
11
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İç denetim faaliyetinin yönetimi: Kamu sektöründe karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Yönetim kavramı uygarlık tarihi kadar eskidir. Ancak özellikle endüstrileşmenin hız kazandığı 20'nci yüzyılın başından itibaren önemini giderek artırarak bilimsel hale gelmiştir. Bugün birçok kurum, amaç ve hedeflerine etkili ve verimli bir şekilde ulaşabilmek için yönetimin temel işlevleri olan planlama, organize etme, yönetme, koordine etme ve denetim süreçlerini sistemli bir şekilde uygulamaktadır. Diğer kurumlar gibi, iç denetim birimleri de yukarıda belirtilen yönetim işlevlerine ihtiyaç duymaktadır. Yönetimin, iç denetim faaliyetindeki önemini ortaya koyan hem ulusal hem de uluslararası mevzuatta pek çok standart ve ilke bulunmaktadır. Buna rağmen, ulusal yazında iç denetim birimlerinin organizasyon yapısı ve yönetim pratikleri üzerine yapılmış bütüncül bir araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışmada, iç denetim faaliyetinin yönetim fonksiyonları çerçevesinde etkili ve verimli planlanması, organize edilmesi, yönetilmesi, koordine edilmesi ve denetlenmesi süreçlerinin mevzuattaki yeri araştırılmış, birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılarak Türk kamu sektöründeki iç denetim faaliyetinin yönetimi uygulamaları incelenmiş ve incelemeler sonucunda tespit edilen sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Bilgi güvenliği yönetim sisteminin yükseköğretim kurumlarında sürdürülebilirliğinin incelenmesi
Bu çalışma, ISO/IEC 27001:2013 standardı kapsamında bir bilgi güvenliği yönetim sistemi kurulması ve sertifikalandırmasının zorunlu kılındığı kamu üniversitelerinin sistem kurulması aşamasındaki karşılaştıkları zorlukları ve kurdukları sistemlerin standardın istediği şekilde sürdürülebilirliği sağlayıp sağlamadığını tespit etmeyi amaçlar. Bilgi güvenliği yönetim sistemi kurulum ve işletim aşamalarında karşılaşılan zorluklar üniversitelerin bilgi güvenliği ekip üyeleriyle yapılan görüşmeler ve üyelere uygulanan anketler ile toplanmış ve kurumlar için faydalı olacağı düşünülen sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlarla birlikte henüz sürece başlamamış ve süreçte sıkıntılar yaşayan kurumlara bir yol haritası sağlanması hedeflenmektedir. Çalışmada kamu üniversitelerinin bilgi güvenliği ekipleriyle yapılan görüşmelerin yanı sıra bilgi güvenliği yönetim sistemi kurulumu için ekiplerini oluşturan, sürecin gerektirdiği varlık/süreç envanteri oluşturulması, risk analizi ve dokümanların oluşturulması gibi süreçleri tamamlayarak sertifikasyon denetimine yaklaşan kurumlarla, sertifikasını almış olan kamu üniversiteleri genelinde bir anket çalışması yapılmıştır. Anket, çoktan seçmeli, boşluk doldurmalı ve 5'li likert ölçekli sorulardan oluşmaktadır. Katılımcıların cevaplarının analizleri sonucunda, sistemlerdeki sorun teşkil edebilecek kategoriler tespit edilmiş ve sürdürülebilirliğin önündeki engeller ortaya konmuştur. Tespit edilen eksikliklerin giderilmesine yönelik çözümlerde sunulmaya çalışılmıştır.
