Anadolu University
Institute

Institute of Health Sciences

Anadolu University

397

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Boş zaman pazarlamasında deneyimsel boyutlar: 2009 Rock'n Coke Festivali katılımcılarına yönelik bir araştırma

Gelişen dünya ekonomisinde geleneksel pazarlama stratejileriyle bireysel tüketici ihtiyaçlarını karşılamak oldukça zordur. Dolayısıyla, tüketici memnuniyetinin en iyi yolu tüketicilere somut deneyimler sunmaktır. Satın alma sürecinde yaşanan deneyime odaklanan deneyimsel pazarlama uygulamalarına tüm global sektörlerde rastlanmaktadır. Boş zaman sektöründe de yöneticilerin tüketicilere deneyimsel uyarıcılar sağladığı görülmektedir. Boş zaman etkinliklerine katılan bireylerin esas amacı eğlenceli bir boş zaman deneyimi elde etmek; boş zaman yöneticilerinin esas amacı ise katılımcılara eğlenceli deneyimler sağlamaktır. Boş zaman deneyimi birçok boyutuyla kompleks bir yapıya sahip olmakla birlikte, çevreyle etkileşim sonucunda ortaya çıkan ruh hali olarak tanımlanabilir. Bu açıdan etkileşimlerin doğası değiştikçe elde edilen boş zaman deneyimi de değişiklik göstermektedir. Bu nedenle, bu araştırmada 2009 Rock'n Coke Festivali'ne katılan bireylerin boş zaman deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Bu tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde boş zaman kavramı, boş zaman pazarlaması ve boş zaman pazarlama karması açıklanmıştır. İkinci bölüm, deneyim kavramı, deneyimsel pazarlama ve özellikleri, boş zaman deneyimi ve boyutları ile ilgilidir. Tezin son bölümü olan üçüncü bölümde ise 2009 Rock'n Coke Festivali katılımcılarına yönelik bir araştırma bulunmaktadır.Elde edilen bulgular, boş zaman katılımcılarının festivale katılım sonrasında elde ettiği deneyimlerin hoşlanma, tavsiye etme niyeti ve memnuniyet durumu üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğuna işaret etmektedir. Bulgular aynı zamanda festivalde elde edilen deneyimlerin katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılaştığını göstermiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, boş zaman ve rekreasyon etkinliği düzenleyicilerinin ve pazarlamacıların deneyim, memnuniyet, tavsiye etme niyeti ve katılımla ilgili düşünceleri nasıl yorumlamaları gerektiği konusunda önemli çıkarımlar sağlamaktadır. Yönetsel ve araştırmaya dayalı çıkarımlar bu sonuçlara dayalı olarak formüle edilebilir.

Boş zamanları değerlendirmeEğlence hayatıMüşteri tatmini+3
Müge Akyıldız
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Flukonazol ve Ketokonazol'ün Beta-siklodekstrin ile hazırlanan kompleksleri üzerinde yapılan çalışmalar

