Ankara Hacı Bayram Veli University
Discipline

Bankacılık Anabilim Dalı

Ankara Hacı Bayram Veli University

28

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

28 Theses
Master'sOpen AccessTR

Beceri eskimesinin nedenleri ve sonuçları: Bankacılık sektöründe bir araştırma

Bu araştırma, beceri eskimesinin nedenleri ve sonuçları hakkında literatür taramasının ardından, bankacılık sektöründe beceri eskimesinin neden ve sonuçlarını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Makroekonomik düzeyde beceri eskimesini ve risk faktörlerini ortaya koyarak, çalışanlara ve firmalara bu durumda alabilecekleri önlemler noktasında kılavuzluk yapabilmeyi hedefleyen bu çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği tercih edilmiştir. Bankalar için teknolojik gelişmelere ayak uydurmanın önemi ve gerekliliği, bankacılık sektöründe birim ve pozisyonların teknolojik gelişmelerden etkilenme derecesi ve biçimi, firmadan (bankadan) kaynaklanan beceri eskimesi, sektördeki istihdam yapısında meydana gelen değişme dolayısıyla eskime, beceri aşınması, beceri körelmesi, çalışanların aldıkları eğitimin iş becerilerini geliştirme ve çeşitlendirmedeki rolü, kendi becerilerinin eskimesine engel olmak için kişisel çabaları, beceri eskimesinin olumsuz etkilerinden korunabilmesi için çalıştıkları bankadan beklentileri, finans sektöründe istihdam edilmek üzere eğitim veren üniversite bölüm ve birimlerinin, öğrencilere kazandırmaları gereken beceriler konusunda önerilerin araştırıldığı çalışmada İnsan Kaynakları alanında uzman-yönetici pozisyonunda çalışmakta olan beş adet katılımcı ile görüşme yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, beceri eskimesinin çalışma hayatı içerisindeki kritik yerini ortaya koymakla beraber eskimeye karşı çözüm önerilerinin geliştirilmesi noktasında da önemli bir yere sahiptir. Araştırma sonucuna göre beceri eskimesinin ve neden olduğu olumsuzlukların önlenebilmesi noktasında eğitim unsuru kritik bir unsur olarak öne çıkmaktadır. İyi planlanmış bir eğitim hayatının yanı sıra hayat boyu öğrenme anlayışının benimsenmesiyle işe yönelik becerilerin de bireylere kazandırılmasının sağlanması, beceri eskimesinin önlenmesi hususunda önemli olduğu görülmektedir.

Bankacılık sektörüBankalarBeceri+2
Saliha Fidan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk katılım bankacılığı sektöründe KOBİ kredilerini etkileyen faktörler üzerine bir araştırma

Finans sektörünün gelişimi ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli bir itici güçtür. Finans sektörünün bankacılık ağırlıklı olduğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, bankacılık sektörünün ekonomik büyüme üzerinde büyük bir etkisi bulunmaktadır. Türkiye'de finans sektörü bankacılık ağırlıklıdır ve bankacılık sektörü mevduat bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile katılım bankalarını içeren üçlü bir yapıdan oluşmaktadır. Türkiye'de özel finans kurumları adıyla faaliyete başlayan ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile birlikte katılım bankası adını alarak bankacılık sektörüne dâhil olan katılım bankaları faizsiz finans ilkeleri çerçevesinde faaliyet göstermektedir. Katılım bankaları, Türk bankacılık sektörünün tamamlayıcı bir unsuru olarak son yıllarda güçlü bir büyüme gerçekleştirmekte ve finans sektörü içindeki yerini ve önemini artırmaktadır. Ekonominin temel yapı taşı niteliğindeki küçük ve orta büyüklükteki işletmeler Türkiye için sanayi ve ticaretin büyük bir kısmını oluşturmakta olup, KOBİ'lerin finansal erişim imkânlarının artırılması Türkiye'nin ekonomik büyümesi için bir gerekliliktir. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 2008-2019 dönemine ait üçer aylık veriler kullanılarak Türkiye'de faaliyet gösteren katılım bankalarının KOBİ'lere sağladığı kredileri etkileyen faktörlerin analiz edilmesidir. Analiz sonucunda katılım bankalarının KOBİ kredi hacminin, kredi mevduat oranı, KOBİ kredilerinde takipteki alacak oranı ve vergi öncesi kâr/zararın toplam aktiflere oranından oluşan bankacılığa özgü faktörler ile reel efektif döviz kuru ve tüketici fiyat endeksinin dâhil olduğu makroekonomik faktörlerden etkilendiği tespit edilmiştir.

Banka kredileriBankacılıkKOBİ+4
Cezmi Onat
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaretin geliştirilmesinde Eximbank'ın rolü: Covid-19 öncesinde ve sürecinde seçilmiş sektörler üzerinden bir değerlendirme

1980'lerden sonra uygulanan ekonomi politikalarıyla ve her anlamda küreselleşen dünyada ülkeler arası ticaret de gittikçe artmıştır. Ülkelerin birbirleriyle yapmış oldukları ve dış ticaret olarak adlandırılan faaliyetlerin ihracat ve ithalat olmak üzere iki cephesi bulunmaktadır. İhracat bir ülkenin mal ve hizmet üretiminin dış pazarlarda satılması, ithalat ise dış pazarların mal ve hizmet üretiminin ülke tarafından satın alınması anlamına gelmektedir. Bu yönüyle ihracat ülkeye döviz girdisi sağlarken ithalat ise ülkeden döviz çıkışına sebebiyet vermektedir. Bir ülkenin ithalattan çok ihracat yapması ona dış ticaret fazlası sağlamakta bu ise ülkenin ekonomik gelişime olumlu olarak yansımaktadır. Ekonomik büyümeye olumlu katkı sunan ihracatın desteklenmesi için ülkeler değişik programlar uygulamaktadırlar. Türkiye'de ihracatın desteklenmesi bağlamında devlet döviz kazandırıcı faaliyetleri ticari bankalar üzerinden kullandırılan kredilerde KKDF ve BSMV'den muaf tutmakta, döviz kazandırıcı faaliyetler için yatırım teşvikleri uygulamaktadır. Gelişmiş ülkelerde Coface, Euler-Hermes, SACE, Atradius ECGD gibi kuruluşlara benzer özellikler taşıyan ve ihracatın desteklenmesi amacıyla 1987 yılında kurulan Türk Eximbank (Türkiye İhracat Kredisi Bankası A.Ş.) önemli bir yer tutmaktadır. Firmaların ihracata yönelik finansman, garanti ve sigorta ihtiyaçlarını uygun maliyetlerle karşılayan Türk Eximbank'ın faaliyet hacmi de Türk ihracatının gelişmesine paralel olarak artış göstermiştir. Bu çalışmada; dış ticaret, ihracat ve 2009 yılından sonra Türk Eximbank'ın ihracata katkısı incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; dış ticaret hakkında temel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde; bankaların dış ticaretteki rolü ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Türk Eximbank'ın ürün ve hizmetleri hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise Türk Eximbank kredilerinin 2009 yılından sonra Türk ihracatına katkısı değerlendirilmiştir. Lojistik, metal ,toptan ticaret ve hizmetler sektörlerinin aldıkları Eximbank kredileri ile Türk ihracatı ile olan ilişkisi Pearson Analizi ile incelenmiştir.

