
114
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Rasim Özdenören'in eserlerinde Müslüman ahlakı
Ahlâk; davranış, kural, kalıp ve biçimleriyle kişisel ve toplumsal düzeyde geçerliliği kabul edilmiş olan değer yüklü bir sistemdir. Bu değer yüklü sistemin içeriği belirli etmenlerin bağlamında şekillenmektedir. İlgili etmenler içerisinde ayrıcalıklı bir konum teşkil eden din ise ilke ve esaslarını, toplumsal düzeyde ahlâk sistemi ile kaim kılmaktadır. Dolayısıyla tabiatları itibariyle mündemiç olan bu iki sistem üzerinden konuşulacak olursa ahlâktan bağımsız bir dindarlığın teorik düzlemde karşılığı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, pratik düzlemde çağlar boyunca dinin, ahlâk sistemi üzerindeki rolleri de tartışılagelmiştir. Özellikle modernleşme sürecindeki değişim ve gelişimlerin etkisiyle ahlâk sisteminin menşei ve ilkelerine dair birçok düşünür, filozof ve sosyolog farklı fikirler öne sürmüş ve söz konusu fikirler de başta Batı toplumlarında olmak üzere toplumsal düzlemde pratik yansımalarını bulmuştur. İlgili tartışmalar bağlamında Rasim Özdenören, toplumsal düzlemde etkisini sürdüren ve sürdürmekte olan bu din ve ahlâk sisteminin içkin doğasını aşkın boyutlarıyla "Müslüman Ahlâkı" çerçevesinde eserlerine yansıtmış ve işlemiştir. Bu çalışmada ise toplumsal düzlemde din ve ahlâk sistemlerinin bütünleşik boyutları ve modernizmin getirdiği toplumsal değişim sonuçları bağlamında "Müslüman Ahlâkına" dair özgün yaklaşım ve yorumlarda bulunan Özdenören'in eserlerindeki anlatımlar ele alınmıştır. Bu eserler ve anlatımlar dokümantasyon yöntemiyle incelenerek, din sosyolojisi perspektifinde anlayıcı yaklaşımla analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ahlâk, İslâm Ahlâkı, Takva, Tasavvuf, Maneviyat, Özdenören, Müslüman Ahlâkı, Modernleşme
Nahiv literatüründe yöntem ve Sabbân Hâşiyesi örneği
Yazıldığı ilk dönemden günümüze kadar Arap dili gramer alanında te'lîf edilen eserler bir takım yöntemlere göre te'lîf edilmiştir. Söz konusu yöntemlerin tercih edilme nedenleri, eserin yazılma amacı ile doğrudan bağlantılıdır. Kimi eserler kolay anlaşılma veya kolay ezberlenme amacı esas alınarak mensur metin veya manzum metin yöntemi ile kimi eserler anlaşılması zor eserleri açıklamak için şerh veya hâşiye yöntemiyle kimi eserler ise hacimli bir eseri özetleme gayesiyle ihtisar yöntemi ile te'lîf edilmiştir. Bu yöntemlerden her birinin kendine mahsus bir takım özellikleri vardır. Bu çalışmada, ilk önce te'lîf yöntemleri hakkında bilgi vererek ardından bu te'lîf yöntemlerinden hâşiye türünde yazılmış olan Hâşiyetü's-Sabbân eserini ele aldık. Çalışmadaki amacımız, söz konusu yöntemler ile yazılmış eserlerde saklı olan bu yöntemleri tespit ederek yöntemlerin amacını ve özelliklerini ortaya koymak ve değerlendirmektir. Çalışmayı meydana getirmek için nahiv literatüründeki eserlerin detaylı taramasını yaptık, tespit ettiğimiz yöntemlerden ise hâşiye yöntemini Hâşiyetü's-Sabbân eseri özelinde ele aldık. Yapılan çalışma ile birlikte Arap dili gramer literatüründeki eserlerin hangi yöntemler ile te'lîf edildiğini ortaya koyarak bu eserlerden faydalanmak isteyen okuyuculara yazıldığı yönteme göre eseri ele almasına katkı sağlamayı hedefledik.
