
34
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Havayolu işletmelerinde e-lojistik uygulamaları:Antalya Havalimanı örneği
Lojistik kavramı, ortaya çıkışından bugüne kadar sürekli gelişme göstermiştir. Lojistiğin önemi her geçen gün daha da artmış, lojistik faaliyetler küresel bir boyut kazanmış ve lojistikte farklı ihtiyaçlar ortaya çıkmıştır. Son yıllarda taşıma türleri arasında oluşturulan kombinasyon ve lojistik alanının uluslararası bir boyut kazanması ile lojistik karmaşık bir sistem haline dönüşmüştür. Geniş ve karmaşık bir ağ halini alan lojistikte, sistemin daha hızlı ve basit yönetilmesine kolaylık sağlayan elektronik tabanlı sistemler kullanılmaya başlamıştır. E-lojistik olarak adlandırılan bu sistemler birçok alanda uygulanmaktadır. E-lojistiğin uygulama alanlarından biri de havayolu taşımacılığı sektörüdür. Havayolu taşımacılığı, çok uzun bir geçmişe sahip olmamasına rağmen hızla gelişen bir sektördür. Havayolundaki hızlı gelişimde tüketicilerin gün geçtikçe artan talepleri büyük rol oynamaktadır. Hem yolcu hem de yük taşımacılığında önemli bir rol oynayan havayolu taşımacılığı, e-lojistik sistemlerin etkin olarak kullanıldığı alanlardan biridir. Dört bölümden oluşan bu çalışmada, havayolu kargo taşımacılığında elde edilen e-lojistik sonuçların, hangi değişkenlerden etkilendiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Lojistik kavramı tanımlarının, taşımacılık türlerinin ve havayolu sektörünün detaylı biçimde incelendiği bu çalışmada anket yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada havayolu ile kargo taşımacılığı yapan havayolu işletmelerinde e-lojistik uygulamaları incelenmiştir. Araştırmanın amacına uygun biçimde hazırlanan anketler yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak doldurulmuştur. Yapılan analizler sonucunda işletmenin e-lojistik kullanmasındaki amaçları, işletmenin e-lojistik sistemler kullanarak maliyetlerde avantaj elde etme beklentileri, e-lojistik kullanarak depo sistemlerinden elde etmeyi bekledikleri faydalar ve işletmenin e-lojistik uygulamaları ile işletmelerin e-lojistik sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Çalışma yaşamında engelli kadın olmak: Alanya örneği
Tarihsel süreç içerisinde hem engelliliğinden hem de cinsiyetlerinden dolayı çifte ayrımcılığa uğrayarak toplumun dışına itilen engelli kadınların sosyalleşmesinin ve toplumsal bütünleşmesinin sağlanması büyük ölçüde önem taşımaktadır. Bu toplumsal bütünleşmenin sağlanmasında ise çalışma hayatı önemli bir rol oynamaktadır. Çalışma hayatının her bireyin kendini gösterebileceği ve en önemlisi de becerilerini ortaya koyabileceği bir ortam olarak kabul edilmesi ise bunun bir göstergesidir. Ayrıca çalışma hayatına katılımın kadın erkek ayırt etmeksizin her bireye hak olarak tanınması da bu durumun önemini ve gerekliliğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla engelli bireylerin özellikle de çifte ayrımcılığa uğrayan engelli kadınların çalışma hayatında içerisinde daha aktif yer alması hem onların insani haklarından yararlanmasını hem de kendini ispat edebileceği ve becerilerini ortaya koyabileceği bir ortamda bulunmasını sağlayacaktır. Tüm bunlar aslında engelli kadın istihdamının önem ve gerekliliğine dikkat çekmektedir. Bu çalışma ise engelli kadınların çalışma hayatına daha az katılım gösterme nedenlerinin ortaya konulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca engelli kadınların çalışma hayatına ilişkin düşüncülerinin