BankacılıkCOVID 19Eximbank+4
Gökçe Altınışık
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların ekonomik krizlere karşı dayanıklılığının stres testi yöntemiyle ölçülmesi

Yapılan çalışmada Türkiye'de faaliyet göstermekte olan bankaların, olası ekonomik krizlerin yaşanması durumunda, krizlere dayanıklılığını stres testi yöntemi ile ölçülmesi üzerine 2 aşamalı olarak ayrı testler uygulanmıştır. İlk olarak uluslararası ekonomik birimlerce kabul görmüş ve sık sık kullanılan CAMELS Analizi uygulanmıştır. CAMELS Analizi ile 2002-2020 yılları arasındaki 19 yıllık performansı incelenmiştir. Analizde genel bankacılık sektörü ve banka grupları özelinde Yerli Sermayeli Özel, Katılım bankaları, Yabancı Sermayeli Özel ve Kamu Sermayeli olacak şekilde 4 ana grupta karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Analizin 19 yıllık uzunca bir süreci kapsaması nedeniyle bu dönem içinde yaşanmış küresel ve yerel krizlerin bankacılık sektörü üzerindeki etkilerinin daha iyi belirlenmesine imkân tanımıştır. Bankacılık sektöründe 2001'de yaşanan kriz sonrasında BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu)'nın kurulmasıyla birlikte krizin yarattığı olumsuz etkiler atlatılmaya başlanmıştır. Ayrıca bankaların bilançolarına bakıldığında ciddi bir düzeyde düzelme yaşandığı görülmüştür. Yapılan CAMELS analizi neticesinde, Yerli Sermayeli Özel Bankalar, özellikle Karlılık, Yönetim Kalitesi ve Piyasa Riskine Olan Duyarlılık bileşenlerinde gösterdikleri başarılı performansla banka gruplarında en yüksek notu alarak ilk sırada yer almışlardır. Kamu Sermayeli Bankalarda son dönemlerde takip oranının artması yönetim kalitesi ve karlılık üzerindeki etkileriyle Yerli Bankalara göre daha kırılgan bir görüntü çizdiği söylenebilir. Fakat güçlü sermaye yapısıyla performans bazında ikinci sırada ki yerini alan banka grubu olmuştur. Yabancı Sermayeli Özel bankalar 2001 krizi sonrasında özellikle Aktif Kalitesinde sağladıkları düzelmeyle üçüncü sırada yer almışlardır. Katılım bankaları ise özellikle sermaye yapısı ve Piyasa Riskine Duyarlılıkta diğer banka gruplarına oranla daha güçsüz kalması, faizsiz enstrümanları kullanma zorunluğu sebebiyle aktif yapılarındaki fon işlemlerinin fazlalığı ile olumsuz yönde etkilenmiş ve en kötü performansı sergileyen banka grubu olmuştur. İkinci aşama olan Stres Testi Uygulamasında ise yine BDDK tarafından açıklanan 2020 yıl sonu mali verilerden yararlanılarak gerek bankacılık sektörü gerekse Katılım Bankaları, Yabancı Sermayeli Özel, Yerli Sermayeli Özel ve Kamu Sermayeli 4 ana grup olmak üzere stres testi uygulanarak bir analiz yapılmıştır. Bankacılık sisteminin olası ekonomik krizlerde karşı karşıya kalması muhtemel şoklar rağmen, dayanaklılığının ölçülebilmesi amacı ile stres testi analizi yapılmıştır. Yapılan analiz neticesinde en başarılı banka grubundan başlayıp bir sıralama yapılacak olursa; Yerli Sermayeli, Yabancı Sermayeli, Kamu Sermayeli ve Katılım Bankaları şeklinde sıralandığı görülecektir. Ayrıca elde edilen Stres Testi sonuçları, yapılan CAMELS analizi sonuçlarına göre yüksek oranda paralellik gösterdiği söylenebilir.

BankacılıkBankalarDayanıklılık+5
İrfan Doğan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal teknolojideki (Fintechdeki) gelişmelerin yatırımcı davranışlarına etkisi: Konya ili örneği

Finansal teknolojideki (Fintechdeki) gelişmelerin yatırımcı davranışlarına etkisini belirlemek amacıyla yürütülen araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırmanın finansal hizmetler sektöründeki tüm tüketicileri hedeflediğinden ve alana özel uzmanlık gerektirmediğinden Konya ilindeki tüm finansal hizmet kullanıcıları çalışma evrenine dahil edilirken araştırmanın örneklemini ise 356 katılımcı oluşturmuştur. Katılımcılara ait veriler, çevrimiçi anket yöntemi kullanılarak toplanmış, SPSS 22 paket programına yüklenerek analiz edilmiş, verilerin normal dağılım göstermemesi üzerine Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri ile ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla korelasyon ve regresyon analizleri de kullanılmıştır. Katılımcıların en çok kullandığı veya tercih ettiği finansal teknoloji modelinin kredi kartı olduğu; katılımcılardan bazılarının bu hizmetlerin güvenli olmadığı gerekçesiyle herhangi bir finansal teknoloji modelini tercih etmediği; genellikle internet aracılığıyla finansal teknoloji modelleri hakkında bilgi sahibi olduğu; finansal teknolojileri kullanım algıları düzeylerinin ve alt boyutlarının yüksek ortalamaya sahip olduğu; davranışsal finans eğilimleri düzeylerinin ve alt boyutlarının "büyük ölçüde katılıyorum" düzeyinde ortalamaya sahip olduğu; cinsiyete göre finansal teknolojileri kullanım algıları anlamlı düzeyde farklılık oluşturmazken davranışsal finans eğilimlerinin kadınlar lehine anlamlı düzeyde farklılık oluşturduğu; yaş, medeni durum, eğitim durumu, meslek grubu, sektör, aylık gelir değişkenlerine göre ise finansal teknolojileri kullanım algıları ve davranışsal finans eğilimlerinin anlamlı düzeyde farklılık oluşturmadığı; finansal teknolojileri kullanım algısı ile davranışsal finans eğilimleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu, finansal teknolojileri kullanım algılarının davranışsal finans eğilimlerinin anlamlı yordayıcısı olduğu ve finansal teknolojileri kullanım algısının davranışsal finans eğiliminin yaklaşık %47'sini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.

Finansal teknolojilerFintekTeknoloji+3
Engin Hakseven
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektöründe enerji verimliliği üzerine yeşil bankacılık Türkiye uygulamaları

Dünyada açlıktan dolayı ölen insan sayısı giderek artmaktadır. Tarımsal faaliyetlerin devamlılık arz etmesi önemlidir ancak tarımsal üretimin maksimum kazanç sağlayabilmesi için maliyetlerin düşük olması gerekmektedir. Ülkemiz enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmasından dolayı, enerji fiyatlarını kontrol edememektedir. Bu kapsamda ülkemizde her sektörün yüksek maliyet oluşturan unsuru enerji maliyeti olmaktadır. Enerji verimliliğini arttırmak amacıyla fosil yakıtlar yerine yenilenebilir kaynaklarının daha fazla kullanabilmesi için ekonominin temel direği olan bankacılık sektörünün etkisi araştırılmıştır. Kapitalist ekonomi modeline göre bankalar bir ülke ekonomisinin hangi yöne gideceğinin kararını veren aktörlerden biridir. Bu sebepten dolayı toplum bilincini daha ileri taşıyarak doğaya saygı duyan bir model yaratılması maksadıyla yeşil bankacılık kavramı öne çıkmaktadır. Yeşil bankacılığın uygulama alanları araştırılmış olup enerji verimliliği üzerine etkisine değinilmiştir. Dünyada kâr amacı gütmeyen birçok kurumsal kuruluşun sağladıkları finansman desteği ve projeler sayesinde farklı coğrafyalarda ki etkileri ve sonuçları araştırılmıştır. Dünyada görülen iklim değişikliği sebebiyle birçok doğal afetin beklenmedik seviyede artmasıyla yıkım gücünün yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda ülkemizin iklim değişikliğiyle mücadele etmek için uyguladığı yasal düzenlemeler araştırılmıştır. Tez konusu olan yeşil bankacılık üzerine derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak firmalar nezdinde araştırma yapılmıştır. Araştırma sonucunda ülkemizin henüz iklim değişikliğine olan ilgisinin yüksek seviyede olmadığı gözlemlenmiştir.

