Anadolu University
Departman

Department of Sociology

Anadolu University

38

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Departman Tezleri

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Kadın ve siyaset ilişkisi üzerine sosyolojik bir araştırma Bursa'da AKP ve CHP kadın kolları

İnsan hakları, demokrasi ve eşitlik kavramları, tarihsel süreç içerisinde sürekli erkeklerin elde ettiği haklar olarak görülmüştür. Kadın ve erkek arasındaki eşitsiz toplumsal ilişkilerin en net görüldüğü alanlardan biri ise siyasette temsil eksikliğinde kendini göstermektedir. Gerek yerel, gerekse küresel boyutta kadınlar siyasal yaşamda eşit haklara sahip olmak için mücadeleler vermiştir. Ancak bugün, en gelişmiş ülkelerde dahi edinilmiş siyasal haklar eşit bir şekilde kullanılamamaktadır. Toplumsal cinsiyet kalıp yargıları ve toplumsal yapılar içerisinde meşrulaşan ataerkil bakış açısı, kadınların sözde edinilmiş siyasal haklarını etken bir şekilde kullanmalarına engel teşkil etmektedir. Türkiye'de kadınların meclisteki eksik temsiline önlem olarak kurulan siyasi partilerin kadın kolları, kadınları parlamentoya taşıyıp siyasal yaşamda kadın temsilini arttırma amacı taşımaktadır. Ancak kadınların karar verme mekanizmalarında yeteri kadar yer almaması ve dolayısıyla siyasetteki temsil eksikliği, halen Türkiye'de en önemli kadın sorunları içerisinde yer almaktadır. Bundan dolayı bu tez, Türkiye'de iki lider parti olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) siyasal kollarında faaliyetlerde bulunan kadınların profilini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu sebeple Bursa AKP ve CHP kadın kolları, Türk siyasetinde kadının rolü çerçevesinde kadınların eksik temsiline ışık tutma amacıyla çalışılmıştır. Araştırmanın bulguları; kadın kollarının siyasal yaşamda temsil eksikliğini gidermede zorlandığını ve erkek egemen siyasal yapı içerisinde kadınların siyasetteki rolünü dönüştürmede büyük oranda başarısız olduğunu ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Kadın, Kadın Kolları, Siyaset, Toplumsal Cinsiyet, Bursa

Adalet ve Kalkınma PartisiBursaCinsel kimlik+5
Perihan Türk
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir'de kadın girişimciliği üzerine sosyolojik bir araştırma

Son yıllarda sıkça tartışılan girişimcilik, kalkınmanın anahtarı olarak görülmekte ve desteklenmektedir. Buna paralel olarak kadın girişimciliği, atıl durumda olan işgücü potansiyelinin harekete geçirilmesinde, kadınların istihdamında ve toplumsal hayata entegrasyonunun sağlanmasında kilit bir rol üstlenmektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı girişimcilik özel olarak da kadın girişimciliği yoğun olarak çalışılan bir alan haline gelmiştir.Bu tez, kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha aktif olarak katılmalarını sağlamanın yollarından biri olan kadın girişimciliğini konu edinmiştir. Tezin amacı girişimciliğin gittikçe önem kazandığı günümüzde, girişimciliğin kadınlar tarafından ne derece benimsendiğini, kadınların girişimcilik sürecinde karşılaştıkları problemleri ve bu problemlerin toplumsal cinsiyetle bağlantılarını ve girişimciliğin kadınların genel olarak toplumsal konumlarında ne ölçüde bir değişim yarattığını Eskişehir örneğinden yola çıkarak incelemektir. Çalışma, Eskişehir'de Esnaf ve Sanatkârlar Odasına kayıtlı kadın girişimcilerle yürütülmüş olan alan araştırmasına dayanmaktadır. Araştırmanın bulguları; kadın girişimcilerin girişimciliği; görece düşük eğitimli, başka bir meslek sahibi olamamış insanlar tarafından yapılan bir iş olarak gördükleri, bu nedenle girişimciliğin toplumsal konumlarında ciddi bir değişiklik yaratmadığını düşündüklerini, ayrıca kadın girişimcilerin hem işlerini kurma hem de yürütme aşamasında toplumsal cinsiyetle bağlantılı olarak sermaye temini, aile-iş çatışması, bürokratik işlemler, tecrübesizlik gibi çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını ortaya koymaktadır.