ortaya konulması da bu araştırmanın hedefleri arasında yer almaktadır. Araştırmada nitel yöntem aracılığıyla ve Alanya bölgesinde yaşayan 23 kadın engelliyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilerek bilgi toplanmıştır. Elde edilen bulgular görüşme gerçekleştirilen kişilerin büyük çoğunluğunun gelir düzeylerinin düşük olduğunu göstermektedir. Ayrıca katılımcıların büyük bir kısmının öğrenim düzeylerinin de oldukça düşük olduğu görülmektedir. Bununla birlikte engelli kadınların çalışma hayatına katılımının önünde eğitim, aile, cinsiyet ve çocuk sahibi olma gibi birtakım engellerin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda çalışan engelli kadınların çalışma hayatı içerisinde mobbing, cinsel taciz ve ücret ayrımcılığıyla da karşılaştığı görülmüş, tüm bu olumsuzlukların onların çalışma yaşamından uzaklaşmasına neden olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Kadın Engelli, İstihdam
Ekonomik kuruluşlar tarafından yapılan ticaret yardımlarının Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliğinin ticaret performansına etkileri : Ampirik bir analiz (2005-2014)
2005 yılında başlayan ticari yardımlar ile gelişmekte olan ülkelerin özellikle az gelişmiş ülkelerin ticaretine yardımcı olmak amaçlanmaktadır. Birçok az gelişmiş ülke, uluslararası ticarete katılma yeteneklerini kısıtlayan ticaretle ilgili altyapı ve tedarik yönlü engellerle karşılaşmaktadır. Bu tez çalışmasının genel amacı, az gelişmiş olan ve büyük miktarda ticari yardım alan Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliğine üye ülkelerin ihracat performansları açısından ticari yardımların verimliliğini incelemektedir. OECD'nin Kredi Kuruluş Raporlama Sistemi'nden, Dünya Kalkınma Göstergelerinin veri tabanından ve Heritage.org'dan, elde edilen veriler kullanılarak 2005-2014 yıllar arası Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliğiye üye ülkeler olan Benin, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Gine-Bissau, Mali, Nijer, Senegal ve Togo için panel veri tahmini yapılmıştır. Kullanılan yöntem Panel veriler analizidir. Ticari yardımların etkilerini incelemek için yardımlar iki kategoriye göre ayırılmıştır; (üretken kapasite yardımaları ve ekonomik altyapı yardımları). Genel olarak bu çalışmadaki bulgularına göre ticari yardımların ihracat performansı üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Üretken kapasite yardımları ihracat performansı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahiptir. Buna karşılık olarak, ekonomik altyapı yardımlarının bir etkisi yoktur. Analizimize göre üretken kapasite yardımlarını daha az alan sektörler, alıcı ülkenin ihracatında en büyük payı sağlayan sektörlerdir.
Yerleşik yabancıların yerel hizmetlere bakışı: Alanya örneği
Alanya genelinde yaşayan yerleşik yabancıların hem Alanya'da hem kendi ülkelerinde belediyelerinde almış oldukları hizmetlerin değerlendirilmesi, hizmetlerden duymuş oldukları memnuniyetlerinin saptanması ve memnuniyet düzeylerinin milliyetlerine göre karşılaştırılıp analiz edilmesi amaçlanan bu çalışmada, niceliksel araştırma modeli içerisinde yer alan betimsel araştırma modeli uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu İngilizce, Rusça, Almanca ve Arapça dillerinde hazırlanan anketler Alanya'da yaşayan yerleşik yabancıların yoğunlukla Alanya'da oldukları Eylül-Aralık 2016 tarihleri arasında Alanya'da faaliyet gösteren yerleşik yabancılara ait sivil toplum örgütleri, yerleşik yabancıların hizmet aldıkları yerel hizmet birimlerinde yüz yüze anket doldurulmuştur. 