Döngüsel ekonomiEnerji verimliliğiPaylaşım ekonomisi+6
Ahmet Çöler
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bankaların finansal performansının seçilmiş makro göstergeler paralelinde analizi: Türkiye örneği

Finansal gelişme ve makro değişkenler arasındaki etkileşim birçok çalışmada incelenmiştir. İncelemelerde bankacılık tarafında değişken olarak genelde kredi artış/azalışı kullanılmıştır. Bu alandaki çalışmalardan çıkan hâkim görüş finansal gelişme ile makroekonomik gelişme arasında etkileşimin olduğu şeklindedir. Çalışmada piyasalara sağlanan fonların artış veya azalışının tekil etkisi değil, bankacılık sektörünün değerlendirme yöntemlerinden biri olan CAMELS yapısı içerisindeki parametrelerin modifiye edilerek oluşan nihai sonucun seçilen makro değişkenler paralelinde incelenmesi amaçlanmıştır. İşsizlik, ülke ekonomilerindeki genişleme veya daralmayı incelemek için bir parametre olarak sıklıkla kullanılmıştır, imalat sanayi kapasite kullanım oranı ve banka dışı sektörün karlılığı bu maksatla kullanılan değişkenlerdendir. Çalışmada etkileşimlerin istatistik sonuçlarına geçmeden önce performansı oluşturan bankacılık ürünlerine özetle değinilmiştir. Devamında bankacılık performansını etkileyen müşteri tercihleri ile birlikte mikro ve makro düzeyde diğer etkenlere ve dünyada kullanılan başka diğer derecelendirme sistemlerine de kısaca değinilmiştir. Çalışmada kullanılan CAMELS analiz yönteminin Türk Bankacılık sistemine uygun olup olmadığı, sonuçlarının bankaların performansını tam olarak yansıtıp yansıtmadığı ile ilgili yapılan inceleme ve değerlendirmelerden bazıları literatür taraması kapsamında konulmuştur. Son bölümde ise Türkiye'deki bankacılık sektörünün hesaplanan nihai performans değişim değeri ile işsizlik, banka dışı sektör karlılık değişim oranı, imalat sanayi kapasite kullanım oranı arasındaki etkileşimler incelenmiştir.

Bankacılık sektörüBankalarFinansal performans+6
Mehmet Akif Balcı
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektörüne davranışsal finans perspektifinden bakış

İnsan psikolojisi üzerinde kurulmuş olan davranışsal finans modelleri, geleneksel finans teorilerinden farklı olarak, iktisadi bireylerin duygularına göre hareket ettiği kabulünden yola çıkarak yeni bir akım şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu modeller, yatırımcıların sahip olduğu çeşitli eğilimler sebebiyle hatalı seçimler yapmalarına sebep olduklarını öne sürmüşlerdir. Bu çalışmada da banka müşterilerinin çalışacağı bankaları tercih ederken ne kadar rasyonel davrandıkları, banka müşterilerinin yaş, cinsiyet, eğitim gibi demografik özelliklerinin yanı sıra kullanılan bankacılık ürünlerinin davranışsal finans eğilimleri ile bir ilişkisinin olup olmadığı anket çalışması ile araştırılmak amaçlanmıştır. Bu tez çalışması, giriş ve sonuç bölümleri ile birlikte beş bölümden oluşmaktadır. İkinci bölümde genel bankacılık bilgileri ve Türk Bankacılık Sistemi hakkında bilgiler yer alırken, üçüncü bölümde davranışsal finans kavramı ve yatırımcı eğilimleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise kolayda örneklem yöntemi ile oluşturulmuş ve 431 katılımcı ile gerçekleştirilmiş olan anket çalışmasından elde edilen verilerin analizi ve bulgulara yer verilmiştir. Yapılan analizler neticesinde elde edilen bulgulara göre; katılımcıların demografik özelliklerinden medeni durum ve aylık gelir durumu haricindeki diğer özellikleri ve katılımcıların banka müşterilik profillerini oluşturan banka müşterilik süresi ve ruh haline göre tercih yapma durumları haricindeki diğer durumlar ile araştırmaya konu olan davranışsal finans eğilimleri arasında genellikle anlamlı bir ilişki olduğu sonucu elde edilirken, tercih edilen bankaların sermaye yapısı ve bankacılık ürünleri ile araştırmaya konu olan davranışsal finans eğilimleri arasında genellikle anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç bölümünde ise araştırmadan elde edilen bulgular, teorik bilgiler çerçevesinde ve önceden yapılmış araştırma sonuçlarıyla kıyaslanarak değerlendirilmiştir ve konu ile ilgili önerilere yer verilmiştir.

BankacılıkBankacılık sektörüDavranışsal finans+1
Ertuğrul Gündoğdu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık krizleri ve Türk bankacılığına etkileri

Bu tez çalışmasında ,1980'li yıllardan sonra Dünya'da baş gösteren finans krizlerinin ortaya çıkardığı bankacılık krizlerinin Latin Amerika ülkelerinde, Güneydoğu Asya ve son olarak Türkiye'de ne şekilde ortaya çıktığı sonuçları ve çözüm önerileri kapsamında incelenmiştir.Bu inceleme kapsamında literatür gözden geçirilmiştir. Konuyla ilgili yayınlanan araştırmalar, üniversitelerde gerçekleştirilmiş bilimsel tezler incelenmiş, ulusal bankalara ait web siteleri, BDDK, TBB, TCMB kurumlarının web siteleri dikkatle incelenmiştir.Bankacılık krizlerinin banka çalışanlarını (meslek mensubu) ne şekilde etkilediğini ortaya koymak için frekans analizi uygulanmıştır.Analizlerde tüm Türkiye deki 3 özel sektör bankası (Garanti Bankası,Yapıkredi Bankası,Finansbank) çalışanlarına (meslek mensubu) Ek 1 deki anket soruları yöneltilmiş ve elde edilen bulgular frekans ve x 2 analizi kullanılarak yorumlanmıştır.Yaptığımız çalışmadan anlaşılıyor ki; ankete uygulanan frekans analizinden özel sektör banka çalışanlarının bankacılık krizlerini önemsedikleri sonuçlarından etkilendiğini, güven olgusunun önemli olduğunu ve bugüne kadar olan krizlerin başlıca sebebinin sisteme olan güvenin sarsılması ile gerçekleştini ortaya koymuştur.

BankacılıkBankacılık sektörüBankacılık sistemi+3
Emine Hatun Bektaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

KOBİ'lere kredi tesisi aşamasında banka çalışanlarının karşılaştığı problemler ve çözüm önerileri

Bu araştırmanın amacı, KOBİ'lere kredi tesisi aşamasında banka çalışanlarının karşılaştıkları problemleri tespit etmek ve bu problemler üzerinden her iki taraf için çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırma modeli betimsel olup, mevcut durumu ortaya koymak üzere bir anket çalışması hazırlanmıştır.Araştırmanın evreni Kamu Bankalarının Ankara'daki şubeleridir. Araştırmada örneklem hacmi %95 güvenirlik seviyesinde 164 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS 15.0 programına aktarılarak istatistiki analize tabi tutulmuştur.Araştırma bulguları KOBİ'lerin kayıt dışı işlemlerinin kredibiliteyi etkileyen en önemli faktör olduğunu, banka çalışanlarının mali verileri iyi olan KOBİ'lerden de teminat istediklerini, banka çalışanlarının işletmeye ait evrakları zamanında ve tam bir şekilde temin edemediklerini, işletme sahip veya yöneticisinin kredi ve finans konusundaki eksikliklerinin kredilendirme sürecini olumsuz etkilediğini göstermektedir.Bu bulgular ışığında KOBİ'lerin düzgün bir mali kayıt sistemine geçmeleri, işletme sahibi veya yöneticisinin eğitim seviyesi düşük olsa bile kredi ve finans konularında bilgi sahibi olması, KOBİ'lerin kredi ihtiyacı oluşmadan önce çevresinde bulunan banka şubeleri ile çalışmaya başlamalarının, KOBİ'lerin ve banka çalışanlarının işlerini kolaylaştıran unsurlar olarak öne çıkmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kredibilite, KOBİ, Teminat

