
955
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Örgütsel çatışmanın nedenleri ve çalışanlar üzerindeki etkileri ve kamu kuruluşunda bir alan araştırması
İnsanlar hayatlarının önemli bir kısmını çeşitli örgütlerde geçirmektedirler. Özünde karmaşık bir yapıya sahip olan insanoğlu içinde bulunduğu örgütlerde de bu yapının bir parçası olmuştur. Örgütlerin, kişilerin yalnızca iş yaşantılarını değil, tüm yaşamlarını etkilediği ise kaçınılmaz bir gerçektir. Örgüt ve örgütlenmenin getirdiği olumlu ve olumsuz durumlar vardır. Bunlardan biri de çatışmadır. Yaşamın her alanında olduğu gibi çatışmalar örgüt kültüründe de kendisini göstermekte ve örgüt kültürü içerisinde hissedilmektedir. Çatışmanın her alanda olduğu gibi örgüt içerisinde de şiddetinin az veya çok oluşuna göre yaşanması beraberinde örgüte olumlu veya olumsuz nitelikler kazandırabilmektedir. Çatışmanın varlığıyla birlikte yöneticilerin bu durumu doğru şekilde algılayıp olumlu veya olumsuz çözüm üretebilmek örgüte yarar sağlayacaktır. İnsan ilişkilerinin iyi yönetilmesinin gerektiği örgütlerde, işverenlere büyük görevler düşmektedir. Aksi takdirde, iyi yönetilemeyen bir çatışma çalışanlar üzerindeki etkilerini artırır ve kayıplara neden olur. Bu çalışmada çatışma kavramı, çatışma türleri, örgütlerde yaşanan çatışmaların nedenleri ve son olarak da, örgüt kavramının baş aktörleri olan çalışanlar üzerindeki yarattığı etkiler incelenmiş ve sonuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Çatışma, Çatışma Türleri, Çatışma Nedenleri, Motivasyon, Stres, Tutum.
Makroekonomik ve firmaya özgü değişkenlerin gayrimenkul yatırım ortaklıkları getirileri üzerindeki etkisi: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama
Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO) ilk olarak 1961'de ABD'de kurulmuş olup daha sonra başta Avrupa ve Asya- Pasifik bölgesi olmak üzere bütün dünyada hızlı bir gelişim göstermiştir. GYO'lar kuruluşlarından itibaren tüm dünyada gayrimenkul piyasasının en önemli kurumsal yatırımcıları haline gelmişlerdir. Bu tez araştırmasının amacı, Türkiye açısından gerek makroekonomik ve gerekse firmaya özgü bazı değişkenlerle sermaye piyasalarının en önemli kurumlarından biri olan GYO'ların getirileri arasında bir ilişki olup olmadığı ve eğer bir ilişki varsa bu ilişkinin yönü ve derecesinin belirlenmesidir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; GYO kavramı, GYO'ların tarihçesi ve dünyadaki gelişimi, GYO'ların örgütlenme biçimleri ve türleri, ikinci bölümde; GYO'ların öğeleri, faaliyetleri, önemi, yararları, vergi ve hukuki boyutu, risk, getiri ve değerlemeleri, üçüncü ve son bölümde ise literatür taraması ve uygulama bölümü yer almaktadır. Çalışmada kullanılan makroekonomik değişkenler; altın fiyatları, Dolar/TL döviz kuru ve gösterge tahvil faiz oranı; firmaya özgü değişkenler ise GYO portföy büyüklüğü, GYO piyasa değeri / defter değeri ve GYO fiyat/kazanç oranıdır. Araştırmada verilerin analiz edilmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda her üç makroekonomik değişkenle GYO getirileri arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu, buna karşın firmaya özgü değişkenlerden sadece GYO piyasa değeri/defter değeri ile GYO getirileri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, Makroekonomik Değişkenler, Firmaya Özgü Değişkenler
Kurumsal yatırımcılar açısından likidite, performans ve getiri ilişkisi: Borsa İstanbul uygulaması