Oyun teorisi perspektifinden çatışma yönetimi stratejilerinin karşılıklı etkileşimi ve denetçilere yönelik bir uygulama
Çatışma, taraflar arasında etkileşimin olduğu bir süreçtir. Dolayısıyla tarafların çatışma yönetimi stratejilerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, çatışmaya dâhil olan tarafların çatışma yönetim stratejilerinin oyun teorisi analiz araçları kullanılarak birlikte analiz edilmesi, en uygun strateji bileşimlerinin geliştirilen model kapsamında ortaya konulması ve model ile elde edilen kuramsal bulguların denetçilere yönelik ampirik bir araştırma ile ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, etkileşim kavramı dikkate alınarak tarafların çatışma yönetim stratejileri, birbiriyle eşleştirilmiş ve Karşılıklı İkili İlgi Modeli adı verilen yeni bir model geliştirilmiştir. Bu yönetim stratejileri rekabetçi veya işbirlikçi niteliklerine göre sınıflandırılmıştır. Model kapsamında seçilen çatışma yönetimi stratejilerinin karşılıklı etkileşimi oyun teorisinin temel oyun formları ile analiz edilmiştir. Modelin Mahkûmlar İkilemi Oyunu kapsamında analizi tarafların rekabet ve işbirliği stratejilerini birlikte benimsedikleri Nash dengesinin varlığına ve işbirliği dengesinin sürdürülebilirliğine yönelik kuramsal sonuçları desteklemektedir. Modelin Tavuk Oyunu kapsamında analizi, en az bir tarafın rekabetçi tutum benimsemediği dengenin varlığına ve rekabetin sürdürülebilir olmadığına yönelik kuramsal sonuçları desteklemektedir. Modelin Geyik Avı Oyunu kapsamında analizi ise her iki tarafın işbirliği stratejisini seçtikleri dengenin varlığına ve işbirliği tutumunun sürdürülebilir olduğuna yönelik kuramsal sonuçları desteklemektedir.
Bilgi yönetimi ve güvenliği sistemlerinde risk yönetimi uygulama farkındalığı: Üniversiteler üzerine bir inceleme
Günümüzde artan rekabet ortamı ile birlikte başarılı olmak isteyen işletmeler hem bilgi hem de risk yönetimi konularına öncelik vermek istemektedirler. Gelişen teknoloji ile birlikte bilgi yönetimi ve risk yönetimi konularını ayrı düşünmek pek de mümkün olmayacaktır. Bilgi yönetimi ve risk yönetimini başarılı bir şekilde birlikte uygulayabilen işletmeler başarılı olmaktadır. Artık işletmeler sermaye yatırımlarından çok teknolojik yatırımlara yönelmektedir. Teknoloji ile beraber daha iyi bir risk yönetimi sağlanabilir. İyi bir risk yönetimi için bilgi güvenliği ve bilgi varlıklarının korunması son derece önemlidir. Risklerin etkin bir şekilde yönetimi doğrudan bilginin yönetimi ile ilişkilidir. Bu doğrultuda bilgi tabanlı risk yönetimi işletmeler tarafından tercih sebebi olmuştur. Bilgi yönetim sistemleri ile risk yönetim sistemleri birbiri ile entegre edilmiş olmalıdır. Risk yönetimi süreçlerinde bilgi kaynaklı varlıkların potansiyel risklerin belirlenmesi, risklerin değerlendirilmesi ve risklere verilecek cevapların belirlenmesi amaçlanır. Bilgi sistemlerinin güvenliği ile birlikte ortaya çıkacak risklerde azaltılmış olur. Bilgi güvenliği beraberinde başarılı bir risk yönetimi ile rekabet avantajı, şirket karlılığı, sürdürülebilirlik ve itibar kazanımı da sağlanır. Bu çalışmada bilgi yönetimi ve risk yönetimi kavramları açıklanmış, bilgi yönetimi ve güvenliği sistemlerinde risk yönetiminin yeri ve önemi ortaya koyulmaya çalışılmış, anket katılımcılarının davranış ve farkındalığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada yöntem olarak Türkiye'de faaliyet gösteren Üniversitelerde çalışan idari personele yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasında hem demografik hem de katılımcıların konuya yaklaşım ve farkındalığını ortaya çıkaracak sorulara yer verilmiştir.