Flukonazol (FZ) ve ketokonazol (KZ), mikotik enfeksiyonların tedavisinde yaygın olarak kullanılan azol türevi antifungal farmasötik etkin maddelerdir. Her iki etkin maddenin de sudaki çözünürlüğü düşüktür. Doygunluk çözünürlüğünün arttırılmasına yönelik olarak kullanılan teknolojilerden bir tanesi siklodekstrin komplekslerinin hazırlanmasıdır. Bu amaçla, çözünürlük faz diyagramı çalışmalarının ardından farklı yöntemler (dondurarak kurutma, püskürterek kurutma, birlikte buharlaştırma ve yoğurma) kullanılarak FZ ve KZ'nin Beta-siklodekstrin (B-CD) ile kompleksleri hazırlanmıştır.1:1 molar oran ile hazırlanan kompleksler üzerinde % verim, termal, çözünürlük, parçacık şekli, X-ışını kırınımı, infrared, nükleer manyetik rezonans, etkin madde miktarı ve Candida albicans ile antifungal etkinlik analizleri yapılmıştır. FZ/B-CD kompleksleri ile hazırlanan sert selüloz kapsüllerin in vitro çözünme hızı, saf FZ ve piyasa kapsülü ile; KZ/B-CD kompleksleri ile hazırlanan vajinal supozituvarların in vitro çözünme hızı, saf KZ ve piyasadaki vajinal supozituvarı ile karşılaştırılmış ve f1 (fark), f2 (benzerlik) etkenleri açısından değerlendirilmiştir. İn vitro çözünme deneylerinde, USP 31'de tanımlanan palet yöntemi ile birlikte yüksek basınçlı sıvı kromatografisi miktar tayini yöntemi kullanılmıştır.B-CD komplekslerinin hazırlanması ile etkin maddelerin sudaki çözünürlüğünde ve antifungal etkinliklerinde, hazırlama yöntemine bağlı olarak farklı oranlarda artış tespit edilmiştir. B-CD komplekslerinden salımın saf etkin maddelere oranla yüksek olması, etkin madde ve siklodekstrin arasındaki etkileşim, yüksek enerjili amorf durum ve B-CD'nin sahip olduğu yüzey etkin özellik nedeniyle suda çözünmeyen etkin maddeler ve çözünme ortamları arasındaki yüzey geriliminin düşürülmesine bağlanmıştır.Sonuç olarak, geliştirmek istediğimiz FZ/B-CD ve KZ/B-CD komplekslerinin genel olarak değerlendirilmesinde; çözünürlük ve çözünme hızının arttırılması ile biyoyararlanım problemlerinin düzeltilebileceği, aynı zamanda Candida albicans üzerindeki antifungal etkinliğin artması ile de klinikte kullanılan etkin madde dozunun azaltılabileceği görülmüştür.

Antifungal ajanlarAntifungal duyarlılık testleriCandida albicans+5
Gülsel Yurtdaş
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kekemelik terapisi almış ergen ve yetişkin bireylerin akıcılığı koruma sürecinde kekemelik sıklığının betimlenmesi

Bu çalışmada akıcılığı biçimlendirme yöntemi ile kekemelik terapisi almış ergen ve yetişkin bireylerin terapi sonrasındaki süreçte, elde edilen akıcılık düzeyini ne kadar koruduklarını ve bu süreçte akıcılığın korunmasında terapinin üzerinden geçen zamanın ve yaşın etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır.Araştırmanın deseni, geriye dönük karşılaştırmalı araştırma modelidir. Kekemeliği olan 18 ergen ve 16 yetişkin birey olmak üzere toplam 34 birey bu çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcı grubu Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne kekemelik şikayeti ile başvurmuş, bu merkezde akıcılığı biçimlendirme yöntemi ile kekemelik terapisi almış ve terapisi başarı ile sonlandırılmış bireylerden oluşturulmuştur. Terapiden 5-69 ay sonra bu bireylerden elde edilen konuşma ve okuma örnekleri video kamerayla kaydedilmiş ve kekemelik sıklıkları belirlenmiştir. Bu sıklıkları terapi bitiminden hemen sonra ölçülen kekemelik sıklıkları ile karşılaştırılmıştır. Bu iki süreçte ölçülen kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zamanın ve yaşın etkisinin olup olmadığı incelenmiştir.Sonuç olarak, terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra ölçülen okumadaki ve konuşmadaki kekemelik sıklıklarının farklı olduğu belirlenmiştir. Terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra ölçülen okumadaki kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zamanın etkili olmadığı, fakat yaşın etkili olduğu görülmüştür. Terapi sonrasında ve terapiden 5-69 ay sonra konuşmadaki kekemelik sıklıkları arasındaki farklılıkta terapinin üzerinden geçen zaman ve yaşın etkili olmadığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: kekemelik, kekemelik sıklığı, terapi sonrası, akıcılık düzeyini koruma

ErgenlerKekemelikKonuşma+3
Binnur Alış
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

H-ras aktif hücrelerinin Fibronektin proteinine bağlanma yeteneklerinin incelenmesi

