
54
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Doğu Afrika ülkelerinin ihracat performansının belirleyicileri
Çalışmanın temel amacı yedi doğu Afrika ülkesinin ihracat performansında etkili olan değişkenleri tespit etmek ve doğu Afrika'nın zayıf ihracat performansına uygun çözümler önermektir. Bu çalışmada yedi Doğu Afrika ülkesinin Dünya Kalkınma Göstergeleri veri tabanından alınan 1990-2014 dönemi verileri kullanılarak panel veri yöntemiyle analizler yapılmıştır. Sonuçlar iş gücü, endüstrileşme, doğrudan yabancı yatırımlar ve döviz kurunun ihracat değerini pozitif etkilediğini, enflasyonun ihracat performansını negatif etkilediğini ve GSYİHBO'nun ise her hangi bir etkisinin olmadığını göstermektedir. Bu çalışmada Doğu Afrika ülkelerinde tarımsal ihracatın yerine endüstriyel ihracatın ön plana çıkması gerektiği, taşıma sistemini, elektrik, gaz ve su gibi enerji arzlarını içine alan güçlü bir altyapının geliştirilmesi gerektiği ve iş gücü verimliliğini artırmak için hükümetlerin daha fazla kaynak ayırması gerektiği gibi birçok öneri sunulmuştur. Ayrıca, uluslararası yatırımcıları bu ülkelere çekebilecek bazı politikalara yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: İhracat performansı, Doğu Afrika, Panel Veri Analizi, Uluslararası Ticaret
Türkiye'de muz üretimi ve dış ticaretinin diğer ülkelerle karşılaştırılması: Türkiye'nin muz ithalatına yönelik korelasyon ve regresyon analizi
Tarım ülkesi olarak bilinen Türkiye'nin muz ürününde talebi karşılamak için ithalata yönelmektedir. Bu çalışmada ithalatçılar için önemli olan döviz kuru oynaklığıyla muz ithalatı, üretici muz fiyatı ve üretici muz fiyatıyla muz ithalatı arasındaki ilişkiler incelenecektir. Ayrıca muz ithalatçıları ve üreticileri için muzun üretim ve dış ticaret gerçeğini öne çıkarıp önerilerde bulunma amacı taşımaktadır. Çalışmanın teorik kısmında muz ürünü hakkında genel bilgiler verilmiş, Dünya'da ve Türkiye'deki muz ekili alanlar, üretimler ve dış ticaretleri teorik olarak incelenmiştir. Analiz kısmında Türkiye'de muzun ithalatına yönelik 1994-2015 dönemi ele alınmış, korelasyon ve regresyon testi yapılmıştır. Muz ürününün dış ticareti üzerinde etkili olduğu düşünülen değişkenler olarak; yıllık bazda dolar kuru, muz ithalat miktarı ve muz üretici fiyatları veri olarak kullanılmıştır. Söz konusu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda döviz kuru, üretici fiyatları ve logaritması alınmış muz ithalat verileri arasında doğrusal bir ilişkinin mevcut olduğu görülmüştür. Döviz kuru ile üretici fiyatları arasında aynı yönlü ve güçlü bir ilişki, döviz kuru ile logaritması alınmış muz ithalatı arasında doğrusal yönlü fakat zayıf bir ilişki, üretici fiyatı ile logaritması alınmış muz ithalatı arasında ise doğrusal ve zayıf bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Döviz kurundaki değişimin, muz üretici fiyatlarını ne ölçüde etkilediğine dair yapılan regresyon analizi sonucunda muz üretici fiyatında meydana gelen değişmenin %42,4'ünün döviz kuru tarafından açıklandığı, yani döviz kurundaki değişimin üretici muz fiyatını etkilediği sonucuna varılmıştır. Muz ithalatında meydana gelen değişmenin %23,9'unun döviz kuru tarafından açıklandığı, döviz kurundaki değişimin muz ithalatı üzerindeki etkisinin muz üretici fiyatına nispetle daha