The role of interest-free financing tools for ensuring sustainable export
Nowadays, no country can survive without involving into (international) trade activities. Exports and imports are two elements of the foreign trade. The major source of foreign reserve, GDP and other advancements for almost all developing states is exports. The main purpose of this thesis is to identify export related tools under Islamic finance, track recent improvements and highlight the best Islamic export financing practices in the world. The methodology used in this study is descriptive approach followed by some foreign trade financing experiments. The study also utilized the methodology of induction to clarify how Islamic finance can increase and improve export performance of the states. Due to the lack of interest free-financing data under export related statistics, an empirical or analytical approach seemed impossible for now. In this study, prominent interest free financial methods for exporting companies that do not wish to operate with interest and/or do not have necessary capital are investigated and policy recommendations are brought forward. In this regard, first; literature review, the importance of exports and financing status are discussed; then, the necessity of interest free finance is explained. Lastly, interest-free financing methods and examples at the export stage are debated. The study concluded that Islamic finance is far away from its potential to be used in the export finance. While we underline the overall situation in terms of interest free financing at the export stage, we realize in the literature review that there is almost no study focusing on the Islamic financing of export. Most of them are concerned with domestic trade or Islamic banks, rather than the export financing. This reveals that there is a need for further research on this topic. When we look at the interest-free export finance examples, we also realized that the international organizations have a crucial role. Essentially, interest-free financial activities are carried out with the help of international organizations.
Issues and challenges of participation banking in Turkey: The perception of employee
The main purpose of this study is to provide empirical analyzes of the issues and challenges faced by the participation banking in Turkey. The study focuses on factors that prevent further growth of the participation banking in the financial sector. These factors are collected under six headings which are legal and regulatory framework, management issues, Shariah governance, industrial issues, the perception of society, and risks. Primary data are collected by the survey conducted in the study and analyzed with a statistical program. Secondary data of the participation banking in Turkey is obtained from the authority institutions. The participants of the survey consist of participation bank employees in Turkey. It is aimed to present the issues and challenges faced by participation banking in Turkey through the perspective of the employees of participation banks directly with this survey. According to the survey results, the participation banking system in Turkey has not yet reached the potential level. The study concludes that there is a need for further regulations that would pave the way for participation banking for the legal and regulatory framework. Among the management issues, the competition in the financial system, and the similarity with conventional banking in terms of products and services are observed to be important challenges that slow the further development of participation banking. Due to the structure of participation banking, the lack of Shariah standards and central Shariah auditing are seen main issues within Shariah governance. Featured industrial issues are the lack of the wide range of products, skilled human resources, and complementary financial institutions. Along with the negative reputation, there is a lack of awareness about the participation banking system on the customer side within the perception of society. Finally, when the risks faced by participation banks are evaluated, the first three risks are: (1) the rate of return risk, (2) the credit default risk in debt-based financial products, and (3) the liquidity risk.