Cinsel kimlikEskişehirGirişimciler+4
Zübeyde Demircioğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal eşitsizlikler ve sağlık: Eskişehir'de sosyolojik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı 2009-2010 yılları arasında Eskişehir'de yapılan bir alan araştırmasının verilerine dayanarak algılanan sağlık statüsünün ve sağlığa ilişkin algı, tutum ve davranışların sosyal ve ekonomik statüye göre farklılaşıp farklılaşmadığının, farklılaşıyorsa ne şekilde farklılaştığının incelenmesidir. Nicel yöntemi izleyen araştırmanın verileri 229 yapılandırılmış görüşme ve 126 anketle toplanmış, SPSS yardımıyla çözümlenmiş, 6 derinlemesine görüşme ve 2 odak grup görüşmesi ile desteklenmiştir.Araştırma bulgularına göre sağlığın ve hastalığın tanımlanma biçimi, sağlık bilgisinin elde edildiği kaynak, sağlık kurumlarına başvurma ölçütü, geçirilen gebelik sayısı, doğumdan önce sağlık bakımı alma ve doğumu hastanede yapma oranları gelire, eğitime ve yaşanan yere göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Algılanan sağlık statüsü ve doktor muayenesinden utanma tutumu gelire, eğitime, yaşanan yere ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Hastanelerin tek çatı altında birleştirilmesine ve Türkiye'deki sağlık hizmetlerinin yeterliliğine ilişkin değerlendirmeler ile sağlık personelinin davranışlarından duyulan memnuniyet düzeyi de gelir ve eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir.Bulgular sağlık risklerinin, sağlık hizmetlerine erişim düzeyinin ve sağlık hizmetlerini alma biçimlerinin toplumda eşitsiz bir şekilde dağıldığını, sağlık kurumlarına, sağlık personeline ve genel olarak sağlık hizmetlerine ilişkin değerlendirmelerin de buna bağlı olarak farklılaştığını göstermektedir. Genel Sağlık Sigortası yasası ile sağlık kurumları tek çatı altında birleştirilmiş olsa da bulgular sağlık alanındaki hiyerarşik yapının sadece sağlık kurumlarının mevzuatla birbirinden ayrılmasından kaynaklanmadığını, farklı ekonomik ve sosyal statüye sahip olan grupların kurumsal tıp ve sağlık personeli ile ilişkilerinin birbirinden farklı olduğunu, sağlık alanındaki hiyerarşik yapının çoklu etkilerle şekillendiğini göstermektedir. Bu çerçevede toplumsal eşitsizlikler birikimsel bir desen izlemekte, ekonomik, bölgesel ve cinsiyete dayalı eşitsizlikler açısından dezavantajlı olan gruplar sağlık riskleri ve sağlık hizmetlerine erişim açısından da devazantajlı olmaktadırlar.

EskişehirEşitsizlikSağlık+5
Temmuz Gönç Şavran
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sigara alkol ve madde kullanımı ve madde kullanımını etkileyen sosyal kültürel ve ekonomik süreçler ?Sakarya Üniversitesi örneği?