az olduğu ve döviz kurundaki değişimin muz ithalatını etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Muz ithalatında meydana gelen değişmenin %19,30'luk kısmının muz üretici fiyatı tarafından açıklandığı, muz üretici fiyatındaki değişimin muz ithalatı üzerindeki etkisinin az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye yıllık muz talebini karşılamak için muz üretiminde yetersiz kaldığından muz ithalatına bağımlıdır. Bu yüzden üretici fiyatındaki değişimin muz ithalatını etkilemediği düşünülmektedir. Türkiye'nin muz ürününde ithalata olan bağımlığını azaltmak için mevcut halde açık alanda yapılan üretim şeklini örtü altı üretim yöntemine dönüştürülebilir. Atıl halde bulunan tarıma elverişli olan (2b ve orman) gibi arazilerde muz üretimi yapılması şartıyla yatırımcılara uzun vadeli düşük fiyatlarla kiralanabilir. Hem devletten muz üretimi için kiralanan arazilere, hem de şahıslara ait tarım arazilerine yönelik örtü altı muz yetiştirmesi amacıyla verilen teşvikler Türkiye kendi muz tüketimini karşılayacak düzeyde üretim yapıncaya kadar devam ettirilebilir. Türkiye muz üretiminde kendi talebini karşılamak için yetersiz üretim yapıyor olsa da Belçika, Hollanda, Almanya gibi ülkelerin yaptığı yöntemle muz ürünün transit ticaretini yaparak kar elde edebilir. Ayrıca üreticilerle yapılan saha araştırmalarında, üretime verilen teşviklerin yanında üreticiyi korumaya yönelik kaçak yollarla ülkeye giren muz ithalatıyla daha fazla mücadele edilebilineceği, üretimin arttırılması açısından devletin üretim girdilerine desteğinin arttırılabilineceği belirtilmiştir. Bunların yanında sulama suyunun yetersizliği gibi faktörlere devlet tarafından çözüm üretilmesi ve ekili arazilerin imarlaşmaya karşı korunmasının sürdürülebilir bir üretim açısından etkili olacağı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Muz, Dış Ticaret, Döviz Kuru, Fiyat ve İthalat İlişkisi, Korelasyon Analizi, Regresyon Analizi.
Havayolu işletmelerinde e-lojistik uygulamaları:Antalya Havalimanı örneği
Lojistik kavramı, ortaya çıkışından bugüne kadar sürekli gelişme göstermiştir. Lojistiğin önemi her geçen gün daha da artmış, lojistik faaliyetler küresel bir boyut kazanmış ve lojistikte farklı ihtiyaçlar ortaya çıkmıştır. Son yıllarda taşıma türleri arasında oluşturulan kombinasyon ve lojistik alanının uluslararası bir boyut kazanması ile lojistik karmaşık bir sistem haline dönüşmüştür. Geniş ve karmaşık bir ağ halini alan lojistikte, sistemin daha hızlı ve basit yönetilmesine kolaylık sağlayan elektronik tabanlı sistemler kullanılmaya başlamıştır. E-lojistik olarak adlandırılan bu sistemler birçok alanda uygulanmaktadır. E-lojistiğin uygulama alanlarından biri de havayolu taşımacılığı sektörüdür. Havayolu taşımacılığı, çok uzun bir geçmişe sahip olmamasına rağmen hızla gelişen bir sektördür. Havayolundaki hızlı gelişimde tüketicilerin gün geçtikçe artan talepleri büyük rol oynamaktadır. Hem yolcu hem de yük taşımacılığında önemli bir rol oynayan havayolu taşımacılığı, e-lojistik sistemlerin etkin olarak kullanıldığı alanlardan biridir. Dört bölümden oluşan bu çalışmada, havayolu kargo taşımacılığında elde edilen e-lojistik sonuçların, hangi değişkenlerden etkilendiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Lojistik kavramı tanımlarının, taşımacılık