Banka kredileriBanka çalışanlarıKOBİ+3
Korcan Şahin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründeki iç kontrol sistemi uygulamalarının banka personeli tarafından değerlendirilmesi

Bankacılık sektörüne toplumumuzdaki her kesimden insanın ihtiyacının bulunması ve sektörde yaşanan olumsuzlukların toplumun genelini etkilemesi sebebiyle, Bankalarımızda istikrarın ve güvenin temin edilmesi, faaliyetlerin tam ve güvenli olarak sürdürülmesi etkin bir iç kontrol sisteminin kurulması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.Bu araştırmanın amacı; Türk Bankacılık Sektörü'ndeki iç kontrol sistemi uygulamalarının banka personeli tarafından değerlendirilmesi sonrasında, iç kontrol sistemine etki eden faktörler ortaya çıkarılarak, bankalarımızdaki iç kontrol sisteminin daha etkin bir yapıya kavuşturulmasının sağlanması için önerilerde bulunulmasıdır.Araştırmanın evrenini, Türk Bankacılık Sektöründe faaliyet gösteren Kamu Sermayeli Mevduat Bankaları, örneklemini ise evren içerisindeki X Bankasının Türkiye genelinde görev yapan iç kontrolörleri ile iç kontrolörler dışındaki çalışanlar arasından seçilen banka personeli oluşturmaktadır.Çalışmada öncelikle literatür taramasında elde edilen bilgiler ışığında; iç kontrol ile ilgili genel bilgiler, iç kontrol sistemi ile ilgili uluslararası kabul gören ilkeler, iç denetim ile iç kontrol arasındaki farklılık ve iç kontrol sistemine ilişkin yasal düzenlemeler teorik bir çerçevede incelenerek, bankacılığımızdaki iç kontrol sistemi uygulamalarına ilişkin bilgiler paylaşılmıştır.Yapılan anket uygulamaları sonrasında ise; iç kontrolörlerin tecrübeli banka personeli arasından seçilmesi gerektiği, kontrol kültürünün oluşturulması amacıyla banka çalışanlarının sürekli ve düzenli bir eğitim programına tabi tutulmaları gerektiği, iç kontrolörler tarafından düzenlenen raporların şubenin/personelin performans kriterlerinde kullanılmasının iç kontrol sisteminin etkinliğini artıracağı gibi sonuçlara ulaşılarak, elde edilen sonuçlar doğrultusunda bankalarımızdaki iç kontrol sisteminin daha etkin bir yapıya kavuşturulmasının sağlanması için önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Banka, Kontrol, Kontrol Kültürü, İç Kontrolör, Banka Personeli

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+3
Taner Şen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari bankalarda iç kontrol sisteminin operasyonel risk yönetimi açısından değerlendirilmesi

Küreselleşme, finansal ürünlerin gelişimi ve teknolojik gelişmeler sonucunda mali piyasalarda yaşanan hızlı değişim süreci bankaların maruz kaldığı finansal risklerin artmasına yol açmıştır. Çok çeşitli risklerle karşı karşıya olan bankalar bu gelişmeler sonucunda iç kontrol ve risk yönetimi sistemine çok daha fazla önem vermeye başlamışlardır.Finansal sektörler arasında yaşanan bütünleşme sonucunda bir ülkenin finans piyasasında yaşanan istikrarsızlık diğer ülke piyasalarında da istikrarsızlık ve krizlere yol açmış, bu durum iç kontrol sisteminin tesis edilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır. Bankalarda etkin bir iç kontrol sisteminin kurulmasının en önemli nedenlerinden biri de karşılaşılabilecek risklere karşı önlem almaktır. Araştırmada, bu riskler arasında en eski ve potansiyel zarar boyutu en yüksek olmakla birlikte kredi riski ve piyasa riski başta olmak üzere birçok finansal riske kaynaklık eden ancak bir disiplin olarak dikkate alınması 2001 yılında mümkün olan operasyonel risk incelenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın birinci bölümü, genel hatlarıyla iç kontrol ve operasyonel risk yönetiminin anlatıldığı giriş bölümüdür. İkinci bölüm ise kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. Bu bölümde, ilk aşamada iç kontrol sistemi üzerinde durulmuştur. İç kontrol disiplininin ortaya çıkışından, iç denetimden farklı olan yönlerinden, dünyada ve Türkiye'de iç kontrol üzerine yapılmış olan düzenlemelerden bahsedilmiştir. Ayrıca ticari bankalarda meydana gelen operasyonel riskler, bu risklerin ölçülmesi, sayısallaştırılması ve operasyonel risklere sermaye tahsis edilmesi kısaca operasyonel risk yönetimi üzerinde durulmuştur. Araştırmanın uygulama bölümü olan üçüncü bölümde ise, etkin bir iç kontrol sisteminin operasyonel risk yönetimi açısından incelenmesi konusunda Halkbank uygulamasına yer verilmiştir. Bu bölümünde Halkbank kısaca tanıtılmış, bankanın iç kontrol sistemi ve operasyonel risk yönetim sistemi mercek altına alınmış, organizasyon şemasında yer alan bazı önemli birimlerinin operasyonel risk noktaları belirlenerek iç kontrol uygulamalarının söz konusu kontrol noktaları üzerindeki etkilerine ışık tutulmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, iç kontrol sistemi ve operasyonel risk yönetim sistemine ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Araştırmanın en son bölümünde ise ulaşılan sonuçlar ve getirilen öneriler yer almaktadır.Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda araştırmanın temel amacını, ticari bankalarda tesis edilen etkin bir iç kontrol sisteminin, operasyon el risk yönetimi açısından önemini değerlendirmek oluşturmaktadır. Diğer amaçları ise, ticari bankaların iç kontrol sistemi ve operasyonel risk yönetim sürecini detaylı bir şekilde açıklamaktır.Araştırmanın önemini, çok büyük tutarda kayıpların nedeni olarak görülen operasyonel risk faktörlerini tespit etmede iç kontrol sisteminin fonksiyonunu vurgulama konusunda hayati bir değere sahip olması kapsamaktadır.

Bünyamin Hakan Açdoyuran
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İpotekli konut finansman sistemi (mortgage sistemi) ve Türkiye açısından değerlendirilmesi

Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye'de hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşmeye bağlı olarak konut ihtiyacı her yıl katlanarak büyümektedir. İmar ve iskana aykırı yapılaşma, plansız ve sağlıksız kentleşmeye neden olmakta ve büyük şehirlerimizin en önemli sorunları içerisinde yer almaktadır.Özellikle son yıllarda ekonomik ve mali alanlarda yaşanan olumlu gelişmelerle birlikte kurumsallaşma sürecine önem verilmiş ve yeni bir konut finansman sistemi uygulaması için bazı adımlar atılmıştır.Bir ülkenin konut finansman sistemindeki sorunları çözmek için ülkenin mevcut ekonomik koşulları göz önüne alınarak hem ulusal hem de uluslararası gelişmelere uyum sağlayabilecek bir konut finansman sistemi geliştirilmelidir.Konut sektörü ülke ekonomisi için çok önemlidir. Ekonominin kalkınması ve gelişmesi adına atılacak bir adım, sektörün diğer (finans, emlak, bankacılık vs. gibi) sektörlerini direkt ilgilendirdiğinden konut sektöründeki canlılık tüm ülke geneline yayılacaktır.Bu çalışmanın amacı; Finans sektörü gelişmiş ülkelerde uzun zamandan beri başarılı örnekleri gösterilen uzun vadeli konut finansmanı sistemini (mortgage) ayrıntılarıyla incelemek ve hızla gelişmekte olan ülkemiz için uygulanabilirlik durumunu tespit etmektir.Bu çalışmada sisteme has kavramlardan, sistemin işleyişinden ve sistemi oluşturan unsurlardan bahsedilmiştir. Son olarak da sistemin Türkiye'de uygulanabilirliği incelenmeye çalışılmıştır.

