yapısı ve finans kaynakları ile ayrıntılı bir şekilde anlatılmış ve Türkiye'nin terörle mücadelede kamu yönetiminin işlevleri yasama ve yürütme erklerinin faaliyet ve uygulamaları ile incelenmiş ayrıca Kürt Sorunu ve PKK terörünün bitirilmesi amacıyla ortaya konan belli başlı raporlar özetlenmiştir. Tezin katkısı ile PKK'daki ve Türkiye'nin terörle mücadelesindeki değişimler ve nedenleri ortaya konmuş ve konu bütüncül bir şekilde ele alınmıştır. Tezin bir başka katkısı ise PKK terör örgütünün ulaşılması yasal kendi yazılı kaynakları ile incelenmesi ve nesnel veriler ışığında doğru bir şekilde anlatılmasıdır. Sonuçta bu Yüksek Lisans Tezi ile PKK'daki değişimler bir süreç olarak irdelenmiş ve bunun Türk kamu yönetimindeki değişimler ile nedenselliği ortaya konmuştur. PKK'nın değişim süreci sonunda siyasallaşması ve terörizmi sadece alternatif bir güç haline getirmesi ile Türk kamu yönetiminin terörizmle mücadele ile artık mücadelenin siyasi, ekonomik ve toplumsal yanına ağırlık vermesi durumları arasında bağlar ortaya konarak temel varsayımımız doğrulanmıştır.
Türkiye'de merkez sağın kuruluşu: Demokrat Parti'nin gözünden Cumhuriyet Halk Partisi
Türkiye'de iki köklü siyasi hareket var olmuştur. Bu iki köklü siyasi hareketten biri Cumhuriyet Halk Partisi, diğeri de Demokrat Parti'de toplanmıştır. Tek Parti döneminden çok partili rejime geçişle beraber iktidar ve muhalefet partileri yeni sisteme uyum sağlamaya çalışmış ve demokrasi kavramı siyaset hayatında partiler arasında ayırt edici bir kavrama dönüşerek yerini almıştır. Bu tezin konusu, 1945-1960 yılları arasında Demokrat Parti yönetici kadrolarının, kendilerini, içinden çıktıkları Cumhuriyet Halk Partisi'nden hangi söylemlerle farklılaştırdıklarıdır. Çalışmanın temel amacı, Demokrat Parti geleneğinin Cumhuriyet Halk Partisi'ne rağmen nasıl oluştuğunu, kuruluşundan kapatılmasına kadar Demokrat Parti üst yöneticileri ve DP ileri gelenlerinin söylem ve demeçlerinden hareketle, nasıl bir Cumhuriyet Halk Partisi algısı oluşturduklarını ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni hangi söylemlerle eleştirdiklerinin anlaşılmasıdır. Böylece Türkiye liberal muhafazakâr (merkez) sağının, kendi seçmen kitlesinin gözünde nasıl bir "sol" ve CHP imgesi inşa ettiği gösterilmeye çalışılmıştır. Bununla amaçlanan Türk siyasi kültüründeki söylemsel şiddetin kaynaklarının çözümlenmesidir. Bu amaç için çalışmada konuyla ilgili literatürde var olan birincil kaynaklar taranmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi Mikrofilm arşivinde bulunan, Demokrat Parti'nin yarı resmi organı sayılabilecek Zafer Gazetesi arşivinin tamamından ve DP Meclis Grup Toplantı Tutanakları ile Adnan Menderes'in konuşma ve demeçlerinden oluşan belgelerden yararlanılmıştır.