Cezayir aydınının din ve toplum anlayışı
Aydınlar toplumun en önemli kültürel ve entelektüel unsurlarıdır. Toplumu doğru yola yönlendiren, yanlışı açıklayan ve toplumsal kriz anlarında topluma çözüm verenler onlardır. Başka bir ifadeyle, toplum için Aydınlar, insan için su gibidir, insanlar onlara her zaman ihtiyaç duyarlar ve yokluğunda ölürler. Bu bağlamda aydınlanma her toplumda aynı değildir ve her toplumun kendi aydınlanması vardır. Cezayir aydınlanma söyleminin özellikleri, Cezayir ulusal tarihindeki mücadele aşamasında ortaya çıkmaya başladı. Başlangıcını Cezayir devletinin kurucusu olan Prens Abdülkadir'in (1808-1883) liderliği döneminde belirleyebileceğimiz Cezayir aydınlanma hareketi, takdiri hak eden çok önemli fikirlere ulaşmıştır. Cezayir aydınlarının çabaları, Cezayir toplumunda olumsuz bir değişim oluşturmaya ve onu dininden, kimliğinden ve kökeninden uzaklaştırmaya yönelik birçok girişimin engellenmesinde önemli etkilere sahiptir. Bunun yanı sıra Cezayir aydınları din ve toplum ile ilgili yeni fikirler getirmişlerdir. Buna dayanarak "Cezayir Aydınının Din ve Toplum Anlayışı" adı verilen bu çalışma, onların fikirlerini tartışmayı ve yakından tanımayı hedeflemektedir. Araştırma, yirminci yüzyılda yaşamış en önde gelen on Cezayir aydınının, din ve Cezayir toplumu ilişkisindeki etkilerini mercek altına almaktadır. Anahtar Kelimeler: Cezayir, Aydın, Din, Toplum.
Tertîbu'l-Furûk adlı eseri bağlamında Muhammed b. İbrahim el-Bekkûrî'nin usul anlayışı
Bu tezde, literatürde neredeyse kendisine hiç atıfta bulunulmamış olan Mâlikî hukukçusu Ebu Abdullah el-Bekkûrî'nin, Tertîbu'l-furûk adlı eseri bağlamındaki hukukî yaklaşımları detaylı bir şekilde inceledik. Birinci bölümde Bekkûrî'nin biyografisini, eserlerini ve içinde yaşadığı coğrafyanın ilmî, kültürel ve siyasi yapısını ele aldık. Bekkûrî, VII/XII. yüzyılda Endülüs'te doğmuş ve burada ilk öğrenimini tamamladıktan sonra Mağrib'e geçerek Merâkeş'e yerleşmiştir. Hayatı, hocaları ve öğrencileri hakkında kaynaklarda çok az bilgi yer almaktadır. Bu bölümde ayrıca araştırma konumuzla dolaylı olarak ilgisi bulunan Karâfî'nin biyografisine, eserlerine ve furûk literatürü gibi konulara da kısaca temas ettik. İkinci bölümde Bekkûrî'nin, hocası Şehâbeddîn el-Karâfî'nin furûk literatüründe çok önemli bir yeri olan Furûk adlı eserine sunduğu katkıları tertip, telhîs ve istidrâk başlıkları altında çeşitli örnekler üzerinden mercek altına aldık. "İstidrâk" başlığı altında Bekkûrî'nin hocasına yaptığı itirazlar bu bölümün en dikkat çekici konusudur. Tertîbu'l-furûk'un özelde furûk literatürü, genelde İslam hukuku alanındaki yerini tespit etmeye çalıştık. Son bölümde ise Bekkûrî'nin metodolojik yaklaşımları incelenmiştir. Özellikle maslahat kuramına dair tespit ettiği on üç ilkenin birçoğunu, hadisçi yönünün fıkhî görüşlerine yansımalarını, doktrin dışına çıkan görüşleri gibi meseleleri ayrı başlıklar altında ele aldık. Arap dili alanındaki yetkinliği ve bunun hukukî yansımaları, örfe bakışı, istishab ve zaruret prensiplerini kullanarak yapmış olduğu hukuki çıkarımlar da bu bölümde incelediğimiz konular arasındadır. Anahtar Kelimeler: Furûk-ı fıkhiyye, Karâfî, Furûk, Bekkûrî, Tertîbu'l-furûk.