türlerinin ve havayolu sektörünün detaylı biçimde incelendiği bu çalışmada anket yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada havayolu ile kargo taşımacılığı yapan havayolu işletmelerinde e-lojistik uygulamaları incelenmiştir. Araştırmanın amacına uygun biçimde hazırlanan anketler yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak doldurulmuştur. Yapılan analizler sonucunda işletmenin e-lojistik kullanmasındaki amaçları, işletmenin e-lojistik sistemler kullanarak maliyetlerde avantaj elde etme beklentileri, e-lojistik kullanarak depo sistemlerinden elde etmeyi bekledikleri faydalar ve işletmenin e-lojistik uygulamaları ile işletmelerin e-lojistik sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Çalışma kültürü bağlamında engellilik: Alanya'da bir uygulama
Bu çalışmada engelli bireylerin çalışma kültürünün ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Engelli bireylerin çalışma kültürünün ya da bir diğer ifadeyle çalışma yaşamına yönelik tutum veya davranışlarının yanı sıra söz konusu tutum ve davranışlar üzerinde etkili olabilecek faktörlerin de belirlenebilmesi amacıyla bu konu seçilmiştir. Amaçlar doğrultusunda bu araştırmada nitel yöntem kullanılması tercih edilmiş olup Antalya'nın Alanya ilçesinde Mart-Mayıs 2017 tarihleri arasında engelli bireylerle mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında aktif çalışan, geçmişte en az bir iş deneyimine sahip olan fakat şu an çalışma yaşamı içerisinde aktif bir şekilde yer almayan ya da bugüne kadar hiç iş deneyimine sahip olmamış 42 engelli bireyden yarı yapılandırılmış soru formları aracılığıyla verilerin elde edilmesi sağlanmıştır. Bu araştırmanın konu ve örneklem seçimi aynı zamanda onun özgün değerini ifade etmektedir. Bununla birlikte çalışmanın Alanya bölgesine, bilhassa dezavantajlı gruplar arasında yer alan engelli bireylerin çalışma yaşamına katılımının sağlanabilmesi ve arttırılabilmesi adına büyük ölçüde katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Elde edilen bulgular incelendiğinde araştırma kapsamında görüşme gerçekleştirilen engelli bireylerin çalışma yaşamına yönelik tutum ve davranışlarının genel anlamda olumsuz olduğu görülse de olumlu tutuma sahip bireylerinde varlığı söz konusudur. Bu durumu etkileyen bireysel, toplumsal ya da örgütsel birtakım faktörlerin bulunduğu ve bu faktörlerin engelli bireylerin çalışma kültürü üzerinde belirleyici rol oynadığı saptanmıştır. Öncelikle bireysel faktörlerin engelli bireylerin çalışma yaşamına ilişkin tutum veya davranışları üzerindeki etkisinin ağırlıklı ölçüde fazla olduğu ardından örgütsel ve toplumsal faktörlerin de azımsanmayacak kadar büyük etki yarattığı ve çalışma kültürünün şekillenmesini sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu faktörlerin etkisi göz önünde bulundurulduğunda öncelikle engelli bireylerin çalışma yaşamına katılımını sağlayabilmek adına destekleyici bir bakış açısına sahip olunması gerekmektedir. Ayrıca engelli bireylerin çalışma yaşamı içerisindeki tutum veya davranışları üzerinde belirleyici rol oynayan faktörlerin bilinmesi, çalışma yaşamına katılımlarına ilişkin her türlü planlama ve uygulama da onların isteklerinin, ihtiyaçlarının ya da beklentilerinin göz önünde bulundurulması önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Çalışma Yaşamı, Çalışma Kültürü