317 yerleşik yabancının belediye faaliyetlerine ilişkin yapılan bilgilendirme çalışmalarında, Antalya Büyükşehir ve Alanya Belediyelerini kendi ülkelerindeki belediyelerinin faaliyetlerine göre daha yetersiz buldukları, kendi ülkelerindeki belediyelerin yapmış olduğu bilgilendirme çalışmalarını daha başarılı buldukları, doğu bloku ülkelerinin belediyelerindeki işlem sürelerinin Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerine göre daha uzun sürdüğünü; yerel hizmet veren kuruluş çalışanlarının kendilerine yönelik davranış tarzı ve tutumlarını, kendi ülkelerindeki belediye çalışanlarına göre daha olumlu değerlendirdikleri; yerel hizmet veren kuruluşların e-belediye uygulamaları konusunda en yüksek bilgi sahibi olanlar ile e-belediye uygulamaları kullananların Finlandiya ve Hollanda vatandaşı yerleşik yabancıların olduğu ve Avrupa ülkeleri vatandaşı olan yerleşik yabancıların kendi ülkelerindeki belediyelerden aldıkları hizmet memnuniyetinin Alanya'da yerel hizmet sağlayan belediyelerden almış oldukları hizmet memnuniyetine göre istatistiksel anlamda farklılık oluşturacak ölçüde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir
Lojistik dış kaynak kullanımı: Antalya Yaş Sebze ve Meyve Hali'nde bir uygulama
Lojistik faaliyetler, özellikle son yıllarda firmaların yoğun olarak dış kaynak kullanımına gittikleri işletme faaliyetleri arasında yer almaktadır. Bu durumda etkili olan başlıca faktörleri; lojistik faaliyetlerin ürün ve hizmet maliyetlerine olan etkisi, çoğu firma için bu faaliyetlerin temel yetkinlik alanı dışında kalması ile bu faaliyetlerin ciddi bir sermaye ve alt yapı gerektirmesi biçiminde ifade etmek mümkündür. Lojistik dış kaynak kullanımı firmalara sağladığı önemli faydaların yanı sıra yeterince iyi yönetilememesi durumunda temel yetkinlik kaybı, gizlilik ve güvenlik açıkları ile müşteri memnuniyetsizlikleri başta olmak üzere önemli riskler taşımakta ve telafisi güç problemlere yol açabilmektedir. Yukarıda yer alan tüm bu açıklamalar çevresinde bu tezin konusunu yaş sebze ve meyve sektöründe lojistik dış kaynak kullanım uygulamaları oluşturmaktadır. Bu çalışmada lojistik dış kaynak kullanımı firmalara sağladığı faydalar, sürece bağlı problemler ve dış kaynak sağlayıcı firma seçim kriterleri açısından keşifsel bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Lojistik dış kaynak kullanımına yönelik farklı sektörler üzerine gerçekleştirilen benzer çalışmalar literatürde mevcut ise de yaş sebze ve meyve sektörüne yönelik bu yönde bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Lojistik dış kaynak kullanımı ile firmalar ürün miktar ve kalite kayıplarını büyük oranda kontrol altına alabilmektedirler. Bu strateji aynı zamanda firmaların uluslararası pazar talep ve beklentilerini daha iyi karşılamalarını da mümkün kılmaktadır. Lojistik süreç ve faaliyetlerin firmaların sınırlı kaynak ve imkanları ile etkin ve verimli bir biçimde yerine getirilmeleri mümkün olmayabilmektedir. Bir diğer yandan lojistik süreçlerin optimizasyonu, soğuk zincir faaliyetleri ve katma değerli lojistik hizmetler ile de bu firmalar stratejik ortaklarına önemli katkılar sağlayabilmektedir. Lojistik dış kaynak kullanım sürecinden firmaların en üst düzeyde fayda sağlayabilmeleri için ise süreç yönetimi ve stratejik ortak seçimine firma yöneticilerinin gerekli özen ve önemi göstermeleri gerekmektedir.