Türkiye'de sukuk'un vergilendirilmesi
Islamic finance system, which has the potential to develop in non-Muslim countries as an alternative finance, is developing not only the banking sector but also other sectors. In other markets such as capital markets, financial markets, commodity markets, it creates a domino effect and creates a great impact on the economy. Therefore, a serious legislative infrastructure is needed for the development of this sector. This study, in addition to providing information on the Islamic finance products such as murabaha, musharaka, ijara, salam, istisna, mudaraba and sukuk especially examines on sukuk (lease certificate) and types of sukuk. Then, after giving information about the improvement of Islamic finance in Turkey, it describes the kinds of sukuk being implemented in Turkey. As a core study, taxation of sukuk in Turkey and sukuk in Turkish tax system are examined specifically. Moreover, in the United Kingdom, Malaysia, and Luxembourg, which are selected as comparable examples, the development of Islamic finance and taxation of sukuk according to the country's legislation are being studied. Finally, the recommendations and conclusion are included.
Muhammed b. Ömer el-Vâkıdî'nin hadisçiliği ve Kitâbü'l-Megâzfdeki hadislerin incelenmesi
Tarih boyunca hadisçiler ve tarihçiler arasında sıkı bir rekabetin olduğu söylenmektedir. Ancak bu rekabet iddiası modern dönemin bize dayattığı bir algı gibi durmaktadır. Her iki alanın mensupları arasında bir rekabetten ziyade sahip olunan mirasın farklı yönlerden muhafaza edilmesi söz konusudur. Bu itibarla tarihçiler ellerinde bulunan Hz. Peygamber'e ait malumatın nesillere aktarılması adına bir amaç belirlemişler ancak bu aktarım esnasında sorgulanabilir kriterler oluşturmamışlardır. Hadisçiler ise hadislerin Hz. Peygamber'e aidiyetini tespit edebilecekleri, sorgulanabilir bir sened mekanizması geliştirerek O'na ait hiçbir söz, fiil ya da takriri aktarmamışlar, bunu yapmaya çalışanları da sert bir şekilde eleştirmişlerdir. Bu amaçla pek çok kriter belirlenmiş ve bu kriterler hadis usulü diye adlandırdığımız metodolojinin temellerini oluşturmuştur. Her iki kesim arasındaki metodoloji kaynaklı ihtilaf özellikle hicrî ikinci yüzyıldan sonra belirgin bir şekilde devam etmiş olsa da her iki kesimin mensupları da birbirlerinin alanlarına dair eserler üretmekten geri durmamışlardır. Bahsini ettiğimiz hicrî ikinci yüzyıl içerisinde dahi bu çalışmalar başlamıştır. Söz gelimi tâbiîn neslinin önemli hadis âlimlerinden olan ve hadislerin tedvinini ilk kez gerçekleştiren İbn Şihâb ez-Zührî (ö. 124/742) el-Meğâzî isimli bir eser kaleme alarak hadisçi kimliğinin yanına tarihçi kimliğini de ekleyebilmiştir. Onun bu eser içerisinde kullandığı metotlar kendisinden sonra gelen pek çok âlimi derinden etkilemeyi başarmış ve sonuçta her iki alanda da söz sahibi olan isimler ortaya çıkmıştır. İşte bu isimlerden birisi hiç kuşkusuz Muhammed b. Ömer el-Vâkıdî'dir (ö. 207/823). Vâkıdî; hadis, tarih ve pek çok alanda otuza yakın eser kaleme almış fakat bunlardan sadece birkaçı günümüze ulaşabilmiştir. Günümüze ulaşan ve Vâkıdî'ye şöhret kazandıran eserlerinden en önemlisi ise çalışmamızın temelini oluşturan Kitâbü'l-MeğâzTdir. Vâkıdî bu eserindeki her bir bölümün kronolojik malumatını çok hassas bir şekilde vermesi ve geniş bir tarih birikimine sahip olması sebebiyle tarihçiliğini ortaya koyarken eserinde yer verdiği binlerce hadis rivayetiyle ve bu rivayetlerinde kullandığı bizim tespit edebildiğimiz dokuz farklı rivayet metotuyla da hadisçiliğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Vâkıdî, Meğâzî, Kitâbü'l-Meğâzî, Rivayet metodu, İslam Tarihi