Makine öğrenmesi algoritmaları ile suistimallerin belirlenmesi
Kurumlar için tehdit unsuru olarak görülen suistimaller, kurumların yalnızca itibarını zedeleyip, güvensizlik ortamı oluşturmakla kalmayıp, faaliyetlerinin sonlandırılmasına neden olacak kadar etkili olabilmektedir. Suistimaller, yönetilmesi gereken en önemli kurumsal risklerden biri olmakla birlikte, bu riskin gerçekleşmesi durumunda ise sosyal ve ekonomik açıdan birçok olumsuz sonuç ile karşılaşılabilmektedir. Bu bağlamda, böyle bir riski yönetebilmek ve beraberinde sürdürülebilirliği sağlamak için, suistimallerin önlenmesi ve büyük boyutlara ulaşamadan ortaya çıkarılmasına yönelik, başta bankacılık ve finans sektöründe olmak üzere tüm sektörlerde faaliyet gösteren organizasyonların, nitelikli insan kaynağının yanı sıra veri analitiğine dayalı teknolojiye yatırım yapmaları kaçınılmaz olmuştur. Bu tez çalışmasının amacı, bankacılık ve finans sektöründeki suistimallerin ortaya çıkarılması konusunda, çalışanların demografik, mesleki ve finansal bilgileri üzerinden makine öğrenmesi algoritmalarından beşi aracılığıyla suistimal yapıp yapmadığına yönelik öngörü modelleri geliştirmek ve çalışanların profilleri üzerinden suistimallerin belirlenmesine yönelik literatürdeki eksikliği gidermektir. Bu çalışmada yöntem olarak, bir bankada 2017 ile 2021 yılları arasında suistimal yapan ve yapmayan çalışanlara ilişkin istatistiksel olarak anlamlı 8 değişken kullanılarak, Lojistik Regresyon, Rassal Orman, Karar Ağacı, Naive Bayes ve Destek Vektör Makinesi sınıflandırma algoritmaları ile çalışanların suistimal gerçekleştirip gerçekleştirmediği test edilmiş ve bu algoritmaların performans değerleri karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda, Yaş, Cinsiyet, Eğitim Düzeyi, Birimde Çalışma Süresi, İzin Kullanım Oranı, KKB Skoru, Kredi Başvuru Adedi ve Kredi Kartı Doluluk Oranı değişkenleri kullanılarak oluşturulan Lojistik Regresyon modelinin en yüksek doğruluk oranı ve F-Skor değerine sahip olduğu belirlenmiştir.
İç denetimde müzakere yetkinliğinin geliştirilmesine yönelik bir araştırma: Harvard Müzakere Modeli ölçeği
İç denetçiler denetim görevlerini yerine getirirken, denetlenen birimlerle iletişim ve etkileşim halinde bulunmaktadır. Bu durum iç denetçilerin müzakere alanını belirlemektedir. İç denetçiler müzakere yetkinliklerini kullanarak denetlenen birim ile ilişkilerinin yönetilmesini ve kurum içinde güvence faaliyetlerini yerine getirirken daha işbirlikçi bir ortam oluşturabilmesini sağlamaktadır. Ayrıca, iç denetçiler başarılı müzakereler yürüterek kuruma değer katma görevinin daha sağlıklı olarak yerine getirebilmesine olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada Harvard Müzakere Modelinin temel bileşenleri olan kişilerin sorunlardan ayrılması, pozisyonların yerine ihtiyaçlara odaklanılması, karşılıklı kazanç için seçeneklerin üretilmesi, nesnel ölçütler kullanmada ısrarcı olunması ilkeleri iç denetçiler perspektifinden incelenmiştir. Çalışma kapsamında Müzakere Endeksi Modeli, iç denetçilerin denetlenen birim çalışanlarıyla gerçekleştireceği müzakerelere uyarlanmış ve iç denetçilere yönelik uygulanan anket ile ölçülmüştür. Anket sonuçlarına göre iç denetçilerin müzakere becerileri tespit edilmeye çalışılmış ve sonuçları yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ülkemizde kamuda görevli iç denetçilerin denetlenen birim yöneticileri ve çalışanlarıyla gerçekleştirdiği etkileşimlerde genellikle müzakere becerilerine sahip oldukları ve iç denetçilerin demografik özelliklerine göre genel olarak bir farklılık bulunmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca, performans denetimi gerçekleştiren iç denetçilerde müzakere becerilerinin daha fazla kullanıldığı, uygunluk denetimi gerçekleştiren iç denetçilerde müzakere becerilerinin ise daha az kullanıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Harvard müzakere modeli, iç denetim, müzakere, denetlenen birim.