Bu araştırmada, Sakarya Üniversitesi lisans öğrencileri arasında sigara alkol ve madde kullanım yaygınlığının öğrenilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada alkol kullanımı üzerinde yaş, cinsiyet, kardeş sayısı, aile ve arkadaş ile ilgili değişkenlerin etkisi incelenmiştir.2008 yılında Sakarya Üniversitesinde gerçekleştirilen çalışmanın örneklemini, Mühendislik Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi ve Devlet Konservatuarı öğrencileri oluşturmuştur. Örneklem seçiminde tabakalı örneklem yöntemi uygulanmıştır.Araştırma için gerekli bilgiler, 63 sorudan oluşan anket formu vasıtasıyla toplanmıştır. Anket 843 öğrenciye uygulanmıştır. Anket çalışması sonucunda toplanan veriler SPSS istatistik programı ile değerlendirilmiş ve önceden hazırlanan hipotezler sınanmıştır.Elde edilen bulgulara göre, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı ile öğrencinin cinsiyeti, aylık ortalama harcaması ve babanın, çocuklarına sözlü veya fiziksel şiddet uygulaması arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Aile ve arkadaş çevresi öğrencilerin alkol kullanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Annenin veya babanın alkol kullanması ile öğrencinin alkol kullanması arasında ve öğrencinin arkadaş çevresinde alkol kullanan kişilerin bulunması ile öğrencinin alkol kullanması arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Alkollü içki kullanımı ile sigara içme ile arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Madde bağımlısı öğrencilerin, kişisel olarak veya grup olarak herhangi bir kavgaya karışma oranı, madde bağımlısı olmayan öğrencilere göre daha yüksek çıkmıştır.

Gökhan Buğdaycı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin kimlik geliştirme ve sosyalleşme süreçlerine televizyon programlarının etkisi (Kocaeli ili Kandıra ilçesi örneği)

Kocaeli ilinin Kandıra ilçe merkezinde lisede öğrenim gören öğrencilerin kimlik oluşumları ve sosyalleşme süreçlerine televizyon dizileri ve programlarının etkisini belirlemek bu araştırmanın temel problemi olmuştur. Bununla birlikte gençlerin okul başarısı, aile ilişkileri, arkadaş grupları, öğretmen ve okul ilişkileri ve televizyonda dizi ve programlarda oynayan artist ve aktiristlerin gencin sosyalleşmesi ve kimlik oluşumu sürecine yaptığı etki değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yapılan araştırmada gözlem ve tarama yönteminin yanında 52 sorudan oluşan anket uygulanmıştır.Yapılan araştırmanın evrenini geleceğimizi yakın gelecekte emanet edeceğimiz devlet okulları ve özel okullarda okumakta olan lise 1- 2- 3. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Uygulanan anket çalışması değişik sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yönden farklı üç ayrı lisedeki 120 öğrenci ile yapılmıştır.Anket çalışmasının sonucunda elde edilen veriler okul, sınıf, cinsiyet, aile yapısı gibi bağımsız değişkenler doğrultusunda SPSS 16.0 kullanılarak tablolar haline dönüştürülmüştür. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.5 olarak kabul edilmiştir. Yapılan araştırmada ölçek olarak değişkenlerin ölçüm düzeyleri dikkate alındığında nominal ve ordinal ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada ortaya atılan iddialar ve var olan değişkenlerin ölçüm düzeyleri dikkate alınarak bu araştırmada ki-kare testi kullanılmıştır. Yapılan araştırmada oluşturulan lise öğrencilerinin kimlik `'Gelişimi ve Sosyalleşme Süreçlerine Televizyon Programlarının Etkisi `' adlı tez ( 151) sayfadan oluşmaktadır .

Adem Dağ
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Bir el sanatı olarak süpürgeciliğin sosyolojik açıdan inceleme ?Adapazarı örneği?