Ras proteini, aktif olduğu hücrelerde sinyal iletimi yollarının düzenlenmesinde, hücre büyümesi ve farklılaşmasında merkezi bir moleküldür. Ras uyarıcı döngünün aktifleşmesinin, çeşitli kanserlerin ilerlemesinde önemli bir etken olduğu bulunmuştur.Fibronektin, ekstraselüler matriksin glikoprotein ailesine ait yüksek moleküler kütleli bir proteinidir, hücre zarındaki spesifik integrin moleküllerine bağlanır. Fibronektin, hücre gelişimi, hücre farklılaşması, doku oluşumu, apoptoz gibi birçok hücresel olayda önemli etkiye sahiptir.Bu çalışmada, H-ras aktif sıçan embriyo fibroblast hücreleri (5RP7)'nin çoğalma oranının zamana bağlı olarak belirlenmesi, bu hücrelerin fibronektin proteinine bağlanma kapasitelerinin ve bu bağlanmanın hücre apoptozu üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.5RP7 hücrelerinin büyüme eğrisinin belirlenmesi için tripan mavisi ile boyama yöntemi, bu hücrelerin fibronektine bağlanma kapasitesinin belirlenmesi için MTT yöntemi kullanılmış, değişik konsantrasyonlardaki fibronektin'e bağlı hücrelerin apoptozunda kaspaz enzim aktivitesinin belirlenmesi için DNA parçalanma oranları ölçülmüştür.5RP7 hücre konsantrasyonları zamana bağlı olarak doğru orantılı artış göstermiştir, etki çalışmalarında kullanılmak üzere optimum hücre sayısı 12,5x104 olarak tespit edilmiştir. 5RP7 hücrelerinin fibronektin'e bağlanmalarının konsantrasyona bağlı değişim gösterdiği ve hücrelerin 30 ?g/ml fibronektin'e maksimal oranda bağlandığı gösterilmiştir. Buna karşın, 30 ?g/ml fibronektin'e bağlanan hücrelerin apoptoza gitmediği, 10 ?g/ml fibronektin'e bağlanan 5RP7 hücrelerininse apoptoza giderek apoptotik DNA belirteci görüntüsüne paralel görüntü verdiği gösterilmiştir. Kaspaz-3 ve kaspaz-9'un fibronektin'e bağlı 5RP7 hücre apoptozu üzerindeki etkileri bu enzimlere spesifik inhibitörlerin eklenmesiyle araştırılmıştır. Kaspaz-3 ve kaspaz-9 inhibisyonunun fibronektin'e bağlı 5RP7 hücre DNA parçalanma oranını azalttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak 5RP7 hücrelerinin fibronektin'e bağlı apoptoz mekanizmasının, mitokondrial yolaktan ya da endoplazmik retukuluma bağlı [Ca]+2 artışı sonucunda kaspaz-12 ve daha sonra kaspaz-9'un aktivasyonuna bağlı olduğu düşünülmektedir.

ApoptozisFibronektinlerİntegrinler
Çağlar Fırat
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş arası özgül dil bozukluğu olan çocuklarla normal gelişim gösteren çocukların dil özelliklerinin analizi ve karşılaştırılması

Bu çalışmada, özgül dil bozukluğu olan çocuklarla normal dil gelişimi olan çocuklardan alınan doğal dil örnekleri karşılaştırılarak, doğal dil örneklerinden elde edilen nicel ölçümlerin dil bozukluğunu tanılamada belirleyici olup olmadığı incelenmiştir. Bu çalışmada, çocuklarla, normal dil gelişim gösteren çocukların doğal dil örneklerinde kullandıkları, soru sözcükleri, bağlaçlar, adıllar, yer yön belirteçleri, ad durum ekleri, eylem zaman kipleri, iyelik ekleri gibi dilbilgisel yapılar karşılaştırılmıştır.Çalışmanın katılımcı grubu, 3-6 yaş arasında özgül dil bozukluğu(ÖDB) olan 18 çocuktan oluşmaktadır. Normal gelişim gösteren grup, SALT veri tabanında yer alan ve bu çalışmadaki çocuklarla yaş açısından eşlenen normal gelişim gösteren çocuklardan oluşmaktadır. Dolayısıyla ÖDBsi olan her çocuk, 33 ile 47 arasında değişen normal gelişim gösteren yaşıtlarıyla karşılaştırılmıştır. Doğal dil örnekleri SALT programı kullanılarak, genel olarak süre (15 dakika) ve uzunluk kısıtlaması (50 sözce ve 50 sözcük) getirilerek iki boyutta karşılaştırılmıştır.Biçimbirimlerde ortalama sözce uzunluğu (B-OSU), sözcüklerde ortalama sözce uzunluğu (S-OSU), farklı sözcük sayısı (FSÖZS),toplam sözcük sayısı (TSÖZS) ölçümlerinin süre ve uzunluk kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmalarında, ÖDBsi olan çocukların yaşıtlarından daha düşük düzeyde performans gösterdikleri görülmüştür. FTS ölçümünde, sözce uzunluğu kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmada ÖDBsi olan grupla normal gelişim gösteren grup arasında fark görülmezken, sözcük uzunluğu kısıtlaması getirilerek yapılan karşılaştırmada ÖDBsi olan grubun normal gelişim gösteren gruptan daha düşük düzeyde farklı toplam sözcük (FTS) performansı gösterdiği görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların soru/yanıt yüzdesi ve anlaşılabilirlik yüzdelerinin normal gelişim gösteren çocuklardan düşük, çabalama yüzdelerinin yaşıtlarından yüksek olduğu görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların normal dil gelişimi gösteren çocuklardan daha az soru sözcüğü ve takıları, bağlaçlar, adıllar ve yer yön sözcükleri kullandıkları görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların eylemlere ve isimlere eklenen bağımlı biçimbirimleri normal gelişim gösteren çocuklardan daha az kullandıkları görülmüştür. ÖDBsi olan çocukların eyleme eklenen ?dI, -I(yor) gibi görünüş eklerini ve ?(I)m birinci tekil şahıs (eylem kişi) ekini sıklıkla kullandıkları görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Özgül dil bozukluğu, doğal dil örneği, nicel ölçümler, SALT analizi