Blok zinciri ve akıllı kontratların Lng ticaretinde kullanılması
Ülkeler enerji ihtiyaçlarını karşılamak için daha hızlı ve pratik bir çözüm olan Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) ticaretini tercih etmektedir. Uluslararası LNG ticareti, doğası gereği bazı riskler içerir. Bu riskleri azaltmak ve taraflar arasındaki işlemlerin güvenli olarak gerçekleştirilmesi için akreditif kullanılır. Ancak, akreditifin karmaşık yapısı, işlemlerin uzun sürmesi, yüksek maliyetler, fiziksel belge inceleme süreçlerinin yavaş olması ve taraflar arasındaki koordinasyon eksikliği bazı sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunların teknoloji ile aşılabileceği düşünülmektedir. Özellikle blok zinciri, akıllı sözleşmeler ve IoT teknolojileri, bu riskleri azaltma potansiyeline sahiptir. Blok zinciri ve akıllı sözleşmelerin akreditif sürecine dâhil edilmesi dijital, otomatik ve izlenebilir örnek bir modeli temsil eder. Bu model, geleneksel kâğıt tabanlı süreci dijitalleştirerek işlemlerin anlık ve şeffaf bir şekilde paylaşılmasını, kolaylıkla takip edilmesini ve akreditif sürecindeki sorunların büyük ölçüde giderilmesini sağlar. Böylece, taraflar arası koordinasyon daha hızlı sağlanır, maliyet ve riskler azalır. Tez kapsamında, akıllı sözleşmeler ile otomatik bir sistem üzerinden LNG ticareti yapılabilir mi? sorusu araştırılmıştır. LNG sözleşmeleri incelenerek blok zinciri tabanlı akıllı sözleşme modeli analiz edilmiş ve bu model için araştırmalar yapılmıştır. Örnek bir sözleşme, akıllı sözleşme üzerinde gösterilerek Solidity dili ile Ethereum platformu üzerinde yazılım kodları geliştirilmiştir. Sonuç olarak, blok zinciri ve akıllı sözleşmeler LNG ticaretinde teknolojik açıdan kullanılabilir. Ancak, bu teknolojiler üzerinden oluşturulan sözleşmelerin hukuken geçerli bir sözleşme olarak kabul edilip edilemeyeceği karmaşık bir konudur. Belgelerin elektronik olarak değiş tokuş edilmesi konusundaki zorluklar ve yasal düzenlemelerle ilgili bazı engeller görülmüştür. Bu nedenle, blok zinciri tabanlı akıllı sözleşme modelinin başarıyla uygulanabilmesi için devletlerin kendi yasalarında kâğıtsız ticarete yönelik somut adımlar atması ve yaşanabilecek ihtilafların çözümü için yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
Suistimal farkındalık düzeyi: İç denetçiler üzerine bir araştırma
21. yüzyılın başında çok uluslu şirketlerde yaşanan ünlü dolandırıcılık olayları sonrasında suistimale ilişkin bakış açısı oldukça değişerek; suistimali tespit etmeye ve önlemeye yönelik faaliyetler örtük bir bileşen olmaktan çıkmış ve bu durum yatırımcıların suistimal riskine karşı daha duyarlı hale gelmesine, iş ilişkilerine ve tedbir olanaklı mekanizmalara gösterilen ilgiyi arttırmaya sebebiyet vermiştir. Ulusal ve uluslararası standartlar özelinde iç denetimin suistimale ilişkin görev ve sorumlulukları netleştirilmiş ve suistimalle mücadeleye yönelik geliştirilen kavram ve metodojiler de önem kazanmıştır. Yapılan çalışmalar kapsamında çoğunlukla muhasebeciler, mali müşavirler ve bağımsız denetçiler merkeze alınmakta iken; suistimale ilişkin üst yönetime katkı sunmanın yanı sıra suistimalin tespit ve önlenmesinde güçlü bir savunma hattı niteliği taşıyan iç denetim de ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada, suistimal farkındalığının suistimal ile mücadeledeki önemi vurgulanarak, iç denetimin suistimalin tespit ve önlenmesindeki konumu açıklanmıştır. İç denetçilerin suistimale ilişkin görüşlerinin alınmasıyla yeni çalışmalara fayda sağlama, daha önce çalışılmayan bir konuyu ele alarak ve yapılmayan ampirik bir çalışmayı yaparak, yeni bir sentez ile literatüre katkı sunma motivasyonuyla; iç denetçilerin suistimal farkındalığını ölçmeye yönelik literatüre dayalı bir anket geliştirilmiştir. Türkiye'nin farklı kurum ve kuruluşlarında görev alan iç denetçilerin katılım sağladığı anket uygulaması çerçevesinde, demografik profil, suistimal tespit ve önleme teknikleri kullanım durumu ve teknoloji temelli tekniklerin kullanım durumunun suistimal farkındalığı üzerindeki etkileri çeşitli istatistiksel analizlerle test edilmiştir. Sonuç olarak, ankete katılan iç denetçiler çerçevesinde suistimal farkındalıklarının çok yüksek olduğu, araştırma kapsamında ele alınan demografik profile göre farkındalık ortalamalarında istatistiksel olarak bir fark olmadığı görülmüştür. Suistimal tespit ve önleme tekniklerinden elektronik yazışmaların gözetlenmesi, kurumlarda en az kullanılan yöntem olarak belirtilmesine karşın, iç denetçiler tarafından etkinliği yüksek olarak değerlendirilmiştir.