Konut edinmeKonut kredisiKonut piyasası+5
Zuhal Şahin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

AB'ye giriş sürecinde Türkiye'de bireysel kredilendirme politikalarında yapılan değişiklikler ve hizmetiçi eğitimi

Avrupa Birliği `ne girme sürecinde olan Türkiye'de bankacılık alanında hızla gelişen ve rağbet gören Bireysel kredilendirme sektörü oldukça önem kazanmıştır. Özellikle Avrupa'da ve tüm dünyada giderek artan ticaret hacmi ve bireysel zenginlikler sonucunda Bireysel kredilendirme, toplam bankacılık faaliyetleri içindeki payı gün geçtikçe artmaktadır. Bu nedenle çok araştırılan ve ilgi gören bir alandır. Dinamik bir yapıya sahip olan Türkiye'de bireysel kredilendirme sektöründe de önemli değişiklikler yaşanmakta ve bankalar kendilerini bu değişimlere uymak için sürekli yenilenmektedir. Bu çalışmada bireysel kredilendirme özellikleri, Türkiye'de ve AB `de uygulanan bireysel bankacılık çeşitleri hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca AB'ne girmek sürecinde ülkemizin bireysel kredilendirme mevzuatlarının uyumlaştırılmasına yönelik düzenlemeler, bireysel kredilendirme politikalarındaki değişiklikler ve çalışanların yeni yapının gerektirdiği niteliğe ve yetkinliğe ulaşmalarını sağlamak için verilen eğitim programları incelenmiştir.

Kübra Terzioğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Erken uyarı sistemlerine göre bankacılık krizlerinin incelenmesi ve kriz dönemlerinde banka personelinin eğitimi

Bu çalısmada, krizleri öngörmede kullanılan çesitli erken uyarımodellerinden, seçilmis göstergelerin krizler öncesi dönemsel olarak izlenmesiyle,krizlere dair anlamlı sinyallerin rahatlıkla alınabilecegi belirtilmistir. Bu kapsamda,özellikle 1980' li yıllar boyunca dünyada ve ülkemizde yasanan finansal liberalizmhareketleri sonrasında meydana gelen belli baslı bankacılık krizleri incelenmistir.Yasanılan kriz tecrübeleri sonucu gelisen ve yıllar geçtikçe çok daha etkin biryapıya bürünecek olan erken uyarı modelleri, bankacılık krizlerinin öngörülmesindeönemli bir role sahiptir. Bununla birlikte, geçmiste oldugu gibi gelecekte de bir çokülkede, pek çok bankacılık krizinin yasanacagı gerçegi unutulmamalıdır. Finansalsistemin büyük bir bölümünü olusturan bankacılık sektöründe meydana gelebilecekkriz dönemlerinde, etkin bir erken uyarı modeli uygulamasıyla, bu krizlerinekonomiye olan maliyetleri önemli ölçüde azaltılacaktır.Etkin bir erken uyarı modeli uygulaması sonucunda olusturulacak krizyönetim stratejilerinde egitimli personelin önemi ise bu çalısmada dikkat çekilendiger bir önemli husustur. Çalısmada ayrıca, bankacılık sektörü ve tüm finansalçevreyle olan bilgi alıs-verisinin önemi de vurgulanmıstır.Kütüphane arastırması yönteminin (library research) kullanıldıgı buçalısmada literatür incelemesi yapılmıstır. Bu kapsamda konuyla ilgili çesitli kitaplar,dergiler ve makaleler incelenmistir. Veri toplamada bilgisayar ortamının dakullanıldıgı çalısmada, çesitli internet adreslerinden de kaynak olarakyararlanılmıstır

Mehmet Fatih Yalçınkaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılıkta risk derecelendirmesi analizi ve bilgi kullanıcıları açısından önemi ve ortaya çıkan eğitim ihtiyacı

Günümüzde sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere paralel olarak bankacılık sektörü de gelişmektedir. Bankaların sermaye piyasalarında yaşanan bu gelişmelere ve globalleşmeye ayak uydurabilmesi için yeni finansman kaynaklarına ulaşması gerekmektedir. Bu çalışmada, yukarıdaki gerçeklerden hareketle risk derecelendirmesi kavramı ve uluslararası alanda faaliyet gösteren derecelendirme firmaları üzerinde durulmuştur. Bankacılıkta karşılaşılan riskler ve derecelendirme firmalarının bu risklerin analizinde kullandıkları ölçüt ve yöntemler ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Ayrıca bankalara getirilen zorunluluk nedeniyle, risk yönetimi ile ilgili bilgiler de çalışmaya dahil edilmiştir. Bankaların risk yönetimi organizasyonunu kuruluş aşamasında olmasından dolayı, karşılaştıkları sorunlardan yetişmiş personel eksikliği sorunu ele alınmıştır. Bankaların bu sorunu ortadan kaldırmak için hizmet içi eğitim yönetimini kullanmaları gerektiği belirtilmiştir. Buna parelel olarak hizmet içi eğitimle ilgili temel bilgiler verildikten sonra, risk yönetimi organizasyonunda görev olacak personel için, hizmet içi eğitim yönetiminin nasıl uygulanması gerektiği yönünde önerilere yer verilmiştir. Sonuç olarak yapılan araştırma ve incelemeler ışığında derecelendirme işlemin bankacılık sistemi ve Türk sermaye piyasası açısından önemi vurgulanmıştır.

Bankacılık sektörüDerecelendirme kurumlarıHizmet içi eğitim+4
Ali Bozyiğit
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Bistech geçişinin varantlara getirdiği yenilikler ve varant yatırımcılarının deneyimlerinin karşılaştırılması

Borsa İstanbul A.Ş. ile NASDAQ arasında imzalanan stratejik işbirliği kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda, BİST bünyesinde yer alan tüm piyasaların tek bir işlem platformu üzerinden hizmet vermesi hedeflenmektedir.30.11.2015 tarihinde, belirlenen anlaşma koşulları çerçevesinde BISTECH uygulaması yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşma, beraberinde piyasamız için birçok değişikliği barındırmaktadır. İşlem saatleri, fiyat marjları, yeni pazar yapılanmaları gibi pek çok değişiklik yaşanmıştır. Piyasa uzmanlarının pek çoğu, bu değişiklikleri "devrim" niteliğinde kabul etmekte ve özellikle işlem saatlerinin artmasının uluslararası piyasalar ile uyum kapsamında yapıldığını belirtmektedirler. BISTECH geçişinden önce "Kurumsal Ürünler Pazarında" işlem gören varantlar artık; "Kolektif Yatırım Ürünleri ve Yapılandırılmış Ürünler Pazarında" işlem görmeye başlamıştır. 2015 yılı itibariyle piyasa yapıcı kurumlar tarafından ihraç edilen dayanak varlık sayısının artmasıyla birlikte, varantlara duyulan ilgi bir nebze de olsa artmıştır. Çalışmamın ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak bahsedilen dayanak varlıklar ile yatırımcılar, yurt dışı endekslere dahi yatırım yapabilme olanağı bulmuşlardır. Çalışmada, BISTECH geçişinin yanısıra, varant yatırımında bulunmuş bireysel ve kurumsal yatırımcılara da yer verilmektedir. Özellikle "zaman değeri" kavramı ve bu kavramın yatırımcılar üzerindeki etkisinden bahsedilmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise, yatırımcıların varant işlemlerinden bekledikleri getiri oranı ve gerçekleşen kar ya da zarar üzerinde durulmaktadır. Varant yatırımcılarına yol gösterici bilgiler ve deneyimler sunabilmek, bu çalışmanın temel amacıdır.