Örgüt kültürünün personel güçlendirme ve işten ayrılma niyeti üzerine etkisi
Farklı kültürler ile iş yapmanın gerekli olduğu günümüzde işletmelerin, özellikle rekabet avantajı yaratmada ve hedeflerine ulaşmada örgüt kültürü ve personel güçlendirme uygulamalarını dikkate almaları, işletmelere önemli faydalar sağlayacaktır. Örgüt kültürünü, grup üyelerinin davranışlarına yön vermesi ve güçlendirme uygulamalarının bireylerin işe karşı olan tutumlarını etkilemesinden dolayı özellikle birey unsurunun çok önemli olduğu turizm sektöründe bu çalışmanın yapılmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışma, otel işletmelerinin örgüt kültürü tipinin personel güçlendirme uygulamalarını ne yönde etkilediği ve örgüt kültürü tipi ile personel güçlendirme ilişkisinin çalışanların işten ayrılma niyetlerini ne düzeyde etkilediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın amacı çerçevesinde, İstanbul ili Avrupa bölgesinde bulunan beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 300 kişi üzerinde anket yöntemi kullanılarak bilgi toplanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak istatistik paket programları aracılığıyla faktör, yüzde ve frekans analizleri ile çoklu regresyon ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen temel sonuçlar, örgüt kültürü boyutlarından hiyerarşi kültürünün güçlendirme uygulamaları ile negatif bir ilişkiye sahip olduğu, kuralcılık, girişimcilik, açıklık ve gelişim boyutlarının ise personel güçlendirme üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu gözlenmiştir. Klan kültürü ile personel güçlendirme arasında ise herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Diğer yandan, kuralcılık, girişimcilik, açıklık, klan ve gelişim kültürlerinin işten ayrılma niyeti üzerinde negatif bir etkiye, hiyerarşi kültürünün ise işten ayrılma niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Moğolistan ve Türkiye'nin deri sektörü durumu ve Moğol tüketicilerin Türk deri ürünlerine bakış açısının belirlenmesi
Dericilik zanaatı, eski çağlardan beri insanların temel ihtiyaçlarından giyinme ihtiyacına cevap veren deri ürünleri zaman içinde kullanım amaçları çeşitlenerek tüketicilerin ilgisini çekmeye devam etmektedir. Günümüzde deri ürünleri, doğal görünümü, insan sağlığına daha uygun olmasıyla giyinme, korunma gibi bir temel ihtiyacı karşılaması yanında, pahalı olmasıyla süs, prestij ya da sosyal statü göstergesi gibi amaçlarla da tüketime konu olmaktadır. Son otuz yılda dünya deri sektöründe yaşananları tanımlayan anahtar sözcük, üretimde yer değiştirmesidir. Bu dönemde dericilik Kuzeyden Güneye, Batıdan Doğuya, daha doğrusu Uzak Doğuya göç etmektedir. Deri sektöründe önde gelen ülkeler giderek önemlerini yitirmiş ve yeni ülkeler önemli konuma gelmiştir. Bu gelişmeler ülkeler bazında değişik sonuçlar doğurmaktadır. Bazı ülkede deri sektörü önemli kayıplara uğrarken, bazı ülkelerde de şaşırtıcı gelişmelere neden olmaktadır. ''Moğolistan ve Türkiye Deri Sektörü Durumu ve Moğol Tüketicilerinin Türk Deri Ürünlerine Karşı Bakış Açılarının Belirlenmesi'' olarak adlandırılan yüksek lisans tez çalışmasının amacı, iki ülke arasındaki geçmişten günümüze kadar gerçekleşen deri ticaretinin genel durumunu ortaya koymak, ayrıca Moğol tüketicilerinin Türk deri üretimi ve ürünleri ile ilgili bakış açılarını belirlemek iki ülke arasındaki deri ticaretinin gelişmesinde ortaya çıkabilecek sorunlara çözüm ve önerilerde bulunarak, katkı sağlamaktır.