İklim değişikliği ile mücadelede yerel iklim değişikliği eylem planlarının kurumsal risk yönetimi çerçevesinde incelenmesi
Dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli risklerden biri olan iklim değişikliği, yerel, bölgesel ve küresel bir uzlaşının yaratılması ile mücadele edilmesi gereken bir sorundur. Bu bağlamda yerel yönetimlerin hazırlamış oldukları iklim değişikliği eylem planlarının, iklim değişikliği ile mücadelede etkili bir rol oynaması amaçlanmaktadır. Bunun için kurumsal risk yönetimi süreçlerinin iklim değişikliği yönetimine entegre edilmesinin önemli olduğu değerlendirilmektedir. Kurumsal risk yönetimi uygulamaları, risklerin sistematik ve bir bütün halinde ele alınması, risk sahiplerinin belirli olması, kurumsal risk hafızanın oluşturulması ve risklerin fırsatlar yaratabileceği gibi konularda yönetimlere katkı sağlamaktadır. Yerel iklim değişikliği eylem planlarının kurumsal risk yönetimi çerçevesinde oluşturulması bu açıdan önemlidir. İklim değişikliği yönetimi ile risk yönetimi uygulamalarının birlikte ele alındığı çalışmalar literatürde yer almaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de yerel iklim değişikliği eylem planı hazırlayan kent yönetimlerinin eylem planları, kurumsal risk yönetimi çerçevesinde incelenmiştir. Yapılan çalışmada, iklim risklerin tanımlanması, değerlendirilmesi, iklim riskine karşı cevap verilmesi ve izleme ve raporlama gibi kurumsal risk yönetimi süreçleri ve eylem planlarının iklim riskini ele alış biçimleri değerlendirilmiştir. Çalışma neticesinde, Türkiye'de hazırlanmış olan yerel iklim değişikliği eylem planlarında, açık bir risk tanımlamasının bulunmadığı, olasılık-etki değerlendirmelerinin eksik veya yetersiz yapıldığı, iklim değişikliğine uyum eylemlerine yer verilmediği ve gözden geçirme ve raporlama sürecinde eksikliklerin olduğu tespit edilmiştir. İlerleyen yıllarda hazırlanacak olan eylem planlarında bu eksikliklerin giderilmesinin ve karşılaştırılabilir yerel iklim değişikliği eylem planlarının hazırlanmasının önemli olduğu düşünülmektedir.
Ticari alacak riski yönetimi ve makine öğrenmesi algoritmaları ile modelleme: Bir model önerisi
Küreselleşmenin yükselişi ile global ticaretin görünümü değişmiş ve artan ekonomik entegrasyonun bir sonucu olarak kredi piyasasının gelişimi ekonomik büyümenin itici gücü olmuştur. Son yıllarda artan küreselleşme, teknolojik gelişimler, belirsizlik ortamı ve rekabet ile şekillenen yeni dünya düzeni beraberinde kurumların maruz kaldığı riskleri daha öngörülemez hale getirmiştir. Bu nedenle, kredi riski her zamankinden daha önemli hale gelmiş; yaşanan ekonomik şok ve kırılganlıklar kredi riskinin etkin bir şekilde değerlendirilmesini kaçınılmaz bir zorunluluk haline getirmiştir. Firmaların kredi risklerini iyi yönetebilmeleri rekabet güçlerinin artmasını sağlamasının yanında ülke ekonomisinin istikrarına da destek olur. Likidite ihtiyacının ve sermayeye erişim maliyetinin arttığı bu dönemde ticari alacak kredisi piyasayı destekleyici bir enstrüman olmuştur. Bu bağlamda, çalışmanın amacı özel sektörde faaliyet gösteren bir firmanın ticari ilişki içerisinde olduğu müşterilerin verilerinden ve ekonomik göstergelerden faydalanarak; makine öğrenmesi algoritmaları ile kredi riskini tahmin eden bir model geliştirmek ve literatürdeki bu eksikliği gidermektir. Çalışma ile müşterilerden gelen yeni bir siparişe ait borcun zamanında ödenip ödenmeyeceği sorusuna cevap aranmıştır. Böylelikle, borçlunun ödeme performanslarına göre olası zararın önceden görünür hale gelmesi ile karar vericilerin daha hızlı ve doğru karar almalarına destek olunması hedeflenmiştir. Bu kapsamda, kullanılan makine öğrenmesi algoritmaları içerisinden sınıflandırma tahmin gücü ve doğruluk seviyesi en yüksek olan rastgele orman olmuştur. Modelde etkili en önemli ilk altı değişken sırasıyla müşterinin ortalama vade aşım süresi, toplam ödeme tutarı, ödeme için anlaşılan vade süresi, müşteri ile olan ticari faaliyet süresi, son siparişin üzerinden geçen gün sayısı ve dolar kurudur. Ayrıca, ekonomik verilere bağlı özniteliklerin modelde etkili olduğu görülmüştür. İlerleyen çalışmalar için ürün tipi bazında farklı kredi riski modelleri geliştirilebileceği düşünülmektedir.