Türk Hukukunda yasama kısıntıları
İdarenin yargısal denetimi hukuk devletinin temel unsurlarından biridir ve çağdaş demokrasilerde idari işlemlerin yargı denetimine tabi olması kuraldır.Türk hukukunda yasama kısıntıları başlıklı bu çalışmanın ilk bölümünde hukuk devleti kavramı ve kavramın Türkiye de gelişimiyle paralel olarak yargı denetimi dışında bırakılan işlemler konusu tarihi süreç içinde ele alınmış ve anayasalarımızdaki durum incelenmiştir.İkinci bölümde öncelikle Türk kamu hukuku doktrininde idarenin yargısal denetimine dair ilkeler ele alınmış, yasama kısıntılarının nasıl ele alındığı ve hangi işlemlerin bu kapsamda kabul edildiği irdelenmiştir.Bunlar sırasıyla, cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler, yüksek askerî şura kararları, hâkimler ve savcılar yüksek kurulu kararları, uyarma ve kınama disiplin cezaları, askeri disiplin hukukuna ilişkin olarak disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin üstlerince verilen cezalar, sıkıyönetim komutanının ve olağanüstü hal bölge valisi işlemleri, organik bakımdan yürütme işlemi niteliğindeki olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleri, Sayıştay kararları, 298 sayılı seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkında kanunun 111-131 ve 132 nci maddeleri, 2822 sayılı toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt kanunu'nun 55 nci maddesi yüksek hakem kurulu kararları ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin sınırlamalardır.Daha sonra bu kısıntıların yargı kararlarında nasıl yorumlandığı üzerinde durularak uygulamadan örneklerle mevcut tablo ortaya konulmaya çalışılmıştır.Yine son dönemlerde yapılan yasal ve Anayasal değişikliklerin konumuzla ilgili olanlar üzerinde durulmuştur.Üçüncü ve son bölümde ise pozitif hukuktaki kısıtlamalara rağmen hukuk devleti ilkesiyle çelişen bazı kısıntıların yargı kararları ile aşılmasına yönelik örnekler ele alınmıştır. Anayasanın 90 ncı maddesinin son fıkrasına 2004 yılında eklenen hükümle insan haklarıyla ilgili uluslararası antlaşmaların iç hukuktaki etkisi yeniden tanımlandığı için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere diğer uluslararası insan hakları belgeleri karşısında yasama kısıntılarının durumu ele alınmıştır.Son olarak bu kararları Türk yargı içtihatları üzerinde mevcut ve olası etkisine işaret edilmiş, örnek ulusal ve uluslararası yargı kararlarına yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Hukuk Devleti Kavramı, Yasama Kısıntıları, Yargı Denetimi.
Medeni Usul Hukuku yönünden elektronik adli iletişim
Bilgisayar ve internet teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak devletlerin yargı sistemlerinde bilgisayarlardan yararlanma amacıyla oluşturdukları projeler hız kazanmıştır. Çalışma kapsamında yargı düzeninde gerçekleşen bu elektronik gelişmeler, mahkemeler ve yargılamaya katılan taraflar arasında adli bağlayıcılığı bulunan elektronik iletişim kapsamında ele alınmıştır. Bu kavrama ?Elektronik Adli İletişim? denilmektedir. Elektronik adli iletişim elektronik adaletin; elektronik adalet ise elektronik devletin bir uzantısıdır.Nasıl ki kâğıt ortamındaki imzalı belgelerde, imzanın belge sahibinin kimliğini tespit etme işlevi varsa; elektronik imzalı belgelerde de, elektronik imzanın bu işleve sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle elektronik ortamda gönderilen elektronik belgeler, elektronik imzalar ve elektronik sertifikalar üçüncü bölümde genel bir değerlendirme altında incelenmiştir.Klasik yargı düzeninde mahkemeler ve yargılamaya katılan taraflar arasındaki iletişim kâğıt ortamında sürmekte iken, elektronik iletişim ile birlikte kâğıt belgeler yerini elektronik belgelere bırakacaktır. Bu nedenle elektronik belgelerin tıpkı kâğıt ortamındaki belgeler gibi hüküm ifade etmesinin sağlanması gerekmektedir. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, güvenli elektronik imzalı belgelerin senet hükmünde olacağını düzenlemişken, elektronik ortamda düzenlenmiş belgelerin yazılı şekil şartını sağlayıp sağlamayacakları yönünde her hangi yenilik getirmemiştir. Oysa Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamında davaların elektronik ortamda açılması imkânı tanınmaktadır. Çalışmamızda elektronik ortam yolu ile dava açılabilmesi için yapılması gerekli düzenlemeler, bu konuda mevzuatında önemli değişiklikler yapmış Alman Hukuku örneklenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır
Kamu yönetiminde esneklik ve bağımsız idari otoriteler: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu örneği
Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, kamu yönetiminde esnekliğin altyapısal çözümlemesi yapılarak, fordist ve postfordist dönemin özellikleri, fordizmden postfordizme geçiş, postfordizme geçiş ile birlikte krizden çıkış için düzenlenen yeni dönemin neoliberal ve esnek sermaye birikim rejimi ve esnekliğin kamu yönetimi üzerindeki etkileri incelenmiştir.İkinci bölümde esneklik uygulamalarının bağımsız idari otoritelerin oluşmasındaki etkileri ve sonuçları ile değişik ülke ve anlayıştaki ülkelerdeki bağımsız idari otoritelerin ortaya çıkışı, Türkiye'de bağımsız idari otoritelerin ortaya çıkışı, özellikleri ile birlikte kamu yönetimi üzerindeki etkileri incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise bir bağımsız idari otorite örneği olarak enerji piyasası düzenleme kurumu incelenmiştir. Enerji piyasası düzenleme kurumunun yapısı, işleyişi düzenlemeleri ve esneklik özellikleri esnek birikim rejimi düzenleme biçiminin ve kamu yönetiminde esneklik uygulamalarının örneği olarak incelenmiştir.Anahtar Kavramlar: Fordizm, Postfordizm, Esneklik, Düzenleme, Bağımsız idari otorite, liberalizm
Polisin kent güvenlik uygulaması ve yönetim modeli
Bu güne kadar polis ve polislik konuları ile ilgili yapılan çalışmalarda polis kavramsalının gelişimi üzerinde pek durulmamıştır. Çalışmamızda kavramsalın gelişimi kamu yönetimindeki gelişimler bağlamında değerlendirilerek, geniş olarak ortaya konmuş bu yol ile ileride gidilebilecek sosyal gerçeklik noktalarına ulaşılmaya çalışılmıştır.Çalışma ülkemiz güvenlik yapılanmasında var olan bir sistem olan Çarşı ve Mahalle Bekçiliğini mahalle ölçekli, uluslararası uygulamaların ışığında ele alan, bir model olarak yeniden ortaya konması yolu ile güvenlik yapılanmasına mahalli ölçekli yeni bir açılım sağlayabilecek, yerelleşme uygulaması olarak ele almıştır.Çalışmanın birinci bölümünde polis kavramı ve gelişimi tarihsel süreç içinde ele alınarak, suç ve polis uygulamaları bağlamında etraflıca değerlendirilmiş ve polis kavramının toplumsal yapı ve kamu yönetimi bilimi gelişimi bağlamında ilerlemesi ortaya konmuştur.Bu kapsamda çalışmanın ikinci bölümünde kriminoloji kavramı, suç korkusu ve suç önleme konuları etraflıca ele alınmıştır. Suç kavranının güvenlik görevlileri tarafından algılanması ve bu doğrultuda önleme staratejilerinin geliştirilmesi etraflıca ele alınmıştır.Üçüncü bölüm kent, kent kavramında güvenlik ve toplumun güvenliğe desteği konuları, polislik yaklaşımları bağlamında detaylandırılarak ortaya konmuştur. Kent alanında polisin yeni yaklaşımı olarak ortaya konan toplum destekli polislik kavramı ele alınmıştır.Dördüncü bölümde modelin odağında olan mahalle, çarşı ve mahalle bekçileri ve geliştirilen model ele alınmıştır. Özellikle mahalle kavramının dünü, bu günü ve yarını Batı ülkelerinden örnek yapı ile belirtilmiştir. Mahalle de görev yapacak olan Çarşı ve Mahalle Bekçisinin yeni modeli etraflıca ele alınmıştır.Sonuçta çalışmada ele alınan tüm kavramlar ve yaklaşımların ülkemiz açısından değerlendirilmesi ve önerilen yönetim modelinin çalışma ışığında sağlayacağı fayda belirtilmiştir.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyum sürecinde 1982 Anayasasında yapılan değişikliklerin insan hakları ve demokratikleşme açısından değerlendirilmesi