Dil becerileriDil gelişimiDil özellikleri+4
Aysun Şan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Timokinonun mikrobiyal biyotransformasyonu

Bu çalışma kapsamında, çörek otu (Nigella sativa L.) tohum uçucu yağında ana bileşik olarak bulunan monoterpen kinon yapısındaki timokinon molekülünün 35 farklı mikroorganizma ile biyotransformasyonu gerçekleştirilmiştir. Aspergillus niger ATCC 10549 ile altı, denenen diğer mikroorganizmalar ile ancak bir tane aynı metabolitin oluştuğu gözlenmiş, ince tabaka kromatografisi (İTK), gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi (GK-KS) ve nükleer manyetik rezonans spektroskopisi (NMR) yöntemleri ile yapıları tayin edilmiştir. A. niger ile oluşan altı metabolitten timohidrokinonun kimyasal yapısı tanımlanabilmiştir. Bu çalışma ile ilk defa, timokinonun mikrobiyal transformasyonu araştırılmış ve elde edilen metabolit timohidrokinon, denenen mikroorganizmalardan 23'nde gözlenmiştir. Timokinonun A. parasiticus (NRRLY 2999) ile preparatif biyotransformasyonu sonucu oluşan timohidrokinon metaboliti biyolojik aktivite çalışmaları için kromatografik olarak saflaştırılmıştır.Ayrıca in vitro olarak timokinon ve timohidrokinonun antimikrobiyal (antibakteriyel antikandidal), antioksidan (DPPH ve ABTS radikal süpürücü etki) ve enzim inhibisyonu [asetilkolin esteraz (AchE), butirilkolin esteraz (BuChE)] biyoaktivite testleri gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak elde edilen biyotransformasyon ürünü timohidrokinonun kullanılan substrata göre test edilen sistemlerde biyolojik aktivitesinin daha etkin olduğu görülmüştür.

Biyoteknoloji
Gamze Çayırdere
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı hyperıcum türlerinin uçucu yağ bileşimleri ve antianjiyojenik aktiviteleri