Krizler ve finansal risk yönetimi: İnşaat sektörü üzerine bir araştırma
2018-2023 yılları arasında meydana gelen olaylar hem dünya hem de Türkiye ekonomisinde oldukça zorlu bir süreç yaşanmasına neden olmuştur. 2018 yılında Amerika ve Çin arasında yaşanan ticaret savaşı dünya ekonomisinde güven ortamının bozulmasına ve belirsizliklerin artmasına sebebiyet vermiştir. Aynı süreçte Amerika ve Avrupa'nın bazı siyasi nedenlerden dolayı Türkiye'ye yaptırımlar uygulayacaklarını söylemesi Türkiye'de kur oranlarının aniden artmasına neden olmuştur. 2020 yılında dünya ekonomisi toparlanmaya başlamışken 2019 yılında Çin'de meydana gelen Covid-19 salgını tüm dünyaya yayılmıştır. Salgına karşı alınan önlemler Türkiye dahil tüm dünya ekonomisini olumsuz etkileyerek salgının kısa sürede küresel bir ekonomik krize dönmesine sebep olmuştur. Salgının olumsuz etkilerinden henüz tam olarak kurtulamadan 2022 yılında dünyanın en büyük enerji, emtia ve gıda tedarikçileri olan Rusya ve Ukrayna arasında kriz patlak vermiştir. Yaşanan bu kriz sonrasında dünya genelinde fiyatlar yükselmiştir. Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan savaşın etkisi diğer ülke ekonomilerine göre Türkiye ekonomisinde daha şiddetli hissedilmiştir. 2018-2023 yılları arasında yaşanan olaylar Türkiye'nin makroekonomik değişkenlerinde sürekli dalgalanmalar meydana getirmiştir. Krizlere karşı hassas bir yapıya ve Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olan inşaat sektörü bu dalgalanmalardan ve beraberinde getirdiği risklerden ciddi şekilde etkilenmiştir. Bu çalışma ile 2018-2023 yılları arasında yaşanan olayların Türkiye'de inşaat sektörüne etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle 2018-2023 yılları arasında inşaat sektöründe meydana gelen değişiklikler incelenmiştir ve 2018 ve 2022 yılları arasında geçen sürecin Türkiye'de inşaat sektörü için kriz dönemi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca bu süreçte sektörde faaliyet gösteren işletmelerin karşılaştıkları finansal riskler ve finansal risk yönetimi için uyguladıkları yöntemlerin araştırılması amacıyla anket çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin bu süreçten ne şekilde etkilendiği, hangi risklerle karşılaştıkları ve bu riskleri yönetmek için uyguladıkları yöntemler hakkında bilgi toplanmıştır. İşletmelerin çoğu söz konusu sürecin hem kendi işletmeleri hem de ülke ekonomisi açısından olumsuz olduğunu düşünmektedir. Ayrıca bu süreçte en fazla karşılaşılan riskin kur riski; en az karşılaşılan riskin ise kredi riski olduğu görülmektedir. 2018-2023 yılları arasında işletmeler için en büyük sorun maliyetlerdeki beklenmedik artışlar olmuştur. Ankete katılan işletmeler finansal risklerini yönetmek için genellikle kendi geliştirdikleri firma içi yöntemleri kullanmaktadır. İşletmelerin türev ürün kullanımının yeterli olmadığı görülmektedir. Çalışmanın sonunda elde edilen bilgiler doğrultusunda işletmelere finansal risk yönetimi konusunda önerilerde bulunulmuştur.