İnsan hakları ve demokratikleşme konusu 20. yüzyılda önemli ivme kazanmış ve günümüzde de kendilerine atfedilen değerler artmıştır. 2. Dünya Savaşından sonra temelleri atılan Avrupa Birliği de kendisine insan hakları ve demokratikleşmeyi hedef almıştır. Birleşik bir Avrupa düşüncesinin temellenmesi insan hakları ve demokrasi kavramları üzerinde olmuştur. Bu çerçevede Avrupa Birliği'nin bütün önemli belgelerinde insan hakları ve demokrasiye göndermeler yapıldığı görülür. Birlik, üye olarak kabul edeceği devletlerden insan hakları ve demokrasi açısından belli bir düzeyi sağlamalarını isterken, üye devletlerden bu düzeyi koruyup yükseltmelerini ister. Bu yükümlülüğün gereklerini yerine getirmeyen üye devletlere Birlik, üyelikten çıkarmaya varan yaptırımlar uygulayabilmektedir.Türkiye'de insan hakları ve demokrasi alanlarındaki ilerleme çabalarını bazı iniş-çıkışlara rağmen Osmanlı'dan itibaren gözlemlemek mümkündür.Ankara Antlaşmasıyla başlayan Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri, Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'ye adaylık statüsünün verilmesi kararından sonra hız kazanmıştır. Türkiye?AB görüşmelerinde insan hakları ve demokratikleşme konuları görüşmelerin başlıca konularından biri olmuştur. AB, Türkiye'ye insan hakları ve demokrasi konularında Avrupa düzeyinin sağlanması gerektiğini vurgulamıştır. Bu çerçevede Türkiye?AB arasındaki belgelerde, insan hakları ve demokrasi açısından 1982 Anayasası eleştirilmiş ve AB standartları doğrultusunda değişiklik yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu çerçevede yapılan 4709 sayılı ve 5170 sayılı Anayasa değişiklikleri Anayasa'nın insan hakları ve demokrasi düzenlemelerini AB standartları doğrultusunda değiştirmeyi amaçlamıştır. Bu çalışma'da Türkiye'nin AB`ye uyum kapsamında yaptığı 4709 ve 5170 sayılı Anayasa değişikliklerinin insan hakları ve demokrasi açısından yaptığı değişiklikler incelenmiş ve bu değişikliklerin Avrupa Birliği tarafından nasıl algılandı üzerinde durulmuştur. Türkiye'nin yaşadığı tecrübenin hangi aşamalardan geçtiğini görebilmek için ilk anayasadan itibaren bütün anayasalarda insan hakları ve demokrasi konusunun nasıl düzenlendiği de ele alınmıştır.
Bölgesel kalkınma ajanslarının yapılanması ve işlevselliği: İzmir ve Çukurova örnekleri
Kalkınma ajansları, kalkınmanın yeni popüler araçlarından birisidir vedünyanın birçok ülkesinde başarıyla uygulanmaktadır. Bölgelerin kendigelişme potansiyelini tespit ederek buna uygun kalkınma stratejisiniuygulamaya koyabilmeleri ve toplumdan gelen sinerjiyle yerelden ulusalakalkınma anlayışının ağırlık kazanması paralelinde kalkınma ajansı modelleride öne çıkmaya başlamıştır. Ajansların yapılanmaları çoğu kere ülkelerinsiyasi, yönetsel, hukuki ve diğer birçok unsurlarından etkilenmektedir. Bubağlamda da uygulamada değişik yapılarda ajans modelleri görülmektedir. Buçalışmanın temel amacı, kalkınma ajanslarını önce teorik ve kurulma felsefesiitibariyle incelemek ve dünyadaki ajans yapılanmalarını ve Türkiye'ye mahsusolan ajans yapılanmasını ve işlevselliğini ortaya koymaktır.Türkiye'deki kalkınma ajansları modeli, çalışmamız süresince, kurulmanedenlerinden daha çok sürekli eleştirilmesi ve yargıya taşınmasıylakamuoyunun gündemine aktarılmıştır. Nitekim çalışmamızın örnek uygulamaolarak