Anjiyojenez terimi, önceden var olan kan damarlarından yenilerinin oluşmasını ifade eder. Günümüzde, antianjiyojenik özellikteki doğal bileşikler, kanser ve enflamasyon gibi anjiyojeneze bağlı hastalıkların tedavisinde büyük rol oynamaktadırlar. Uçucu yağlar günlük hayatta gıdalarda tat verici veya koruyucu, kozmetik ürünlerde özellikle parfümlerde koku verici ajan olarak kullanılmaktadırlar. Ayrıca antioksidan, antiviral, antimikrobiyal, analjezik, sedatif, antikanser ve antienflamatuvar özellikleri nedeniyle hastalıkların tedavisinde önem taşımaktadırlar.Bu çalışmada Hypericum perforatum L., H. hircinum L., H. confertum Choisy ve H. hyssopifolium Chaix. subsp. elongatum (Ledeb.) Woron var. microcalycinum (Boiss. & Heldr.) Boiss. türlerinin uçucu yağ bileşimleri Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) sistemi, antianjiyojenik aktiviteleri ise bir in vivo model olan koryon allantoik membran (CAM) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Uçucu yağların GK ve GK/KS analizleri sonucunda ana bileşik H. perforatum, H. hircinum, H. hyssopifolium subsp. elongatum var. microcalycinum uçucu yağları için ?-pinen (% 33.3, % 88.3, %57.8); H. confertum uçucu yağı için ise germakren D (% 30.2) olarak tespit edilmiştir. CAM aktivite deneyi sonucunda en fazla etki H. perforatum uçucu yağının 50µg/pellet konsantrasyonunda zayıf-orta antianjiyojenik etki olarak görülmüştür. 50 µg/pellet konsantrasyonda H. hircinum, H. hyssopifolium ve H. confertum uçucu yağları ise hiçbir etki göstermemiştir. Test edilen uçucu yağlar denenen konsantrasyonlarda hiçbir toksik ya da iritan etki göstermemiştir.H. confertum ve H. hyssopifolium subsp. elongatum var. microcalycinum uçucu yağlarının kimyasal bileşimleri, H. perforatum, H. hircinum, H. confertum ve H. hyssopifolium subsp. elongatum var. microcalycinum uçucu yağlarının CAM aktiviteleri ilk kez bu çalışmada araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler:Hypericum perforatum, Hypericum hircinum, Hypericum confertum, Hypericum hyssopifolium subsp. elongatum var. microcalycinum, uçucu yağ, koryon allantoik membran (CAM).

Anjiyogenez inhibitörleriHypericumHypericum hyssopifolium+3
Hülya Tuba Kıyan
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektriksel alan stimülasyonu ile oluşturulan izole sıçan ileum, mesane, vas deferens ve sol atrium kasılmaları üzerinde 1,4-sineol, 1,8-sineol ve karvakrol'ün etkileri

1,4-Sineol, 1,8-sineol ile karvakrol halk arasında kullanılan, çeşitli doğal karışımların içinde bulunan ve aynı zamanda sentez ile elde edilen monoterpenlerdir. Bu maddelerin çeşitli dokularda etkili oldukları gösterilmiş fakat elektriksel alan stimulasyonu ile herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Çalışmamızda 1,4-sineol, 1,8-sineol ile karvakrol'ün elektriksel alan stimülasyonu ile uyarılan izole sıçan ileum, mesane, epididymal vas deferens, prostatik vas deferens ve sol atrium üzerindeki farmakolojik etkileri incelenmiştir. Testlerde nalokson ve NoARG kullanılarak, opioiderjik ve nitrerjik sistemlerle olası etkileşimleri araştırılmıştır.Karvakrol (10??-10?? M) ileum ve mesanede daha fazla olmak üzere tüm organlarda inhibisyona neden olmuştur. Nalokson varlığında karvakrol'ün ileum üzerindeki inhibitör etkisinin artmış olması, karvakrol'ün etki mekanizmasında opioid reseptörlerin etkisi bulunduğunu göstermiştir.1,8-Sineol (10??-10?³ M) tek bir dozda (10?³ M) ve sadece ileumu inhibe etmiştir. 1,8-Sineol'ün ileumdaki etkisinin nalokson varlığında artması ve 5x10?? M dozunda inhibisyon olması, opioid yolakla etkileştiğini göstermiştir. N-nitro-L-arjinin varlığında 1,8-sineol'ün sol atriumda inhibisyona yol açması, etki mekanizmasında nitrerjik yolağın önemli rol oynadığını göstermiştir.1,4-Sineol'ün (10??-10?³ M) ileum, mesane ve erkek sol atrium üzerinde inhibisyona neden olmuştur. Epididymal vas deferens ve dişi sol atrium dokularında tek başına anlamlı etki göstermemiş, nalokson varlığında ise inhibisyona neden olmuştur. Karvakrol ve 1,8-sineol gibi, 1,4-sineol de nalokson ile etkileşerek etki mekanizmasında opioiderjik sistemi kullandığı gözlenmiştir.Test maddelerinden en fazla karvakrol'ün etkili olduğu, 1,8-sineol'ün ise en düşük etkili olduğu bulunmuştur. 1,4-Sineol etki derecesi bakımından iki madde arasında bulunmaktadır. Organlar arasında, test edilen maddelere en fazla duyarlılık ileumda, en düşük duyarlılık prostatik vas deferensde bulunmuştur.Dolayısıyla bu tür maddelerin test edilmesinde prostatik vas deferensin kullanılmaması gerektiği sonucuna varılmıştır. Yapısal özellikler dikkate alındığında izopropil grubunun farmakofor özelliği taşıdığı anlaşılmıştır. Hidroksil grubunun varlığı farmakolojik etkide artışa neden olduğu, molekül yapısının planar özelliğinin kaybolması ise farmakolojik etkide önemli bir azalmaya neden olmaktadır. Bu test maddelerin moleküler yapıları ile farmakolojik etki arasındaki ilişkileri ilk kez bu çalışmada gösterilmiştir.