Bu araştırmanın amacı, pay likiditesinin, pay getirisi ve finansal performans üzerindeki etkisini ve pay likiditesi ile finansal performans arasındaki nedensellik ilişkisini ortaya koymaktır. Pay likiditesi ölçütleri, Amihud'un likidite azlığı oranı(illiquidity ratio) ve işlem devir hızı oranı(turnover ratio); performans ölçütleri ise Tobin Q oranı, PD/DD oranı, aktif karlılığı oranı ve bu üç değişkenden temel bileşenler analizi yolu ile elde edilen performans endeksidir. Bu temel değişkenlerin yanı sıra firma performansını, pay piyasasını ve yatırım kararlarını etkileyeceği düşüncesi ile kaldıraç oranı, beta, faiz oranı ve döviz kuru kontrol değişkenleri, analizde aşamalı olarak kullanılmıştır. Yatırımcı grubu olarak, kurumsal yatırımcılar seçilmiştir. Pay likiditesi hesaplamalarında, kurumsal yatırımcı işlemleri dikkate alınmıştır. Araştırmada, panel veri analizi ve Dumitrescu ve Hurlin nedensellik testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre: i) Likidite, işlem devir hızı oranı ile ölçüldüğünde, pay likiditesinin Tobin Q, PD/DD ve performans endeksi üzerindeki etkisi, anlamlı ve pozitif; aktif karlılığı üzerindeki etkisi, anlamlı ve negatif çıkmıştır. ii) Likidite, Amihud'un likidite azlığı oranı ile ölçüldüğünde, pay likiditesinin Tobin Q üzerindeki etkisi, anlamlı ve negatif; PD/DD, aktif karlılığı ve performans endeksi üzerindeki etkisi, anlamsız çıkmıştır. iii)Pay likiditesinin pay getirisi üzerindeki etkisi, her iki likidite ölçütü için pozitif ve anlamlı çıkmıştır. iv) Son olarak, pay likiditesi ile finansal performans arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. Bu bulgulardan hareketle, pay likiditesinin, pay senedi yatırımlarında bir karar kriteri olduğu ve finansal performansı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Corporate governance: The effects of board characteristics, information technology maturity and transparency on company performance
Corporate boards worldwide have attracted a great deal of attention in the past decade because of corporate failures and concerns about the performance of corporations and the way they are governed. Therefore, there have been significant changes in the regulations, and relationships between management, boards, and shareholders.The corporate governance literature in emerging countries is limited. Turkey, as an emerging market, has attracted increasing numbers of foreign investors in the last ten years. The level and quality of corporate governance and company performance are among the most important criteria for investors on the Istanbul Stock Exchange (ISE). Board structure and transparency are among the main building blocks of the corporate governance mechanism.This study is an attempt to develop a conceptual model of relationships based on the dimensions of board characteristics, transparency, information technology, and company performance. It is also an empirical analysis of the corporate governance dimensions of high and low-performing companies. The empirical phase of the research is based on the data gathered from the ISE companies.The study also empirically examines the moderating effects of transparency and information technology on board structure and company performance. It aims to analyse corporate governance, information technology and company performance relationships in ISE companies in Turkey. This study also investigates the role of information technology and transparency to explain the relationship between board structure and company performance. As part of the study, the correlation between information technology and transparency is also investigated.Finally, the study investigates the relationship between board structure (CEO/Chairman duality, board size and outsider director ratio) and transparency.