Kişilik özelliklerinin örgütsel vatandaşlık davranışına etkisi: Beş yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma
Bu araştırmada, beş yıldızlı otellerde çalışan bireylerin kişilik özelliklerinin örgütsel vatandaşlık davranışı (ÖVD) üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş, 2017 yılının Haziran-Ekim ayları arasında Antalya ili'nin Manavgat/Side, Manavgat/Kumköy ve Alanya/Okurcalar turizm bölgelerindeki otel işletmelerine ait personel lojmanlarında alan araştırması yapılmıştır. Araştırma verileri, söz konusu bölgelerdeki personel lojmanlarında yüzyüze anket yöntemi kullanılarak, çalışanlara yöneltilen soruların cevaplanması yoluyla elde edilmiştir. Alan araştırmasından elde edilen 397 kişilik veri seti IBM SPSS 21 paket yazılımı ile değerlendirmeye alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ilk olarak faktör analizi uygulanmış, ölçeklerin geçerlilik ve güvenirliği belirlenmiştir. Faktör analizinin ardından araştırmadan elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bu bulgulara göre araştırmaya katılım gösteren çalışanların %26,4'ü kadın, %73,6'sı erkektir. Ayrıca araştırmaya katılım gösteren çalışanların çoğunluğu 0-6 yıl aralığında sektör deneyimine sahiptir (%66,8). Elde edilen söz konusu bulguların ardından araştırma değişkenlerinin birbirleri ile olan ilişkilerini belirlemek adına korelasyon analizigerçekleştirilmiştir. Bu analiz sonucunda dışadönüklük kişilik özelliğinin ÖVD'nın vicdanlılık, sivil erdem, nezaket ve özgecilik boyutları ile pozitif yönlü ve anlamlı ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Kişilik özelliklerinden geçimliliğin ise tüm ÖVD boyutları ile anlamlı ilişkisinin olduğugörülmüştür. Bir diğer kişilik özelliği olan nevrotiklik (duygusal denge) isecentilmenlik ve sivil erdem olarak bilinen ÖVD boyutları ile negatif yönde anlamlı ilişkisinin olduğu saptanmıştır. Bu durum otel çalışanlarının nevrotiklik (duygusal denge) düzeylerinin azaldıkça ÖVD sergileme düzeylerinin artacağı şeklinde yorumlanabilmektedir. Kişilik özelliklerinin özdisiplin ve gelişimeaçıklık boyutlarının ÖVD ile ilişkisi incelendiğinde; çalışanların özdisiplin düzeylerinin ÖVD'nın vicdanlılık, centilmenlik, sivil erdem, nezaket ve özgecilik boyutları ile anlamlı ilişkisininin olduğu, gelişimeaçıklık düzeyinin ise ÖVD'nın vicdanlılık, sivil erdem, nezaket ve özgecilikle ilişkili olduğu görülmüştür. Korelasyon analizinin ardından araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Bu analizlerden elde edilen bulgulara göre dışa dönüklük kişilik özelliğinin ÖVD'nin sivil erdem ve nezaket boyutu üzerinde etkili olduğu görülürken, uyumluluk kişilik özelliğinin nezaket boyutu haricindeki tüm ÖVD boyutları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca kişilik özelliklerinin nevrotiklik (duygusal denge) boyutunun ÖVD'nın sadece centilmenlik ve özgecilik boyutu üzerinde anlamlı etkisinin olduğu, diğer boyutlar üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığı regresyon analizi sonuçları arasında yer almaktadır. Bu durum korelasyon analizinde elde edilen bulgularla da benzerlik göstermektedir. Kişilik özelliklerinin özdisiplin ve gelişimeaçıklık boyutlarının ÖVD'na etkisine yönelik regresyon analizi sonuçları incelendiğinde ise özdisiplin kişilik özelliğinin ÖVD'nın tüm boyutları üzerinde etkisinin olduğu, gelişime açıklık kişilik özelliğinin ÖVD'nın vicdanlılık, sivil erdem ve özgecilik boyutları üzerinde istatiksel olarak anlamlı etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar dikkate alındığında beş yıldızlı otel çalışanlarının sahip olduğu kişilik özelliklerinin ÖVD sergileme düzeyinde etkili olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırma sonucunda elde edilen bulguların hem kişilik özellikleri literatürüne hem de ÖVD literatürüne ve söz konusu konuların otel işletmeleri üzerine yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı nitelik taşıdığı düşünülmektedir.