Amerika kıtasındaki ülkeler ile Türkiye arasındaki dış ticaret: Ekonometrik bir analiz
Bu araştırmanın temel amacı Amerika kıtasındaki ülkeler ile Türkiye arasındaki ticaret hacmini etkileyen faktörleri analiz edilmektedir. Çalışma Amerika kıtasındaki ülkeler ve Türkiye arasındaki dış ticaret ilişkileri üzerine yapılmış ilk akademik ve ekonometrik çalışma özelliği taşımaktadır. Araştırmada hem Dünya Bankası Veritabanı hem de COMTRADE, Heritage Fundation, OECD, OEC, Tradingeconomics, TÜİK ve UNCTAD gibi websitelerinden veri tabanları kullanılmıştır; fakat bilgi ve istatiksel veri eksiliğinden dolayı sadece on yıllık (2005 – 2014) periyod ele alınmıştır. Ayrıca, bu araştırmaya Amerika kıtasındaki Türkiye ile en büyük ticaret hacmine sahip olan ondört ülke dâhil edilmiştir ve üç adet ekonometrik model oluşturmuştur. Birinci ekonometrik modelin (Dış Ticaret Maliyetleri) sonuçlarına göre Türkiye ile Amerika kıtasındaki ülkeler arasındaki mesafenin azalması ikili ticaret hacmi üzerinde olumlu bir etki göstermiştir. Aynı zamanda, ihracat için önemli olan zaman faktörü ele alındığında Amerika kıtasındaki ülkeler ile yapılan ticaret zamanındaki azalmanın Türkiye ile ikili ticaret hacmini olumlu etkileyeceği kanıtlanmıştır. İkinci ekonometrik modelin (Çekim Modeli) sonuçlarına göre GSYH'deki artış ve mesafe faktöründeki azalış iki yönlü ticaret hacmi üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Sonuçlar Türkiye ile Amerika kıtasındaki ülkeler arasındaki ikili ticaret ilişkisini analiz etmek için yer çekimi modeli uygun bir model olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Üçüncü ekonometrik modelin (Doğrudan Yabancı Yatırımı) bulgularına göre doğrudan yabancı yatırımlar ile ticari özgürlük indeksi arasında pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı zamanda beklentilerin aksine enflasyondaki bir artışın doğrudan yabancı yatırım akışlarına pozitif etkisinin olduğu gözlenmiştir. Son olarak yolsuzluk indeksindeki ilerleme ve GSYH artışlarının doğrudan yabancı yatırımlara olumlu bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret Maliyetleri, Çekim Modeli, Doğrudan Yabancı Yatırım,Ticaret Hacmi, Ekonomik Özgürlük İndeksleri.
Çalışma yaşamında engelli kadın olmak: Alanya örneği
Tarihsel süreç içerisinde hem engelliliğinden hem de cinsiyetlerinden dolayı çifte ayrımcılığa uğrayarak toplumun dışına itilen engelli kadınların sosyalleşmesinin ve toplumsal bütünleşmesinin sağlanması büyük ölçüde önem taşımaktadır. Bu toplumsal bütünleşmenin sağlanmasında ise çalışma hayatı önemli bir rol oynamaktadır. Çalışma hayatının her bireyin kendini gösterebileceği ve en önemlisi de becerilerini ortaya koyabileceği bir ortam olarak kabul edilmesi ise bunun bir göstergesidir. Ayrıca çalışma hayatına katılımın kadın erkek ayırt etmeksizin her bireye hak olarak tanınması da bu durumun önemini ve gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla engelli bireylerin özellikle de çifte ayrımcılığa uğrayan engelli kadınların çalışma hayatında içerisinde daha aktif yer alması hem onların insani haklarından yararlanmasını hem de kendini ispat edebileceği ve becerilerini ortaya koyabileceği bir ortamda bulunmasını sağlayacaktır. Tüm bunlar aslında engelli kadın istihdamının önem ve