Relationships among family influence, top management team issues, and firm performance an empirical study of the automotive supplier industry in Turkey using structural equation modeling
This dissertation examines the relationships among family influence, behavioral integration of the TMT, professionalization and succession planning of the TMT, market dynamism and firm performance. Thus, this study also examines variation in family and non-family executives? perceptions of research variables.The hypotheses were tested using surveyed data collected from 280 family executives and 245 non-family executives in 164 automotive supplier family firms located in nine cities in Turkey. The Structural Equation Model technique was used to test the empirical model. Confirmatory factor analyses and structural path analyses were conducted to test the relationships between construct variables through AMOS 7.0. Basic and complex descriptive statistics, t-test and ANOVA analyses were employed through SPSS 16.0 to analyze the data.The results of the study indicated a positive relationship among culture (values & loyalty, involvement & commitment) ? based family influence, TMTBI and firm performance. A positive impact of collaborative behavior based TMTBI on TMTSP by means of strategic goals and core competencies were found. Another finding was the positive impact of corporate values-based TMT succession planning on TMT professionalization. In addition, market dynamism was found to play no role on family influence. Further, there was a significant perceptual difference between family and non-family executives about the degree of professionalization. Finally, there was a significant difference in the hypothesized relationships among overall, family, and non-family executives.This dissertation has many implications for future studies. Perceptual variations of market dynamism among pure family, pure non-family, and mixed management in family firms and relations to firm performance are recommended for future study. In addition, a study of impacts of different management structures on TMTBI, TMTSP, and TMT professionalization in family firms operating in the automotive supplier industry should enhance our understanding of them. Further, a study of environmental effects on family influence in different industries is also recommended. Moreover, surveys conducted in other countries and sectors can enhance the validity of this study?s findings.This research makes contributions to theory and practice. First, it hopes to increase the level of knowledge in the family business research field because it draws from three research fields: family business continuity, upper echelon theory, and succession planning. Second, it provides a framework within which owners can determine in which areas improvement is needed in their firms in terms of TMT behavioral integration, succession planning and professionalization.Keywords ? Family influence, top management team, behavioral integration, succession planning, professionalization, market dynamism and firm performance.
Effect of personal characteristics and gender on entrepreneurship and innovativeness: A comparative study on Turkish entrepreneurs
Entrepreneurship is an essential factor for today?s economy of knowledge to manage its competitive and dynamic nature. Both governments and academics appear to be concentrating on encouraging entrepreneurship as it symbolizes innovation. Entrepreneurship also has been characterized as a major force for job creation, and a vital determinant of economic growth.Early work on entrepreneurship focused predominantly on male entrepreneurs, which was the most representative group in terms of numbers. Only from the late 1970s research on female entrepreneurship began to develop, starting out with studying the psychological and sociological characteristics of female entrepreneurs. Although female entrepreneurship is no longer an understudied phenomenon, there are still research areas that have received little or no attention. Moreover, the entrepreneurship studies that have concentrated on gender present inconclusive evidence of gender differences in entrepreneurship. However, this inconclusive evidence has been attributed to methodological weaknesses of female entrepreneurship research, including the use of small, convenience and non-mixed samples. The aim of this study is to create more insight into those areas where female entrepreneurship research to date has been inconclusive and to contribute to methodological development of 1) female entrepreneurship research by identifying the factors that effect entrepreneurial activity of Turkish female entrepreneurs and 2) a model to explain the effect of the personality characteristics on entrepreneurial activity and innovativeness.Given that the theories on women entrepreneurs have emerged primarily from research in developed countries, it is important to examine the extent to which these apply in the context of developing ones, such as Turkey.The sample is drawn using the stratified sampling technique from small businesses registered at the Istanbul Chamber of Commerce and consist of 300 entrepreneurs (107 female and 193 male). The findings of this study indicate that gender based differences among female and male entrepreneurs are in their marital status, age, number of children, financial problems faced, gender based problems, and reasons for becoming entrepreneurs. Turkish entrepreneurs demonstrated a high percentage of external locus of control (41.3 %). However, the mean locus of control scale for female entrepreneurs was not significantly different from that of their counterparts. Gender is also found to affect the product innovativeness-market dimension where men are found to be more innovative than female entrepreneurs.Besides providing a significant contribution to the limited literature on entrepreneurial activity in Turkey as well as the role of gender, this study also provides practical information to better understand the characteristics, needs, and problems of Turkish entrepreneurs and can be used to guide national entrepreneurship support programs.
Customer satisfaction measurement methods and an application of SERVQUAL for a news channel
As today?s world gets more competitive and information driven, it gets even more important to understand the drivers of customer satisfaction and to address any areas of dissatisfaction. Consumers are no longer happy with sub-optimum solutions and get more and more demanding with every new offering provided to them. One key characteristic of today?s successful companies is their ability to proactively manage their customers? satisfaction by measuring in right intervals and adjusting their offering accordingly. An additional level of complexity companies need to face today have to do with the increasing service spend by consumers and how they perceive service quality ? as many aspects tend to be less tangible compared to product offerings.SERVQUAL is widely used to address this concern by defining customer satisfaction as the gap between predicted service and perceived service level. This study aims at an implementation of this technique in a non-personal service setting: namely a news channel. A qualitative study is conducted with news managers and a selected audience to understand how relevant each SERVQUAL dimension is to determine satisfaction levels in Broadcast TV. As a result, reliability, assurance, tangibles and responsiveness are selected for further investigation. Informed with this selection, a quantitative study is conducted to measure customer satisfaction and to identify areas of concern / problems for the selected broadcaster: NTV.This thesis tries to understand the gaps and differences between customer?s perception of service quality and their expectations in news broadcasting industry. Besides, NTV as news channel will also be investigated to find out its weak and strong areas.For doing so, a survey has been performed on customers of NTV News channel in Turkey, questionnaires were distributed among them and the results analyzed and finally the conclusions and implications were discussed.