BISTECHBorsa İstanbulTekeffül+1
Oğulcan Arasan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sistemi içerisinde katılım bankacılığının yeri ve katılım bankacılığının güçlü ve zayıf yönleri

Küreselleşen ve giderek büyüyen ekonomik sistemin olmazsa olmaz koşullarından biri, sağlıklı ve güçlü bir finansal sistem ve bankacılık sitemidir. Bankacılık sisteminin asli unsuru; tasarrufların değerlendirilmesi, toplanan kaynakların ekonomiye finansman desteği-kredi olarak sunulması ve ekonomik faaliyetler sürecinde finansal işlemlerin gerçekleştirilmesine aracılık etmesidir. Dini hassasiyetler nedeniyle faizin yer aldığı bankacılık sistemine katılmak istemeyen birey ve toplumların, sisteme katılmasının önü faizsiz bankacılık veya katılım bankaları yoluyla açılmıştır. Günümüzde dünya bankacılığında giderek büyüyen ve İslami esaslar doğrultusunda faaliyet gösteren katılım bankaları, atıl fonların ekonomiye kazandırılması işlevi ve faizsiz finansman modelleri ile ekonominin gelişmesine katkı sağlamaktadır. 1980'li yıllarda Türk bankacılık sektöründe yer almaya başlayan katılım bankacılığı, günümüzde beş katılım bankası ile Türk ekonomisine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada; katılım bankacılığının Türk bankacılık sektöründeki yeri, güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, katılım bankacılığının ürün ve hizmetler ile sayısal verileri değerlendirilmiş ve bankacılık sektörü ile kıyaslanmıştır. Ulaşılan bulgular doğrultusunda katılım bankalarının; mevduat ve ticari bankalara alternatif bir bankacılık türü olmadığı, bankacılık sektöründe çeşitlilik sağlayan İslami esaslara uygun finansal ürünler ile Türk bankacılık sektörüne ve Türkiye ekonomisine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Sistemi, Faizsiz Bankacılık, Katılım Bankacılığı, Faiz, Kar Payı.

Bankacılık sistemiFaizKar payı+3
Mevlüde Elif Alpun
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Foreks piyasaları ve Türkiye'de yasal düzenlemeler sonrası uygulama değişikliklerinin analizi

Bretton Woods para sisteminin 1974 yılında resmen sona ermesi ile birlikte oluşmaya başladığı kabul edilen Foreks piyasaları, ulaştığı günlük yaklaşık 5.5 trilyon dolarlık işlem hacmi ile dünyadaki en büyük tezgâhüstü piyasadır. Bu çalışmamızda Türkiye'de 2011 yılına kadar yasal bir düzenlemeye tabi olmayan Foreks piyasalarının, yapılan yasal düzenlemeler sonrasındaki uygulama değişikliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Foreks'in dünyadaki gelişimi ve bu konuda etkin olan ülkelerdeki uygulamalar incelenmiş ve Türkiye'deki uygulamalar ile karşılaştırılmıştır. Türkiye'de Foreks piyasaları, 2017 yılına kadar olan süreçte dünya uygulamalarına benzer bir yapı göstermiş, piyasa genel bir gelişme ve yükselme eğilimine sahip olmuştur. Bununla birlikte Sermaye Piyasası Kurulu'nun 2017 yılı şubat ayında kaldıraç oranını düşürme ve başlangıç teminatını yükseltme uygulaması ile beraber Foreks işlem hacimleri Türkiye'de dramatik bir şekilde düşüş göstermiştir. Ülkemizde Foreks piyasalarının canlandırılması ve alınması gereken önlemler konusunda düzenleyici otoriteye, işlem aracılarına ve piyasa yatırımcılarına önerilerde bulunmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Foreks Piyasaları, Kaldıraçlı Alım Satım, SPK Mevzuatı, Türkiye.

Finansal piyasalarForeks piyasasıMevzuat+5
Nurettin Ellialtıoğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sorunlu kredilerin yönetiminde varlık yönetim şirketlerinin rolü ve Türkiye uygulaması

Çalışmada özetle; krediler ve sorunlu krediler ile ilgili bilgiler, sorunlu kredilerin etkileri, çözüm yolları ve geçmişi ve çözümüne yönelik yaklaşımlar, varlık yönetim şirketlerinin dünyada ve ülkemizde ortaya çıkış süreci, önemleri, politikaları ve politikalarının amaçları, türleri, çalışma yöntemleri, etkenliklerini artıran etmenler, olumlu ve olumsuz yönleri ve ülkemizdeki yasal dayanağı, bankaların ve diğer mali kuruluşların varlıklarını elden çıkarma sebepleri ve elden çıkarma aşamaları, varlık yönetim şirketlerinin bu kuruluşların varlıklarını alma amaçları ve almayı tercih ettikleri varlık türleri, bu varlıkların alınması ve satılması ile ilgili aşamalar ve varlık yönetim şirketlerinin ve sektörün günümüzdeki durumu incelenmiştir.

Banka kredileriKredi politikalarıKredi yönetimi+3
Cem Bahadır
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal ekonomi politikaları uygulayan ülkelerin finansal krizlere olan duyarlılıkları: Türkiye örneği

Gelişmekte olan ülkelerin 1980 sonrası uyguladıkları neoliberal iktisat politikaları, 1990'lı yıllarda yaşanan finansal krizlerin nedeni olarak görülmüştür. Neoliberal politikalar neoklasik ekonomi kuramına dayalı, temelde kapitalist üretim ilişkilerinin tüm dünyaya yayılmasını hedefleyen yeni bir küreselleşme dalgasının politika aracıdır. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası aracılığıyla, IMF yapısal uyum programları adı altında uygulama alanı bulan neoliberal politikalar, gelişmekte olan ülkeler açısından bir bakıma kapitalistleştirme süreci olarak tanımlanabilmektedir. Bu bağlamda kapitalizmin doğuşu ve gelişimi, bu güne kadar geçirmiş olduğu dönüşümün incelenmesi, içeride kendiliğinden gelişen bir kapitalizm ile dışarıdan enjekte edilen bir kapitalizmin kriz dinamiklerini oluşturan yapısını anlamada yararlı olmaktadır. Bu çalışmada finansal kriz olarak ortaya çıkan gelişmekte olan ülke krizlerinin, esas itibariyle sermaye birikiminde neoliberal dönüşümle birlikte yaşanan çelişkilerin sürdürülemeyerek açığa çıkmasına neden olan kapitalist krizler olduğu üzerinde durulmaktadır. Washington Uzlaşması ile başlayan neoliberal yeniden yapılanmanın serbestleşme politikaları tüm dünyada ve gelişmekte olan ülkelerde makro ekonomik dengelerin bozulmasına yol açmıştır. Neoliberal iktisat politikaları, sermaye birikiminin devamlılığını sağlayan genişleyen yeniden üretim sürecini sekteye uğratarak, birikimdeki çelişkili yapının devamlılığını hassas dengeler üzerine kurmaktadır. Bu çalışmada Türkiye özelinde, neoliberal politikaların makro ekonomik göstergeler üzerindeki etkileri ve kriz oluşumuna zemin hazırlayan çelişkileri yaratan sistematiği anlatılmıştır. Neoliberal politikaların küresel ekonomiye eklemlenme amacıyla belirledikleri serbestleşme hedefleri, gelişmekte olan ülkelerin sermaye birikim sürecinde çelişkiler yaratmaktadır. Neoliberal politikalar, ülkeleri dışa bağımlı ve finansal sermaye girişlerine ihtiyaç duyan bir ekonomik yapıya dönüştürmüştür. Bu yapıdaki çelişkili birikim modeli, ülkelere kriz zemini hazırlamaktadır. Bu zeminden çıkış ancak ülke özgüllüklerine göre belirlenen iktisat politikaları aracılığıyla sağlanabilir. Neoliberal politikalarla kapitalizmin ilişkilendirilmesinde, politikaların toplumsal dokunun bozulmasında ve çözülmesinde oynadığı önemli rol dikkate alınmıştır. Teorik açıklamalarda zaman zaman kapitalizmin eleştirisi açısından etkili bir kaynak olarak gördüğümüz Marksist İktisat teorisinden yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Neoliberal politikalar, Kriz, Kapitalizm, Gelişmekte Olan Ülkeler, Sermaye Birikimi