Araştırmanın konusu, Sakarya'da kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer alan geleneksel el süpürgeciliğinin, toplumsal, ekonomik ve kültürel yönden incelenmesine ve değerlendirilmesine çalışılmıştır.Tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu-amacı, araştırmanın önemi ve varsayımları hakkında bilgiler verilmektedir. Ayrıca araştırmanın yöntemi, araştırmada kullanılan teknikler, araştırmanın evereni ve sınırları belirtilmiştir.Geleneksel el sanatları hakkında genel bilgilerin yer aldığı birinci bölümde el sanatlarının tanımı, el sanatlarının sınıflandırılması ve Sakarya'daki geleneksel el sanatları açıklanmıştır.İkinci bölümde süpürgeyle ilgili genel bilgilere yer verilerek, Sakarya'daki el süpürgesinin tarihçesi ve süpürge çeşitleri anlatılmaya çalışılmıştır. Bunun dışında bu bölümde; üretim yeri ve süreci anlatılmıştır. Bu bölüm şu alt başlıklardan oluşmaktadır: Sakarya'da süpürgecilik, el süpürgesinin yapım süreci, el süpürgesi atölyesi hakkında bilgiler, el süpürgesinin üretim süreci, el süpürgesinin pazarlanma süreci, el süpürgesi yapanların ekonomik toplumsal yapısı, Sakarya'da bulunan atölyeler ve çarşıda süpürgeciliğin yeri, toplumsal ve teknolojik değişimin süpürgeciliğe etkisi, Sakarya'daki el süpürgeciliğinin bugünkü sorunları ele alınmıştır.Üçüncü bölümde, el süpürgeciliğinin sosyolojik açıdan değerlendirilmesi yapılmıştır.Son kısımda araştırmanın sonuç ve önerileri yer almaktadır. Araştırmanın sonunda kaynakça, kaynak kişiler, ekler (görüşme formu, fotoğraflar,1965-2008 yılları arasında Adapazarı Süpürge İmalatçıları Odası'na kayıtlı imalatçıların demografik özellikleri) ve özgeçmiş bulunmaktadır.

Arzu Umut
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal ve tarihsel bağlamda OŞ/Kırgızistana sürgün edilen Batumlu Türklerin sosyal yapısı

Bu tez çalışması, dünyada yeni yeni keşfedilmeye başlanan sürgün sosyolojisi disiplininden yola çıkarak, 1944 yılında Sovyet Rusya tarafından Kırgızistan kırsallarına sürülen Karadenizli Türklerin sosyal yapısını analiz etmektir. Karadenizli Türklerin seçilmesindeki temel mantık, küçük 65 yıl geçmesine rağmen horondan mıhlamaya, misafir ağırlamadan türkülere kadar kültürlerini yaşatmaya çalışan bir topluluk olarak araştırılmaya değer görülmesidir. Karadenizli Türkleri özel kılan sebep diğer sürgün topluluklardan farklı olarak bir diyaspora oluşturabilecek sayıda ve büyüklükte olmamaları, bu nedenle yaşlı kuşağın aradan çekilmesiyle yavaş yavaş kültürlerini kaybetmeye başladıkları kaygısıdır. Ayrıca çalışmanın Sovyet deneyiminden yola çıkarak sürgün sosyolojisi için kullanılabilecek temel argümanları belirlemesi, çalışmayı ayrıca önemli kılmaktadır.Bu bağlamlardan hareketle ilk elden göç kavramı ve onun görüngülerini analiz eden bu çalışma, zorunlu göçlerden sürgün olgusuna odaklanarak sürgün sosyolojisinin temel hareket noktalarını, sürgünün tarihi serüvenini, sosyo-psikolojik ve sosyo-politik süreçlerini değerlendirmiştir. Sonrasında 1917-1989 yıllarını kapsayan Sovyet deneyimine değinen çalışma, sürgünlerin politik olarak kullanılmasının Sovyet topraklarında oluşturduğu sonuçlara değinerek Karadenizli Türklerin fiziki ve sosyal çevresini tanımlamıştır.