Örgütlerde saldırgan davranışlar: Nitel bir araştırma
Örgütsel psikoloji bağlamında saldırgan davranışlar, günümüz iş dünyasının önemli sorunları arasında yer almaktadır. Özellikle günümüzde yaşanan ekonomik gelişmeler, değişimler ve küreselleşmenin etkisiyle artan rekabet ve düşük maliyetli üretim anlayışı çalışanlar arasında adaletsizlik hissini ve şiddet eğilimini artırmıştır. Bu durum saldırgan davranışlar veya antisosyal davranışlar yelpazesi arasında yer alan mobbing, cinsel taciz, sabotaj, dedikodu ve çalışan hırsızlığı gibi davranışların sıklığının ve algılanma düzeyinin dünya genelinde artmasına neden olmuştur. Örgütler, bu hızlı gelişim ve değişim içerisinde işletme sinerjisini, enerjisini ve performansını azaltan saldırgan davranış tehlikesiyle karşı karşıyadır.İşyerlerinde saldırganlık, henüz yeni bir çalışma alanı olup, Türkiye'de fazla kullanılan ve üzerinde durulan bir kavram değildir. Saldırgan davranışların çalışanlara, örgütlere ve dolayısıyla da topluma değişik açılardan zararlı etkileri bulunmaktadır. Çalışmamın amacı; saldırgan davranış türlerini anlatmak ve bu saldırgan davranışların nedenlerini ortaya koyarak, bu konuda ileride yapılacak çalışmalar için literatüre katkı sağlamaktır.Çalışmada ele alınan saldırgan davranış türleri; cinsel taciz, mobbing, sabotaj, dedikodu ve çalışan hırsızlığı, işyerlerinde en sık karşılaşılan saldırgan davranış türleridir. Literatür araştırması sonucunda bu saldırgan davranış türlerinin en yaygın nedenleri olarak; örgütsel çatışma, örgütsel stres, engellenme, duygusal zeka eksikliği ve örgütsel adaletsizlik karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada da saldırgan davranışların nedeni olarak bu kavramlar ele alınmıştır.Saldırgan davranışların türlerini bilmek ve nedenlerini öğrenmek, bu tür saldırgan davranışlar nedeni ile zarara uğrayan örgütlere, yöneticilere ve de çalışanlara önemli katkılar sağlayacaktır. Bu amaçla çalışma içerisinde saldırgan davranışların yönetilmesi ile ilgili konular üzerinde de durulmuştur.
Faktör puan yöntemi iş değerlemesinin mavi yakalılarca algılanması, tutum ve davranışları üzerine etkileri: Bozüyük Eti Gıda Sanayi ve Ticaret a.Ş'de bir uygulama.