EkonomiEkonomi politikalarıFinansal kriz+4
Şehnaz Begüm Şahin
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mikro Finans'ın kırgızistan uygulaması ve sonuçları (Celalabad vilayeti Alabuka bölgesi)

Günümüzün küresel dünyasında yoksul olanların durumunda fazla olumlu değişimgerçekleşmemekle birlikte daha da kötüye gitmektedir. Herkes gibi yoksul insanlar darefah seviyelerini iyileştirmek ve tasarruf etmek isterler. Ancak gelişen bu dünyanınşartları bu amaca her zaman müsait olmamaktadır.Yoksul insanları destekleyerek ekonomiye kazandırma amaçlı devletler çeşitliuygulamalara başvurmaktadır. Buna paralel olarak da ülkede işsizlik oranında birazalma olacağını planlamakta ve o yoksul hane halkını da ekonomiye kazandırmakiçin az da olsa üretime sevk etmeye çalışılmaktadır.Bu çalışmanın araştırma problemi, yoksullukla savaş için önerilen uygulamalardanmikro finans sisteminin Kırgızistan'daki kullanıcılarının başarısızlık sebepleriniortaya koymaktır. Mikro Finans yoksul kesimin kalkınması için çözüm olaraksunulan bugüne kadarki en başarılı uygulama olduğu konusunda görüşler vardır. Buuygulama şu anda nerdeyse tüm dünyada uygulanmakta ve herkes başarılı olduğufikrindedir. Sebebi bu uygulama yoksul insanlar ile bir veli gibi ilgilenerek onlarınsorunlarına yardım etmeyi amaç edinmiştir.Mikro Finans kurumlarının verdiği mikro krediler sayesinde yoksul kesim uzunvadede kalkınacağı düşünülmekte. Tüm krediler gibi bu mikro kredinin de bir krediveren tarafı ve o krediyi alıp kullanan tarafı vardır. Mikro finansın başarısı geneldekredi veren tarafından incelenmekte ve geri dönüş oranı bir ölçü olarak kabuledilmektedir. Ancak o krediyi kullanan açısından başarısı çoğu kez göz ardıedilmekte. Dolayısı ile yoksul kesimde hala bir kalkınma görülmemekte!

Talanbeg Seyitov
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Bankacılık sektöründeki dijital yeniliklerin banka müşterilerinin dijitalleşmeyi benimseme durumları üzerindeki etkisi

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler müşterilerin davranış ve alışkanlıklarını değiştirmekte, buna karşılık bu tüketicilere hizmet sağlayan işletmeler de ürün ve hizmetlerinde geliştirme sağlayarak farklılaşmaya çalışmaktadırlar. Dijitalleşmenin çok hızlı ilerleme kaydettiği günümüz koşullarında diğer sektörler gibi bankacılık sektörü de bu mobilitenin farkına varmış, müşterilerine ürün ve hizmetlerinin birçoğunu dijital olarak sunmaya başlamışlardır. Bu araştırma Türkiye'de bankacılık sektöründe yaşanan dijital yeniliklerin banka müşterilerinin dijitalleşmeyi benimseme durumları üzerindeki etkisini ortaya koymayı ve tüm dünyada devam eden Covid-19 pandemisi sürecinde banka müşterilerinin dijital bankacılık ürün ve hizmetlerinin kullanımına yönelik davranışlarının ne düzeyde değiştiğini anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın hipotezleri Teknoloji Kabul Modeline dayanarak oluşturulmuştur. Araştırmada 689 banka müşterisine çevrimiçi anket uygulanmış ve toplanan veriler istatistik programı yardımı ile regresyon analizine tabi tutularak araştırma hipotezleri test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda normal zamanlarda bankacılık sektöründeki dijital yeniliklere yönelik tutumun algılanan kullanım kolaylığından yüksek düzeyde etkilendiği, buna karşılık Covid-19 pandemisi sürecinde dijital yeniliklere karşı tutumun algılanan fayda değişkeninden yüksek düzeyde etkilendiği tespit edilmiştir. Ayrıca TBB tarafından yayınlanan dijital bankacılık verilerine göre, Covid-19 pandemisi sürecinde aktif dijital bankacılık müşteri sayısının %11,39 düzeyinde artmış olduğu, yapılan anket analizi sonuçlarına göre ise dijital bankacılık ürün/hizmetlerinin kullanımında %11,87 düzeyinde artış olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan 46 ve üzeri yaş grubunun dijital bankacılık ürün/hizmetlerinin kullanımında diğer yaş gruplarına göre farklılaştığı ancak Covid-19 pandemisi sürecinde bu farklılaşma düzeyinde azalma olduğu tespit edilmiştir.

Bankacılık sektörüBankalarBenimseme+6
Mustafa Beybur
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kredi portföylerinde sektörel yoğunlaşma ve risk ilişkisi: Türkiye örneği

Risk yönetiminin temel ilkesi portföy çeşitlendirmesidir. Ticari bankalar kredi riskini yönetebilmek için portföy teorisi çerçevesinde açtıkları kredileri etkin şekilde çeşitlendirmek zorundadır. Dolayısıyla bir bankanın kredilerinin belirli bir sektöre yoğunlaşması ciddi kredi kayıplarına maruz kalmasına neden olabilecek ana sebeplerden biridir. Bu çalışmanın amacı, sektörlere göre çeşitlendirmenin, Türkiye'de ticari bankaların kullandırdığı kredilerin riskine etkisini analiz etmektir. Kredi portföyünün bir yoğunlaşma ölçütü olarak Herfindahl-Hirschman Endeksi (HHI) kullanılmış ve 2002-2018 dönemini kapsayan yıllık verilerle dinamik panel veri yöntemi, kesin bir deyişle Genelleştirilmiş Momentler Yöntemi (GMM) esas alınarak analiz edilmiştir. Çalışmada sorunlu kredilerin diğer bazı belirleyicileri de analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, örneklemde yer alan 22 ticari banka için kredi portföylerinin etkin bir şekilde çeşitlendirilmesi kredi riskini düşürmektedir. Ayrıca kredi riskinin güçlü ve pozitif dinamik etkiler sergilediği de saptanmıştır.