Gürcistan-BatumKafkasyaKafkasya göçleri+10
Adem Sağır
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Danimarka'daki Türkiye kökenli göçmenlerin aidiyet ve kimlikleri

İletişim ağı ile sarılmış günümüz dünyasında, bireyler hem fiziksel olarak hem de düşünsel olarak hareket ve etkileşim halindedir. Göç 19. yüzyıldan bu yana inceleme konusu olurken, klasik dönem araştırmalarında göç bir yer değiştirme hareketi olarak, göçmenler ise makro seviye etkilerle hareketleri şekillenen bir nesne olarak ele alınmıştır. Günümüzde ise, göç araştırmalarında, çoğunlukla, göçmenler, göç ettikleri ülkelere entegre olup olamadığı noktasında incelenmektedir. Bu çalışma ise Danimarka'ya Türkiye'den göç edenlerin entegre olup ya da olamadığını sorgulamanın tersine, bireyleri, hareketlilik içerisinde kuşaklara ve bireysel özelliklere göre iletişimlere sahip, dolaşım halinde olan hem kültürün bir taşıyıcı hem de göç alan ülkede etkileşimleri ile bir kültür üreticisi olarak ele alınmaktadır.Bireysel nitelikte göçlere ek olarak Danimarka'ya göçler 1960'ların sonunda kitlesel işgücü hareketinin sonrasında zincirleme olarak aile birleşimi ve mülteci akımları ile devam etmiştir. Bu araştırma bireyleri, grupların ve hanehalklarının bir üyesi olarak mikro ve mezo (orta) seviye de etkileşimler çerçevesinde ele almaktadır. Bu çerçevede Danimarka örneği, Türkiye'den diğer Avrupa ülkelerine göçler paralelinde ele alınmakla birlikte iki nokta göz önünde bulundurulmaktadır. Bunlardan ilki, Danimarka'ya Türkiye'den hareketin grupların zincirleme olarak ağ biçimi ilişkiler neticesinde gerçekleştiği, ikincisi ise Bu iki kabulle Türkiye kökenli göçmenlerin diğer göçmenler ve hem göç veren hem de göç alan ülkelerin yerleşikleri ile ilişkileri ve etkileşimleri ortaya koyulmaktadır. Kavramsal ve bağlamsal bir temele oturtulan ?hareketlilik?te (mobility), Danimarka'da yaşayan ulusötesi bir topluluk olan Türkiye kökenlilerin kimlik ve aidiyetlerini ortaya koyabilmek için gündelik hayatlarını analiz edilmektedir. Gündelik hayat ise göçmenlerin kimlik ve aidiyetlerinin gömülü bir alanı olarak, sosyal, ekonomik ve psikolojik ihtiyaçlarını giderme biçimi olan sıradan, her günkü edimleri ve törensel hale gelmiş bir aidiyet ve kimlik onaylama edimsellikleri olarak ritüelleri analiz edilmektedir. Aidiyet kavramı duygusal ve kolektif bağlılıklar boyutunda ele alınmaktadır. Kimlik kavramı ise bireysel kimlik ve kolektif kimlik bağlamında benlik ve toplum ilişkisi içinde ele alınmaktadır.Göçmen aidiyetlerini ve kimliklerini analiz edebilmek için, öncelikle, Danimarka'da yaşayan Türkiye kökenlilerin aidiyet bağları ortaya koyulmaktadır. İkinci olarak ise bu aidiyet bağlarının bu bireylerin ?benlik ?kişisel ve kolektif- ? ve ?toplum? ilişkisi bağlamında kimliklerini nasıl inşa ettikleri ele alınmaktadır. Son olarak ise aidiyet bağlarının bireylerin pratiklerini (rutinleri ve ritüelleri) nasıl etkilediği ortaya koyulmaktadır. Bireylerin aidiyet bağları ve çeşitli kolektif mensubiyetlerinin ortaya koyabilmek için tarama (survey) metoduyla ve etnografik alan araştırması bir arada uygulanmıştır. Veri toplama aracı olan anketler 480 kişilik bir örneklem üzerinde uygulanmıştır ve 450 anket kâğıdı geçerli sayılmıştır. Bununla birlikte, katılımlı gözlemler yoluyla, bireysel ve grup görüşmeleri ve 25 kişilik nitel örnekleme yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanan veriler kombine edilip analiz edilmiştir.Bu araştırmada, Danimarka ve Türkiye arasında ulusötesi bir alan oluştuğu ve bu alan içinde yaşayan bireyleri, çeşitli seviyelerde aidiyet bağlarının birbirine bağladığı bulgulanmıştır. Bu bağlar birey ve grupların içinde bulundukları mekânlar bağlamında oluşmakta, dönüşmekte ve göçmen çocuklarına aktarılmaktadır. Bu bağlar, kültürel, ekonomik, dinsel, dilsel, siyasal, vatandaşlık, duygusal bağlar olarak bulgulanmıştır. Bu bağlar Türkiye kökenlilerin kimlik oluşumlarını etkilemektedir. Bu kimlikler, ilişkisel ve bağlamsal niteliktedir. Ulusötesi bireylerin aidiyet bağları, gündelik hayatlarındaki rutinleşmiş pratiklerini belirler ve aynı zamanda ritüelleriyle onaylanır ve yeni nesillere aktarılır. Türkiye kökenlilerin kendi aralarında Türkiye'nin çeşitli yörelerinden gelmelerinden kaynaklanan yerel kültürel pratiklerinde bazı farklılıkları olsa da geçmişten gelen ortak kültürel miras ve ortak kültürel değerlerin yeni kuşakların kimliklerinin oluşumunda yadsınamaz önemde belirleyicidir.