İşletmeler, faaliyetlerini verimli bir şekilde sürdürebilmeleri için çalışanları üzerinde değişik yönetim teknikleri uygularlar. Bir çok işletme, en önemli girdi kaynağı olan işgücünü, yaptıkları iş bakımından değerleyip, ?insana göre iş? değil, ?işe göre insan? istihdam ederek verimli ve kârlı bir üretim yapmak veya hizmet sunmak amacıyla işletmede yapılacak işlerin bilimsel anlamda değerlemesini yaparlar.Faktör Puan Yöntemi İş Değerlemesi, işler üzerine kurulmuş bir sistem olup, işi yapanı değil, işin kendisini değerlendirir. Sistemde işler gruplandırılarak puanlandırılır ve listelenir. Değerleme sonucunda bir ? toplam puan? değeri oluşur. Bir işin toplam puan değeri ne derece yüksek ise, o işi yapacak olan çalışanın o derecede nitelik veya sorumluğa sahip olması gerektiği anlaşılır.Bu çalışmanın birinci bölümünde, İş Değerleme Sistemi hakkında bilgiler verildikten sonra ikinci bölümünde, İş Değerleme Yöntemleri, İşlerin Değerlenmesi ve İş Değerlemesinin Öneminden bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde ise, Bozüyük Eti Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de, Faktör Puan Yöntemi İş Değerlemesi ile mavi yakalı çalışanların yaptığı işlerin, 4 ana kritere bağlı 14 faktör yardımı ile iş değerleme uygulaması incelenmiş, bu uygulamanın mavi yakalı çalışanların tutum ve davranışları üzerine etkilerini araştırmaya yönelik, işletmede çalışan 100 mavi yakalı işgören üzerinde 30 sorudan oluşan anket çalışması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen verilerin SPSS uygulamasına tabi tutulması sonucunda, iş değerleme uygulamasının, Bozüyük Eti Gıda işletmesinde çalışan 100 mavi yakalı işgörenin; İş Tatmini algılamaları olumlu yönde etkilediği, Eşit Davranma ve Eşit İşe Eşit Ücret, Güdüleme ve Kariyer algılamalarını ise olumlu yönde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Eşit Davranma ve Eşit İşe Eşit Ücret, Faktör Puan Yöntemi, Güdüleme, İş Değerleme, İş Tatmini, Kariyer.
Kamu yönetiminde etkinlik sağlama aracı olarak stratejik yönetim: Eskişehir Tepebaşı Belediyesi örneği
Dünyamız hızlı yaşanan bir değişim sürecine tanık olmaktadır. Küreselleşme, bilişim, iletişim, teknoloji alanlarındaki gelişmeler, ulus ? devletin gücünü yitirmeye başlaması, ulusal sınırları tanımayan bilgi akışı, serbest piyasa ekonomisi, rekabet ortamı, insanların talep ve beklentilerinin farklılaşması gibi nedenlerle örgütler yaşamlarını devam ettirebilmek için değişime ayak uydurmak zorunda kalmaktadırlar. Değişen koşullar ile örgütler geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin tespit edilmesine, bu amaç ve hedeflere ulaşılabilmek için uygulanması gerekli işlemlerin belirlenmesine imkân sağlayan stratejik yönetim tekniğine yönelmişlerdir.Özel sektörde yaygın bir şekilde uygulama alanı bulan stratejik yönetim, kamu sektöründe de önem kazanmaya ve uygulanmaya başlamıştır. Dünyadaki geniş kapsamlı ve hızlı değişimden payını alan kamu yönetimi de değişim sürecinde mevcut yapısından kaynaklanan sorunları gidermek, işleyişini etkin ve verimli bir hale getirebilmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmiştir. Değişim süreci tüm dünyadaki kamu yönetimlerini etkilediği gibi Türk kamu yönetimi de etkilemiştir. Türk kamu yönetiminde yeniden yapılandırma çalışmaları devam etmekte ve kamu hizmetlerinin etkin ve verimli sunulabilmesi için stratejik yönetim tekniğinin uygulanması öne çıkmaktadır. Kamu kuruluşlarının sürekli değişim içinde olan çevreyi kontrol edip, değişime uyum sağlamak ve uyumu sürdürülebilir duruma getirmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmeleri ve stratejik yönetimin kamu sektörünün etkinleştirilmesi için kullanılan önemli bir araç olduğu iddiası çalışmaya konu olmuştur.Çalışmanın birinci bölümünde, kamu yönetiminde nasıl bir paradigma değişimi yaşandığı, ikinci bölümde; stratejik yönetimin gelişimi, özellikleri ve süreçleri incelenmiş, kamu yönetiminde stratejik yönetimin yeri, gerekliliği, yararları ve uygulama güçlükleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Türk kamu yönetimindeki değişim çalışmaları incelenmiş, Türk kamu yönetimindeki stratejik yönetim anlayışı ve stratejik yönetimin gelişimi ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; kamu kuruluşlarında stratejik yönetim uygulanmasına örnek bir kuruluş olarak bir kamu kuruluşu olan Tepebaşı Belediyesi incelenmiştir.