Kredi riskiKredilerPanel veri modelleri+4
Devrim Yalçın
Marmara University · Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarında sorunlu kredilerin tasfiyesi işlemleri

Çalışmada sorunlu kredilerin tasfiyesi için katılım bankalarının uyguladıkları işlemler incelenmiştir. Çalışmanın amacı, katılım bankalarının sorunlu kredileri etkin bir şekilde yönetmek için uygulanan politikaları tanıtmak ve bu politikalar ile sorunlu kredilerin nasıl tasfiye edilebileceğini ortaya koymaktır. Çalışmanın ilk bölümünde İslami finans kavramı ve kuralları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümde Katılım Bankacılığı ve ürünleri hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Ardından sorunlu krediler tanımlanmış, ortaya çıkış sebepleri ve sonuçları detaylı olarak paylaşılmıştır. Sorunlu kredilerin yasal mevzuatı, muhasebesi ve katılım bankalarının sorunlu kredileri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise, sorunlu kredilerin tasfiye yöntemleri aktarılmıştır. Bu çalışmada, katılım bankalarının sorunlu kredileri yönetme performansı geleneksel bankalar ile karşılaştırılmış ve katılım bankaları için sorunlu kredilerin etkin bir şekilde yönetilmesi ve tasfiyesi için yol gösterici bir kaynak oluşturması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sorunlu Krediler, Katılım Bankacılığı, Tasfiye İşlemleri, İslami Finans

Banka kredileriFaizsiz bankacılıkKatılım bankacılığı+5
İbrahim Kılıçlıoğlu
Marmara University · Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe riski önlemede mevduat sigortacılığı: Türk bankacılık sektörü üzerine bir uygulama

Günümüzde ekonomik faaliyetler de teknolojik gelişmelere paralel olarak küresel bir nitelik kazanmıştır. Bu gelişmelere bağlı olarak işlem akışlarında zaman ve mesafe boyutları neredeyse sıfırlanmış ve dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir saatte işlem yapılabilir hale gelmiştir. Ancak paranın bu hızlı serüveni ve geçişkenliği, bulaşıcılık etkisiyle bir ülkedeki finansal krizi diğer ülkelere de taşımakta ve krizi küresel boyutlara çıkarabilmektedir. Finansal güvenlik ve istikrarın sağlanması bakımından krizlere karşı mücadele edecek kurumsal yapıların güçlendirilmesi ya da yeni bir finansal yapının kurulması büyük önem arz etmektedir. Bu bakımdan sektörde oluşabilecek olumsuzluklara bağlı olarak yaşanabilecek bir panik ortamında bankalara hücumu önlemek ve halkın güvenini sağlayarak bankalardaki tasarruflarının güvence altında olduğu ve geri ödeneceği garantisini vermesi nedeniyle mevduat sigortasının önemi daha da artmış bulunmaktadır. Çalışmamızda, banka temelli risklerin önlenmesinde mevduat sigortası uygulamasının rolü ve etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla 2001-2018 örneklem dönemde 21 ticari bankanın finansal sağlamlıkları Türkiye Bankalar Birliği veri tabanından alınan mali verileri mevduat sigortasındaki değişiklikler kapsamında kurulan doğrusal modelde sınanmıştır. Başka bir deyişle, mevduat sigortasının normal ve kriz dönemlerinde "banka riski"'ni nasıl etkilediği araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; mevduat sigortasının ekonominin normal işleyiş dönemlerinde finansal istikrarı olumlu etkilediği, ancak ekonomik kriz dönemlerinde tek başına yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Etkin denetim ve gözetime tabi tutulan bankacılık sektörü ile desteklenen ve gerekli yasal düzenlemeler yanında ülke şartları da dikkate alınarak oluşturulacak bir mevduat sigorta sisteminin finansal sektörün istikrarına da olumlu katkıda bulunacağı kanaati oluşmaktadır.

Bankacılık sektörüBankalarKriz+4
Muhlis Turan
Marmara University · Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım finans sektörünün kaynak temininde yeni yaklaşımlar ve bir model önerisi

Dünyada ve Türkiye'de katılım finans sektörünün gelişimi için son yıllarda önemli adımlar atılmıştır. Katılım finans sektörünün büyümesi için atılan bu adımların başında finansal kaynak ve ürün çeşitliliğinin sağlanması ve gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gelmektedir. Katılım finans sektöründe en fazla paya sahip olan katılım bankalarının hızlı büyüme göstermesinde bu faktörler etkili olmaktadır. Katılım bankalarının ülke ekonomisine daha fazla kaynak sağlayabilmeleri ve bankacılık sektöründeki paylarını arttırabilmeleri adına güçlü sermaye yapısına sahip olmaları gerekmektedir. Çalışmada, güncel yasal düzenlemeler ve yeni uygulamalar ışığında Türkiye'deki katılım bankalarının yurt içinden ve yurt dışından sağladıkları fon kaynakları incelenmiştir. Ayrıca yeni bir fon toplama ürünü olarak "Enflasyona Endeksli Vadeli Karz Hesabı" modeli önerisi sunulmuştur. Çalışmada, tasarruf sahiplerinin Türk Lirası cinsinden fonlarını enflasyona karşı korumayı amaçlayan enflasyona endeksli vadeli karz hesabının yapısı, işleyişi, diğer fon toplama ürünlerinden farkı, fıkhi dayanakları ve sektörde uygulanabilirliğini araştıran mülakat görüşmelerinin sonuçlarına yer verilmiştir. Enflasyona endeksli vadeli karz hesapları modelinin İslami kurallara ve katılım bankacılığı prensiplerine uygun bir şekilde hayata geçirilmesi sonucunda, katılım bankalarına uzun vadeli fon kaynağı sağlanması ve finansal sisteme girmeyen âtıl fonların ekonomiye kazandırılması beklenmektedir. Bu hesap ile milli paramıza karşı duyulan güven arttırılarak Türk Lirasının ve ülke ekonomimizin güçlenmesine katkı sağlanabilir. Bu çalışmanın sonuçları, sektör temsilcileri için politikalar önermekte, araştırmacılar için yol gösterici bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Faizsiz finans kurumlarıFinans sektörüFinansal gelişme+5
Recep Acar
Marmara University · Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm uygulamalarında yenilikçi ve alternatif finansman modelleri: TOKİ örneği

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2019 yılında "ülke genelinde dönüştürülmesi gereken 6,7 milyon konuttan acil / öncelikli dönüşüm kapsamında yer alan 1,5 milyonunun önümüzdeki beş yıl içerisinde dönüşümünün sağlanması" hedefi ilan edilmiştir. Buna göre ülkemizde her yıl 300 bin konutun dönüşümü sağlanmalıdır. Bununla birlikte, 2020 yılından itibaren ülkemizi olumsuz etkileyen Covid-19 pandemisi, özellikle 2018 sonrasında daha belirgin hale gelen kentsel dönüşümde finansman kaynağı temini sorununun derinleşmesi riskini arttırmaktadır. Nitekim tez kapsamında yapılan anket ve mülakatlarda da günümüzde kentsel dönüşümün finansmanında bir tıkanma yaşandığı teyit edilmiş ve Covid-19 pandemisi ile bu sorunun daha da artacağı vurgulanmıştır. Ayrıca, kurumların %29'u tarafından finansman kaynaklı gerekçelerle önümüzdeki beş yılda kentsel dönüşüm yapmayacakları ifade edilmiştir. Bu doğrultuda, kentsel dönüşümde kullanılan ve kullanılma potansiyeli olan finansman modellerine yönelik kavramsal ve teorik araştırmaların yanı sıra ülkemizde ve yurtdışında ayırt edici özelliklere sahip toplam 176 kentsel dönüşüm projesinin finansmanına yönelik yapılan analizlerden elde edilen verilerle yenilikçi ve alternatif finansman modellerini içeren model önerisi geliştirilmiştir. Geliştirilen model önerisi, kentsel dönüşümün önemli aktörlerinden olan TOKİ'nin İstanbul'daki uygulamalarından seçilen örnekler üzerinden test edilmiştir.

COVID 19FinansmanFinansman yöntemleri+2
Timuçin Kurt
Marmara University · Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü
2020
00