AidiyetDanimarkaGöçmenler+2
Pınar Yazgan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok kültürlülük, kültürlerarasılık ve entegrasyon tartışmaları bağlamında Alman eğitiminde Türk öğrenciler: Bremen örneği

Almanya'da dördüncü kuşağa ulaşan ve ulusaşırı bir topluluk grubu olarak ifade edilen bir Türk varlığı söz konusudur. Bu yoğun Türk varlığı Avrupa ekseninde büyük bir güç potansiyeli olarak yer almaktadır. Başlangıçta göç konularında dünya konjonktüründe göçmenler ile ilgili ekonomi eksenli tartışmalar yer alırken, günümüzde göç eden toplulukların kimliklerinin tanınma talepleri ön plandadır. Bu bağlamda çokkültürlülük, kültürlerarası ve entegrasyon kavramları ve bu kavramların siyasal ve sosyal yaşamda uygulama boyutları söz konusu olmuştur.Almanya'daki Türklerin kültürel anlamdaki algıları da bu tartışmalardan etkilenmekte, benzer şekilde Almanya da bu tartışmaları gündemine taşımakta ve belirlediği politikaları izlemektedir. Yoğun göç almış Almanya'nın çokkültürlülük tartışmalarındaki duruşunun tespiti ve bu duruşa göre eğitim alan Türk öğrencilerin kültürel algılarının boyutunun bilinmesi bu noktada gereklidir.Araştırma Almanya, Bremen kenti örneğinde uygulanmıştır. Bremen eyaletine dair Türklerle ilgili herhangi bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle seçilen bu eyalet örnekleminde yapılan çalışma, çokkültürlülük, entegrasyon ve çokkültürlülükten kopan kültürlerarası kavramlarına bir çerçeve çizmekte, Almanya'nın çokkültürlülük noktasındaki perspektifini ortaya koymaktadır. Bu vurguların yanında Alman eğitimi ile Türk öğrencilerin kazandığı kimlik algısını betimleyen çalışma, Türk öğrencilerin kültürlerarası eğitim alıp almadıklarını da ortaya koyarak Almanya'da yetişen Türk öğrencilerin tanınması ve kültürel tavırlarının anlaşılması noktasında farkındalık kazandıracaktır.Araştırmada teorik çerçeve çizilerek hem nicel hem nitel yöntem kullanılmış, öğrencilere uygulanan anket yanında öğretmenlerle mülakat yapılmış, Bremen Eğitim Senatörlüğü bünyesindeki yetkili kişilerle görüşmelerde bulunulmuş ve okullarda gözlem yapılarak konu ile ilgili veriler toplanmıştır. Toplanan verilerin analizi ile teorik eksende temellendirilerek yapılmış anlamaya yönelik yorum ve tartışmalar, bu alanda yapılacak çalışmalara ışık tutacaktır.Araştırmada, Türk öğrencilerin farklı kültürlerin bir arada olduğu ortamda aldıkları eğitime rağmen Almanya'nın eğitimde çokkültürcü politika izlemediği ortaya çıkmıştır. Almanya, farklı kültürlerin pratiklerini yaşatmalarına imkân tanımamaktadır. Farklı kültüre mensup öğrencileri Alman kültürel formu ile sosyalleştirmekte, öğrencilere kültürlerarası bir eğitim sunmamaktadır. Özellikle de anadilin engellenmesi ve Türk öğrencilerin göçmen psikolojisi dahilinde tutulması, yaşanan ayrımcılıklar, göçmenlerden çoğunluk kültürünü özümsemelerinin beklenmesi olarak ifade edilen Leitculture anlayışı ve etkileri araştırmada ortaya çıkarılan sonuçlardır.