gerekliliğine dikkat çekmektedir. Bu çalışma ise engelli kadınların çalışma hayatına daha az katılım gösterme nedenlerinin ortaya konulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca engelli kadınların çalışma hayatına ilişkin düşüncülerinin ortaya konulması da bu araştırmanın hedefleri arasında yer almaktadır. Araştırmada nitel yöntem aracılığıyla ve Alanya bölgesinde yaşayan 23 kadın engelliyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilerek bilgi toplanmıştır. Elde edilen bulgular görüşme gerçekleştirilen kişilerin büyük çoğunluğunun gelir düzeylerinin düşük olduğunu göstermektedir. Ayrıca katılımcıların büyük bir kısmının öğrenim düzeylerinin de oldukça düşük olduğu görülmektedir. Bununla birlikte engelli kadınların çalışma hayatına katılımının önünde eğitim, aile, cinsiyet ve çocuk sahibi olma gibi birtakım engellerin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda çalışan engelli kadınların çalışma hayatı içerisinde mobbing, cinsel taciz ve ücret ayrımcılığıyla da karşılaştığı görülmüş, tüm bu olumsuzlukların onların çalışma yaşamından uzaklaşmasına neden olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Kadın Engelli, İstihdam
Geçiş ekonomisi Kırgızistan'daki doğrudan yabancı yatırımların belirleyicileri
Bu çalışmada bir geçiş ekonomisi olan Kırgızistan'daki doğrudan yabancı yatırımların (DYY) belirleyicileri incelenmiştir. Çalışmada kullanılan bağımsız değişkenler: finansal ve hükümet göstergeleri olarak iki model üzerine kurulmuştur. 1996-2014 dönemi verilerinin kullanıldığı analizde korelasyon ve regresyon testi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre Kırgızistan'a gelen doğrudan yabancı yatırımcıların belirleycileri olan gayri safi yurt içi hasıla, döviz kuru, ticaret ve hükmet göstergeleri gibi değişkenleri DYY'lar üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kırgızistan, Geçiş Ekonomisi, Doğrudan Yabancı Yatırım.
"İhracata dayalı büyüme hipotezi: Kırgızistan üzerine ekonometrik biz analiz (2000-2014)"
Hızlı gelişen küresel dünyada bir ülkenin ekonomik yapısı hakkında bilgilerin alınabilmesi ve gelecekte olabilecek tahminlerin yapılabilmesi için döviz kuru, ihracat, ithalat ve ekonomik büyüme (GSYİH) ilişkisi ekonomi literatüründe tartışma konusu olmaktadır. Bundan dolayı Kırgızistan verilerine dayalı olarak gerçekleştirilen bu çalışmada amaç; 2000-2014 dönemine ait verileri olarak döviz kuru, ihracat birim değeri, ithalat birim değeri ve ekonomik büyüme (GSYİH) değişkenleri ele alınarak Kırgızistan'ın yakın geçmişte bu değişkenler arasındaki ilişkisini incelemektir. Bu çalışmanın amacı doğrultusunda VAR analizi yapılarak Johansen eşbütünleşme testi, Etki-Tepki fonksyonu, Varyans Ayrıştırma analizi, Granger nedensellik testi gerçekleştirilmiştir. Granger nedensellik analizinin çıktığı sonuçlara göre ise Kırgızistan'da ihracattan ekonomik büyümeye doğru çift yönlü bir nedensellik ilişkisinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. İhracat artışı bir ülkede üretilen mal ve hizmet talebini artırarak daha fazla mal ve hizmet üretiminde artış sağlamaktadır. Bu doktrinler doğrultusunda bu çalışmada ele alınan dönemde, Kırgızistan için yapılan analizde literatürle uygun olarak ihracata dayalı büyüme hipotezini destekleyici nitelikte bulgular ortaya çıkmıştır.