Karvakrol
Yaşar Çakmakçı
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

8 - 11 yaş grubundaki okul çağı çocuklarının nazometrik norm değerlerinin belirlenmesi

Nazal konuşma şekli konuşmanın algılanmasını etkileyen unsurlardan birisidir. Medikal tedavi yöntemleriyle ve/veya konuşma terapisiyle bu unsurun norm değerlerine yaklaştırılması olanaklıdır. Bunun için de o toplumun norm değerlerinin saptanması gerekmektedir.Bu çalışmanın amacı; 8 - 11 yaş grubundaki okul çağı çocuklarının nazometre kullanılarak nazal norm değerlerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda nazometre ile kullanılması için geliştirilen okuma metinlerinin geçerlik ve güvenirlikleri sınanmasında Nazometrik puanlar ile yaş arasında bir ilişki var mıdır; Nazometrik puanlar ile cinsiyet arasında bir ilişki var mıdır; Nazometrik puanlar ile ekonomik gelir seviyesi arasında bir ilişki var mıdır sorularına da yanıt aranmaktadır.Çalışmaya toplam 129 çocuk katılmıştır. Her üç okuma metnini (Sabah Sürprizi Okuma Metni, Gökkuşağı Okuma Metni, M-N Cümleler Okuma Metni) de okuyan katılımcıların 57'si kız, 72'si erkek çocuğudur. Katılımcılar 96-107, 108-119, 120-131 ve 132+ yaş gruplarına ayrılmışlardır. 96-107 yaş grubunda 11 kız, 12 erkek çocuğu bulunmaktadır. 108-119 yaş grubunda 17 kız, 19 erkek çocuğu bulunmaktadır. 120-131 yaş grubunda 12 kız, 24 erkek çocuğu bulunmaktadır. 130 ve üstü yaş grubunda ise 17 kız, 17 erkek çocuğu bulunmaktadır.Nazal seslerinin ağırlıklı olarak yer aldığı M-N Cümleler adlı okuma metninden elde edilen nazometrik puanlar, hiç nazal sesin olmadığı Sabah Sürprizi ile nazal ve oral seslerin birlikte yer aldığı Gökkuşağı adlı okuma metinlerinden elde edilen nazometrik puanlardan istatistiksel olarak daha yüksektir (p<0,01). Aynı şekilde nazal ve oral seslerin birlikte yer aldığı Gökkuşağı adlı okuma metninden oluşan nazal puanların oranı, nazal seslerin bulunmadığı Sabah Sürprizi adlı okuma metninden alınan nazometrik puanlardan istatistiksel olarak daha yüksektir (p<0,01). Çalışmada cinsiyet faktörünün, Sabah Sürprizi adlı okuma metni üzerinde etkili olduğu; ancak Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinleri üzerinde etkili olmadığı görülmektedir. Yaş ile Sabah Sürprizi adlı okuma metni arasında bir ilişki bulunmamaktadır. Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinleri ile yaş faktörü arasında istatistiksel olarak önemli bir ilişki bulunmaktadır. Yaşın artmasıyla birlikte Gökkuşağı ve M-N Cümleler adlı okuma metinlerinden elde dilen nazometrik puanlar da artış göstermektedir. Çalışmanın bir diğer sonucu da ekonomik gelir seviyesinin, her üç okuma metninden elde edilen nazometrik puanlar üzerinde etkili olamadığı yönündedir. Bu çalışmayla, Türkçe için 8 ? 11 yaş grubundaki normal çocukların nazometrik norm değerleri belirlenmiş bulunmaktadır. Belirlenen norm değerleri ile velofarengeal yetersizlik ve nazallaştırma sorunu yaşayan 8 ? 11 yaş grubu çocuklarını değerlendirmek kolaylaşmaktadır.