AlmanyaBütünleşmeEğitim+6
Nesrin Akıncı Çötok
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

II. Mahmut Döneminde ulemanın modernlik anlayışı

Bu araştırma, II. Mahmud döneminde ulemanın, bu dönemde modernleşmek yolunda gösterilen yenileşme hareketleri karşısındaki tavrını; tarihi ve kültürel bağların kendisine yüklediği sorumluluklar çerçevesinde modernleşme çabalarına bakışını ve göstermiş olduğu olumlu ve olumsuz tavrı, ayrıca bu tavrın olumlu ve olumsuz yönlerini incelemektedir. II. Mahmud dönemi yapılan ıslahatların ve Batı ile ilişkilerin tarihsel seyri ve etkileri takibe alınarak, modernleşme yolunda şekil ve öze yönelik yeniliklerin kültürel yansımalarına dikkat çekmektedir. Bürokrasi ile halk arasındaki ilişkilerin nasıl bir boyut kazandığına, bu yeni düzenlemelerin hangi istikamette yürütüldüğüne ve ulemanın (ilmiye sınıfı) bu düzenlemeler karşısında hangi konumda nasıl bir rol üstlendiğine değinilmiştir. Reformlar genellikle `yenilik' kavramıyla ifade bulmuş ve daha çok bu şekilde değerlendirilmiştir.a) Osmanlı son dönem modernleşme çabalarının ulema tarafından algılanış biçimi; ulemanın yapılan düzenlemelere olumlu ve olumsuz yaklaşımları, ulema ile yönetim arasındaki ilişkiler nasıl bir boyut taşımaktadır?b) Yapılan düzenlemeler karşısında ulema, halkın menfaatlerini sosyal ve kültürel bütünlük açısından hangi istikamette görmüş, gerçekleştirilmeye çalışılan kültürel değişimler karşısında nasıl bir tutum içerisinde olmuştur?Araştırmada, II. Mahmud dönemi ıslahatlarının teorik analizi, tarihi süreçteki seyriyle birlikte ele alınarak, ilgili kaynaklar gözden geçirilmiştir. Ayrıca ulema (ilmiye sınıfı) nın bu dönem konumu ve rolünü ele alan makaleler ve bildiriler araştırmanın amacı doğrultusunda incelenmiş ve yararlanılmıştır.Anahtar kelimeler: Modernleşme, Batılılaşma, Sekülerizm, Sosyal Değişme, Islahat, Ulema, İlmiye SınıfıStratejileri, Başarı Faktörleri

19. yüzyılBatılılaşmaMahmud II+4
Melek Coşgun
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00