dayandığı ve kalkınma ajanslarının ilk pilot örneklerinden olan İzmir veÇukurova Kalkınma ajanslarının kalkınma hamleleri daha uygulamayageçtikten kısa bir süre sonra yargılama süreciyle kesintiye uğramıştır. Her nekadar İzmir ve Çukurova Kalkınma Ajansları, yargılama süreci nedeniylefaaliyetlerine ara vermiş olsa da kendilerinden daha sonra kurulan 24 yeniajansa, yapılanmalarını tamamlamaları, proje teklif çağrılarına çıkmaları gibideneyimleri nedeniyle örgütlenme ve uygulama alanlarında yol göstericiolacaklardır. Çalışmamız kapsamında İzmir ve Çukurova Kalkınma Ajanslarınınörnek uygulama olarak seçilmesinin temel nedeni de budur.Kalkınma ajansları uygulamasında en dikkat çeken konular tüzel kişilik,statü, mevzuattaki açık noktalar, katılımı sağlamadaki güçlükler başta olmaküzere çok çeşitlidir. Bu sorunlara hem teorik kısımda hem de katılımın unsuruolan kalkınma kurulu üyelerine anket uygulamasıyla birlikte cevap aranmayaçalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bölgesel Kalkınma Ajansları, Türkiye'de Kalkınma Ajansları,Kalkınma, Kalkınma Kurulu
Yeni bir maliyet yaklaşımı olarak dağıtılmamış maliyetlerin yönetimi yönteminin geleneksel maliyet yönetimi yöntemleri ile karşılaştırılması
Net Maliyet Dinamikleri temelde alt sınır maliyet dinamiklerine dayalı bilgi sağlayan bir dağıtımsız maliyet yönetimi sistemidir. Alt sınırı temel alarak, NMD karar alıcılara geçmişteki, bugünkü ve gelecekteki faaliyetlerin işletmenin alt sınırına olan etkilerini anlamaları için bilgi ve araçlar sunar. Ulaşılmak istenen alt sınırları garanti ederek ve maliyetleri dağıtmadan, işletmenin üstlendiği projeler hakkında nasıl verimli öneriler yapılabileceğini gösterir. Bir fabrika yöneticisinin yaklaşımının işletme açısından neden daha iyi olduğunu muhasebe ölçülerinin aksine alt sınırlara dayalı olarak açıklar. Karar alıcılara işletmelerini yönetmede gerekli bilgiyi maliyet dağıtımlarının yarattığı karışıklık olmaksızın sunar.NMD konseptinin de fikir birliği ettiği gibi, pek çok uzman maliyet dağıtım yöntemlerinin iyi çalışmadığını ifade etmektedir. Bu problemin çözümünün genellikle dağıtım modelini tamamen saf dışı bırakmaktansa, daha iyi maliyet dağıtım modelleri yaratmak olduğu düşünülmüştür. NMD işletmenin maliyet dinamiklerini göz önünde bulundurarak ve alınan her kararın alt sınıra olan etkisinin bilinmesini sağlayacak şekilde alt sınır maliyet dinamiklerine dayanan araç ve ölçümler geliştirerek çözüm yaratır. NMD dağıtım temelli maliyet muhasebesinin tamamlayıcısı değildir. Aksine NMD bu yönetemlerin kullanılmaması anlamına gelir. Bu çalışma NMD konseptini ve işletmenin alt sınır maliyet dinamiklerinin anlaşılmasını sağlayan NMD ölçülerini tanıtmaktadır.
Yerel yönetim birlikleri
Yerel yönetim birlikleri, yerel yönetimlerin kendilerinden beklenen, yürütmekle görevli oldukları ve tek başlarına yerine getiremedikleri hizmetlerden bazılarının, güç ve olanaklarını bir araya getirerek iş ve güç birliği içinde karşılamak üzere kendi aralarında değişik birleşimlerle oluşturdukları kamu tüzel kişiliğine sahip örgütlerdir.Bu çalışmada, yerel yönetim birliklerinin oluşumları, gelişimleri, güncel durumları ve uygulamadaki işlevselliği irdelenmeye çalışılmıştır. Günümüzde demokrasiyle yönetilen bütün ülkelerde, yerel yönetimler arasında birlik türünde örgütlenmelerin sayılarında ve işlevlerinde önemli bir artış olduğu gözlemlenmektedir.Köy, belediye ve il özel idareleri yerel ihtiyaçları karşılamak için kurulmuş kamu tüzel kişileridir. Yerel yönetim birlikleri, bu genel görevli yerel yönetim birimleri yanında ?ikincil konumlu? kuruluşlardır. Birlikler, yerel yönetimleri güçlendirmeye ve ortak hareket etmelerine yönelik bir destek örgütüdürler.