Etik değerler-sosyal sorumluluk ilişkisinde sektörel etmenler
Kurumlar, hedef kitlelerine ve içinde bulundukları sosyal çevreye karşı sorumluluk bilinci içerisinde ve etik kurallar doğrultusunda hareket etmelidirler. Etik değerlerin kurum içerisinde çok yönlü getirilerin ana kaynağı olmasından dolayı, sosyo-ekonomik süreçte aktif olarak var olması kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir. Bu araştırmada etik değerler- sosyal sorumluluk etkileşiminde sektörel etmenler incelenmiştir. ISO 500 Şirketleri (üretim) ve hizmet sektör sınıflamasında belirtilen iş kollarından seçilen, büyük ölçekli işletmeleri şekillendiren değerlerin işletmelerin sosyal sorumluluk faaliyetlerinde ne derece yönlendirici olduğu ve iş kolları boyutunda tanımlanmış olan alt segmentlerde işletme değerlerinin, değer-sosyal sorumluluk etkileşiminin öncül bir stratejisi olup olmadığı karşılaştırmalı nitel analiz yöntemi ile araştırılmıştır. Araştırmada her şirketin web sayfasında tanımladıkları veya e-mail yoluyla elde edinilen değerler incelenmiş olup daha sonra sektörel bir segment altında o sektörde ve alt iş kollarında hüküm süren değerler araştırmaya konu edilmiştir. Bunlara ek olarak işletmelerin web sitelerinde belirledikleri sosyal sorumluluk faaliyetleri de bu araştırmanın inceleme konusu olmuştur. Çalışmada nitel analiz yöntemi kullanılarak elde edilen veriler Chi-square anlamlılık testi ve betimleyici analiz tekniklerinden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucu olarak üretim ve hizmet sektörü işletmelerinin kendi içinde değerler ve sosyal sorumluluklar açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. İkinci olarak da üretim ve hizmet sektöründe değer ve sosyal sorumluluk kategorileri etkileşimi incelenmiş olup değer ve sosyal sorumluluk kategorileri etkileşiminde anlamlı bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Etik Değerler, Hizmet Sektörü, Nitel Analiz, Sosyal Sorumluluk, İSO 500 Şirketleri, Üretim Sektörü
Stratejik insan kaynakları perspektifinde organizasyon geliştirme süreci: Performans değerleme fonksiyonu
Günümüzün artan rekabet koşullarında insanın önemi çok daha belirgin hale gelmektedir. Bir entelektüel sermaye tanımlamasında yer alan insan faktörü, işletmelerin çevresel etkilere bağlı olarak gerçekleştirecekleri organizasyon geliştirme sürecinde, göz önüne alınacak temel bir bileşendir. Bu bağlamda, insan yönetimindeki stratejik perspektif, organizasyon için öncül bir bileşen olabilecektir. İşletmelerde insan kaynakları yönetiminin gelişen stratejik rolü, stratejik insan kaynakları yönelimi, stratejik insan kaynakları yönetimi uygulamaları, halihazırdaki insan kaynakları yönetim anlayışının etkinliği ve insan kaynakları yöneticilerinin yetkinliği ile ilişkilendirilebilecektir. Bu çalışmada, üretim ve hizmet sektörlerinde turizm, gıda, tarım, inşaat, tekstil, otomotiv, ulaştırma, sağlık, temizlik, ticaret (satış-pazarlama), bilişim teknolojileri, metal ve güvenlik iş kollarından 69 orta-büyük ölçekli işletmenin en üst düzey insan kaynakları yöneticilerinden veri alınarak işletmelerin stratejik insan kaynakları yönetimi anlayışlarının planlı değişim, organizasyonel öğrenme, bilgi ve kaynak kullanımı ve yönetime katılma boyutlarında organizasyon geliştirme sürecine etkisi ve stratejik insan kaynakları yönetimi fonksiyonları içerisinde önem arz eden performans değerleme fonksiyonunun, organizasyon geliştirme sürecindeki önemi incelenmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi envanter kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Önerilen ilişkilerin teşhisinde korelasyon ve çoklu doğrusal regresyondan yararlanılmış, analizler SPSS 22.0 programında gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre SİKY etkinliği, organizasyon geliştirmenin tüm alt boyutları ile ilişkili çıkmış, SİKY uygulamalarından iş sağlığı-eğitim ve performans boyutları ise organizasyon geliştirmenin planlı değişim, bilgi ve kaynak kullanımı ve yönetime katılma boyutlarındaki değişime anlamı bir etki sağlamıştır.