Ulupamir Kırgızlarında dini hayat
Zorunlu göç toplumu olarak tarif edebileceğimiz Kırgız Türkleri, tarihsel süreçlerinde birçok defa göç etmiş ve son olarak 1982'de Afganistan'dan Van'a devlet tarafından yerleştirilmiş bir toplumdur. Bahse konu olan topluluğun dini hayat açısından ele alınması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma Din Sosyolojisi alanında yapılmaktadır. Çalışmada kullanılan yöntem ve teknikler bu alanda yaygın olarak kullanılan yöntem ve tekniklerdir. Ulupamir Kırgızlarının dini hayatlarının daha iyi anlaşılması amacıyla karma yaklaşım kullanılmıştır. Karma yaklaşım çerçevesinde nitel yöntem ve buna bağlı olarak katılımcı gözlem, mülakat teknikleri kullanılmış ayrıca nicel yaklaşıma bağlı olarak da anket tekniği kullanılmıştır. Yöntem ve tekniklerden elde edilen bulgular ise analiz edilip yorumlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dini hayatın kavramsal çerçevesi sunulmuştur. İkinci bölümde çalışmaya konu olan Kırgız Türkleri ve Ulupamir Kırgızları hakkında genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın asıl konusu olan Ulupamir Kırgızlarının dini hayatlarına yönelik bulgular ortaya konulmuştur. Sonuç olarak göç toplumu olan ve yerel halktan farklı dil ve kültürel yapıya sahip olduğu tespit edilen Ulupamir Kırgızlarının dini hayatları söz konusu yöntem ve teknikler kullanılarak ortaya konulmuştur.
İslamofobinin tarihsel boyutları
İslam ve Batı ilişkilerinde önemli bir belirleyici olan İslamofobi, İslam'a ilişkin statik ve irrasyonel söylemlerle teolojik boyutlarına sıkıştırılmaya çalışılan toplumsal bir problemdir. İslamofobiyi, sosyo-politik etkenlerinden bağımsız teolojik çatışmalar zaviyesinden değerlendirmek İslamofobinin tüm boyutlarıyla anlaşılmasına ket vurmaktadır. İslam dininin indirgemeci ve basitleştirici bir teolojik yorumu olması itibariyle İslamofobi tarihsel bir olgudur. Bu açılardan İslamofobiyi anlamlandırabilmede, İslamofobinin teolojiyle harmanlanan sosyo-politik kökenini incelemek önemli bir perspektif kazandıracaktır. İslamofobinin sosyo-politik kökenlerinin anlamacı ve açıklayıcı yaklaşımla incelendiği bu çalışmada İslamofobinin kırılma ve dönüm aşamalarını teşkil eden dönemlerin tarihsel sosyolojik bağlamı İslamofobiyi geliştiren sosyo-politik etkenler odağında dokümantasyon yöntemiyle analiz edilmiştir. İlgili dönem analizlerinden elde edilen anahtar kavramlar karşılaştırma ve tümevarım yöntemiyle ele alınmıştır. Bu kavramların İslamofobinin sosyo-politik kökenlerinde karşılık gelen bağlamları sosyolojik teoriler eşliğinde tartışılmıştır. İslamofobinin, İslam ve Batı ilişkilerindeki sosyo-politik mücadelelerin teolojik nitelikteki görünürlüğü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sosyo-politik mücadelelerde iktidar ilişkilerindeki çatışmaların büyük oranda belirleyici olduğu, iktidarların kimlik politikaları bağlamında İslamofobik kamuoyunu oluşturmak için sanat, medya ve bilimi işlevsel olarak kullandıkları tespit edilmiştir. Bu yönleriyle araştırmanın özgünlüğünü; İslamofobinin tüm tarihsel gelişim süreciyle birlikte ele alınmasının, teolojik/sosyo-politik bütünlüğün sosyolojik teoriler eşliğinde tartışılmasının ve yeni bir tanım getirme denemesinin teşkil ettiği söylenebilir.