Yarık damak
İlim Aksu
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik tutuk afazili bireylerde iletişim yeterliliğinin İletişim Yeterliliği Değerlendirme Aracı (İYDA) ve Sözel Olmayan İletişim Sınıflaması (SOİS) ile değerlendirilmesi

Bu çalışma yarı yapılandırılmış bir sohbet ortamında kronik tutuk afazili bireylerin iletişim girişimlerinin etkinliğini değerlendirmek amacıyla desenlenmiştir. Bu amaç için İletişim Yeterliliği Değerlendirme Aracı (İYDA) toplam puanları ve afazi dil değerlendirme aracı (ADD) dil puanları arasındaki korelasyon incelenmiş, her iki değerlendirmedeki başarı yüzdeleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın diğer amaçları ise afazili bireylerin sohbette kendilerini ifade etmede kullandıkları sözel olmayan iletişim davranışları ve bu davranışların semantik işlev sıklığının sağlıklı bireylerden farklılık gösterip göstermediğinin araştırılmasıdır.Bu tez çalışmasına değerlendirmenin en az 6 altı ay öncesinde inme geçirmiş 21 afazili katılımcı ve bu grupla yaş, eğitim, cinsiyet açısından eşleştirilmiş 21 sağlıklı katılımcı dahil edilmiştir. İki grup arasında sözel olmayan iletişim davranışlarının ve bu davranışların işlev sıklığını karşılaştırmak için Sözel Olmayan İletişim Sınıflaması kullanılmıştır. Sözel olmayan iletişim davranışları yüz hareketleri, baş hareketleri, el/kol hareketleri, prosodi, gövde /bacak hareketleri, göz kontağı/bakışlar, konuşma dışı ses kategorilerinde incelenmiştir. Her bir davranışın işlevi ise emblem, ikonik jestler, işaret jestleri, pandomim, bağdaştırıcılar, dinleme-onay jesti, duygu durum jesti, konuşmaya eşlik eden ritmik jest, bağlama uygun olmayan jest kategorilerinde ayrımlaştırılmıştır.Afazili katılımcıların İYDA puanları ile ADD testinden aldıkları dil puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon (r=0.602) bulunmasına rağmen, afazililerin İYDA'da daha başarılı oldukları bulgulanmıştır. Sözel olmayan iletişim davranışları ve bu davranışların semantik işlev sıklığı karşılaştırıldığında, afazili katılımcılar sağlıklı katılımcılara kıyasla İYDA-Sohbette sözel olmayan toplam iletişim davranışlarını, el kol hareketlerini ve baş hareketlerini daha sık kullanırken, diğer iletişim davranışlarının kullanımı açısından sağlıklı gruptan farklılaşmamışlardır. İYDA-Sohbette gözlenen davranışların anlamlılığı açısından karşılaştırıldıklarında ise afazili katılımcıların emblem, ikonik, işaret jesti, pandomim ve bağlama uygun olmayan jestleri sağlıklı katılımcılara kıyasla daha sık kullandıkları bulgulanmıştır. Afazili ve sağlıklı katılımcılar arasında duygu durum jesti, dinleme-onay jesti, bağdaştırıcı jest kullanım sıklığı açısından farklılık bulgulanmamıştır. Diğer taraftan, sağlıklı katılımcıların konuşmaya eşlik eden ritmik jestleri afazili katılımcılara oranla daha sık kullandıkları saptanmıştır.Çalışma sonuçları, afazili bireylerin doğal günlük ortamlardaki iletişim başarısının standardize edilmiş dil testlerinde göstermeleri beklenen performansın üzerinde olabileceği ve kronik tutuk afazililerin sohbet gibi doğal ortamlarda dil yetersizliğini telafi etmede sözel olmayan iletişim davranışlarını kullandıkları görüşünü desteklemektedir.

Afazi
Seren Düzenli Öztürk
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2010
00