Ekonomik kuruluşlar tarafından yapılan ticaret yardımlarının Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliğinin ticaret performansına etkileri : Ampirik bir analiz (2005-2014)
2005 yılında başlayan ticari yardımlar ile gelişmekte olan ülkelerin özellikle az gelişmiş ülkelerin ticaretine yardımcı olmak amaçlanmaktadır. Birçok az gelişmiş ülke, uluslararası ticarete katılma yeteneklerini kısıtlayan ticaretle ilgili altyapı ve tedarik yönlü engellerle karşılaşmaktadır. Bu tez çalışmasının genel amacı, az gelişmiş olan ve büyük miktarda ticari yardım alan Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliğine üye ülkelerin ihracat performansları açısından ticari yardımların verimliliğini incelemektedir. OECD'nin Kredi Kuruluş Raporlama Sistemi'nden, Dünya Kalkınma Göstergelerinin veri tabanından ve Heritage.org'dan, elde edilen veriler kullanılarak 2005-2014 yıllar arası Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliğiye üye ülkeler olan Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Gine-Bissau, Mali, Nijer, Senegal ve Togo için panel veri tahmini yapılmıştır. Kullanılan yöntem Panel veriler analizidir. Ticari yardımların etkilerini incelemek için yardımlar iki kategoriye göre ayırılmıştır; (üretken kapasite yardımaları ve ekonomik altyapı yardımları). Genel olarak bu çalışmadaki bulgularına göre ticari yardımların ihracat performansı üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Üretken kapasite yardımları ihracat performansı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahiptir. Buna karşılık olarak, ekonomik altyapı yardımlarının bir etkisi yoktur. Analizimize göre üretken kapasite yardımlarını daha az alan sektörler, alıcı ülkenin ihracatında en büyük payı sağlayan sektörlerdir.
Sürdürülebilir kalkınma ve yenilenebilir enerji: Avrupa Birliği Swot analizi
Ekonomiler gelişme, büyüme ve kalkınma gibi hedefler belirlemekte ve bu hedefler doğrultusunda yol haritaları izlemektedirler, ancak bunu sağlamak için atılan adımlar olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kaynakların sınırlı oluşunu gözetmeksizin kalkınmaya odaklanılmış ve meydana gelen sonuçların insanlığın yaşamını tehdit edecek boyutlara ulaşmış olması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Kalkınmanın tek başına yeterli olmayacağının farkına varılması ile birlikte yenilikçi ve çevreye duyarlı çözümlere yönelme süreci başlamış ve sürdürülebilir kalkınma ve yenilenebilir enerji gibi yeni kavramlar doğmuştur. Dünyanın en önemli pazarlarından biri olan Avrupa Birliği'nde klasik enerji kaynakları kullanılmakta ve enerji ihtiyacının büyük bölümü ithalatla karşılanmaktadır. Bu durum döviz kaybı ve dışa bağımlılık gibi olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle Avrupa Birliği son yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek amaçlı hedefler belirlemiştir. Yenilenebilir enerji kaynakları arz-talep dengesini sağlayarak üye ülkeleri dışa bağımlılıktan kurtarmakla birlikte, küresel ısınma gibi çevre sorunlarıyla başa çıkmakta da önemli rol üstlenerek sürdürülebilir kalkınma yolunda atılması gereken temel adımlardan biridir. Bu çalışmada Avrupa Birliği'nde yenilenebilir enerji kaynaklarının durumu incelenerek sürdürülebilir kalkınmaya sağladıkları katkı araştırılmıştır.Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde sürdürülebilir kalkınmanın kavramsal çerçevesi oluşturulmuş, tarihsel gelişimi ve bu alanda geliştirilmiş olan göstergeler incelenmiştir.İkinci bölümde yenilenebilir enerji kaynaklarının genel tanımı yapılmış, küresel çapta mevcut kapasiteleri ve gelişimleri incelenmiştir. Bunun yanı sıra, yenilenebilir enerjinin sürdürülebilir kalkınma ile ilişkisi analiz edilmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde Avrupa Birliği yenilenebilir enerji kaynakları açısından değerlendirilmiş ve son olarak ta yenilenebilir enerji alanındaki mevcut durum ve potansiyel ile ilgili SWOT analiz yapılmıştır.